Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet > İslam Alimleri
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslam Alimleri İslam Alimlerini bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bölüm.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03 Haziran 2013, 02:43   #1 (permalink)
fenerbahçemmm..

-ÇAĞATAY- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 11 Mayıs 2013
Nerden: OndanBundanŞundan'ım..
(Mesajlar): 5.616
(Konular): 1327
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 72891
Aldığı Beğeni: 208
Beğendikleri: 162
Ruh Halim: Olu Gibi
Takım :
Standart Cerrâh-zâde


Osmanlılar zamanında Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İsmi, Muslihuddîn bin Alâüddîn’dir. Cerrâh-zâde diye meşhûr olmuştur. 901 (m. 1495) senesinde Edirne’de doğdu. 983 (m. 1575) senesinde yine Edirne’de vefât etti. Şeyh Şücâeddîn dergâhı bahçesinde medfûndur.
Edirne’de büyüyüp, zamanının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Bir müddet Câmi’ul-Atîk Medresesi müderrisi olan Molla Lütfullah’tan ilim tahsil edip “Kitab-ül-Miftâh” adlı eseri ondan okudu. Daha sonra Allahü teâlânın lütuf ve hidâyetiyle tasavvufa yöneldi. Babası, onun tasavvufa girmesini teklif etti. İlk önce kabûl etmediyse de, daha sonra pişman olup tövbe etti. Babasının huzûrunda zikir ve mücâhedeyle meşgûl olup yükseldikten sonra, kerâmetler hazînesi Hacı Çelebi diye meşhûr olan büyük velî Abdürrahîm el-Müeyyedî’nin sohbetine kavuşup ondan feyz aldı. 12 sene müddetle hizmetinde kalıp, kemâle geldikten sonra talebe yetiştirmek, Allahü teâlânın yüce dînini ve sevgili Peygamberimizin güzel ahlâkını anlatmakla, babasının yerine Edirne’deki Şeyh Şücâeddîn dergâhında vazîfelendirildi. Birçok talebe yetiştirdi. Çevresinde bulunan insanlara feyz verip aydınlattı. Daha sonra İstanbul’da bulunan Şeyh Muhyiddîn dergâhında, yedi sene müddetle talebe yetiştirmek, insanlara va’z ve nasihat edip güzel ahlâkı anlatmakla meşgûl oldu. Muhyiddîn Ali bin Bâli, ondan feyz alıp yükselen zâtlardandır. Sonra tekrar Edirne’ye dönüp irşâd vazîfesini yürütürken, Hakkın rahmetine kavuştu.
Cerrâh-zâde’nin talebelerinden olan Muhyiddîn Ali bin Bâlî, Ikd-ül-manzûm isimli eserinde, hocasının tasavvuf yoluna ilk girişini şöyle anlatır: “Hocam Cerrâh-zâde’ye tasavvufa nasıl girdiğini sordum. Buyurdu ki: “İlk zamanlar tasavvufa karşı ilgim ve isteğim vardı. Bu istek gittikçe fazlalaşıyordu. Ba’zı geceler arkadaşlarla ve dostlarla toplanır sohbet ederdik. Bir gece toplantıda bulunanların hepsi uyuduğu zaman, uyku ile uyanıklık arasında bulunduğum sırada, aniden gök yüzünden şiddetli bir gürültü ve çeşitli sesler duyuldu. Başımı kaldırıp baktığımda, içinde bulunduğumuz evin üzerine büyük bir taşın düştüğünü ve tavanın delinip taşın evin içine indiğini gördüm. Taş, evin içinde yerin dibine girip kayboldu. Bu şiddetli gürültüyü duyan evdeki herkes uyandı. Gürültünün ne olduğunu birbirlerinden sorduktan sonra tekrar uyudular. Ben ise uyuyamadım, üzerimde bir hâl meydana geldi. Son derece heyecanlanıp korktum, kalbim duracak gibi çarpıyordu. Rahatlamak için oradan ayrıldım, fakat her geçen saat korkum ve heyecanım artıyordu. Nihâyet korku ve heyecan hâlim gidip, sâkinleştim. Aklım başıma geldiği zaman gördüklerimden aklımda hiçbir şey kalmamıştı.
Birgün babam beni çağırdı ve tasavvufa girmemi teklif etti. Onun teklifini önce kabûl etmek istemedim. Bu esnada gözümden perde kaldırıldı ve bana kabir ehlinin hâlleri gösterildi. Kabir ehlinin yanında sabaha kadar kaldım. Arkadaş ve akrabâlarım üzüntü ve sıkıntı içindeydiler. Ben onlara iltifât etmedim ve sözlerinden yüz çevirdim” dedi. Ali bin Bâlî dedi ki: “Ben ona kabir ehlinin halleriyle ilgili neler gördüğünü sordum. Cerrâh-zâde buyurdu ki: “Allah onlara rahmet etsin. Onları kabirlerinde, evlerinde oturdukları gibi oturur hâlde gördüm. Ba’zılarının kabri çok geniş, kendileri sevinçli, refah ve sürûr içindeler. Bir kısmı, oturduğu yerin darlığı yüzünden ayağa kalkamıyor. Ba’zısının kabirleri dumanla dolmuş, ba’zısının kabri ateşten kıpkırmızı idi. Ba’zılarını zayıf ve ızdırap içinde gördüm. Onlarla konuşup hâllerini ve ölüm sebeplerini sordum. Bana gelip duâ istiyorlardı. Bu sırada kendimi ba’zan İstanbul’da, ba’zan Bursa’da ba’zan da hiç bilmediğim başka yerlerde görüyordum. Bütün bu hâlleri hayretle seyr ettim. Bu hâl bir müddet devam etti. Daha sonra anladım ki, babamın evindeyim. Aynı hâlim devam ederken bir de baktım, bir kişi gelip elimden tuttu ve beni bir yere götürdü. Onunla beraber birçok garîb ve acâib yerlerden geçtikten sonra, bir dağın tepesine ulaştık. Orada bir zât oturuyordu. Adam beni o zât’a takdim edip, size talebe getirdim dedi. O zâtın önünde diz çöktüm. O zât benim sağ elimden tuttu ve bir işâret koydu. Başka bir şahıs getirildi. Ona da bana yaptığının aynısını yaptıktan sonra, bize kalkmamızı ve bir kulübeye girmemizi emretti. Oraya gittiğimiz zaman, o kulübenin kapısı bize açıldı. İçeriye baktık ki, oranın içi, isi ve dumanı olmayan kor ateşle dolu idi. İçeri girmekten çekindik. Fakat zor ile içeriye sokulduk. Arkamızdan kapı kapatıldı. Orada, vücûdumuzun ateş değmedik yeri kalmayıncaya kadar yandık. Sonra kapı açıldı ve çıkmamız emr edildi. Bizi getiren adam geldi. Daha önceki geldiğimiz yere götürdü. Bu hâl üzerimden gittikten sonra, babam odama geldi. Sıkıntılı olduğumu görüp, bu hâlimin sebebini sordu. Ona başıma gelenleri anlattım. Babam cevâbında; “O gördüğün ateş, ilâhî muhabbet ateşidir. Bu gördüklerin, senin Hak yoluna gireceğine ve tasavvufu seven kişilerden olacağına delâlet eder” dedi. Babamın huzûrunda tövbe ettim. O andan sonra mücâhede (nefsin istemediklerini yapmak) ve zikirle meşgûl oldum.
İşte bu geceden sonra, kendimi küçük görme, kendimden geçme ve ba’zı hâller hâsıl olmaya başladı. Tasavvufa karşı meylim, isteğim ve Allahü teâlânın aşkının cezbesi fazlalaştı. Büyük bir teslimiyet ve sakinlik hâline girip, çok ibâdet etmeye başladım. Allahü teâlâ bana çok şeyler ihsân etti. Daha sonra beni, kerâmetler hazînesi, Allahü teâlânın velî kulu olan Hacı Çelebi diye meşhûr olan Abdürrahîm el-Müeyyedî’nin hizmetine verdi. Uzun zaman onun hizmetinde bulunup, zikir ve mücâhede (nefsin istemediklerini yapma) ile meşgûl oldum. Bana talebe yetiştirmek husûsunda icâzet verdi.”
Ali bin Bâlî anlatır: “Hocasının huzûrunda meydana gelen hâllerini sordum, cevaben dedi ki: “Hocamın hizmetinde halvette iken, zikre ve Kelime-i tevhîd söylemeye devam ediyordum. Heybetli bir zât gelip, elleriyle, benim göğsümü yarıp, öyle bıraktı. Sonra göğsüm eski hâline döndü. Tekrar gelip, iki taraftan da vücûdumu yardı. Bu iş saatlerce sürdü. Bundan dolayı çok şiddetli acı ve ızdırap hissettim. Bundan sonra, tasavvufta fenâ denilen hâl bende hâsıl oldu. Sâkinleşince, bu hâlimi hocama arz ettim. Çok sevindi, bana matlûba kavuştuğumu müjdeledi. Bundan sonra bana talebe yetiştirme husûsunda icâzet verip, babama gönderdi.”
Cerrâh-zâde, âlim, fâdıl, asrının bir tanesi ve zamanının iftiharı idi. Talebelerinin kalbine hitâb etmede büyük bir tasarruf sahibi idi. Sohbetinde bulunanlar kısa zamanda yükselirdi. Devamlı olarak insanlara hayrı tavsiye eder, va’z ve nasihatte bulunurdu. Çok ibâdet ederdi. Birçok kerâmetleri vardı. Bu kerâmetlerinden ba’zıları:
Talebelerinden Ali bin Bal! anlatır: “Onun sohbetinden sonra i’tikâfda bulunurdum. Birgün sabah namazını kıldıktan sonra, mescidde zikirle meşgûl iken, hocam Cerrâh-zâde de mescidin bir kenarında kıbleye yönelmiş olarak murâkabeye varmıştı. Ben onun, bir ân için bana iltifât edip baktığını düşündüm. Bu anda beni kuvvetli bir cezbe hâli kapladı. Benim üzerimde garîb hâller zuhur etti. Neredeyse kalbim duracaktı. Sonra bu hâlimin, onun tasarrufuyla olduğunun farkına vardım. Allahü teâlânın lütuflarına kavuştum.”
Ahîzâde (Molla Muhyiddîn) anlatır: “Birgün bulunduğumuz beldeden bir yere gitmek üzere yola çıkmıştık. Çok sıcak bir hava vardı. Son derece sıkıntılı ve hararetli bir hâle düştük. Susuzluk son haddîne varmıştı. Kâfilede ise hiç su kalmamıştı. Bize suyun bulunduğu yeri gösterecek birisi de yoktu. Susuzluktan ve hararetten ölüm derecesine geldik. Bindiğim hayvandan indim ve hâlimi düşünerek oturdum. Birde baktım ki, uzaktan bir karaltı gözüktü. O karaltının bize doğru yaklaşan birisi olduğunu farkettik. Bize yaklaşınca, ayağa kalkıp onu karşıladık. Bizim yanımıza gelince, heybesini sırtından indirip, içinden birkaç tane karpuz çıkardı ve önümüze koydu. “Size Şeyh Muslihuddîn Cerrâh-zâde’nin selâmı var. Yola gidebilmeniz için bu karpuzları yiyiniz. Bundan sonra azıksız yola çıkmayınız buyuruyor” dedi. Adama nereli olduğunu ve ne için geldiğini sordum. Dedi ki: “Şu dağın ardındaki Şeyh Muslihuddîn Cerrâh-zâde’nin köyündenim. Bana; “Filân medresenin müderrisi Molla Muhyiddîn yoldadır. Şiddetli susuzluğa düşmüştür. Sizden biriniz şu karpuzları ona çabukça götürüp versin” buyurdu. O, filân yerde ikâmet etmektedir. Ben onun emrine uyup, sizin tarafınıza bunun için geldim” dedi.”
Onun talebelerinden Osman Rûmî anlatır: “Bir gece mum yaktım. Onu odama getirip, direğin üzerine koydum, işime başladım. Uyuya kalmışım. Mum bitmiş, onun ateşinden direk yanmış, neredeyse oda da yanmak üzereyken uyandım, ateşi söndürdüm. Allahü teâlâya şükrettim. Bu hâli kimse bilmiyordu ve kimseye de anlatmamıştım. Sabah olunca, hocam Cerrâh-zâde’nin sohbet meclisinde idim; beni azarladı ve; “Neredeyse evi yakacaktın. Bir daha böyle yapma. Uyanık ol. Bu işini gizli tut” buyurdu.
Yine Molla Muhyiddîn Ahî-zâde anlatır: “Edirne’de Atîk Medresesi’nde müderris idim. Benim yanıma bir derviş geldi. “Sana bir müjdem var. Ancak ailem ve çocuklarımın nafakası yok. Birşey vereceğini umarak geldim” dedi. Ondan neyi müjdeleyeceğini sordum: “Sen, büyük vezîr Rüstem Paşa’nın Hayrabolu’da yaptırdığı medresede müderris olacaksın. Haber sana filan saat gelecek” dedi. Onun geleceğe dâir vermiş olduğu habere inanmadım. Herhangi birşey de vermeden geri gönderecektim. Sonra bu haberin nereden çıktığını ve onun kim olduğunu sordum. “Ben, Şeyh Muslihuddîn Cerrâh-zâde’nin sevenlerindenim. Aile fertlerimin çok olduğunu, fakir olduğumu ve borçlarımı ödemekte sıkıntı çektiğimi ona arz ettim. Bana buyurdu ki: “Bu gece Resûlullahı ( aleyhisselâm ) rü’yâmda gördüm. Bana Molla Muhyiddîn’in Atîk Medresesinden, Rüstem Paşa Medresesi’ne nakl olacağını haber verdi” buyurdu. Bu haber Cerrâh-zâde hazretlerine filân gün filân saatte ulaştı. Ben sizi bilmediğim ve tanımadığım hâlde size gönderdi. Bu haberi müjdele, umulur ki, size yardım eder ve ba’zı sıkıntılarınızı giderir” buyurdu. Onun emrine uyarak bu maksadla size geldim” dedi. Bundan sonra onun getirdiği habere inandım.
Ona birşeyler verdim. “Eğer senin dediğin gibi olursa, başka şeyler de veririm. Ba’zı zarurî ihtiyâçlarını gidermeyi söz veriyorum” dedim. Derviş yanımdan gitmişti. Ben olur mu olmaz mı diye tereddüt ederken, onun müjdelediği husûs, bildirdiği zamanda bana haber verildi.”
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Câmiu kerâmât-il-evliyâ cild-2, sh. 263
2) Ikd-ül-manzûm (Vefeyât kenarında) cild-2, sh. 312





Kalpleri Fetheden Renkler, Yaşa FENERBAHÇE! Türk'ün Kalbi Seninle Atar, Yaşa FENERBAHÇE! Mazinde Bir Tarih Yatar, Yaşa FENERBAHÇE! Ne Mutlu Seni Sevene, Yaşa FENERBAHÇE!
-ÇAĞATAY- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
cerrâhzâde

« Cevcerî | Cenânî »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557