Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Motorlu Araçlar Dünyası > Motorlu Araçlar Teknik Bilgiler
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Motorlu Araçlar Teknik Bilgiler Motorlu araçlar hakkındaki teknik bilgiler ve güncel haberler hepsi burada.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Ağustos 2011, 18:12   #1 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart Otomobillerin Teknolojik Gelişim Kronolojisi ve Tarihçesi



1680—
Çalışabilen ancak kullanışlı olmayan ilk içten yanmalı motor 1680 yılında Hollandalı Christiaan Huygens ’in yaptığı barutun yanması ile çalışan pistonlu makine oldu. Kapalı bir silindir içinde patlayan barut kayabilen bir pistona etki ederek piston’un hareket etmesini sağlamaktaydı.

1698— İngiliz Thomas Savery ilk buharlı makineyi yaptı
1769— İngiliz James Watt uzun süreli çalışan buharlı makineyı yaptı
1769— Kendi kendine hareket hareket eden ilk araç Fardier İsveçli mühendis ve topçu yüzbaşı
1769 - FardierNicolas Joseph Cugnot ( 1725-1804 ) tarafından yapıldı.
1787— Oliver Evans Amerikada yolcu taşıyan araç yapmıştır.
1801—İngiltere’de Richard Trevithick buharlı otomobil yaptı.
1824— İçten yanmalı motorların, özellikle dizel motorlarının temel ilkeleri, genç bir Fransız mühendisi Sadi Carnot tarafından ortaya atıldı
1830—15 – 20 km hızla giden buharla çalışan 14 yolcu taşıyabilen yolcu otobüsleri imal edildi.
1860—İngiliz Parlementosu bütün arabaların iki sürücüsü ve önünde gündüz kırmızı bayrak gece kırmızı fener bulunmasını şart koşan kanun çıkardı. Bu kanun motor gelişim hızını biraz durdurdu. 1896 yılında bu yasa kaldırıldı.
1860—Hava gazı ile çalışan ticari bakımdan elverişli ilk motor Belçikalı mühendis Jean Joseph Etienne Lenoir ( 1822-1901 ) tarafından yapılmıştır.
1862—Fransız mühendisi Alphonse Eugene Beau de Rochas ( 1818-1893 ) 4 zamanlı çevrimin esaslarını ortaya koydu.
1867—Alman mühendis Nicholaus August Otto ve Eugen Langen ( 1833-1895 ), Rochas’ın bulduğu prensipleri pratiğe çevirerek dört zamanlı çevrime sahip motoru yaptılar.
1875—Viyanalı Siegfried Marcus ( 1831-1898 ) geliştirdiği motorla viyana sokaklarında 12 km hızla gezerken halkın panik yaşamasına sebep olmuş birkaç kaza yapmıştır. 17 suçtan mahkemeye verilen Marcus keşif yapmayı bıraktı.
1876—Nikolaus August Otto ( 1832- 1891 ), ilk dört zamanlı gaz motorunu üretti.
1877-Otto yaptığı motorun patentini Amerikadan aldı.
1878—İngiliz mühendisi Dugal Clerk iki zaman esasına göre çalışan ilk motoru yaptı.
1880—Amerika’da George Brayton benzin yakıtlı motor yaptı.
1885—Benzinle çalışan içten yanmalı motora sahip ilk otomobil Alman mühendis Carl Friedrich Benz tarafından yapıldı
1890— Herbert Akroyd Stuart Bir kaza sonucunda kızgın bir yere değen gaz yağının hava ile karışarak yandığını gördü. Bu olaydan etkilenerek yaptığı deneylerle motorunu geliştirdi ve patentini aldı. Motorunda yakıt emilen ve hafifçe sıkıştırılan hava içerisine bir memeden gönderilerek patlayıcı ve yanıcı bir karışım oluşturulmaktaydı. Bu karışımın yanabilmesi için cidarları yüksek derecede ısıtılan ve buharlaştırıcı adı verilen bir ön yanma odası vardır. Ana yanma odasına bir kanalla birleştirilen bu oda ilk hareket için dışarıdan alevle ısıtılmaktadır. Bu motorda havanın ısısının sıkıştırma oranıyla arttığı düşünülmediğinden verim düşük olmuştur.
1890—Bir Alman mühendis olan Capıtaine , Akroyd’un motoruna benzeyen bir motorun patentini aldı. Bu motorlar yarım dizel ( kızgın kafalı ) motorların esasını oluşturdu.
1890—İlk otomobillerin çoğu , dişlileri olmadığı için yokuş çıkamıyor , önce durup sonra geriye doğru inmeye başlıyordu .1893’da yapılan Benz Victoria marka arabada bir deri kayışı küçük bir kasnağa bindiren bir kol kullanılmıştı . Bu düzenek tekerleklerin daha yavaş dönmesini ve yüksek manivela gücünün arabayı yokuş yukarı tırmandırmasını sağlıyordu. Zincir çekişli Velo tipi araçtada bu şekilde üç ileri bir geri kasnağı vardı.Çekişin kolaylıkla arka tekerleklere iletilmesi için motor her zaman arkaya ya da sürücünün altına konuyordu.
1892-1897— Münih yüksek teknik okulu mühendislerinden Rudolf Diesel dizel motoru yaptı ve geliştirdi.
1893—Amerikanın ilk başarılı otomobili “duryea” , J.Franck ve Charles Edgar Duryea tarafından yapılmıştır.
1894—İlk resmi otomobil yarışı düzenlenmiştir
1898— Fransa Otomobil Kulübü (AFC) Paris'teki Les Tuiliers'in güneşli bahçelerinde ilk otomobil fuarını organize etmiştir.
1902—İstenildiğinde benzinli istenildiğinde elektrik motoruyla ilerleyebilen ilk aracı 27 yaşındayken Ferdinand Porsche yapmıştır. 1902 yılında “Mixte-Wagen” adını verdiği aracı tanıtmıştır. Viyanalı bir fayton üreticisi olan Ludwig Lohner ile birlikte çalışan Porsche 4 silindirli bir Daimler motoruna aküler , bir jeneratör ve elektrik motorları ekledi. Bu haliyle Mixte benzinli motor stop edildiğinde bile akülerin çalıştırdığı elektrikli motorla ilerlemeye devam edilebiliyordu.
1903—Fransız Gustave LİEBAU ilk emniyet kemerini tasarladı ve patentini aldı
1904—Kısa adı FIA olan Uluslararası Otomobil Federasyonu kuruldu
1905—İsveçli mühendis Alfred Büchi egzoz gazlarından yararlanarak çalışan bir türbin vasıtasıyla dört silindirli bir motora aşırı hava yüklemeyi başardı.
1905—İlk 4WS ve 4WD sistemi Latil marka traktöre uygulandı

İlk 4WS ve 4WD sistemi Latil marka traktöre uygulandı

1905—İlk tampon takılan araç İngilterenin Kilburn kentindeki Simms Manufacturing Co. tesislerinde üretilen 20 HP gücündeki Simms-Welback marka araçtır. Aynı yıl tamponun patentinin F.R.Simms tarafından alınmasına karşın aslında bu fikir yeni değildi 1897 yılında Moravya’daki İmperial Nesseldorf vagon fabrikasında yapılan çek malı Prasident marka otomobilin önüne tampon konmuş ancak Viyana yakınlarında yapılan denemelerde ilk 10 milden sonra tampon düştüğü için bir daha takılmamıştır
1908—ABD li Henry Ford T modeli adındaki ilk seri üretim otomobili yaptı. İlk üretim bandı fikrinin de babası olan Ford 1913 de günde 1000 araba üretebiliyordu
1918—İngiltere’de “ Royal aırcraft establıshment “ fabrikaları mekanik püskürtmeli dizel yakıt sistemini geliştirdi. Böylece yüksek devirli dizel motorları oluşturularak hafif taşıtlarda kullanılmasına zemin hazırlandı.
1919—Avrupanın ilk seri üretim otomobili Type A Citroen tarafından piyasaya verildi. Citroen aynı yıl dünyada ilk organize satış sonrası hizmetleri yapılandırdı.
1920—Voisin firması hidrolik olarak çalışan ABS'nin atası üzerine çalışmalar yaptı." Frenlemenin tekerlekleri kitlemesini önleyici donanımı " tanımıylada Almanyada 671925 nosuyla ilk patentini aldı
1924—Citroen dünyanın ilk çelik karasörlü otomobili B10’üretti
1924—MAN 'ın ürettiği bir kamyon direk enjeksiyonlu dizel bir motoru kullanan ilk vasıta oluyordu
1934—Citroen seri olarak önden çekişli araç üretmeye başladı
1938—Citroen Hidropnömatik süspansiyon sistemini icat etti
1938—İsviçreli kamyon üreticisi Saurer ilk turbo motorlu kamyonu üretti
1938— Klima'yı standart olarak kullanıma sunan ilk marka Studebaker Commander'dir
1938—GM tasarımcısı Harley Earl ilk elektrikli cam sistemini Buick y'ye monte etti.
1954 – Döner Pistonlu Motor ( Rotary-Wankel motoru ) Felix Wankel tarafından geliştirildi
1957—İlk hız sabitleyicisi ( cruis control ) Imperial marka araçta kullanıldı.
1958—İsveç'teki Volvo Fabrikasında mühendis olan Nils Bohlin Üç noktalı emniyet kemeri olarak bilinen sistemin patentini aldı.
1962—İlk seri üretim turbo motorlu otomobil Chevrolet Corvair Monza tanıtıldı. Daha sonra bu modeli Oldsmobile F85 Jetfire takip etti
1963- Wankel motoru ilk kez NSU Spider marka araçta kullanıldı
1967—İngiliz otomobil firması Jensen İlk ABS'yi otomobillerine uyguladı
1973—Avrupa’da seri olarak turbo motorla üretilen ilk otomobil BMW 2002 oldu.
1978—Modern ilk ABS sistemi BMW 7 serisi ve Mercedes S serisinde uygulandı
1984—Turbo üreticisi Garrett intercooler adını verdiği bir turbo soğutucusu geliştirdi. Bu sayede türbine giren hava soğutularak turbonun performansı artırıldı
1986—Çift turbo takılan ilk araç Porsche 959 oldu
1987—Bosch ilk üretici olarak ABS sisteminin daha gelişmişi olan ASR sistemini piyasaya sürmüştür
1993—Fiat Croma TdiD değişken geometrili turboyla donatılan ilk otomobil oldu. Sistem düşük motor devirlerinde turbonun verimini önemli oranda artırıyordu.
1995—Bosch 1995 yılında ESP sistemini aktif sürüş emniyetini sağlamak üzere üretime almıştır. Özellikle virajlarda ve ani yol değişikliklerinde ESP sistemi, yıldırım hızı ile motor, şanzıman ve frene müdahale ederek aracın savrulmasını önler.
2004—Çift turbo takılan ilk seri üretim dizel motorlu otomobil BMW 535d oldu
2005—Mercedes üç turbolu v6 dizel motorla donatılmış konsepti Vision SLK 320 Cdi’yi Cenevre otomobil fuarında tanıttı.





"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:12   #2 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

Otomobilin Tarihi Ve Gelişimi


Önemli bir teknolojik buluş olan otomobilin tarihi 19. yüzyılda enerji kaynağı olarak buharın kullanılmasıyla başlar ve içten yanmalı motorlarda petrolün kullanılmasıyla devam eder. Günümüzde alternatif enerji kaynakları ile çalışan otomobillerin üretilmesi konusunda çalışmalar hız kazanmıştır.

Otomobil, ortaya çıkışından itibaren gelişmiş ülkelerde insan ve yük taşımacılığı konusunda ana ulaşım aracı olarak kendini kabul ettirmiştir. Otomotiv endüstrisi II. Dünya Savaşı'ndan sonra en etkili endüstri kollarından birisi olmuştur. Dünya üzerinde 1907 yılında 250.000 olan otomobil sayısı, 1914'te Ford Model T'nin ortaya çıkışıyla 500.000'e ulaşmış, II. Dünya Savaşı'ndan hemen önce bu sayı 50 milyonun üzerine çıkmıştır. Savaşın ardından geçen otuz yıl içinde otomobil sayısı üç katına çıkmış ve 1975 yılında 300 milyona ulaşmıştır. Dünya üzerinde yıllık otomobil üretimi 2007 yılında 70 milyonu geçmiştir.

Otomobil tek bir kişi tarafından bulunmamıştır, yaklaşık yüzyıl boyunca dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan buluşların biraraya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Modern otomobilin çıkışında yaklaşık 100.000 patent olduğu tahmin edilmektedir.



1910 model Fort T



Otomobil ulaşımda bir çığır açtı ve bireylerin mekân ile olan ilişkileri başta olmak üzere derin sosyal değişikliklere neden oldu. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesini kolaylaştırdı ve yollar, otoyollar ile park yerleri gibi devasa yeni altyapıların geliştirilmesine yol açtı. Tüketim nesnesi olarak görülmesiyle birlikte yeni bir evrensel kültüre temel oldu ve sanayileşmiş ülkelerde aileler için olmazsa olmaz bir eşya olarak yerini aldı. Otomobil, günümüz gündelik yaşamında çok önemli bir yer tutmaktadır.

Otomobilin sosyal yaşam üzerindeki etkileri her zaman tartışma konusu olmuştur. Yaygınlaşmaya başladığı 1920'lerden beri çevre üzerinde (yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanılması, kaza sonucu ölüm yüzdesinin artması, kirliliğe yol açması) ve sosyal yaşam üzerinde (bireyselliğin artması, obezite, çevre düzeninin değişmesi) olan etkileri nedeniyle eleştirilerin odağı oldu. Kullanımının artmasıyla birlikte şehir içinde tramvay ve şehirlerarası tren kullanımına karşı önemli bir rakip oldu.

20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında önemli petrol krizleri ile karşılaşan otomobilin karşısında petrolün kaçınılmaz azalması, küresel ısınma ve endüstrinin genelinde uygulanan kirlilik yaratan emisyonlar üzerindeki kısıtlamalar gibi sorunlar bulunmaktadır. Bunların üzerine 2007 - 2009 yılları arasında yaşanan ve otomobil endüstrisini derinden etkileyen küresel finans krizi eklenmiştir. Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.


Otomobilin ilk adımları


Etimoloji ve öncüller


Otomobil sözcüğü Türkçe'ye, Yunanca αὐτός (autós, "kendi") ve Latince mobilis ("hareket eden") sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulan ve başka bir hayvan ya da araç tarafından itilmek ya da çekilmek yerine kendi kendine hareket eden araç anlamına gelen Fransızca automobile sözcüğünden geçmiştir. Türkçe yazında ilk olarak Ahmet Rasim tarafından "Şehir Mektupları" yapıtında 1800'lü yılların sonunda kullanılmıştır.




Verbiest tarafından 1672'de çizilen buhar çarklı oyuncağın resmi.


Roger Bacon, 13. yüzyılda Guillaume Humbert'e yazdığı bir mektupta at ile çekilmeden, hayal bile edilemeyecek hızda hareket eden bir aracın yapılabileceğinden söz eder.Sözcük anlamına uygun olarak kendi kendine hareket eden ilk araç büyük olasılıkla 1679 - 1681 yılları arasında Pekin'de Cizvit misyoner Ferdinand Verbiest tarafından Çin imparatoru için bir oyuncak olarak yapılan küçük buharlı araçtır. Bir oyuncak olarak tasarlanan bu araç, küçük bir ocağın üzerinde yer alan buhar kazanı, buharın hareket ettirdiği bir çark ve dişliler ile hareket ettirilen küçük tekerleklerden oluşmaktaydı. Verbiest, bu aracın nasıl çalıştığını 1668'de yazdığı Astronomia Europa adlı yapıtında anlatır.

Bazılarına göre, Leonardo da Vinci'nin 15. yüzyıla ait Codex Atlanticus adlı yapıtında atsız hareket eden bir aracın ilk çizimleri yer almaktadır. Da Vinci'den önce ise, Rönesans dönemi mühendisi Francesco di Giorgio Martini çalışmalarında kabaca dört tekerlekli bir araca benzeyen ve "otomobil" adı ile anılan bir çizime yer vermiştir.






"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:14   #3 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

Buhar çağı


1769'da Fransız Nicolas Joseph Cugnot Ferdinand Verbiest'in düşüncesini hayata geçirmiş ve 23 Ekim'de buhar kazanı ile çalışan ve "fardier à vapeur" (buharlı yük arabası) adını verdiği aracı çalıştırmıştır. Kendinden tahrikli bu araç ağır topların taşınması amacıyla Fransız Ordusu için geliştirilmiştir. Yaklaşık olarak saatte 4 km. hıza ulaşan fardier 15 dakikalık bir otonomiye sahipti. Direksiyonu ve freni olmayan ilk araç deneme sırasında kaza eseri bir duvarı yıkmıştı. Bu kaza 7 metre uzunluğunda olan aracın gücünü göstermektedir.

Fransa'nın o dönem Dışişleri, Savaş ve Donanma Bakanı olan Choiseul Dükü bu proje ile yakından ilgilenir ve 1771'de ikinci bir model üretilir.[12] Ancak Dük, beklenenden bir yıl önce görevinden ayrılır ve halefi fardier ile ilgilenmek istemez. Depoya kaldırılan araç 1800'lü yıllarda Topçu Genel Komiseri L.N. Rolland tarafından ortaya çıkarılır ama Napolyon Bonapart'ın ilgisini çekemez.



Le fardier de Cugnot, 1771 modeli, Paris'te Arts et Métiers Müzesi'nde sergilenmektedir.


Fransa dışında diğer ülkelerde de benzer araçlar üretilmiştir. Ivan Kulibin, Rusya'da 1780'lerde pedallı ve buhar kazanı ile çalışan bir araç üzerinde çalışmaya başladı. 1791'de tamamlanan üç tekerlekli bu araç modern otomobillerde görülen volan, fren, vites kutusu ve yataklar gibi özelliklere sahipti. Ancak, Kulibin'in diğer buluşlarında olduğu gibi hükümet bu aracın potansiyel pazar olanağını göremediği için çalışmalar daha öteye gidememiştir. ABD'li mucit Oliver Evans yüksek basınç ile çalışan buhar makinelerini ortaya çıkarmıştır.[2] Fikirlerini 1797'da sergilemiştir ama çok az kişi tarafından desteklenmiş ve icadı 19. yüzyılda önem görmeden önce ölmüştür. İngiliz Richard Trevithick, 1801'de buhar ile çalışan üç tekerlekli ilk İngiliz aracını sergilemiştir. "London Steam Carriage" adını verdiği bu araçla Londra caddelerinde 10 mil boyunca yol alır. Direksiyon ve süspansiyon ile ilgili temel sorunlar ve yolların durumu otomobilin bir taşıma aracı olarak kenara itilmesine ve yerini demiryollarına bırakmasına neden olur.[ Diğer buharlı otomobil denemelerinin arasında 1815'te Çek Josef Bozek tarafından yapılan ve yağ ile çalışan bir buharlı araç ile 1838'de İngiliz Walter Hancock tarafından yapılan dört kişilik buharlı fayton sayılabilir.

Buharlı makineler alanındaki gelişmeler sonucunda yol araçları üzerine yeniden çalışmalara başlanmıştır. Demiryollarının gelişmesinde öncü olan İngiltere'nin buharlı yol araçlarının gelişmesinde de başı çekeceği düşünülse de 1839'da çıkan ve buharlı araçların hızını saatte 10 km ile kısıtlayan yasa ve otomobillerin önünden kırmızı bayraklı bir kişinin gitmesini zorunlu kılan "Locomotive Act" bu gelişmeye ket vurmuştur.

Dolayısıyla buharlı otomobiller Fransa'da gelişimine devam etmiştir. Buharlı tahriğin örneklerinden biri 1873'te Amédée Bollée tarafından piyasaya sunulan ve ilk gerçek otomobil sayılabilecek olan L'Obéissante'tır. Bu araç on iki kişiyi taşıyabilmekte ve saatte 40 km hız yapmaktaydı. Bollée daha sonra 1876'da dört tekerden tahrikli ve yön verebilen buharlı bir yolcu arabası tasarladı. La Mancelle adını verdiği 2,7 tonluk bu araç önceki modelden daha hafifti ve rahatlıkla saatte 40 km'nin üzerine çıkabiliyordu. Paris'te Dünya Fuarı'nda sergilenen bu iki araç demiryolları kategorisine alınmıştır.


1878'de Paris Dünya Fuarı'nda sergilenen bu yeni araçlar hem halkın hem de büyük sanayicilerin ilgisini çekmiştir. Özellikle Almanya'dan olmak üzere her yerden siparişler alınmaya başlanmış ve 1880'de Bollée Almanya'da da bir şirket kurmuştur. 1880 ile 1881 yıllarında Bollée Moskova'dan Roma'ya, Suriye'den İngiltere'ye dünyayı gezerek modellerini tanıtır. 1880'de La Nouvelle adı verilen, iki vitesli ve 15 beygir gücünde bir buhar motoruna sahip yeni bir model çıkarılır.

1881'de altı kişilik ve saatte 63 km hıza ulaşan "La Rapide" modeli piyasaya sunulur. Bunu diğer modeller de izler ancak ağırlığa oranla elde edilen performansa bakıldığında buharlı tahriğin bir çıkmaza doğru gittiği görülür. Bollée ve oğlu Amédée alkol ile çalışan bir motor ile denemeler yapsalar da sonuçta içten yanmalı motor ve petrol kendini kabul ettirir.

Motorlarda sağlanan gelişmeler sonucunda bazı mühendisler buhar kazanının boyunu küçültmeye çalıştı. Bu çalışmaların sonunda, 1889 Dünya Fuarı'nda Serpollet - Peugeot tarafından gerçekleştirilen ve otomobil ile üç tekerlekli motosiklet arasında sayılan ilk buharlı araç sergilendi. Bu gelişme "anlık buharlaşma" sağlayan kazanı geliştiren Léon Serpollet sayesinde elde edilmiştir. Serpollet ayrıca kendi geliştirdiği araç ile birlikte ilk Fransız sürücü ehliyetinin de sahibi olmuştur. Hem sahip olduğu şasi hem de o dönemdeki kullanım tarzı bakımından bu üç tekerlekli araç otomobil olarak değerlendirilir.



Serpollet'nin üç tekerlekli aracı

Bu kadar çok prototipe rağmen otomobilin gerçek anlamda yerini bulması için 1860'larda otomobil tarihinde çığır açacak olan buluşun yapılmasını beklemek gerekmiştir. Bu önemli buluş içten yanmalı motordur.


İçten yanmalı motor


Çalışma prensibi



İçten yanmalı motorların öncülü sayılan, içinde bir piston bulunan metalik silindirden oluşan bir düzenek 1673'te Paris'te fizikçi Christiaan Huygens ve asistanı Denis Papin tarafından geliştirilmiştir. Alman Otto von Guericke'in geliştirdiği prensipten yola çıkan Huygens, vakum yaratmak için hava pompasından değil, barutun ısıtılmasıyla elde edilen bir yanma sürecinden yararlanmıştır. Hava basıncı pistonun ilk konumuna dönmesini sağlar ve böylece bir kuvvet oluşturur.

İsviçreli François Isaac de Rivaz 1775'lere doğru otomobilin gelişimine katkıda bulundu. Yaptığı buharlı birçok otomobil esneklikten yoksun olmaları nedeniyle başarılı olamasa da "Volta tabancası"nın çalışmasından esinlenerek yaptığı içten yanmalı motora benzeyen bir düzeneğe 30 Ocak 1807'de patent aldı.

Belçikalı mühendis Étienne Lenoir 1859'da "Gazlı ve genleşmiş havalı motor" adı altında iki zamanlı içten yanmalı bir motorun patentini alır ve 1860'ta elektrik ile ateşlenen ve su ile soğutulan ilk içten yanmalı motoru geliştirir. Bu motor ilk olarak gazyağı ile çalışıyordu ama daha sonra Lenoir gazyağı yerine petrol kullanılmasını sağlayan bir karbüratör bulur.. En kısa zamanda yeni motorunu denemek isteyen Lenoir, kaba bir otomobile bu motoru yerleştirir ve Paris'ten Joinville-le-Pont'a kadar yolculuk yapar.





Dört zamanlı motor çevrimi: 1. Emme, 2. Sıkıştırma, 3. Yanma, 4. Egzos



Gaz sıkıştırmasından yoksun olması nedeniyle verimliliği çok kötü olan Lenoir'ın buluşunu Alphonse Beau de Rochas iyileştirir ve bu sorunu emme, sıkıştırma, yanma ve egzostan oluşan dört zamanlı bir termodinamik çevrim geliştirerek aşar. Teorisyen olan Beau de Rochas çalışmalarını gerçek hayata uygulayamaz. 1862'de patent alır ama maddî zorluklar nedeniyle koruyamaz ve ancak 1876'da ilk dört zamanlı içten yanmalı motorlar ortaya çıkar.. Dört zamanlı çevrimin teorisinin Beau de Rochas tarafından ortaya konması sonucu içten yanmalı motorlardan gerçekten yararlanılmaya başlanır. Alman Nikolaus Otto, 1872'de Beau de Rochas prensibini uygulayan ilk mühendis olur ve bu çevrim artık "Otto çevrimi" olarak bilinmeye başlar.


Kullanımı


Beau de Rochas tarafından bulunan prensibe uygun olarak çalışan ilk motor, 1876'da Deutz şirketi adına Alman mühendis Gottlieb Daimler tarafından geliştirilmiştir. 1889'da René Panhard ve Émile Levassor ilk defa dört kişilik bir araca dört zamanlı içten yanmalı bir motor takar.

Édouard Delamare-Deboutteville gaz ile beslenen motora sahip aracı ile 1883'te yola çıkar ama gaz besleme hortumu ilk deneme sırasında patlayınca gaz yerine benzin kullanır.[37] Benzin kullanabilmek için fitilli bir karbüratör bulur. 1884 Şubat ayında yola çıkan bu otomobil Karl Benz'in otomobilinden önce olmasına karşın doğru düzgün çalışamaması ve kısa kullanımları sırasındaki patlamalar nedeniyle "otomobilin babası" olarak Delamare-Deboutteville genel olarak kabul görmemektedir.




1886'da çıkan Benz Patent Motorwagen içten yanmalı motoru kullanan ilk otomobildir.


Tarihin ilk otomobilinin hangisi olduğunu söyleyebilmek oldukça zor olsa da genel olarak Karl Benz tarafından üretilen Benz Patent Motorwagen ilk otomobil olarak kabul edilir. Ancak Cugnot'nun "Fardier"sini de ilk otomobil olarak kabul edenler vardır.[26] 189'de Panhard ve Levassor Paris sokaklarında Benz motoruyla donatılmış ilk Fransız otomobilleriyle dolaşmaktaydı. 1877'de 4 zamanlı ve 1 beygir gücüne sahip motoru olan bir otomobil geliştiren Alman mucit Siegfried Marcus ise ilk otomobil ile ilgili tartışmaların dışında kalmıştır.






"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:15   #4 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

Teknolojik yenilikler


"Pyréolophore", 1807'de Niepce Kardeşler tarafından geliştirilen bir motor prototipidir. Bu prototipin üzerinde yapılan değişiklikler sonucunda Rudolf Diesel tarafından geliştirilen Dizel motor ortaya çıkmıştır. "Pyréolophore" ısı ile genleşen hava ile çalışan bir motor tipidir ve buhar makinalarına yakındır. Ancak bu motor ısı kaynağı olarak yalnızca kömür kullanmamıştır. Niepce kardeşler ilk olarak bir bitkinin sporlarını kullanmış,[38] daha sonra içine petrol eklenmiş kömür ve reçine karışımı kullanmışlardır.

1880'de Fransız Fernand Forest ilk düşük basınç ateşleme manyetosunu bulur. Forest'nin 1885'te bulduğu sabit seviyeli karbüratör yetmiş yıl boyunca üretimde kalmıştır. Ama Forest'nin otomobil tarihindeki yeri içten yanmalı motorlar üzerinde yaptığı çalışmalarıdır.[40]1888 yılında 6 silindirli motoru ve 1891'de 4 dik silindirli ve subap kumandalı motoru bulmuştur.




Michelin'in maskotu Bibendum, 1898 yılına ait bir afişte.

Otomobilin oldukça fazla yakıt kullanması, yakıt ikmali için yöntemlerin geliştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. Kullanıcılar, yolculuk sırasında eczacılardan sağladıkları yakıtı kendileri taşımaktaydı. Çalıştığı atölyede sürekli olarak benzin ile iç içe olan Norveçli John J. Tokheim, etrafta sürekli kıvılcımlar çıkan bir yerde bu yanıcı sıvının saklanmasının tehlikelerinin farkındaydı.[41] Fabrikanın dışında yer alan ve değiştirilmiş bir su pompasına bağlı bir stoklama yeri yaptı. Buluşunun sağladığı avantaj ne kadar yakıt verildiğinin de bilinmesidir. 1901'de aldığı patent ile ilk benzin pompası ortaya çıkar.

Bu dönemde bir başka önemli buluş daha yapılır: Otomobil lastiği. Édouard ve André Michelin kardeşler, büyükbabaları tarafından Clermont-Ferrand'da kurulan ve bisiklet fren pabucu üreten "Michelin et Cie" şirketini devralır ve ilk otomobil lastiğini geliştirirler. 1895'te bu buluşu kullanan ilk otomobil "L'Eclair"i yaparlar.[32] Bu aracın lastikleri 6,5 kg'ya şişirilmişti ve ortalama saatte 15 km hızla giden bir otomobil üzerinde 150 km'de yıpranmaktaydılar.[43] İki kardeş birkaç yıl içinde tüm otomobillerin bu lastikleri kullanacağından emin olurlar. Tarih onları haklı çıkarmıştır.

Ardından birçok buluş daha ortaya çıkar. Fren sistemi ve direksiyon sistemi oldukça gelişir. Tahta tekerlekler yerine metal tekerleklere geçilir. Zincir ile güç iletimi yerine transmisyon aksı kullanılmaya başlar. Soğukta motorun çalışmasını sağlayan bujiler ortaya çıkar.


19. yüzyılın sonu - 20. yüzyılın başı


Bu dönemden itibaren araştırmalar ve teknolojik buluşlar hızla ilerleme kaydetti ama aynı zamanda otomobil kullanıcıları ilk zorluklarla karşılaşmaya başladı. Bir lüks obje sayılan otomobile sahip olabilenler, kötü yol şartları ile karşı karşıya kaldı. Yalnızca motoru bile çalıştırabilmek başlı başına bir zorluk sayılıyordu. Otomobil kötü hava şartlarına ve toza karşı sürücü ve yolcuları koruyamıyordu.


Otomobil üreticilerinin doğuşu


Bir çok sanayici bu yeni buluşun potansiyelinin farkına varmıştı ve her gün yeni bir otomobil üreticisi günyüzüne çıkmaktaydı. Panhard & Levassor 1891'de kuruldu ve ilk seri otomobil üretimine başladı. 2 Nisan 1891'de bir Panhard & Levassor kullanarak otomobili keşfeden Armand Peugeot kendi şirketini kurdu.[46]. Marius Berliet 1896'da çalışmalarına başlar ve Louis Renault kardeşleri Fernand ve Marcel'in yardımlarıyla ilk arabasını Billancourt'da yapar.[47] Otomobil mekaniği ve performansı konusunda bir çok ilerleme kaydedilerek gerçek bir endüstri kurulmaya başlar.





Bir Panhard-Levassor (1890-1895).



20. yüzyılın otomobil üretim rakamlarına bakıldığında Fransa'nın başı çektiği görülür. 1903'te Fransa'da 30,204 adet otomobil üretimiyle dünya üretiminin %48.77'sine sahipti. Aynı yıl ABD'de 11,235, İngiltere'de 9,437, Almanya'da 6,904, Belçika'da 2,839 ve İtalya'da 1,308 otomobil üretilmiştir.[48] Peugeot, Renault ve Panhard ABD'de satış büroları açmıştı. 1900 yılında Fransa'da 30, 1910'da 57 ve 1914'te 155 otomobil üreticisi bulunmaktaydı. ABD'de ise 1898 yılında 50 ve 1908'de 291 otomobil üreticisi vardı.


İlk yarışlar


Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir. Yarışlar önemli bir ilerleme kaynağı olmanın yanısıra insanlığa artık atlardan vazgeçilebileceğini göstermede önemli bir rol oynamıştır. Hız gereksinimi, benzinli motorların elektrikli ve buharlı araçların önüne geçmesine neden olmuştur. İlk yarışlar basitçe dayanıklılık üzerineydi öyle ki yalnızca yarışa katılmak bile hem otomobil üreticisine hem de pilotuna büyük bir prestij sağlıyordu.[49] Bu yarışlara katılan pilotlar arasında otomobil tarihinin önemli isimleri yer alır: De Dion-Bouton, Panhard, Peugeot, Benz, vd. 1894'te organize edilen Paris - Rouen tarihin ilk otomobil yarışıdır. 126 km. süren bu yarışa 7 buharlı ve 14 petrol ile çalışan otomobil katılmıştır.[50] Yarışı ortağı Adolphe de Dion ile birlikte yaptığı otomobil ile 5 saat 40 dakikada bitiren Georges Bouton yarışın resmî olmayan birincisidir. Resmî olarak ise dereceye girememiştir çünkü kurallar gereği kazanan otomobil tehlike içermeyen, kolay idare edilebilen ve pahalı olmayan bir otomobil olmak zorundaydı.[49]

Otomobil tutkunları bir çok zorluk çeker. Basın, bu "canavar" kullanan "çılgınları" topa tutar.[51] Öte yandan otomobil için gerekli altyapı hemen hemen hiç yoktur ve 1898'de ilk ölümlü kaza meydana gelir: Montaignac markisi bir Landry Beyroux aracıyla yaptığı kaza sonucu ölür. Yine de bu kaza diğer yarışlara katılımı durdurmaz. Herkes bu "atsız arabaların" ne olduğunu görme konusunda büyük bir istek duymaktadır. Henri Desgrange, 1895'te L'Auto gazetesinde şöyle der: " Otomobilin yalnızca zenginlere ait bir zevk olmaktan çıkıp oldukça pratik bir kullanıma sahip olacağı zaman oldukça yakındır."[51] Bu yarışlar sonucu buharlı motorlar ortadan kalkarak yerini hem esneklik hem de dayanıklılık gösteren içten yanmalı motorlara bırakır. Ayrıca André Michelin tarafından kullanılan Peugeot sayesinde de otomobilin "hava üzerinde" gitmesinin çok yararlı olduğu görülür.[52] Paris - Bordeaux yarışı sırasında André Michelin tarafından idare edilen ve lastik kullanan tek araç olan otomobil, her ne kadar bir çok kereler lastiği patlasa da yarışı bitiren üç araçtan biri olur.[51]


Gordon Bennett kupası

20. yüzyılın başında büyük gazeteler önemli bir üne ve nüfuza sahipti. Birçok spor karşılaşması bu gazeteler tarafından organize edilmekteydi. Bu organizasyonlar büyük bir başarı göstermekteydi.

1889'da, New York Herald gazetesinin varlıklı sahibi James Gordon Bennett, ulusal ekipleri bir araya getiren uluslararası bir yarışma düzenlemeye karar verdi. Otomobil üreticileri arasında bir numarada bulunan Fransa kuralları belirler ve bu yarışmaya ev sahipliği yapar.[54] 14 Haziran 1900'de Gordon Bennett otomobil kupası başlar ve 1905'e kadar devam eder.554 km.lik ilk yarışma Fransız Charron, Panhard-Levassor otomobiliyle ortalama 60,9 km/h hız yaparak birinci bitirir. Fransa kupayı dört kere kazanarak doğmakta olan otomotiv endüstrisi içinde önderliğini kanıtlar. 1903'te kupa İrlanda'da, 1904'te de Almanya'da yapılır.




Camille Jenatzy, 1903 Gordon Bennett kupasının galibi, ilk yarış otomobillerinden Mercedes 35 HP'nin direksiyonunda.


Bu yarışları seyretmek için milyonlarca izleyici yollara koşar ama yarışlarda hiçbir güvenlik önlemi alınmamıştır.[53] 1903'te Paris - Madrid yarışında kaza sonucu ölümlerin olmasının ardından trafiğe açık yollarda yarış yapılması yasaklanmıştır. Bu yarışta 8 kişi ölmüş ve yarış Madrid'e gelmeden Bordeaux'da bitirilmiştir.[55] Bundan sonra yarışlar ralli şeklinde, trafiğe kapatılan yollarda yapılmaya başlanır. Hız denemeleri için ise hızlanma pistleri kurulur.

Gordon Bennett kupası gibi, günümüzün en prestijli yarışlarından bazıları bu dönemde başlamıştır: Le Mans 24 Saat (1923), Monte Carlo Rallisi (1911), Indianapolis 500 (1911).





"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:16   #5 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

Hız rekorları

Otomobil yarışları aynı zamanda hız rekorları kırmak için de bir olanak sağlamıştır. Bu hız rekorları özellikle süspansiyon ve direksiyon konusunda teknik gelişmelerin bir göstergesidir. Ayrıca bu rekorları kıran otomobil üreticileri için önemli bir reklam fırsatı olmaktaydı.[56] Ayrıca yüksek hızlara ulaşmak için yalnızca içten yanmalı motorlar kullanılmamıştır. Buharlı ya da elektrikli motorların savunucuları, petrolün tek verimli enerji kaynağı olmadığını kanıtlamak için hız rekoru denemelerinde bulunmuştur.




Camille Jenatzy'nin elektrikli otomobili Jamais Contente hız rekoru kırdıktan sonra çiçeklerle süslenmiş olarak.



İlk zaman ölçümü 1897'de yapılmıştır ve Gladiator bisikletlerinin üreticisi Alexandre Darracq, üç tekerlekli La Triplette ile 10 km'yi 9'45" te yani saatte 60.504 km ile kat etmiştir. İlk hız rekoru sayılan resmî zaman ölçümü ise 18 Aralık 1898'de Fransa'da Achères yolunda (Yvelines) alınmıştır. Kont Gaston de Chasseloup-Laubat, elektrikli otomobili Le Duc de Jeantaud ile saatte 63.158 km. hız yapmıştır.[57] Bu denemeden sonra kont ile Belçikalı "Kızıl Baron" Camille Jenatzy arasında bir hız düellosu başlar. 1899 yılının başında rekor dört kez el değiştirir ve sonunda Camille Jenatzy Jamais Contente adlı elektrikli otomobiliyle yine Achères yolunda 29 Nisan ya da 1 Mayıs 1899'da[58] saatte 100 km hız sınırını aşarak saatte 105.882 km ile rekoru eline geçirir. Elektrik, 19. yüzyılın sonundan itibaren mühendisler tarafından otomobiller için alternatif bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmiştir.[59] Elektrikli araçların hız rekoru alanındaki üstünlüğüne buharlı bir araç son verir. 13 Nisan 1902'de Léon Serpollet, L'Œeuf de Pâques adlı buharlı otomobiliyle Nice'de saatte 120.805 km hız yapar.[56] Hız rekoru kıran son buharlı otomobil, Fred H. Marriott tarafından kullanılan ve Daytona Beach'te (Florida) 26 Ocak 1905'te saatte 195.648 km. hız yapan bir Stanley Steamer 'dır. Saatte 200 km sınırı 6 Kasım 1909'da Brooklands'da (İngiltere) Fransız Victor Héméry'nin kullandığı 200 bg'lik Benz motorlu otomobil ile saatte 202.681 km ile geçildi. Trafiğe kapatılmış karayolunda kırılan son hız rekoru 12 Temmuz 1924'te Fransa'da Arpajon'da (Essonne) Fiat Spéciale Méphistophélès otomobiliyle İngiliz Ernest A. D. Eldridge tarafından saatte 234.884 km ile kırılmıştır.

Hız rekorları artık özel araçlarla kırılmaya devam eder.[60] Malcolm Campbell 25 Eylül 1924'te saatte 235.206 km'yi, Henry Segrave 16 Mart 1926'da saatte 240.307 km.'yi, J.G. Parry-Thomas 27 Nisan 1926'da saatte 270.482 km.'yi, Ray Keech 22 Nisan 1928'de saatte 334.019 km.'yi, George E.T. Eyston 19 Kasım 1937'de saatte 501.166 km.'yi ve John Cobb 15 Eylül 1938'de saatte 563.576 km.'yi geçerek rekor kırarlar. İçten yanmalı motorlu bir otomobille kırılan son hız rekoru, ilk ve son defa olarak saatte 400 mil hız sınırını geçen John Cobb tarafından 16 Eylül 1947'de saatte 634.089 km hız ile kırılmıştır.[61]

Günümüzde kara üzerinde hız rekoru 1 Mart 1997 tarihinden beri İngiliz Andy Green'e aittir. Bu rekor Thrust SSC adlı, 2 Rolls-Royce turboreaktör ile çalışan ve 100.000 bg'ne ulaşan araç ile Black Rock'ta (Nevada) kırılmıştır. Saatte 1,227.985 km geçilerek ilk defa 1.016 Mach hız ile ses duvarı aşılmıştır.


Michelin dönemi

Michelin kardeşler, 1888'de John Boyd Dunlop tarafından yapılan kauçuk tekerlekleri geliştirerek otomobil lastiklerini bulmalarıyla tanınır.[62] Çok önemli bir teknik ilerleme olan otomobil lastikleri, yola tutunmayı iyileştirmesi ve yolda ilerlemeye karşı direnci azaltmasıyla otomobil tarihinde bir devrim sayılır. Chasseloup-Laubat'nın denemeleri otomobil lastiklerinin önceki tekerleklere nazaran %35 daha az direnç gösterdiğini kanıtlamıştır. 1891'de geliştirilen ve patenti alınan hava ile şişirilen ilk Michelin lastiği aynı zamanda sökülüp takılabiliyordu.[63] Ama 20. yüzyılın ilk on yılının Michelin dönemi olmasının nedeni başkadır.



André Michelin'in 1872 yılına ait portresi.

Fransa İçişleri Bakanlığının Harita Servisinde çalışan André Michelin'in aklına otomobillerin geçebileceği yolları belirgin bir çizgiyle gösteren ve harita kullanmayı bilmeyen otomobil kullanıcılarının bile anlayabileceği bir yol haritası yapmak gelir. Birkaç yıl boyunca Michelin çeşitli coğrafi bilgileri toplar ve son Gordon Bennett kupası anısına 1905'te 1/100,000'lik ilk Michelin haritasını yayımlar.[64] Bunun ardından çeşitli ölçeklerde bir çok Fransa haritası yayımlanır. Michelin 1910'da trafik işaretlerinin ve belde isim panolarının yapılmasına da öncülük eder. Böylece artık otomobil kullanıcıları bir yere geldiklerinde inip nerede olduklarını sormak zahmetinde kalmaz. Michelin kardeşler ayrıca kilometre taşlarının konulmasında da öncülük etmiştir.

Yol haritalarının ortaya çıkması aynı zamanda toplu taşımacılık altyapısının da gelişmesine yardımcı olur. Fransa'da Compagnie Générale des Omnibus şirketi tarafından Haziran 1906'dan itibaren ilk düzenli otobüs seferleri konur. Fayton sürücüleri taksi şöförlerine dönüşür. Çoğunluğu Renault tarafından üretilen taksilerin sayısı 1914 yılında 10,000 civarındadır. I. Dünya Savaşı sırasında yol haritaları cephe hatlarını belirlemek ve birliklerin hareketini izlemek için de kullanılır.

Lüks tüketim objesi

Paris'te yapılan 1900 Dünya Fuarı, bilim ve teknoloji alanında ilerlemeleri göstermek için bir fırsat yaratır ama otomobil bu fuarda çok az bir yer kaplar. Otomobil, hâlâ at arabaları ile aynı alanda sergilenir.[ Bu durum çok sürmeyecektir.

Otomobil fuarlarda sergilenecek bir lüks tüketim objesi hâline gelir. Büyük otomobil fuarları 1898'de Paris'de Parc de Tuileries'de ortaya çıkar. Bu fuara yalnızca Paris - Versailles - Paris parkurunu başarıyla tamamlayabilmiş otomobiller kabul edilir.1902, yalnızca otomobile ayrılmış olan ve "Uluslararası Otomobil Sergisi" adını taşıyan ilk otomobil fuarına tanıklık eder. Bu fuara 300 üretici katılır. Bugün Automobile Club de France adıyla tanınan bir "teşvik derneği" Albert de Dion, Pierre Meyan ve Étienne de Zuylen tarafından 1895'te kurulur.




1900 « New York Auto Show » otomobil fuarı.

Otomobil büyük bir başarı yakalamaktan henüz uzaktır. Otomobil fuarı vesilesiyle konuşan Félix Faure gösterime sunulan modellerin "kötü koktuğunu ve çirkin olduklarını" söyler.[69] Yine de bu motorları seyretmek için kısa sürede büyük kalabalıklar fuarlara akın eder. Otomobil sahibi olmak bir sosyal mevki sahibi olmakla aynı görülmeye başlanır ve herkesin hayallaerini süslemeye başlar. Güçlü ve büyük bir otomobil sahibi olmak halk kitlelerinden ayrılmanın bir göstergesi hâline gelir.[70] Çok sayıda üretilen Ford Model T dışında, 1920'lerde Avrupa'da yalnızca lüks otomobiller üretilmektedir. Tarihçi Marc Boyer'in dediği gibi "otomobil yalnızca zenginlerin mülklerini gezmeye yaramaktadır".

«Asri bela»

Otomobil kısa zamanda birçok polemiğe konu olmuştur. Otomobil sayısı hızla artarken uygun altyapılar aynı hızla gelişememiştir. Otomobil tamirini ve servisini bile bisiklet tüccarları yapmaktaydı.[72] Otomobil hayvanları korkutur, hatta otomobil sürücülerine "tavuk katili" adı takılır, çok gürültülüdür ve iğrenç bir koku yayar. Şehirlerde yayaların sükûnetini bozan otomobillerin yasaklanması birçok kişi tarafından istenir. Bu kişiler yollarına çıkan otomobillere taş ya da gübre atmaktan çekinmezler.[73] İlk yasaklamalar 1889'da başlar. İtalyan Carcano markisi, Nice şehir merkezinde De Dion-Bouton buharlı otomobiliyle gezmeye "cesaret" eder. Korkan ve şaşıran vatandaşlar belediye başkanına bir dilekçe ile başvurur. 21 Şubat 1893'te çıkan yasayı uygulayan belediye başkanı şehir merkezinde buharlı otomobillerin dolaşmasını yasaklar. Ancak bu yasa 1895'te yumuşatılarak elektrikli ya da benzinli otomobillerin saatte 10 km'den az olmak kaydıyla dolaşmasına izin verir.[74]




Eugène Chaperon'un Le Petit Journal 'da çıkan bir otomobil kazası deseni.


Ulaşım imkanı sağlamasının ötesinde otomobil, ulaşım konusunda kültürel yaklaşımları da kökünden değiştirir. Teknik gelişim ile din arasındaki çekişme bazen çok sert geçmektedir. Hristiyan din adamları "bir insandan çok şeytana benzeyen bu makinaya" karşı çıkarlar.

İlk karayolu yasası 1902'de ortaya çıkar. Fransa Yüksek Mahkemesi, belediye başkanlarına şehirlerinde trafik ile ilgili kuralları kurma yetkisini verir. Özellikle saatte 4 km ile 10 km. arasında hız sınırlamalarını içeren ilk trafik işaretleri ortaya çıkar. 1893'ten itibaren Fransız yasaları karayolu hız sınırını saatte 30 km ve meskûn mahal hız sınırını saatte 12 km olarak belirler. Bu hızlar at arabalarının yaptığından daha düşüktür. Kısa zamanda otomobil sayısı artan Paris gibi bazı şehirlerde, bazı caddeler trafiğe kapatılır. Kısa bir süre sonra ilk araba ruhsatları ve otomobil plakaları ortaya çıkar.

Yasaların konmaya başlamasına rağmen otomobil bazıları için hâlâ tehlikeli olarak görülmektedir. Hukukçu Ambroise Collin 1908'de "Otomobilin aşırılıkları için birlik" adını verdiği topluluğu kurar ve tüm otomobil üreticilerine bu yeni endüstriden vazgeçmelerini isteyen bir mektup gönderir. Ancak bu mektup tarihin akışını değiştiremeyecektir.





"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:16   #6 (permalink)
Aramaya devam!

PesimisT* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 18 Ağustos 2011
Nerden: Evliyim nahaha
(Mesajlar): 190
(Konular): 11
Renkli Para : 600
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
PesimisT* - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Bilgiler güzel. Bundan sonra motorlu araçlar benden sorulur... Çok bilgi var.




PesimisT* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:16   #7 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

Macera

19. yüzyılda demiryolunun gelişmesi yolculuk süresini kısaltmış ve daha az maliyet ile daha uzağa gidilmesini olanaklı kılmıştır. Otomobil ise trenin tam olarak veremediği yolculuk otonomisi ve yeni bir özgürlük duygusu sağlamıştır. Otomobil ile yolculuk edenler istedikleri zaman ve istedikleri yerde durabilmektedir. Fransa'da otomobil kullanıcılarının çoğu Paris'te toplanmıştır ve otomobil kısa zamanda başkentten uzağa maceraya yola çıkmak için bir araç olarak görülmeye başlamıştır.[77] "Turizm" kavramı ortaya çıkmıştır. Luigi Ambrosini şöyle yazmıştır: " İdeal otomobil, eski el arabasının özgürlüğüne ve yayaların umursamaz bağımsızlığına sahip olandır. Herkes hızlı gidebilir. Otomobilci sanatı, gecikmesini bilebilmektir."[78] Otomobil kulüpleri üyelerin yolculukları boyunca karşılaşacakları hizmetler hakkında bilgiler ve öneriler verir çünkü "gerçek turist önceden nerede yemek yiyeceğini, nerede uyuyacağını bilmeyen kişidir."[71]

"Yazlık yolu" [79] uzar ve Fransızları yazlıkçıların gözdesi Normandiya sahiline götürür. Uzun ve geniş yollarıyla Deauville otomobilleri ile gelenlerin doğal seçeneği hâline gelir ve ilk trafik sıkışıklıkları görülmeye başlanır. Yazlıkçı şehirlerinde otomobillerin kullanabileceği garajlar inşa edilir. Şehir merkezlerinden uzaklaştıkça yeni otomobil servisleri kurulur.

Otomobil kullanmak başlı başına bir maceradır. Otomobil ile yola çıkabilmek oldukça zahmetli olduğu kadar tehlikelidir de. Sürücü otomobili çalıştırmak için aracın önünde doğrudan motora bağlı olan bir manivelayı döndürmek zorundadır. Yüksek sıkıştırma oranları yüzünden bu manivelayı döndürmek oldukça zordur ve motor çalıştıktan sonra manivelanın geri dönmesiyle birlikte dikkatsiz şoförler başparmaklarını hatta kollarını kaybedebilmektedirler.[80]. Otomobil sürücülerine "şoför" denmesi de bu dönemden kalmadır. Fransızca "chauffeur" sözcüğü, "ısıtıcı" anlamına gelir. O dönemde otomobili çalıştırmadan önce sürücüler yakıt ile motoru ısıtmak zorundaydılar.[81]

Çoğu otomobilin üstü henüz kapalı olmadığından, sürücü ve yolcular etraftan sıçrayan taşlardan ya da rüzgâr ve yağmurdan korunmak için örtünmek zorundaydı. Köye giren bir otomobil hemen içindekilerin kadın şapkalarına benzeyen başlıklarıyla dikkat çekmekteydi.[81] Bu tarz başlıklar ön camların ortaya çıkmasıyla kullanılmamaya başlamıştır.


Otomobilin yayılması


Suçlular ve otomobil

Otomobilin kısa sürede bir lüks objesi olması suçluların da dikkatini çekmiştir. Otomobil hırsızlığının yanısıra otomobil suçluların suç işledikleri yerden hızla kaçabilmeleri için bir araç olmuştur. Öne çıkan örneklerden biri otomobilden bir suç aleti olarak yararlanan Bonnot çetesidir. 1907'de Georges Clemenceau otomobil kullanan ilk mobil polis gücünü oluşturur.[82]

Otomobil ile anılan birçok suçlu bulunur. Örneğin 1930'ların ünlü soyguncuları Bonnie ve Clyde polisten kaçarken otomobilleri içinde vurularak öldürülürler.[83] Al Capone'da saatte 130 km hız yapan, 90 bg'lik V8 motoru olan Cadillac 85 Town Sedan aracıyla anılır. Zırhlı olan ve güvenlik açısından son derece iyi ekipe edilmiş bu otomobil, Al Capone'un tutuklanmasından sonra ABD başkanı Franklin Delano Roosevelt'in makam aracı olarak kullanılmıştır.[84]




Bonnie & Clyde, 1933 yılında.


Sinemada otomobil


Aynı dönemde bulunan sinema ve otomobil, başından beri birbirleriyle bağlantı içinde olmuşlardır. Otomobil, sinema için kısa zamanda bir yaratıcılık kaynağı hâline gelmiştir. Otomobil ile kovalamacalar insanları büyülemekte, otomobil kazaları ise güldürmektedir. Otomobil sahneleri burlesk tarzda çekilmektedir. Otomobil, Laurel ve Hardy'nin komedilerinde, özellikle ilk kısa filmlerinden biri olan The Garage[85] 'da sıklıkla kullanılmıştır. Bu film yalnızca otomobil ile ilgili komik sahnelerden oluşmaktadır. Özellikle Ford Model T, filmlerinde çok kullanılmıştır. Otomobil, sinema için vazgeçilmez bir aksesuardır, iki aşığın otomobil içinde öpüştüğü romantik sahnelerden, Mafya'nın öldürdüğü kişilerin cesetlerini taşımak için otomobil kullandığı sahnelere kadar değişik şekillerde kullanılmıştır.[86] Çok daha sonraları The Love Bug, Christine gibi filmlerde baş aktör bir otomobil olacaktır.


At arabası karoserilerin sonu


20. yüzyılın başında otomobil karoserilerinde değişim başlar. İlk otomobiller, hem tahrik sistemleri hem de şekilleri itibariyle, atlar tarafından çekilen arabalara benzemekteydiler. 1900'lerin otomobilleri sonunda "özgürlüğüne"»[87] kavuşur ve şekil değiştirirler.





Castagna tarafından çizilen A.L.F.A 40/60 HP.


İlk karoseri tasarımı Fransızca "yüz yüze" anlamına gelen vis-à-vis adını taşıyan bir De Dion-Bouton otomobiline aittir. Bu otomobil, oldukça kısa ve yüz yüze oturan dört kişiyi taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştır. O dönemlerde rekor sayılacak bir sayıda, 2.970 adet satılmıştır. Otomobilin şekil değiştirdiği bu dönemde en yaratıcı karoserileri Jean-Henri Labourdette, otomobillere verdiği tekne ve uçak şekilleriyle ortaya çıkarmıştır.[87]

1910'larda öncü bazı tasarımcılar otomobillerde aerodinamik tasarımlar yapmaya çalışır. Güdümlü balonlara benzeyen karoserisi ile Castagna tafaından çizilen A.L.F.A 40/60 HP otomobili bunlara bir örnektir.





"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:17   #8 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

1910-1940 yılları


Taylorculuk

ABD'li iktisatçı ve mühendis Frederick Winslow Taylor, "Taylorculuk" adı verilen bir "Bilimsel Yönetim Kuramı"nı ortaya atar. Bu kuram kısa sürede, özellikle de Henry Ford tarafından uygulanmasıyla birlikte otomotiv dünyasında tartışmalara yol açar ve otomobil tarihinde yeni bir çığır açar.[88] ABD'li otomobil üreticisi Ford, Taylor'un yöntemine "Fordçuluk" adını verir ve 1908'den itibaren bu yöntemin felsefesini ortaya koyar.[46] Bu yöntem yalnızca Ford tarafından uygulanmaz, Fransa'da Renault kısmen de olsa bu yöntemi uygulamaya başlar ve 1912'de tamamen Taylorculuğa geçer.





Ford Model T otomobillerin montaj hattı. Bir balansel yardımıyla, araca monte edilecek olan alt birleşik üst kattan çalışma postasına getirilir.


Otomobil endüstrisinde Taylorculuk ya da Fordçuluk bir endüstriyel devrimden daha öte bir yaklaşımdır. Bu yöntemle birlikte, yalnızca imtiyazlı bir zümreye lüks tüketim malları yapan zanaatkârlar, artık büyük kitleler için sıradan ürünler yapan uzman işçilere dönüşür. 20. yüzyılın başında Ford, kalifiye eleman eksikliği, devamsızlık, alkolizm gibi birçok personel sorunuyla karşılaşmıştır. Taylorculuğun önerdiği gibi, çok az ya da hiç kalifiye işgücü gerektirmeyen üretim bantlarının kurulmasıyla birlikte üretim maliyetleri önemli ölçüde düşer ve bu yeni ulaşım tarzının daha büyük kitlelerin tüketimine sunulmasına olanak verir.

ABD'de hızlı gelişme

Otomobil endüstrisi hızla gelişir. Fransa otomobil tasarımında öncü olduğu kadar, ABD'de de otomotiv endüstrisinde öncüdür. ABD otomotiv endüstrisi Ford ve General Motors ile hızlı bir yükseliş yakalar.[89]. Bu başarının altında standardizasyon, işçilik ekonomisi, işletmelerin biraraya gelmesi gibi faktörler yatmaktadır.[90]. Birçok ABD otomotiv devi 1920-1930 arasında ortaya çıkar: Chrysler 1925'te, Pontiac 1926'da, LaSalle 1927'de, Plymouth 1928'de kurulur.

1901'de bir ABD şirketi olan "Olds Motor Vehicle Company" tek bir modelden üç yıl içinde 12.500 adet satar.[92]. Taylorculuktan ortaya çıkan "üretim bandı" ilkelerine göre üretilen ilk otomobil "Ford Model T" o dönemde dünyada en çok satılan otomobil konumuna gelir. İlk gerçek "halk arabası" sayılan Ford Model T, 1908 - 1927 yılları arasında , 15.465.868 adet satılır.

1907'de Fransa ve ABD yaklaşık 25.000 otomobil üretirken Büyük Britanya yalnızca 2.500 otomobil üretmekteydi. Üretim bandında otomobil üretimi, üretim sayılarını artırdı. 1914'te, 250.000'i Ford Model T olmak üzere ABD'de 485.000 otomobil üretildi. Aynı yıl üretim sayısı Fransa'da 45.000, Büyük Britanya'da 34.000 ve Almanya'da 23.000 idi.


I. Dünya Savaşı

Marne Taksileri


Otomobil I. Dünya Savaşı sırasında önemli bir rol oynar. At kullanmaya alışık olan askerler, hızlıca hareket edebilmek için otomobillerden yararlanırlar. Cepheye erzak ve mühimmat nakli için de otomobiller kullanılır. Hem cephe hem de cephe gerisi örgütlenme değişikliğe uğramıştır. Cephede yaralananlar artık özel olarak döşenmiş kamyonlarla cephe gerisine taşınır. Atlı ambülansların yerini motorlu ambülanslar alır.



Marne Taksileri, Paris 2008 Otomobil Fuarında sergide.


Marne Taksileri, otomobilin açtığı yeniliklere bir örnektir. 1914'te Almanların Fransız cephesini yarması sonucu Franszılar büyük bir saldırı planlar. Alman ilerleyişini durdurmak için Fransızların yedek güçlerini hızla cepheye ulaştırmaları gerekmektedir. Trenler ya kullanılamaz durumda ya da yeterli kapasitede değildir. General Joseph Gallieni askerleri cepheye taşımak için Paris taksilerini kullanmaya karar verir. 7 Eylül 1914'te tüm taksilere seferberlik emri verilir ve beş saat içinde 600 taksi ordunun emrine geçer.Bu taksiler, beşer kişi taşıyarak ve iki kere gidiş-geliş yaparak 5.000 askeri cepheye taşır. Bu fikir sayesinde Paris, Alman işgalinden kurtulur. Otomobil, bu şekilde ilk defa savaş alanında kullanılır ve endüstrileşmesi için önemli destek kazanır.

Askerî otomobiller

Savaşın başlamasıyla birlikte otomobil kısa sürede bir savaş makinasına dönüşür. Otomobilin askerî amaçlar için kullanılması konusunda Fransız albay Jean-Baptiste Estienne "zafer, her türlü arazi koşulunda hareket edebilecek bir otomobilin üzerine bir top takabilecekler tarafından kazanılacaktır" der ve kaba hatlarıyla bir tanka benzeyen palet üzerinde hareket eden bir zırhlı araç tasarlar[97]. Basit Rolls-Royce Silver Ghost otomobilleri zırhlı levhalarla kaplanır ve cepheye sürülür.





I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz Rolls-Royce marka otomitralyöz.


Ülke çapında herkesin savaşa katkıda bulunduğu bu dönemde büyük otomotiv şirketleri de savaş için katkıda bulunur. I. Dünya Savaşı çıkmadan önce Berliet, Fransız Ordusuna ekipman sağlamaya başlamıştır. Benz, 6.000 kadar personel taşıyıcı üretir. Daimler denizaltılar için yedek parça yapar. Ford, savaş gemisi ve uçağı üretir. Renault, ilk savaş tanklarını üretmeye başlar. Otomobilin bu şekilde kullanımı savaş sahasında zayiatın artmasına neden olur. Güvenlik içinde düşmana ateş açılmasına ve geçilmez denilen engellerin aşılmasına olanak verir.

11 Kasım 1918'de savaş biter. Savaşın ardından küçük otomobil şirketleri de ortadan kalkmış ve yalnızca mühimmat ve askerî gereçler üreten şirketler ayakta kalabilmiştir. Her ne kadar bazı şirketler doğrudan otomobil alanında çalışmamış olsa da, uçak motoru üreten Bugatti ve Hispano-Suiza gibi şirketlerin geliştirdiği malzemeler ve teknikler otomobil endüstrisine de yararlı olmuştur.







"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:17   #9 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

Dünya savaşları arası dönem


Avrupa Amerikan modelini uyguluyor

I. Dünya Savaşı'nın 1918'de sona ermesinden sonra endüstri ve ekonomi çok zayıflamış, fabrikalar yıkılmıştır. Avrupa, tekrar ayağa kalkmak için Amerikan modelini uygulamaya başlar. O dönemin en başarılı sanayicilerinden André Citroën Amerikan modelini taklit eder, 1919'da Citroën şirketini kurar ve otomobile getirdiği yeniliklerle kısa sürede başarılı olur. André Citroën, ABD'de Henry Ford'u ziyaret ederek ABD otomobil fabrikalarında uygulanan üretim yöntemlerini öğrenir.




"Citroën Type C", 1921'de üretilen Citroën model halk otomobili.


Ama üretim yöntemlerinin ötesinde Amerikan modeli, Ford Model T gibi bir "halk otomobili" geliştirmenin önemini kavrama açısından önemlidir. Birçok Avrupalı otomotiv üreticisi bu sınıf otomobilleri üretmeye başlar. Fransa, küçük araba üretimi yapan şirketlere vergi muafiyeti sağlar. Peugeot "Quadrilette", Citroën ise ünlü "Citroën Type C" modellerini üretir.


Çılgın yıllar

On yıl içerisinde Avrupa gelişir ve otomotiv sanayiini sağlamlaştırır. 1926'da Mercedes ve Benz birleşerek lüks ve spor otomobil üreticisi Mercedes-Benz'i kurar. Ferdinand Porsche, bu şirketin teknik direktörlüğünü 1923 ile 1929 yılları arasında yapar. Bu birleşme sonucunda " S " modeli doğar ve daha sportif olan " SS ", " SSK " ile " SSKL " modelleri ortaya çıkar. BMW ise daha önce, 1923'te dönüşümünü başarılı ile tamamlar.

Otomobil daha büyük kitlelere ulaşmayı başarırken 1920'lerde tüm zamanların en güzel tasarımları sayılan otomobiller ortaya çıkar.[101]. Bu lüks otomobiller, zor zamanların ardından tekrar elde edilen refahın sembolüdür. Bu dönemin öne çıkan iki modeli: Isotta Fraschini'nin "Tipo 8" modeli ve Hispano-Suiza'nın "Type H6" modelidir. Çok büyük boyutlara sahip olan bu otomobillerin ilki 5,9 litre ikincisi 6,6 litre motora sahiptir.





Bugatti "Royale" aşırılıklarıyla herkesi büyüler.


Bugatti şirketi de bu dönemde başarılı olur. Otomobil tasarımından sorumlu olan Jean Bugatti, "cesur, geniş hareketler ile ortaya çıkan ve zerafet ile birleşen büyük eğriler içeren" tasarımlara imzasını atar.[102]. Bu döneme ait en tipik otomobillerden olan Bugatti " Royale" 1926'da 6 adet olarak üretilir. Markanın en lüks otomobili olan bu model yalnızca hükümdarlara ve elit tabakalara yönelik olarak yapılmıştır. Dingil aralığı 4,57 m olan ve 14,726 litrelik motor içeren bu otomobilin fiyatı 500.000 Fransız frangının üzerindedir.

Britanya markası Rolls-Royce 1906'da ortaya çıkmasına rağmen 1920'lerde genişlemiştir. Başarılı satıcı Rolls ve kalite düşkünü mükemmelliyetçi Royce'un ortaklığı sonucu "en pahalı ama dünyanın en iyi" otomobilleri ortaya çıkmıştır.Otomobil tasarımında karöserinin önemli bir yer tuttuğu bu şatafatlı dönem kısa sürecektir.



Yeniden ekonomik kriz

İki dünya savaşı arasındaki dönem lüks otomobiller için bir altın dönem olmuştur çünkü otomobiller artık güvenilirlilik açısından gelişmiş, yol altyapısı iyileşmiş ama otomobil için yasal düzenlemeler henüz yolun başındadır. Fransa o dönem için dünyanın en iyi yollarına sahip olmakla böbürlenmektedir. Ama 1929'da Wall Street'te yaşanan "Kara Perşembe", diğer ekonomik sektörler gibi otomotiv endüstrisini de çok kötü etkilemiştir. Krizden ilk etkilenen ABD otomotiv endüstrisi olmuş ve satışlar hemen düşmüştür. ABD'de 1930'da 2.500.000 adet otomobil üretilmesine karşı, 1932'de yalnızca 1.500.000 otomobil üretilmiştir.[106]. "Çılgın yılları" şüphe ve belirsizlik içeren bir dönem izlemiştir.





Peugeot 402, Streamline Moderne akımının Fransa'daki temsilcisi.


Otomobil üretimini artırmak için Avrupalı ve ABD'li üreticiler, daha hafif, daha hızlı ve daha ekonomik modelleri piyasaya sürer. Bu modellerin ortaya çıkmasında motorlar ve vites kutularının iyileştirilmesinde sağlanan ilerleme önemli rol oynamıştır. Bu dönem ayrıca gerçek bir estetik devrime de sahne olmuştur. Cabriolet, coupé model otomobiller ortaya çıkmıştır. Gittikçe geliştirilen motorların üzerine, uçaklardan yararlanılarak artık daha aerodinamik karoseri tasarımları kullanılmaya başlanmıştır. Otomobillerde artık Art déco'nun bir akımı olan Streamline Moderne zamanıdır. Karoseri tarzları oldukça değişmiştir. 1919'lara kadar otomobillerin %90'ı açık karoseriye sahip iken 1929'larda bu oran tersine dönmüştür. Artık üretimi mantık kullanarak yapmak, konforu, kullanım kolaylığını ve güvenliği artırmak için çalışılır.


Otomobilde dönüm noktası

Önden çekiş

Otomobilde önden çekiş üreticiler tarafından çok ilgi görmez. 1920'lerden itibaren iki mühendis özellikle yarış otomobillerinde önden çekiş ile denemeler yapar. 1925'te Cliff Durant tarafından tasarlanan önden çekişli bir Miller "Junior 8" model otomobil Indianapolis 500 yarışına katılır. Dave Lewis tarafında sürülen araç genel klasmanı ikinci olarak tamamlar. Otomobil üreticisi Harry Miller bu teknolojiyi yarış otomobillerinde kullanmaya devam eder ama otomobil üretiminde kullanmaz




1913 yılı Indianapolis 500 deparı.

Her ne kadar Fransız Jean-Albert Grégoire 1929'da Tracta şirketini bu prensip üzerine kurmuş olsa da önden çekişin önemli bir etki yaratması için iki ABD'li otomobil üreticisini Cord ve Ruxton'u beklemek gerekecektir. Cord'un "L-29" modeli yaklaşık 4.400 adet satar.[109]. 1931'de, DKW'de Front modeliyle bu teknolojiye geçer. Ama bu teknoloji yaygın kullanımına birkaç yıl sonra Citroën Traction Avant modeliyle başlar. Önden çekişin yararı ağırlık merkezinin alçaltılması ve yol tutuşunun iyileştirilmesidir.

Tek hacimli karoseri

Tek hacimli karoserinin kullanılması da otomobil üretimi için önemli bir dönüm noktasıdır. 1960'larda bu karoseri tipinin yaygın uygulanmasından çok önce Lancia 1920'lerde kullanmaya başlamıştır. Tekneleri inceleyen Vincenzo Lancia, klasik şasi yerine yan panoların ve koltukların takılabileceği çelik bir yapı geliştirmiştir.




Tek hacimli karoseri kullanan 1935 model Chrysler Airflow.

Bu yapı otomobilin genel dayanımını da artırmaktadır. 1922'de Paris otomobil fuarında sergilenen Lancia Lambda ilk tek hacimli karoseriye sahip olan modeldir.[111]. Çelik kullanımı otomobillerde giderek artar ve tamamı çelik ilk modeli Citroën yapar.[112]. Bu karoseri modeli 1930'lardan itibaren giderek birçok otomobil üreticisi tarafından kullanılmaya başlar. Chrysler'in 1934'te çıkardığı Airflow, Lincoln'ün 1935'te çıkardığı Zephyr, ya da Nash'in "600" modeli bunlar arasında sayılabilir.





"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 18 Ağustos 2011, 18:18   #10 (permalink)
Death Surgeon

Hüseyiи. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karanlıklardan..
(Mesajlar): 8.363
(Konular): 2017
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 403423
Aldığı Beğeni: 1924
Beğendikleri: 2408
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Oscar Ödülü 
Standart

20. yüzyılın ortası


II. Dünya Savaşı


II. Dünya Savaşı sırasında otomobil Avrupa'da hemen hemen ortadan kaybolur ve yerini bisiklet ve bisikletli taksilere bırakır. Bu dönemde özellikle benzin yokluğu nedeniyle otomobiller sahiplerinin garajından dışarı çıkamaz. Benzinli motorların yerine kullanılan ve odun gazı ile çalışan otomobil motorları bu dönemde ortaya çıkar. Panhard, bu motor türü ile ilginen ilk otomobil üreticisidir.[113] Fransa'da Alman işgali altında yaklaşık 130.000 otomobile bu motor eklenir.

Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır. Avrupa sanayisi, işgale uğradığı Almanya'nın kontrolüne girer. Yeni otomobil tasarlamanın zorluklarına rağmen, üreticilerin çoğu gelecek için model tasarımına başlar.[115]. Savaş diğer alanlarda olduğu gibi otomobil için de bir teknolojik gelişme fırsatı sağlamış ve bant üzerinde üretimin artmasına olanak vermiştir.[116]. Otomobillere otomatik vites kutusu, otomatik debreyaj, hidrolik süspansiyonlar ve senkronize vites kutuları takılmaya başlanmıştır.[117]. 1940'ta ABD hükümeti için yaratılan hafif keşif aracı Jeep Willys yalnızca II. Dünya Savaşı'nın sembolü hâline gelmemiş aynı zamanda otomobillerde uygulanan gelişmelerin de bir sembolü olmuştur.


Savaş sonrası

Ekonomik büyümenin tekrar başlaması


Savaştan hemen sonra otomobil yalnızca bazı imtiyazlı kimseler tarafından alınabiliyordu. Avrupalı otomobil üreticileri tesislerini tekrar kurmaya çalıştıklarından Avrupa'da satılan otomobillerin çoğunluğu ABD endüstrisinden geliyordu.[118]. Savaş sonrası Avrupa yokluklar içindeydi ve ülkeler otomobille ilgilenmeden önce yeniden yapılanmak zorundaydı.[119]. Her ne kadar 1946 yılı otomobil fuarında sergilenen Renault 4CV gibi modeller gelecek hakkında olumlu işaret verse de enflasyon ve ücretlerin artmaması ailelerin alım gücünün düşmesine neden olmuştu.

Avrupa endüstrisi 1946-1947 yılları arasında normale döner.[120]. Dünya üzerinde otomobil üretimi büyük ölçüde artar. 1945 ile 1975 yılları arasında bu sayı 10 milyondan 30 milyona çıkar.[121] Teknik gelişme, verimliliğin artışı ve endüstriyel yoğunluk sayesinde Avrupa'da küçük ekonomik otomobiller ortaya çıkar.

Bu artış, artık yalnızca temel gereksinimlerini karşılamanın ötesine geçen bir tüketim toplumunun da ortaya çıkışını gösterir. Bu durumdan en çok yararlanan sektör şüphesiz otomotiv sektörüdür. Sürekli artan talep karşısında üreticiler seri olarak üretim yapmak zorundadır.

1946'da Almanya'da ilk 10.000 "Vosvos" üretilir. Fransa'da 1946'da üretime başlayan Renault 4CV, 1954 yılına gelindiğinde 500.000'den fazla üretilmiştir. İtalya'da savaştan hemen önce çıkarılan küçük Fiat otomobiller görülmemiş bir başarı yakalar. Biraz gecikmeli olarak İngiltere'de ünlü Mini ile küçük otomobiller üretmeye başlar. Bu rakamlar otomobil için yeni bir dönemin başladığını göstermektedir. Artık otomobiller üst sınıfın değil toplumun tamamının kullanımına girmeye başlamıştır.


Otomobilin efsaneleri

Enzo Ferrari, 1920'lerden beri Alfa Romeo takımında otomobil yarışlarına katılmaktadır ama II. Dünya Savaşı'dan önce kendi şirketini kurmak için Alfa Romeo'dan ayrılır. Ama Avio Costruzioni adını verdiği şirketiyle yaptığı otomobiller ancak savaştan sonra tanınmaya başlar ve "adı otomobil tarihinin en tanınmış markası hâline gelir."[122]. 1947'de ilk Ferrari yarış otomobili Ferrari 125 S adıyla üretilir.

1949'da yarış otomobili Ferrari 166 MM Le Mans 24 Saat yarışını kazanır ve Ferrari 166 S Maranello fabrikalarında üretilen ilk turizm otomobili olur. Farklı kullanım amacıyla yapılan bu iki model, özellikle mekanik olmak üzere birçok ortak noktaya sahiptir. 1950'lerde Ferrari birçok dayanıklılık yarışını kazanarak markasının ününe ün katar.

Savaş sonrasında Nazilerle işbirliği yapmak suçundan hapiste tutulan Ferdinand Porsche özgürlüğüne kavuşur. 1947'de salıverilmesinin ardından oğlu Ferry Porsche ile birlikte "356" adı verilen bir prototip üzerinde çalışmaya başlar. Bu prototip, tasarımı Ferdinand Porsche tarafından yapılan "Vosvos" gibi motoru ortada olan küçük bir roadster modelidir. Resmî olarak Porsche markasının ortaya çıkışını gösteren bu prototipin son hâli 1949 Cenevre otomobil salonunda sergilenir ve "çevikliği, kısa dingil mesafesi ve ekonomikliği" ile herkesin ilgisini çeker. Başarılı mekaniği ve modası geçmeyen çizgileri ile markanın ünü gün geçtikçe artacaktır.





Ferrrari 250 TRI, 1963'te Nürburgring'de.


Şampiyonaların doğuşu

1920-1930 yılları arasında sportif yarışmalar için özel olarak yapılan otomobiller ortaya çıkar. Ancak bu spor disiplini 1946'da Fédération Internationale du Sport Automobile (Uluslararası Otomobil Sporu Federasyonu) tarafından kuralları ortaya çıktıktan sonra yaygınlık kazanmıştır.

Otomobil yarışları hızla yayılırken, Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) 1950'de otomobil üreticilerinin katılacağı dünya çapında bir yarış düzenlemeye karar verir. Bu uluslararası şampiyona, Indianapolis 500 dışında Avrupa'da yer alan altı "grand prix"den oluşmaktadır. Yarışlar silindir hacmi 4,5 litreyi geçmeyen Formula 1 otomobillerine ve Indianapolis 500 sırasında Indy Carlara açıktır. Giuseppe Farina ve Juan Manuel Fangio tarafından kullanılan Alfa Romeo Alfetta (type 158 ve 159) modelleri şampiyonanın tamamına damgasını vurur. Bunun üzerine FIA kategorileri oluşturur. Formula 2 böylece 1952'de ortaya çıkar.


1950'lerin öncüleri

Doğu Bloğu ülkelerinde, Lada, Trabant ve GAZ gibi otomobil üreticilerinin yaşadığı teknik durgunluğa rağmen otomobil yalnızca nomenklaturaya rezerve edilmişti.[124]. Doğu Avrupa'da bir yenilik olmasa da batıda yeniliğin öncüleri ortaya çıkıyordu.





Chevrolet Corvette, karoserisi cam elyafından yapılan ilk otomobil.


Britanyalı otomobil üreticisi Rover, şimdiye kadar yalnızca uçaklarda kullanılan türbini bir kara aracına uyarlamaya karar verir. 1950'te türbin ile tahrik edilen ve "Jet 1" adı verilen ilk modeli sergilerler. Rover, 1970'lere kadar türbin kullanan otomobilleri geliştirmeye ve üretmeye devam eder. Fransa'da da Jean-Albert Grégoire ve Socéma şirketi türbin ile donatılmış olan ve saatte 200 km hız yapabilen bir model geliştirir. Ancak bir füzeye benzeyen şekliyle, türbin ile donatılmış en ünlü otomobil General Motors'un "Firebird" modelidir. XP-21 adı verilen ilk Firebird modeli 1954'te üretilir.[125].

İlk Amerikan spor otomobili sayılan 1953 model Chevrolet Corvette birçok yenilik taşımaktadır. Bir konsept aracın çizgilerini taşıyan ilk seri otomobil olmasının yanısıra karoserisi sentetik olan cam elyafından yapılmış ilk otomobildir. Fransa'da Citroën DS getirdiği birçok yenilik ile ön plana çıkar: hidrolik direksiyon, diskli frenler, otomatik vites kutusu, hidropnömatik süspansiyonlar ve aerodinamik yapı.[126].


Uluslararası nitelik kazanıyor

1950'lerden itibaren otomobil yalnızca ABD ve birkaç Avrupa ülkesinin "oyuncağı" olmaktan çıkar. Önceden izole bir pazara sahip olan İsveç 1947'de Volvo PV 444 modeliyle uluslararası pazara açılan ilk otomobilini yapar. Bunu yine İsveçli otomobil üreticisi Saab izler. ABD ve Avrupalı otomobil üreticileri güneydeki ülkelere, özellikle Latin Amerika'ya yayılarak yeni fabrikalar açar. 1956'dan itibaren Volkswagen Beetle Brezilya'da üretilmeye başlar. Avustralya pazarını ele geçirmek için General Motors tarafından Holden markası 1948'de kurulur ve bu ülkeye özgü otomobiller üretmeye başlar.






Volvo PV444, uluslararası nitelik taşıyan ilk İsveç otomobili.

Japonya ilk seri otomobillerini üreterek yavaş yavaş üretimini artırmaya başlar. Endüstrideki gecikmelerinin önüne geçmek için bazı üreticiler batılı şirketlerle ortaklık kurar. ABD'li istatistikçi William Edwards Deming, sonradan "Japon mucizesi" olarak anılacak olan savaş sonrası Japon ekonomisinin gelişmesinin temeli olan kalite yönetimi yöntemlerini Japonya'da geliştirir.


Ellili yıllar


Görülmemiş ilerleme

1950'lerde yaşanan önemli ekonomik büyüme otomobil üretiminin de önemli derecede artışını sağlar. II. Dünya Savaşı sonucu yeniden kurulan sanayi etkisini göstermeye başlar. Refah seviyesinin yükselmesi sonucu tüketim mallarının satışı artar ve yeni teknolojik gelişmelerin önü açılır. 1954'ten itibaren otomobillerin satış fiyatı yıllardır ilk defa azalır. Otomobil sahibi olmak için artık kredilerden yararlanılır. 1960'larda sanayileşmiş ülkelerde artık herkes otomobil alabilme noktasına gelmiştir.[130]. Ellili yıllarda ABD'de otomobil üretimi o döneme kadar görülmemiş rakamlara ulaşır. 1947'de 3,5 milyon, 1949'da 5 milyon ve 1955'te yaklaşık 8 milyon otomobil ABD'de üretilir.






1950'lerin sembol otomobili Mercedes-Benz 300 SL.


ABD'de gittikçe daha büyük otomobiller üretilirken, Avrupa'da orta büyüklükte motor hacmi ile ekonomik otomobillerin geliştirilmesi daha yaygındır.[117]. 1953'ten itibaren Avrupalılar, ABD'yi yakalar ve küçük ve orta ölçekli araç pazarında liderliği elde ederler. Müttefik Kuvvetler tarafından yapılan yardımlardan ve ABD yatırımlarından yararlanan Almanya otomobil üretiminde Avrupa'da lider konuma gelir.[132]. Yine de fabrikaları Sovyetler tarafından girilen bölgelerde kalan BMW ve Auto-Union gibi şirketler bu eknomik büyümeden hemen yararlanamayacaklardır. Orta ve lüks segmentte otomobil üreten Mercedes-Benz ise dünya pazarının lideri olma isteğini gösterir. Bu arzu sonucunda 1954 New York otomobil salonunda "martı kanadı" gibi açılan kapılarıyla 1950'lerin sembolü hâline gelen Mercedes-Benz 300 SL sergilenir.


Otomobil tasarımı gelişiyor

Biçim açısından bakıldığında otomobil tasarımı giderek daha yaratıcı olmaya başlar. Birbirlerinden çok farklı iki akım otomobil tasarımını derinden etkiler. Bunlar Amerikan refahı ve İtalyan inceliğidir. Tasarıma ilk önemi Amerikalılar verir. "Detroit'in Üç Büyüğü" için çalışan tasarım devleri General Motors için Harley Earl, Ford için George Walker ve Chrysler için Virgil Exner'dir. Raymond Loewy'de tasarımın gelişmesinde rol alır ve 1944'te endüstriyel tasarımcılar derneğinin kurulmasına önayak olur. Üç yıl sonra Time dergisinin kapağına çıkar. En güzel tasarımı 1953'teki Studebaker Starliner modelidir.






Pininfarina tasarımı Cisitalia 202

Ama daha uzun süre yaşayacak olan İtalyan tarzı tasarımdır. Otomobil tasarımının büyük isimleri hâlâ bu alanda liderliklerini sürdürmektedir: Pininfarina, Bertone, Zagato, Ghia... Bu yeni moda 1947 Paris otomobil salonunda Pininfarina tarafından aşağıya doğru inen kaput tasarımıyla "savaş sonrası otomobil tasarımında belirleyici olan" Cisitalia 202 modeliyle lanse edilmiştir.

ABD'de tasarım stüdyoları 1930'lardan beri varolmasına rağmen Avrupa'da henüz yoktur. Tasarımın önemini anlayan Simca Avrupa'da ilk tasarım stüdyosunu kurar. Kısa süre sonra Pininfarina ve Peugeot arasındaki işbirliğini gören diğer otomobil şirketleri de benzer stüdyolarla anlaşır.





"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter,
hayatın kurtulmuş demektir…"
1Q84 - Haruki Murakami


Hüseyiи. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
gelişim, kronolojisi, otomobillerin, tarihçesi, teknolojik, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557