Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet > İslam Alimleri
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslam Alimleri İslam Alimlerini bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26 Mayıs 2013, 20:01   #1 (permalink)
fenerbahçemmm..

-ÇAĞATAY- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 11 Mayıs 2013
Nerden: OndanBundanŞundan'ım..
(Mesajlar): 5.616
(Konular): 1327
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 72891
Aldığı Beğeni: 208
Beğendikleri: 162
Ruh Halim: Olu Gibi
Takım :
Standart BEHÂÜDDÎN ZEKERİYYÂ (Muhammed Bin Kutb-üd-dîn)


Hindistan’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Kutbüddîn bin Kemâleddîn el-Kureşî el-Esedî el-Mültânî es-Sühreverdî olup, lakabı Şeyhülislâm ve Behâüddîn’dir. Künyesi Ebû Muhammed olup, nesebi (soyu) Peygamber efendimizin ( aleyhisselâm ) mensûb olduğu Kureyş kabilesine dayandığı dedelerinin, 200 (m. 815) yıllarında Hindistan’a gelmiş oldukları rivâyet olunmaktadır. Behâüddîn Zekeriyyâ, 565 (m. 1169) senesinde Hindistan’da Mültân şehrinde doğdu. Yüz sene ömür sürdükten sonra, 665 (m. 1266) senesinde orada vefât etti. Namazını Hâce Nizâmüddîn-i Evliyâ kıldırdı. Türbesi tanınmakta olup, halkın ziyâretgâhıdır.
Behâüddîn Zekeriyyâ, çocuk yaşta ilim tahsiline başladı. Oniki yaşında iken Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. O sene babası vefât etti. Bundan sonra, ilim öğrenmek arzu ve iştiyâkı ile Horasan’a gitti. Buhârâ’da yedi sene ilim tahsil etti. Sonra hacca gitti. Hacdan sonra, Mekke-i mükerremede kalıp ilim tahsiline orada devam etti. Kemâleddîn Muhammed el-Yemenî hazretlerinden hadîs-i şerîf okuyup, icâzet (diploma) aldı. Bundan sonra Şam ve her biri ilim merkezi olan mübârek beldeleri ziyâret ederek, oralarda bulunan âlimler ve tasavvuf büyükleri ile sohbet etti. Nihâyet Bağdad’a gelip o zamanın en büyük evliyâsından olan Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretlerinin talebelerinden oldu. Kısa zamanda yetişerek, o büyük velîden icâzet aldı. Evliyâlık yolunu, insanlara anlatmak için hocası tarafından, memleketi olan Mültân’a gönderildi. Oraya gidip, hocasından öğrendiği yüksek hakîkat bilgilerini, kıymetli ve ince ma’rifetleri anlatmağa başladı. Onun bu gelişini beğenmeyip, kendisinin o beldede fazla olacağını düşünerek, kendisine; “Bu beldede âlimler var. Burası dolu, size burada yer yok” ma’nâsına, tam dolu bir kâse süt gönderdiler. Bundaki inceliği ve nükteyi iyi anlıyan Behâüddîn Zekeriyyâ, bunlara cevap olmak üzere; “Biz de âlimlerin gülü olmak üzere gönderildik” ma’nâsına, o kâsenin üzerine bir gül koyarak o kimselere geri gönderdi. Bu hâle çok hayret eden o kimseler, bu zâtın tanımadıkları, bilmedikleri bambaşka birisi olduğunu anladılar. Yaptıklarına pişman olup, hepsi de bu zâtın talebelerinden oldular. Orada, İslâmiyet bilgilerini anlattığını gören ilim âşıkları, her taraftan sohbetine koşmaya başladılar.
Behâüddîn Zekeriyyâ etrâfına nûr saçıyordu. O zamanda Hindistan’da bulunan en büyük evliyâdan Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker ve Hâce Kutbüddîn-i Bahtiyar Kâkî hazretleri ile aynı zamanda yaşamışlardır. Birbirlerini çok severlerdi ve birbirlerine çok bağlı idiler. Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker, Hâce Behâüddîn Zekeriyyâ’nın dayısı olduğu, aralarında akrabalık bakımından da böyle bir yakınlığın bulunduğu rivâyet edilmiştir. Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker ve Kutbüddîn-i Bahtiyar Kâkî, Mültân’a geldiklerinde bunu ziyâret etmişler ve aralarında çok güzel sohbetler olmuştur. Birbirlerine olan muhabbet ve bağlılıkları o derecede idi ki, bir defasında Hâce Behâüddîn, Ferîdüddîn’e yazdığı bir mektûbunda; “Sizinle bizim aramızda Allah aşkının neş’esi vardır” diye yazdı. O da, cevâbında; “Sizinle bizim aramızda o aşkın neş’esinden ziyâde Allah aşkının hakîkati vardır” şeklinde yazdı.
Hâce Behâüddîn ( radıyallahü anh ), bulunduğu beldede talebe yetiştirmekle kalmayıp, maddî bakımdan da insanların birçok hizmetlerinde bulunup, onlara fâideli oldu. Bulunduğu beldenin civarında, sırf ormanlık bölgelerde yaşayan, acı ve sıkıntı çeken insanlara yardım etti. Sulama kanalları ve su kuyuları açtırarak, bereketli yeşil tarlalar ve meyva bahçeleri meydana getirdi. Zaman ve çok enerji isteyen bu işleri yaparken, talebe yetiştirmeyi hiç ihmâl etmeyip çok gayretler gösterdi. Maddî bakımdan zengin bir kimse idi. Fakat bütün varlığını insanlara fâideli olmaya, Allahü teâlânın dînine hizmet etmeye harcadı, ömrü boyunca bu hizmetinden hiç geri durmadı. Allahü teâlânın ve dîne hizmet eden büyüklerin aşkı ile yanardı. Bu aşkla yaşadı ve bu aşkla vefât etti. “Allahü teâlânın muhabbetiyle hakîkaten dolmuş olan kalbler. Nasıl olur da bu aşkdan ve insanlara hizmetten kaçabilir” buyururdu. Talebelerinin bütün ihtiyâçlarını kendisi karşılardı. Bir zamanlar Mültân’da ciddî bir kıtlık olmuştu. Zamanın vâlisi bu büyük velînin yardımını istedi. Hâce Behâüddîn, malı çok olduğundan fakirlere, ihtiyâç sahiplerine dağıtılmak üzere bol miktarda tahıl, ayrıca yedi ölçek dolusu gümüş para gönderdi. Fakat kendisinin dünyâ malına hiç bağlılığı yok idi. Hepsini Allahü teâlânın râzı olduğu, fâideli yerlere sarfederdi. “Mal sevgisi, hiçbir zaman Allahü teâlâya olan sevgi ve muhabbetimizi geçemez” buyururdu. Malın, kendisini Allahü teâlâdan uzaklaştıracağı kimseler için düşman olduğunu, mala düşkün olanların Allahü teâlânın rahmetinden uzaklaşıp, günaha ve kötülüğe doğru kayacaklarını bildirirdi. Mutfağında çeşitli ve lezzetli yemekleri hazırlattırır, kalabalık bir sofrada talebeleri ile birlikte yemek yerdi. Herkese iltifât eder, yemek esnasında, etrâfında bulunanlara lokma ikram ederdi. Talebeler böyle iltifâtlardan çok hoşlanırlar, böylece hocalarına olan muhabbet ve bağlılıkları daha da artardı. Yemek esnasında, ba’zan fâideli güzel şeyler anlatırdı. Bir akşam sofrasında, birlikte yemek yerlerken, talebenin birisi, aldığı bir lokma ekmeği çorbanın içine batırıp yedi. Hâce hazretleri bunu beğenip, sünnet olduğunu bildirdi ve buyurdu ki: “Resûlullah efendimiz ( aleyhisselâm ), çorba tasına, lokmanın batırıldığı yemeğin üstünlüğünün, kendisinin diğer peygamberlere ve Hazreti Âişe’nin diğer kadınlara olan üstünlükleri gibi olduğunu bildirmişlerdir.” Malı ne kadar çok idiyse, ona olan muhabbbetsizliği ve sevgisizliği de o kadar çok idi. Birgün talebelerinden birine içerden, içinde beşbin dînâr bulunan bir kutuyu getirmesini söyledi. Fakirlere dağıtacaktı. Talebe gitti. Biraz sonra gelip, kutuyu yerinde bulamadığını söyledi. Behâüddîn ( radıyallahü anh ); “Elhamdülillah” dedi. Biraz sonra talebe tekrar gelip, kutunun bulunduğunu söyleyince yine; “Elhamdülillah” dedi. Hâdiseye şâhid olanlar, her iki hâlde de hamdetmesinin hikmetini suâl ettiler. Bunlara cevaben buyurdu ki: “Dervişler için dünyalık olan şeyin varlığı ile yokluğu birdir. O şey gelince sevinmezler, gidince üzülmezler. Kutunun gittiğini (kaybolduğunu) öğrenince, kalbime baktım. Dünyalığım gittiği için bir üzüntü hâlinin bulunup bulunmadığını, üzülüp üzülmediğini kontrol ettim. Bir üzüntü hâlinin olmadığını anlayınca, Allahü teâlâya hamdettim.
Kutunun bulunduğunu söyledikleri zaman bir sevinme hâli olup olmadığını yine kontrol ettim. Sevinç hâli bulunmadığını anlayıp, yine Allahü teâlâya hamdettim.” Hâce Behâüddîn, iyilik, lütuf, ikram ve ihsân sahibi, eli açık, cömert bir zât idi. Misâfiri çok sever, çok ikramlarda bulunurdu.
Tevâzu sahibi, gayet alçak gönüllü idi. Hiç kızmazdı. Haddîni bilmiyenlerden kendisini üzenler, rahatsız edip sıkıntı verenler, hattâ daha da aşırı giderek bağırıp çağıranlar, hakaret edenler olurdu. Bunların hepsine sabreder, hepsini affeder, hepsini hoşgörü ile karşılardı. Kendisine kötülük edenlere, iyilik ile karşılık vermeye çalışırdı. Kendisine sıkıntı verene, adetâ gül ikram eden, melek sıfatlı, çok yüksek bir velî idi. “Dervişliği seçenler, Allahü teâlâya götüren yolda denenirler, imtihan edilirler. Başkalarından gelen sıkıntılara karşı sakin ve sabırlı olmak yetmez. Aynı zamanda onlara gül demeti sunabilmelidir” buyururdu.
Hindistan’da yetişen evliyânın büyüklerinden olan Abdülhâk-ı Dehlevî ( radıyallahü anh ), Fârisî Ahbâr-ül-ahyâr kitabında, Hâce Behâüddîn Zekeriyyâ’yı anlatırken buyuruyor ki: “Şeyhülislâm Behâüddîn Ebû Muhammed Zekeriyyâ el-Mültânî el-Kureşî el-Esedî ( radıyallahü anh ), Şeyhüşşüyûh Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretlerinin halîfesi olup, Hindistan’daki evliyânın büyüklerindendir. Apaçık kerâmetler, yüksek makamlar sahibi idi. Bereketi her tarafa yayılmış idi. Nüzhet-ül-ervâh kitabının sahibi Mîr Hüseynî ve Ceme’ât kitabının sahibi Feridüddîn-i Irâkî bunun sohbetlerine devam ederlerdi. Onun terbiyesi ile yetişmişlerdir.” O, ağniyâ-i Şâkirînden (şükredici zenginlerden) idi. Dünyâ malı çoktu. Fakat onun bunlarda gönlü yoktu. Onun bu zenginliği, fakirlerden ve zenginlerden ba’zıları arasında çeşitli dedikodulara konu edildi. Allah adamlarının hâllerini anlıyamıyan bu zavallılar, o büyük zâtın mal toplamakla meşgûl olduğunu zannediyorlar, “Bizim bildiğimiz evliyânın dünyâ ile alâkası olmaz. Bunun ise, bu kadar malı var. Bu nasıl iştir” diyorlardı. Bunun gibi sözler, Behâüddîn hazretlerinin kulağına gidince, insanların dünyalık şeyler ile meşgûl olmasına” üzülerek, “Dünyânın tamâmının kıymeti nedir ki, bizde olan bir kısmının bir ehemmiyeti olsun? Allahü teâlâ, Nisa sûresi 77. âyet-i kerîmesinde sevgili Peygamberine hitâb ederek meâlen; “De ki, dünyâ metâ’ı (menfaati ve ondan istifâde etme, fâidelenme) pek azdır (ve çabuk sona ericidir)” buyuruyor. Yılan ile arkadaşlık etmek, onun zehrini tanımayanlara zarardır. Ama zararını bilip iyi korunan için, yılanın ne zararı olabilir. Bunun gibi, dünyâ malı, kendisine gönül verenler, bunun zararını anlıyamayanlar için elbette zararlıdır. Fakat, zararını iyi anlayıp, kendisini koruyanlar, ona gönlünü kaptırmayanlarda dünyalık bulunmasının hiç zararı olmaz” buyururdu.
Kendilerine Silsile-i âliyye denilen büyük âlim ve velîler silsilesinin yirmialtıncısı olan Derviş Muhammed buyuruyor ki: “Behâüddîn Zekeriyyâ el-Mültânî “kuddise sirruh”, zamanında, Hindistan’da bulunan evliyânın reîsi (önderi) idi. Zâhirî ve bâtınî ilimlerde derin âlim idi. Keşf, müşâhede, üstün makamlar ve yüksek hâller sahibi, şaşırmışların yol göstericisi idi. Birçok evliyâ yetiştirdi. Onun irşâdı ile (yol göstermesi, rehber olması ile), birçok insan küfür bataklığından, îmân şerefine ve ma’sıyetten (günah ve isyandan), tâate (Allahü teâlâya ibâdet ve itaate) kavuşmuşlardır. Bütün hayırların kendisinde toplandığı, şânı yüce, çok yüksek bir zât idi”
Hâce Behâüddîn Zekeriyyâ, Mecma’ul-ahyâr kitabında bildirilen vasıyyetnamesinde buyuruyor ki: “Kulların, Allahü teâlâya sıdk ve ihlâs ile ibâdet etmeleri gerekir. Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için; sözlerinde ve işlerinde, hâllerini güzelleştirmekten (düzeltmekten) ve nefsi hesaba çekmekten başka yol yoktur. Lüzumlu olmadıkça bir iş yapmamalı ve zarûret olmadıkça birşey söylememelidir. Birşey yapacağı ve birşey söyleyeceği zaman önce Allahü teâlâya sığınmalı, yapacağının ve söyliyeceğinin hayırlı birşey olması için O’ndan yardım dilemelidir.” Talebelerine vasıyyetinde buyurdu ki: “Size vasıyyet ederim ki, zikre, Allahü teâlâyı hatırlamaya çok devam ediniz! Zikr; talibi mahbûba kavuşturur. Muhabbet, her türlü kir ve lekeleri yakıp temizleyen bir ateştir. Bu hakîkî muhabbet hâsıl olunca, artık zikr eden, zikr olunanı müşâhede ederek zikreder, işte böyle yapılan zikr; felaha, kurtulaşa ereceklere va’d olunanların yaptığı zikrdir. Nitekim Allahü teâlâ, Cum’a sûresinin 10. âyet-i kerîmesinin sonunda meâlen; “(Her hâlinizde) Allahü teâlâyı çok zikr edin ki (dünyâ ve âhırette) felah bulasınız” buyuruyor.”
Behâüddîn Zekeriyyâ ( radıyallahü anh ) yine buyurdu ki: “Bir kalbde Allahü teâlâya olan aşk ateşi yok ise, o kalb ölü bir leş eti gibidir. Ama aşk ateşi varsa, o kalb, zât-ı ilâhînin ve ni’metlerinin aynası hâline gelir.”
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Kâmûs-ül-a’lâm cild-2, sh. 1411
2) Ahbâr-ül-ahyâr sh. 32





Kalpleri Fetheden Renkler, Yaşa FENERBAHÇE! Türk'ün Kalbi Seninle Atar, Yaşa FENERBAHÇE! Mazinde Bir Tarih Yatar, Yaşa FENERBAHÇE! Ne Mutlu Seni Sevene, Yaşa FENERBAHÇE!
-ÇAĞATAY- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
behâüddîn, bin, kutbüddîn, muhammed, zekeriyyâ, zekerİyyÂ


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557