Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Tiyatro & Edebiyat & Sanat > Kitaplar & Vitrindeki Kitaplar
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25 Temmuz 2014, 15:40   #1 (permalink)

Mihrimah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 29 Ağustos 2012
Nerden: İstanbul
Yaş: 27
(Mesajlar): 5.490
(Konular): 871
İlişki Durumu: Var
Renkli Para : 10138
Aldığı Beğeni: 694
Beğendikleri: 478
Ruh Halim: Uykucu
Takım :
Standart Aşk ve Kaotik Özgürlük




Kitabın Adı : Aşk ve Kaotik Özgürlük
Yazarın Adı : Eyüp Erdoğan
Yayınevi : Müptelâ Yayınları
Basım : Haziran, 2014
Sayfa Sayısı : 176
Tür : Türk Edebiyatı / Felsefe
Satın Almak İçin : D&R
Niçin âşık oluruz?
Neden seks yapma ihtiyacı hissederiz?
Peki, tüm yaşam sürecimizde neler yaşayacağımız önceden belirlenmiş olarak mı doğarız?
İlla annemize ya da babamıza benzemek zorunda mıyız?
Özgün bir birey olabilmemizde ya da olamamamızda ebeveynlerimizin ve içinde yaşadığımız toplumun etkisi var mıdır?
Eyüp Erdoğan sade ve yalın diliyle kaleme aldığı Aşk ve Kaotik Özgürlük isimli kitabında filozoflarla psikanalizcilerin izinden giderek bu sorulara yanıt veriyor. Necmettin Erbakan, Cem Karaca, Abdullah Gül, Afife Jale gibi örneklerle bu konuda okurlara yeni bir bakış açısı sunuyor.

I
Efsanelere, hikâyelere, romanlara, şiirlere, en güzel bestelere ilham veren, uğrunda servetlerin, şöhretlerin feda edildiği, acı çektiren, tımarhaneye düşüren, intihara sürükleyen “aşk,” hiç kuşku yok ki dünyanın en tatlı mutluluğuyla en derin acısından yaratılmıştır. Cennetle cehennem arasında bir yerlerde duran bu duygu aklın en soylu zaafıdır. Bu yüzden ki insanın yaşayabileceği bu olağanüstü deneyimi anlatabilmek için yeryüzünde var olan diller çaresiz kalır.
Avını sinsice kollayıp beklemediği bir anda yakalayan, ağına düşürdükten sonra söz hakkı tanımayan bir zorbadır “aşk.” Dayanılması güç bir maraz, üzüntü veren bir dert, vazgeçilmez bir illettir. Şefkatiyle büyüleyip kör eden, tutkusuyla Mecnun’a çevirip yolundan eden, şehvetiyle baştan çıkarıp haz bahçelerinden şeytan dağına sürükleyen heyecan, coşku, duygu kasırgasıdır.
Gençliği seven, güzelliği arayan, kelebekler gibi kanat çırpıp çiçekten çiçeğe konan “aşk” neşe pınarıdır, mutluluk nedenidir. Herkes bir şekilde aşka boyun eğmek zorundadır, çünkü aşktan daha tatlı bir memba, daha tesirli bir deva yoktur. Aşk tüm hazların üstündedir ve bu hazlarla arzulara onların üstünde olduğu için hükmetmektedir. Hükümran olan bu hazzın gözü karadır. Savaş Tanrısı Ares bile, “aşk”la, yani Eros’la boy ölçüşemez.Ares, “aşk”ı yenemez, tam tersine aşk, Ares’i yener. Anlatılanlara bakılırsa bunu Afrodit’in “aşk”ı başarmıştır.
Aşk ve Güzellik Tanrıçası’dır Afrodit; sevgiyi, sevişmeyi simgeler. Denizin köpüklü dalgalarından doğduğu için onun adını Afrodit koymuşlardır tanrılarla insanlar. Tanrılara doğru yürümeye başladığında, arkasından geldi aşkın, seksin, şehvetin kölesi Eros ve arzunun, isteğin sembolü Himeros. Afrodit’in tanrılığının payı buydu işte. İnsanlarla tanrıların gülmeleri ve oynaşmaları, sevmenin ve sevişmenin büyüsü hep ondan kaynaklandı.
Ölümsüzleri de, ölümlüleri de alt ettiği sevgisi, alımı var ya, göğsündeki nakışlı memeliğindeydi. Alacalı bulacalı bir kurdeleydi bu, alımlı ne varsa, hepsi onun içindeydi. Sevgi onun içinde, istek onun içinde, cilveleşme, şakalaşma onun içinde, en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde.
Herkes bilir ki Eros, Afrodit’ten ayrılamaz. Eros olmadan Afrodit olamaz. Eros ki ölümsüz tanrıların en güzeli, Eros ki insanlarla tanrıların elleriyle ayaklarını çözen, insanların da, tanrıların da kalplerini, akıllarını, isteklerini alıp gidendir. Eros ki yaratılışta Khaos’tan hemen sonra gelen, evrende birleşmeyi ve üremeyi sağlayan, insanları oklarıyla kovalayan alaycı afacan.
Kim karşı koyabilir aşka, cepheler bozar savaşta, parayı pulu derbeder savurur, talan eder sonra gül yanağında bir genç kızın uykusuz gecelerini. Uçsuz bucaksız denizler, dağlar ona dar gelir, vahşi hayvan inleri aşkın uğrağıdır. Ölümlü ya da ölümsüz, ağına düşenin işi bitiktir, tadan bilir, aşkın bir adı deliliktir. En doğru kişilerin bile çeler aklını, sokar günaha. Ey gönüllerin sultanı eşsiz Afrodit, kim baş eder seninle, sevenler oyuncak elinde.
Kim kaçabilir oklarından Eros’un, kim karşı koyabilir Eros’a? Kim baş edebilir Afrodit’le, onun güzelliğiyle, cilvesiyle? Kendisi alabildiğine özgürken, dilediğinin gönlüne dilediği zaman girip dilediği zaman çıkarken kim kurtulabilir “aşk”ın esaretinden?
Psikolojik romanın yaratıcısı ünlü yazar Stendhal’e göre, “İnsanın kendisine, başka bütün eylemlerin verdiğinden daha büyük bir zevk veren bu eylemi yapmama özgürlüğü yoktur. Aşk, ateş gibidir, insanın iradesine bağlı olmaksızın yükselir ve sonra yok olur.”
Aşk bilgili, cahil; akıllı, aptal; kurnaz, saf; zengin, yoksul; kadın erkek demeden tüm insanlara bulaşan; zihni, benliği, bedeni saran bir hastalıktır. Bu ateşli derde düşen, kendisini derde düşüreni düşünmeden edemez. Bütün dikkatini toplayarak hatırlamaya çalışsa da onun nesini sevdiğini bilemez, sevmediği nesi var, onu hiç bilemez, yine de bir an olsun onu düşünmeden edemez. Derdine tercüman olan ezgilerin, bestelerin, güftelerin içinde erimekten, mısralara, notalara sarılmaktan vazgeçemez. Nedensiz yere üzülmekten, sevinmekten kendini alamaz. Anlamsız, tutarsız sözler söylemeden; yersiz, gereksiz davranışlar sergilemeden duramaz. Her baktığı yerde onu görmekten, sesini duymaktan, kokusunu almaktan kurtulamaz. Kendisindeki bu değişimi fark etse de umursayamaz.
Âşığın şiddetli arzunun pençesinde savrulan yorgun bedeni yalnızlığın koynunda, sessiz, coşkun akan sevda pınarlarında susuz, yenik düşer çaresizliğine. Unutmayı başaramayan hafızasının, vazgeçmeyi beceremeyen kalbinin bedenine yaptığı bir zulümdür bu; apansız ortaya çıkan, ruhunu ters yüz eden, baş edilemeyen ateşli duyguların zulmü.
İşte, bu yüzden psikolog ve nörolog Pierre Janet’e göre kesinlikle bir ruh hastalığıyken aşk, psikanalizin babası Sigmund Freud’a göre, düşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu zihin durumunun ilk örneği, yani bir psikoz prototipidir aşk.
Düşünce bozukluğu, duygu durumunda değişkenlik, hezeyanlar, sanrılar, kişilik değişikliği gibi durumların psikoz belirtileri olduğu düşünüldüğünde, Freud’un aşkın bir psikoz prototipi, bir ruh hastalığı olduğu sözüne hak vermemek mümkün mü?
Nitekim düşünce bozukluğu düşüncelerin belirli bir düzene oturtulamaması, karmaşık bir hale gelmesi, bunun sonucu olarak konuşmada bozukluklar, dikkat toplamada sorunlar yaşanması anlamına gelmekteyken; duygu durumunda değişkenlik belirli bir neden olmaksızın kişinin duygu durumunda ani değişikliklerin gözlemlenmesi, nedensiz yere çok üzülme veya çok sevinme gibi durumları anlatmaktadır. Hezeyan saçmalama, sayıklama, sabuklanma, gerçekdışı düşünce ve inançlara sahip olma, bu inançlarda çok güçlü ve ısrarcı olma (delüzyonel inanç) durumuyken; sanrı gerçekte var olmayan şeyleri görme, duyma veya koklama gibi duyu bozuklukları yaşama (halüsinasyon) hali; kişilik değişikliği ise kişilikte ve davranışlarda yaşanan büyük değişikliklerdir.
Bütün bu olağan olmayan, genel olmayan, alışılmış olmayan aykırı, anormal durumlar “nasıl” ortaya çıkmaktadır?
Yapılan bilimsel araştırmalara göre, aşkı oluşturan önemli öğelerden cinsel istek (şehvet) ve cinsel çekicilik (cazibe) açığa çıktığında, insanda birçok değişime neden olan kimyasallarla hormonlar salgılanmaktadır. Âşığın anormal davranışlarının nedeni olan bu salgılardan östrojen hormonu hem erkek hem kadında bulunmakla birlikte, üreme yaşında kadınlarda seviyeleri çok yükselmekte, kadınların saldırganlaşmalarına neden olmakta ve yüksek acıya dayanmalarını sağlamaktadır. Yine hem erkek hem kadında bulunan testosteron hormonu birçok şeyle, ama özellikle libidoyla yakından ilgilidir. Yaratıcı hayatı teşvik eden, bastırılmış duyguları insan benliğinde ateşleyen libido, insana yaşama gücünü veren enerji veya içgüdüsel enerji olarak da bilinmektedir. Erkekte testosteron, kadında da östrojen hormonunun üretiminin azalmasına bağlı olan libido azalması, bir çeşit seksüel fonksiyon kaybı olarak görülmekte ve tıbbi bir problem olarak ele alınmaktadır.
Şaşırtıcı olan âşık bir kimsenin vücudundaki bazı salgıların uyuşturucu kullananlarla aynı oranda arttığının gözlemlenmiş olmasıdır. Özellikle beyinde salgılanan ve morfine benzeyen endorfin, dopamin gibi hormonlar ayakları yerden kesen, uçuran, körkütük aşk halini ortaya çıkaran, kara kışta bahar sarhoşluğu yaşatan hormonlardır. Bu salgıların fazla uyarılması âşık olan bir kimseye her ne kadar mutluluk verse de yan etkilerinin kaçınılmaz olduğu bilinmektedir. Bu yan etkilerin başında kalp hızının artışı, kan basıncında yükseliş, iştah kaybı, uykusuzluk, aşırı heyecanlanma gibi tuhaf davranışlar gelmektedir. Kalp hızının aşırı artışı kalp krizine yol açabilmekte, hatta bu durum yaşlılarda ölüme neden olabilmektedir.
Âşık olmaktan daha tehlikeli bir şey varsa, o da aşkın yok olmasıdır. Çünkü etkisinin ne kadar derinlere işlemiş olduğunun farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varılır. İşte, intiharlara neden olan da bu farkındalık halidir. Çünkü aşkın bitmesiyle oluşan üzüntü vücuttaki norepinefrin gibi bazı kimyasal salgıları artırmaktadır. Norepinefrin, epinefrin ile birlikte kalp atım hızını, glikoz salınımını ve iskelet kaslarına giden kan akımını artırmaktadır. Artan salgılar vücuttaki sinirleri beslemekte ve kalp hızı üzerinde önemli etki yapmaktadır. Bu salgıların aşırı artışı sinirlenme, öfke, nedensiz ağlama krizleri, kalp çarpıntısı gibi anormal davranışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Aşk acısı yüzünden aşırı salgılanan kimyasalların sinir büyüme faktörünü arttırdığı, bununsa beyindeki sinirlere zarar verebildiği bilinmektedir.
Dizginlenemeyen, söz dinlemeyen bir zorba gibi, bir kasırga ya da bir hastalık gibi insanın üstüne çöken bu ateşin “nedeni nedir?”
İnsan “neden” cennetle cehennem arasında duran bu ateşte yanmaktan kurtaramaz kendini?





"Peki" dersin bazen;
inandığın için değil,tükendiğin için.


Mihrimah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
aşk, kaotik, ve, özgürlük


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557