Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Olaylar Bölümü > Korkutucu Olaylar
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Korkutucu Olaylar Korkunç olan tüm olaylar burada.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Ağustos 2011, 22:14   #61 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

YAŞANMIŞ VE ÇÖZÜLEMEMİŞ ESRARENGİZ OLAYLAR

Bu topicde tarihten günümüze kadar uzanan dönemde yaşanmış, kayıtlara geçmiş, ancak bi şekilde üstü kapatılmış sır olaylara değineceğim...

Olaylar çok gizemli bi o kadar da şaşırtıcı !! Lütfen sizde bildiğiniz bu tür olayları burda paylaşınn....

İlk anlatacağım olay, 10 ağustos 1901 yılında iki Oxfordlu profesörün (ki,biri Oxford�a bağlı St. Hughs Koleji Müdürü Anne Moberly diğeri de müdür yardımcısı Eleanor Jourdian�dır) Versailles�deki Petit Trianon�un bahçesinde yürüyüşe çıktıklarında meydana gelmiştir.Bu yürüyüş sırasında tıpkı bir film sahnesinden diğerine geçişte olduğu gibi,önlerindeki görüntü, üzerlerinden parıltılı bir gölge geçermişçesine değişir. Bu parıltı geçtikten sonra görüntünün değişmiş olduğunu ve akabinde çevrelerinde 18.yy giysileri içinde peruklu, heyecanlı insanların belirdiğini fark ederler.Bu sırada bir uşak bunları görüp,heyecandan küçük dilini yutmuş kadınlara yaklaşarak yönlerini değiştirmek için kendisini takip etmelerini işaret eder. Onlar da bunun üzerine adamı izleyerek iki yanı ağaçla sıralanmış bir yoldan geçip bir bahçeye girerler. Ve bu sırada da havada müzik sesleri eşliğinde ,soylu bir hanımefendinin sulu boya resim yaptığını görürler. Sonra bu görüş giderek kaybolur ve eski hallerine geri dönerler. Bu değişim o kadar etkileyicidir ki,kadınlar arkalarına döndüklerinde,az önce gelmiş oldukları ağaçlı yolun şimdi,eski bir taş duvarla kesildiğini görürler. İngiltere�ye döner dönmez hemen tarihsel kayıtları araştırmaya başlarlar ve sonuçta Trianon�un yağmalanmış ve İsviçreli nöbetçilerin katledildikleri gecenin gündüzüne geri döndüklerini, bahçedeki kadının da Maria Antoinette olduğunu anlarlar.Yaşadıkları bu deneyimi başından sonuna kadar, tüm ayrıntılarıyla tek ciltlik kitap kalınlığında bir rapor halinde hazırlayarak İngiliz psişik Araştırmalar derneğine sunarlar.Fakat bu olay, dünyanın en önde gelen ve saygın üniversitesinde öğretim görevlisi olmalarından dolayı Akademik kariyerlerini tehlikeye atmamak için,takma isimler altında yayınlanır. Daha sonra ise, içeriden sızan bilgi yüzünden kimliklerini açıklamak zorunda kalırlar.Bu iki profesörün,yalnızca geçmişi canlandıran bir görüntü algılamayıp doğrudan geçmişin içine dalarak, 1789 yılındaki Trianon Bahçesinde insanlarla karşılaşmaları olayına bir de,bu sırada onlara eşlik eden bayıltıcı depresyon ve ağırlık duygusu eklenince, Psikologlar ve fizikçilerin ilgi odağı haline gelirler. Bu konuda bayan Moberey şunları söylemekte: � Her şey aniden doğa dışı göründü, dolayısıyla da nahoş. Binalar ardındaki ağaçlar bile bir goblene işlenmiş ağaç gibi cansız ve düz göründü.Işık ve gölge etkileri yoktu ve her şey yoğun biçimde durağandı.� (Bkz. A.Moberly,E.F.jourdian,An Adventure ,syf 45-6)

Hayalci bir yapıya sahip olmayan bu kadınların en ince noktasına kadar anlattıkları olaylar,giyim kuşamlar,bahçelerin planı ve diğer fiziksel olarak gözlenebilen fenomenlerin tarihsel olarak bütün ayrıntılarıyla doğru olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.Ayrıca bu olay onlara açık bir çıkar sağlamadığı gibi,akademik kariyerlerini de tehlikeye sokmuştur.

Konuyla ilgili olaylar, bununla sınırlı olmadığı,1955 yılının Mayıs ayında Londralı bir avukat ve karısının aynı bahçelerde 18.yy giyimli birkaç kişiyle karşılaşması ile elçilikte çalışan bir görevlinin Versailles�e bakan bürosundan Bahçenin tarihinin daha eski bir dönemine dönüştüğünün gözlenerek aynı derneğe bildirilmesiyle anlaşıldı.(Bu ve buna benzer birçok örnek,akademik düzeyde uzman araştırmacıların ciddi ve objektif çalışmaları sonucu yayımlanmaktadır)



1951 yılının 4 Ağustos sabahı saat 4 civarı,iki İngiliz kadının tatile geldikleri Fransız kıyılarındaki Pusy kasabasında silah sesleriyle uyandılar.Bu silah seslerinin nereden geldiğini anlamak için pencereye doğru geldiklerinde ise,sadece gördükleri,önlerinde uzanan denizin son derece sakin görüntüsüydü.Öyle ki,duydukları sesleri çağrıştıran herhangi bir eylem izi bile yokdu.İngiliz Ruhsal araştırma kurumu,bu konuyu incelediklerinde,kadınların bildirdikleri tarihte sözünü etmiş oldukları olayın,müttefiklerin 19 ağustos 1942 �de Pusy�de Almanlara karşı yapmış olduğu saldırıdan söz eden savaş kayıtlarına aynen uyduğunu görmüşlerdir.Yani bu kadınlar,9 yıl önce orada yer alan bir saldırının seslerini aynen duymuşlardı.Bu tür tarihi olayların yeniden yaşanmakta olduğuna ilişkin deneyimlerin bazı tarihçiler tarafından da yaşandıkları belgelenmiştir.


Amerikan hava kuvvetlerine (ki diğer ülkeler için de mevcuttur) ait olan hatırı sayılır belgelerde de ,kutuplarda ya da yakın bölgelerde uçuşları sırasında ,mesela Antarktika�da olanlar,buzla kaplı olması gereken kıta yerine ,sık ormanlarla kaplı ve eski çağlara ait mamut ve dinazorların görüntülerinin telsiz konuşmalarında ya da uçuşları sırasında rapor edildikleri mevcuttur.Dünyanın başka bölgelerinde farklı tarihlere ait görünümler de aynı şekilde rapor edilmişlerdir.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:15   #62 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

BAŞKANLARIN ÖLÜMLERİ

Abraham Lincoln ile John Fitzgerald Kennedy'nin yaşamları ve uğradıkları suikastlar, inanılmaz bir dizi olayla birbirlerine bağlıdır. Lincoln ilk defa 1846 yılında Kongre'ye seçildi. Kennedy ise tam 100 yıl sonra... 6 Kasım 1860'da Lincoln ABD'nin 16. başkanı seçildi; Kennedy ise 8 Kasım 1960'da 35. başkan oldu. Ölümlerinden sonra yerlerini alan yardımcılarının ikisinin de adları Johnson'du; Andrew Johnson 1808'de, Lyndon Johnson 1908'de doğmuştu. Lincoln'u vuran J.W.Booth 1838 yılında, Kennedy'nin katili Oswald ise 1939'da doğdu. İkisi de güneyliydi ve mahkemeye çıkartılamadan vuruldular. İkisi de cinayeti bir tiyatro binasında işleyip, daha sonra bir ahıra kaçtılar. Suikast gününde Lincoln bir korumasına, "Benim canımı almak isteyen bir adam var. Başaracağından kuşkum yok. Olacağı varsa önüne geçilemez." demişti. Kennedy ise eşine ve yardımcısı O'Donnel'a, "Biri beni bir tüfekle bir pencereden vurmak isterse kimse onu durduramaz. Bu yüzden niçin kendimi üzeyim?" demişti. Lincoln ve Kennedy insan haklarını savunmalarıyla tarihe geçtiler; ikisi de bir cuma günü kafalarının arkasından vuruldular ve eşleri de yanlarındaydı. Lincoln Ford Tiyatrosu'nda vuruldu; Kennedy ise Ford Motor Şirketi tarafından yapılan bir arabada hayatını kaybetti. Başka bir ilginç tesadüf ise Kennedy'nin Evelyn Lincoln adlı bir sekreteri olması ve Kennedy'ye Dallas'a gitmemesi için ısrar etmesiydi. Lincoln'un sekreterinin ismi de aynıydı...



UĞURSUZ ARYA


1852 yılında, Paris Operası Kral VI. Charles tarafından açıldığında öylesine olay olmuştu ki, gazeteler açılışı, "Ezici bir başarı" olarak nitelemişlerdi. Açılış gecesinde dönemin en ünlü tenoru Mafiani başroldeydi. İkinci tenor, "Tanrım, onları ez..." diye başlayan aryasına başladığında, Mafiani'nin gözleri tavana ilişti. Kubbenin hemen altında bulunan "kedi balkonu" denen çember balkondan dev bir parça yerinden koparak düştü. Beton blok, doğrudan talihsiz tenorun üzerine geldi ve onu ezerek öldürdü. Herşeye rağmen gösteri sürecekti... Ertesi gece Mafiani ön sıraları boş olan salonda yine sahneye çıktı ve o an geldi. Yine "Tanrım, onları ez..." aryası başladığında tenorlardan birisi göğsünü tutarak yere düştü, kalp krizi geçiriyordu ve kurtarılamadı. Yapımcılar ve sorumlular panik halindeydiler; ölümün üçüncü kez geleceğinden korkuyorlardı. Ama Mafiani direndi ve meşum aryanın söylenmesine karar verildi. Zamanı geldiğinde orkestra susacak ve aryadan sonra çalmaya devam edeceklerdi. Gerçekten de öyle oldu; orkestra sustu, ama müzisyenlerden biri refleks olarak sözcükleri mırıldanmaya başladı. Mafiani duydu ve adama ters ters bakarken, kemancılardan biri aynen bir önceki gibi kalp krizi geçirerek o anda yaşama veda etti. Artık herkes pes etmişti; opera kapatıldı, oyun kaldırıldı. Sahneler aylar sonra bir başka oyunla açıldı. Ancak o oyun bir daha asla oynanmadı.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:15   #63 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

HİGH JUMP OPERASYONU


İkinci Dünya Savaşı biteli henüz iki yıl olmuştu. Dünya dengelerinin ve yeni dünya düzeninin ne olacağı konusunda ve mahvolmuş ülkelerin yeniden yapılandırılması büyük bir sorun oluşturuyorken 1947 yılında A.B.D., İngiltere ve Yeni Zellanda'dan 4.000' yakın askerden oluşan bir güç ortak bir harekat düzenleyerek Antartika'yı saracak bir kutup keşfine çıkmak üzere harekete geçtiler.

Daha bu ülkelerin savaş yaraları sarılmadan böylesine büyük bir harekata kalkışmaları, kendi kamuoylarından tepki almakla beraber bu ülkelerin üst düzey bürokratları tarafından kabul edildi. Bilimsel olarak binlerce fotoğraf çekildiği ve Antartika'nın ayrıntılı resimlerinin çekildiği ve haritasının yapılmasına yaradığını bildiğimiz harekat sadece bunlar için miydi? Bunun için üç ülkenin bir araya gelmesi, onlarca gemi , uçak ve binlerce askeri güney kutbuna göndererek Antartika'yı üç koldan sarmasına bilimsel olarak ne kadar normal gözle bakılabilir? Harekatın yönetici beyni olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Sekreteri James Forrestal'in orada gördüklerini anlatmaya başlamasından sonra apar topar Bethesda Deniz Hastahanesi'ne kapatılmasına ve karısıyla bile görüştürülmemesine ne demeli? A.B.D. ordusu iddia ettiği üzere "ruhen sorunlu" bu insana nasıl bu kadar büyük bir yetki verebilme hatasında bulundu? Bu kişi madem sorunluydu neden emekli olduktan sonra konuşmaya başladı? Sonuçta buna benzer oldukça fazla soru sorulabilir. Bu konuda bir başka iddia ise Antartika 'da bir Nazi üssü buluınduğu ve hatta harekat gücünün Antartika'ya vardığında yoğun bir savunmayla karşılaştığı. İddialara göre burdaki üste Alman yüksek teknolojisi ile yapılmış Nazi UFO'ları vardı ve yoğun şekilde direnişte bulundular. Hatta Amiral Byrd'ün uçağı bir motoru bozulmuş halde diğer uçaklardan üç saat geç gelmişti. İddialara göre Byrd Nazi üssüne inmek zorunda kalmış ve üstekiler ile görüşmüştü. O zaman akla hemen şu geliyor; madem düşmanlardı neden bir A.B.D subayı bir Nazi üssünden sağ çıkabiliyor? Bu üs yada şehir yoksa gizemli bir uygarlığa mı aitti? Byrd'ün uçağındaki alıcılar gerçekten de uçağın ve mürettabatın olağanüstü şeyler yaşadığını kaydetmişlerdi. Ama elbette diğer gizemli konularda olduğu gibi dosya sümen altı edildi. Hastaneye yatırıldığından kısa bir süre sonra eski Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Sekreteri James Forrestal'in kendini odasının penceresinden atarak intihar (!) etmesi vahim ve trajik olarak değerlendirilse de belki de olay hakkında konuşmak isteyenlerin başına neler geleceğini en yüksek yoldan gösteren bir gözdağı olmuştu. Yine her zamanki gibi oldu, çok konuşan bertaraf edildi ve dava kapandı.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:15   #64 (permalink)
Sonsuzluk şimdi başlıyor..

* נσѕєρнιηє ' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Cehennet -
Yaş: 24
(Mesajlar): 4.808
(Konular): 800
Renkli Para : 1571
Aldığı Beğeni: 41
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Depresyonda
Takım :
Standart

1 tanesini okudum çok korkunç lan nası uyicam ben bu akşam :804:





Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı..
Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra..

.
* נσѕєρнιηє ' isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:15   #65 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Philedelphia Deneyi



1943 Haziran'i. Philedelphia Limani'nda siradan bir donanma destroyeri Eldridge'e hiç de öyle siradan olmayan kargolar yükleniyor. Tonlarca elektronik malzeme ve 75 KVA'lik iki devasa jeneratör, 4 manyetik kule ve sadece yapanlarin ne oldugunu bildigi bir sürü cihaz. USS Eldridge adeta yüzen bir
trafo merkezi gibi bu yüklerle. Ve tabi baslarina gelecek olaylardan habersiz mürettebat.

Emir geliyor: Şalteri açin. Kurulan düzenekler gemiyi yapay bir yildirim saganaginin içine aliyor. Dev kulelerden yayilan elektromanyetik alan gemiyi kusatiyor. Gemi yavas yavas yesil bir sisin altinda yitip gidiyor saskin bakislar arasinda. Ve çok kuvvetli mavu bir isik beliriyor geminin oldugu yerde. Yaratilacak elektromanyetik zirhla radar dalgalarina karsi görünmez olmak isteyen ABD donanmasi için bu bekleneni asan bir durum. Düsman radarlari gemiyi göremez artik ama çiplak gözle de görünmüyor gemi. Koca gemi saydamlasiyor sanki. Akim kesiliyor. Ve Eldridge görünmeye basliyor yeniden.
Deneyi planlayanlarin bile kafasi karisiyor. Bu kadarini kimse beklemiyor. Hatta Gökkusagi Projesi olarak adlandirilan projenin beyni Morris K. Jessup bile sasiyor bu ise. Şaşmayan tek kisi ise deneyle ilgili en ince detaylara kadar her türlü bilgiyi Morris'e veren Carl Allen. Tam bir bilmece adam. Deney
kadar esrarengiz bir adam. Deneyden sonra gemide çok büyük bir degisiklik görünmüyor. Ama tayfalar için ayni seyi söylemek güç. Midesi bulananlar,
başı dönenler, aklini kaçıranlar hiç de önemli degil digerlerinin yaninda. Bazi tayfalar yari görünmez, bazilari duvarlardan geçebiliyor, bazilari kendiliginden alev alip yaniyor ama en ilgici 5 tanesinin T1000 misali geminin metaliyle kaynasmis olmasi. 28 Ekim 1943'te final deneyi yapiliyor. Bu kez hayvanlar da kobay. (deneylerin vazgeçilmezleri). Akim veriliyor jeneratörlere. Jeneratörler yükselticilerle kat kat arttirilan enerjiyi kulelere gönderiyor. Kulelerse yekpare bir elektromanyetik alanla geminin kusatilmasini sagliyorlar. Gemi yine optik görünmez oluyor. Ve efsane basliyor; Eldridge Norfolk'ta, Eldridge Virginia Limaninda, ve Eldridge dünyanin bir çok limaninda görünüp kaybolan bir hayalet gemi. Deney basladiktan 5 dk sonra Philedelphia Efsanesi'ni baslatan destroyer 630 mil uzaktaki Norfolk limanina ulasiyor. Oluşturulan 10'larca yıldırımın gücüne eşit enerji alani gemiye yeni bir boyutun kapisini açiyor ve gemi zamanda, mekanda seyahat etmeye basliyor. Karadelikler ve Karadelik Buharlasmalari gibi bilgiler bu denli birikmeseydi bu deney tümüyle muallakta kalirdi. Ama Karadeliklerin, teorik fizikcilerle el ele verip gündeme getirdigi WORM HOLE (kurt deligi,solucan deligi,horn hole) zaman ve mekan yolculugunu rahatlikla açikliyor. Böylece deneyin olmazligi kalmiyor.Çok aşırı elektromanyetik alanlar,tipki karadeliklerde asiri çekimin ve spinin (dönmenin) yarattigi etkiyi gösteriyorlar. Zaman ve mekanda yolculuga izin veriyorlar. Zaten Karl Allien'e göre de olay bu kadar basitti: Çok asiri manyetik alan WORM HOLE yaratacak, oraya giren hersey de (enerji de dahil) tünelin içinden uzay-zamanin baska bir yerine gidecekti. Boyutlar arasi bir kapinin elektromanyetik sokla aralanmasiydi basitçe.
Bu konuda virgülleri koyan Stephen Hawking, Beyaz Saray'da Bill Clinton'a zamanda yolculugu ve zaman makinesini anlatarak son noktayi koydu. Bütün kitaplarini okuyanlar, zamanla Hawking'in görüşlerinin nasil zamanda yolculuk lehine dönüstügünü görürler.
O da bu fenomenleri WORM HOLE lara bagliyor. (Message filmi de bugüne kadar WORM HOLE kavramini en iyi isleyen film)

Gökkusagi Projesine çok büyük fon ayiran Amerikan Donanmasi Ekim'deki firal deneyinden sonra durduruyor projeyi. Nedenini ise üst düzey bir yetkilinin söylediği bir açıklamadan anlıyoruz: "Bütün bilim-kurgu yazarlari bir araya gelip hayal güçlerini sonuna kadar zorlasaydi,yine de deneye katilan insan ve hayvanlarin basina gelenleri tasavvur edemezlerdi." Gelelim deneyin patronu Morris'e. Karl Allien'den bir yolunu bulup UFO motorlarinin ayrintili çizimlerini aldi. UFO'larin esrari adli kitabina bu çok detayli çizimleri koymaya kalkinca MIB tarafindan temizlendi. Kitap bu ayrintili UFO teknik resimlerinden arinmis olarak yayinlandi.

Kitabin Adi: A'dan Z'ye Phi Deneyi
Yazar: Andrew Hochheimer & (Rick Andersen)
Sayfa: 290
Proje Adi:Rainbow Project







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:15   #66 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

uyuma bebek

High Jump Operasyonu ve Philedelphia Deneyi hikaye değil, gerçektir. Antartika bir zamanlar tropikal bir kıtaydı. Küresel İklim değişince Atlantis'in çöküşünden hemen sonra Antartika kıtası Buzdağına dönüştü. Buzdağına dönüşmeden önceki Dünyadışı varlıklar ile Atlantisliler / Lemuryalılar savaşı vardı Atlantislilerin zaferi ulaşmadan Dünyadışıvarlıklar tarafından gönderilen meteor yağmurlar Antartikalıları korkunç şekilde ezip yok etti. Antartika kıtadan çıkan sağ kalmamış. Antartika'ya giden hiç olmamıştır 18.yüzyıla kadar. Antartika'da gizemli birçok göl, nehir ve piramitler bulunuyor. Ancak gerçeğine ulaşmasına NASA izin verilmiyor.. Ay'daki Dünyadışı varlıkların üssü de var. İkinci üssü Antarktika'da buluyor. Üçüncü ise Anadolu'da.. (bkz. Çanakkale Savaşındaki bulut olayı hatırlarsınız) Dördüncü Sibirya (Ruslar tarafından ele geçirmiş, terk edilmiş garip üs).. Beşinci üssü Amerika'da (51.bölge) Amerikalılar sömürgeci Dünyadışı varlıklarla anlaşma imzalamıştır. Dünyadışı varlıkların buyruğuna OrtaDoğu'yu savaşa açtığına hiç fart etmiş miydik ? Amerikalıların plan tamamlandığında Marduk olayı neymiş 2012 yılında Dünyadışı varlıklar Dünya'ya geleceklermiş. Ne yapacakları Amerikan hükümet bilebilir.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:15   #67 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

not:alıntıdır

Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan kısacası yaşantısından
sıkılan bir
adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan
bulunduğu
kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş.

Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir
çığırtkan,
avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:

- Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!...

Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak
etmiş.
Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki
tüm para
kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış
merakla
oyunu izlemeye.

Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış,
izlediği
muhteşem oyun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu
boşaltmak için ikaz almış. Adamsa:

- Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey
konuşmam
gerek... demiş.

Seyrettiği oyunun etkisi ile müdür ile konuşmuş ve ne olursa
olsun, ne
iş olursa olsun buranın bir parçası olmak için çalışmak
istediğini
belirtmiş. Müdür çok şanslı olduğunu, şu sıralarda bir
temizlikçi
aradığını fakat önce onu denemesi gerektiğini ifade etmiş ve
denemek
üzere aylardır el değmemiş bir kütüphanenin temizliğini uygun
bulmuş.

- İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım...
demiş ve gitmiş.

Tiyatro aşkının verdiği şevk ile temizlik beklenenden kısa
sürede
bitmiş. Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu
diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın
temizliğini
görünce hayretler içinde kalmış.Aylardır içeriye girilmeyen oda
gıcır
gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve becerikli adamı işe almaya
karar vermiş.

- Tamam seni işe alıyorum

- Fakat benim yatacak yerim yok.

- O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın.

İstediği olan tiyatro tutkunu, huzurlu bir şekilde odayı terk
ederken
müdür.

- Adın neydi senin buraya yazalım... demiş.

Aldığı cevap ise;

- William! William Sheaksper!... olmuş.

Bu hikaye hem insanı dehşete düşürücü hem de ilham verici.
Sheaksper
tiyatro yaşantısına bu şekilde başlamış. Tam kırk (40)
yaşında...
tiyatroyu o yıllarda tanımış ve büyük bir azimle o muhteşem
oyunları
yazmış. Üstelik büyük bir fedakarlık göstermiş mesleği için.
Meslek
hayatı boyunca sadece üç saat uyuyarak yaşamını sürdürmüş.
Sabah erken
kalkıp oyun provasını yapıyor oyununu oynuyor ve akşam yeniden
oyun
yazıyor... Bu böyle sürüp gitmiş.

Bu hikayeyi ilk duyduğumda yaşamım için duyduğum kaygıları bir
kenara
bıraktım. Anladım ki, hiçbir şey için geç değil. İnsan eğer
isterse
imkansız gibi görünen olayları da gerçekleştirebilir. Yeter ki
yürekten
istesin ve bunun için çaba sarf etsin. Hiçbir şey için geç
değil. Kırk
yaşında olsak ta...







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:16   #68 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

İngiltere'de 2 yaşındaki bir kız çocuğu, kan şekerinin düşmesi nedeniyle bilincini kaybeden şeker hastası babasını, komaya girmekten kurtardı.

Şeker hastası Daniel Lambell'in (20), salı günü bilincini kaybederek yere yığıldığı, 2 yaşındaki kızı Charlie'nin de mutfaktan şeker kavanozunu alıp babasına kaşık kaşık şeker verdiği belirtildi.

Lambell'in, hastalığı nedeniyle yanından ayrılmayan ancak salı günü evde bulunmayan eşi Karen, 2 yaşındaki bir çocuğun böyle davranmasının beklenmedik bir şey olduğunu belirterek, ''Kızım, eve geldiğimde bana 'babam hastaydı ama tedavi ettim' dedi'' diye konuştu.

Bilinci yerine geldikten sonra kızının kendisini kurtardığının farkına varan Lambell da Charlie'yi ''küçük kahraman'' olarak nitelendirdi.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 18 Ağustos 2011, 22:16   #69 (permalink)
Sonsuzluk şimdi başlıyor..

* נσѕєρнιηє ' - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Cehennet -
Yaş: 24
(Mesajlar): 4.808
(Konular): 800
Renkli Para : 1571
Aldığı Beğeni: 41
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Depresyonda
Takım :
Standart

uyimicam o zaman





Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı..
Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra..

.
* נσѕєρнιηє ' isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Temmuz 2013, 01:43   #70 (permalink)
sözcü
Misafir Üye
sözcü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
(Mesajlar): n/a
(Konular):
Renkli Para :
Aldığı Beğeni:
Beğendikleri:
Ruh Halim:
Standart

hepsini okumadaım ama korkunçlar




  Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bilinmeyen, efsaneler, hikayeler, korkunç, tüm, şaşırtıcı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557