Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz Ulu Önder M.Kemal Atatürk hakkında herşey

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Mart 2013, 21:58   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
Standart Bulgar Mir Gazetesi ve Atatürk'ün Değerlendirmeleri

ATATÜRK'ÜN BULGAR BASININDAKİ ÖNEMLİ BİR POLEMİK HAKKINDAKİ BİLGİ VE GÖRÜŞLERİ

Mustafa Kemal Atatürk'ün Sofya Ataşemiliterliği Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki uluslararası ilişkileri stratejik gelişme ve değerlendirmeler göz önüne alındığında son derece önemli bir görevdir. Bu önemli görevin bir gereği olarak da jeopolitik strateji ve uluslararası ilişkiler açısından önemli değerlendirmeleri içeren kimi raporlar kendisi tarafından ilgili birimlere sunulmuştur. Bu önemli raporlardan biri de Bulgarca "Mir" gazetesinin yapmış olduğu yayınla başlayan önemli bir polemik hakkındadır.

Edirne ve Şarkî Trakya için Rusya'nın Bulgaristan'a vaki teklifi hakkında "Mir" gazetesinde yapılan yayınlar üzerine Sofya Ataşemiliteri Mustafa Kemal Bey'den bilgi ve görüş istenmiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi İkinci Şubesine 8 Nisan 330 tarih ve 300 numaralı tahrirata yanıt olarak 28 Nisan 330 tarihli yazısını göndermiştir. Buna göre:
"Mir" gazetesi 31 Mart 1914 tarihli nüshasında "Romanya Kralının Beyanatı" serlevhasıyla yazdığı başmakalede Kral Karol'un Matin gazetesi baş yazarına vuku bulan demecini söz konusu etmiştir. Bu makalede Kavala'nın Yunanistan'a bırakılmasının Almanya'nın ısrarıyla meydana geldiği beyanından sonra Slav düşmanı olan Almanya'nın Edirne'yi ve Şarkî Trakya'yı yeniden almak üzere Türkleri teşvik ettiği iddia edilmiştir. "Ve Rusya'nın Edirne 'yi ve Şarkî Trakya'yı Bulgaristan'a temin etmek fikrinde olduğuna ve bu hususta Bulgaristan hükûmet-i hazırasına iki defa teklifte bulunduğuna fakat liberal hükümetin o teklife kulak asmadığına" değinilmiştir. Ayrıca "...bizim hükümet ise Rusya'nın bu teklifine cevab vermeğe bile tenezzül etmemiştir. Elbette cevab vermez; çünkü Avusturya ve O'nun müttefiki olan Almanya'yı gücendirmek istemez" ifadesiyle mevcut hükümete çok ağır bir eleştiri yöneltilmiştir. Bunun üzerine "Matbuat İdaresi" bu teklife ilişkin "mehafil-i resmiyede adem-i malûmat beyan olunduğunu yazarak" "Mir"in iddiasını tekzip etmiştir. Bu tekzip sonrasında "Mir" kendisinin vermiş olduğu havadisi doğrudan doğruya tekzip etmesiiçin hükümete bir çağrıda bulunmuş ve bu konuda resmî kanıtlar sunabileceğini yazmak suretiyle iddiasında ısrar etmiştir.
Bundan sonra3 yarı resmî gazetelerden olan "Dolya" 11 Nisan 1914 tarihli nüshasında "Muğfil Yalanlar" serlevhasıyla bir başmakale yazarak "Mir"in iddiasını yine yalanlamıştır. Bu tekzip yazısında mevcut hükümete belirtildiği şekilde bir teklif olmadığı "Mir"in bu asılsız iddialardan maksadının "hükümeti avam ahalinin gözünden düşürmek için partizanlık yapmak" olduğu belirtilmiştir.
"Dolya"nın bu başmakalesi üzerine "Mir" yine ortaya atılmıştır. 13 Nisan 1914 tarihinde eski iddiasını daha da ileri götüren "Mir" hükümet gazetelerine hitaben şöyle seslenmiştir:"Hariciye Nezareti'nin hazine-i evrakında bulunan vesaikten 1913 senesi Ağustosuna aid olanları mütalaa ediniz. Bahusus o senenin Ağustosunun nısf-ı evvelkideki muharreratı dikkatle okuyunuz. Ve hele 10 Ağustos 1913 tarih ve 797 numerosuyla Petersburg'dan keşide olunmuş olan telgrafnameyi pek ziyade dikkatle piş-i mütalaaya alınız."

"Mir"in bu iddiası üzerine "Dolya" o tarihteki telgraflar arasında o mealde bir telgraf olmadığını beyan ederek anılan telgrafın mealini yayınlaması için "Mir"e çağrıda bulunmuştur. Matbuat idaresi de gazetelere verdiği bir bildirimde Geşof Partisi'nin merkez kurulundan gönderilecek olan bir temsilciye bu telgrafnamenin ibraz edileceğini bildirmiştir. Fakat bu telgrafnamenin meali "Mir"in iddiasına uygun çıkmazsa "Mir" gazetesinin aldatıldığını belirtmesini de şart koşmuştur.

Bu teklif üzerine "Mir" yazarlarından biri Hariciye Nezareti'ne giderek söz konusu telgrafı görmüştür. Bunun üzerine "Mir" 16 Nisan tarihli nüshasında şu açıklamayı yapmıştır:"Muharririmizin kanaati şu ki Rusya Londra müsalehenamesinin icrasına çalışmak için hazır imiş fakat bunu Bulgaristan'a ihtar ettikten sonra maateessüf müşahade etmiş ki gerek bizzat Bulgaristan ve gerek Bulgaristan'ın
dostları bu müsalehenamenin icrasını istememişler. Bu husus 10 Ağustos tarihli olan telgrafnamede sarahaten beyan ediliyor fakat hafi evsafı istidlal olunuyor. Bu keyfiyeti daha evvel tarihli olan iki telgrafnamede beyan olunur ki bu 10 Ağustos tarihli olan telgrafnameyi de izah eyliyor."

18 Nisan 1914 tarihli nüshasında "Mir" "Müdhiş Telgrafnameler" serlevhasıyla yazdığı bir başmakalede - yine söz konusu soruna dönerek- yalnız o telgraf ile iddiasının meydana çıkmayacağını bunun için 5 Ağustos 1913 tarih ve 746 numaralı ve 7 Ağustos 1913 tarih ve 782 numaralı telgrafların da değerlendirmeye alınmasını istemiştir.

"Mir"in iddiasına göre bu telgraflar yorumlanınca Türkiye'yi Londra antlaşmasıyla çizilen sınıra çekmek için;
"Rusya'nin bir nümayiş-i askerî yapacağım fakat bunun için Avusturya'nın da bu nümayişe iştirak etmesini mesela onun da bahren nümayişte bulunmasını talep eylediği anlaşılacak imiş. Zira Türkiye aleyhine yapılacak bir nümayiş-i askerîde Avrupa'nın iki zümre-i düveliyesinden birer mümessilin birlikte hareket etmesi lâzım imiş. İttifak-ı Müselles Devletleri'nden bu iş için en münasibi de Avusturya imiş. Zira Balkanlarla en ziyade alâkası olan o imiş."


Yine "Mir"in iddiasına göre Rusya'nın bu teklifi o vakit mevcut hükümet tarafından da iyi karşılanmış ve Avusturya'ya başvurularak Edirne ve Şarkî Trakya'nın temini için onun da Rusya ile birlikte Türkiye aleyhine "nümayiş-i bahriye" yapması istirham olunmuş ise de Avusturya buna kulak asmamış ve bu sorunda Türkiye'yi tercih eylemiştir.

"Mir"in bu ısrarı üzerine Matbuat İdaresi yeni bir bildirimde bulunarak "Mir 'in beyan eylediği o iki telgrafnamede dahi kendisine zahir olarak bir devlet-i muazzama bulmak için Rusya hükümetinin Bulgaristan'ı davet ettiğine dair birşey olmadığını" duyurmuştur. Bununla da yetinmeyen Matbuat İdaresi bütün gazete idarehanelerinden birer temsilci çağırarak "Mir"in tarih ve numaralarını belirtmiş olduğu üç telgrafı onlara okumuştur. Böylece Mir'in iddiasını onaylayacak mealde olmadıklarını onlara anlatmak isteyen Matbuat İdaresi çağrılıların bu telgraflardan not almalarına veyahut onların metin ve ibarelerini belleklerinde tutabilmelerine engel olmak için bazı önlemler de almıştır.
"Mir" Matbuat İdaresi'nin bu yaptıkları karşısında da sessiz kalmayarak 19 Nisan 1914 tarihli nüshasında anılan telgraflann ibarelerinden bazılarına aynen yer vermiştir. Buna göre 5 Ağustos tarihli ve 674 numaralı telgrafta şu ifade yer alıyormuş:"İmparatorluk hükümeti (Rusya) yalnız olarak harekete geçmek fikrinde bulunmuyor. Rusya Türkiye meselesini pek mühim addettiği için diğer devletlerle beraber o mesele hakkında vesait-i diplomatika ile ciddî olarak sarf-ı mesaiye amadedir. Eğer Avusturya tarafından tedabir-i zecriye veya müdahale için bir teklif vaki olursa o teklifi Rusya'nın tehalükle kabul edeceği zannolunur."


7 Ağustos tarihli ve 782 numaralı telgrafta "Eğer Avusturya tarafından bir teklif vaki olursa diğer devletlerle beraber malî boykottan daha şiddetli harekette bulunmaktan Rusya hükümeti imtina etmeyecektir "deniyormuş.

10 Ağustos tarihli ve 797 numaralı telgrafta ise "Londra muahedesini icraya Türkiye 'yi mecbur eylemek üzere diğer bir devlet-i muazzamanın daha bulunmadığına Rusya 'nın müteessif olduğu " bildiriliyormuş.

Mustafa Kemal (Atatürk) "Mir" gazetesinin iddiasıyla başlayan ve Bulgar kamuoyunu uzunca bir süre meşgul eden tartışmaları geçirdiği aşamalarda birlikte aktardıktan sonra bu konuda kendi görüşünü şöyle açıklamıştır:

İşte "Mir" gazetesinin iddiası üzerine Rusya'mn mahûd teklifi hakkındaki münakaşat bâlâdaki safhalardan geçerek hitama ermiştir. Fakat "Mir"in iddiası tamamıyla sabit olamamıştır. Zira: "Mir"in iddiası Rusya hükümetine zahir olmak için Bulgaristan'ın bir devlet-i muazzama daha bulunmasına ve bu devlet-i muazzamanın müzaheretiyle Rusya Trakya ve Edirneyi Bulgaristan'a temin etmeğe çalışacağına dair idi.

Halbuki "Mir"in istinad etmek istediği telgrafnameler meali O'nun o iddiasım tamamen teyid etmiyor. Binaenaleyh Rusya'mn Bulgaristan'a böyle bir teklifte bulunduğu anlaşılmıyor.

"Mir"in bu davadan maksadı sırf partizanlık olduğu anlaşılıyor zira avam ahaliye karşı bu suretle demek istiyor ki:
"Bakınız şimdiki hükümet ne kadar haindir. Trakya ve Edirne'yi Bulgarlara temin etmek için Rusya O'na bir zahir bulmasını teklif ettiği halde O işitmek bile istemedi. Yahut Avusturya'ya müracaat ettiyse bile Avusturya O'na kulak asmadı.
İşte görünüz Rusya mı Bulgaristan'ın hayırhahı yoksa Avusturya mı?
Burası meydanda iken şimdiki hükümet yine Rusya'yı bırakıp Avusturya'nın arkasından gidiyor. Böyle hain hükümete itimad olur mu? Geliniz bizi Russofillleri tutunuz!..."
Sofya Ataşemiliteri Erkan-ı Harbiye Kaimakamı
Mustafa Kemal

Atatürk'ün Bulgar basınında meydana gelen bu polemik ve geçirdiği aşamalar hakkında verdiği bilgiler ile sunduğu kendi değerlendirmesi gerek Balkan Savaşları sonrasındaki gelişmeleri sağlıklı olarak anlayabilmek ve gerekse I. Dünya Savaşı'nın çıkmasına yalnızca birkaç ay kalmışken Osmanlı Devleti'nin ne gibi kaygılar taşıdığını görmek bakımından son derece aydınlatıcıdır. Atatürk'ün yazışmasının gerçekleştiği zamanda zaten mevcut olan Üçlü İtilaf ve Üçlü İttifak bloklarının mensuplarından olan Rusya ile Avusturya- Macaristan imparatorluğu arasında -yakın gelecekte Saraybosna suikasti sonrasında meydana gelerek karşılıklı savaş ilanlarıyla I.Dünya Savaşı'na yol açan türden- bir sıcak çatışma Balkan Savaşları esnasında engellenebilmişti. Ancak bu gönülsüz barışın bu devletlerin Balkanlarla ilgili politikalarının karşılıklı uzlaşmazlık ve kaygıları içeren hassas dengeler üzerine kurulmuş olduğu gerçeğini değiştirmediği ortadaydı. Bundan dolayıdır ki gelecekte yaşanabilecek olan bir buhranda taraflar açısından Bulgaristan'ın hangi yanda yer alacağı sorunu stratejik açıdan büyük bir önem taşıyordu .

Bulgaristan'da I. Balkan Savaşı'nda büyük ölçüde ele geçirdiği Osmanlı
Makedonyası'nın II. Balkan Savaşı'nda Sırbistan ve Yunanistan'a ve ayrıca Güney Dobruca'nın da bu ülkelerle birlikte hareket eden Romanya'ya kaptırılmış olmasından kaynaklanan bir hayal kırıklığı ve buna engel olmayan Rusya'ya karşı bir kırgınlık olması doğaldı ve bu durum bu ülkedeki Germanofillerin durumunu kuvvetlendiriyordu. Bu da Russofıllerin en büyük handikapıydı. Bundan ötürü Russofillerin Bulgar kamuoyunu kazanabilmek için -Rusya Yunanistan ve Sırbistan'ı kaybetmemek için fazlaca baskı yapamadığından Bulgaristan'ı tatmin için Türklerin Edirne Vilayeti biçilmiş kaftandı- Edirne ve Doğu Trakya'yı gündeme getirmeleri kendileri açısından anlaşılabilir bir yaklaşımdır. Çünkü II. Balkan Savaşı'nın çıkmasından yararlanan Türkler de bu topraklarını geri almışlardı. İşte bu bağlamda "Mir"in iddiası Rusya'nın Doğu Trakya ve Edirne'yi Bulgarlarda bırakmak için çalıştığı ancak ister Bulgar Hükûmeti'nin basiretsizliği isterse Avusturya'nın destek vermemesi gibi nedenlerle bunun gerçekleşemediği yolunda olmuştur.
Konu ile ilgili olarak Atatürk'ün değerlendirmesi son derece nesnel ve sağlıklıdır: Bulgar basınındaki polemik Russofıllerin Bulgar kamuoyunu kazanmaya dönük bir operasyonunun yansımalarından ibarettir.
Rusya'nın anılan teklifinin tam olarak netleşmeyen içeriği tümüyle "Mir"in iddia ettiği tarzda olsa bile bu Russofıller açısından yalnızca bir dayanak noktası ve önemli bir propaganda malzemesi olabilirdi ve nitekim olmuştur da. Fakat bu durum Bulgarlara Makedonya'nın ya da Güney Dobruca'nın kaybını hazmettirecek ve buna engel olmayan Rusya'ya duyulan kırgınlığı giderecek bir gerçek olamazdı. Nitekim I. Dünya Savaşı başladıktan sonra da İtilaf Devletleri'nin Bulgaristan'ı kendi saflarına çekebilmek için Edirne ve Doğu Trakya'yı gündeme getirmeleri Bulgarların II. Balkan Savaşı ile koskoca Makedonya'yı kaybettikleri ve bu telafi edilmedikçe çıkarlarının İtilaf Devletleri yanında yer alan Sırbistan ve (daha sonra bu yana katılacak olan) Yunanistan'la bağdaşamayacağı gerçeği karşısında etkisiz kalmış ve Bulgarlar da İttifak Devletleri'ne katılmışlardır.

Burada tartışılabilir olan bir husus da diğer etkenlerin yanı sıra Bulgarları Cermenlerin bulunduğu bloka yaklaştırabilecek olan başka nedenlerin de var olup olmadığı sorunudur. Hem bu soruna ışık tutabilecek ve hem de Atatürk'ün ulusal dış politika yaklaşımını anlamamıza yardımcı olabilecek "6 Aralık 1913" tarihli bir başka belgeye değinmek bu bağlamda çok yararlı olacaktır:

23 Teşrin-i Sani 329
Mahsus ve mahremdir

Harbiye Nezaret-i Celilesine

Bulgar Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi General Fiçef ile vukubulan bir mülakatımda hasbeltemas harb-i ahir harekâtından bahs olunduğu sırada müşarünileyh o günde sefer-i mezkûre hakkında yazmakta olduğu tarih-i harbin müsveddeleri ve bilcümle dokümanları olduğu halde bir sanatkâr sıfatıyla idare-i kelam ediyor ve diyordu ki:

" Yaptığım harb plam General Dimitriyef in Lüleburgaz civarında verdiği raporların tesiriyle fikren duçar olduğu tebeddül müstesna olmak üzere harfiyen ve muvaffakiyetli bir surette tatbik olunmuştur. Çünkü ben Osmanlı Erkan-ı Harbiyesinin harb planını ve tekmil tecemmu-ı sevkülceyş hesabatım tamamen öğrenmiştim. Bunların kaffesi mahfuzdur.
Bana bu malûmatı veren Alman zabitanından bilhassa Goltz Pasa 'dan çok istifade ettik.
Tecemmu-ı sevkülceyşiyenin ve harekât-ı harbiyenin cereyanı esnasında dahi Osmanlı Erkan-ı Harbiyesinin her günkü tasavvur atından ve tecemmu-ı sevkülceyş mıntıkasında her gün toplanabilen kuvva ve ahvali hakkında muntazaman malûmat alıyordum.

Berlindeki ataşemiliterimiz Almanlar tarafından tamamıyla ve günü gününe..."

Evet Bulgar Genelkurmay Başkanı General Fiçef I. Balkan Savaşında Osmanlı Genelkurmayının savaş planlarını ve bütün stratejik toplanma hesaplarını Alman subaylarından ve özellikle Goltz Paşa'dan yararlanarak elde ettiklerini üstelik savaş harekâtının devamı süresince de bu bilgilenmenin sürdüğünü söylüyordu. Sizce doğruluğu hâlinde yalnızca bu durum bile Bulgarların Cermen blokuna güvenmeleri için yeter sebep değil midir? Bu durumda Türk ordusunda ıslahat ve benzeri amaçlarla görev yapmakta olan Almanlara nereye kadar güvenilebilirdi? Bundan dolayı Mustafa Kemal Atatürk -kuşkusuz doğruluk derecesi yine tam olarak bilinemeyen- bu konudaki sözlerini bağlarken şu anlamlı uyarıyı yapmak gereğini duymuştur:"...Ancak malûmat-ı mezkûrenin istihsalinde gösterdiği mebani-i yegâne cidden Alman zabitanı ve Alman menbası ise bu hususun âti için şayan-ı dikkat bir mesele olarak nazar-ı ehemmiyete alıması lâzım geleceği mütalaasında olduğum maruzdur.
Alman menabisi vasıtasıyla bu maruzat-ı acizanemin General Fiçef tarafından işitilmesi müşarünileyhle tesisine çalıştığım münasebat-ı mahsusayı gayrimümkün kılacağı tabiî olduğundan bu babda icab edenlerin nazar-ı dikkatlerinin celbini istirham ederim."

Rahatlıkla anlaşılacağı üzere Mustafa Kemal hiçbir blokun yanında ya da karşısında değildir. Hiçbir devlete ve millete karşı nedensiz ve gereksiz sempati ya da antipati de duymamaktadır. O yalnızca ülkesinin ve milletinin yanındadır. Ülkesi ve milleti için ne yapmak gerekirse onu yapmanın idrak ve gayreti içindedir. Atatürk'ün I.Dünya Savaşı'nda -Almanların Türk ordusunun sevk ve idaresinde söz sahibi olmalanndan duyduğu rahatsızlığı anlatmak için- Enver Paşa'ya gönderdiği bir rapor bunun en güzel kanıtlarından biridir:"...: Bütün Suriye ve Hicaz şimdiye kadar olduğu gibi her hususta bir Müslüman Osmanlıya ait olur ve bunun taht-ı emrinde olarak Sina cephesinin harekâtım müstakilen diğer bir Osmanlı deruhde eder. İşte menafi-i vataniyeye en muvafık olan şekil budur...Ancak bu halde General Falkenhayn'ın bütün Suriye ve Hicaz'a kumanda eden zatın taht-ı emrine girmesi münakaşaya mütehammil olmayan bir meseledir. Bu halde devlet nazarında en âli mesul bir Osmanlı olup bütün kuva-yı dahiliye ve siyasiye onun elinde ve Falkenhayn münhasıran bir askerî kumandan vaziyetinde kalır. Sevk ve idarenin hutut-ı asliyesi ile beraber bilcümle hidemat ve vilayetlerin ve aşairin idaresi bizim memleketimizin bir öz evladının taht-ı idaresinde bulunur...Suriye heyet-i umumiyesinin Falkenhayn'a verilemeyeceği meselesinde Almanları kırmak ve onların kuvvet ve lüzumlarım ihmal etmek gibi kısa bir mülahazaya tâbi olmadığıma itimad buyurmahsınız.... Bugün Falkenhayn her vesilede herkese karşı Alman olduğunu ve elbette Alman menfaatini en ziyade düşüneceğini söyleyecek kadar mütecasirdir...bu sözü sarf eden bir Alman konsolosu olmayıp yüz binlerce Türk kam için karar vermek mevkiinde bir kumandan
olursa işin tamamen menafi-i vataniyemize gayr-ı muvafık cereyan edeceğini anlamamak mümkün değildir...memleket kamilen bizim elimizden çıkarak bir Alman müstemlekesi haline girmiş olacaktır. Ve General Falkenhayn bu maksad için bizim borcumuz olan altınları ve Anadolu'dan getirdiğimiz son Türk kanlarım kullanmış olacaktır..."


O'nun ifadelerinde görülen ve her zaman ulusal çıkarları vurgulayan bu özelliği sonraki hayatında da pek çok örnekle görüldüğü üzere devam etmiştir. Milli Mücadele yıllarında Türk-Sovyet Türk-İtalyan Türk-Fransız ilişkilerinin akışına bakıldığı zaman yine bağımsız ulusal dış politika yolunda tek kılavuzunun Türk milletinin yüksek çıkarları olduğu görülür. Burada gözetilen hangi devletin hangi rejimle yönetildiği eskiden dost ya da düşman olduğu değil Milli Mücadele'nin kazanılması için ne gerekiyorsa onun yapılması kaygısı olmuştur.

Cumhuriyet döneminden de ulusal dış politikaya ilişkin pek çok örnek verilebilir: II. Dünya Savaşı'nın ayak sesleri gelirken Balkanlarda tansiyon yükselmiştir. Bu koşullarda I. Dünya Savaşı'nın zararlarını telafi etmek isteyen devletler revizyonistler statükoyu korumak isteyen devletler ise anti revizyonistler olarak ayrışmaya yüz tutarken savaşın acılarını yakından bilen Atatürk "yurtta sulh cihanda sulh" ilkesiyle yeni nesillerin genç fidanların boy vermesi Cumhuriyet Çınarının köklenmesi için Türk- Yunan dostluğuyla başlayan ve Balkan Antantı ile noktalanan barışı koruma çabalarına öncülük etmiştir. Ancak Hatay söz konusu olduğunda sağlığının daha da bozulmasını umursamayarak askerî manevralara katılmış "bana çizmelerimi giydirmesinler" diyerek ülkesi ve milletinin çıkarlarının gerektirdiği her türlü özveriyi göstermiş hiçbir şeyi ulusal çıkarların üzerinde tutmamıştır.

Atatürk ülkesi ve milleti için gerektiğinde her zaman savaşmaya hazır bir barışçı olmuştur.



Uluğ İĞDEMİR Atatürk'ün Yaşamı I. Cilt




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
atatürkün, bulgar, değerlendirmeleri, gazetesi, mir, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557