Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslamiyet İslamiyet hakkındaki tüm bilgiler, haberler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Ağustos 2013, 17:21   #1 (permalink)
Emekli Yönetici

barışbalcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Temmuz 2013
Nerden: Samsun-Trabzon
(Mesajlar): 2.750
(Konular): 1781
İlişki Durumu: Karmaşık
Burç:
Renkli Para : 342907
Aldığı Beğeni: 754
Beğendikleri: 854
Ruh Halim: Yalniz
Takım :
barışbalcı - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Su Üstüne Yazı Yazmak - Menkıbe

SU ÜSTÜNE YAZI YAZMAK

"Su Üstüne Yazı Yazmak " İnsan Yayınları arasında yayınlanan otobiyografik bir roman. Roman Muhyiddin Şekur adlı araştırmacı bir Amerikalı'nın önce İslam dini ve sonrasında tasavvuf ile tanışmasını kahramanının kaleminden anlatıyor. Bu kadarıyla İslam-tasavvuf- muhtedi müslümanlar üzerine kafa yormuş olan Türkiyeli aydınlar için ilginç olabilecek kitabın en önemli yanı ise bir macerayı birinci elden anlatması oldu. Bunu daha iyi anlatmak için şimdi kitaptan bir kısım alıntıları sıralamanın tam yeridir:

"İlk turlarımız sırasında Türkiye'den gelen bir adamla tanıştık:

"Burada konuşman gereken biri var," dedi İbrahim, "bu kardeşe çok dikkat et, çünkü sana Sufî diliyle konuşabilir.(..)Bu karmaşık uyarıdan sonra, İbrahim kalkıp gitti. Orada kalıp, bir süre söylediklerinin anlamını çözme çabasıyla kendi içime daldım. Kimi büyük Sufîlerin eserlerini okumuş ve bunların güzelliğinden ve derinliğinden hayli etkilenmiştim. En güzel müslümanları hep onlar arasında görmüş ve gizliden gizliye hep onların safına katılabileceğimi ummuştum."(S.24)

"Bu garip adam gözlerini dosdoğru yüzüme dikmişti. Hoş bir siması vardı, gözleri nemli ve ışıl ışıldı. (...) Bu adam, hiç tanımadığım, daha önce hiç görmediğim bu yabancı benim için gerçek bir manevî yoldaş oluvermişti. Sözü alarak konuşmaya başladı:

Ağlıyordum. O konuştukça ben ağlıyordum. Bana bir çok şey anlattı. Allah'tan, Resulullâh Muhammed aleyhissalâtü-vesselâmdan, bütün peygamberlerin (aleyhimüsselam) kardeş oluşundan, İslâm'ın Allah'a teslimiyet yolu olmasından ve hak aşıklarının arayışça ikiye ayrılışından, kendisinden 'Ehl-i Zahir' dediği, daha çok ritüeller ve biçimlerde kalıp sadece zahirî olanı arayanlardan ve mânâ okyanusuna varmak isteyenlerden, yani 'Ehl-i Bâtın'dan- sözetti."(S.25)
Muhyiddin Şekûr , A.B.D.ye döndükten sonra içinde uyanan "aradığını bulmak" özlemi ile yaşamağa başlar: "Seyahat dönüşümü izleyen haftalarda ve iyileştikten sonra, beni daha önce benzerini yaşamadığım bir özlem sardı. Hiç birşey beni tatmin etmiyordu. Çalışmak, birden dayanılmaz bir hal aldı. Her gün derin bir melankoli geçiriyordum. Çok az konuşuyor ve herkesten giderek uzaklaşıyordum. işlerimden elimi ayağımı çekip inzivaya girdim. Özlem içimde büyüdü de büyüdü."(S.27)

Yazar arayış içinde A.B.D.de bulunan değişik müslüman gruplar ile temas kurar. Nihayet yeni taşındığı kentte tasavvuf yoluna adım atacağı bir cemaate ulaşır; tasavvuf yolunda ilk "usta"sına ulaşacaktır: "Daha önce yeni manevî liderin gelişinden haber veren kardeş, beni liderle tanıştırmak üzere iftara davet ediyordu...Geri dönüp binaya doğru yürürken, henüz kapıdan yeni girmekte olan bir adam gözüme çarptı. Üzerinde beni çeken bir şey var gibiydi ve içimdeki bir ses tanışacağım kişinin o olduğunu söylüyordu...Onda büyük bir derinlik ve büyük bir aşk hissettim. Hareketlerinde bir denge dışa vuruyor ve edasında bir esrar saklıyordu. (..)Bir ara gözlerini bana çevirdi; o an sanki başka herkes yok olmuş biz ikimiz kaldık gibi geldi bana. Bakışlarında tarif edemediğim bir şey doğruca kalbime sokuldu ve beni kendine doğru çekti. Onun aradığım Şeyhim olduğunu anlamıştım...(..) Seyahatim sırasında tanıdığım o garip adamın sesi şimşek gibi çakıverdi zihnimde. Bu ender insan, olağanüstü bir apansızlık hayatıma girmişti işte."(29-30)

"Allah'ın lûtfuyla Şeyhime kavuşmuş olarak, onun buraya bir rehber olarak gelişinin büyük bir rahmet olduğunu anladım. Gerçek Allah erleri kaknüs kuşu kadar ender bulunur ve dünya sahte öğretmenlerle doludur."(S.31)

Tasavvuf yolunun inceliklerini artık kavramağa başlayan Muhyiddin Şekûr , cemaat içinde yeni bir eğitim dönemine girer: "Şeyhle müridi arasındaki muhabbet rabıtasını hissedebiliyordum artık. Bu rabıtanın ön şartı iman ve yakîn'di. iman, inanmayı; yakîn ise müridin Şeyhine samimi teslimiyetini ve itimadını içerir. Tıpkı ışığın gözde yansıyıp, gözün de ona göre hareket etmesi gibi, Şeyhin ruhu da müridinde yansıyor. Böylece mürid de üstadına, yani Şeyhine, bütün düşündüklerini, konuştuklarını, yaptıklarını açmaya başlıyor. O gün apaçık ortaya çıkan ders kelimelerle anlatılacak bir ders değildi." ( S.52)

"Rabbime hadsiz Hamdler olsun ki, bana, bir kardeşimin eliyle, görünür farlılıklar ne olursa olsun, Yol'da hepimizin bir olduğunu daha bir açıkça anlatmıştı. Demek ki her müridin kendine özgü bir vazifesi vardı. Değil mi ki, Allah rahmetiyle her yerde hazır ve nazırdır, o halde herkes Yol'da kendine mahsus yerini almalıdır."(S.60)

Muhyiddin Şekûr'ün hayatına yeni derinlikler kazandıracak bir dönem Türkiye'den A.B.D.ye misafir öğretmen olarak gelen ve A.B.D.li sufilere Kur'an-ı Kerim öğretecek olan Konya'daki Şems-i Tebrizi camii imamı olarak zikredilen zatın gelişi ile başlar:
"O yıl müridler büyük bir beklenti içindeydi, çünkü çok özel bir misafirimiz olacaktı. Başka bir ülkeden, aynı zamanda hafız olan muhterem bir Şeyh ve arif, Ramazan boyunca bizimle beraber olacaktı. Bu seçkin ziyaretçimizin benim tevekkül hakikatine erişmemde ne kadar merkezî rol oynayacağından haberim yoktu.."(S.203)

Konyalı imam , Kur'an-ı Kerim öğretimi sırasında sufilerle sıcak bir dostluk kurar, imamın armağan olarak yanındaki getirdiği kitaplardan birisinde resmini gördüğü zatı hemen tanıyan Muhyiddin Şekûr , ile aralarında ise bambaşka bir sevgi oluşur:
"Şeyh Ahmed, kitapları ilk çıkardığında incelemem için bana vermişti… Kitapların genel başlığı, Mercy Oceans'tı (Rahmet Denizleri). Gerçekten de Rabb-i Rahimim bana her adımda, rahmetinin denizlerden engin, ölçülmez derinlikte, ve harikulâde sırlarla dolu olduğunu gösteriyordu. Ben tarikat gemisine sadece O'nun Rahmeti sayesinde binmiş ve meçhule doğru bir seyahate çıkmıştım."(S.206)

Muhyiddin Şekûr , o zamanki Yugoslavya ve Makedonya üzerinden Türkiye'ye uzanan bir yolculuğa çıkar ; bu yolculuk sırasında değişik coğrafyalardaki tasavvufi hayatlara ilişkin tecrübeler yaşamak yanında yıllar önce kendisine fısıldanan gerçekle karşılaşacağını tabii ki bilemeden...
"Hatırladığım ilk şeylerden biri, Şeyh Nûn'un benim gelişimden sadece bir gün önce Prizren'de bulunmuş olmasıydı. Bu insanların dolaşma tarzları bana ilginç geliyordu. O sıralarda dikkatimi üstünde özellikle odaklamış olmasam da, yıllar önce, gökten zembille inmiş gibi bana kendi Şeyhinin mesajını getiren Garip Adamın sırrını belki bilir diye de bir umut vardı içimde. Ama Prizren'deki günlerim gayret ve şevkle dolu oldu, o yüzden Şeyh Nûn'u çok fazla düşünemedim...Bir dervişin aslında nasıl bir şey olduğunu öğrenmeye başladığım yer Prizren oldu. Onlar arasında yaşadım, çalışmalarını ve eğlenmelerini gördüm. Allah'a aşklarının ateşinden yükselen sıcaklığı ve zikirlerinin hazzındaki yakıcı sevinci hissettim. Bu insanlar dünyanın tadı tuzu olmalıydılar. Kalpleri aşk ateşiyle yanıp tutuşuyordu, kendilerini tamamen Allah'ta fani etmişlerdi ve Şeyhlerine sarsılmaz bir sadakatle bağlıydılar. Halleri, tavırları lekesizdi; tevazuları öylesine içten ve yapmacıklıktan uzak, hizmetleri öylesine sevgi dolu ve cömertti ki onları sevmemek ve onlar gibi olmayı istememek insanın elinde değildi; hiç olmazsa, benim elimde değildi." (S.214)

"Öğle namazından sonra, Şeyh beni Hazret-i Pir Hayatî'nin kabrine götürdü. Hoş bir ândı doğrusu. Binada yaklaşık on iki Şeyh, kabirlerinde haşri bekliyordu. Kabirlerin çoğu, Hazret-i Pir'in kabrinin bulunduğu ortadaki odacığın etrafında genişce bir odada yer alıyordu. Bu seyahatimde, yeryüzünde yürüyenlerden çok, ahirete göçmüş olanlarla daha fazla hayatiyet olduğunu fark ettim. Mübarek bir Velinin kabrine her gidişimde, sanki sıcacık bir dosta uzun bir ayrılıktan sonra yeniden kavuşuyormuşum duygusuna kapıldım."(S.221)

İstanbul'a vasıl olduktan sonra A.B.D. ziyareti esnasında tanıştıkları Cerrahi tekkesinin o zamanki şeyhi Muzaffer Özak ile görüşür: "Amerika'da tanıdığım Şeyh Muzaffer'i bulmaya çalışıyordum. Birkaç dervişi ile birlikte tekkemizi ziyaret etmiş ve kendi nûruyla bizleri tenvir etmişti. Beyazıt Camii yakınında bir sahaf dükkânı vardı Şeyhin; kendisini bulmakta zorlanmadım."(S.225)

"Şeyh Muzaffer'in dükkânında tanıştığım bir adam, bana Şeyh Nûn'un bu yakınlarda istanbul'da bulunduğunu, buradan da Konya'ya geçtiğini söyledi. Cuma gecesi yapılan halveti zikrine kadar, istanbul'da iki gün kaldım. Bu haftalık ibadet için Tekke'de iki yüzü aşkın derviş toplandı. Bu ruhlar denizinin ortasında bulunmak, haz dolu bir teberrüktü. Öyle etkileyici, öyle neşeli ve coşturucu, öylesine zarif bir kalpler dansıydı ki, gerçekten de bu hali anlatacak tek kelime bulamadım...

"Şeyh içeriye girdi. Onu selâmlamak için ayağa kalktım, niyaz sunup ve elini öpmek üzere ilerledim. Varlığı odayı dolduruvermişti insan hiç zorlanmadan onun bir nûr adamı olduğunu anlayabilirdi. Gözleri sevgiyle, delip yakan bir berraklıkla parıldıyordu ve uzun, gümüş beyazlığındaki sakalları yüzünün çevresine ve aşağı doğru gün ışığı gibi yayılıyordu. Başında üzeri toplu, beyaz kubbe biçiminde bir sarık ve üzerinde yere kadar uzanan, yeşil bir cübbe vardı.

"Adım Muhyiddin, Şeyh Efendi," dedim. "Şeyh Muhyiddin sensin demek," dedi, gülümseyerek.
(...)"Ben senin kim olduğunu biliyorum," dedi Şeyh, "ve sana nasıl hitap edeceğimi de. Ama gel şimdi başka şeyler konuşalım."
İstanbul'da kaldığım sürece, vaktimin çoğunu Şeyh Nûn ile beraber geçirdim. (...) Bu süre içinde, altı yıl önce, ilk Doğu seyahatim sırasında âlem-i gaybden bana Şeyh-i Âzam Dağıstanî tarafından gönderilmiş olan o dervişin esrarını araştırdım."(S.228-229)
Bir menkıbe, bir mürşid, bir sufi... Hepsi bu ... Burada adı geçen zatlardan menkıbenin nesnesi olan şahıs bilemediğim bir A.B.D. şehrinde yaşamaktadır. Belki araştırılsa bir telefonla kendisine hemen ulaşabilmek mümkün bir çağdaşımız. Ne kadar inanılmaz ve ne kadar gerçek !...

-"Suya Yazılan Yazı" başlığı ile 31.12.1998 tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlanmış olan bu yazı Tasavvuf & Sufiler adresinden alınmış ve düzenlenmiştir.





Ask Your Self: What would you sacrifice for what you believe..

Kendine şunu sor: İnandığın şey uğruna neyi feda ederdin..

Türkiye Halkı Web Sitesi Forumu
barışbalcı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
menkıbe, su, yazmak, yazı, üstüne


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557