Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslamiyet İslamiyet hakkındaki tüm bilgiler, haberler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Ağustos 2013, 17:20   #1 (permalink)
Emekli Yönetici

barışbalcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Temmuz 2013
Nerden: Samsun-Trabzon
(Mesajlar): 2.750
(Konular): 1781
İlişki Durumu: Karmaşık
Burç:
Renkli Para : 342907
Aldığı Beğeni: 754
Beğendikleri: 854
Ruh Halim: Yalniz
Takım :
barışbalcı - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Tasavvufun İslam'ın Yayılmasındaki Etkisi

GÜNÜMÜZDE TASAVVUFA İLGİNİN NEDENİ

Memleketimizde dindar çevreler üzerinde yapılacak en basit bir müşahede bile çeşitli yönleriyle tasavvufun ne kadar yaygın bir ilgi konusu olduğunu göstermeye yetecektir. Ancak bunun sâdece dindar çevrelerin kendi içlerinde bir ilgi kaymasından ibaret olduğu zannedilmemelidir. Türkiye'de İslâmiyet'e karşı bütün kesimlerde bir ilgi vardır ve bu ilgi esas itibariyle tasavvuf kanalıyla olmaktadır. Başka bir ifâde ile, İslâm gerek doktrin, gerek ideoloji olarak, gitgide daha çok sayıda insanın zihnini meşgul etmektedir.
Tasavvuf, geniş mânâda bir mistisizm hareketi olarak, bütün mistik cereyanların genel karakterini taşır. Mistik düşünce her zaman var olmakla birlikte bunun bütün bir cemiyeti saran sosyal bir karakter kazanması, yani bir cereyan halini alması tarihin belli zamanlarında görülmektedir, ve bu belli zamanlar dinin canlanma zamanlarıdır. İnsanların dünyaya din açısından bir mânâ vermeleri ve hayatlarını dine göre düzenlemeleri, mantık gereği, dinî olmayan bir mânâ sisteminden memnun kalmadıklarını gösterir. Dinin canlanması için bir önceki mânâ sisteminin sâdece dinî olmayışı değil, dinin getireceklerine hemen hemen zıt bir hayâtı temsil etmesi gerekir. İnsanlar ya dinsiz iken dindar olurlar, veya kendi dinlerinin eksik, kusurlu olduğu bazı önemli noktalarda tatmin sağlayan bir başka din anlayışını kabul ederler.
Türkiye'de İslâm'ın sahip olduğu akıl almaz yaşama gücü, onda yeni bir canlanma yarattı. Bu yeni hareketin bütünüyle klâsik tasavvuf hareketini devam ettirmesi veya onu davet etmesi şart değildir. Nitekim bugünün genç müslüman kitlesi içinde pekçokları "sülük" sahibi değillerdir, ama hepsinin din anlayışında velîlerin ilhamını görüyoruz.
Tasavvuf denince derhal tarîkatler akla geldiği için, bugünkü tasavvufî din anlayışının yaygınlığı ve derinliği ilk bakışta belki farkedilmeyebilir. Gerçekten, şu anda İslâmî hareketin büyük bir mâkes bulduğu genç kitle arasında sülük geleneğini takip edenler oldukça azdır, esasen bunların girebilecekleri cinsten yerlerin mevcut bulunmadığını farzedebiliriz. Maamafih bu imkânın açık ve müsait olduğu hallerde kalabalık genç gruplarının irşada âdeta susamış olduklarını gösteren kuvvetli bir temayül müşahede ediyoruz.
Bu temayülün İslâm'ın tarihî seyri ve bugünkü meseleleri bakımından çok iyi değerlendirilmesi ve üzerinde titizlikle durulması gerektiği inancındayız. Unutmamalıyız ki İslâmiyet, müslümanların bir cemaat olarak refah ve saadet bulmaları için yol gösteren bir sistemdir. İslam da Allah ile kul arasında aracı yoktur, fakat bu demek değildir ki her ferd kendi başına bir din hayâtı yaşayabilir ve Allah'a tek başına yönelmekle kulluk görevini yapmış olur.
Tasavvuf hareketleri çoklarının zannettiği gibi İslâm cemaatının sefalete veya ahlâkî gevşekliğe düşmeşinde sebep değildir, daha ziyâde böyle hallere bir tepki olarak doğmuş veya kuvvetlenmiştir. Bugünkü gelişmenin eskilere nisbetle bazı önemli farklar taşıdığını da gözden kaçırmamalıyız. Gençler arasındaki tasavvuf temayülü menşe itibariyle reformcu motivlere dayanmaktadır. Bunlar İslâmiyet'i kendi nefslerini selâmete çıkaracak bir cankurtaran simidi gibi değil, fakat sosyal ideallerini gerçekleştirebilecek olan bir rehber olarak görmektedirler. Nitekim yola girerken daha önce teşekkül etmiş olan gruplarını bozmamaları ve yeni istikametleri içinde toplu halde hareket etmeleri de bunu gösteriyor. Ayrıca, günümüzde teşkilâtlı tasavvufun eskiden kalma bazı örnekleri devam etmekle birlikte, bugünkü tasavvuf anlayışında eskiye kıyasla önemli farkların doğacağını söyleyebiliriz. Herhalde mazideki tasavvuf hareketlerinin en göze batan özelliklerinden birçoğu, meselâ aşırı perhizkârlık, inziva, şeyhe hizmet ilh., bugün için söz konusu değildir. Yine mazide teşkilâtlı tasavvufun önemli taraflarından biri olan birçok bâtıl itikadlar -şeyhlere atfedilen ve hiçbir dinî mânâsı olmayan türlü kerametler, ve bunların âdeta ayrılmaz parçaları olan çeşitli hurafeler- günümüzün insanları için eski önemini ve inandırıcılığını büyük ölçüde kaybetmiş bulunmaktadır.
Sosyal reformcu için tasavvuftan gelecek bir yardım olmadığına göre, reform gayretiyle hareket edenlerin tasavvufa meyil göstermeleri nasıl açıklanabilir? Bizim kanaatimizce bu ilgi, dinin fazla formalist görünmesi ve manevî ihtiyaçlara âdeta kapalı bir hâle sokulmuş olması yüzündendir. Binâenaleyh tasavvufa meyleden genç, İslâm dini içinde kendine özel bir yer seçmiş değildir, doğrudan doğruya böyle bir din anlayışı içindedir. İşte bu noktada yeni tasavvuf hareketinin eski kusurlardan uzak kalabileceğine dâir bir başka ümit doğuyor. Bu ümit aynı zamanda İslâm'da yüzlerce yıldır tartışılmış bir mesele hakkında da bize ışık getirebilir. Bilindiği gibi, tasavvufun dinde manevî (ruhî) yöne ağırlık vermek ve dini daha derûnî, daha gönülden yaşamak üzere bir yol teşkil ettiği savunulmuştur. Esasen onun tutunması ve gelişmesi bu fonksiyonuna çok bağlıdır. Fakat aynı zamanda mutasavvıfların en büyük iddiaları, kendilerinin tamamen Kur'ân ve Sünnet'e uygun hareket etmiş olmaları, yani Kur'ân ve Sünnet'te tasavvufî unsurların bulunduğudur.
Yine de manevî rabıta yoluyla bir din hayâtı yaşamak isteyenler çıkabilir; bunlara engel olmaya kalkmanın bir tesiri olacağını da zannetmiyoruz. Fakat bir yol ayırımında açık-seçik bir tercih yapılması şarttır: Cemiyet halinde İslâmî bir hayat mı yaşayacağız, yoksa bir manevî, bir de maddî hayâtımız mı olacaktır? İnandıklarımızla yaptıklarımızın birbirini tutmasını mı istiyoruz, yoksa sağ elimizle dünyaya, sol elimizle Allah'a uzanabileceğimizi mi düşünüyoruz? İkinci yolu tutarsak gündüz tefecilik yapıp gece ibâdet etmemiz veya her türlü sefahati işlerken kalbimizin Allah'a dönük ve saf olduğunu iddia etmemiz mümkündür. Iztırâbı ortadan kaldırmak için tedbirler alacak yerde, özümüzü Hakk'a bağladıkça bunların hiç bir öneminin bulunmadığını da düşünebiliriz. Bunu söylemekle geçmişte tasavvuf yolunda olanların böyle yaptıklarını iddia edip onları kötülemek niyetinde değiliz, sâdece din hayâtını Allah'a yönelik bir şahsî ferdî nefis muhasebesi halinde anlamanın insanı bu yola kolayca düşürebileceğini, en azından bu yolu ona açık tutacağını belirtmek istiyoruz. Birinci yolun tercih edilmesi ise, islâm'ın îmân ile amel arasındaki beraberliğini kurmak mânâsına gelir, insanın iki hayâtı yoktur; bir hayâtı vardır ve bu hayatta inandıkları ile işlediklerinin bir bütün teşkil etmesi gerekir. Kalbimiz temizdir diye evimizin pisliğine göz yumamayız. Meselâ sûfî tarîkatlerinin mâzîde birer terbiye müessesesi olarak önemli rol oynadığını kimse inkâr edemez; fakat İslâm için önemli olan, herkesin içtimaî terbiye kazanabilmesi için gerekli müesseselerin kurulmasıdır; keza bu terbiyeyi bozabilecek durumlara karşı yine sosyal plânda tedbirler alınmasıdır. Sokağı temizlemediğimiz takdirde evde verdiğimiz terbiye tesirsiz kaldığı gibi, cemiyeti bırakıp fertleri -üstelik kendi ihtiyarlarına bırakarak -düzeltmeye kalkmanın da pek az tesiri olabilir.
İslâm tasavvufu, kaynağında ve seyri esnasında birtakım yabancı tesirler almış olsa bile esas itibariyle İslâm karakteri taşımaktadır. Bu haliyle tasavvuf bizim medeniyetimizin çok kıymetli bir parçasını teşkil eder. Fakat tasavvuf İslâm'ın genel doktrini içinde ayrı bir başlık teşkil etmişse bunun geçmişin tarihî şartlarına bağlı olduğunu ve kaynakta ayrılmanın bulunmadığını kabul etmeliyiz. Müslümanlar bir mesele ile karşılaştıkları zaman dinin kaynağı itibariyle irrasyonel olan hükümlerinden hareket ederler, ama bunlardan yeni hükümler çıkarırken dâima aklî (rasyonel) metodlar kullanırlar. İslâm'da belli usûllerle -rey, kıyas, istidlal ilh.- çıkarılan hükümler netice itibariyle şahsî görüşleri aksettirdiği, yani doğrudan doğruya Kitab ve Sünnet'i aksettirmediği için, bunların da tıpkı mutasavvıfânın keşfi gibi sübjektif olduğu söylenebilir. Fakat bu ikisi arasında çok önemli bir farkın bulunduğunu unutmamalıyız. Şer'î ilimlerin metodu aklî olduğu için onlara ait hükümlerin münâkaşası ve kusurlarından arındırılması mümkündür; aklın kaideleri herkes için -mutasavvıflar dâhil- aynidir, bu yüzden akıl yoluyla çıkarılan hükümlerde insanların çoğu -hareket noktaları ayni olanlar- birleşebilir. Mutasavvıfânın keşfi için delil istendiğinde verilen cevap bunu ancak ayni hali yaşayanın bilebileceğidir. Bir benzetme yapacak olursak, şer'î ilimlerin yolu ile tasavvufun yolu ilim ile sanat arasındaki farka benzer. Gerçi ilim ile sanatın her ikisi de hakikati araştırmada birbirini tamamlayan, yani ayni realiteye değişik açılardan bakan yollardır, fakat bunlardan biri gerek metodu gerek neticeleri bakımından umûmî ve objektif esaslara dayanırken, diğeri hissî tecrübeyi kullanır. Bu yüzden iki sanat eserinden hangisinin güzel olduğu hakkında herkesin ittifak ettiği bir kriter bulmaya âdeta imkân yoktur; buna karşılık iki ilim teorisinden hangisinin daha açıklayıcı değeri olduğu kolayca anlaşılır. Kaldı ki sûfîler hissî tecrübe yanında otoriteyi -şeyhin veya tarikat pirinin- de kullanmaktadırlar. Şer'î ilimlerde taklide akıl yoluyla karşı çıkmak mümkündür, nitekim bunun pekçok örnekleri görülmüştür. Lâkin sûfî yolunda nihâî hakem kalptir.
Hakikatte bu söylediklerimiz konuya âşinâ olanların bilmedikleri şeyler değildir. Benim bu vesile ile dikkatleri çekmek istediğim nokta, İslâm'a karşı gelişen ilgi ve bağlılığın verdiği muazzam potansiyeli heba etmemek için, onu en çok ihtiyaç duyulan istikamete çevirmektir.

- Bu yazı çeşlitli kaynaklardan derlenmiştir.





Ask Your Self: What would you sacrifice for what you believe..

Kendine şunu sor: İnandığın şey uğruna neyi feda ederdin..

Türkiye Halkı Web Sitesi Forumu
barışbalcı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
etkisi, islamın, tasavvufun, yayılmasındaki, İslamın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557