Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Olaylar Bölümü > Korkutucu Olaylar
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Korkutucu Olaylar Korkunç olan tüm olaylar burada.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Ağustos 2011, 23:39   #1 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart Kara Kedi

..Anlatacağım bu şaşılası hikayeye inanacağınızı sanmıyor sizi de zorlamıyorum. Benim, kendimin
inanamadığım bir şeye sizleri inandırmağa çalışmam delilik olur. Buna karşın deli değilim ve düş de
görmedim. Ama yarın öleceğim için, bugün içimi dökmek istiyorum. Amacım herkese açık,kısaca çeşitli
düşünceler,görüşler ileri sürmeden, evimde olup bitenleri anlatmak.
Bu olaylar en sonunda beni dehşete düşürüp şiddetli, çok büyük sıkıntılar içinde kıvrandırdılar ve
yıkıntımın nedeni oldular. Gene de bunları açıklamaya çalışmayacağım. Bana dehşetten başka bir şey
vermeyen bu olaylar, başkalarına korkunç gelmediği gibi, abartılmış da gelebilir. Belki ileride benden
daha sakin, daha bilinçli ve daha az etki altında kalan birisi, anlatacağım şeylerin birbirlerini izleyen
olaylardan başka birşey olmadığını ortaya koyup, gördüğüm karabasanı gerçek basitliğe indirgeyecektir.
...Çocukluğumdan beri, uysalığım ve herkese, herşeye acıma duygum dikkati çekerdi. Bu acıma duygusu
bende o kadar aşırıydı ki, arkadaşlarımın alaylarından yakayı kurtaramazdım. Özellikle hayvanlara çok
düşkündüm ve ailem bir sürü yavru beslememe göz yummak zorunda kalırlardı. Zamanımın çoğunu bu
hayvanlara ayırıyor, Onları beslerken ve severken en zevkli dakikalarımı geçiriyordum. Bu huyum yaşım
ilerledikce daha belirgin bir hal almaya başlamıştı. Bencillikten tamamiyle uzak ve çıkar gözetmeksizin
kendini adamış hayvanın sevgisi ile, insanın hiç de sağlam temellere dayanmayan arkadaşlığı birbirinden
çok farklıdır...
...Genç yaşımda evlendim ve karımın zevklerinin de benimkilere uygun olduğunu görerek çok sevindim.
Benim evcil hayvanlara düşkünlüğümü gören karım, rastladığı acaip hayvanları eve taşıdı. Kuşlarımız,
mercan balığımız, güzel bir köpeğimiz, tavşanlarımız, küçük bir maymunumuz ve bir kedimiz oldu.
Olaganüstü iri ve güzel olan bu kedi kapkara ve son derece kurnazdı. Kurnazlığından söz ederken köhne
inançlara hiç de bel bağlamayan karım eski inanışa göre bütün kara kedilerin kalıp değiştirmiş cinler
olduğunu söyler dururdu. Benim şimdi burada sözünü edişim salt hatırıma geldiği içindir. Adı PLUTO olan
bu kedi en çok sevdiğim, uğraştığım hayvandı. Onu sadece ben beslerdim. Evin içinde nereye gitsem
peşimden gelirdi. Akadaşlığımız bu şekilde yıllarca sürdü. Ne yazık ki alkolik olmuştum, huyum suyum
tamamiyle değişti, kötülüğe yönelmiştim. Her geçen gün biraz daha sinirli, hırçın, başkalarının duygularına
karşı saygısız oldum. Karıma ağzıma geleni söylüyordum, zamanla işi daha ileriye götürerek dayak
atmaya kadar vardırdım. Bu arada evdeki hayvanlarda huyumdaki değişikliklerden payını almakta
gecikmediler. Yalnız bakımsız bırakmakla kalmayıp onlara kötü davranmaya başlamıştım. Buna karşın
Pluto'ya olan sevgim ona kötü davranmamı engelliyordu, ama tavşanları, maymunu ve köpeği
tepelemekten kendimi alamıyordum. Alkolün etkisiyle hastalığım gittikçe arttı. Artık epeyce yaşlanmış ve
dolayısiyle huysuzlaşmaya başlamış Pluto'da tekmelerden ve sopalardan nasibini almaya başladı.
...Bir gece eve zilzurna sarhoş döndüğümde kedinin benden kaçmaya çalıştığını fark ettim, hayvanı
yakaladım; kedi korkudan şaşkına dönerek elimi ısırdı. O anda sanki ŞEYTAN içime girdi ve sanki kötülük
ruhuma sahip olmuş gibi, her yanım kötülük etmek zevkiyle titredi. Cebimden sustalı çakımı çıkardım,
açtım ve zavallı hayvanın boynundan yakalayarak bir gözünü oydum. Sabahleyin aklım başıma geldiğinde
yaptıklarımı korku ve pişmanlıkla anımsadım. Ama bu duygular uzun sürmedi, yeniden içki alemine
dalarak yaptığım kötülüğü belleğimden sildim. Bu arada kedi yavaş yavaş iyileşti. Oyulan gözü her ne
kadar kötü görünsede ıstırap çeker bir hali yoktu. Her zamanki gibi evin içide dolanıp duruyordu ya, pek
tabii olarak beni gördüğünde kaçmaktaydı. Eskiden beni pek seven hayvanın bu hareketini görünce ilkin
üzüldüm, ama bu duygu giderek tiksintiye dönüştü. Bundan sonra beni uçurumun kıyısına getiren
KÖTÜLÜK bütün ruhumu sardı.
Yaşadığıma inandığım kadar,kötülüğün de insanlığın ilk ve temel içgüdülerinden biri olduğuna, insan
karakterine yön veren belli başlı duyguların birini oluşturduğuna inanıyorum. Sadece yapılmaması
gerektiği için, saçma yada kötü bir hareketi yüzlerce kez yapmamış insan varmıdır. Bütün bilincimize ve
mantığımıza karşın, sırf kabul edilmiş oldukları için bozma egilimi duyduğumuz töreler, düzenler yok
mudur? İşte bu kötülük isteği beni uçuruma sürükleyen son güç oldu. Sırf eziyet etmek, huyuma aykırı
davranışta bulunmuş olmak için suçsuz hayvanlara kötülük ediyordum. Bir sabah kedinin boynuna bir ip
geçirip ağaca astım. Bunu yaparken gözlerimden yaşlar boşandı ve acı bir pişmanlık duydum. Bu günahı,
ruhumun hiç bir şekilde bağışlanma olanağına kavuşmaması için işlemiştim. Aynı günün gecesi "yangın
var!" çığlıklarıyla uyandım. Ateş her yanı sarmıştı ve bütün ev alev alev yanıyordu.Karım, ben ve hizmetci
kendimizi güçlükle dışarı atabilmiştik, hiç bir şeyi kurtarma şansımız olmamıştı. Elimde avucumda ne
varsa yangın hepsini silip süpürmüştü. Bu yıkımla işlediğim cinayet arasında bağlantı kuramayacak kadar
bozguna uğramıştım. Ertesi gün yıkıntıyı dolaştım. Evin neredeyse bütün duvarları yıkılmıştı, yıkılmayan
sadece evin ortasında olup, yatağımın baş ucunun dayandığı duvardı. Sıva yeni olduğundan alevler burayı
yakamamıştı. Bu duvarın etrafında bir sürü insan toplanmış aynı noktaya bakıp "çok garip, çok tuhaf" diye
söyleniyorlardı. Duvara yaklaştım ve bakınca sanki özellikle çizilmiş gibi, kocaman bir kedinin biçimini
gördüm. Biçim kusursuzdu, adeta örnekti. Hayvanın boynunda bir de ip vardı.
...Bunu görünce şaşkınlık ve korku içinde kaldım. Nedir ki, biraz düşününce, sorunu iyi kötü çözümledim.
Kediyi anımsadığıma göre, eve bitişik olan bahçeye asmıştım. Yangın çıkar çıkmaz bir sürü insan bahçeye
dolmuştu. Bunlardan biri kedinin boynundaki ipi kesmiş ve herhalde evdekileri uyandırmak niyetiyle
hayvanı pencereden içeri fırlatmış olacaktı. Bu arada yıkılan duvarlar öldürmüş olduğum hayvanı sağlam
kalan duvar üzerine sıkıştırmış ve alevlerin etkisiyle fosfor işe karışınca, gördüğüm şekil ortaya çıkmıştı.
İşi mantığımı ve sağduyumu kullanarak çözülemiş olmama karşın feci manzara hayatımı alt üst etmekten
geri kalmadı. Aylarca kedinin korkunç şekli zihnimden çıkmadı ve bu arada pişmanlığa benzer ama ondan
çok uzak bir duyguya yakalandım. Dahada ileri giderek kedinin yokluğunu duymaya başladım. Daha sık
olarak girip çıktığım meyhanelere gidip gelirken aynı renk ve benzerlikde bir kedi aramaya koyuldum. Bir
gece, yarı ayık durumda pis bir meyhanede otururken gözüm büyük bir cin yada rom fıçısının üzerinde
duran kara bir cisme takıldı, bir iki dakikadan beri aynı yere baktığım halde bu kara cismi nasıl
görmediğime şaştım. Fıçıya yaklaştım ve bu kara cismin bir kedi olduğunu gördüm. Bu, PLUTO kadar iri ve
ona çok benzeyen bir kediydi. PLUTO'nun tüm tüyleri kapkaraydı, bu kedinin ise göğsünü kaplayan ak
tüyleri vardı. Hayvana dokununca hemen yattığı yerden kalktı, mırladı, kafasıyla elimi okşadı ve bu
tanışıklıktan duyduğu sevinci belirtti. Tam istediğim, aradığım kediydi bu. Meyhaneciye, hayvanı bana
satmasını önerdim, kedinin sahibi olmadığını ve zaten onu ilk defa gördüğünü söyleyerek, alıp götürmeme
izin verdi.
...Hayvanı okşamayı sürdürdüm. Eve gitmek üzere kalktığımda baktım, benimle gelmek istiyor. Çıktım
hayvanda arkamdan gelmeye başladı. Arada sırada durarak, onu okşuyordum. Sonra birlikte yürüyorduk.
Eve hemen alıştı ve karımın gözdesi oldu. Ben buna fena halde içerledim ve hayvandan tiksinmeye
başladım. İstediğimin tam tersi olmuştu. Hayvanı görmek bile istemiyordum. Ama PLUTO'ya yaptıklarımı
düşününce bayağı utanıyor bu yüzden kediye kötü davranmaktan çekiniyordum. Bir süre hayvana
vurmadım ama zamanla ona karşı bir kin duymaya ve ondan vebadan kaçar gibi kaçmaya başladım. Bu
kinimin nedeni, kediyi eve getirdiğimin ertesi günü, tıpkı PLUTO gibi bir gözünün oyuk olduğunu
görmemdi. Gelgelelim bu durum karımın kediye karşı daha acıyıcı, koruyucu davranmasına yol açtı. Çünkü
daha önce söylediğim gibi, karımda acıma duygusu son derece aşırıydı. Kediye olan tiksintim arttıkca,
hayvan tersine bana daha çok sokuluyordu. Evde nereye gitsem adım adım arkamdan geliyor, oturduğum
iskemlenin yanına uzanıyor yada kucağıma çıkarak yaltaklanıp duruyordu. Ayağa kalkıp yürüsem
ayaklarımın arasına dolanıyor yada tırnaklarını pantolonuma geçirerek üstüme doğru tırmanmaya
çalışıyordu. Böyle anlarda kediyi bir vuruşta yok etmek istiyordum; ama biraz, daha önceki kötü anının
yılgısı ve "ewet buna inanın!" daha çok da hayvandan korkum dolayısıyla böyle bir şey yapamıyordum. Bu
korkuyu tanımlayacak sözcük bulamıyorum. Bu cezaevi köşesinde (açıklamaya utanıyorum) bu korku akla
gelebilecek en budalaca bir karabasanın sonucuydu. Karım bir çok kez kedinin beyaz tüylerine dikkatimi ç
ekmişti. Beyaz tüyler asmış olduğum PLUTO ile yeni kedimiz arasındaki farkı belirtiyordu. İlk gün
dikkatimi çekmemişti ama zamanla bu tüyler gözümde belirli bir biçim almaya başladı. Bu biçim, korku ve
dehşetin ta kendisini temsil eden ölüm makinası, darağacının biçimiydi. Artık insanlık duygusunun
tamamıyla yitirmiş bir yaratık durumuna gelmiştim. Benim yerimi sanki canavar ruhlu bir yaratık almıştı.
Gece gündüz bir dakika huzur kalmamıştı bende. Gündüzleri bu canavar ruhlu yaratık benim yerimi alıyor,
geceleri ise sonu gelmeyen korkunç karabasanların altında eziliyordum. Bu sürekli karabasanların
etkisiyle, iyilik kavramının son kırıntılarıda silindi gitti ruhumdan. Beynimde sadece kötülük düşünceleri
yer etti. Uğursuz ve korkunç düşünceler bir an olsun yakamı bırakmaz oldu. Herkesden, herşeyden gittikçe
daha çok iğrenip tiksinmeye başladım. Sonucunda, sürekli bir bunalım içerisinde bulunyordum ve karım
bütün bunlara göğüs germek zorunda kalıyordu.
...Bir gün iş dolayısıyla karımla birlikte oturduğumuz yıkıntı evin bodrumuna indik. Kedi ayaklarımın
arasında dolaşarak beni az kalsın merdivenlerden aşağı düşürüyordu. Kızgınlıktan çılgına dönerek orada
duran bir baltayı kaptım ve korkumu unutarak hayvana vurmak üzere kaldırdım. Eğer kaldırdığım gibi de
indirebilseydim kediyi o anda öldürecektim. Ne yazıkki karım kolumu yakalayarak vurmama engel oldu.
Bu araya girmeye daha da sinirlenerek kolumu kurtardım ve baltayı karımın beynine yerleştirdim. Bir tek
söz söylemeden düştü, öldü.
...Bu cinayeti işledikten sonra hiç bir vicdan sızısı duymadan ölüyü gizleme işine giriştim . Ne gündüz ne
de gece komşulara görünmeksizin cesedi evden çıkaramayacağımı biliyordum. Mahzenin altını kazarak
oraya gömmeyi düşündüm. En sonunda ortaçağda papazların işgenceyle öldürdüklerine yaptıkları gibi
duvara gömmeye karar verdim. Gerçekten de bu iş için mahzen çok uygundu. Duvarları yer yer dökülmüş
ve sıkı bir sıva ile yeniden badanalanmıştı. Islaklık dolayısıyla sertleşme olanağı bulamamıştı. Bundan
başka, duvarlardan birinde önceleri ocak olarak kullanılmış bir çıkıntı vardı. Bu kısım sonradan
doldurulmuş olup ayırt edilemiyordu. Bu çıkıntıyı örten tuğlaları yerinden çıkartarak cesedi bu boşluğa
yerleştirmek, sonra tuğlalarla duvarı yeniden örmek işten bile değildi. Kimseye sezdirmeden kireç, kum ve
fırça sağlayarak bir harç kardım. Cesedi yerleştirip üzerini bu harçla kapattım. Duvarın eski haliyle yeni
hali arasında hiç bir fark yoktu.
...Daha sonra bütün bu işlerin nedeni olan kediyi aramaya başladım, çünkü o pis hayvanın canını
cehenneme yollamaya karar vermiştim. Eğer o dakika elime geçirebilseydim iş tamamdı. Ama pis hayvan
başına gelebilecekleri anlamış olacak ki ortada yoktu. Kedinin ortalıkta olmaması ben de adeta bir rahatlık
uyandırdı. O gece rahat bir uyku çektim. İkinci ve üçüncü gece kedi gene görünmedi. Ben de rahat bir soluk
aldım. Bu arada sudan bir soruşturma yapıldıysa da , kuşku uyandıracak birşey çıkmadı. Üstelik evde bir
arama da yaptılar, ama pek tabi birşey bulamadılar. Geleceğe güvenle bakıyordum artık. Cinayeti izleyen
dördüncü gün ansızın polisler gene geldiler ve evi baştan aşağı araştıracaklarını bildirdiler. Duruma
güvenim olduğu için hiç kaygılanmadım. Polisler aramada beni de yanlarına aldılar. Bakılmadık kıyı bucak
bırakmadılar. En sonunda üçüncü ya da dördüncü kez mahzene indiler. Vicdanı rahat bir adam gibi en
küçük bir kaygı belirtisi göstermedim. Polisler birşey bulamamışlar gitmeye hazırlanıyorlardı,
merdivenden çıkmaya başlamışlardı ki
--Baylar! dedim. Kuşkularınızı giderdiğim için çok sevinçliyim. Hepinize sağlıklı, iyi günler dilerim. Ayrıca
biraz daha nazik olmanızı dilerim. Güle güle baylar, bu ev çok sağlam yapılmıştır. (tezce birşeyler
söylemek istediğimden ne söylediğimi bilemiyordum). Evet baylar, çok sağlam yapılmış bir evdir bu. Bu
duvarlar... Ne o gidiyormusunuz baylar? Bu duvarlar çok sağlamdır. Sözün burasında işi daha da ileriye
vardırarak elimdeki bastonla ölünün bulunduğu bölüme hızla vurdum. Daha vurmamı bitirmemiştim ki
duvardan önce bebek ağlamasına benzer kesik kesik iniltiler ve sonra tiz bir çığlık yükseldi. Bu çığlık
sanki cehennemin dibinden gelen zebanilerin topuzları altında inleyen kötü ruhların inlemelerine
benziyordu. Merdivenleri çıkmakta olan polisler bir an korku ve şaşkınlıktan dona kaldılar. Sonra zaman
yitirmeden altı çift kol işe koyuldu. Kısa zamanda tuğlaları yerinden çıkardılar, çürümeye yüz tutmuş ve
pıhtılı kana bulanmış karımın ölüsü dimdik bir şekilde, polislerin şaşkınlık ve korku dolu bakışları arasında
ortaya çıktı. Başının üstünde, beni cinayete sürükleyen ve şimdi de daracığına götürecek olan uğursuz
kedi keskin dişlerini gösteriyor ve pırıl pırıl parlayan tek gözüyle bana bakıyordu!







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
kara, kedi

« Hayalet | Mumya »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557