Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Kişisel Gelişim > Okunmaya Değer Hikayeler
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Okunmaya Değer Hikayeler Okunmaya Değer Hikayeler olan hikayelerin paylaşımı burada.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09 Şubat 2013, 13:54   #1 (permalink)
Az İnsan , Çok Huzur.

Huzur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 26 Ağustos 2012
Nerden: GaziAntep
Yaş: 21
(Mesajlar): 5.718
(Konular): 2813
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 214066
Aldığı Beğeni: 1991
Beğendikleri: 4720
Ruh Halim: Mutlu
Takım :
Standart Bitmemiş Bir Hİkaye (An Unfinished Story)

Cehennem alevlerinden sözedildiği zaman artık inlemiyor veya başımızın üzerine küller serpmiyoruz. (Katoliklerin dini bir adeti) Çünkü vaaz verenler bile bize Allah’ın radyum, ether veya bilimsel bir karışım olduğunu söylüyorlar. En kötüsü biz günahkarlar onun kimyasal bir tepkime olduğunu umabiliriz. Bu hoş bir hipotez, fakat yine de bizim, eski Ortodoks korkusu orada duruyor.
Bir insanın özgür bir hayal gücüyle ve çelişkiye düşmeden anlatabileceği iki konu vardır.
Rüyalarınızı anlatabilirsiniz, bir papağanın neler anlattığını söyleyebilirsiniz, hem ******** (rüya tanrısı) hem de kuş yeterli tanıklar değildir ve dinleyiciniz verdiğiniz resitale saldırmaya cesaret edemez..papağanın iki,üç kelimelik konuşması yerine, bir görüntünün bir temele dayanmayan örtüsü, temamı süsleyecek.
Gabriel oyununu oynamıştı, bizler ise yargılanmak üzere çağrıldık. Bir tarafta ciddi, siyah giyisili, beyaz gömlekli, profesyonel borsacılar vardı, fakat sanki gayrimenkullerinin tapuları konusunda bir anlaşmazlık var görünüyordu.
Uçan bir polis - polis bir melek- uçarak geldi ve beni sol kanadımdan yakaladı. Yakınımda çok zengin giyimli bir grup ruh, yargılanmak için bekliyorlardı.
Polis “ sen de mi şu güruhtansın?” diye sordu.
Cevabım “ onlar da kim?” oldu.
“Niye? onlar....”
Fakat bu ilgisiz şeyleri bırakıp, asıl hikayeye geleyim.
Dulcie, bir mağazada çalışıyordu. Hamburg işi denen nakışlar, biblolar , biber dolması, otomobil satıyordu. Kazancına gelince, kız haftada altı dolar alıyordu. Kalanı G tarafından muhasebe defterine başkasının hesabına borç olarak geçiriliyordu.
Mağazadaki ilk gününde, Dulcie’ye haftada beş dolar ödeniyordu. Bu miktarla nasıl geçindiğini anlatmak ders vermek olur. Umurunuzda değil mi? Tamam, büyük ihtimalle siz daha büyük rakamlarla ilgileniyorsunuz. Altı dolar büyük bir miktar. Size kızın haftada altı dolarla nasıl yaşadığını anlatacağım.
Bir akşam, saat altıda, Dulcie, şapkasının iğnesini tutturuyordu ki, Sadie adlı kız arkadaşına şöyle dedi. Sadie sol tarafta sizi bekliyor..
“Sade, bu akşam Piggy ile yemeğe çıkacağım”.
Sadie hayranlıkla “ Olamaz, çok şanslısın, Piggy korkunç bir züppe, çıktığı kızları hep züppe yerlere götürür, bir akşam Blanche’ı Hoffman’ın Yeri’ne götürmüş, züppe müzikler çalıyor, züppe yemekler yiyorlar ve bir sürü züppe görüyorsun Dulcie”
Dulcie aceleyle eve gitti. Gözleri parlıyordu ve yanakları şafak sökerken oluşan kızıllık gibi hayatın tatlı pembeliğini yansıtıyordu. Günlerden cumaydı ve son haftalığı olan elli senti vardı.Caddeler iş çıkışının telaşlı kalabalığıyla doluydu, Broadway’in elektrik lambaları yüzlerce, binlerce millik uzaklardaki, karanlıklardaki pervaneleri ışığına çekiyordu.
Gece açan kaktüs gibi, Manhattan, beyaz yapraklarını açıyordu.
Dulcie ucuzcu bir mağazanın önünde durdu ve elli senti ile sahte bir dantel yaka satın aldı. Aksi halde bu para başka şeylere harcanacaktı, onbeş sent öğle yemeğine, on sent kahvaltıya, on sent de akşam yemeğine, likör müsrifliktir neredeyse alem yapmaktır ama hayatın zevkleri olmadan olmaz ki..
Dulcie mobilyalı bir odada oturuyordu, mobilyalı bir oda ile pansiyon odası arasında fark vardır. Mobilyalı odada diğer insanlar sizin aç olduğunuzu bilmezler.
Dulcie üçüncü kattaki odasına girdi, lambayı yaktı. Bilim adamları bize en sert taşın elmas olduğunu söylerler. Yanılıyorlar. Evsahipleri elmastan daha sert olan bir şey bilirler, öyle ki, elmas onun yanında macun gibi kalır. Onu gaz deliğine koyarlar, insan sandalyenin üzerine çıkıp, parmakları kızarıp, berelenene kadar boşuna kazmaya çalışırlar. Saç tokasıyla bile çıkartamazsınız. Çıkartılmayacak bir şey diyelim.
Böylece Dulcie gaz lambasını yaktı. Lambanın çeyrek mumluk ışığında odasını tarif edelim.
Yatak olan bir kanepe, tuvalet masası, lavabo, bir sandalye, bunların çoğu ev sahibinin suçuydu. Kalanı Dulcie’ye aitti. Tuvalet masasının üzerinde hazinesi duruyordu. Sadie’nin hediyesi olan yaldızlı bir porselen vazo, bir takvim, pudra, rüya tabiri kitabı vee pembe fiyonkla bağlanmış kiraz şeklinde süsler.
Çatlak aynanın karşısındaysa çerçeve içinde General Kitchener, William Muldoon, Marlborough Düşesi ve Benvenuto Cellini’nin resimleri duruyordu. Karşı duvarda, Roma’lı başlığıyla O’Callahan’ın olduğu bir alçı duvar süsü vardı. Onun yanında da kelebek kovalayan bir çocuk reprodüksiyonu vardı. Dulcie’nin sanattan anladığı tüm bunlardı ve kimse de izinsiz kopyalar için kızın canını sıkmıyordu, ne de hiçbir sanat eleştirmeni kaşlarını kaldırmıyordu.
Piggy, saat yedide gelecekti. Kız hazırlanırken, biz de dedikodu yapalım.
Dulcie oda için haftada iki dolar ödüyordu. Haftasonları kahvaltısı on sente çıkıyordu. Giyinirken, gaz ocağında kahve yaptı ve yumurta pişirdi. Pazar sabahları ‘Billy’nin Restaurant’ında yirmibeş sente dana pirzola ve ananas kızartmasıyla krallar gibi kahvaltı yapıyordu.
Ve garsona da on sent bahşiş bırakıyordu. New York, insanı müsrif olmaya kışkırtan çok şey sunar. Hafta içi yemeğini mağazanın lokantasında öğle yemeğini altmış sente, akşam yemeğini de 1,05 dolara yiyordu. Akşam gazetesi –akşam gazetesi almamış bir New York’lu gösteremezsiniz!- altı sent ve Pazar günü iki gazete – bir tanesi biri okumak diğeri iş ilanları
İçin. Onlar da on sent. Toplam miktar 4.76 dolar, şimdi insanın giysi alması gerekir...
Vazgeçtim. Kumaşlar hakkında yapılan harika pazarlıklar ve iğne iplikle yaratılan mucizeler kulağıma geliyor. Fakat, yazılmamış, kutsal, doğal, Cennet’in adaletinin çalışmayan düzeni bakımından diğer kadınların sahip olduğu zevkleri Dulcie’nin hayatına da katma konusunda şüpheliyim, kalemim bu konuda havada asılı kaldı. Kız, iki kez lunaparka gitmiş ve atlı karıncaya binmişti. Zevkleri saatlerle değil de, yaz aylarıyla hesaplamak yorucu bir iş.
Piggy’ye gelince. Kızlar ona ad taktıkları zaman, saygın ama sevilmeyen ailenin üzerine haketmediği bir çamur atılmış oldu. Şişmandı, fare kadar korkak bir yüreği vardı, yarasa gibi alışkanlıklara sahipti ve bir kedinin asaletine sahipti. Pahalı takımlar giyiyordu ve açlık konusunda uzmandı. Bir tezgahtar kıza bakarbakmaz, onun çay ve şeker dışında besleyici ne yeyip, yemediği hakkında sizinle yarım saat konuşabilirdi.
Mağazaların olduğu yerlerde sinsi sinsi dolanır, tezgahtar kızları akşam yemeğine davet eder. Caddelerde köpeklerini gezdiren erkekler de ona bakarlar.öyle bir tip ki kalemim artık onu tasvir edemeyecek marangoz değilim.
Yediye on kala Dulcie hazırdı, çatlak aynada kendine baktı ve görüntüsünden memnun kaldı,
Koyu mavi elbisesinde kırışıksız üzerine oturmuştu, siyah, şık tüylü şapkası, biraz kirli eldivenleri, hepsi feragat temsil ediyordu, özellikle yemek yemekten feragat ettiğini...
Bir an Dulcie güzel olduğundan ve hayatın harika yanlarını göstermek için, esrarengiz peçesini kaldırmak üzere olduğundan başka her şeyi unuttu, daha önce hiçbir bey onu yemeğe davet etmemişti, şimdi bir anlığına yaldızlı dünyanın içine girecekti.
Kızlar Piggy’nin müsrif olduğunu söylemişlerdi, müzik eşliğinde fiyakalı bir akşam yemeği olacaktı, muhteşem giysili hanımlar ve kızların isimlerini söylerken zorlanacakları yemekler kuşkusuz onu tekrar yemeğe davet edecekti.
Bir vitrinde mavi ipek bir elbise görmüştü haftada on yerine yirmi sent biriktirirse bakalım yıllar alır ama 7. caddede ikinci el giysi satan bir mağaza vardı
Biri kapıyı vurdu, Dulcie kapıyı açtı, ev sahibi yüzünde kendini beğenmiş bir gülümsemeyle orada duruyor ve kaçak gazla pişirilmiş yemeği kokluyordu
Bay Wiggins adlı bir bey seni görmeye gelmiş
Kendisini ciddiye almak zorunda olan bahtsız kişiler ona böyle sesleniyorlardı.Dulcie mendilini almak için tuvalet masasına uzandı, orada durdu, alt dudağını dişledi, aynada kendisini uzun bir uykudan uyanan bir prenses gibi gördü. Kendisini üzgün, güzel ama kızgın gözlerle seyreden bir başkasını unutmuştu, kızın yaptığı şeyleri onaylayan veya lanetleyen tek kişi, uzun boylu, dobra, yakışıklı melankolik yüzünde üzgün ve insanı azarlar gibi bir bakışla tuvalet masasındaki resim çerçevesinden general Kitchener gözlerini kıza dikmişti.

Dulcie kurulu bir robot gibi pansiyoner kadına döndü
Ona gelemeyeceğimi söyle, hasta olduğumu veya başka bir şey söyle,
Kapı kapanıp, kilitlendikten sonra Dulcie yatağına atlayıp başını yastığa gömüp on dakika boyunca ağladı. General Kitcehener onun tek dostuydu o Dulcie’nin beyaz atlı prensiydi, adam gizli bir derdi varmış gibi üzgün bakıyordu, muhteşem bıyığı bir rüyaydı, kız, adamın gözlerindeki şefkatli ama kızgın bakıştan biraz korktu. Günün birinde belinde kılıcı, ayağında çizmeleriyle kapıya gelip onu isteyeceğine dair fantezisi vardı bir gün bir oğlan çocuğu sokak lambasının altında şıkırtılar yapınca, generalin geldiğini sanıp pencereye koşmuştu ama kimse yoktu. Generalin Japonya’ya gittiğini ve vahşi Türklerle savaştığını ve yaldızlı çerçevesinden çıkmayacağını biliyordu ama o gece, ona bakmak bile Piggy’i unutturmuştu.
Ağlaması geçtikten sonra, Dulcie ayağa kalktı ve en iyi elbisesini çıkartıp, eski mavi kimonosunu giydi. Yemek yemek istemiyordu. İki dize ilahi okudu, sonra burnunu ucundaki kırmızı noktayla uzun süre ilgilendi sonra bir sandalye çekip, çekmecesinden eski iskambil destesini çıkartıp kendisine fal baktı.
Yüksek sesle “korkunç, küstah şey, bir daha onunla asla konuşmayacağım, bakmayacağım bile”.

O'Henry





Hep ulaşamadığını mı sever insan ?
Huzur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bir, bitmemiş, hİkaye, story, unfinished


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557