Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet > İslam Alimleri
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslam Alimleri İslam Alimlerini bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26 Mayıs 2013, 20:01   #1 (permalink)
fenerbahçemmm..

-ÇAĞATAY- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 11 Mayıs 2013
Nerden: OndanBundanŞundan'ım..
(Mesajlar): 5.616
(Konular): 1327
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 72891
Aldığı Beğeni: 208
Beğendikleri: 162
Ruh Halim: Olu Gibi
Takım :
Standart BEHÂÜDDÎN-ZÂDE (Muhyiddîn Muhammed Bin Behâüddîn)


Osmanlılar zamanında Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. Tefsîr, hadîs ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi. İsmi, Muhammed bin Behâüddîn bin Lütfullah olup, lakabı Muhyiddîn’dir. Behâüddîn-zâde ve Behâî diye tanınır. Doğum târihi ve yeri bilinmemektedir. 952 (m. 1545) senesinde Kayseri’de vefât edip, Hocasının hocası olan Şeyh İbrâhim-i Kayserî hazretlerinin yanına defn olundu.
Çocukluğundan i’tibâren tam bir edeb ve terbiye ile yetiştirilen Muhyiddîn Efendi, ilim öğrenmek çağına geldiğinde, ilk tahsilini zamanının âlimlerinden olan babası Behâüddîn bin Lütfullah’ın huzûrunda yaptı. Ayrıca; Mevlânâ Hatîb-zâde, Muslihuddîn Kastalânî ve Sultan Bâyezîd Hân Gâzî’nin hocası Ma’rûf-zâde gibi devrin meşhûr âlimlerinden ilim öğrendi. Bu mübârek zâtların bereketli sohbetlerinde bulunmakla, kısa zamanda yetişip ilim ve fazilette emsal ve akranından ileri geçti. Zâhirî ilimlerin tahsilini tamamladıktan sonra, tasavvuf yoluna yönelerek, Şeyh Muhammed İskilîbî’nin huzûr ve hizmetlerine vâsıl oldu. Bu yolda ilerlemek için çok gayret etti. “Bize itaat uğrunda mücâhede edenlere, (iç ve dış düşmanlarla savaşanlara) gelince elbette biz onlara (bize götürecek) yollarımızı gösteririz” (Ankebût-69) âyet-i kerîmesi mucibince, gayretlerinin mükâfatı olarak, tasavvuf yolunda da kemâle gelip, sonra parlayan sabah güneşi misâli etrâfı aydınlatmaya, feyz ve nûr saçmaya başladı. Evliyâlık derecelerinin yüksekliklerine, ma’nevî kemâlâta kavuştu. Talebeleri yetiştirmek üzere hocasından icâzet aldı. Bundan sona asıl vatanı olan Balıkesir’e yerleşti ve orada bir miktar irşâd ile meşgûl oldu. Talebe yetiştirdi.
Bu arada, Muhammed İskilîbî’nin talebelerinin en yükseği ve halîfesi olan Abdürrahîm Müeyyedî de, hocasının İstanbul’daki zaviyesinde talebe yetiştirmekle meşgûl idi. Onun da vefâtından sonra Muhammed bin Behâüddîn İstanbul’a gelerek onun yerine geçti. Buradaki zaviyede talebe yetiştirmeğe başladı.
Muhammed bin Behâüddîn, kendilerine Kutb-ül-aktâb denilen yüksek evliyâdan idi. Sohbetleri gayet tatlı idi. Dinliyenlerin gönlünü çeker, bağlananların kalblerini ma’nevî kirlerden temizlerdi. Allahü teâlânın ni’metlerinin kendisinde tecellî ettiği bir kimse idi. Mübârek sînesi ilim hazînesi idi. Dili hep hakkı söylerdi. Her sözü hikmet dolu idi. Mübârek vücûdu mutlak nûr idi. İslâmiyetin emir ve yasaklarını gözetmekte çok dikkatli ve gayretli idi. Bunun için çok çalışırdı. Hakkı, doğruyu söylemekten çekinmezdi. Hakkı ve bâtılı ayırmakta keskin kılıç gibi idi. Kimseden korkmazdı. Bu husûsta başkalarının ayıplamalarından çekinmezdi.
Aklî ilimlerde (fen ilimlerinde), naklî ilimlerde ve Arap dili üzerinde çok geniş ve tam ilme sahip idi. Tefsîr ve hadîs ilimleri üzerinde de çok geniş ihtisası vardı. Kelâm ilmi ile tasavvuf ilmini cem’ etti. Kendisinde topladı, birleştirdi. Görünüşte bu iki ilim, birbirinden ayrı gibi idi. Bu ayrılık, tasavvuf âlimleri ile kelâm âlimlerinin bir mes’eleyi ifâde etmekte kullandıkları kelimelerin çeşitli ve değişik olmasından meydana geliyordu. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe’nin ( radıyallahü anh ) Fıkh-ı Ekber’ini şerh ederek, kelâm ve tasavvufun ayrı gibi görünen kısımlarını pek güzel îzâh ederek açıkladı. Ayrı zannedilen yerleri ortadan kaldırdı. Behâüddîn-zâde Muhyiddîn Efendi, zühd ve vera’ sahibi, olgun bir velî idi. Haram ve şüpheli şeylerden son derece sakınır, dînimizin emirlerine tam uyardı. Tasavvuf yolunun inceliklerine, edeplerine çok riâyet ederdi. Tasavvufa dâir çok risaleler yazmıştır. Allahü teâlânın emirlerini, Resûlullah ( aleyhisselâm ) efendimizin sünnetim yaymak ve bu kıymetli bilgileri insanların öğrenerek iki cihan saadetine kavuşmaları yolunda çok gayretli ve fedakâr olup, kendisini bu yola adamış, vakfetmiş idi. Hakkı ve bâtılı ayırd etmekte ve bildirmekte pervasız ve korkusuz idi. Müftî Ali Çelebi Efendi, ömrünün sonlarına doğru hasta olup, gücü kuvveti kalmadı. Uzun zaman hasta yattı. Temsil ettiği müftîlik makamının, vefâtından sonra boş kalmasından korktu. Pâdişâhtan, yerine bu işi yapabilecek faziletli birisinin ta’yin edilmesi için ferman çıkarmasını istedi. Behâüddîn-zâde’nin i’tikâdının sağlam olduğunu, vera’ ve takvâ üzere bulunduğunu, fıkıh bilgilerine tam vâkıf olup kendisine i’timâd ettiğini, yerini ancak onun doldurabileceğini bildirdi. Fetvâ makamını lâyıkıyle yürüteceğini haber verdi. Böylece Ali Çelebi’den sonra Behâüddîn-zâde müftî oldu.
Şakâyık-ı Nu’mâniyye isimli meşhûr eserin sahibi olan ve Taşköprü-zâde diye tanınan Ahmed bin Mustafa Efendi ( radıyallahü anh ), İstanbul’da Sahn-ı semân medreselerinden birinde müderrislik yapmakta iken, başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlatır: “Fâtih medreselerinde müderris olarak çalışıyordum. Bir gece, gecenin üçtebiri geçtikten sonra teheccüd namazını kıldım. Bundan sonra uyumuşum. Rü’yâmda kendimi Medîne-i münevverede Resûlullah efendimizin ( aleyhisselâm ) huzûrunda gördüm. Başıma bir taç giydirdi. Bu rü’yânın te’sîri ve heyecanı ile ve büyük bir sevinç içerisinde yattığım yerden doğruldum. Abdest alıp, âdetim üzere Kâdı Beydâvî hazretlerihin tefsîrini mütâlaaya başladım. Bu mübârek ve saadet dolu gecenin sabahında gördüğüm rü’yâyı hiç kimseye anlatmadım. Sabah namazından sonra Behâüddîn-zâde hazretleri bir haberci göndermiş. Gelen haberci selâm verdikten sonra dedi ki: “Behâüddîn-zâde Efendi size selâm ediyor. İnşâallah pek yakın bir zamanda zâtı âlileri kadılık makamına getirilecektir. Bu gece gördüğü rü’yânın ta’biri budur dedi.” Hâlbuki rü’yâmı kimseye anlatmamıştım. Anladım ki, Behâüddîn-zâde Muhyiddîn Efendi, gayb âleminden keşf yolu ile rü’yâmı anlamıştı. Bu vak’adan kısa bir zaman sonra kendisini ziyârete gittim. Gördüğüm rü’yâyı ve kendisi tarafından gelen habercinin naklettiği ta’biri anlattım. Rü’yâmın ta’birinin aynen öyle olduğunu bildirip, yakın zamanda kadı olacağımı müjdeledi. Bu sohbet esnasında ben, kadılığı taleb etmediğimi, mes’ûliyetinden korktuğumu söyledim. Bunun üzerine; “Kâdılık mesleğini taleb etme Bu mesleğe istekli ve hırslı olmak uygun değildir. Ama taleb ve rağbet etmediğin hâlde bu vazîfe verilirse, o zaman da reddetmeyip kabûl etmen gerekir” buyurdu. Bu çok güzel ve te’sîrli sözler gönlüme rahatlık verdi. Aradan çok zaman geçmemişti ki, bana Bursa kadılığı verildi. Behâüddîn-zâde’nin sözlerini hatırlayıp, bu vazîfeyi kabûl ettim.”
Rivâyet edilir ki, Behâüddîn-zâde Muhammed Muhyiddîn Efendi zamanında ba’zı uygunsuz hâller zuhur etmiş idi. O da, sohbet meclislerinde meydana çıkan bu uygunsuz hâllerin, Resûlullah ( aleyhisselâm ) efendimizin bildirdiği hükümlere uygun olmadığını, bu uygunsuzlukların derhâl yok edilmesini, ba’zı densiz kimselerin dînimize uymayan işler yapmalarına müsâade edilmemesi, bunlara mâni olunması gerektiğini söyledi. Onun bu sözleri, o uygunsuz kimselerin kulağına gidince, onlar bu zâta sinirlendiler. Hattâ öyle oldu ki, Behâüddîn-zâde’nin talebeleri, o uygunsuz kimselerin, hocalarına bir zarar vermelerinden endişelenmeye başladılar. Bu endişelerini kendisine arzettiklerinde, dil anahtarı ile söz kilidini açarak, şu mühim ve açık cevâbı verdi: “Sizin korku ve endişeniz bende yoktur. Ben, Allahü teâlânın izni ve koruması ile onların zararından korkmam. Eğer beni öldürecek olurlarsa şehîd olurum. Hapsederlerse, benim için uzlet ve halvet olur. Ya’nî orada yalnız başıma ibâdet ve tâat ile meşgûl olurum. Eğer beni bu beldeden uzaklaştırırlarsa, hicret etmiş olurum. Ya’nî bunların hepsi, Hakkı taleb edenler için saadettir. Hepsinin karşılığında nihâyetsiz sevâblar ve sayısız fâideler vardır.” Onun bu sözlerini dinliyenler, dînimizin emirlerine ne kadar bağlı olduğunu, din gayretinin ne kadar çok olduğunu ve Allahü teâlânın rızâsını başka herşeyden üstün tuttuğunu böylece daha iyi anladılar.
Behâüddîn-zâde Muhammed Muhyiddîn Efendi, 951 (m. 1544) senesinde hacca gitti. Ertesi sene dönüşünde Kayseri’de vefât edip, hocasının hocası olan İbrâhim Kayserî’nin yanına defn olundu.
Behâüddîn-zâde’nin yazdığı eserlerden ba’zıları şunlardır: 1- Şerhu Esmâ-il-husnâ, 2- Şerhu Fıkh-ı ekber li Ebî Hanîfe ( radıyallahü anh ) 3- Tefiafir-ül-Kur’ân. Bunlardan başka tasavvufa dâir birçok risaleler de yazmıştır.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Şakâyık-ı Nu’mâniyye cild-1, sh. 483
2) Şakâyık-ı Nu’mâniyye tercümesi (Mecdî Efendi) sh. 427
3) Sicilli Osmânî cild-4, sh. 344
4) Şezerât-üz-zeheb cild-8, sh. 293
5) Mu’cem-ül-müellifîn cild-9, sh. 120
6) Esmâ-ül-müellifîn cild-2, sh. 238
7) El-A’lâm cild-6, sh. 60
8) Kevâkib-üs-sâire cild-2, sh. 29
9) Keşf-üz-zünûn sh. 1034, 1287
10) Câmi’u kerâmât-il-evliyâ cild-1, sh. 153





Kalpleri Fetheden Renkler, Yaşa FENERBAHÇE! Türk'ün Kalbi Seninle Atar, Yaşa FENERBAHÇE! Mazinde Bir Tarih Yatar, Yaşa FENERBAHÇE! Ne Mutlu Seni Sevene, Yaşa FENERBAHÇE!
-ÇAĞATAY- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
behâüddîn, behâüddînzâde, bin, muhammed, muhyiddîn


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557