Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslamiyet İslamiyet hakkındaki tüm bilgiler, haberler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Ağustos 2013, 14:02   #1 (permalink)
Emekli Yönetici

barışbalcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Temmuz 2013
Nerden: Samsun-Trabzon
(Mesajlar): 2.750
(Konular): 1781
İlişki Durumu: Karmaşık
Burç:
Renkli Para : 342907
Aldığı Beğeni: 754
Beğendikleri: 854
Ruh Halim: Yalniz
Takım :
barışbalcı - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Tarikatte On Usül

TARİKATTE USUL-İ AŞERE (TARİKATTE ON USÜL)
..:: 1 ::..

Tarikatte on usul vardır ki, Necmüddin Kübra rahmetullahi aleyh "Usûlü'l-Aşere"1 adlı eserinde bunları şu şekilde sıralamıştır:
1. Tevbe, 2. Zühd, 3. Tevekkül, 4. Kanaat, 5. Uzlet, 6. Zikre mülâzemet, 7. Tamamiyle Hakk'a dönmek, 8. Sabır, 9. Murakabe, 10. Rıza.
İşte bu esasların hakikatleri iyi anlaşılırsa, İslâm tasavvufunun ruhu meydana çıkar. Bir kısım dervişlerin ve bazı müteşeyyihlerin telkin ettikleri ve halkı hak ve hakikatten uzaklaştıran mânalara ve te'villere kapılmamak için bu esasların bir bir tahlil edilmesi icabetmektedir.

1. Tevbe:
Tevbeyi Peygamber Efendimiz "nedâmet"le tarif buyurmuştur2. Yani bir mü'min beşeriyet iktizâsı bilerek bir günah işler veya bir hatada bulunursa, bundan dolayı çok üzülür, kendi kendini levmeder, pişman olur ve bütün hayatınoa bir daha işlememe-ye karar verirse, tarif-i nebeviyyeye uygun tevbe etmiş olur. İşte bu tevbedir ki, günahı kökünden söker götürür. Yine Efendimizin : "Günahından tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir"3 mealindeki hadis-i şerifinin hükmü tebeyyün eder. Yoksa şâirin tasviri gibi, elde tesbih, dilde tevbe, fakat kalbi arzuladığı heva vü hevesiyle meşgul olursa, nefesi tevbe kapılarına ulaşamaz.

2. Zühd:
Her türlü mesâviden, kîl ü kâiden, abesten sakınmaktır. Bu, kuvvetli bir irade meselesidir. Çünkü, cemiyet içinde bundan kurtulmak çok müşkildir. Görülen her hangi bir kötülüğü Peygamber Efendimizin tarifi veçhile, "Önce eliyle, eğer muktedir değilse güzellikle söyleyerek diliyle iknâa çalışmak, ona da imkân bulamazsa, oradan uzaklaşarak kalbi ile nefret etmek"4 zühddür'. Fakat, başkalarına gördüğü kötülüğü anlatmak ve onun izalesinin lüzûmunu belirtmek, zahidin ayrıca vazifesidir. Yoksa, "Benim neme lâzım, günahı kendisine aittir" derse, vazifesini tam yapmamış, zımnen günaha iştirak etmiş olur. "Zühd, yalnız zahidin kendisine ait değildir, halkı da koruması tarikin icabıdır." Ancak herhangi bir kötülük zikredilirken, onu yapanların teşhisi ve ilânına lüzum yoktur; kötü olan fiildir. Maksat fiili zem ve takbihtir.
Yapanın su veya bu olması, kötülüğün hüviyetini değiştirmez, olabilir ki kötü hüviyetini taşımış olan kimse fi'lin icrasından bir an sonra nedamet etmiş, karşısındakinin kalbini almış ve ihkâk-ı hak etmiştir. Bilfarz vak'ayı bir gün, sonra nakleden zâhid, bilmiyerek gıybet çukuruna düşebilir. Onun içindir ki vak'ayı anlatıp, halkın sakınmasını temine çalışmak, hakka rehberliğin icabıdır. Asr süresindeki emir de böyledir5.

3.Tevekkül:
Yer yer ve zaman zaman yanlış tefsire mâruz kalan esaslardan biri de tevekküldür. Tevekkül, her işte bütün sebeplen yerine getirdikten sonra, Hak'tan vâki olan ve olacak tecelliye muntazır olmaktır; yani Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi deveyi bağladıktan sonra Hakk'a bağlanmaktır.6 Evin kapısını açık bırakmak, hırsıza girebilirsin demek olur. Bu Hakk'a tevekkül değil, hâşâ Allah'a bekçilik teklif etmek demektir. Tevekkül, kulca yapılması lazım gelen herşeyi yaptıktan sonra, Hakk'a iltica etmektir. Yani kulun kudret ve vüs'ati dahilinde, her ne yapılmak icabediyorsa, hepsini yapıp, Hakk-a boyun eğmektir. Yoksa, "Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler" sözünü, anlamadan, tevekküle tatbik etmek vebâl olur. Kul, Hakk'ın verdiği cüz'î iradeyi kullandıktan sonra, Mevlâ'nın tecelliyâtını beklemelidir.

4. Kanaat:
Bu esas da çok kere yanlış tefsir ve tevil edilen on esastan biridir. Kanaatin tükenmez bir hazine olduğu, kanaat edenin açlığı kalmıyacağı yolunda ve bu mealdeki ehâdis yanlış tefsirlere mesned gösterilmiştir. Kanaat, çalışıp çabalıyarak, bütün cehdini sarfettikten sonra, eline geçene râzı olmaktır. "Ben on saat çalıştım, on lira aldım, o beş saat çalıştı, yüz lira kazandı" dediğin zaman, kanaatin ne demek olduğunu anlamadığın meydana çıkar. Cenâb-ı Hak herkesin erzâkını birer sebebe bağlıyarak taksim etmiştir.7 Senin rızk-ı maksûmun her ne ise, o eline geçecektir. Bugün on saatte on lira, yarın beş saatte yüz lirayı sen kazanacaksın; o ise, birgün evvel senin kazandığına sahip olacaktır. Bütün kâinat her gün başka tecelliye mazhardır. Sen de onların içindesin. O gün, o an Hak'dan her neye mazhar oldunsa, ona teşekkür etmek hakiki kanaattir. Çoğa sevinip, aza üzülmek kanaat değildir. Şâir ne güzel söyler:
Rızk-, maksûma kanaattir meali hikmetin.

5. Uzlet:
Bu mefhum da. halktan uzaklaşıp, bir köşeye çekilmek ve ibadetle meşgul olmak zannedil/niştir. Halbuki: Uzlet, iş zamanı içinde, halkın arasında bulunmak ve onlara faydalı olmak, iş zamanı dışında "lehv ü la'b", "neva vü heves" peşinde koşanların arasında bulunmamak için evine, ailesinin yanına dönmek ve onlara faydalı olmağa çalışmaktır.
Yoksa herkes halktan teberri edip, bir köşeye çekilecek olursa, emr-i bilma'ruf nehy-i anilmünker vazifesini kim yapacak? Yine Asr sûresi bize rehberlik edecek, hüsrana düşmemek için birbirimize hakkı ve doğruyu göstermek ve anlatmak; iş zamanı daima halkın arasında bulunmak iktiza edecektir.

6. Zikre mülâzemet:
Zikre mülâzemet etmek, zikirden hâlî kalmamak demektir. Zikre mülâzemet, daima Hakk'ı hatırlamak ve anmaktır.
"Unuttuğun zaman Rabbini zikret"8 âyet-i kerîmesinin meali, "Rabbini hatırından çıkarma" demektir. Beşerî gaflette mâsivâya rabt-ı kalb edildiği zaman, derhal kendine gelip, mâsivânın halikını düşünmek lüzumunu ihtardır. Bunu teyid eden diğer:
"Ayakta, otururken ve yattıkları zaman Hakk'ı ananlar, yerin ve göğün sebeb-i hilkatini düşünerek şöyle derler: Ya Rabbî, görülüyor ki sen bunları boş yere yaratmadın, hepsinin muhakkak sebepleri vardır. Biz hata edersek, sen bizi azaptan koru"9 mealindeki âyet-i kerîmede de sarahaten görülüyor ki, zikre mülâzemet, tefekkürle Hakk'ı anmaktır. Yoksa bir fikre istinad etmeden, düşünmeden,- ne yaptığını bilmeden "esmâ-yı hüsnâ" yi çekmek, Kur'ân'ın, zikri tarif ettiği medlûle uygun düşmez. Evvelce de bahsedildiği gibi en büyük ve etemm-i zikir namazdır. İnsan bütün varlığıyla, Kur'ân ile, salâvât ite dua ile bir arada namaz içinde Hakk'i zikretmiş oluyor. Namazda okuduğunun mânasını bilmeyenler bile, okuduklarının lâfzını düşünmeleri, namazın huşû'-unu sağlar.

Farz ve nâfile ibadetler dışında zikre mülâzemet nasıl temin edilir?
Evinden çıkıp, işine giden adam. karşısına çıkan canlı cansız neye baksa, ondaki varlığın Hak'-dan olduğunu düşünmesi zikirdir. Saksıdaki çiçeğe, uçarı kelebeğe, vızıldayan arıya, rastladığı karınca yuvasına, uçuşan kuşlara, hülâsa yerde gökte ne görürse onu ibretle düşünüp, hâlikın kudretini anması zikirdir.
Oduncu baltasını sallarken, demirci örse vururken, bahçıvan toprağı beflerken, şâir şi'rini, muharrir yazısını, müellif kitabını yazarken, bileklerinde, kollarında, kafalarında mevcut kuvvetin ancak Hakk'-ın vergisi olduğunu hatırlamak zikirdir.
Karada dolaşan, karadaki mahlûkatı, vapurda, kayıkta gezen, denizleri, okyanusları ve içindeki bin-bir yaratığı, uçakta giden, gökyüzünün azamet ve dehşetini ve bilenler Kur'ân-ı Kerîm'de bunlara ait âyetleri hatırlayıp, hâlik-ı kâinatın kudretini, azametini düşünmeleri hep ayrı ayrı birer zikirdir ki. Kur'ân-ı Kerîm ile memur olduğumuz zikirler bunlardır; zikre mülâzemetten maksat da budur: Yoksa işi gücü bırakıp bir köşeye çekilerek teşbih çekmenin sevap yerine sorumluluğu arttıracağını bilmek zamanı artık gelmiş ve geçmektedir.
Evet sorumludur. Çünkü, efdal-i ibadetin ne olduğunu ve hangi fi'lin kendisi için amel-i sâlih olacağını düşünüp öğrenmemiştir. Âlimin, Hakk'ın rızası için bilgisini yayması; parası olanın fazlasını yine Hakk'ın rızası için, başkalarına dağıtması; bedenî gücü olanın, ona muhtaç olanlara yardımda bulunması; ve kendisinde mevcut o kudretin Hakk'ın bir lûtfu olduğunu düşünerek hareket etmesi yine bir zikirdir. Zikri böyle etraflı anlamadan sôfi hüviyeti tahakkuk edemez.
Zikir hakkındaki düşüncelerimizi, az ileride, yine ıstılahlar bahsi içinde daha genişçe arz edeceğiz.

7. Hakka tamamiyle teveccüh :
Allah'a bütün varlığıyla teveccüh etmek demek, ondan maada ne varsa hepsinden-, yani bir kelime ile mâsivâdan kalbi temizlemektir. İşte o zaman bilkül-liye Hakk'a dönülmüş olur. Zira herhangi bir ibadette, mahlûkattan herhangi birinde veya eşyada bir kuvvetin vücuduna inanmak şirk-i hafidir. Bunu düşünen, Hakk'a tamamiyle yönelmiş olmaz. Herhangi bir hacetini, hakikatte kendi gibi âciz olup da, kaderin şevkiyle suyun başında bulunan birinden istemesi, teveccüh ve vuslata engeldir. Hele suyun başındaki nâkes olursa. Şâirin dediği gibi:
"Şâyet bir pespâyeyi yüksek mevkide görürsen asla ona ihtiyacını açma."
Yine şâirin beyanına göre :
Âhenden olsa da feleğin çek kemanını Çekme cihanda sillelerin imtinânını.
"Eğer feleğin yayı demirden de olsa onu bükmeye gayret et, yani hayatın zorluklarına acılarına göğüs ger, yeter ki bu cihanda alçakların minnetini çekme."
Hülâsa, tamamiyle Hakk'a dönmek, devamlı bir mücahede-i nefsiyye ile mümkündür.

8. Sabır:
Kur'ân-ı Kerîm'in yüz üç yerinde muhtelif vezinlerle geçer. Sabır kelimesine Cencb-ı Hak, insanların bilhassa nazar-ı dikkatini çekmektedir.
Güzel bir söz vardır: "Sabır, insanların bu ikinci şecaati belki birincisinden daha mühimdir."
Peygamber Efendimizin duaları meyânında: "Ya Rabbi; beni gazap halinde adaletten ayırma" niyazında mündemiç, sabır fazileti vardır. Sabır, nefis terbiyesinin şüphesiz en mühim bir merhalesidir. Çünkü, hergün insanoğlu, maddî manevî birçok elem, ızdırap, keder ve ruhî teşevvüşlere mâruz kalabilir. Kendisi bunları izâleye muktedir olamadığı zaman, türlü feveranlar yapar. Bunlar maddesine ve ruhuna zarar verir. Sabır terbiyesini edinmeyen insanlar daima isyan halindedir, isyan ise mutlaka zarar getirir. İsyan, şehevât-ı nefse ittibâyı arttırır. Şehevât-ı nefse sabretmek, nefsin hoşlandıklarını ve itiyâdâtı terk yolunda sabr u sebat etmektir10. Ma'siyetleri, alacağı tedbirlerle gidermeğe muktedir olamıyan insan, aczini düşünüp, hayr u şerrin halikı ancak Allah olduğuna inanarak sabretmesi en büyük bir mer-tebe-i kemâldir. Bu rütbe, insan oğlunu herşeyden korur, mü'minin indallah derecesini yükseltir.
Ancak sabrı acizle, meskenetle, ihmalle, terâ-hî ile karıştırmamalıdır. Bu haller izzet-i İslâmı rencide eder. Binaenaleyh elinde mevcut maddî manevî kuvvetlerle izâlesine muktedir olduğu nefsine ve cemiyetine râci her türlü kötülüğü ortadan kaldırmak şahsî bir vazifedir, bunun sabırla alâkası yoktur. Herkes, münkerin define memurdur.

9. Murakabe:
Murakabe, herkesin, nefsini kontrol etmesinden ibarettir. Dünya ve âhiret vazifesinden fâriğ bulunduğu zamanlar, işlediği amellerin iyi veya kötüsünü düşünüp, iyi yaptıkları işler için şükür, kötü hareketleri için istiğfar ederek, kötülüklerin tekerrüründen Hakk'ın kendisini korumasına dun etmektir. Bu murakabe bir nevi bilançodur, kâr ve zarar hesabıdır. Bunu hergün yapmayan, yani a'mâlini kontrol etmeyen hüsrana düşer, zarar muhakkaktır, programsız hayata sürüklenir. Bu murakabede rehber ve mürşidin söyledikleri de düşünülecektir. Bu rehber ve mürşid önce Kitap ve sünnettir veya bu hükümleri telkin ve irşâd eden zattır. Murakabesiz geçen gün, ertesi güne ayna tutamaz, ışık veremez. İnsan gaflet perdesine bürünür, hakikatten nasip alamaz. Büyük mürşidler, murakabeleri esnasında ilham niyaz ederler, tecelliye göre hareket ederler, sâlikin ve mürşidin murakabeleri ayrı ayrıdır.

10. Rıza:
Tasnvvufta bu makam, en son mertebedir. Her ne tecelli ve zuhûr ederse, içinden ona boyun kesmektir.
"Herşeyin bir sebebi vardır."11 mealindeki âyet-i kerîmeyi düşünerek, Müsebbibü'l-Esbâb'ın hikmetlerini anlamağa çalışmak:
"Her bir güçlüğü, mutlaka bir kolaylığın takip edeceği"12 düstûr-i furkânîsinî hatırdan çıkarmamak, dileklerine uygun tecelfiyatta ifratla meserreti izhar etmemek, üzücü vak'alarda elemini duyduğu gibi açıklamamak, sabır ile rızanın birleştiği noktalardır.
Kur'ân-ı Kerîmde Hızır ile Musa kıssası13, yine sabır ile rızayı ilgilendiren, beşeriyetin kıyamete kadar ibret alacağı derslerdendir.
İşte tasavvufun bu on esası, sâliki kemâl mertebesine ulaştırmak için en sağlam yoldur. Kendini irşad için karşısına çıkacak rehberin zuhuruna kadar nefsini bu güzide hasletlere alıştırması ve keh-dj kendine mutlaka bir rehber aramağa kalkmaması, hakiki sülûkün ilk merhalesidir. Tecellinin hangi yoldan geleceği belli olmaz. Mürşidin dışında rüyâ-yi sâliha veya ilhamlar olabilir. Kendi cehdiyle mertebe kazanan kimsenin basîretindeki cilâ, gözü açık âmâlara bile ışık verebilir.
Hülâsa, tasavvuf bu on temelde gayet güzel özetlenebilir. Tasavvufun eşkâl, merasim ye âyîne ait hususları teferruattan ibarettir.
Her müslümanın, bir tarîke intisap etmese de, hükmen bid'at-ı seyyie sayılan hususlar dışında her tariki hoş görerek usûl-i aşere ile yol alması, eslem-i turuktur.

- Bu yazı Mahir İz'in Tasavvuf ve Tarikatlar isimli kitabından derlenmiştir.





Ask Your Self: What would you sacrifice for what you believe..

Kendine şunu sor: İnandığın şey uğruna neyi feda ederdin..

Türkiye Halkı Web Sitesi Forumu
barışbalcı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
tarikatte, usül


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557