Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz Ulu Önder M.Kemal Atatürk hakkında herşey

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree1Kişi Beğendi
  • 1 Post By aLLien
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Eylül 2015, 16:36   #1 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Atatürk'ün sırrı

Atatürk’ün çocukluk arkadaşı ve en yakın dostlarından Asaf İlbay’ın torunu Ferda İlbay, Atatürk'le ilgili bilinmeyenleri açıkladı. Bu kitabın, evrende her şeyin bir zamanı, hayırlı bir saati olduğuna dair inancımı güçlendiren bir hikâyesi var. Dedem Asaf İlbay’ın yakın arkadaşı Atatürk’le hatıralarını dinleyerek büyüdüm” diyen Ferda İlbay, babası Nahit İlbay’ın vefatının ardından dedesi Asaf İlbay’a ait el yazısı bir vasiyetname bulur. Birbiri ardına gelen ilginç işaretler sonucunda dedesinin hatıralarını temize çekmeye karar verir. Ve Atatürk Kitaplığı’nda bir arşiv taramasına girer. Anılar bir araya toplanır ve “Çocukluk Arkadaşım Atatürk” adında bir kitaba dönüşürek dede Asaf İlbay imzasıyla baskıya verilir. Geç kalmış bir vasiyeti yerine getiren Ferda İlbay ile eskilere uzandık, ilginç hikâyesini konuştuk ve Atatürk’ün bilinmeyen anılarına dokunduk. Ekin Türkantos ‘un Haberturk’teki haberi...

Kitabın ortaya çıkışının ilginç bir hikâyesi var...

2007 yılında babamı kaybettim. Evini toplarken evraklarının arasında dedemin el yazısıyla yazdığı 1 Mart 1954 tarihli vasiyetnamesini buldum. “Atatürk’ün hususi hayatı hakkında vaktiyle Tan Gazetesi’nde neşrettiğim tefrikalar, yeni ilavelerle yeni bir çehre aldı. Sağlığımda kitap halinde yayımlayamazsam vârislerim bu arzumu yerine getirsinler” yazıyordu. Bu isteği 5 çocuğunun neden yerine getirmediğini sadece hayatta olan halama sorabilirdim. O da bana babamın dedeme ait notlarını, baskıya hazırlanmak üzere yazıhanesindeki el kasasında sakladığını ancak yazıhaneye giren hırsızın tüm eşyaları alıp gittiğini söyledi. Daha sonra 2010 yılında Şişli Adliyesi’nde bir arkadaşım ile karşılaştım; “Asaf İlbay ile bir akrabalığın var mı?” diye sordu. Tan Gazetesi arşivlerinde dedeme ait bir yazı dizisi olduğundan bahsetti ve cilt numaralarını yazıp verdi. Ancak ben ihmal ettim. Cüzdanımda sakladığım notu da kaybettim. Bir süre sonra kızım başta olmak üzere ailem bana bu anılara sahip çıkmam gerektiğini yineleyince Tan Gazetesi’nin arşivini taramayı kafama koydum, ancak nereden başlayacağımı bilemiyordum. O gün eve dönerken kitapçıya girdim ve kapağında Atatürk olan kitabın bir sayfasını açtım. “Mustafa Kemal Efendi, millet ve arkadaşlarını ihmal etme, Asaf İlbay” yazıyordu. Yine Tan Gazetesi’nden bir alıntı yapılmıştı ve dedemin adı yer alıyordu. Evet, artık zamanı gelmişti. 57 yıl sonra dedemin anılarının izini sürdüm. Kitap için Doğan Yurdakul inanılmaz destek oldu. Bu arada kitap sözleşmem 3 kere ertelendi ve en son imza attığımız günün tarihi 24 Eylül yani babamın ölüm yıldönümüydü. Sanki yukarıdan bir şeyler “Hadi” dedi bana.

Kitapta dedenizin anılarından sizi en çok etkileyen neydi?

Bizim okuduğumuz tarihin ötesinde kimsenin bize anlatmadığı bir Mustafa Kemal var. 12 yaşındaki bir çocuğun oyun oynarkenki sözlerinden karakterini görebiliyorsunuz. İlk aşkı, Selanik’te tavernalardaki delikanlılık yılları, çapkınlıkları var. Kısacası çocuk Atatürk, insan Atatürk var. Ve dedemin Atatürk’ün ölümünü öğrendiğindeki duyguları var. Kitap elimde ve sürekli o bölümü okuyorum, inanılmaz etkileyici.

Siz şanslı bir kadınsınız. Güzel anılara sahipsiniz. Peki siz kimsiniz?

Asaf İlbay’ın torunu Avukat Nahit İlbay’ın kızıyım. Kendim de avukatım. 35 sene mesleğimi yaptım ve emekli oldum. Evet, çok şanslı bir çocuktum. Atatürk’ü tanıyan bir ailem olmasının yanı sıra o zihniyeti kabul etmiş bir ailenin çocuğuyum. Bugün hâlâ halamın evinde bunlar anlatılır. Çoğu insanın bilmediği şeyleri biliyorum. Atatürk’ün anılarıyla yaşadım. Onun fikirlerini kabul etmiş bir ailem vardı. Babamın yoluna gittim, İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdim.

Bu vasiyet olmasaydı yine bir kitap yazmayı düşünür müydünüz?

Bu fikir kafamızda hep vardı. Ama bunu kendim yapmayı hiç düşünmedim. Neticede bir yazar değilim. Hayatımda sadece dava dilekçesi yazdım. “Herkes kendi işini yapmalı” diye düşünüyordum.

Vasiyetnameyi gördüğünüzde kaç yaşındaydınız? İlk ne hissettiniz?

55 yaşındaydım. “Bu istek neden yerine getirilmemiş” diye kızdım. Bana kısmet oldu. İlginç şeyler var, bu vasiyetname dedem öldükten 57 yıl sonra bulunuyor. Vasiyetname mart ayında yazılmış, benim yola çıkışım da aynı tarihe denk geliyor. Babamın öldüğü gün kitabın sözleşmesini imzalıyorum. Çoğu insan için tesadüf gibi görünse de bunun bir tesadüf olmadığını biliyorum. O yüzden de çok şanslıyım.

Tarihe bakışınız nasıldı? Okullarda bize öğretilen tarihi siz aileden dinliyordunuz zaten...

Ailede dinlediğimle ilkokulda bize anlatılan Atatürk arasında fark vardı elbette ve şaşırıyordum. Ben onu çocuk yönleriyle de biliyordum. Siyasi fikirlerinden ziyade bir aradayken yaşadıkları anlatılırdı. Yaşım ilerledikçe bildiğim Atatürk’ün bir lider, bir komutan, bir general olduğu kafamda oturdu. Bizim zamanımızda Atatürk okullarda okutuluyordu.

Tarihe ilginiz var mıydı?

Tarih her zaman ilgimi çekti. Osmanlı tarihini çok okudum. Ama Atatürk ile ilgili “Nutuk” dışında okuduğum bir kitap yoktu ya da herhangi bir araştırmam olmadı.

Aralarında Ferda İlbay’ın babaannesi Ayşe İlbay ve halası Bedia İlbay’ın da bulunduğu Kadın Cemiyeti Atatürk ile birlikte.

Milli bayramlar, özel günlerde sizin evde nasıl anılır?

Çocukluğumda 10 Kasım töreni pazar gününe denk geldiğinde çocuk kafası işte üzülürdüm açıkçası. Ama şimdi “10 Kasım” derseniz canım acıyor. Bazen “Ah Atatürk iyi ki gitmişsin de görmüyorsun” diyorum bazen de “Kafanı kaldır bir bak, belki bir şey değişir” diyorum, Hiçbir zaman “Atatürk’ün ölüm yıldönümünde yas tutalım” gibi bir düşüncede olmadım. Özel günlerde bayrak asmayana, sahiplenmeyenlere kızıyorum. Bir idol, bir sembol gibi değil ama “Medeni, aydınlık düşünen bir insanı neden anlamaya çalışmıyoruz?” diye üzülüyorum. Şu an konuşurken bile içimden ağlamak geliyor.

Dedeniz nasıl biriymiş?

Son derece yumuşak, mesleğine çok bağlı biriymiş. Anılarında da 10 yaşından beri birlikte büyüdüğü Atatürk’ten büyük bir saygıyla bahsediyor. Küçüklüğünden bahsederken “Mustafa”, sonrasında ise ya “Paşam” diyor ya da “Gazi”. Ben maalesef dedemi hatırlamıyorum. Babaannemi daha çok hatırlıyorum.

Halanız nasıl peki?

Halam 93 yaşında, aklı başında ve hep Atatürk’ü anlatıyor. Hâlâ briç oynuyor, bilmece çözüyor. Ama ailecek bir araya geldiğimizde ne konuşursak konuşalım bizi hiç duymuyor ve anılarını anlatmaya devam ediyor. Aslında ses kayıt cihazını koyup kaydetmek lazım. Çünkü bu kitaba girmemiş anılar da var halamda.

Büyükada’da güzel anıları var değil mi ailenin?

Evet, anlatılan hikâyelerde adadaki ev sıkça yer alıyor. Dedem o evi annemle babam nişanlıyken sanıyorum ihtiyaçtan satmış. Ama biz hâlâ gidip geliriz. 62 senedir adadayız. O eski ev yenilendi elbette zaman içerisinde. Ama adadaki birçok yapı, sokak, ev beni çocukluğuma götürüyor. O evin bahçesinde belki hiç koşmadım ama orada denize girdiklerini, Atatürk’ün tekneyle geldiğini biliyorum.

İleride bir kitap daha yazma fikriniz var mı?

Bana bunu soruyorlar. O kadar uzağım ki, yazarlık başka bir şey. Belki kendi çocukluğumla ilgili bir şeyler yazabilirim.

Bu ülkenin hak ettiği Cumhuriyet’i çocuklarım yaşasın istiyorum. Benim canım çok acıyor. Çünkü geçmişi biliyorum. Çocuklarım benim kadar duygusal olmayabilirler. Bugün babam hayatta olsaydı daha da canı yanacaktı biliyorum. İnsanların değerlerimize bir sembol gibi değil gerçekten sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.

"ÇOCUK İDİ AMA ÇOCUK OYUNLARINA KARIŞMAZDI"

Ahmet Subaşı Mahallesi’ne giden bir yol üstünde ve mektebin tam karşısındaki pembe evin birinci kat penceresinden dışarıyı izleyerek kitap, dergi okurdu. Annesi Zübeyde Hanım, Ali Rıza Efendi’nin erken ölümünden bir süre sonra Selanik’in tanınmış delikanlılarından Gümrük Muhafızı Ragıp Efendi ile evlenmiş ancak o da görev başındayken tütün kaçakçıları tarafından öldürülmüştü. Mustafa, bu evlilik esnasında 2 sene halasının çiftliğinde kaldı. Okul çağına gelince annesi onu ilk olarak mahalle mektebi olarak bilinen Hacı Rüştü Efendi’nin adı rüştiye olan ama ilk sınıfları da bulunan mektebine verdi.

Mustafa Efendi bu okulda okuduğu müddetçe zekâsıyla dikkati çekmekle birlikte muallimin haksız cezası yüzünden mektebi terk etti ve annesinin tüm ısrarlarına rağmen bir daha da uğramadı. Asaf İlbay o günleri şöyle anlatmış: “Arkadaşımız Mustafa’nın bir kere verdiği kararlardan dönmeyen ve inandığı şeyler üzerinde ısrarla duran karakteri daha o tarihte dikkate vurmaya başlamıştı.”

O dönemlerde oldukça modern sayılan Şemsi Efendi okuluna geçti. 1890-1891’de ise Askeri Rüştiye’ye kaydoldu. Mustafa Efendi, 3. sınıfta 2. çavuştu. O dönem az sayıda çok görüştüğü arkadaşları arasında yazar Asaf İlbay ve Salih Bozok da vardı. Mustafa Kemal adını bu yıllarda matematik hocasından aldı. Mustafa Kemal, evlerinin önünde çocukların oynadığı oyunlara bile katılmaz, en fazla kavgalarda hakemlik yapardı.

Küçüklüğünde ağırbaşlı kişiliğiyle tanınır, alay ve latifeyi severdi. Çocuk idi ama çocuk oyunlarına karışmazdı. O dönemin spor oyunlarından biri olan “mancık ile bir kavas” denilen, sırttan atlamaca oyununu oynarken alışıldığı üzere Mustafa Kemal oyuna girmedi. O sadece düşen kalkanlarla eğlenir, güler, alay ederdi. Ancak nasıl olduysa ısrarlara dayanamadı ve oyuna girmeye razı oldu. Sonuncu olarak sıraya eğilmiş çocukların üzerinden atladı. Sona gelince de dimdik ayakta durdu ve “Eğilmem” dedi, eğilmedi.

Selanik’te ramazan aylarında güreş, gençler arasında bir muharebeye dönüşürdü. Mustafa Kemal, izlemeyi sevse de kendisi katılmazmış. Rüştiye döneminde de dostlarının evinde Fransızca öğrendi. Ve yine o dönemin gözde dansları polka, mazurka, kadril ve vals gibi dansları öğrendi. 1896’da Manastır Askeri İdadisi’ne girdi. Selanik’e ancak tatillerde gitmeye başladı.

Ferda İlbay’ın babası Nahit İlbay (solda), amcası Cahit İlbay, halaları Bedia İlbay (arka solda) ve Sevim İlbay.

"BÜTÜN MİLLET SİZİN ÇOCUĞUNUZ"

Ankara’da eski Türk Ocağı salonunda ilk kez kadın ve erkeklerin bir araya geldiği bir balo düzenlenir. Mebuslar ve ileri gelen memurlar katılsa da yürüyüşte bile bir acemilik vardır ve pek çok kişi dans etmeyi bilmez. Balo katılanların Atatürk’ün masasına giderek kendilerini takdim etmesiyle devam ederken sıra Asaf İlbay ve ailesine gelir. Ata; İlbay’ın kızı Bedia’nın 16 yaşında olduğunu öğrenince yanındakilere İlbay gibi evlense kendisinin de o yaşta çocuğu olabileceğini söyleyerek “Tayımın ölümüne çok üzülmüşken kendi çocuğumun olası kaybını düşünemiyorum” der. Bu esnada da Ata’nın gözleri nemlenir. Oradakiler “Bütün millet sizin çocuğunuz” deyince Atatürk, bundan teselli bulduğunu söyler.

"SEZAR, İSKENDER, NAPOLYON AYAĞA KALKIN BÜYÜĞÜNÜZ GELİYOR"

Tahsil için oğlu Nahit’i İsviçre’ye götürdüğünde kendi karaciğer rahatsızlığını da göstermek arzusunda olan Asaf İlbay, son bir kez Ata’yı görmek için 20 Ekim 1938 günü, Dolmabahçe Sarayı’na gider. Ancak Seryaver Celal Bey’den artık görüşmeye izin verilmediğini öğrenir. Büyük bir keder ile saraydan ayrılır ve ertesi gün yola çıkar. Oğlunu üniversiteye kaydettirir ve Paris’te tedavi olur. İtalya üzerinden dönerken Milano’da “Glararipa de Campari” gazinosunda “Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzda, gözlerini hayata kapamış, ebediyete kavuşmuştur” anonsu acı acı haykırılır. İlbay, derhal tren biletini alır ve İstanbul’a doğru hareket eder. İstasyonda bir Türk vatandaşı, sabah çıkan gazetelerden birisinde, bir İtalyan profesörünün Atatürk’e dair yazdığı bir yazıyı tercüme eder: “Sezar, İskender, Napolyon ayağa kalkınız, büyüğünüz geliyor.”

MUSTAFA KEMAL'İN İLK AŞKI

Selanik’te yaz tatilinde (1899-1900) mahallelerindeki nüfuzlu bir mevkiiye sahip komşuları Ş... Paşa’nın kızı olan E... Hanım’a özel ders verirken yakınlaşırlar. Ancak Ramazan Bayramı sonunda Mustafa Kemal, Harbiye Akademisi’ne yani İstanbul’a dönmek zorunda kalır. Bayramın 3. günü Floka Gazinosu’nda buluşurlar. E.. Hanım konuyu hemen evliliğe getirince Mustafa Kemal tahsilini yarıda bırakamayacağını söyler. Genç kız yaşlı gözlerle “Allah’a ısmarladık” diyerek oradan ayrılır. Asaf İlbay, 1930 yılında Mustafa Kemal’e âşık E... Hanım’dan bir mektup alır. Mustafa Kemal, derhal yardım edilmesini emir buyurur. Ve İlbay şu notu düşer kitabına: “Tarihe mal olan dâhilerin çoğu, aşk maceraları geçirmiştir. Bunların sevgililerine yazdıkları mektuplar, bazı tarihi hadiseleri aydınlatmıştır... Dâhiler içinde kadının ne aşkına ne fendine kendini esir etmeyenler varsa, Atatürk bunların başında gelir.”

"BİR ÇOCUĞUM OLSAYDI BÜYÜK SEVİNÇ DUYACAKTIM"

“Orman Çiftliği’ndeyiz. Atatürk, Neşet Ömer Bey’e dedi ki: ‘Bir çocuğum olsaydı büyük sevinç duyacaktım. Milletime benden sonra, benim neslimden, bana benzer bir evlat bırakmayı çok isterdim. Profesör, bunun bir çaresi yok mudur?’ Neşet Ömer Bey gülüyordu, eşim söze karıştı: ‘Bir değil birkaç evladınız olmalı idi. Belki, birisi bir nebze size benzerdi. Çünkü Paşam, size benzemek o kadar güç bir şey ki...’ Atatürk’ün güzel gözleri, uzaklara, derinlere dalmış idi.”

"DİN İŞLERİNİN MİHRABI İNSANLARIN VİCDANLARIDIR"

İlbay, din konusunda yalnızca bir kez Hz. Musa ve Hz. Muhammed hakkında Atatürk’ün görüş ve düşüncelerine şahit olmuş. Hz. Musa’nın cahiliye devrinde 10 emir ile insanlığa fazilet dersi verdiğini düşünen Atatürk, Hz. Muhammed’in ise Musa devrinin din telakkilerindeki hurafeleri kısmen atmasına muvaffak olduğunu söylemiş. Atatürk, İlbay’ın din telakkisi merakını ise şöyle yanıtlamıştır: “Din vardır ve lazımdır. Bizim dinimizin temeli sağlamdır, malzemesi iyidir. Ancak bina sakatlanmıştır. Çok yaşamış ve eskimiş olan harcın kaynaştırma kudreti azalıp çözüldükçe yeni malzeme ile takviye edilememiştir. Aksine, yabancı unsurlar katılarak zayıflatılmıştır. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam olan temel üzerine yeni bir bina kurulacaktır. Bize göre din ülküsü, vicdan telakkisidir. Herkes vicdanının emrine tabi olmakta serbesttir, hürdür. Biz, din işlerini, devlet ve millet işleriyle karıştırmıyoruz. Millet ve devlet işlerinin Kâbe’si, milli hâkimiyetin tecelli ettiği Büyük Millet Meclisi’dir. Din işlerinin mihrabı ise insanların vicdanlarıdır. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe, tefekküre muhalif değiliz. Kaste ve fiile dayanan taassupkâr irticalardan sakınıyoruz ve buna asla meydan vermeyeceğiz.”




oR@BeL Bunu beğendi.


aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
atatürkün, sırrı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557