Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Hayvanlar Alemi > Evcil Hayvanlar > Kuşlar
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Kuşlar Kuşlar hakkındaki tüm bilgi ve paylaşımların bulunduğu bölümdür.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14 Şubat 2013, 23:32   #1 (permalink)
Emekli Yönetici

Şafak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 18 Ağustos 2011
Nerden: Eskişehir
Yaş: 27
(Mesajlar): 17.906
(Konular): 12982
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 967442
Aldığı Beğeni: 1672
Beğendikleri: 1673
Ruh Halim: Ruhsuz
ÖdülleriÜye Ödülleri: 6
Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart Kuşların Dünyası

GENEL BİLGİ
Kuşların en önemli duyusu nedir?

Bir kuşun en önemli duyusu görmedir. Kuşların çoğunda koklama duyusu çok zayıftır. Atmacada olduğu gibi bazı kuşlarda gözler insan gözünden on kez daha keskindir. Atmacalar avcıdır gözleri başlarının önündedir. Bu nedenle başlarını çevirmeden avlarını gözleyebilirler.

Kuşlar çevrelerini nasıl görür?
Tohum tane ve böceklerle beslenen küçük kuşların gözleri başlarının yanındadır. Sağ ve sol taraflarında nelerin olup bittiğini görebilirler. Besin ararken düşmanlarını gözlerken her iki tarafa bakabilirler. Gündüz kuşlar renkli gördüğü halde gece yalnız grinin tonlarını görebilirler.

Gözlerin ve kanatların ortak özelliği ancak bütünüyle gelişmiş bulundukları takdirde vazifelerini yerine getirebilmeleridir. Başka bir deyişle eksik gözle görülmez yarım kanatla uçulmaz.

Kuşlar sesleri nasıl duyar?

Kuşlarda insanda olduğu gibi ses dalgalarını kulağa yönelten kulak kepçesi yoktur. Kulak delikleri tüylerle örtülüdür. Buna rağmen çok iyi işitebilirler. Yine de kuşların pek çoğu sesin yönünü kolayca bulamaz. Yalnız baykuşlar sesin yönünü iyi bulur. Baykuşların iç kulakları özel bir yapıya sahiptir. Avlarının çıkardığı en ufak sesi duyabilirler. Bazı kuşlarda çok alçak sesleri çok rahat duymalarını sağlayan kulak zarları vardır.

Kuşlar nasıl koku alır?
Kuşların çoğunda burun delikleri gaganın tepesindedir. Burun delikleri koku almada değil solunum için kullanılır. Kuşlar genellikle iyi koku almaz.

Kuşlarda duyuların algılanması işlevini orta beyin ve ön beyin birlikte üstlenir. Memelilerde ise orta beyin iyice küçülmüştür ve daha çok ön beyin ile arka beyin arasındaki bağlantıyı sağlar.

Bazı kuşlar düşmanlarını yanıltmak için seslerini çeşitli şekillerde kullanırlar. Örneğin ağaç deliklerinde yuva yapan birçok kuş rahatsız edildiğinde bir yılan gibi tıslar. Yuvaya saldıran yırtıcı hayvanlar da delikte muhtemelen bir yılan olduğunu düşünerek bu deliği kurcalamazlar.

Kuşların da insanlar gibi gırtlakları vardır. Fakat bunlar ses üretmezler. Gırtlak kuşlarda suyun ve besinlerin nefes borusuna kaçmaması için kapakçık görevi yapar. Kuşların sesi başka hiçbir canlıda olmayan ve vücutlarının derinliklerinde yer alan farklı bir yapı olan "syrinx"ten gelir. Kutu şeklindeki bu organın çevresi kıkırdakla kuvvetlendirilmiştir ve kuşun nefes borusunun alt kısmında yer alır. Syrinx burada iki tüp şeklinde kola ayrılarak ciğerlere bağlanır. Kuş ciğerlerini kastığı zaman bu tüplerin her birinden çok hızlı bir şekilde geçen hava melodili bir ses oluşturur. Syrinxteki kaslar her bir tüpün ağzındaki kapakçıkların bağımsız olarak titreşmesini sağlar ve böylece sesin perdesi farklılaşarak notaların kalitesi artar.

Kuşlarla ilgili kesin olarak bilinen birşey varsa bu da sahip oldukları duyu organlarının ve bu organlarıyla algıladıkları dünyanın insanlarınkinden farklı olduğudur. Aslında gelişmiş duyusal yetenekler hayvanlar dünyasında sıklıkla rastlanan şeylerdir. Kuşların polarize ışığı algılayabildikleri son yıllarda yapılan labaratuvar çalışmalarıyla kanıtlanmıştır. Gökyüzünden gelen ışığın polarizasyonu güneşin konumuna göre gün boyunca farklılık gösterir. Böylece bulutlar güneşi kapatmış olsa da kuşlar güneşin konumunu algılayabilirler. Ayrıca renkli görüş ve gece görüşünün gerçekleşmesini sağlayan koni ve çubuk hücreleri insan gözü retinasının fovea denilen bölgesinde yoğunlaşmışken kuşlarda tüm retina üzerinde homojen ve yoğun bir dağılım gösterir. Bu nedenle kuşların genel görüşü bir insanın bir cisme odaklandığında gördüğü netliğe eşdeğerdir. Ayrıca kuşlar insanların gördüğü dalga boylarına ek olarak morötesi ışınları da algılayabilirler. Güvercinlerin işitme duyularıyla ilgili olarak yapılan deneyler de süpriz sonuçlar vermiştir. İnsanlardan farklı olarak güvercinler çok düşük frekanslı sesleri duyabilirler. İnsanların duyabildiği en düşük frekans 20Hz’ken güvercinler 0.1Hz’e kadar duyabilir buna ek olarak ses frekansındaki çok küçük değişimleri de algılayabilirler. Doğada şimşekler manyetik fırtınalar yer sarsıntıları deniz dalgaları rüzgar akımlarının dağların doruklarından geçerken çıkardıkları sesler gibi düşük frekanslı birçok ses kaynağı vardır. Düşük frekanslı sesler aynı zamanda büyük dalga boyuna da sahip oldukları için (radyo dalgaları gibi) çok uzun mesafeler kat edebilirler bu yüzden kuşlar yaklaşmakta olan hava durumunu tahmin etmekte ustadırlar ayrıca bu sesler yönlerini bulmalarında da yararlı olabilir.

DUYU ORGANLARI
Kuşlar görme ve işitme duyuları çok gelişmiş olan canlılardır. Buna bağlantılı olarak diğer algılama sistemleri fazla gelişkin değildir. Körelen duyuların başında ise koklama gelmektedir.

GÖRME
Kara omurgalıları içinde hatta tüm omurgalılar içinde görme yeteneği en iyi gelişmiş ve vücuduna göre gözü en büyük olan hayvan grubu kuşlardır. Kuşların duyu organları arasında çok önemli bir yere sahip olan gözler yön uzaklık şekil renk derinlik hareket ve büyüklük gibi nesnelerle ilgili özelliklerin tümünü algılamaktadır.

Kuşların büyük bir bölümünde gözler kafanın iki yanında yer alır. Sadece gece yırtıcılarında gözler kafanın ön tarafındadır. Kuşlarda gözlerin çok az hareketli olmasına karşın baş ve boyun büyük hareket kabiliyetine sahiptir. Göz kapakları çok hareketlidir. Göz kapaklarından ayrı olarak gözü örtebilen hareketli ve saydam bir zar ( nicitans ) bulunur. Bütün kuşlarda daralıp genişleyebilen göz bebekleri yuvarlaktır. Retina tabakası ön kısma nazaran daha geniştir. Göz çevreleyen katı tabakanın içinde ve cornea kenarlarının arkasında kemik tabakacıklarından oluşan bir halka vardır. Cornea tabakası bütün kuşlarda kuvvetli bir şekilde kubbeleşmiştir. Retina tabakasının büyüklük ve gelişmişliğine paralel olarak keskin ve net görebilme çok gelişmiştir. Durdukları yerde bir dairenin 300 derecelik sahasını görebilirler.

Renk görme olayı bir çok canlıda gelişmemişken kuşlarda vardır. Örneğin köpeklerin renk görmedikleri düşünülürse kuşlar bu konuda oldukça yeteneklilerdir. Bir güvercinin 20 renk tonunu birbirinden ayırt edebildiği saptanmıştır. ( insanda bu rakam 160 dır. )

İŞİTME
İşitme organı olan kulak gözlerin hemen arkasında başın iki yanında yer alır. Kuşlarda da kulak iç orta ve dış kulak olmak üzere üç kısımdan ibarettir. Fakat dış kulak pek dikkati çekmez. Genellikle dıştan bir tutam kalem tüyü ile çevrili ve örtülüdür. Bazı kuşlarda kulağı çevreleyip örten kalem tüylerinin rengi değişiktir. Sadece bazı türlerde örneğin baykuşlarda dış kulak kepçesi gelişmiştir.

Kuşların 40 – 30.000 Hz’lik sesleri duydukları saptanmıştır. Kural olarak 100 Hz’den daha düşük sesleri çok az duyarlar. En duyarlı oldukları ses aralığı 1000 – 3000 Hz arasıdır.

Beslenme

İç organlar bölümünde kuşların sindirim sistemi hakkında özet bilgiler verilmiştir. Kuşlarda gaga besinleri tutmayakoparmaya ve parçalamaya yarar.Ağız kısmında aldığı besinleri öğütmeyeufalamaya yarayan diş gibi bir organ yoktur.Taneyle beslenenler taneleri olduğu gibi veya gagalarıyla kıraraketle beslenenler ise avların parçalayarak yutarlar.Kuşların çoğu besinlerini büyük parçalar halinde yutar.Yutulan besinler kursağı olan kuşlarda bir süre kursakta kalıp yumuşatılır.Besinler midede parçalanır.Ön midede sindirim fermentlerini alarak taşlığa (kaslı mide) geçen besinler burada küçük parçalar haline gelir ve bağırsaklara geçer.Sindirim bağırsakta tamamlanır.Selüloz ise kör bağırsakta sindirilir.Çok hareketli olan ve çok enerji harcayan kuşlar çok gıda almak zorundadırlar.Yalnız ot ve yaprak gibi besinlerle beslenen kuş türü çok azdır.Bitkisel besinlerle beslene kuşlar genellikle filizkörpe yaprak meyve tohumları yerler.Bitkisel besinlerin sindirimi hayvansal besinlerden daha zor olduğundan ve gelişme süresince protein ihtiyacı yüksek olduğundan bitki ve tane yiyen kuşların çoğu yavrularını böcek ve kurtlarla beslerler.Belli bir süre sonra hayvansal proteinle beslenen yavrular gelişince yine bitki ve tanelerle beslenmeye başlarlar.Kuşların büyük bir bölümü hayvansal gıdalarla beslenirler.Böceklerkurtlarlarvalaryumuşakçalar krustaseler sürüngenlerbalıklarküçük memelilerorta boy memeliler ve yavruları ile çeşitli kuşlar değişik kuş türlerinin besinlerini oluştururlar.

Hayvansal besinlerle beslenen kuşlar sindiremedikleri tüy ve kemikleri (baykuşta olduğu gibi) bir yumak halinde ağız yoluyla dışarı atarlar. Böcek yiyen kuşların çoğu da sert kitin parçalarını aynı şekilde kusarlar.Gündüz yırtıcıları tüykemikkıl gibi parçaları yemezler.Akbabalar özellikle Kuzukuşu kalın sığır kemiklerini bile midede oluşan asit (HCL) ile eritirler.Balıkla beslenen kuş türlerinden Yalı çapkınları pul ve kılçıkları ağız yoluyla dışarı atmalarına karşınmartıpelikan ve balıkçıllar bu kısımları da sindirirler. Meyvelerle beslenen kuşların birçoğu meyvelerin etli kısımlarını yer ve sindirirlerçekirdekleri ise bağırsak veya ağız yoluyla dışarı atarlar.Böylece bitkilerin yayılmasını da sağlamış olurlar.

Kuşların dışkıları da beslenmelerine göre farklıdır.Tane ve tohumlarla beslenen kuşların dışkıları kuru ve katıdır.Hayvansal besinlerle beslenenlerin ise cıvık ve genellikle yapışkandır.Meyvelerle ve bitkilerle beslene kuşların dışkıları genellikle renkli(yeşilmor) ve içlerinde çeşitli tohumlar vardır

Kuşların birçoğu yavrularını uzun bir süre yuvada beslerler.Bir kısmı kursaklarında yada ön midede yumuşayanyarın sindirilmiş besinler kusarakveya yavruların gagalarını ağız ve kursaklarına kadar sokmalarını sağlayarak beslerler.Güvercin yavruları ise ana babalarının kursaklarında oluşan sütümsü bir maddeyigagalarını ana ve babalarının boğazına sokarak alıp beslenirler

Üreme ve Kuş Yumurtaları
Kuşlarda üreme yumurtlama yoluyla olur.Bütün kuşlar hazırladıkları bir yuvaya veya uygun bir yere yumurtlarlar bir süre kuluçkada yatar ve yavruların yumurtadan çıkmasını sağlar.Bazı türlerde yumurtadan çıkan yavrular yuvayı hemen terkederana-babalarıyla birlikte besinlerini ararlar.Bir kısım kuşlarda ise yavrular belli bir süre yuvada kalıranababa veya herhangi biri tarafından besleniruçacak hale gelince yuvayı terkeder.Guguk kuşu yuva yapmazyumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakıryumurtadan çıkan yavrular da yuva sahibi kuş tarafından beslenip büyütülür.Kuşlar genellikle ilkbaharda çiftleşerek yuvalanır ve yumurtlarlar.Bu bazı kuşlarda senede birbazılarında ikibazılarında 3-4 kez kuluçka olayı görülür.En çok yumurtlayan kuşlar tavukgillerdir.Bıldırcın 10-16keklik ve sülün ise 15-20 yumurta yapar

Kuşların yumurtaları şekilbüyüklük ve renk bakımından çok çeşitlidir.Genel olarak yumurta büyüklüğü kuşla ve çıkacak yavru büyüklüğü ile orantılıdır.Kuş büyüklüğüne göre en büyük yumurtayı kivien küçüğü de guguk kuşu yapar.Yumurtaların renkleri yuva yerlerine göre değişir.Oyuklardakaranlıkkapalı yuvalarda kuluçkaya yatan kuşların yumurtaları ise ortama uyacak şekilde renkli ve benekli olur.

Kuş Yuvaları
Bazı kuşlar herhangi bir yuva yapmadan yumurtalarını doğruca yere veya pek derin olmayan bir çukura bırakarak kuluçkaya yatarlar. Bir kısmı yerde bulduğu veya yaptığı bir çukuru yumuşak otyaprak yosun gibi maddelerle döşer.Diğer bir kısım kuşlar hazır bulundukları ağaç kovuklarında kaya oyuklarında yuvalanırlar. Bu kovuk ve oyukları da bazıları yumuşak otlar yosunlar ve tüylerle döşerler. Bazı kuşlar ise yuvalandıkları kaya oyuklarının giriş yerini çamurla sıvargirebilecekleri kadar bir uçma deliği bırakırlar(sıvacı kuşları). Açıkta yuva yapan kuşların yuvaları çok değişik şekillerde olur. Genellikle kase şeklinde üstü açık olan yuvalar yerdeotlar sazlar ve dallar arasında kurulur.Bir kısmı çalı çırpıdan özensiz yapılmış ve sığdır. Bir kısım yuvalar ise çalıçırpıotyosun gibi malzemeyle ve oldukça özenle yapılmışderince sağlam yuvalardır.Bu sağlam yuvalar ertesi yılda onarılarak kullanılır.

Çoğu dallara sazlara otlara sağlam bir şekilde bağlanmıştır.Açıkta yapılan her tarafı kapalı yuvalarda çeşitli malzemelerden yapılır. Bunların yalnız bir yerinde kuşun girip çıkabileceği büyüklükte bir delik bulunur. Kapalı yuvaların en mükemmelini çulha kuşu yapar. Kavak ve söğüt tohumu pamukları veya doğuca pamuğu çok güzel ve sağlam bir şekilde birbirine yapıştırarak ve örerek yaptığı yuvayı tepesinden uzanan saplı bir dal ucuna veya saza bağlayarak asar.Kırlangıçlarda çamurları tükürükleriyle yapıştırarak ve arasına saman çöp sıkıştırılarak çatı altlarına pencere içlerine kemer ve kolon altlarına yarım küre şeklindeki yuvalarını yaparlar. Kuru otlardan çalı çırpıdan yapılmış çeşitli kapalı yuvalara da rastlanır. Kuşlar yuvalarını münferit olarak çeşitli yerlerde yaptıkları gibi küçük gruplar ve oldukça büyük koloniler halinde bir arada yaparlar

Kuşların Yaşama Ortamları
Dünyada ve yurdumuzda her türlü yaşama ortamında kuşlara rastlarız.Köykasaba ve şehirlerde serçe güvercin gugucuk sığırcık kırlangıç karga saksağan kukumav ve leyleklere rastlanır. Bunların birçoğu saçak ve kiremit altlarında baca deliklerinde çatılarda yuvalanır. Bir kısmı ise ağaçlarda damlarda balkon kapı ve pencere kirişlerinde açık veya kapalı yuvalar yaparlar. Birçoğu insanlardan artan gıdalarla beslenirler.Yerleşim yerleri dışında tarım alanları çalılık ve ağaçların bulunduğu kırlarda yaşarlar. Ağaçlar çalılar otluklar ve kayalıklar yuvalanmaları ve barınmalarını sağlarlar. Meyveler tohumlar böcekler ve küçük hayvanlarla beslenirler. Göllerde bataklık ve sazlarda akarsu boylarında rastlanan ve çoğunluğu suya bağımlı olan kuşlar sazlıklarda adacıklarda oyuklarda yuvalanırlar balıklar böcekler kurtçuklar ve bitkilerle beslenirler. Deniz kıyılarında rastlanan kuşların çoğu da kıyıda veya denizde avlandıkları canlılar ve kıyılardaki yarlarda kayalıklarda veya kumsallarda yuvalanırlar. Ormanlarda ise ağaçlarda ağaç kovuklarında ve dallarda yuvalanan böceklermeyve ve tohumlarla beslenen kuşlara kuşlar ve küçük memelilerle beslenen gündüz ve gece yırtıcılarına rastlanır. Sarp kayalıklarda dağların yüksek yerlerinde buraya has kartal akbaba gibi büyük yırtıcı kuşlara dağ kargaları urkeklik ve kaya serçesi kaya ardıcı gibi kuşlara rastlanır. Steplerde ise yerde yuvalanan ve iyi koşabilen tohum ve böceklerle beslenen kuşlara ve çeşitli yırtıcı kuşlara rastlanır. Her yaşama ortamının kendine özgü ortama çok iyi uyum sağlamış kuş türleri vardır. Bazı türler ise çok değişik ortamlara uyum sağlayabilir ve değişik ortamlarda rastlanırlar.

KUŞLARDA GÖÇ
Kuşlarla ilgilenenkuşları azçok tanıyan herkes ilkbaharın geldiğini kırlangıçların ve leyleklerin gelmesi ile fark eder.Daha bir çok kuş baharla birlikte yurdumuza gelerek yuvasını yapar ve kuluçkaya yatar. Yavrularını büyüten bu kuşlar sonbaharın gelmesiyle tekrar geldikleri sıcak ülkelere dönerler.Bu kez sonbaharda yurdumuz üzerinden geçerek güney ülkelerine giden veya yurdumuzun sulak sahalarında bataklıklarında kışlamaya gelen diğer kuşlara rastlarız.Avcı olanlar yaban ördekleri ve kazların gelişini ve dönüşlerinibıldırcınlarınçullukların belli bölgelere gelmelerini gayet iyi takip ederler.Kuşların ilkbahar ve sonbaharda muntazaman tekrarladıkları ve uzun mesafeleri kat ederek gerçekleştirdikleri bu büyük göç milyonlarca yıldan beri süre gelmektedir.içgüdüsel bir hareket olduğu kabul edilen bu büyük göçün nedenleri henüz tam olarak bilinmemekle beraber ortaya konan çeşitli varsayımlar vardır.Bunlardan biri ve hala geçerli sayılanı buzulçağının bitmesiyle AfrikaGüney Asya ve Güney Amerika' daki çeşitli kuşlar kuzeye doğru yayılmış ve şimdiki kuluçka alanlarına gelerek bahar ve yaz aylarında uygun kuluçkabarınma ve beslenme alanları bulmuşlardır.Fakat kışın başlamasıyla barınma ve beslenme olanaklarının daralması üzerine anavatanları olan güneye inmişlerdir.Dönüşte de geldikleri yolu izlemişlerdir.Uygun ortamlarda yaşamla*rını sürdürmek için yapılan bu göçler gelecek nesillere kalıtsal bir özellik olarak geçmiştir.Göç besin azlığını gidermekten çok içgüdüsel bir hareket haline dönüşmüştür. Göçten alıkonan göçmen kuş yavruları yaşlılar gittikten sonra sahndıklarında doğrultu içgüdüsüyle güneye yönelirlerama gerçek göç yolunu bulamazlar.Yavrular göç yollarını ana babalarından öğrenirler. Kuşların göç sırasında aynı yolu nasıl buldukları eskiden beri bilimsel olarak incelenmektedir. Varılan kanılar kuşların yön bulmak için güneşi ayı ve yıldızları çok iyi kullandıkları ayrıca dünyanın manyetik alanını da kullandıkları doğrultusundadır. Eski dünyanın kuzeyinde kuluçkaya yatan kuşların bir bölümü kışı Güney Avrupa Kuzey Afrika Akdeniz sahilleri Ortadoğu ve Basra körfezinde bir kısmı Kızıldeniz Nil vadisi Orta ve Güney Afrika'da diğer bir kısmı da Hindistan ve Güneydoğu Asya'da geçirmektedirler. Her yıl muntazaman uzun bir göçe katılan bu kuşlara "Göçmen Kuşlar" diyoruz. Göçmen kuşların bir kısmı ilkbahar ve yazın yurdu*muzda olurlar (Yaz Göçmenleri) bir kısmı ise sonbahar ve kış aylarında raslanırlar (Kış Göçmenleri). Bir kısmı ise güneye göç sırasında yurdumuzdan geçerler (Geçit Kuşları).

Bu büyük göçün dışında bazı kuşlar yerli kuşların bir bölümü de yine iklim barınma ve beslenme şartlarındaki değişiklikler dolayısıyle kısa mesafeli dağların yüksek yerlerinden vadi tabanlarına veya daha ılıman bölgelere kısa göçler yaparlar. Doğu ve Orta Anadolu'nun birçok yerinde bilinen ve raslanan keklik sökünleri örnek olarak ve*rilebilir. Orta Anadolu'nun tamamen karla kaplandığı göllerin donduğu zamanlarda yerli ve göçmen ördekler kazlar güneye Akdeniz kıyısındaki sulak alanlara giderler. Bu diğer büyük göçten ayrılmalıdır.
Bu kısa göçlerin dışında bazı kuşlar daha iyi beslenebilmek için yer değiştirirler. Bu her yıl tekrarlanabildiği gibi kurak ve yağışlı yıllara bağlı olarak daha uzun periyotlar içinde de olabilir. Mesela Step Tavuğu (Syrraptes paradoxus) bazı yıllar İran'dan batıya doğru Orta Avrupa'ya kadar gitmektedir. Bu tip hareket eden kuşlara "Gezginci kuş" denir.

Yurdumuz Orta ve Doğu Avrupa ile Kuzeybatı Asya'da yazı geçiren kuşların göç yolu üzerinde önemli bir yer işgal eder. Orta ve Doğu Avrupa'daki kuşlar Balkanlar ve Trakya istikametinden gelerek Boğazlan geçer. Marmara Ege ve Orta Anadolu üzerin*den Akdeniz kıyılarına ve Doğu Akdenize oradan güneye Nil vadisi Orta ve Güney Afrika Arabistan ve Basra körfezine ulaşırlar. Karadenizi doğruca geçen bir kısım kuşta Orta Anadolu'yu katederek güneye inerler. Diğer önemli bir kol da Karadenizin doğusu ve Kafkaslar üzerinden inerek Çoruh vadisi Karasu ve Fırat vadilerini takiben güneye iner. Bütün bu göç yolları Doğu Akdenizde ve Güneydoğu Anadolu'da birleşerek yukarda belirtilen yolu takiben güneye iner.

Kuş Tüylerinin Yapısı
Kuşların sürüngenlerden evrimleştiğini iddia eden evrim teorisi bu iki ayrı canlı sınıfı arasındaki dev farkları asla açıklayamamaktadır. Kuşlar; içi boş hafif kemiklerden oluşan iskelet yapıları kendilerine özgü ak. ciğer sistemleri sıcakkanlı metabolizmaları gibi özellikleriyle sürüngenlerden çok farklıdır. Kuşlarla sürüngenlerin arasına aşılmaz bir uçurum koyan bir başka özellik ise tamamen kuşlara has bir yapı olan tüylerdir.

Tüyler kuşları bu kadar ilginç kılan estetik unsurlardan en önemlisidir. "Tüy gibi hafif" sözü tüyün o zarif yapısındaki mükemmelliği açıklar niteliktedir
Temelde protein yapısına sahip olan tüyler keratin adı verilen bir maddeden yapılmıştır. Keratin derinin alt tabakalarındaki yaşlı hücrelerin besin ve oksijen kaynaklarından uzaklaşarak ölmesi ve yerlerini genç hücrelere terk etmesi sonucu oluşan sert ve dayanıklı bir maddedir.

Kuş tüylerindeki tasarım hiçbir evrimsel süreçle açıklanamayacak kadar komplekstir. Ünlü kuş bilimci Alan Feduccia "tüylerin her özelliği aerodinamik fonksiyona sahiptir. Hafiftirler kaldırma kuvvetleri vardır ve kolaylıkla eski biçimlerine dönebilirler" der. Feduccia evrim teorisinin çaresizliğini ise şöyle kabul eder:
Uçmak için böylesine tasarlanmış bir organın nasıl olup da ilk başta başka bir amaca yönelik olarak ortaya çıktığını anlayamıyorum.

Tüylerdeki bu tasarım Charles Darwin'i de çok düşündürmüş hatta tavus kuşu tüylerindeki mükemmel estetik kendi ifadesiyle Darwin'i "hasta etmiş"ti. Darwin arkadaşı Asa Gray'e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli mektupta "gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu. Ama kendimi zamanla bu probleme alıştırdım" dedikten sonra şöyle devam ediyordu:
Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin bir tavus kuşunun tüylerini görmek beni neredeyse hasta ediyor.

Tüycükler ve Çengeller
Eğer bir kuş tüyünü mikroskop altına alır ve incelersek karşımıza olağanüstü bir tasarım çıkar. Tüylerin ortasında hepimizin bildiği uzun ve sert bir boru vardır. Bu borunun her iki tarafından yüzlerce tüy çıkar.

Boyları ve yumuşaklıkları farklı olan bu tüyler kuşa aerodinamik özellik kazandırır. Ancak daha da ilginç olanı bu tüylerin herbirinin üzerinde de "tüycük" denilen ve gözle görülemeyecek kadar küçük olan çok daha küçük tüylerin bulunmasıdır. Bu tüycüklerin üzerinde ise "çengel" adı verilen minik kancalar vardır. Bu kancalar sayesinde her tüycük birbirine sanki bir fermuar gibi tutunur. Bu muhteşem yaratılışı daha yakından görmek için turna kuşunun tüylerinin yalnızca birisini ele alalım. Bu tek tüyün üzerinde tüy borusunun her iki yanında uzanan 650 tane incecik tüy vardır. Bunların her birinde ise 600 adet karşılıklı tüycük bulunur. Bu tüycüklerin her biri ise 390 tane çengelle birbirlerine bağlanır. Çengeller bir fermuarın iki tarafı gibi birbirine kenetlenmiştir. Birbirine çengellerle kenetlenen tüycükler o kadar bitişiktir ki duman üflendiği takdirde bile aralarından geçemez. Çengeller herhangi bir şekilde birbirinden ayrılırsa kuşun bir silkinmesi veya daha ağır hallerde gagasıyla tüylerini düzeltmesi tüylerin eski haline dönmesi için yeterlidir.
Kuşlar hayatlarını devam ettirebilmek için tüylerini daima temiz bakımlı ve her an kullanıma hazır tutmak zorundadır. Tüylerin bakımı için kuyruklarının dibinde bulunan yağ keselerini kullanır. Gagalarıyla bu yağdan bir miktar alarak tüylerini temizler ve parlatır. Bu yağ yüzücü kuşlarda suyun içinde veya yağmur altındayken suyun deriye ulaşmasına engel olur.

Dahası kuşlar tüylerini kabartarak soğuk havalarda vücut ısılarının düşmesini engeller. Sıcak havalarda ise tüylerini vücutlarına yapıştırarak vücutlarının serin kalmasını sağlar.

Tüy Tipleri
Vücudun çeşitli yerlerinde bulunan tüylerin her birinin görevi farklıdır. Kuşun karnındaki tüyle kanat ve kuyruk tüyleri birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Büyük tüylerden meydana gelen kuyruk tüyleri dümen ve fren görevini yerine getirir. Kanat tüyleri ise kanat çırpma esnasında açılarak yüzeyi genişletecek ve kaldırma kuvvetini artıracak bir yapıdadır. Kuşun kanadını aşağı doğru çırpması sırasında tüyler birbirlerine yakın duruma gelerek aralarından hava sızması engellenir. Kanatların yukarıya doğru kalkışı esnasında ise tüyler iyice açılarak aralarından havanın geçmesine elverişli bir pozisyon alır. Kuşlar uçabilme yeteneklerini koruyabilmek için belirli dönemlerde tüy döker. Yıpranmış ya da yırtılmış büyük tüyler görevlerini tam olarak yerine getiremedikleri için hızla yenilenir.




Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 14 Şubat 2013, 23:36   #2 (permalink)
Emekli Yönetici

Şafak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 18 Ağustos 2011
Nerden: Eskişehir
Yaş: 27
(Mesajlar): 17.906
(Konular): 12982
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 967442
Aldığı Beğeni: 1672
Beğendikleri: 1673
Ruh Halim: Ruhsuz
ÖdülleriÜye Ödülleri: 6
Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

KUŞLARIN KANATLARINDAKİ SANAT


Bu zincirleme hareket küçük bir serçegil olan kızıl kuyruğun uçuşundaki farklı safhaları gösteriyor:
Havalanma kısa bir uçuş ve konma.



Albatros uzun ve dar kanatları sayesinde okyanusların üzerinde uçabilir. Doğan ise geniş kanatları sayesinde sıcak hava akımlarından kolaylıkla yararlanabilir. Bunun yanında keçisağan kuşunun dalgalı kanatları onun çok hızlı uçmasını sağlar. Uçucu kuşların uzun süre havada kalabilmelerini sağlayan şey kanatlarındaki dalgalı yapıdır.

Uzun kuyruklu parlak tüylü Amerikan papağanının teleği.



Doğan kuyruğu teleği
Tüylerin işlevleri çok çeşitlidir. Kanatlarda bulunan telekler hayvanın uçmasına yarar. Kuyruğu oluşturan kuyruk teleği ise bir dümen görevi görür ve kuşun yere konarken fren yapmasını
kolaylaştırır.



Kuşların tüyleri bozulmaya uğradığında eski tüylerle yeni tüyler türlere göre farklı bir ritimle yer değiştirir. Bu olaya "tüy değiştirme" denir ve genellikle göç öncesi yaşanır.

Baş gövde ve kanatlar üzerindeki tüyler kuşları suya ve soğuğa karşı korur. Ayrıca kuşun havanın içinde süzülmesini de kolaylaştırır; Yan taraftaki tüyler ait oldukları kuşun yumuşak tenini örter. Bu da vücut sıcaklığının korunmasını sağlar.





Kanattaki kıvrım yüzünden hava tarafından uygulanan basınç üst yüzeyde daha zayıftır bu da kuşun yükselmesini sağlar (sol altta).Eğer kanat fazla eğimli ise hava akımının üst kısma uyguladığı artan basınç aşağıya doğru bir güç oluşturur. Böylece kuş irtifa kaybeder

KUŞLARDAKİ UÇUŞ ÖZELLİKLERİ
Kuşları incelediğimizde vücutlarının tüm özelliklerinin uçuş için özel olarak tasarlandığını görürüz. Öz kütlenin düşürülmesi ve böylece ağırlığın azaltılması için kemiklerin içi boş olarak yaratılmış ve vücuda hava keseleri yerleştirilmiştir. Dışkının katı olmayıp yarı sıvı olması vücutta gereksiz su tutulmasını ve böylece ağırlığın artmasını engeller. Tüyler de hacimlerine karşılık son derece hafif yapılardır.

Kuşlardaki bu özel yapıları sırayla inceleyelim.

1- İskelet
Kuş kemiklerinin içi boş olmasına rağmen iskelet hayvanın sahip olduğu kuvvete oranla fazlasıyla güçlüdür. Örneğin 18 cm. uzunluğundaki kocabaş kuşu bir zeytin çekirdeğini kırmak için gagasıyla ona 685 kg.lık bir basınç uygulayabilir. Kara canlılarınınkinden daha "derli-toplu" bir yapıya sahip olan kuş iskeletinde omuz kalça ve göğüs kemerleri birbirine kaynaşmış bir şekilde birleşiktir. Bu tasarım kuşa daha sağlam bir yapı kazandırmaktadır. İskeletin bir başka özelliği başta belirttiğimiz gibi diğer bütün omurgalı canlıların iskeletinden hafif olmasıdır. Örneğin bir güvercinin iskeleti hayvanın vücut ağırlığının toplamının sadece % 4.4'ünü oluşturmaktadır. Bir Fregat kuşunun kemiklerinin toplamı ise 118 gr gelmektedir ve bu miktar hayvanın tüylerinin toplam ağırlığından daha azdır.



Kuş kemikleri çok hafif ve sağlamdır. Bunun en büyük nedeniyse içlerinin boş oluşudur. Boş kısımlaırn içinde hava bulunur. Kmeikler iç kısımda eğik desteklerle sağlamlaştırılmıştır. Modern uçaklaırn kanatları da kuş kemiklerinden ilham alınarak içleri boş şekilde tasarlanmaktadır.

2- Solunum Sistemi
Kara canlılarıyla kuşların solunum sistemleri de birbirlerinden tamamen farklı prensiplerle çalışır. Bunun sebebi kuşların oksijen ihtiyacının kara canlılarına göre çok daha fazla olmasıdır. Örneğin bir kolibri kuşunun oksijen ihtiyacı bir insanınkinin neredeyse 20 katıdır. Dolayısıyla bir kara canlısının akciğeri kuşun ihtiyacı olan yeterli oksijeni sağlayamaz. Bu nedenle kuşların akciğerleri çok farklı bir tasarımla yaratılmıştır.

Kara canlılarının akciğerleri "çift yönlü" bir yapıya sahiptir: Nefes alma sırasında hava akciğerdeki dallanmış kanallar boyunca ilerler ve küçük hava keseciklerinde son bulur. Oksijen-karbondioksit alışverişi burada gerçekleştirilir. Ancak daha sonra kullanılmış olan bu hava tam ters yönde hareket eder ve geldiği yolu izleyerek akciğerden çıkar ana bronş yoluyla da dışarı atılır.



KUŞLARA ÖZEL AKCİĞER
Kuşlar sözde ataları olan sürüngenlerdne çok farklı bir anatomiye sahiptir . Kuş akciğerleri kara canlılarına tamamen ters bir biçimde işler. Kara canlıları havayı aynı nefes borusundan alır ve verir. Kuşlarda ise hava akciğere ön taraftan girerken arka taraftan dışarı verilir. Uçuş sırasında çok yüksek miktarda oksijene ihtiyaç duyan kuşlara böyle özel bir "tasarım" yapılmıştır. Böyle bir yapının sürüngen akciğerlerinden evrimleşerek ortaya çıkması imkansızdır.
Kuşlarda ise hava akciğer kanalı boyunca "tek yönlü" hareket eder.

Akciğerlerin giriş ve çıkış kanalları birbirlerinden farklıdır ve hava daimi olarak akciğer içinde tek yönlü olarak akar. Böylece kuş havadaki oksijeni kesintisiz olarak alabilir. Böylece kuşun yüksek enerji ihtiyacı karşılanmış olur. Bu durumu konunun uzmanı H.R.Duncker şöyle ifade eder:
"Kuşlarda ana bronş akciğer dokusunu oluşturan tüplere ayrılır. Parabronşi diye adlandırılan bu tüpler sonunda tekrar birleşerek havanın akciğerler boyunca tek bir yönde devamlı akımını sağlayacak sistemi meydana getirirler...

Kuşlardaki akciğerlerin yapısı ve genel solunum sisteminin çalışması tümüyle kendine özgüdür. Kuşlardaki bu "avien" sistemi başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz. Bu sistem bütün kuş türlerinde aynıdır."

Ünlü bir biyokimyacı olan Michael Denton bir yazısında bu kadar mükemmel bir sistemin kademeli evrimle oluşamayacağını şöyle açıklar:



Kuş akciğerlerinin çevresinde hava kesecikleri bulunur. Hava önce bu keseciklerde toplanır sonrada düzenli olarak akciğerin içine pompalanır böylece kuşların yüksek oksijen gereksinimi de karşılanmış olur. "Böyle tamamen değişik bir solunum sisteminin azar azar küçük değişiklerle standart omurgalı dizaynından evrimleşmiş olduğu iddiası düşünülmeden ortaya atılmış bir tezdir.

Solunum faaliyetinin bu evrim süresince hiç aksamadan korunması organizmanın hayatını sürdürmesi için gereklidir. En küçük bir eksik fonksiyon ölümle sonuçlanacaktır. Kuş akciğeri de içinde dallanmış olan parabronşlar ve bu parabronşlara hava sağlanmasını garanti eden hava kesesi sistemi ile birlikte en üst düzeyde gelişmiş olana kadar ve beraberce iç içe geçmiş mükemmel bir şekilde işlevini yapana kadar bir solunum organı olarak görev yapamaz."

Kısacası kara tipi akciğerden hava tipi akciğere geçiş ara geçiş safhasında bulunan bir akciğerin hiçbir işlevselliğinin olmaması sebebiyle mümkün değildir. Akciğeri çalışmayan bir canlı ise birkaç dakikadan fazla yaşayamaz. Çünkü mutasyonların kendisini tesadüfen kurtarmalarını bekleyecek milyonlarca yılı yoktur.

Kuş akciğerinin bu benzersiz yapısı uçuş için gerekli olan yüksek miktarda oksijen ihtiyacını karşılamaya yönelik çok mükemmel bir tasarımın varlığını göstermektedir. Yalnızca kuşlara özgü bu anatominin bilinçsiz mutasyonların amaçsız bir sonucu olamayacağını görmek için biraz sağduyu yeterlidir.

3-Denge Sistemi
Allah tüm canlılar gibi kuşları da kusursuz bir biçimde yaratmıştır. Bu gerçek her detayda kendini belli eder. Kuşların vücutları uçuştaki muhtemel bir dengesizliği engellemek için özel bir tasarımla var edilmiştir. Hayvanın uçuş sırasında öne doğru eğikleşmesini engellemek için kafası özel olarak hafif kılınmıştır: Ortalama bir kuşun kafasının ağırlığı vücut ağırlığının yalnızca %1' ini oluşturur.

Tüylerin aerodinamik yapısı da kuşların denge sistemindeki önemli bir özelliktir. Özellikle kanat ve kuyruk bölgelerindeki tüyler kuşa çok etkili bir denge sistemi sağlar.

Bu özellikler bir doğanın (falcon pereginus) saatte 384 km. hızla avına dalarken hiçbir şekilde dengesini yitirmemesini sağlar.

4- Güç ve Enerji Problemi
Bir olaylar zinciri şeklinde ortaya çıkan her bir süreç ister biyoloji ister kimya veya fizik bilimlerini ilgilendirsin "enerjinin korunumu prensibi"ne uygun olarak gelişir. Bunu özetle "belli bir işin yapılabilmesi için belirlenmiş miktarda enerji gereklidir" şeklinde de anlatabiliriz.

Enerjinin korunumu prensibinin çarpıcı bir örneğini kuşların uçuşunu gözlemlediğinizde bulabilirsiniz. Göçmen kuşların uçuşa başlamadan önce yolculuklarını tamamlamalarını sağlayacak miktarda enerji depolamaları şarttır. Buna karşın uçmanın bir diğer şartı da mümkün olduğunca hafif olabilmektir.

Uçabilmek için bedeli ne olursa olsun fazla kilolardan kaçınılmalıdır. Bu arada yakıtın da mümkün olduğunca verimli olması şarttır. Yani yakıt minimum ağırlıkta tutulurken verdiği enerjinin maksimum olması gereklidir. Bunların hepsi kuşlar için çözümlenmiş olması gereken problemlerdir.

İlk adım en ekonomik uçuş hızının tespit edilmesidir. Eğer kuş çok yavaş uçacak olsa havada asılı kalması için çok enerji sarf etmesi gerekecektir. Çok hızlı uçacak olsa bu sefer de meydana gelen hava direncini aşmak için çok yakıt tüketmesi gerekecektir. Bu durumda yakıtın en az tüketilmesi için ideal değerde bir uçuş hızının gerektiğini görürüz. Bu arada şunu da hatırlatmak gerekir ki iskeletlerinin ve kanatlarının aerodinamik yapılarındaki farklılar nedeniyle her kuş için farklı bir ideal hız geçerlidir.

Bu enerji sorununu altın yağmur kuşu (Pluvialis dominica fulva) üzerinde inceleyelim: Bu kuş kışı geçirmek için her yıl Alaska'dan Hawaii'ye göç eder. Durmaksızın yaptığı uçuşu sırasında rotası üzerinde hiç ada bulunmaz. Dolayısıyla kuşun uzun yolculuğu sırasında hiçbir dinlenme imkanı yoktur. Varış başlangıç noktasından 4000 km uzaktadır ve bu mesafe aralıksız yaklaşık 250 bin kanat çırpışını gerektirir. Yolculuğun tümü 88 saaten fazla sürer.
Kuşun yolculuğa başlarken ağırlığı 200 gramdır. Bunun 70 gramı yolda yakıt olarak kullanılacak yağlardan oluşur. Ancak kuş bilimciler bir altın yağmur kuşunun bir saat uçmak için harcadığı enerjiyi tespit etmiş ve kuşun 88 saatlik uçuş için en az 82 gram yakıt harcayacağı sonucuna varmışlardır. Yani kuşun 12 gramlık bir açığı vardır ve hesaplara göre Hawai'ye varmadan yüzlerce kilometre önce enerjisinin bitmesi ve denize düşmesi gerekmektedir.
Ama bu hesaba rağmen altın yağmur kuşları hiçbir zaman denize düşmez ve her sene başarıyla Hawai'ye ulaşır.

Peki bu canlıların sırrı nedir?
Bu kuşları yaratan Allah onlara uçuşlarını kolaylaştıracak ve verimlileştirecek bir yöntem ilham etmiştir. Kuşlar gelişigüzel bir şekilde değil sürü halinde uçar. Uçarken de hepsi belirli bir sıraya girer ve havada bir "V" şekli oluşturur. Bu V şekli karşılaştıkları hava direncini azaltır. Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki kuşlar bu sayede yaklaşık % 23'lük bir enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yağları kalmış olur. Bu artan yağ ise gereksiz değildir; rüzgarların ters yönden esmesi durumunda kullanılacak yedek yakıttır.

Bu olağanüstü durum karşısında şu soruları sormak gerekir:
Uçuş için ne kadar yağ gerektiğini kuş nereden bilir?
Bu kadar yağı tam yolculuk öncesi nasıl ayarlayabilir?
Uçuş mesafesini ve tam olarak ne kadar yakıt tüketileceğini nasıl hesaplar?
Kuş Hawai'nin Alaska'dan daha iyi koşullarda olduğunu nereden bilir?
Kuşların bu bilgilere ulaşmaları bunlara uygun hesaplar yapmaları ve bu hesaplara uygun toplu uçuşlar gerçekleştirmeleri imkansızdır. Bu ise yaptıkları işlerin gerçekte kuşlara "ilham edildiğini" bu canlıların üstün bir güç tarafından yönlendirildiklerini gösterir.

Serçenin kalbi dakikada 460 defa çarpar vücut sıcaklığı ise 42 derecedir. Bir kara omurgalısına ölüm getirecek olan bu vücut ısısı gücü arttıran bir etken olarak kuşlar için hayati önem taşır. Kuşların uçuş sırasında ihtiyaç duydukları büyük enerji bu hızlı metabolizma sayesinde karşılanmaktadır

Yolu nasıl buluyorlar?
Uçmak çok fazla güç gerektirir. Bu nedenle kuşlar vücut kütlelerine oranla en fazla kas dokusuna sahip canlılardır. Metabolizmaları da kasların harcadığı güçle doğru orantıda ayarlanmıştır. Bir canlının metabolik hızı ısıdaki 10 derecelik bir artışla ortalama iki katına çıkar. Bir serçenin 42 derecelik bir ardıç kuşunun 43.5 derecelik vücut sıcaklıkları ise metobolizmalarının ne kadar hızlı çalıştığını gösterir. Bir kara omurgalısına ancak ölüm getirecek olan bu vücut ısısı enerji tüketimini ve böylece gücü artıran bir etken olarak kuşlar için hayati önem taşır.

Kuşlar bu derece fazla enerji sarf ettikleri için yedikleri besinleri de çok iyi biçimde sindirecek bir yapıya sahiptir. Kuşların sindirim sistemi alınan besinin en verimli şekilde değerlendirilmesini sağlar. Örneğin büyümekte olan yavru leylek yediği 3 kg. besinle 1 kg. ağırlık kazanır. Bu oran aynı besinlerle beslenen memelilerde 10 kg.'a karşılık 1 kg. ağırlıktır. Kuşların dolaşım sistemi de yine yüksek enerji ihtiyacına uygun olarak yaratılmıştır. İnsanın kalbi dakikada ortalama 78 kere çarparken bu sayı serçede 460 sinek kuşunda 615'tir. Aktif uçma çok yüksek bir enerji gerektirdiği için kan dolaşımı da kara canlılarına göre çok daha hızlı gerçekleşmektedir. Bu yüksek metabolik hız ve enerji sarfiyatı için gerekli olan oksijen özel "hava tipi" akciğerler aracılığıyla vücuda alınır.

Kuşlar bu denli yüksek enerji harcarlar ama bu enerjiyi de çok yüksek verimle kullanır. Kara canlılarıyla karşılaştırıldığında enerji sarfiyatları kadar verimlilikleri de çok yüksektir. Örneğin göç sırasında bir kırlangıç her kilometre 2.5 kilokalori harcarken bu küçük bir memelide 41 kilokaloridir.

Kuşları kara canlılarından ayıran bu özelliklerin hiçbiri mutasyonlarla ortaya çıkamaz. Eğer rastgele mutasyonlarla bu özelliklerden herhangi birisinin meydana geldiği farz edilse bile -ki bu imkansızdır- bu özellik dahi tek başına hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Uçmak için gerekli olan yüksek miktarda enerjiyi sağlayan metabolizmanın oluşması hava tipi bir akciğer olmaksızın hiçbir işe yaramayacak aksine yetersiz oksijen alımından dolayı canlının boğularak ölmesine yol açacaktır. Öncelikle hava tipi akciğerin oluşması durumunda ise canlı gereğinden çok daha fazla oksijen alacak ve bunun sonucunda zarar görecektir. Bir başka imkansızlık iskelet yapısından kaynaklanır: Kuş bir şekilde hava tipi bir akciğere ve metabolik adaptasyonlara sahip olsa bile yine de havalanamayacaktır. Zira canlı ne kadar güçlü olursa olsun bir kara canlısının ağır ve nispeten ayrık iskelet yapısıyla havalanması mümkün değildir. Kanatların oluşması ise başta da değindiğimiz gibi apayrı ve yine kusursuz bir "tasarım" gerektirir.




Şafak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
dünyası, kuşların


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557