Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Dini Bölüm > İslamiyet
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
İslamiyet İslamiyet hakkındaki tüm bilgiler, haberler ve paylaşımlar bu bölümdedir.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Şubat 2013, 18:56   #161 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

ASKER TEÇHİZİ

Asker için gerekli olan silâh ve malzemeleri temin edip hazırlamak.
İslâm buna büyük önem vermiştir. Allah yolunda savaş sadece bedenle yapılmaz, aynı zamanda malla da yapılır. Bu sebeple Kur'an-ı Kerîm'de mallarımız ve canlarımızla savaşmamız emredilmiştir: "İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savaşan kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır. " (et-Tevbe, 9/20) "Gerek hafif, gerek ağır olarak (teçhizatınız hafif de olsa, ağır da olsa) hep birlikte savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşın. Eğer bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (et-Tevbe, 9/41)
Bunlar ve benzeri ayetlerde Allah yolunda malla savaş, canla savaştan önce zikredilmiştir. Bu durum malla yapılan savaşın önemini ifade eder. Allah yolunda savaşan her mücahid, savaş için gerekli olan silah, malzeme ve ihtiyaçlarını karşılayabilir. Bu durumda malî güçleri yerinde olan müslümanların askerleri teçhiz etmeleri en kutsal bir görev ve çok sevaplı bir iş olur. Asr-ı saadette bunun çok canlı tabloları yaşanmıştır. Hicretin 9. yılında Bizans'a karşı vukû bulan Tebük seferi kıtlık zamanına rastlamıştı. Peygamber Efendimiz askerlerin teçhizi için zengin müslümanların yardımına başvurmuş: "Ceyşü'l-Usreyi (güçlük ordusunu) donatan kimseye Cennet vardır" buyurmuştur. Bunun üzerine askerler için pek çok yardımlar sağlanmış, Hz. Ebû Bekr malının hepsini, Hz. Ömer yarısını vermiştir. Diğer ashab da durumlarına göre yardımda bulunmuş, hatta kadınlar küpelerini ve bileziklerini orduya hediye etmişlerdir. Ashab içerisinde en büyük yardımı ise Hz. Osman yapmış, bütün levazımıyla birlikte 300 deve, ayrıca 1000 altın verdiği için Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'in hayır duasını kazanmıştır. Efendimiz onun hakkında: "Allah'ım! ben Osman'dan razıyım, sen de razı ol" diye dua etmiştir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Şubat 2013, 18:56   #162 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

ÂSİYE

Kocası kâfir olup, kendisi mümine olan ve müminlere misal olarak gösterilen Firavn'ın eşi.
Musa (a.s.) zamanında yaşamıştır. Firavn, İsrailoğulları'nın kadınlarını alıkoyup erkek çocuklarını öldürtüyordu. Musa (a.s.) doğduktan sonra, anası Allah'u Teâlâ'nın kendisine bildirdiği şekilde onu bir sandığa koyup Nil nehrine bıraktı. İçinde Musa'nın bulunduğu sandık, Firavn'ın sarayı hizasına gelince onu alıp saraya götürdüler. Âsiye kocası Firavn'ı ikna ederek Musa'yı öldürtmedi. Hatta ona kalbi ısındı ve: "Aman onu öldürmeyin, belki büyür de işimize yarar." diyerek Musa için süt anne aramağa başladı. Nihayet, Musa yalnız kendi annesinin memesini kabul edinceye kadar süt anne aradılar. Böylece Allah, Musa'yı annesine iade etmiş oldu.
Musa (a.s.) büyüyüp risalet görevini yerine getirince ona ilk iman edenlerden biri de Âsiye idi. Firavn, hanımının Musa (a.s.)'ya iman etmesine dayanamayıp ona işkenceler yaptı ve bu işkenceler sonunda Firavn hanımı Âsiye'yi şehit etti.
Resulullah (s.a.s.) kemâle eren dört kadından biri olarak Âsiye hatunu saymış ve ondan övgüyle söz etmiştir. Gerçekten, kocaları küfre hizmet eden fakat kendileri evlerinde Allah'ı anan ve Allah'ın emirlerine göre yaşayıp iffetini koruyan mümine hanımlar için Âsiye hanım güzel bir örnektir. (et-Tahrim, 66/10-12) Onların bu sabırları ve imanlarında sebatları elbette bir gün kocalarını da imana getirmelidir. Eğer eşlerinin İslâm'a gelmeleri pek muhtemel değilse müminelerin böyle bir evliliği yaşamaları caiz değildir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Şubat 2013, 18:56   #163 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

AŞİR (AŞR-I ŞERİF)

Bir şeyin on parçada biri, onuncu. Kur'an-ı Kerîm'in bir bölümü. Kur'an-ı Kerîm'in tamamı altıyüz sahifedir. Her biri yirmi sahifelik otuz cüze ayrılmış, her cüz de kendi içinde beşer sayfalık, dört hizbe bölünmüştür. Her hizipte on parça vardır. Yarım sahife tutarında olan bu parçaların herbirine "âşir" denir. Her âşirde de beşte bir anlamına gelen
"humus" vardır. İşte âşir okuyan, Kur'an-ı Kerîm'den bu onda birlerden birisini veya yaklaşık on ayet kadar okuduğu için bu ad verilmiştir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 15 Şubat 2013, 18:56   #164 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

ÂŞİR

Onuncu; onda bir alan; İslâm devlet başkanı tarafından tayin edilen, bölgesinden geçen tüccarın mallarından "uşûr"* vergisini tahsil edip buna karşılık tacirlerin memleket dahilinde serbestçe dolaşıp ticaret yapmalarını temin eden, mallarını hırsız ve yol kesicilerden koruyan kimse. (Tehânevî, Keşşâfu Istılâhâti'l-Funûn, Kalkuta (t.y.), II, 960)
Kaynak eserlerimizde zekât ve öşür memuru manasına âmil*, sâî, mussaddık, mekkâs tabirlerine de rastlanır. Ancak bunlar içinde âşir özellikle "uşûr" adı verilen gümrük vergisi diyebileceğimiz vergiyi tahsille görevli memur manasında kullanılmaktadır.
Fıkıh kitaplarında âşir, Bâbu'lâşir" başlığı altında tetkik edilip, nitelikleri, görev ve yetkileri belirtilir.
Âşirin tayininde şu şartlar aranır: Müslüman ve hür olmak, Hâşimoğulları'na mensup olmamak, tüccarın mallarını hırsız ve yol kesicilerden koruyabilme gücüne sahip olmak (İbn Abidîn, Reddu'l-Muhtâr, Kahire 1307, II, 309-311)
Âşir, İslâmî yönetimin hakim olduğu bölgeden giriş yapan müslüman tacirlerin ticaret mallarından -vücub şartları gerçekleşmesi kaydı ile-1/40; İslâm devletinin himayesi altında bulunan zımmî tüccarların mallarından 1/20; harbî tüccarın mallarından da 1/10 nisbetlerinde, yahut harbî tüccardan "mukabele bi'l-misl" esasına göre, yani onlar müslümanlardan ne nispette vergi alıyorlarsa o kadar vergi alır. (es-Serahsî, el-Mebsût, Beyrut 1978, I, 199)
Âşirin, ticaret mallarından yukarıda gösterilen nispetlerde vergi tahsil etmesi hukukî yönden şöyle açıklanır: Müslüman, gümrükte ticaret malını memura beyan ettiği zaman, bu malın İslâm devlet başkanı tarafından korunmasına ihtiyaç duyulur. Devlet başkanının da -koruma karşılığı- bu mallardan zekât tahsil etme hakkı doğar. Beyan edilen ve böylece "zâhirî mal" hükmünü alan müslüman ticaret malının korunmaya ihtiyacı olunca, aynı şekilde beyana tabi tutulan zımmî ticaret malı da korunmaya muhtaçtır. Hatta zimmî tacirin malı korunmaya daha çok muhtaçtır. Zira hırsız ve yol kesiciler zımmî tacirin malını gasbetmeye daha çok niyetlenebilirler. (es-Serahsî, a.g.e., II,199)
Âşir, Âşşâr, Sâhibu'l-uşr, Sâhibu'lmeks, Mekkâs; bütün bu tabirler eş anlamlıdır ve dışarıdan getirilen mallardan vergi alan memuru ifade ederler. Burada bu tabirlerin geçtiği ve bunların zemmedildikleri bazı hadislerin kapsamı üzerinde de durmamız gerekir.
Hz. Peygamberin " Kim onda bir alan kimseye (sahibu'l-uşr) rastlarsa boynunu vursun" (Ebû Ubeyd, el-Emvâl, Kahire 1969, nr. 1630), Âşire rastlarsanız onu öldürünüz" (Ebû Ubeyd, a.g.e. nr. 1631) buyurduğu rivayet edilir. Bu ve benzer ifadeli hadis ve haberleri eserinde zikreden Ebû Ubeyd, bu hadislerle ayni konudaki sahabe ve tabiûn görüşlerinin yorumunu şu şekilde yapar:
Cahiliyye devrinde acem ve Arap kralları, bölgelerinde ticaret yapan tacirlerden 1/10 nispetinde vergi alırlardı. Allah, Hz. Peygamber vasıtasıyla İslâmî emirlerle bu vergiyi iptal etmiş, buna karşılık 1/40 nispetinde zekât konmuştur. Âşir, müslümanlardan zekâtı bu nispette ve adaletle tahsil ederse zikredilen ağır ithamlı hadislerin şümûlüne girmez. Böyle yapmaz halka zulmederse, nisbetleri aşmasa bile yine âşirin zemmi ile ilgili hadislerin kapsamına girer. Hz. Ömer ve ondan sonra gelen halifeler âşir tayin etmişlerdir. Hâl böyle olunca bu görev nasıl mekruh addedilir! (Ebû Ubeyd, a.g.e., nr. 1638, 1643, 1644-1645)
Âşirin zemmedilmesi ile ilgili hadislere fıkıh kitaplarında da yer verilir ve bundan, meşru olan zekât nisbetleri dışında insanların mallarını haksız yere ve zulümle alan vergi memurlarının kasdedildiği açıkça belirtilir. (es-Serahsî, a.g.e., II, 199; İbn Abidin, a.g.e., II, 309-311)
Hz. Peygamber, mallara düşen zekât ve öşürlerin toplanmasında İslâm'ın emrettiği adalete titizlikle riayet etmiştir. İşte İslâm adaletine gösterdiği bu hassasiyetten dolayıdır ki', Hz. Resul, mükelleflere zulmedecek, onlardan gösterilen nisbetler dışında para tahsil edecek memurları şiddetle zemmetmiştir. Bizzat Hz. Peygamber tayin ettiği zekât memurlarını eğitmiş, onlara şifahî bilgiler yanında, yazılı metinler hâlinde nisâb, nisbet ve tahsil usûllerini ayrıntılı bir şekilde gösteren listeler göndermiştir. Onu takiben Râşid halifeler de zekât memurlarını mütehassıs kimselerden seçmişler, ayrıca bu memurları kontrol eden bir murakabe müessesesi oluşturmuşlardır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Şubat 2013, 18:56   #165 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

BA'SU BÂDE'L-MEVT

Öldükten sonra tekrar dirilmek.
Buna "haşr-ı ecsâd (cesedlerin birleşmesi) neş'e-i uhrâ (ikinci yaratılış) da denir. Bu dirilme İsrafil (a.s.)'ın sûra ikinci defa üflemesiyle olacaktır. Buna iman etmek İslâmî akîde gereğidir. Kur'an-ı Kerîm'de "Sonra sûra bir defa daha üflenecektir. Bir de görürsün ki insanlar kabirlerinden doğrulmuş bakıyorlar. " (ez-Zümer, 39/68) buyurulur. O zaman Allah Teâlâ insanların dağılan parçalarının aslî uzuv ve parçalarını bir araya getirecek ve Âlem-i Berzah*'da bulunan ruhlarını bedenlerine iade ederek diriltecektir.
Öldükten sonra dirilmenin vukû bulacağını Allah ve Resulu haber vermektedir. Bu konuda akıl, ilim ve duygularla bilgi elde edilemez. Fakat bunlar öldükten sonra dirilmenin vukû bulmayacağını da ispat edemez. Öyle ise öldükten sonra dirilme aklen mümkündür. Aklen mümkün olan bir şey hakkında nass* varid olunca artık ona inanmak gerekir.
Kur'an-ı Kerîm öldükten sonra dirilme üzerinde çok durur. Çünkü Mekke müşrikleri bunu bir türlü kabul edemiyorlar ve şiddetle karşı çıkıyorlardı. Kur'an-ı Kerim'de ifade edildiği gibi: "Hayat ancak dünya hayatıdır. Biz tekrar diriltilecek değiliz. " (el-En'am, 6/28) diyorlardı. Kur'anı Kerim öldükten sonra dirilmenin olacağını sadece haber vermekle yetinmez, ispat etmek için bir takım aklî deliller de getirir. Bunlardan bir kısmı şöyledir:
1-Bir şeyin benzeri ve örneği yok iken onu ilk defa yaratan, öldükten sonra tekrar benzerini meydana getirmeye elbette kadirdir. "Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonra da tekrar diriltecek olan Allah'tır. Bu, O'na pek kolaydır. " (er-Rum, 30/27). Halef oğlu Ubey bir gün Hz. Peygamber (s.a.s.)'e geldi. Elinde bulunan çürümüş bir kemiği ufalayarak:
"Böyle çürüdükten sonra bunu tekrar kim diriltecek?" dedi. Bunun üzerine aşağıdaki ayetler indi: "İnsan kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmez mi ki, hemen apaçık bir hasım kesilir. Yarattığımızı unutarak bize misal getirir ve "çürümüş kemikleri kim diriltecekmiş" der. De ki:
"Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, bütün yaratılanları çok iyi bilir. " (Yâsîn, 36/77-79; İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azîm, IV, 581).
Bu ve benzer ayet-i kerimelerde öldükten sonra dirilme ispat edilirken ilk yaratılıştan hareket edilmiş, örneği ve benzeri yok iken ilk defa yaratmanın güçlüğü yanında ikinci defa benzerini yaratmanın daha kolay olduğuna dikkat çekilmiş, âlemi ilk defa yoktan var eden yüce Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye haydi haydi kadir olacağı vurgulanmıştır.
2-Uyku küçük ölüm sayıldığı gibi uyanma da küçük hayat sayılır. İnsanlar uykudan sonra uyandıkları gibi öldükten sonra da dirileceklerdir. (el-En'am, 6/60).
3- Yağmursuzluk ve kuraklık sebebiyle yeryüzündeki bitkiler ve yeşillikler kururlar. Sonra yağmur yağınca ya da sulanınca tekrar canlılık kazanırlar. "Yeryüzünü kupkuru görürsün. Üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçip dirilir. Bu, Allah'ın delillerindendir. Şüphesiz toprağa can veren Allah, ölüleri de diriltir. Muhakkak o, herşeye kadirdir. " (Fussilet, 41/39). "Sen yeryüzünü kupkuru görürsün. Fakat, biz, oraya su indirdiğimiz zaman harekete geçer kabarır her çeşit güzel bitkiler bitirir. İşte bütün bunlar delildir ki, Allah haktır, ölüleri diriltecektir. Allah herşeye kadirdir, kıyamet kopacaktır, bunda şüphe yoktur. Allah kabirlerdekileri kaldıracaktır. " (el-Hacc, 22/5-7).
4- Adem (a.s.)'ı topraktan yaratıp neslini meniden yaratan kudret, öldükten sonra diriltmeye de kadirdir. Kur'an-ı Kerîm'de: "Ey insanlar! Eğer tekrar diriltilmemizden şüphe ediyorsanız, ilk yaratılışınızı bir hatırlayın. Yaratmadaki kudretimizi açıkça göstermek iççin biz sizin aslınızı topraktan,sonra onun neslini nutfe (meni) den yarattık. " (el-Hacc, 22/5).
5- Göklerin ve yerin yaratılması öldükten sonra insanların tekrar diriltilmesinden daha güçtür. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılması, insanların (ikinci defa) yaratılmasından daha büyük bir iştir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. " (Mü'min, 40/57).
6- Kur'an-ı Kerîm'de öldükten sonra dirilme hakkında geçmişte vuku bulmuş misaller de verilmiştir. Kehf suresinde anlatılan Ashabu'l-Kehf* hadisesi, Bakara suresinin ikiyüz altmışıncı ayetinde anlatılan Hz. İbrahim (a.s.)'in paramparça ettiği dört kuşun tekrar diriltilmesi hadisesi, aynı surenin ikiyüzellidokuzuncu ayetinde anlatılan -tefsirlerin belirttiğine göre Üzeyir (a.s.) hadisesi bunlara misaldir.
Bunların dışında başka deliller de vardır. Hz. Ali öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden birine: "Benim dediğim olursa sen zararlı çıkarsın, fakat senin dediğin çıkarsa ben bir şey kaybetmem" diye cevap vermiştir. Mevlâna hazretleri de: "Toprağa hangi tohum atılmıştır da bitmemiştir? İnsanların tekrar dirileceğinden niçin şüphe ediyorsunuz?" demiştir. (Ayr. bk: Ba's)





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Şubat 2013, 18:57   #166 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

BAŞLIK

Kimi bölgelerde, evlenirken damadın kaynatasına ödemesi görenek olan topluca para.
İslâmi hayatta yeri olmayan, Hz. Peygamber'in yürürlükten kaldırdığı, ancak bugün bile bazı toplumlarda varlığını sürdüren bir âdettir. Bazı yörelerde buna "ağırlık" veya "kalın" da denir.
Asrımızda bazı müslüman topluluklarda kız babaları, hakları olmadığı halde, kızlarını verdikleri erkeklerden veya erkek tarafından "başlık" adı altında bir para veya mal almakta ve ekseriya bu parayı kızlarının satış bedeli olarak telakkî ettiklerinden, kızlarına vermemekte; kızlarının düğün giderleri için sarfetmemekte ya da cüz'i bir miktarını harcamaktadırlar. Bu durum özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da görülmektedir.

İslâm'ın gelişinden önce toplumda kadına gereken değer verilmiyordu. Kadın alınıp-satılan bir mal durumundaydı. İslâm kadını insan olarak erkekle aynı haklara sahip kıldı; ona inanç, ibadet ve ahlâk sistemindeki müşterek yükümlülüklerinin yanı sıra, muamelatta da şahsiyet, mülkiyet ve benzeri haklar kazandırdı.
İslâm dini evlilik müessesesinin kolay teşkîli için azamî kolaylığı sağlamış, evliliği zorlaştıran unsurlardan da sakındırmıştır. Yukarıda izah edildiği şekliyle başlık almak İslâm'da yasaklanmıştır. Başlık evlenmeleri güçleştirmektedir. Buna karşılık Kur'an-ı Kerîm "Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin" (en-Nisâ, 4/4) buyurarak "mehir"* adıyla bir evlilik (nikâh) bedeli koymaktadır. İslâm'ın kuralı olarak mehrin özüne vâkıf olunduğunda evlilik olayı kolaylaşır.
Mehir, kadının nikâh akdi ile kocasından hakettiği maldır ve bunu kocasından alır (Ömer Nasûhi Bilmen, Istılâhât-ı Fıkhiyye Kâmusu, İstanbul 1985, II, 10). Evlenen kadın mehir adıyla bir mala hak kazanır. Mal ile değişimi mümkün olan bir menfaat da mehir olabilir. Mehir kadınlardan istifade karşılığında bir bedeldir. Mehir verilmesi, kadınların değerini yüceltme, ihtiyaçlarını karşılama, çeyiz tedâriki, istikbâllerini güvence altına alma ve nikâhın önemini belirtme gibi ilâhî hikmetleri ihtiva eder.
Mehir kadının hakkı olduğu için tasarrufu da ona aittir. Kadının velîsi ancak kadının izniyle mehri kullanabilir. Kadının izni olmadan hiç kimse mehri kullanamaz ve bu mehirden istifade edemez. İzinsiz tasarruf haramdır (Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, İstanbul 1983, II, 140).
Mehir miktarını fazla tutmamak, evlenecek erkeğin mali durumuna göre ayarlamak gerekir. Bu konuda sosyal bakımdan önemli olan, mehrin insanların güç yetirebileceği bir derecede Olması ve kızlarla evliliğin arasını açıp sosyal zararı olan bir hal almamasıdır. Kız tarafı mehir talebinde katı davranmamalıdır. Mehrin fazlalığının çok defa genç kız ve erkeklere ahlâkî bakımdan zaran da olmuştur (Dr. Ömer Ferruh, İslâm Aile Hukuku, Trc. Prof Dr. Yusuf Ziya Kavakçı, İstanbul 1969, 119-120). Peygamber Efendimiz (s.a.s.) "Mehrin hayırlısı kolay (az) olanıdır" (el-Câmiu's-Sağîr, II, 241) buyurarak mehrin az ve ödenebilir olmasını tavsiye etmiştir.
Başlığı mehirle mukayese etmek gerekirse; mehir nikâh akdi sırasında tespît edilen ve kadına ait olan bir mal veya bedeldir, babanın bunda bir hakkı yoktur. Başlık ise satış bedeli olarak telâkki edilmektedir. Hür insan satılamayacağına göre, bu para satış bedeli olamaz; rüşvet mahiyetinde olup haramdır. İslâmî bilgisi olmayanlar, istedikleri bu parayı mehre benzeterek, hareketlerine meşrûiyet kazandırmağa çalışmaktadırlar. İslâm hukukuna göre bu parayı vermiş bulunan bir erkek, kız babasından bu parayı geri isteme hakkına sahiptir. Elde mevcut değilse, ödetme yoluna gidebilir.
İslâm'a teslim olmuş bir kimse, haram olan bu parayı kabul etmemeli cehalet sebebiyle almış bulunuyorsa geri verme asaletini göstermelidir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Şubat 2013, 18:57   #167 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

el-BÂSIT

Allah'ın güzel isimlerinden biri. Bâsıt: genişleten, açan ve bolluk veren. Allah Teâlâ'nın esma-i hüsnası (doksan dokuz güzel ismi)nden biridir. Ebû Hüreyre (r.a.)den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Allah Teâlâ'nın doksandokuz ismi olduğu zikredilmiş, bunlardan birinin de "el Bâsıt" olduğu belirtilmiştir. (Tirmizî, Daavat, 82).
Dilediği kullarının rızkını genişleten veya ruhları cesetlere yayan anlamına gelmektedir. Yaratıkların hayatı, Allah'ın kudret elindedir. O, istediği kulundan ihsan ettiği serveti evlâd ve ıyâli, hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir. (bk. el-Kâbıd) İstediği kuluna da yepyeni bir hayat, neşe ve rızk* bolluğu verir ki; bu da el-Bâsıt isminin tecellisidir. Allah hakîmdir; kuluna bazen kabz, bazen bast ile muamele buyurur. Bunun hikmetini o bilir. Allah, her kulunu imtihana tâbi tutar.
Beseta fiilî kabzetmenin zıddı olup, genişletmek, açmak, vüs'at vermek, yaymak manalarına gelir. İsm-i fâil olan "bâsıt" da açan yayan, genişleten demektir. İmam Gazzali, Basıt, "Kulların Allah'ın vereceği rızka ümit beslemesi için, kalplerini hazırlayan" anlamına gelir, demektedir. Rızık, fakir ve zengin herkese ulaştırılır. Bu da Cenâb-ı Allah'ın Bâsıt' isminin tecellisidir. Basıt, her türlü nimeti bahşeden anlamına da gelmektedir. Allah Teâlâ Kur'ân'da şöylece açıklar: Eğer Allah, rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama o, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır; onları görendir. " (eş-Şûrâ, 42/27). "Allah'a -kat kat karşılığını artıracağı güzel bir ödünç takdiminde kim bulunur? Allah (kimini) daraltır, (kimini) genişletir. Siz ancak O'na döndürüleceksiniz" (el-Bakara, 2/245) "...Hayır, Allah'ın iki eli de (vermeye haddi-hesabı olmayan bir şekilde) açıktır. O, nasıl dilerse, öyle infak eder... " (el-Maide, 5/64)

Bir başka ayette insana cimrilikten ve israftan uzak orta bir yol tavsiye edildikten sonra, rızkı genişleten ve daraltanın Allah olduğu bildirilir:
"Elini boynuna bağlayıp asma, onu büsbütün de açma, sonra kınanır, pişmanlık içinde açıkta kalırsın. Şüphesiz ki Rabbın rızkı dilediğine genişletir, dilediğine de bir ölçüye göre daraltır. Çünkü her halde o, kullarından haberdardır ve onları mutlaka görür. " (el-İsrâ, 17/26-27)
Diğer bir ayette ise şöyle buyurulur: Allah dilediğinin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre daraltır. (İnkârcı maddeciler) ise dünya hayatıyla sevinirler. Oysa dünya hayatı ahirete göre ancak az bir geçimlik ve çok az bir yararlanmadan ibarettir. " (er-Ra'd, 13/26)
Ayrıca daha bir çok ayette Allah, kiminin rızkını genişlettiğini, kimininkini de daralttığını haber vermektedir. Allah, dilediğini yapar; mevcudatın malikidir; takdir ettiğine karşı çıkılamaz. Allah bunu ayrıca açıklar: "Ey Muhammed, Rabb'inin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik. " (ez-Zuhruf 43/32) Allah, rızkın insanlar arasında eşit olmamasında derin ibretler bulunduğunu da beyan buyurmuştur.
Ayet-i kerimelerde görüldüğü gibi Allah Teâlâ dilediği kuluna genişlik ve bol rızık verir. Allah'ın bu nimetine erişen kimse şımarıp gururlanmamalı, O'na daha fazla şükretmelidir. (Ayrıca bk. Rezzâk, Rızk)





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Şubat 2013, 21:44   #168 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

BASÎRET

İdrak, zeka, ilim, tecrübe, kalp ile görme, doğru ve ölçülü bakış, uzağı görme, kavrayış, feraset. Başımızdaki göze basar, kalp gözüne de basîret denir. (Rağıb el-ısfahânî, el-Müfredat, 49). Buna göre basîret; kalp gözüyle görüş, işin iç yüzüne nüfuz etmek bir şeyin içini -dışını, önünü- sonunu, aslını ve hakikatini bilmektir. Bu nedenle basîret-i kalp, kalp uyanıklığı; basîretsiz,gafil, basîreti bağlanmak gaflette bulunmak anlamına gelir.
Basîret ilâhî bir nur ve hakkın batıldan ayırt edilmesine yarayan bir bilgidir. Kalplerinde bu özellik bulunmayan kimseler hakkında Allah Teâlâ "Onların kalpleri vardır ama onunla gerçekleri anlayamazlar" (el-A'raf, 7/179) buyurmuştur. Basîret Kur'an-ı Kerîm'de tekil şekliyle iki yerde geçer:
a- "Ey Muhammed! De ki, benim yolum budur. Ben ve bana uyanlar basiretle insanları Allah'a çağırırız." (Yusuf,12/108). Burada basiret açık delil, kesin bilgi manasında kullanılmıştır.
b- "Özürlerini sayıp dökse de insanoğlu kendi kendine şahiddir." (el-Kıyamet, 75/14) ayetinde şahit manasına kullanılmıştır. Görme yani basar hem insanlarda hem hayvanlarda olduğu halde basiret duygusu sadece insana verilmiştir. Etraftaki eşyayı, uzaktaki bir cismi iyi ve mükemmel bir şekilde rahatça gören gözler olduğu gibi, bunu çok az görenler de vardır. Aynı şekilde eşyanın hakikatini tam anlamıyla idrak eden fevkalâde basiret olduğu gibi bu eşyanın gerçeklerini göremeyen kalp gözleri de vardır. İnsanın kötülük ve ahlâksızlıklara dalması onun basîretini bağlar. Fakat Allah'a itaat, salih bir amel, mükemmel ve gerçek bir tevhidi akide, mümine üstün bir basiret verir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in "Mümin'in ferasetinden korun, zira o Allah'ın nuru ile bakar" (Tirmizî, Tefsir Suretu'l-Hicr, 6) buyurması mümindeki basiret ve kavrama kabiliyetinin üstünlüğünü gösterir. Basiret sahibi bir mümin başkalarından önce kendi kusur ve eksikliklerini görür. Resulullah şöyle buyurur: "Allah bir kulu hakkında iyilik murad ederse, ona, kendi kusurlarını görme kabiliyetini verir. " (Müslim, Kader, 4,5). "Ey basiret sahipleri ibret alınız. " (el-Haşr, 59/2) ayeti, insanın ilerisi için daha tedbirli davranıp Allah'ın emirlerine ters düşmekten sakınmasını sağlamak maksadıyla yapılan bir hatırlatmadır. Bu da müminin basiretini gösterir.

İman bir basirettir. Basireti açık olanlar Allah'ın dinine ve hükümlerine talip olurlar. Basireti kapalı olanlar da Allah'ın nizam ve hükümlerine sırt çevirirler.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 15 Şubat 2013, 21:44   #169 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

el-BASÎR

Allah'ın güzel isimlerinden biri. Her şeyi gören, çok iyi gören anlamına gelmektedir. Allah her şeyi, herkesin yaptığını görür. Onun görmesine hiçbir şey engel olamaz. Kâinatın herhangi bir noktasında hiçbir hâdise yoktur ki, Allah onu görmüş ve işitmiş olmasın. İbadette ihlâs, kulun Allah'ı görmemesine rağmen, Allah'ın onu gördüğünü bilmesi ve onu görür gibi ibadet etmesidir.
Allah, zatı ile basîrdir. "O, yegane hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyden hakkıyla haberdardır. " (el-En'am, 6/18) ayetinde, "Habîr, Basîr" şeklinde ifade edilmiştir. Allahü Teâlâ gizli veya açık her şeyi görür, gece veya gündüz, küçük veya büyük... Her şeyi hakkıyla bilir. Hz. Peygamber bir hadisinde şöyle buyurur: "Kendinize hâkim olunuz. Siz, sağır ve gaib olan kimseye değil, işiten, gören ve çok yakında olan (Allah)'a dua ediyorsunuz. " (Buhârî, Tevhid, 9; Müslim, Zikr, 44-46...) Ebû Hüreyre, Hz. Peygamber'den rivayet ettiği meşhur Cibril hadisinde, Cibril'in "İhsan nedir?" sorusuna Resulullah'ın şu cevabı verdiğini anlatır:
"(İhsan), Allah'a sanki görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen Allah'ı görmüyorsan da, şüphesiz O seni görür. " (bk. Cibril Hadisi)
Allah, kalpteki fısıltıları, beyindeki oluşumları, fikirdeki gizlilikleri, kalplerdekini, zifiri karanlık bir gecede kapkaranlık taşın üzerinde yürüyen simsiyah bir karıncayı ve çıkardığı sesi görür, duyar, bilir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Şubat 2013, 21:44   #170 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

BASAR

Allah'ın sıfatlarından biri. Işık, renk, şekil, miktar ve her türlü davranışın, güzellik ve yanlışlıkların idrak edildiği duyudur.
Kur'an-ı Kerîm'de görmek anlamına gelen Basîr' sözcüğü 36 ayette geçmektedir. Ayetlerin çoğunda (el-Bakara, 2/96,110, 233, 237; Âli İmrân, 3/156, 163; el-Maide, 5/71; el-Enfâl, 8/39; Sebe' 34/11; Fussilet, 41/40; el-Hucurât, 49/18; el-Hadîd, 57/4; Mümtehine, 60/3; Teğabun, 64/2) basîr sözcüğü, a-m-l' fiilî ile birlikte "Allah yaptıklarınızı görür, Allah onların yaptıklarını görüyor" biçiminde değişik şekillerde geçmektedir. Bazı ayetlerde (Âli İmrân, 3/15, 20; Mü'min, 40/44) basîr sözcüğü,kul anlamına gelen İbad sözcüğü ile birlikte "Allah kullarını görür, görmektedir" biçiminde geçmektedir. Bazı ayetlerde (el-İsrâ,17/1; el-Hacc, 22/61, 75; Lokman, 31/28; Mü min, 40/20, 56; eş-Şûra, 42/11; el-Mücadele, 58/1) basîr sözcüğü, işitmek anlamına gelen semi sözcüğü ile birlikte geçmektedir. Bazı ayetlerde (el-En'am, 6/50; er-Ra'd 13/16; el-Fâtır, 35/19; Mü'min, 40/58) basîr sözcüğü, kör anlamına gelen amâ sözcüğüyle birlikte geçmektedir. Hûd suresinde (11/24) basîr sözcüğü, ama sözcüğüyle sağır anlamına gelen esamm' sözcüğü ile birlikte geçmektedir. Mülk suresinde (67/19) Allah'ın her şeyi' gördüğü bildirilmekte, Fâtır suresi (35/31) ile Şûra suresinde (42/27) basîr sözcüğü, haber alan veya haberdar olan anlamına gelen habîr sözcüğüyle birlikte geçmektedir.
Allah her şeyi görür. Onun görmesi her şeyi ve her tarafı kuşatır. Hiç bir şey onun görmesine engel olamaz. Hiç bir şey de onun görmesinden gizli kalamaz. Bazı şeyleri görüp, bazılarını görmemesi mümkün değildir. Gizlilik, kapalılık, aydınlık, karanlık onun için söz konusu değildir.
Allah'ın görmesiyle, kulların görmesi arasında bir kıyas yapılamaz. Zira Allah'ın görmesi yaratıklarda olduğu gibi göz aracılığıyla değildir. Allah her türlü maddilikten uzaktır, mahluklara benzemekten münezzehtir. Allah'ın her şeyi görme sıfatına sahip olduğuna iman etmek gerekir. Allah Teâlâ gizli ve açık herkesin ne yaptığını ve ne yapacağını görür, Mesafe, zaman ve karanlıklar Cenab-ı Allah'ın görmesine asla engel değildir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
adan, ansiklopedisi, İslam, zye


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557