Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Ocak 2013, 18:59   #21 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Çernobil faciası sonrası radyoaktif madde taşıyan bulutlar Avrupa ülkelerinin yanı sıra Türkiye'ye de ulaştı.

Kazanın, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve devlet eliyle 'hasıraltı edildiği' savunulan etkileri, bugün bile sıcak bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor.

Çernobil faciasının üzerinden 20 yıl geçti ancak Karadeniz Bölgesi'nde ortaya çıkan kanser vakalarına paralel olarak tartışmaların dozu da yükseliyor.

TAEK, 'nükleer enerjiyi aklamak için elindeki verileri kasıtlı olarak çarpıtlamak'la suçlanıyor.

TAEK NELER YAPTI?

TAEK verilerine göre, Türkiye'de kazanın ilk etkileri 30 nisan 1986'da Trakya bölgesi ve Karadeniz kıyılarında çevresel doğal radyasyon düzeyindeki yükselmeler ile gözlendi.

Bölgenin normal şartlarda 8-10 mikro röntgen / saat olan doğal radyasyon düzeyi 4-5 mayıs günleri 30-50 mikro röntgen/saat düzeyine ulaştı. En yüksek radyasyon düzeyi 150 mikro röntgen/saat olarak Batı Karadeniz kıyısındaki Karasu'da ölçüldü.

Bu saptamanın ardından TAEK radyasyon ölçüm programı başlattı. Program çerçevesinde ülke genelinde çevresel örneklerin ve besin maddelerindeki radyoizotopların analizleri yapıldı, et, süt ve mamulleri, sebze ve meyveler, baharatlar denetim altına alındı.

TAEK, radyasyondan etkilenen bölgelerde üretilen süt haricindeki tüm gıdaların Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) limitlerinin altında radyoaktivite içerdiğini açıkladı. I-131 ile kontamine olmuş sütler ise tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi peynir yapılarak I-131 tamamen yok oluncaya kadar bekletildi.

(I-131, iyot atomunun radyoaktif şekli. Bu atom, diğer radyoaktif maddeler gibi devamlı olarak parçalanarak çevreye radyasyon yayıyor. İyot-131'in yarı ömrü 8 gün.)

Ayrıca mera hayvanlarının taze otla beslenmeleri engellendi ve saman, suni yem gibi gıdalarla beslenmeleri sağlandı.

TAEK, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde üretilen fındıklarda sıfırdan başlayarak AET ve Dünya Sağlık Örgütü sınırları civarında radyoaktivite tespit edildiğini belirtti. Düşük miktarda fındıkta ise bu sınırın aşıldığı belirlendi.

"Çayları imha edin" denilen rapor görmezden gelindi

TAEK, 1987 yılından itibaren ölçüm sonuçlarının hızla düşerek doğal düzeylere indiğini, Karadeniz'deki radyoaktivite seviyelerinin insan sağlığı, ekosistem ve çevre güvenliği açısından bir risk oluşturmadığını savundu.

Ancak aynı dönemde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden (ODTÜ) bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada 'çayların imha edilmesi gerektiği' uyarısı yapıldı. Zira bilim adamları çayda kilogram başına 10 bin ton bekörel oranında radyasyon tespit etmişti.

DEVLETİN KONUYA BAKIŞI

Bu rapor dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral başkanlığında kurulan Türkiye Radyasyon Güvenliği Komitesi'ne (TRGK) sunuldu. Ancak Komite'de yer alan TAEK Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre 'ölçümlerin hatalı, çayların temiz' olduğunu savundu.

Bunun üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, 14 ağustos 1986’da YÖK’e yolladığı bir mektupla TRGK’nın bilgisi dışında radyasyonla ilgili yapılacak tüm yayınlara yasak getirdi. Mektup 28 ağustosta tüm üniversitelere gönderildi.

Bakan Aral: "Biraz radyasyon iyidir"

Radyasyonun etkileriyle ilgili yayınlara yasak getirilirken, halkı 'rahatlatma' kampanyası başlatıldı. Bakan Aral TV'ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral'ın akıllara kazınan bu görüntülerine "biraz radyasyon iyidir" sözleri eşlik etti.

Aral gazetelere verdiği demeçlerde de, ”dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu.

Özal: "Radyoaktif çay daha lezzetli"

Dönemin Başbakanı Turgut Özal "radyoaktif çay daha lezzetlidir" diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren "radyasyon kemiklere yararlıdır" diyordu.

GİZLİ 'CLARKE RAPORU'

13-22 haziran 1986 arasında Hamburg Üniversitesi ile ABD’deki Woods Hole Oceanography Enstitüsü’nden ikişer bilim adamı, Karadeniz’de inceleme yapmak için Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü araştırma ekibine katıldı. Daha sonra 'Clarke Raporu' olarak anılacak araştırmanın sonuçları şöyleydi:

“Karadeniz’deki yeni sediman kapanının atıldığı alanda, sudaki Çernobil sezyum izotop düzeyleri bomba döküntüsü düzeyinden yaklaşık iki kat yüksektir. Suda, filtre edilebilen parçacıklarda ve planktonlarda (sudaki tek hücreli canlılar) doğrudan ölçülebilecek izotoplar, Sezyum-137, Sezyum-134, Rutenyum-103, Rutenyum-106, Seryum-141, Seryum-144, Baryum-140, Tantanum-140, Zirkonyum-95 ve Niyobyum-95’tir" dedi.

Bu sonuçlar 'gizlidir" damgalı bir mektupla yetkililere iletildi.

Çaylarda ölçüm sekiz ay sonra yapıldı

16 aralık 1986’da Çaykur Genel Müdürlüğü, çay paketleme tesislerinde 1985 ve 1986 yıllarına ait çaylarda ölçüm yaptı. TAEK çayın 89.000 Bqkg’a kadar radyasyon içerdiğini itiraf etti.

30 aralık 1986'da TAEK 58 bin ton radyoaktif (12.500-89.000 Bq/kg) çayın gömülerek imha edilmesine karar verdi. Bu karar ancak 19 ocak 1988 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi.

17 eylül 1986’da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Doğu Karadeniz Bölgesi’nden gelen tüm fındıkların Fiskobirlik tarafından satın alınacağı ve bölgeden dışarıya çıkarılmayacağını bildirdi. Ancak fındık yasağı daha sonra kaldırıldı.

22 kasım 1986’da Almanya'ya gönderilen 320 bin mark değerindeki 40 ton iç fındık yüksek düzeyde radyasyon yüklü olduğu gerekçesiyle geri çevrildi.

Bu arada kazadan önemli ölçüde etkilenen Dinyeper ve Tuna nehirleri de Karadeniz'e akıyordu.

ODTÜ yine uyardı: "Çayları imha edin"

16 ocak 1987’de ODTÜ Kimya Bölümü’nden Dr. Olcay Birgül ve Dr. İnci Gökmen ve Biyoloji Bölümü’nden Dr. Aykut Kence, Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı’na 'Çayda Radyoaktivite Ölçümleri' adlı bir rapor sundu.

Söz konusu rapor, vatandaşlar tarafından üniversiteye getirilen çaylarda yapılan ölçümleri içeriyordu. Zira zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in çayının bile bu laboratuvarlarda ölçümleri yapılmıştı. Raporda şöyle deniliyordu:

“1985 tarihli bazı Çay Çiçeği paketleri yüksek radyoaktivite göstermiştir. Çaydan suya geçen Cs yüzdesi halka bildirilen yüzde 3’ten çok daha yüksek olup, yüzde 65’tir. Günde 5 bardak çay içen bir kişi yıllık 65-105 mrem’lik bir doz alacaktır. Yılda 105 mrem’lik bir doz almak ise ICRP 1990’da tavsiye edilen sınırın üzerindedir. Radyasyonun eşik dozu yoktur ve maruz kalınan radyasyonu en aza indirmek için her türlü önlem alınmalıdır."





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 30 Ocak 2013, 18:59   #22 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Rapordaki önemli noktalar şöyleydi:


Hamile kadın ve çocuklar çay tüketimlerini azaltmaları için uyarılmalı
Çayın kaynar suyla yıkanması aktivitesini düşürmekte
Daha fazla radyoaktif çay piyasaya sürülmemeli, kirli çayın temiz çayla harmanlanmasına son verilmeli ve radyoaktif olanlar yok edilmeli
Piyasaya sürülen radyoaktif çaylar toplatılmalı
Çernobil radyasyonu çeşitli kaynaklardan alındı

Raporu yazan bilim adamları, Radyasyon Güvenliği Komitesi’nin üniversitelere uyguladığı radyasyon ölçümleri ve açıklamaları yasağının kaldırılmasını istedi.
Bilim adamları 1988’de Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Ödülü’ne layık görüldü.

Rapora yanıt: "Adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği"

27 ocak 1987’de de Hürriyet gazetesi "Çayda Yeni Alarm, Başbakanlığın Yasakladığı ODTÜ Raporunu Yayınlıyoruz" başlığıyla çıktı. Bunun üzerine TAEK Başkanı Özemre, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gönlübol’a bir mektup yolladı:

“... Çernobil kazasından sonra Türkiye’de kişi başına 9 ayda alınan doz 22 milirem’dir. Bu da bir göğüs röntgeni çektirildiğinde alınan doz kadardır... Bilimsellik kisvesi altında, bilimi kamuoyunu tedirgin etmeye alet etmek gibi adi ve pespaye bir gayeye vasıta kılmak gayretkeşliği, hamile kadınlarda panik yaratabilecek ve pek çok bebeğin doğmadan katline vesile teşkil edebilecektir. Bu davranış, bu raporu kaleme almış sözde bilim adamlarına şeref vermediği gibi ODTÜ için de fevkalade büyük bir talihsizlik teşkil etmektedir... ODTÜ gibi ülkenin irfanına hizmet eden bir müessesenin manevi itibarını zedeleyen bu kabil suiniyet sahibi kişilerin ODTÜ bünyesinde barınabilmiş olmasını derin bir üzüntüyle karşılamakta olduğumuza inanmanızı saygılarımla istirham ederim.”

Bir başka profesörden uyarı: "Çaylar yokedilsin"

24 şubat 1987’de bu kez Karadeniz Üniversitesi Nükleer Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Adil Gedikoğlu, Bakan Aral'a çalışmasını sundu.

Raporda Türkiye’deki tarım ürünlerinin bir çoğunun Çernobil kazasından sonra az çok radyoaktivite ile kirlenmiş olduğu, radyasyonun eşik dozu olmadığına göre Türkiye’de çaydan alınan radyasyonun günde 5 bardak çay içen biri için fazla olduğu, 1987 ürünü çayda radyoaktivite olmadığı, bu nedenle 1986 ürünü çayın toplatılıp yok edilmesi öneriliyordu. TAEK, ölçümlerin yanlış yapıldığını belirtti.

31 martta Prof. Dr. Gedikoğlu bir kez daha Aral’a yazdı. Doz hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, raporu düzelttiğini belirten Gedikoğlu bu kez, “bulunan doz paniğe yol açacak düzeyde değildir” diyordu.

Gedikoğlu ayrıca, radyoaktiviteyle kirlenmiş çayın yok edilmesi gereğinden de söz etmiyordu.

Bakan'dan yıllar sonra gelen itiraf: "Gizledik"

Bakan Aral, 1992'de özel bir söyleşi sırasında şöyle dedi: “Hükümet gerçekten de Çernobil’in Türkiye üzerindeki etkileri konusundaki gerçekleri ve rakamları gizlemiştir.”

ÜNİVERSİTE RAPORLARI: "ETKİ AZ/YOK"

5 ocak 1993'te YÖK, tıp fakültelerine mektup yazarak Çernobil’in sağlık etkilerini bildirmelerini istedi. Üniversitelerden gelen sonuçlar şöyleydi:

Hacettepe Üniversitesi: “Ukrayna’da kazayı takip eden beş yıl içinde kanser vakalarında anlamlı bir artış olmamıştır. Türkiye’de Çernobil’e bağlı olarak Karadeniz bölgesinde çocukluk çağı kanserleri ya da herhangi bir genetik hastalıkta anlamlı bir artış yoktur. Gelecek 50 yıl için çocuklarımızı kötü beslenme ve enfeksiyon gibi radyasyondan daha önemli tehlikeler beklemektedir. Bunun yanında sigara içen bir annenin veya babanın kendilerine çocuklarına ve çevrelerine verebilecekleri zarar Çernobil sonucu oluşan riske göre kıyaslanamıyacak kadar yüksektir.”

Karadeniz Teknik Üniversitesi: "Doğu Karadeniz bölgesinde Çernobil reaktör kazasına bağlı olarak radyoaktiviteye maruz kalanlarda kanser veya doğumsal anomalilerdeki rakamsal artış sadece radyoaktiviteye bağlanamaz. Yetersiz hijyenik şartlar, yeni doğan çocuk ölümü sebepleri, yetersiz beslenme, trafik kargaşası, çevre kirliliği sorunları ile yakın akraba evlilikleri ve bölgenin jeo-lojik yapısı bölgeyi radyasyondan daha önemli tehlikelerle karşı karşıya getirmektedir. Ayrıca Doğu Karadeniz halkının bu konuda yeterli bilimsel çalışma sonuçları alınmadan paniğe sokulmasına sebep olacak durumların yaratılmamasına dikkat edilmesi gerekir.”

Trakya Üniversitesi: "Kaza günü ve takip eden günlerde yöre yaşayanlarında radyoaktif iyot ölçümleri yapıldı. Radyoaktivitede önemli bir artış olmadı. Toprakta süt ve benzer ürünlerde bir radyasyon artışı olmuştur. Çocuklarda ve yetişkinlerdeki hematolojik kanser vakalarında artış yoktur, tiroit kanserlerinde artış yoktur."

1994 tarihli ODTÜ raporu: "Radyoaktif madde oranı 1986'dan yüksek"

Çernobil felaketinden sekiz yıl sonra, 1994'te, ODTÜ Kimya Bölümü’nden İnci G. Gökmen, M. Akgöz ve A. Gökmen 'Türkiye’nin Karadeniz Kıyılarında Çernobil Radyoakivitesi' adlı bir rapor daha hazırladı. Rapor, TÜBİTAK ve ODTÜ araştırma fonu tarafından da desteklendi.

Raporda 1994’teki 1, 8 ve 9 numaralı istasyonlardaki sezyum aktivitesinin 1986’da TAEK tarafından yapılan ölçümden daha yüksek olduğu belirtiliyordu.

SUÇLAMALAR

Kazanın üzerinden 20 yıl geçti ancak başta TAEK olmak üzere, dönemin tüm yetkilileri 'nükleer enerjiyi aklamak için ellerindeki verileri kasıtlı olarak çarpıtlamak'la suçlanıyor.

Bağımsız araştırmaların engellenmesi ve bugün Karadeniz’de artan kanser vakalarını açıklayabilecek raporlama yöntemlerinin hayata geçirilmemesi suçlamaların odak noktasını oluşturuyor.

Bu suçlamaları yönelten bilim adamları, kanser vakalarının ortaya çıkmasının 15 - 20 yıllık bir süre alabileceğini, bu geçekten yola çıkılarak o dönemdeki vakaların kayıt altına alınmamış olmasının 'kasıtlı' ve 'bilimsellikten uzak' olduğunu belirtiyor.

Vakaların kayıt altına alınmaması istatistiksel karşılaştırma yapmak ve buradan kesin ve bilimsel bir sonuca varmayı imkansız hale getiriyor.

Faciadan hemen sonraki ODTÜ raporuna imza atan isimlerden Prof. Dr. İnci Gökmen, "o tarihte radyoaktiviteyle kirlenmiş çaylar içilmeyip imha edilse alınan radyasyon dozu alınmayacaktı. Çay demlenmeden önce bir kez sıcak suyla yıkansa bile alınan doz yarıya inecekti. Ancak bizlerin uyarılarına karşın bu yolda hiçbir önlem alınmamıştır. Üniversiteler de bu konuda araştırma ve ölçüm yapmamaları için YÖK'ün yolladığı yazıyla engellenmiştir" diyor.

TALEPLER

Çernobil'in Karadeniz'deki Etkilerini Araştırma Komitesi Başkanı ve Trabzon Dernekler Birliği Başkan Yardımcısı Hüseyin Ayaz'ın 2005 yılında Karadeniz Bölgesi'ndeki resmi hasta kayıtlarına dayanarak verdiği bilgilere göre:

1990-2000 yılları arasında kanser vakalarında yüzde 50 artış yaşandı
1990 yılında Trabzon'da 90 kanser hastası varken, bu sayı 2000'de 720 oldu
Ordu'da 1990'da 50 kanser hastasının sayısı 2000 yılında 2 bin 167'ye ulaştı
Giresun'da 2000 yılında 2 bin 168 kanser vakası tespit edildi
Son sekiz yılda erkeklerde akciğer kanseri, kadınlarda da meme kanserinde artış gözlendi.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 30 Ocak 2013, 19:00   #23 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Karadenizlilerin talepleri ise şöyle:
Artışların nedeni Çernobil değilse gerçek neden bilimsel verilerle kamuoyuna açıklansın
Son 20 yılda her hanede yaşayan kişi sayısı, ölen ve hasta olan insan sayısı tespit edilsin
Kanser taraması yapılsın
Bölgenin acil kanser haritası çıkarılsın

TAEK: "Türkiye çok talihli"

Günümüzde TAEK'in tavrı aynı çizgide sürüyor. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu, "kazadan en fazla Ukrayna, İsveç ve Finlandiya etkilendi. Potansiyel zarar görme açısından Türkiye 16'ncı sırada. Bu bakımdan ülkemiz çok talihli konumda" diyor.

Günümüze dek 200 bin sayfalık arşivlerin elektronik ortama taşındığını belirten TAEK, radyasyonun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ölçümlerde hiçbir vatandaşın vücudunda radyoaktif kalıntıya rastlanmadığının altını çiziyor.

Oysa iddialar öyle değil. Özellikle Doğu Karadeniz'den yansıyan rakamlar da bölgedeki kanser vakalarındaki artışın boyutlarını gözler önüne seriyor.

Bunun yanı sıra devletin Karadeniz Bölgesi’nde gömdüğü 58 bin ton radyasyonlu çayın daha sonra iç pazara sürüldüğü ve diğer çaylarla harmanlanarak azar azar tüketildiği, radyasyonlu fındıkların askeriyede ve ilkokullarda dağıtıldığı iddiaları bölge halkının kaygılarına zemin oluşturuyor.

20 yıl sonra bilimsel araştırma

Çernobil faciasından 20 yıl sonra Sağlık Bakanlığı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'yla birlikte nükleer serpintinin Karadeniz'e etkilerini ölçmek amacıyla bilimsel bir çalışma başlattı.

Çalışmalar kapsamında Trabzon, Ordu ve Giresun'da 9 bin kişiden gen örnekleri alındı. Sağlık Bakanlığı kan verenleri kanser taramasından geçiriyor, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu da 'biyolojik dozimetre' yöntemini kullanarak genleri inceliyor.

Araştırma sırasında karşılaştırma yapmak için kanser hastalığının en az görüldüğü bölge olan Eğirdir'de 9 bin kişiden kan örnekleri alındı ve bu kişilerin genlerine yaşamlarının 20 yıllık dilimini kapsayacak şekilde bakıldı.

Araştırmanın ilk sonuçlarına göre, 'Karadeniz'de Çernobil sonrasında endişe edici boyutta kanser vakası artışı yok.' TAEK, gen kontrolünün de Karadeniz'de kansere neden olacak kadar radyoaktif kirlilik yaşanmadığını gösterdiğini belirtiyor. Araştırma hala sürüyor.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 30 Ocak 2013, 19:00   #24 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

19 yıl sonra Çernobil incelemesi

Türkiye, aradan 19 yıl geçtikten sonra Çernobil nükleer santralindeki patlamanın gıda ürünleri üzerindeki etkilerini araştırmaya başlıyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu arasında imzalanan protokolle 81 ilden alınan numunelerin radyoaktivite düzeyleri belirlenecek.

Protokolle birlikte et, süt ve bunların mamülleri, sebze ve meyveler, çayır ve meralar izleme programına alındı.

Bakanlık bünyesinde görev yapan gıda kontrolörleri tüm Türkiye'den toplayacakları 227 numuneyi Atom Enerjisi Kurumu'na gönderecek ve burada gıda maddelerindeki radyoaktivite oranları belirlenecek.

Yapılacak incelemeden sonra hangi bölgedeki ürünlerde ne oranda radyoaktivite bulunduğu ve Çernobil'in etkisi daha net ortaya çıkacak.

Çernobil faciası

26 nisan 1986'da Çernobil santralinin dördüncü ünitesinde yapılan bir deney sırasında meydana gelen kaza, yüzyılın en büyük nükleer faciası olarak tarihe geçti.

Faciada 31 kişi hayatını kaybetti, ancak radyoaktif maddeler uzun yıllar içinde etkisini gösterdiği için kazadan tam olarak kaç kişinin etkilendiği bilinmiyor.

Kazanın ardından Doğu Karadeniz'de kanser vakaları artış gösterdi. Ancak uzmanlar, kanser vakalarının kazayla ilgili olup olmadığının bilinmediğini vurguluyor. Ancak bölgede yayılan radyasyon nedeniyle kanser vakalarının artacağı öngörülmüştü.

Şu anda bölgede kadınlarda en çok meme, erkeklerde ise akciğer kanserine rastlanıyor. Bölgede, son yıllarda kan kanserlerinde de artış saptandı.

Sağlık Bakanlığı Ulusal Kanser Danışma Kurulu, bölgedeki kanser vakalarının Çernobil ile ilgili olup olmadığını söylemenin zor olduğunu ancak geniş çaplı araştırma yapılmasını önermişti.

Bunun üzerine İçişleri ve Sağlık bakanlıkları ile Devlet İstatistik Enstitüsü, Türkiye genelindeki tüm kanser vakalarını kapsayan bir araştırma başlatmıştı.

"Çernobil Türkiye'yi etkilemedi"

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu ise, geçtiğimiz haziran ayında yaptığı bir açıklamada Çernobil'in Türkiye'yi etkilemediğini söylemişti.

Çakıroğlu, "Çernobil'le ilgili bütün verileri bilim adamlarının hizmetine sunmak için yapılan çalışmanın son aşamasına gelindi. Facianın ardından özellikle radyasyonun yoğun olduğu bölgelerde yapılan ölçümlerde, hiçbir vatandaşın vücudunda radyoaktif kalıntıya rastlanmadı. Müracaat eden herkesin genetik bilgisine bakılmış. Kansere neden olacak herhangi bir genetik bozulmaya rastlanmamış" demişti.

Çernobil'den 18 ülkenin etkilendiğini belirten Çakıroğlu, "en fazla Ukrayna, İsveç ve Finlandiya etkilendi. Potansiyel zarar görme açısından Türkiye 16'ncı sırada. Bu bakımdan ülkemiz çok talihli konumda" ifadesini kullanmıştı.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 30 Ocak 2013, 19:00   #25 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

ÇERNOBİL NÜKLEER SANTRAL KAZASININ
ETKİLERİ HAKKINDA AÇIKLAMA



Çernobil Nükleer Santral kazasının üzerinden geçen yaklaşık yirmi yıl sonra, kazadan kaynaklanan hastalıklar, ölümler ile çevresel ve sosyoekonomik sorulara şimdi daha açık ve net yanıtlar verilebilmektedir.
Tarihin bu en büyük nükleer kazasının etkileri, 20 yıldır yüzlerce bilim adamı tarafından araştırılmaktadır. Araştırmaların sonuçları ilk yıldan başlayarak sayısız sempozyum ve konferansta tartışılmış, bulgular yayımlanmıştır.
Türkiye, kazanın meydana geldiği günden bugüne uluslararası kuruluşlar ve bilim çevrelerince yapılmakta olan bu çalışmaları yakından takip etmektedir. Türkiye’de kazanın hemen ardından başlatılan ölçüm programları ile hava, toprak, gıdalardaki radyoaktivite düzeyleri sürekli izlenmiş, ölçümlerin sonuçları ulusal ve uluslararası toplantılarda sunularak tartışılmıştır. Birinci yılda yayımlanan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Kitabı, yedinci yılda yayımlanan TBMM Araştırma Komisyonu Raporu ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu raporları ile elde edilen bilgiler halkın bilgisine sunulmuştur.
Kazadan 20 yıl sonra, radyasyon nedeniyle geç dönemlerde ortaya çıkması olası etkiler ile ilgili bulgular, şimdi daha net biçimde ortaya konulabilmektedir.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Kazanın Türkiye üzerindeki etkileri değerlendirmek üzere 2005 yılında başlattığı çalışmaların sonuçlarını önümüzdeki aylarda 7 ciltlik bir kitap serisi halinde yayımlayacaktır. TAEK’in kalabalık bir uzman grubu tarafından yürütülmekte olan bu çalışma ile 20 yıllık yüz binlerce veri elektronik ortama aktarılmıştır. Bu veriler en son bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmektedir. Çalışmalar, Sağlık Bakanlığı ile işbirliği içinde yürütülmektedir.
Bu bağlamda, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (UN-OCHA), Birleşmiş Milletler Atomik Radyasyonun Etkileri Komitesi (UNSCEAR) ve Dünya Bankası olmak üzere Birleşmiş Milletlerin 8 uzman Ajansı ve kazadan en fazla etkilenen 3 ülkenin (Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna) kazanın etkileri ile ilgili en son araştırmalarını içeren Çernobil Formu, yürütmekte olduğumuz çalışmalara önemli katkılar sağlayacaktır.
“Çernobil Formu” nun özet Basın açıklamasında, kazadan en fazla etkilenen 3 ülkede kaza sırasında reaktörde bulunanlar ve acil kurtarma ekiplerinden yüksek dozda ani ışınlamaya maruz kalanlardan 50 civarında kişinin çoğunluğunun ilk aylarda yaşamını kaybettiği belirtilmektedir.
Radyasyonun geç etkileri için, yüksek dozda radyasyona maruz kalan Çernobil nüfusunda istatistiksel olarak % 3 oranında radyasyon kaynaklı kanser artışı beklenmektedir. Ancak insanların % 25’i radyasyondan kaynaklı olmayan kanser nedeniyle yaşamını kaybettiğinden, bu oranın içinde radyasyon kökenlilerin anlaşılmasının zor olacağı belirtilmektedir..
Basın açıklamasında, yüksek dozda radyasyona maruz kalanlar arasında kaza sırasında çocuk olanlardan 4000 kişinin tiroid kanserine yakalandığı, bu tür kanser valalarında, hayatta kalma olasılığının % 99 olması nedeniyle bugüne kadar 9 ölümün gerçekleştiği yer almaktadır. Etkilenen nüfusta doğurganlığın azalması, doğuştan sakatlıklar gibi sağlık etkilerine rastlanmadığı belirtilmektedir. Yüksek dozda ani ışınlananlar ile yüksek doza maruz kalan diğer acil durum personelinin sıkı bir şekilde, radyoaktif iyoda maruz kalan çocukların tiroid kanseri için, yüksek doz alan işçilerin diğer kanser türleri için takibi öngörülmektedir. Yüksek kaliteli kanser kayıt sisteminin önemi işaret edilmektedir.
Özetle, kazanın sağlık etkilerinin ilk anda korkulduğu kadar büyük olmadığı ifade edilmekte, esas problemin sosyal ve ekonomik olduğuna dikkat çekilmektedir.
BM’in 8 uzman Ajansı ve kazadan en fazla etkilenen 3 ülke tarafından gerçekleştirilecek olan “Çernobil Formu” nun Basın açıklaması ile özetlenen bilgilerin ve TAEK tarafından sürdürülen ve Sağlık Bakanlığı işbirliği ile yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi;
Türkiye’de;
- Türkiye genelinde ortalama olarak alınan dozun, “halk için uluslararası kuruluşlarca öngörülen doz sınırlarının altında kaldığını”,
- Türkiye’nin “ ekonomik ve sosyal faktörleri dikkate alarak mümkün olan en düşük dozun alınmasını sağladığını” ortaya koymuştur.
Bu sonuçlar, Türkiye’nin bu krizin yönetimi için gereken herşeyi fazlasıyla yapmış olduğunun göstergesidir.
Türkiye’de kanser artışlarının Çernobil ile ilişkilendirilmesi bilimsel olarak mümkün görülmediğinden, kanser vakalarında artış izlenimi varsa gerçek sebebi bulunmalı ve kansere neden olabilecek diğer faktörler üzerinde çalışılmalıdır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 30 Ocak 2013, 19:01   #26 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Çernobil'den 100 bin Türk 'azıcık' etkilenmiş

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK), Çernobil'in ardından 1988'de hazırladığı rapora göre Türk halkının, kaza sonucu aldığı radyasyon dozu, doğal radyasyon dozuna nazaran oldukça küçük.

AA - ANKARA - Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK), Çernobil'in ardından 1988'de hazırladığı rapora göre Türk halkının, kaza sonucu aldığı radyasyon dozu, doğal radyasyon dozuna nazaran oldukça küçük.
TAEK, 1988'de hazırladığı, 'Türkiye'de Çernobil Sonrası Radyasyon ve Radyoaktivite Ölçümleri' adlı raporu, yedi kitaptan oluşan 'Çernobil Serisi'ne dönüştürdü. Türkiye'nin Trakya bölgesinde, Bulgaristan ve Yunanistan sınırı boyunca bir kısım köy arazisiyle Doğu Karadeniz bölgesinin bazı kesimleri radyoaktif bulutun geçiş süresinde fazla yağmur aldığından, bu kesimlerde yaşayan yaklaşık 100 bin insan, ülke ortalamasının üzerinde radyasyon dozuna maruz kaldı.
Radyoaktif bulut içinde nispeten yüksek miktarlarda bulunan iyot-131, sezyum-134 ve sezyum-137 radyonüklidleri yeryüzüne indikten kısa bir süre sonra da besin zincirine dahil oldu. İnsanlar, radyoaktif buluttan, buluttaki radyoaktif maddelerin solunumuyla, toprak üzerinde toplanan radyoaktif maddelerle ve besin maddeleriyle radyasyona maruz kaldı.
Rapora göre insanlar günlük hayatta değişik kaynaklardan radyasyon alıyor. Türkiye'de doğal radyasyon kaynaklarının ortalama dozu 1 mSv. Çernobil sonucu alınan dozsa, doğal radyasyona nazaran oldukça küçük. TAEK'e göre, doğal radyasyon dozunun meydana getireceği kanser ve genetik riskin yanında Çernobil nedeniyle maruz kalacak kanser ve genetik risk küçük kalacak.
100 bin kişide bir ölüm nedeni
Kazadan sonra Türkiye'de, bir insanın çeşitli yollardan ve özellikle kazadan sonraki bir yıl içinde tükettiği besin maddelerinden aldığı radyonüklidler nedeniyle kazayı izleyen 50 yıllık sürede maruz kalacağı toplam radyasyon dozu 0.594 mSv olarak bulundu. Çernobil kazası nedeniyle ortaya çıkabilecek kanser riski değerleri hesaplandığında, kritik bölgedeki 100 bin kişilik kritik nüfus için bir kanser ölümü bekleniyor, üreme çağındaki nüfus içinse özürlü doğum beklenmiyor.
Karadeniz'de kanserin arttığı iddiaları üzerine yapılan Bilimsel Kurul ve TBMM araştırmalarında da benzer sonuçlar dile getirilmişti.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 30 Ocak 2013, 19:01   #27 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Çernobil'den sonra...

Çernobil faciasının üzerinden tam 20 yıl geçti, ama etkileri hala sürüyor. 26 Nisan 1986’da dönemin Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde olanlar sadece Çernobil ve çevresindeki insanlara hayatı zehir etmekle kalmadı,
aynı zamanda son derece önemli siyasi değişikliklere de zemin hazırladı.

Çernobil faciasının üzerinden tam 20 yıl geçti, ama etkileri hala sürüyor. 26 Nisan 1986’da dönemin Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde olanlar sadece Çernobil ve çevresindeki insanlara hayatı zehir etmekle kalmadı, aynı zamanda son derece önemli siyasi değişikliklere de zemin hazırladı. DW’den Miodrag Soric’in yorumu...
“Çernobil katalizatör vazifesi gördü. 1986’daki nükleer facia sadece Avrupa’yı değiştirmekle kalmadı, ama aynı zamanda tarihi gelişmelere de yol açtı. Bunda, doğu Avrupa’nın geniş bölgeleri ile şehirlerine bulaşan radyasyon karşısında Sovyet yönetiminin takındığı tavır da dolaylı rol oynadı. Önce halka yalan söylendi, sonra felaketin izleri örtülmeye çalışıldı. Hem de milyonlarca insanın sağlığından olma tehlikesi göze alınarak.
Sovyet Komünist Partisi’nin son Başkanı Mihail Gorbaçov bile nükleer facianın gerçek boyutlarını sonradan öğrenebildi. Bu skandal, onun Komünist Parti organlarına olan tavrını etkiledi. Gorbaçov, gerçeği öğrendiği gün, kendini iktidara taşıyan siyasi sisteme güvenemeyeceğini idrak etti. Sistemi yenilemeye çalıştı. Şeffaflık ve yeniden yapılanmayı denedi. Çabaları sonuçsuz kaldı, ama birkaç yıl sonra Soğuk Savaş sona erdi ve demir perde yıkıldı. Bu gelişmede Çernobil de önemli rol oynadı.
Nükleer facia, birçok devletin enerji politikasını da etkiledi. Halk, nükleer enerjinin ne kadar tehlikeli olabileceğini anladı. Her an kontroldden çıkması mümkün olan bu teknolojinin terkedilmesini isteyen siyasi partiler meclislere girdi. “Yeşil” politikacılar iktidar ortağı oldu. Batı Avrupa’da alternatif enerji arayışına hız verildi. Önceliklle Almanya’da devlet bu arayışı haklı olarak teşvik etti. Beyaz Rusya ve Ukrayna’daki Çernobil kurbanlarına para ve ilaç yardımı yapan milyonlarca Avrupalı bu insani davranışından gurur duydu.
Sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve hükümetler 20 yıldır, başarılması mümkün olmayan bir uğraş veriyorlar. Çernobil faciasında çevreye yayılan radyasyon, Hiroşima’ya atılan atom bombasının saçtığı radyasyonun 400 katını buluyor. Santral çevresindeki geniş alanlarda hüküm süren hayati tehlike nedeniyle söz konusu bölgede canlı barındırılmaması gerekirken, halk maddi sıkıntı yüzünden sınır bölgesindeki topraklarını terkedemiyor. Minsk ve Kiev yönetimleri de facianın uzun vadeli etkkileriyle mücadele edebilecek durumda değiller.
Bürokrasi ağır işliyor, nükleer reaktörü örten muhafazadaki çatlaklardan sürekli radyasyon yayılıyor. Tamamen çökmesinden endişe edilen reaktörü batının yardımıyla beton kubbe altına alma çalışmaları bir türlü tamamlanamıyor. Kazanın etkileri hala hissediliyor. Çocuklar sakat doğuyor, patlamadan sonra kurtarma çalışmalarına katılan yüzbinlerce Rus ve Ukraynalı kanserden ölüyor. Bu insanlarla da kimse ilgilenmiyor. Çernobil’in ölümcül mirasıyla bölge ülkeleri başa çıkamıyorlar. Nükleer reaktörün yol açtığı feci sonuçlar ancak bütün devletlerin el birliği etmeleriyle hafifletilebilir.”





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 30 Ocak 2013, 19:01   #28 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Çernobil'in karanlık gölgesi

Çernobil'de binlerce kilometrelik bir alanı radyasyona boğan dehşet verici nükleer patlamanın üzerinden 20 yıl geçti ancak felaket sona ermedi.

Yirmi yıl önce bu ay Pripyat'ta yaşam ürpertici bir biçimde son buldu. 26 Nisan 1986'da henüz gün ağarmadan, o dönemde nüfusu 50 bini bulan Pripyat'ın 3 kilometre kadar güneyindeki Çernobil Nükleer Santralı'nın dört numaralı reaktöründe patlama oldu. Bu patlamada 2 kişi yaşamını yitirdi. Radyasyon zehirlenmesinden 28 kişi daha yaşamını yitirecek ve kısa süre içinde ölü sayısı 30'a yükselecekti. Binanın hurdaya dönen iskeleti on gün boyunca yandı ve kuzey Ukrayna'da, güney Belarus'ta ve Rusya'nın Bryansk bölgesinde 142.000 kilometre karelik bir alana radyasyon yaydı. Bu, dünyanın yaşadığı en korkunç nükleer kazaydı.
Hiroşima'da yayılan radyoaktivitenin 400 kat fazlasına ulaşan radyoaktif serpinti, yaklaşık 300 bin kişinin evlerini terk etmesine neden olurken çocukları etkisi altına alan bir tiroit kanseri salgınını da tetikledi. Ve izleyen yıllarda sağlık ve temizlik giderleri, tazminatlar, üretkenliğin azalması gibi ekonomik kayıplar yüz milyarlarca dolara ulaştı.
Dört numaralı reaktörün radyoaktivitesi son derece yüksek kalıntıları, kazadan sonra hızla inşa edilen -ve lahit olarak adlandırılan- mezarın altında için için yanmaya devam ediyor. Beton ve çelikten yapılan ancak aradan geçen yıllarla giderek çürüyen bu yapı artık her an çökme tehlikesiyle karşı karşıya ve bir diğeriyle değiştirme çalışmaları da başlamak üzere: Lahdin üzerine geçip tümüyle kaplayacak, stadyum büyüklüğünde, kemerli bir yapı inşa edilecek. İnşa tamamlandığında, harap olmuş reaktör göz önünden kalkacak olsa da bölgede yaşayanların akıllarından hiçbir zaman çıkmayacak. Çünkü felaket yavaş çekimde de olsa devam ediyor.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 30 Ocak 2013, 19:01   #29 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

26 Nisan 1986'da eski Sovyetler Birliğine bağlı Ukrayna'da bulunan Çernobil nükleer güç santralının 4. ünitesinde meydana gelen kazada, reaktör kalbinin tümü, binanın büyük bir bölümü hasar görmüştür. Bunun sonucu olarak büyük miktarda radyoaktif materyal çevreye yayılmıştır.

Reaktör Hakkında Özet Bilgi

Çernobil nükleer santralı 4 adet RBMK-1000 tipi reaktör ünitesinden oluşmaktadır. Kazaya uğrayan 4. ünite 3 seneden beri çalışmaktaydı. 1000 MW e gücünde olan her bir ünitede 500 MW e 'lik ikişer adet türbin bulunmaktadır. Reaktör grafit yavaşlatıcılı ve kaynayan hafif su soğutmalı tiptendir. Grafit blokları arasından geçen ve içinde yakıt elemanlarının da bulunduğu 1661 adet dikine zirkonyum basınç tüpleri içinde kaynayan su, buhar ayırıcılarından geçtikten sonra kuru buhar olarak doğrudan türbinlere yollanmaktadır.
Kazanın Oluşumu
Santralın 4. ünitesi rutin bakıma alınacağı zaman, durdurma işlemleri sırasında güvenlik yönünden önemli olan elektrik kesilmesi ile ilgili özel bir deneyin yapılmak istenmesi nedeniyle kaza olmuştur.
Deneyin Amacı
Nükleer güvenlik açısından tasarıma esas teşkil eden kazalardan biri, soğutucu kaybı kazası ile şebeke cereyanının kesilmesinin aynı anda meydana gelmesidir. Böyle bir durumda devreye girecek olan acil durum soğutma sisteminin pompaları normalde şebeke tarafından beslenir. Şayet şebeke de devreden çıkacak olursa, besleme bağımsız dizel jeneratörleri tarafından yapılır. Şebeke cereyanının kesilmesi ile dizellerin devreye girip pompaları beslemesi arasında 25 saniyelik bir gecikme vardır. Şunu da belirtmek gerekir ki, böyle bir kaza sonucu reaktör hemen durdurulur ve türbin jeneratörlerinin dönüşü volan ataletiyle yavaşlamaya başlar. Deneyin amacı, jeneratör volanlarının dönü enerjisinin acil durum soğutma pompalarını, dizel jeneratörleri devreye girene kadar istenen voltajda 25 saniye süreyle besleyip beslemeyeceğini test etmekti.
Deneyin Adımları
• Reaktör gücünün 700-1000 MW th değerine düşürülmesi,
• Tüm buhar üretiminin iki türbinden birine yönlendirilmesi,
• Türbinlerden birinin devreden çıkarılması,
• Türbin-jeneratör sisteminin dönü enerjisini aktarmak için soğutucu pompalarının yük olarak kullanılması,
• Voltaj düşüşünün gözlenmesi.
Olayların Kronolojik Gelişimi
25 Nisan 01:00 reaktörün gücü düşürülmeye başlandı. 13:00'de reaktör gücü % 50'ye düşürüldü. Test gereği türbinlerden biri devre dışı bırakıldı, tüm buhar diğer türbine sevk edildi. Acil soğutma sistemi devreden çıkarıldı . Enerji ihtiyacı gereği reaktör bu durumda 9 saat çalıştırıldı. 23:10'da güç düşürülmesine devam edildi. 700 MW th 'a inilmeye başlandı.
26 Nisan 00:28 düşük güç değerinde lokal otomatik güç kontrolü zor olduğundan global otomatik güç moduna geçildi, ama güç durdurma ayarı 700 MW th 'a ayarlanmadığından güç seviyesi 30 MW th 'a düştü. Kalpteki buhar üretimi azaldı ve Ksenon konsantrasyonu yükseldi. 01:00'de işletme talimatlarının müsaade ettiğinden daha fazla sayıda kontrol çubuğu yukarı çekildi. Fazla reaktivite çok azaldığından reaktör ancak 200 MW th gücünde kararlı hale getirilebildi. RBMK reaktörlerinin bu güç seviyesinde çalışmaları güvenlik yönünden sakıncalı olmasına rağmen deneyin yapılmasına karar verildi. 01:03'te yedekte bekleyen 2 devridaim pompası devreye sokuldu. Fazlalaşan akış miktarı, buhar üretiminde azalmaya, buhar ayırıcılarındaki su seviyesinin düşmesine ve sistem basıncının azalmasına neden oldu. Buhar miktarının azalmasının oluşturduğu negatif reaktiviteyi karşılamak için kontrol çubukları daha da yukarıya çekildi. 01:19'da buhar ayırıcılarındaki su seviyesini yükseltmek için besleme suyu akış miktarı normal değerin üç misline çıkarıldı. 01:20'de soğutma kanalları içinde sıfıra yaklaşan buhar miktarı soğutucu sıcaklığını tüm kanal boyunca doyum sıcaklığına yaklaştırdı. 01:19:58'de sistem basıncını normale döndürmek için buhar baypas vanaları kapatıldı.
01:22:10'da buhar ayırıcılarındaki su seviyesinin normal değerine geldiğine karar verilip besleme suyu akışı ani olarak azaltılarak ısıl denge değerinin 2/3'üne indirildi. Zaten doyma sıcaklığına yakın olan soğutucu sıcaklığı yükseldi ve kanallarda kaynama başladı. 01:22:10'da aniden başlayan buhar üretiminin oluşturduğu pozitif reaktiviteye karşı güç seviyesini sabit tutabilmek için kontrol çubukları aşağıya çekildi. 01:22:45 buhar üretiminin yükselmesi durduruldu, sistem basıncı istenen değere getirildi. Nötron akısının kalbin yukarı kısımlarında birikme yaptığı, reaktörü acil olarak durdurmak için güvenlik kriterlerinin öngördüğünden daha az bir negatif reaktivitenin kaldığı tespit edildi. Bu durumda reaktörün hemen durdurulması gerekirdi, ancak deneye devam kararı alındı. 01:23:04'te deney için ayrılan 8 no'lu türbine giden buhar vanası kapatıldı. Zaten reaktörü otomatik durduran güvenlik sistemi de kapatıldığından sistem basıncı yükseldi, kalp içinden geçen soğutucu miktarı azalmaya başladı, bu da kaynamanın kanal girişinden itibaren başlamasına yol açtı. Bunun yanı sıra reaktör çalışma gücü ve termohidrolik bakımdan kararsız bir bölgedeydi. 01:23:21'de gücün yavaş olarak yükseldiği tespit edildi. 01:23:40'ta kumanda tablosunda acil durdurma sinyali yandı. Operatör reaktörü durdurma düğmesine bastı ve kontrol çubukları aşağıya doğru hareket etmeye başladı. 01:23:44'te güç seviyesi 4 saniye içinde nominal değerin 100 katına ulaştı. Kontrol çubuklarının düşme hızının yavaş olması güç yükselmesini önleyemedi.
Gücün kontrolsüz olarak yükselişi sonucu yakıtlar aşırı ısındı, yakıt zarfı eridi, sıcak parçalar suyla temas ederek buhar patlamasına neden oldu. Patlamanın meydana getirdiği şok 1000 ton'luk reaktör kapağını kaldırdı, kontrol çubukları kalpten dışarı fırladı, kalp içindeki yakıtın yaklaşık % 30'u eriyip parçalandı. Birinci patlamanın ardından birkaç saniye sonra ikinci bir patlama oldu. Bunun sebebi tam olarak anlaşılamamakla birlikte, grafit-buhar etkileşmesi gibi bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu olabileceği görüşü öne çıkmaktadır.
RBMK Reaktörleri
RBMK tipi reaktörlerin tasarım yönünden zayıf tarafları şöyle özetlenebilir : İşletme yönünden karmaşık olup operatöre fazla iş düşer. Nominal çalışma gücünün % 20 ve altındaki değerlerde kararsızlık ve kontrol edilme zorlukları vardır. Kontrol çubukları hız ve reaktivite yönünden tüm kaza senaryolarını önleyebilecek şekilde tasarımlanmamıştır. Bilgisayardan gelen bilgileri kullanıp değerlendiren ve insan müdahalesini en aza indiren bir otomatik reaktivite kontrol sistemi yoktur. Rusların güvenlik felsefesinde insan faktörü otomasyona nazaran daha ön plâna alınmıştır. Bu durum, insan-makina etkileşmesini arttırmakta ve buna bağlı olarak insani hataların fazlalaşmasına yol açmaktadır.
Sonuç
Yukarıda anlatıldığı gibi, insan hataları ve reaktör tasarımındaki olumsuz yönler kazanın oluşumunda çok büyük rol oynamıştır. Bir arabanın frenlerinin ve emniyet sistemlerinin çıkarılıp yokuş aşağı bırakılması gibi; bir deney yapmak uğruna, reaktörün emniyet sistemleri devreden çıkartılmış ve güvenlik felsefesinde belirlenen çalışma şartlarının dışına çıkılmıştır.
Ayrıca, reaktör maliyetini etkilemesi sebebiyle, benzer tür reaktörlerde bulunan emniyet kab ı nın bu reaktörde olmaması, reaktör kalbinin erimesiyle ortaya çıkan radyoaktivitenin çevreye yayılmasına sebep olmuştur. ABD'de bulunan TMI santralında buna benzer bir kaza olmasına rağmen, emniyet kabının bulunması sebebiyle çevreye herhangi bir radyoaktif sızıntı olmamıştır. Yani RBMK türü reaktörlerde emniyet kabının olmaması güvenlik açısından büyük bir eksikliktir. Bu tür reaktörlerde yavaşlatıcı olarak kullanılan grafit çubukların kaza sırasında yanması kazanın boyutlarını daha da büyütmüştür (diğer reaktörlerde yavaşlatıcı olarak grafit yerine su kullanılmaktadır).
Çernobil Türü Reaktörlerde Yapılan Tasarım İyileştirmeleri
Bu kazadan sonra bu tür reaktörlerdeki birkaç tasarım hatası düzeltildi :
• Bazı güçlerde (+) olan boşluk katsayısı (-) yapıldı. Bu, yakıt zenginliği 1,2'den 1,7-2,0'ye yükseltilerek gerçekleştirildi.
• Kontrol çubukları bir mekanizma yardımı ile yavaş indiriliyordu. Şimdi yer çekimine dönüştürülerek hızlandırıldı.
• Kontrol odalarına gelen bilgi süzülerek bilgi edinme ve kontrol kolaylaştırıldı.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 30 Ocak 2013, 19:01   #30 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Nükleer Güç Santralı / Reaktörü Nedir?
Bir nükleer santraldaki sistemler konvansiyonel güç santralları ile aynı mantıkla çalışırlar. Isı enerjisinin üretildiği kısımda elde edilen buharın türbin-jeneratörü döndürerek elektrik üretilmesi felsefesi, temel olarak nükleer santrallarda da aynıdır. Nükleer santrallar ısı üretmek için nükleer reaksiyonu kullandıkları ve bunun sonucunda çevreye salınmaması gereken radyoaktif maddeler ürettikleri için, bazı ek sistemler kullanırlar. Örneğin, bir çok nükleer santralda nükleer yakıtı barındıran yakıt tüpleri arasından ısınarak geçen su, doğrudan türbine gönderilmeyip, türbin için buhar üretilen ikinci bir çevrimi ısıtmak için kullanılır. Bununla ilgili sistemlere Birincil (Soğutma) Sistem(i) adı verilir. Şekilde görülen sistem, tipik bir "basınçlı su reaktörü"ne aittir.
1. Reaktör kalbi (reactor core)
2. Kontrol çubuğu (control rod)
3. Reaktör basınç kabı (pressure vessel)
4. Basınçlandırıcı (pressurizer)
5. Buhar üreteci (steam generator)
6. Birincil soğutma su pompası (primary coolant pump)
7. Reaktör korunak binası (containment)
8. Türbin (turbine)
9. Jeneratör - Elektrik üreteci (generator)
10. Yoğunlaştırıcı (condenser)
11. Besleme suyu pompası (feedwater pump)
12. Besleme suyu ısıtıcısı (feedwater heater)
İkincil sistem ise birincil soğutma sistemindeki ısıyı alarak türbin-jeneratörü döndürmek için gerekli olan buharın üretilmesi için kullanılan sistemdir.
Her iki sistem de kapalı birer döngü oluşturmuşlardır.
Soğutma sistemi ise ikincil sistem içinde yer alan yoğuşturucuyu soğutmak için kullanılır. Bu sistemde sıcaklığı yoğunlaştırıcıya göre daha az olan, deniz, göl veya ırmaklardaki su kullanılır. Suyun bolca bulunmadığı yörelerde ise bu sistemin içinde soğutma kulelerinden faydalanılır.
Nükleer santrallar, birincil sistemlerindeki farklılıklara göre değişik şekillerde adlandırılırlar. Dünyadaki 400 den fazla sayıda nükleer santralın yaklaşık olarak yarısı "basınçlı su reaktörü"dür. Basınçlı su reaktörlerininde, birincil sistem yaklaşık 150 atmosferlik bir basınç altında tutularak, içinde bulunan suyun yüksek sıcaklıklara kaynamadan çıkarılması sağlanmıştır. Buna ek olarak "kaynar sulu", "basınçlı ağır sulu" reaktörler de en çok kullanılan nükleer santral tipleridir.





Basınçlı Su Reaktörü (PWR: Pressurized Water Reactor)
PWR tipi reaktör tasarımı, ABD donanmasının nükleer denizaltı yapım programı sırasında düşünülmüştür. İlk prototip olan STR MARK-I reaktörü 1953 Mart'ında kritikliğe eriştikten 2 yıl sonra, 1955 Ocağında ilk nükleer denizaltı Nautillius denize indirilmiştir. Bugün, dünyada ticari olarak en yaygın kullanılan reaktör sistemidir.
  • %2,5 ila %3 oranında zenginleştirilmiş uranyum yakıtla çalışır.
    <LI class=style8>Üretilen enerji birincil devre soğutucusu (hafif su) vasıtasıyla reaktör kalbinden çekilir. Reaktöre giriş sıcaklığı 290 oC ve çıkış sıcaklığı 330 oC civarında olan, soğutucu, kaynamaması için atmosfer basıncının 150 katı basınç altında tutulur.
    <LI class=style8>Bu suretle çekilen enerji, buhar üreticileri vasıtasıyla ikincil devreye aktarıldıktan sonra soğutucu birinci devre pompası tarafından reaktör kalbine geri gönderilir.
    <LI class=style8>İkincil devreye aktarılan ısı enerjisiyle üretilen buhar, türbin-jeneratör biriminde elektrik üretir.
  • Yoğuşturucuda sıvı fazına dönen ikincil devre soğutucusu yeniden buhar üreticisine gönderilir.
  • Reaktör kontrolünde ve kapatmada kullanılan kontrol çubukları, sistem basıncını ayarlayan basınçlayıcı ve bir kaza durumunda reaktör kalbini soğutan acil durum kalp soğutma sistemi önemli bileşenler arasında sayılabilir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
açıklamaları çernobil felaketi, Çernobil, çernobil felaketi, çernobil felaketi detaylı, detaylı çernobil felaketi, felaketi, kısa, tarihi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557