Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Kişisel Gelişim > Okunmaya Değer Hikayeler
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Okunmaya Değer Hikayeler Okunmaya Değer Hikayeler olan hikayelerin paylaşımı burada.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree1Kişi Beğendi
  • 1 Post By Huzur
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26 Ocak 2013, 15:22   #1 (permalink)
Az İnsan , Çok Huzur.

Huzur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 26 Ağustos 2012
Nerden: GaziAntep
Yaş: 21
(Mesajlar): 5.718
(Konular): 2813
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 214066
Aldığı Beğeni: 1991
Beğendikleri: 4720
Ruh Halim: Mutlu
Takım :
Standart Nohut

“Ah bire gardaşım, Allah o yılları bir daha göstermesin. Neydi o öyle, ne açlıktı. Gene de rızk bir yerlerden geliyordu lakin. Demi Hafız emmi”
Hafız emmi özbek sarığı ile sarılı başını manalı manalı sallamıştıbakarak etrafındakilere. Orada oturanlar Hafız Emminin diyeceklerinden çok; doksanını geçmiş tepeden tırnağa ap-ak olan ve yine kendisi gibi ap-ak birine emmi demesi ve esas hoş olanı, Hafız Emminin de O’na “yeğenim” demesiydi.
“Ya yaa” diye başladı Hafız emmi söze. “Çok kötü günlerdi o günler. Allah bir daha göstermez inşallah yeğenim” dedi. Osman emmi ile aralarında yirmi beş-otuz yaş olduğu halde, hiç birbirinden farkı görünmeyen Hafız emminin, kendisi gibi pamuk bir ihtiyara “yeğenim” demesi gerçekten çok ilginç gelmişti oradakilere. Osman emmi göz ucu ile Hafız emmiyi takip edip, başka diyeceğinin olmadığına emin olunca devam etti söze.
“N’edeceğimi şaşırmıştım artık. Oğlan eskerlik de, ben, bizim hatun, gelin ve beş torun eddi mi sekiz, üç de bacım ile iki yetimi, etti on bir nüfus. Aman gardaşım sanki sana garazı var çocukların. Önlerine ne goysan öyle yiyorlar. Acıkdıklarından deel de garazlarından yerler. Belki de bana öyle gelir. Heç unutmam. Her bişey tükenmiş idi evde. Sadece evin önündeki bahçeden iki güne bir yolduğumuz turupcuk otu. Onu da gavurgaç eder etmez havada kapışıyorlardı çocuklar. Ama sunu da demek gerek ki, çoğu zaman, her gün topladıkları da oldu turupcuk otunu. Üce Irabbım her biseyi almış, sanın ki, o sene otlara bereket vermiş idi. Dağ daş turupcuk, ısırgan, yarpuz, soğukluk otu. yığınla. Amma yeyince garın ağrıması da olmasa, gıtlık deme. Amma ve lakin, her zaman da aynı otlar yenmiyor gardaşım.”
“Heç bişey galmadı dediydim ya sözümün başında. Essahdan da yenecek bisey galmadıydı,çocuklar bana saldıracakmış gibi gelmeye başlamış idi. N’edeceğimi, nere gedeceğimi bilmeden, heç kimseye de demeden çıkdım evden. Delirdiydim herhal. Bir gün yol geddim. Açlık yol gederken de heç çekilmez imiş gardaşım. Heç çekilmez imiş. Hele ki yol kenarlarından epey; ışkın, yemlik ve eşkimecek topladım. Aklımda heç geri eve dönmek yokdu. Allah vekil, geri dönmek için çıkmamış idim evden. Dedim ya delimserek bir halim vardı. Ben bile farkında idim nasıl olduğumun. Daralıyordum, heç bir yerde duramıyordum, getmek, çekip getmek geliyordu içimden. N’edeceğimi nereye gideceğimi bilmeden, düşünmeden getmek. Ben de öyle yaptım. Başımı aldım, çekip gettim. İkinci gün Andırın’ı bitice geçtiydim ki aklıma babamın dostu Bekir Ali emmi geldi. Bir defa gettiydik de babamınan. Pekmezinen buğday değişdiydik o taraf köylerde. Sonra da Bekir Ali emminin evinde galdıydık. Eyi dostuydu babamın ırahmetlik.” Aşşanın adamını bilirim amma bu Bekir Ali’yi çıharamadım yeğenim” dedi Hafız Emmi.
“Hani çeltikde bir Andırın’lı zehir tenekesiynen su içdiydi de zehirlendiydi bir zaman da, bizim köylüler Gadirli’ye zor ulaştırdılardı, öyle gurtulduydu zavallı, işte onlardan emmi. Hani bizim deli ibraama bir hatun gişi getirdiydik kadını ölünce de, o da deli çıkdıydı da sen götürdüydün babamnan ya emmi köylerine. O köyden olur.” “Hııımm... bildim” dedi Hafız Emmi.
“Bekir Ali emmim beni görünce nasıl sevindi heç anlatamam. Hemen babamı sordu. Geçindi emmi altı sene evvel dedim. Siline siline ağladı, beni gucakladı da. Oturur-oturmaz yemeklediler beni. Herhal iki-üç ay olduydu yufka ekmek yemeyeli. Goca bir sahan gatıklı dövme aşıynan, ben deyim üç, siz deyin dört ekmek yedim. Canına mı siner gardaşım, canına mı siner heç. Her ekmek bölüşümde bir çocuk, her kaşık çalışımda diğer bir çocuk aklıma gelir de, yediğim beynime gider ellaham. Her zaman “ne hızmata geldiydin” diye soran Bekir Ali emmi bişeycikler sormadı. Ben de demedim nereye gedip nereden geldiğimi. Hoş ben de bilmem ya nereye gettiğimi. Gıtlıkla nasıl ettiğimizi sordu da, heç bir cuvaba gadir olamadım. O anladı halimden ki; “şurada yarım çuval bir nohut var yeğen giderken götür, çocuklara, bir-kaç öğün savarsınız. Buralarda da hal aynı, olanını veren utanmamış cennetliğimin aslan teberiği” dedi.
“Aman gardaşım, o başını alıp da çekip geden, bir daha da geri dönmeyecek olan ben deeldim o zaman. Oturamaz oldum da battı baa oralar. Emmi müsaade edersen ben gedem dedim. Bekir Ali emmi “ Bu acelen ne arhadaşımın teberiği. Sabah ola hayrola. Hele bir sabah olsun. Akşamın hayrından, sabahın şerri evladır derler. Yat hele bugün burda” dediyse de, yol ver ba emmi, gedem dedim. Durabilirmim heç gardaşım. Durabilinir mi. Nohut torbasını kavradım boğazından da, sırtıma atıp yola çıkışım bir oldu. Beni göreydiniz bir. Ne sevinirim, ne sevinirim gardaşım, değme keyf bende. Bir gelirim ki eve doğru. Hep düşlerim hızlı hızlı yürürken, çocukların haşlanmış, kavrulmuş nohudu nasıl kapışa kapışa yemelerini de içimden ne idüğünü bilemediğim bişeyler akar gider.”
“Nohudu sırtıma aldığım o hızınan, bir yerlerde kondum mu konmadım mı bilmiyom gayrı. Sabah ışımaya az galdıydı. Artık guşlar ötüşmeye başlamış idi sabah serinliğinde. Biraz sona da bizim kevenni belden aşağı döndüm. Ev aşağıda göründü de keyfim bin kat daha arttı. Bayır aşağı inerken biti de hızlandım. Yorulmamış idim heç. Bir-gaç gün evvel yağan yağmur yumuşacık etmiş tarlayı. Aşağı doğru inerken hafifden ayağım gömülür toprağa da, ondan bile keyf alırım. Keyflendikçe de, aşağı doğru koşuyorum sayın siz beni. Ah gardaşım ahh... Olacağın önüne geçilmez. Üce Irabbım neyi takdir eddiyse o olur. Daha ötesi yok bunun. Ayağım bir gaymaz mı... Nasıl oldu, nasıl düştüm bilemem onu gayrı. Bildiğim, yüzüm aşağı yatar buldum kendimi. Nohut torbasının ağzı acık dı da, heç bırakmadığımdan fark edemedim mi. Yoksa düşünce mi boşandı, onu da bilemem. Yüz üstü yatarım ve kulağımda caavvvv diye bir ses. Geddi gardaşım. Getti nohut. Hele torbada bir avuç da galsın ya. Hele bir çukurcuk olsun da, oraya bir avuç dolsun . Sonacıma bir deynek uzansın oraya, bir odun parçası olsun da arkasına dursun bir avuç. yok gardaşım yok. Heç bir yerlere, bir avuç bile durmadan, bayır tarlaya aşşa saçıldı nohut. Gıtlık gısmetedir gardaşım. Gıtlık oldu mu, depeden tırnağa olur imiş. Yatarım ben öyle. Yatmayıp da n’edem. İşte o zaman anladım ki, ben kahamaz halde yorulmuşum da, bilmez imişim. İnanın kahamadım epey. Davranmadım mı kalkmaya. Elbet davrandım birkaç defa. Amma kahamadım gardaşım. Garşı köylerden sabah ezanı ohunmaya başlayınca topladım kendimi biraz. Kalktım eve endim zor güç. Sevindi evdekiler. Gelin garşıladı beni, “ana babam gelmiş” deyi sesleyerek. Nohut getiriyodum kızım. Aha yoharı tarlada düştüm, yere saçıldı. Get toplayabilir isen topla gızım. Harmanın önüne aşşa saçıldı” dedim. “Sevinerek getti gelim “toplarım hepisini baba üzülme sen” dedi. “ Gurtlara guşlara gıtlık deelmi gardaşım. Goyarlar mı heç. Bir tane goymamışlar, toplamışlar guşlar sabah sabah. elinde bir avuç nohudunan geri geldi gelin.”
“Ah bire gardaşım. Gıymetini bilmek gerek bu günlerin. Şu bol nimeti şükürsüz bırakmamak gerek” dedi ortaya henüz hazırlanan siniyi göstererek. Gözlerini silerek sakalını sıvazladı. “Deel mi Hafız emmi” diyecekti belki hafız emmiye döndüğünde. Fakat Hafız Emminin, yüzünde kaybolmuş gözlerinden, pamuk yığını gibi ak sakalına dökülen siğim siğim yaşları görünce sustu.
Odadakilerin bir kısmı “Allah bu günümüzü aratmasın” dedi geri kalanıda “Amiinnn” diyerek katıldı duaya.




Diyarbakırlı Bunu beğendi.

Hep ulaşamadığını mı sever insan ?
Huzur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
nohut

« Sofiler | Dört Mum »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557