Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz Ulu Önder M.Kemal Atatürk hakkında herşey

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Mart 2013, 22:35   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart MAKBULE, abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor

MAKBULE abisi MUSTAFA KEMAL'i Anlatıyor

MAKBULE ATADAN KİMDİR?

Makbule Atadan( 1885-1956) 1.Dünya savaşından sonra annesi Zübeyde Hanım ile Selanik’ten ayrılarak İstanbul’da ağabeyinin kendileri için Akaret’lerdeki eve yerleşmiştir. Orta boylu açık sözlü kendisine karışılmasından hoşlanmayan bir bayandı. M.Kemal Milli Mücadeleyi başlatmak üzere İstanbul’dan ayrıldığında ana-kız Akaret’lerdeki evde kaldılar. Cumhuriyetin ilanından sonraysa M.Kemal annesi ve kız kardeşini Ankara’ya aldırdı. Bir süre M.Kemal’in yanında kalan Makbule sonradan Çankaya köşkü içinde kalan köşkün batısından kendisi için yaptırılan “çamlı köşk”e yerleşti. 1930’da Fethi Okyar’ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkasına M.Kemal’in isteğiyle girdi. Partinin birkaç ay sonra kapatılmasıyla Makbule’nin siyasi hayatı da sona erdi. Çamlı Köşkte yaşamaya devam etti. Makbule M.Kemal’in ölümünden sonra unutulmuş bir halde kenara çekilmiş yaşıyordu. Çankaya’da ki Çamlı Köşk kamulaştırılarak satın alınmış ve Çankaya Köşkünün yabancı konuklara ayrılan bölümü haline gelmiştir.

Tam üç gün üç gece telefonumuz çalmadı. 3 gün sonra telgrafını aldık; “Samsun’a çıktım sıhhatteyim merak etmeyin” üzüntümüzün yerini büyük bir sevinç kapladı gidiş o gidiş. Arada sıra onun yakınlarından biri geliyor hatırımızı sorup gidiyordu. Tam 8 sene abimi göremedik. Abimin talimatıyla hiçbir yere çıkmazdık.bir gün kapı çalındı pencereden baktım tanımadığım kimseler açmadım kapıyı. Gene çalındı aşağı indim tam 18 kişilik bir kalabalık Osmanlı hükümetinin adamları dışarı çıktım. “ne var ne istiyorsunuz” dedim. “evi arayacağız” dediler. “kimin evini arayacaksınız?” “Mustafa Kemal’in evini” dediler. Kızdım “canım bizim evimizi ne hakla arıyorsunuz annem hasta ölüm yatağında ben yalnız bir kişiyim. “mecburuz” diye ısrar ettiler. Yan taraftan birkaç kişi yanımda belirdi fısıltı halinde korkmayın dediler biz Mustafa Kemal’in adamlarıyız evi kimseye bastırtmayız siz kapıyı kapatıp yukarı çıkın. Bu duruma çok sevindim. Annemin yanına gittim. “anneciğim” dedim “abimin adamları etrafta dolaşıyorlar hiçbir şey yapamazlar bize”. Kapıdaki kalabalığın çoktan dağılmış olduğunu gördüm. Aradan 8 sene geçmişti. Abim gayseinde başarılı olmuştu. İstanbul’a geleceğini haber aldığmız zaman sevincimize diyecek yoktu. Onun sevdiği yemekleri yaptık. Gözümüze uyku girmedi günlerce.

(Makbule Atadan sözlerini bitirirken gözleri yaşlanmıştı Şemsi Belli)


Bu kitap Makbule Atadan’ın son günlerinde 1955 yılında yatağının başı ucunda ses kaydına alınarak hazırlanmıştır.

Makbule Atadan’ı ziyaret; 1955 yılının yaz günleriydi Makbule Hanım rahatsızdı . Odadan Anıtkabir net bir şekilde görünüyordu. Makbule Hanım bir an gözlerini dışarıya çevirip Anıtkabir’in bulunduğu tepeye çevirdi. Uzun uzun baktı.

-ne anlatayım bilmem ki dedi.

Sonrada evvela eski günlerden başlayayım dedi..

ALİ RIZA BEY İLE ZÜBEYDE HANIM NASIL TANIŞIP EVLENİYORLAR?

Mustafa Kemal’in kız kardeşi Makbule Atadan anlatıyor;

Büyükpederim( hacı sorulardan Feyzullah ağa) ve büyük validem Ayşe hanım Selanik’e bir saat mesafedeki Langaza’da otururlarmış orada malları ve çiftlikleri varmış. Annem bu çiftlikte büyümüş o zaman güzel bir genç kızmış. Bir gün yorgan kaplarken annemin dizine yorgan iğnesi batmış iğneyi çıkartmak için hemen bir arabaya koyup Selanik’e getirmişler. Doktor iğneyi çıkarmış. Selanik’in havasını beğenen annem çiftliğe hemen dönmek istememiş. Bu sıralarda Selanik’te bulunan babam ise evleneceği kızı aramakla meşgulmüş. Bize naklettiklerine göre babam annemi şahsen tanımadan evvel rüyasında görmüş. İşte bu sıralar garip bir tesadüf annemle tanışmasına vesile olmuş. Babam annemi çok beğenmiş hemen istemiş ailesinden ama veren kim. Büyük validem bir hayli direnmiş vermem demiş. Israr ve ricalar üzerine sonunda vermeye razı olmuş…Sırmalı kaftan isterim sırmalı fotin isterim şunu isterim bunu isterim diye tutturmuş. O zaman babamın maaşı sadece 3 altın lira. İşi halledemeyeceğini düşünen Ali Rıza Bey Zübeyde hanımın üvey kardeşini devreye sokmuş. Üvey dayım ne yapmışsa yapmış hem validemin hemde annemin gönlünü razı etmiş. Evlilik bu şartlarda gerçekleşmiş..

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK YILLARI


-İpek mendil işlerdim mendilin köşesine bir beyit yazardım. Gelirdi başucuma mendili elimden kaptığı gibi yırtardı. Bana takılmaktan kızdırmaktan benimle şakalaşmaktan zevk duyardı. -Küçük Mustafa kız kardeşi makbule ile (uyumlu bir çocuk olduğu için) iyi geçinirmiş ancak kendisinden 8 yaş küçük diğer kız kardeşi Naciye ile de sürekli atışırmış.. -Ağabeyim eline bir tahta parçası alır gelirdi yanıma bana makbule demezdi makbuş derdi.- Makbuş tut bakalım şu tahtayı.. – ne olacak? – sana ne sen tut bakalım. Ben tutmak istemezdim. Ne var ne yapacaksın ağabey derdim. Çaresiz tutardım. Gıcır keser teller takar tambura yapar sonra da karşıma geçer çalardı. Fakat en çok ata ve silaha hevesliydi. Yine birgün beni çağırdı. Gittim elinde elinde kocaman bir eski zaman tabancası yanıma gel dedi. Yine ne var ağabey dedim – lüver temizleyeceğim sen de bana yardım edeceksin. Karşısına geçtim. O elindeki lüveri temizlemeye başladı.ne yaptı bilmiyorum birden korkunç bir ses duydum. Annem korku ve heyecan içinde; - eyvah kardeşini öldürdün. Ben duman çekilene kadar – ağabeyim öldü diye ağlamaya başladım. Duman kalkınca baktık ki ne ona ne de bana bir şey olmuş. Askeri mektebe devam ederkende ata merak sarmıştı. Güzel bir tayı vardı. Mektebe dayımla beraber atla giderdi.her Cuma günü annemi Naciye’yi beni görmeye gelirdi. Yine bir Cuma dönüşüydü abimi atın üstünde görünce benide terksine almasını istedim almadı bende inat olsun diye arkasından yaya gittim. Yetişemedim. Bir hendeğe gelince atlamak isterken düştüm birden köpeklerin saldırısına uğradım. Aüabeyim sesimi duyup bana doğru geldi. Biraz geç kalsa köpekler beni parçalayacaklardı.


MUSTAFA KEMAL'İN İDAMINA KARAR VERİLMESİ SONUCU ANNESİNİN YAŞADIĞI KORKU

Abimin en heyecanlı ve hareketleri günleri Anadolu’ya geçeceği sıralardır.bir taraftan çalışmalarına devam ederken bir taraftan da kendisi hakkında Osmanlı hükümetinin ittihaz ettiği kararları günü gününe istihbar ediyordu.bir gün bizi çağırdı.
Dikkatli olun dedi. Benim hakkımda duyacağınız en basit bir havadisi bile zaman kaybetmeden bana ulaştırmanızı istiyorum. İşte o sıralarda bir aile ziyareti yapmıştım. Gittiğim evin salonu kalabalıktı. Diğer misafirlerin çoğu beni tanımıyordu. Bir aralık kapıdan içeriye bir bey girdi. Benim varlığımı bir an unuttular orta yaşlı bir hanım beye; “ne haber” dedi.vaziyet iyi gösteriyor onu asacaklarmış öyle mi.
Genç adam; “evet” dedi. Bir yaşlı kadın(bu kadının kocası saraya mensuptu) fısıltı halinde söze karıştı; “aman evladım siz asmaz iseniz o sizi asacaktır” Eve gelir gelmez heyecanla abimin yanına koştum olan biteni anlattım. Üzülme Makbuş dedi onlar gayelerinde başarılı olamayacaklardır.
Bana bir tabanca vermişti dikkatli ol dedi. İşte böyle birçok heyecanlı günler olaylar yaşandıktan sonra abimin Anadolu’ya geçmek üzere olduğunu haber aldık.abim tekmil arkadaşlarına veda ederken şöyle diyordu; bu geceyi annem ve kardeşimle geçireceğim sabaha kadar. Sizi tekrar ziyarete gelemeyeceğim için kusura bakmayın. Şimdi hepinize veda etmiş olayım arkadaşları gittikten sonra beni çağırdı. Makbuş dedi annemin karyolasın karşısına yer sofrası yap bu gece sizinle biraz dertleşmek istiyorum. Mühim bir şey mi var ağabeyciğim nereye? Gideceğim işte nereye olduğunu sorma hayat bu belki ölürüm gelemem. Size söyleyeceklerim var bu akşam. Ben üzgün ve şaşkındım. Annemin karyolasının karşısına yer sofrası hazırladık.abim annemin karşısına geçti –“ anneciğim” dedi. “ben gidiyorum. Buralarında Selanik gibi olma ihtimali vardır. Ben gittikten sonra yanılıpta sokağa çıkmayın. Benim işim mühim bu işte başarılı olabilmem için huzur kalble çalışmam lazım. Beni merak ve endişede bırakmayın. Memleket için çalışırken sizden yana bir üzüntü duymak istemem. Annem heyecanla düşüp bayıldı. Doktor Rasim Ferid Bey’i çağırdık. O ilaç bu ilaç derken annem biraz ayıldı o gece sabaha kadar uyumadık konuştuk. Ertesi gün araba kapıya dayandı. Annemle abimin vedaları çok hazin oldu.sarıldılar öpüştüler o annemin ellerini tekrar tekrar öptü. Aşağıya arkadaşları gelmişti alt katta erkekler olduğu için ben aşağıya inmedim abim merdivenin başında durdu. Gözlerini gözlerime dikti belki dakikalarca konuşmadan birbirimize baktık. –“niçin konuşmuyorsun Makbuş” dedi. Gözlerimi ona çevirdim. “ne konuşayım ağabeyciğim” dedim. Beni bağrına bastı veda etti.abimin arkasından bakıp ağlıyorduk annem sert bakışlarını bana çevirerek “sen asker kardeşisin” dedi “ayıp ağlanır mı hiç askerin ardından?”

(Makbule Atadan sözlerini bitirirken gözleri yaşlanmıştı )Şemsi Belli

SAMSUN’A ÇIKTIM MERAK ETMEYİN ..

Tam üç gün üç gece telefonumuz çalmadı. 3 gün sonra telgrafını aldık; “Samsun’a çıktım sıhhatteyim merak etmeyin” üzüntümüzün yerini büyük bir sevinç kapladı gidiş o gidiş. Arada sıra onun yakınlarından biri geliyor hatırımızı sorup gidiyordu. Tam 8 sene abimi göremedik. Abimin talimatıyla hiçbir yere çıkmazdık.bir gün kapı çalındı pencereden baktım tanımadığım kimseler açmadım kapıyı. Gene çalındı aşağı indim tam 18 kişilik bir kalabalık Osmanlı hükümetinin adamları dışarı çıktım. “ne var ne istiyorsunuz” dedim. “evi arayacağız” dediler. “kimin evini arayacaksınız?” “Mustafa Kemal’in evini” dediler. Kızdım “canım bizim evimizi ne hakla arıyorsunuz annem hasta ölüm yatağında ben yalnız bir kişiyim. “mecburuz” diye ısrar ettiler. Yan taraftan birkaç kişi yanımda belirdi fısıltı halinde korkmayın dediler biz Mustafa Kemal’in adamlarıyız evi kimseye bastırtmayız siz kapıyı kapatıp yukarı çıkın. Bu duruma çok sevindim. Annemin yanına gittim. “anneciğim” dedim “abimin adamları etrafta dolaşıyorlar hiçbir şey yapamazlar bize”. Kapıdaki kalabalığın çoktan dağılmış olduğunu gördüm. Aradan 8 sene geçmişti. Abim gayseinde başarılı olmuştu. İstanbul’a geleceğini haber aldığmız zaman sevincimize diyecek yoktu. Onun sevdiği yemekleri yaptık. Gözümüze uyku girmedi günlerce.

(Makbule Atadan sözlerini bitirirken gözleri yaşlanmıştı )Şemsi Belli

MUSTAFA KEMAL BABASININ HEDİYESİ OLAN ALTIN SAATİ ÇALDIRIYOR...

Askeri mektebe devam ederken manastıra gitmişti bir aralık. Henüz bir çocuktu o zamanlar. Manastırda iken sıtmaya yakalanmıştı. Annem “Makbule” dedi. “abin hastaymış yarın doğru mektebe getireceğim çocuğumu” dedi. Ertesi gün annem mektebe gitti. Doktorla konuştu ve abimi alıp eve getirdi. Henüz bir delikanlı olan abim sıtma nöbetleriyle hayli zayıflamıştı. Birde üzüntüsü vardı fakat söylemiyordu. Birkaç gün geçmişti. Anneme; “anneciğim” dedi . “söyle evladım bir şey mi var?” Abim bir müddet tereddüt etti. Sonra sıkıla sıkıla anlatmaya başladı -hani babamın verdiği altın saat varya -evet onu kayıp mı ettin yoksa? -kaybetmedim anneciğim hastalığım sırasında çalmışlar. -zararı yok Mustafa canın sağ olsun. Hastalığı o kadar şiddetli olmuştu ki bu sırada bir zamanlar babamın kullandığı sonra da kendisine hediye ettiği altın saati çaldırmıştı.

ŞARAPNEL PARÇASI
GENÇ ASKER VE HAYATINI KURTARAN SAAT...
Sakarya meydan savaşı öncesi 15 ağustos 1921’de İsmet İnönü komutasındaki birlikleri teftiş ederken Sakarya nehri civarında “inler katrancı köyü”nde meydana gelen olayı anlatayım; Ağabeyim Mustafa Kemal Çanakkale’de siperde dolaşıyormuş Ali isminde bir de posta eri varmış. Ali ağabeyimin peşinden hiç ayrılmazmış. Abim “Ali” demiş -sen çadır neferisin benimle beraber gelme -olmaz paşam demiş Ali senin için kumların içine yiyecek gömdüm toprağa su gömdüm sakladığım yerlerden çıkarıp sana vereceğim. Atatürk ısrar etmiş lüzum yok onlara Ali sen geri çadırına dön. Nefer onunla kalmak için yalvarmış bu şekilde ileriye yürümüşler. Tam bu sırada ağabeyimin biraz ilerisine bir şarapnel düşmüş. Ali ismindeki zavallı asker oracıkta paramparça olmuş. Sarapnel parçalarından biride ağabeyimin göğsüne isabet etmişse de cebinde bulunan saati muhakkak bir ölümden kurtarmıştır.

MUSTAFA KEMAL'İN MAKBULE İLE ARASI NASILDI?

Şemsi belli; sizinle ağabeyinizin arasını açan bir şey oldu mu? Makbule Hanım büyük bir konuya temas ettiğimi anlatan bir ifadeyle yerinden doğruldu. Paşacığım dedi -Atatürk’ün bana karşı olan muhabbetini soğutmak için çok uğraştılar. Birçok dedikodular çıkardılar ama o bunların hiçbirine önem vermedi beni cidden çok severdi. En ufak bir rahatsızlığım onu üzerdi telefon başında saatlerce İstanbul’la konuşur ve sağlık durumum hakkında bilgi alırdı.

MUSTAFA KEMAL'İN SON GÜNLERİ VE MAKBULE'NIN ISTIRABI.....


Kızkardeşi İle Florya'da

Atatürk’ün son günlerinde Makbule hanımda Dolmabahçe’de ikamet ediyordu. “bir geceydi” diye söze başladı. -Odamda yalnız başıma oturuyordum aynı çatı altında olan ağabeyimi ziyaret edemediğim için üzülüyordum. O gece içime bir sıkıntı çöktü ne olursa olsun onu görecektim. Onun yattığı tarafa geçtiğim zaman Atatürk’ü ayakta buldum. Tuvalete gidebilecek kadar ayağa kalkmış iyileşmişti biraz. Beni görünce başını salladı. Nihayet elini sallayarak beni yanına çağırdı. Gittim elini öptüm karşısındaki bir yere oturdum. Pek az konuştu sonra yanından ayrıldım. Yine bir gün Atatürk’ü görmeye gidiyordum doktoru Neşet Ömer İrdelp’le karşılaştım -nereye gidiyorsunuz hanımefendi dedi -Atatürk’ü görmek isterim doktor dedim. Sustu. Sükutunda durumun iyi olmadığı anlaşılıyordu. Atatürk’ün yattığı odaya girdiğimde o üç günlük bir uykunun sonundaydı. Kirpikleri dökülmüş yüzü kızarmış gözleri kapalı baygın yatıyordu. Dr. Nihat Belger yanındaydı. Nefet alıp vermesini kolaylaştırmak için bir aletle kendisine hava veriyorlardı. Ellerimi açarak Atatürk’ü kurtarması için Tanrı’ya yalvardım. Kendi kendime şöyle mırıldandım -hakkını helal et büyük insan.. Tam bu sırada 3 gündür baygın yatan Atatürk’ün sağ gözü açıldı. Ben hayret ve korku içinde donakaldım. Ya abim hakkını helal et sözünü duyduysa. Bu sözlerden son günlerini yaşadığını anlarsa diye kaygı duyuyordum.başımı doktora çevirdim. -“hanımefendi” dedi. “merak etmeyin sözlerinizi duymadı baygındır şu anda. Bu arada Kılıç Ali geldi benim çok üzüntülü olduğumu görünce koluma girdi dışarı çıkardı. Yanından ayrılırken saate baktım dokuza sekiz dakika vardı. Dokuzu beş gece yani ben çıktıktan 13 dk. Sonra Atatürk ruhunu teslim etmişti. Dolmabahçe Sarayı’nda ki bayrak yarıya inmiş her tarafa kurşun gibi ağır bir matem çökmüştü...

SON NOKTA

Makbule Atadan’ı her ziyaret edişimde kendisiyle beraber Atatürk’ün birçok yakınlarını da görmek imkanı buluyordum. Son ziyaretlerimin birinde Atatürk’ün sevgi ve muhabbetini kazanmış Sabiha Gökçen Hanımefendi de oradaydı. Sabiha Gökçen Makbule Hanım’ın yanından ayrılmıyordu. Biraz sonra Halil Nuri Yurdakul’da geldi Atatürk’e ait en ufak bir eşyayı bile kaybolmaktan kurtaran Yurdakul “inkilap müzesi” için büyük ölünün kız kardeşine ait eşyaları temin etmeye çalışıyordu.

Son olarak Latife Hanım’ın şu sözleri çınlıyordu kulaklarımda;


“ Atatürk’e ait bir eser yazmak istedim işe bütün dünya büyüklerinin hayatını araştırmakla başladım. Onları okudukça ve tanıdıkça Atatürk gözümde daha çok büyüdü en sonunda şunu anladım ki;


ATATÜRK yazılamaz…

anlatılamaz…

Kaynak : Şemsi Belli-ağabeyim Mustafa Kemal




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
abisi, anlatıyor, kemali, makbule, mustafa


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557