Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Ağustos 2011, 18:28   #11 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
ALI PASA

Mehmed Emin Ali Pasa, 1814'de Istanbul'da Mercan'da dogdu. Babasi Ali Riza Efendi, Misir Çarsisi aktarlarindandi. 1830 yilinda bir aile dostunun araciligiyla Divan-i Hümayun kalemine girdi ve buradaki adete uygun olarak kendisine, boyunun kisaligindan veya güzel tavri ve kabiliyetinden dolayi Ali mahlasi verildi.

1833'de Tercüme Odasi'na girdi. 1835'te Avusturya Imparatoru Birinci Ferdinand'in tahta çikisini tebrik için Viyana'ya gönderilen heyette, ikinci baskatip olarak bulundu. 1837'de Petersburg'a gönderilen Mehmet Emin Ali Pasa, dönüsünde Divan-i Hümayun tercümanligina tayin edildi. 1838'de Londra elçisi, Resid Pasa'nin Paris'e geçisinden sonra da maslahatgüzari oldu. Resid Pasa'nin takdir ve himayesini kazanan Mehmed Emin Ali Pasa, kisa zamanda yükseldi. Devletin çesitli kademelerinde görevler aldi. Kirim Savasi sonunda Paris'te toplanan konferansta Osmanli Devleti'ni temsil etti ve 30 Mart 1856 tarihli Paris Baris Antlasmasi'ni imzaladi. Islahat Fermani ve Paris Antlasmasi'ndan dolayi Resid Pasa'nin agir elestirilerine maruz kaldi.

Birçok kez Hariciye Nazirligi ve Sadrazamlik görevlerinde bulunan Mehmed Emin Ali Pasa, 7 Eylül 1871'de öldü ve Süleymaniye Camiine defnedildi. Degeri öldükten sonra anlasilan ve yoklugu hissedilen bir devlet adami idi.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:28   #12 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
ALI RIZA PASA

Osmanli Sadrazami. 1886 yilinda Harbiye'yi bitirdi. 1898'de Erkâni Harbiyei Umumiye Dairesi baskanligi, Üsküp ve Manastir valiligi ve komutanligi yapti. 1908'de Harbiye Nazirligina ve Âyân Meclisi üyeligine getirildi. Hüseyin Hilmi Pasanin sadaretinde Harbiye Naziri, Balkan Savasi'nda Garp Ordusu Baskomutani oldu. VI. Mehmet tarafindan Sadrazamliga getirildi (2 Ekim 1919). Anadolu'da gelisen Kuva-yi Milliye'cilerle anlasmanin kaçinilmaz oldugunu görerek , Heyeti Temsiliye ile iliski kurdu ve Salih Pasayi, Mustafa Kemal ile görüsmek için, Amasya'ya göndererek anlasma yollarini aradi. Kuracagi kabinede Heyeti Temsiliye'nin isteklerini dikkate alacagina söz verdi. Fakat Kuva-yi Milliye'nin yönetim gücünü eline geçirmeye ve Heyeti Temsiliye'yi kaldirma çabalarina giristi. Müttefik Devletlerin baskisi karsisinda istifa etmek zorunda kaldi (1920). Son Osmanli kabinesinde Nafia ve Dahiliye Naziriydi (1922).




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:30   #13 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
ARAPZADE ARIF EFENDI

Osmanli Seyhülislamlarindan olan Arapzade Mehmed Arif Efendi, 1740 yilinda dogdu. Medrese tahsilini tamamladiktan sonra, kisa zamanda mahreç ve bilad-i erbaa derecelerini geçen Arapzade Mehmed Arif Efendi, 1785'te Yenisehr-i Fener kadiligina atandi. Bir süre sonra Mekke kadisi, 1789'da ise Istanbul kadisi oldu. 1795'te Anadolu, 1800'de Rumeli kazaskerligine tayin edildi.

Sultan Üçüncü Selim'in tahtan indirilip yerine Sultan Dördüncü Mustafa'nin padisah olmasindan sonra, seyhülislamlik makaminda da degisiklik yapildi. Serifzade Mehmed Ataullah Efendi'nin yerine seyhülislamliga getirildi. Yirmibes günlük seyhülislamlik dönemi buhranli geçti. Ne Sultan III. Selim'i tahta çikarmaya çalisan Alemdar Mustafa Pasa'ya, ne de Sultan IV. Murad'a yaranamayan Arapzade Mehmed Arif Efendi, Sultan Ikinci Mahmud'un tahta çikmasindan sonra, bu görevden azledildi. 14 Mayis 1826'da Istanbul'da ölen Arif Efendi, Çarsikapi'daki Sinan Pasa Medresesi haziresine defnedildi.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:31   #14 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
BARBAROS HAYREDDÎN PASA
Büyük Osmanli kapdan-i deryasi. Asil adi Hizir iken, din ve devlet yolunda yaptigi faydali islerden dolayi, Kanunî Sultan Süleyman tarafindan, dîne hayri dokunan manasina gelen Hayreddîn lakabi verildi. 1466'da, bir rivayette de 1483 senesinde Midilli'de dogdu. Dogu Akdeniz kiyilarindaki devletler arasinda, agabeyinin yerini almasindan veya kizil sakalli manasina gelen Barbarossa ismiyle meshur oldu.

Midilli. Fatih Sultan Mehmed Han tarafindan fethedilince, kale muhafizi olarak buraya yerlesen ve aslen Vardar Yenicesi'nden olan Yakub Aga'nin dört oglundan üçüncüsü idi. Ishak ve Oruç isminde iki agabeyi ve Ilyas adinda bir kardesi vardi. Ilyas, Oruç ve Hizir reisler babalarinin ölümünden sonra deniz ticareti yapmaga basladilar, ishak ise denizciligi sevmediginden Midilli' de çalisiyordu. O devirlerde kor-sanlarla dolu Akdeniz'de deniz ticareti tehlikeli bir isti. Nitekim Oruç Reis, en büyük korsan yatagi Rodos adasinin sövalyeleri tarafindan esir edildi. Kardeslerinden Ilyas da sehîd düstü Hizir Reis kardeslerinin intikamini almak için korsanlarla mücadele etmege basladi. Bir süre sonra, agabeyi Oruç Reis'in esaretten kurtuldugunu, Tunus ileTrablusgarb arasinda bulunan Cerbe'de bulundugunu ögrendi. Korsan-larla mücadele etmek için daha güçlü bir kuvvete ihtiyaç oldugunu anlayan Hizir Reis, 1504 senesinde agabeyi Oruç Reis'in yanina gitti, iki kardesin kurduk-lari filo gittikçe kuvvetlendi ve Cerbe limani ihtiyaçlarini karsila-yamaz oldu. Tunus beyi Hafs hanedanina müracaat ederek, ganîmetlerin beste birini vermek sartiyla Halk-ül-Vad kalesi ve Büyük Osman-li kapdan-i deryasi Barbaros Hayreddîn Pa-sa.limaninda üs kurmak için anlasti-lar (1512).

Ceneviz, Fransiz, ispanyol ve Venedik gemilerine karsi kazan-diklari zaferler, kisa zamanda ser-vet. kuvvet ve söhretlerini arttirdi. Bu arada, o zamana kadar dogu Akdeniz'de çalisan Kemal Reis. Kurdoglu Muslihiddîn Reis. Muhyiddîn Reis, Aydin Reis ve Sinan Reis; Hizir ve Oruç reisin filosuna katildilar. Kuzey Afrika' daki bazi kabilelerin ileri gelen-leri. zalim beylere ve bölgeyi isgal eden Ispanyollara karsi Oruç ve Hizir reisleri yardima çagirinca, Barbaros kardesler 1516'da bas-lattiklari mücadele île ispanyollari Kuzey Afrika'dan çikararak. Becel, Cicel, Sirsel ve Cezayir kalelerini ele geçirdiler Oruç Reis kendisini Cezayir sultani Hani ilan ederek bir devlet kurdu, ispanya' nin müttefiki olan Tenes ve Tlemsan'i da ele geçirdi Fakat ispanyollara siginan Tiemsan beyi, ispanyol kuvvetleri ile tekrar hücüma geçti. Yapilan harbde Oruç Reis sehîd oldu.

Oruç Reis'in sehadeti sonrasinda çikan karisikliklarda Hizir Reis, mertlik ve savaslardaki usta-ligini ortaya koyarak, Cezayir sehrini ispanyollara karsi en iyi sekilde savundu. Daha sonra Ispanyol ve yerlilerin tekrar hücum edecegini ve bu durum karsisinda zayif kalacagini anla-yan Barbaros, 1519 senesinde Osmanli sultani Yavuz Selîm Han'a dört gemiden meydana gelen bir hey'et göndererek, topraklarinin Osmanli hakimiyetine kabülünü diledi. Yavuz Sultan Selîm Han bu teklifi memnuniyetle kabul edip, Barbaros'a beylerbeyi'ik payesi verdi. Her türlü yar-dimi vadetti ve iki bin kisilik bir yeniçeri kuvveti ile top gönderdi. Ayrica Anadolu'dan asker top-lama izni verdi. Bu tarihten Itiba-ren bütün Türk ve müslüman denizciler onun emrine girdiler. Kisa zamanda bütün meshur denizcileri toplayan Barbaros, kirk teknelik bir donanma kurdu.

Cezayir, Sirçel ve Tenes tekrarele geçirildi. Cezayir sehri yakin-larindaki Penon kalesi Ispanyol-larin elindeydi. Bunlar, bilhassa Pazar günleri müslümanlarin bulundugu sehri topa tutuyor-lardi. Barbaros, Penon kalesini kusatarak teslim olmalarini teklif etti. Kabul edilmeyince, lagim kazip kaleyi havaya uçurarak zap-tetti. Aydin Reis idaresindeki Türk denizcileri, Marsilya ve Nis sahillerine seferler düzenleyerek esir ve ganimetlerle dönüyorlardi. islam alemini sevindiren bu zafer-ler, hiristiyanlari mateme bogu-yordu. Rahiplerin gönderdigi sikayet mektuplari ve bizzat gelen sikayetçilerin verdigi kara haber-ler, o zamanlar Almanya, Italya, Hollanda ve ispanya tahtlarina sahib olan Imparator Besinci Sariken'i bir meclis toplamaga mecbur etti. Toplanan bu meclis, ispanyol ve Fransiz deniz kuvvetlerinin Andrea Doria komutasinda, Barbaros'un üzerine gitmesini kararlastirdi Bu gayeyle yola çikan haçli donanmasi, Kuzey Afrika'da bir hareket üssü elde etmek için kirk gemilik bir filo île Sirsel'e çikarma yapti. Ancak sehri müdafaa edenler. Andrea Doria'yi bir çok ölü birakarak çekilmeye mecbur ettiler. Hayreddîn Pasa, haçli donanmasini vurmak üzere Akdeniz'e açildi. Fakat Andrea Doria sela-meti ispanya kiyilarina kaçmakta buldu, Barbaros Hayreddîn Pasa, Akdeniz'de çarpisacak düsman bulamayinca, ispanya'da hiristiyan zulmüne karsi ayaklanan Endülüs müslümanlarina yardim etti ve binlerce müslümani Afrika' ya geçirerek kurtardi.

1533 senesinde Kanünî Su!tan Süleyman Han tarafindan Istanbul'a çagrilan Hayreddîn Pasa, yerine evladligi Hasan Aga'yi birakarak mükemmel bir donanma ile Istanbul'a dogru yola çikti. Yolda 18 gemilik bir düsman filosunu Mesina açiklarinda yakti. Andrea Doria. Barbaros'un korkusundan elli gemi ile Preveze'ye kaçti. istanbul'da büyük bir merasimle karsilanan Barbaros, bir kaç gün sonra Sultan tarafindan kabuledildi. Merasimle Cezayir beyler-beyi payesi verilip kapdan-i der-yaliga tayin edildi. Barbaros'a bu rütbeyle beraber bir çok yetkiler de verildi. Bu yetkilere göre: iste-digi sekilde savas gemisi ve donanma yapabilecek ve istedigi gibi bütçe tanzim edebilecekti. Ada ve kiyilardan Istedigi kadar denizci ve muharip toplayabile-cek ve bunlari istedigi sekilde egitime tabi tutabilecek, istedigi bölgelere taarruz edebilecek ve baris yapmak yetkisine sahih olacakti. Barbaros, aldigi bu büyük yetkiyi hep iyi yönde kullanarak, Osmanli'nin Akdeniz'i içine alan bir deniz devleti haline gelmesi için olanca gücü ile çalistiç

Osmanli hizmetinde 1534 baharinda 80 gemilik donanma ile Akdeniz'e açilan Hayreddîn Pasa; Santa Luka, Sidraro, Fondi ve Isperlanga sehirlerini zaptetti. Hemen arkasindan Tunus'a yönelerek, Kayrevan'a çekilen Tunus beyi Hasan'i maglüb ve Osmanli Devleti'ne itaate mecbur etti. Tunus beyinin Avrupa'dan yardim istegi üzerine 1535 senesinde; Alman Imparatorlugu, Papalik, Ispanya. Napoli, Ceneviz ve Portekiz donanmalarindan meydana gelen üç yüz gemi ve 25 bin kisilik ordu Halk-ül-Vad'de karaya çikti. Burayi bir süre müdafaa eden Barbaros. Tunus sehrine çekildi, sehrin müdafaasi zorlasinca, haçli ordusunu yaran Barbaros, Bab-üz-zünnab limanina çikarak, oradan Cezayir'e geçti Cezayir'e gelen Barbaros tekrar denize açilarak, Ispanya kiyilarina baskinlar düzenledi. Mayorka ve Minorka adalarinin limanlarini tahrib etti. Yolda, haçli donanmasindan müslüman esir-leri kurtardi ve gemilerle Ceza-yir'e döndü.

Tekrar Istanbul'a davet edilen Barbaros, 1536'da karadan Napoli'ye yürüyecek orduya denizden yardimla vazifelendirildi. Osmanli donanmasi Otranto'ya çikartma yapti ve Kastro kafesini zaptetti Bir sene sonra da: Syra, Egina, Nios, Paros, Tinos. Skorpento ve Kasos adalarini Venedik'ten aldi. Nakos dükaligi Osmanli idaresine bag-landi. Osmanli donanmasinin parlak zaferleri Venedik'i güç durumda birakti. Papa'ya ve diger Avrupa devletlerine müracaat ederek, haçli donanmasi talebinde bulunan Venedik'in istegi kabul edildi. Alti yüz gemilik haçli donanmasinin basina yine Andrea Doria getirildi.

Barbaros Hayreddin Pasa, Bu büyük deniz kuvvetini. Eylül 1538 senesinde Pereveze önlerinde 122 kadirga ile karsiladi. Aksama kadar süren tarihin en büyük deniz savaslarindan biri olan bu muharebe sonunda, haçli donan-masi tahrib edildi. Gece karanligindan istifade eden Andrea Doria, savas alanindan güçlükle kaçti. Bu savas ile Akdeniz tamamen Osmanli hakimiyetine geçti. Barbaros'un gücünden faydalanmak isteyen Besinci Kari, Osmanli Devleti'nden ayril-digi takdirde, onu Kuzey Afrika hükümdari olarak taniyacagini bildirdi ise de bu teklifi kabul edil-medi. Besinci Kari. yaninda And-rea Doria ve Fernando Corter oldugu halde, nihayet Cezayir'e saldirdi ise de Hasan Aga tarafindan maglüb edildi. Hayreddîn Pasa, daha sonra Ispanya ve Italya sahillerine hücumlarda bulundu. Ispanya kralini, Fransa krali Birinci Fransuva ile sulhe mecbur ettigi gibi, bir çok müslüman esiri de kurtardi. 1544'de tekrar Istanbul'a gelen Hayreddîn Pasa iki sene sonra 1546'da vefat etti. Ölümüne ebced hesabi ile "Mate reîs-ül-bahr" (Deniz reisi öldü. H.953) tarihi düsürüldü. Istanbul Besiktas'ta deniz kena-rindaki türbesine defnedildi.

On iki sene seref ve zaferlerle Osmanli'ya hizmet eden kapdan-i derya Barbaros Hayreddîn Pasa, Osmanli Devleti'nin sinirlarini Fas'a kadar uzatti. Besiktas'ta bir medrese insa ettirdi. Serveti ile, Istanbul'un muhtelif semtlerinde hanlar, hamamlar, konaklar, evler, degirmenler, firinlar yaptirarak, gelirlerini hayir kurumlarina ve kurdugu medresede kalan ögrenci ve muallimlerin masraflarina tahsîs etti. ölümünden önce on bes yasindan yukari esirlerin azad edilmelerini vasiyet etmis, kendi mali olan otuz kadirgayi da bütün teçhizati ile devlete birakmistir.

Hayreddîn Pasa geceyi üçe ayirirdi. Birinci kisminda Kur'an-i kerim okur, ikinci kisminda iba-det eder ve üçüncü kisminda da uyur idi.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:32   #15 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
BURAK REIS
Osmanli kapdanlarinin en meshurlarindan. Dogdugu yer ve hayâti hakkinda fazla bilgi yoktur. 1499 târihinde yapilan Venedik deniz muharebesinde sehîd oldu.

Sinirlari gün geçtikçe Avrupa içlerine dogru uzanan Osmanli Devleti'nin Ege ve Akdeniz'deki hâkimiyet kurma çalismalari hiristiyan devletleri telâsa düsürdü. Osmanlilarin Arnavutluk kiyilarina kadar gidip Mora'yi almalari, onlara îkâz oldu. Babasinin yolunda olan ikinci Bâyezîd Han Venediklilerin elinde olan ve Akdeniz'deki Osmanli hâkimiyetinin kurulmasina engel teskil eden Lepante (inebahti) ve Navarin limanlariyla, Modon 've Koron kalelerini bir an önce fethetmek istiyordu. Venedikliler ise denizlerdeki hâkimiyeti elden kaçirmamak için yedi Ege adasi ile Osmanlilarin elindeki Mora'yi ve Arnavutluk kiyilarini alma hazirligi içinde idiler.

Sultan ikinci Bâyezîd Han sefer hazirliklarina baslayip arzu ettigi yerleri feth edebilmek için ilk hedef olarak inebahti (Lepante) kalesini seçti.

Sultan ikinci Bâyezîd Han karadan, Kapdan-i derya Küçük Dâvûd Pasa da denizden 270-300 parçadan kurulu Osmanli donanmasi ile 1499 yili baharinda Gelibolu'dan hareket etti. Donanmada, Anadolu ve Rumeli sipahileri ile kapikulu askerinden ibaret 60.000 kisiden fazla bir kara kuvveti de bulunmakta idi.

Devrin meshur denizcilerinden Kemâl, Burak, Kara Hasan ve Herek reisler de donanmaya katilmislardi. Kemâl ve Burak reislere husûsî olarak 2500 tonluk birer göge veya guke (elli metre uzunlugunda 20 metre kadar genisliginde bir gemi) verilmisti.

O sirada Venedikliler bos durmayip; ispanya, Fransa, Cenova, Papalik, Lehistan ve Macaristan' dan deniz kuvveti ve asker istediler. Avrupa ve Akdeniz'in bütün devletleri Venediklilerin yardimina kostu. "Akdeniz bizimdir" diye övünen meshur amiral Loredano ile Alban Armenio da yardima katildilar. Venedikliler amiral Antonio Girimani kumandasinda 160 parça kadirga ve diger çesitli gemilerden ibaret filoyu, Navarin'in on mil kadar kuzey-batisindaki Brodino (Proti) kanalinda hazirladilar.

Osmanli donanmasi, firtinali havalarda kabaran dalgalarla aylarca ugrastiktan sonra, sirasiyla Koron ve Modon'a geldi. Buralarda su ve yiyecek maddelerinin ikmâlini yapti. Inebahti’ya ulasmak için Brodino kanalini geçmek gerekiyordu. 1499 yili Temmuz ayinin 29'uncu günü hava karardiktan sonra levend kapdanlar, *******a gemisinin güvertesinde Kapdan-i derya Dâvûd Pasa'nin baskanliginda toplanip haçli donanmasiyla karsilastiklarinda yapacaklari muharebe manevrasini müzâkere ettiler.

Donanmayi hümâyûn safak sökmeden Porto-Longa limanindan çikti. Çok geçmeden Sapienza adasi civarinda görünen düsman donanmasiyla öncüler savasa tutustu.

Yaklasan Venedik donanmasinin rampa yapmasina meydan birakmadan uzaktan top atesi ile karsilanmasina çalisildi. Herek Reis, muharebenin baslangicinda üzerine gelen iki Venedik gögesini, Burak Reis de bir düsman mavnasi ile bir gögesini top atesi ile batirdi. Kararlastirildigi gibi Burak Reis'in gemisi ayrilarak düsman gemilerinin arkasina sarkma manevrasina giristi. Amiral Armonya ile Kortu valisi olan Amiral Piyetrp Loredano kumandasindaki gemiler yanlarina birer kadirga daha alarak, Burak Reis' in pesine düstüler ve; "Bu cür'eti Kemâl Reis'den baskasi göze alamaz" dediler. Kemâl Reis'i yakalamakla büyük nâm kazanacaklarini düsünerek hemen üstüne saldirdilar. Düsmanin her birinde biner kisi bulunan iki karakasi ile yine her birinde bes yüz kisi bulunan diger iki karakasi, Burak Reis'in gögesini ortaya aldi. Burak Reis, kendisinden çok güçlü ve daha sür'atli olan düsman gemilerinin arasindan siyrilamayacagini anlayinca, ölmeyi maglûb olmaya tercih ederek yakin muharebeyi seçip, en yakin arkadasi Kara Hasan'a seslendi: "Yigit kardesim Kara Hasan! Çabuk levendlerimizi hazirla göze göz dise dis harb edecegiz!" Kara Hasan; "Ya maglûb olursak" dedi. O zaman Burak Reis; "San ve sererfle ölmek, sehîdlik yok mu?" diye cevap verdi.

Burak Reis, saldiran düsman gemilerine atese baslayinca onlar da karsilik verdiler. Dört gemi bir gemiye karsi bir süre muharebe etti. Nihayet üç düsman gemisi Burak Reis'in gemisine rampa etti. Kancali halatla birbirine siki sikiya baglandilar. Osmanli donanmasi diger düsman gemileriyle muharebeye girismis oldugu için Burak Reis'e yardim edemedi. Kancali halatlarla birbirine siki sikiya baglanan bu dört gemi efradi arasinda saatlerce süren kiliç, balta ve balyozla kanli bir muharebe basladi. Burak Reis'in gemisindeki ugultular, naralar Allah Allah sesleri muharebeye heyecan katiyordu. Dört düsman gemisine karsi muharebe eden leventler, baslarindaki Burak ve Kara Hasan reislerin gayretleriyle sevke geliyor küffâra durmadan saldiriyorlardi. Düsmanin sayisi çok fazlaydi. Bu durumda Burak Reis, bir kaç yigit levendinin canini kurtarabilmeleri için Kara Hasan'a Ahmed Bacak'la on arkadasini alarak bir sandalla gemiden ve muharebeden ayrilmalarini söyledi. Fakat onlar bunu kabul etmediler: "Baba, senin yanindan ayrilmayiz. Din için vatan için cihâd için can fedadir. Anca da beraber kanca da" diye cevap verdiler.

Kalyonlar yok oldugu takdirde, Venedik sevki idâresinin de bozulacagini anlayan Burak Reis, kendi gemisinin barutlugunu ateslemeye karar verdi. Bu suretle gemisi mahvolacakti ama kendisini rampa eden çok kuvvetli Venedik kalyonlari da yok olacakti. Leventlerine son defa söyle seslendi: "Cenâb-i kâdir-i mutlak alnimiza böyle yazmis, son nefesimize kadar vurusacagiz, Haydi yigitlerim, gazilerim, leventlerim! Kelime-i sehâdet getirin." Kara Hasan Reis babadan aldigi emir üzerine gemiyi neft ile tutusturdu. Siddetli rüzgâr sebebiyle yangin etrafindaki düsman gemilerini de sardi. Düsman amiralleri askerlerini çekip ayirmak istedilerse de, Osmanli leventleri düsmanin kestigi kancali halatlari yeniliyor, onlari birakrniyor, serdengeçtiler de düsman kalyonlarina atesi daha da yayiyorlardi.

Çok geçmeden deniz ortasinda göklere dogru yükselen siyah 'dumanlarla karisik kizil alevler; düsmana boyun egmeyen, teslim olmayan Osmanli Türk'ünün kahramanligini Hân ediyordu. Burak Reis'in sehîd olmasina karsilik Venedik tarafinda da Amiral Loredona Armenio ve binlerce askerinden ibaret Venedik donanmasinin önemli bir kismi da yok olmustu. Böylece inebahti yolu Osmanliya açildi.

Türk târihi, Burak Reis'in son parlak zaferini kaydederken, esas Osmanli donanmasi karsisindaki düsman donanmasi da kaçiyordu. Zensiya ve Brodano deniz muharebesi adini da alan bu muharebe, Burak Reis'in adini destanlastirdi. Türk denizcileri Brodano adasina Burak Reis adasi adini vererek, kadirbilirligin en güzel örnegini verdiler.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:35   #16 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
DAMAD iBRAHiM PASA
Sultan Üçüncü Mehmed Han zamaninda üç defa sadarete gelmis Osmanli sadrazami. Sultan Üçüncü Murad'in kerimesi Ayse Sultan'la evlenmesi sebebiyle Damad olarak anilan Ibrahim Pasa, Kanije kalesini fethetmesi sebebiyle de Kanije Fâtihi unvani ile meshurdur.

Aslen Bosnali olan Ibrahim Pasa'nin dogum tarihi bilinmemektedir. 1531'de devsirilerek Enderun-i humayinda yetistirilen ve yavas yavas temayüz ederek Sultan Üçüncü Murad'in cülusu esnasinda Rikapdârliga, cülusunu müteakib 1574'de Süâhdarliga ve oradan 1580'de Yeniçeri Agaligina getirildi. 1581' de Rumeli Beylerbeyligine tayin olunan Ibrahim Pasa, bir yil sonra Sultan Üçüncü Murad'in kerimesi Ayse Sultan'la nisanlandi. Bir müddet sonra vezâret payesi tevcih olunarak Kubbealti vezirleri arasina girdi. Misir valisi Mürtesi Hasan Pasa'nin Misir'da meydana getirdigi karisikliklari gidermek ve Misir varidatini yeniden tanzim etmek üzere 1583'de Misir valiligine tayin olundu. Birbuçuk yil sonra da Lübnan'da Dürzî isyanini bastirdi. Bu isyanlarin bastirilmasindan sonra orada elde ettigi servet ve ganimeti istanbul'a getirerek, orada yaptirdigi bir tahtiyla beraber padisaha takdim etti. Bu hizmetlerine mukabil padisah, ikinci vezirlik payesini tevcih etti.

Bir müddet sonra itibarini kaybetti. Onun devlet islerinde eski nüfus ve itibarini yeniden kazanmasi Sultan Üçüncü Mehmed zamaninda oldu. Nitekim Üçüncü Mehmed'in cülusundan sonra Ibrahim Pasa üçüncü vezirlik (vezir-i sâlis) pâyesiyle kubbealtina alindi. 1595'de sadrazam Ferhad Pasa'nm Eflâk seferine çikmasi üzerine Vezir-i sâni (ikinci vezirlik) pâyesiyle Sadaret kaymakamligina getirildi. Nihayet Sinan Pasa'nin vefati ile 5 Nisan 1596' da sadaret (veziri azamlik) makami verildi.

Sinan Pasa'nin hazirlamakta oldugu Avusturya seferi islerini ele alan Ibrahim Pasa, padisahin da istirak edecegi sefere göre Osmanli ordusunu düzenlerken diger taraftan Istanbulda emniyet tedbirleri aldirdi. Aynca devletin bütün gelir kaynaklarini, evkaf ve emânatleri vezirlere teftis ettirerek kanun ve nizam disi hareket edenler siddetle cezalandirildi. Bu tedbirlerin yeterli olmadigina kani olan ibrahim Pasa, Belgrad'a giderek serhad kuvvetlerini de tanzime çalisti. Sefer öncesi yapilan toplantida onun teklifi üzerine Sultan Üçüncü Mehmed'e "Egri Fâtihi" unvanini kazandiracak sefer, Egri kalesi üzerine yapildi ve kale fethedildi. Fetihden sonra kalenin tamir ve mülkî teskilâtinin yapilmasinda Ibrahim Pasa çok gayret sarfetti.

Ibrahim Pasa'nin sadrazamligi zamanindaki en mühim hadiselerden birisi Egri fethinden sonra Avusturyalilarla 1596'da yapilan Haçova Meydan Muharebesidir. Osmanlilarin zaferi ile sona eren bu muharebede Ibrahim Pasa orduyu muvaffakiyetle idare etti. Ancak Cagalâzâde Sinan Pasa'nin zaferin galibi iddiasiyla padisahtan sadareti taleb etmesi üzerine Ibrahim Pasa azledilerek, Sinan Pasa Veziri azamliga getirildi. Ancak 45 gün süren mazulluktan sonra Ibrahim Pasa yeniden sadrazam oldu. Bir müddet sonra yine azledilen Ibrahim Pasa, Avusturya üzerine sefere çikmasi sarti ile üçüncü defa sadarete getirildi. Üçüncü sadaretinde Mürtesi Hasan Pasa'nm kötü idaresi ile bozulan devlet dairelerini tanzime, seferden kaçan dirlik ve zeamet sahiplerini cezalandirmaya, ordunun ihtiyaçlarini gidermeye ve vilâyet islerini düzeltmeye baslayan ibrahinim Pasa, sefer hazirliklarini tamamladiktan sonra 1599'da Istanbul'dan Belgrad'a dogru harekete geçti. Edirne'ye geldiginde Avusturya seraskeri olan Satirci Mehmed Pasa'yi basarisizligi sebebiyle katlettirdi. Daha sonra Belgrad'a, oradan Macaristan'a giren Ibrahim Pasa, Estergon üzerine yürüdü. Ancak bu hareketi, muharebe yapmak veya kale fethetmek gayesinden ziyâde kalelerin tamir ve uzun süren muharebeler neticesinde dagilan veya Osmanlilar aleyhine cephe alan yerli halkin yeniden kazanilmasi gayesine matuf idi. Bu yürüyüs esnasinda bazi müsademelerde olmus ve akincilar Visgrad civarinda Veregel palankasini ele geçirmislerdi. Yine bu yürüyüs esnasinda Avusturyalilarla bir sulh tesebbüsünde bulunulmus, ancak müsbet bir netice elde edilememisti.

Veziriazam Ibrahim Pasa, 1600 baharinda Belgrad' dan çikarak, Estergon üzerine yürüyüse geçti. Tiryaki Hasan Pasa'nm da bulundugu toplantida, her zaman için tehlike teskil eden Kanije'nin fethi kararlastirildi. Kirk günden fazla muhasara edilen kale, bir taraftan gelecek yardimdan ümid kesilmesi, diger taraftan kalenin barut mahzenine ates düsmesi üzerine Ibrahim Pasa'ya teslim edildi. Burasi Beylerbeyilikle Tiryaki Hasan Pasa'ya verildi. Avusturyalilarin mühim hudut kalelerinden olan Kanije'nin düsmesi, düsmana büyük bir darbe idi. Bu muvaffakiyetinden çok memnun olan padisah, Veziri Azam ibrahim Pasaya gönderdigi hatti hümayunda onu tebrik etti ve hayatta oldugu müddetçe makaminda kalacagini vaad etti. Bu fetihle Ibrahim Pasa Kanije Fâtihi unvanini aldi.

Damad Ibrahim Pasa, serhadde almis oldugu tedbirler ile askerin, serhad gazilerinin ve yerli halkin derin sevgisini kazanmis, bu mintikada Avusturya "harplerinin zuhurundan beri devam eden asayissizligi bertaraf etmisti.

Veziri azam ve Serdari Ekrem Ibrahim Pasa Belgrad'da bir taraftan 1601 seferine hazirlanirken, diger taraftan da kendi Kethüdasi Mehmed Aga ile Murad Pasa'yi icabinda sulh için görüsmek üzere talimat verip Budin'e gönderdi. Kisa bir müddet sonra rahatsizlanan Ibrahim Pasa, hayattan ümidini kesince kendisine vekâlet etmek üzere Rumeli Beylerbeyisi Lala Mehmed Pasayi vasiyet etti. 10 Temmuz 1601'de vefat etti. Cenaze namazi ordugâhda kilindiktan sonra naasi Belgrad'a nakl ve daha sonra Istanbul'a getirilerek Sehzade camiinin caddeye bakan cephesinde insa ettirdigi türbesine defnedildi.

Osmanli sadrazamlari arasinda rnühim bir mevki isgal eden Ibrahim Pasa'nin âlicenap, cömert ve gayretli bir vezir, muvaffak bir kumandan oldugunda bütün kaynaklar müttefiktirler. Emrine verilen ordulari sevk ve idareyi bilmis ve bilhassa zemin ve zamana göre aldigi siyasî tedbirler ile gerek Lübnan harekâtinda ve gerek Macaristan serhadlerinde Osmanli nüfuz ve hâkimiyetini süratle tesise muvaffak olmustur. Gerçeklestirmeye çalistigi Avusturya sulhu planlari ölümü ile akim kalmis, fakat Macaristan serhadlerinde kendi yolunu takib edecek olan Lala Mehmed Pasa ve Kuyucu Murad Pasa gibi kuvvetli iki devlet adaminin yetismesini temin etmistir.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:36   #17 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
EMIR SULTAN

1369 da Buhara'da dogan ve 1429'da Bursa'da ölen Emir Sultan, ömrünün 40 yilini Anadolu'da geçirdi. Anadolu'ya, Mekke ve Medine'yi dolastiktan, sonra gelmis, Bursa' nin Gökdere yöresinde dünyadan el etek çekerek bir magaraya yerlesmis, kisa zamanda Anadolu Müslümanlari arasinda büyük bir üne kavusmustur.

Emir Sultan Yildirim Bayezid'in dikkatini de çekmis ve onun kizi ile evlenmistir. Timur ile Yildirim Bayezid arasindaki savasa katildi (1402) ve tutsak oldu. Derler ki, iki Türk devletinin savasini istememis, sonucu tahmin etmis ve Yildirim'i uyarmistir fakat caydiramamistir. II. Murad'in Istanbul kusatmasina da katildi.
Emir Sultan, hayatinda ve ölümünden sonra birçok halk ve tasavvuf sairlerini etkilemistir. Yaratici halk düsüncesi onu, yüzyillarca, insanüstü basarilarla, menkibelerle, kerametlerle anmistir. O, gerçekten, Anadolu tarikat ulularinin en büyüklerinden biri idi. Türk halkinin dinî gelenek, ahlâk ve inanislarinin olusmasinda etkisi büyük olmustur. Yasadigi devrin hükümdarlari (Yildirim Bayezid, Çelebi Mehmed, II. Murad) ona saygi duyar, görüslerinden yararlanirlardi. Emir Sultan, 1429 yilinin sonbaharinda veba salgini sirasinda öldü. Bugün Bursa'da onun adini tasiyan bir mahalle ve bir cami vard'ir Türbesi de bu camiin avlusundadir.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:37   #18 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
ERTUGRUL GAZI
Osmanli Devleti'nin kurucusu Osman Gâzi'nin babasi. Gündüz Alp'in ogludur. Oguzlarin kayi boyundandir. Cengiz'in islâm memleketlerini talan ettigi sirada, babasi, Selçuklu topraklarinda yasamak üzere kabilesiyle beraber ülkesini terk etmis, Amu Deryâ'yi geçip Oguzlarin yogun oldugu Aral havzasina gelmisti. 1220'lerde Horasan'in kuzey sinirina, oradan Karakum çölünün güneyine, oradan da Merv yoluyla Ahlat'a ulasmisti. Mogol istilâsinin buralara kadar ulasmasi üzerine kabilesine daha uygun bir yer arayan Gündüz Alp, Erzincan'a dogru hareket etmis, Pasin ovasinda Sürmeli çukura geldiklerinde hastalanarak vefat etmisti.

Babalarinin vefatindan sonra Ertugrul Gazi kabileye reis seçildi ve agabeyleri Sungur Tekin ve Gündogdu, kendilerine tâbi kabile mensuplariyla beraber Ahlat'a geri döndüler. Ertugrul Gazi ise, kardesi Dündar Bey ile beraber batiya hareket etti. Sivas yakinlarina gelip konakladiginda, Selçuklu ordusu ile büyük bir Mogol birliginin kiyasiya çarpismakta ve Mogollarin Selçuklu ordusunu bozmak üzere oldugunu gördü.

Yigitlik ve erligin bütün vasiflarini üzerinde toplayan Ertugrul Gazi, islâm'in ve Türk'ün sânindan olan zâlime karsi magdura destek olmakta zerre kadar tereddüd etmedi. "Maglûba yardim etmek erlik olur. Hizir gibi, bunalmis zamanlarinda çaresizlere yardima yetiserek ellerinden tutalim" diyerek, Selçuklu saflarina katilip, Mogollara karsi saldiriya geçti. Bir kaç yüz kisilik bu kuvvetin civanmertligi üzerine savasin seyri degisti ve kisa sürede Mogol kuvvetleri darmadagin oldu. (Bu savasin, Haremzsahlarla yapilan Yassiçimen Savasi oldugu da rivayet edilmektedir.)

Savastan sonra, Selçuklu sultâni Alâeddîn Keykubâd, Ertugrul Gâzi'ye iltifatlarda bulundu. Hil'at giydirdi ve Selçuklu ülkesinde yasamak için göç ettiklerini ögrenince Ankara yakinindaki Karadag mintikasinda oturmak için toprak verdi (1230).

Iznik imparatorlugu ile Selçuk hududunda sürekli çarpismalar üzerine sultan birinci Alâeddîn Keykubât 1231'de bir ordu ile Sultanönü civarina geldi. Bütün maiyyeti ile beraber yaninda yeralan Ertugrul Gâzi'yi öncü kuvvetlerine komutan yapti. Ertugrul Gazi, Rum ordusu üzerine yürüyünce, imparator Theodor Laskaris'in Rumeli'den yardimci çagirdigi Aktav tatarlariyla karsilasti. Yenisehir ovasinda üç gün gece-gündüz devam eden siddetli çarpismalar sonunda düsmani bozup, inegöl'e kadar tâkib ederek pek çok ganimet aldi. Elde ettigi bu büyük basaridan sonra Eskisehir Sögüt mevkiinde sultan Alâeddîn'le bulusan Ertugrul Gazi mükâfatlandirildi. Sögüt ve Saraycik mahalleri kislak, Domaniç dagi da yaylak olmak üzere kendisine verildi.

Ertugrul Gazi Anadolu'ya geldikten kisa bir müddet sonra, Selçuklu Devleti çökmeye yüz tutmus, Anadolu parça parça olmustu. Türk uç beyleri, Selçuklulardan bosalan yerleri doldurmaya ve yeniden güçlü bir devlet kurmayi tasarliyorlardi. Anadolu'da irsâd ve gaza yapan gönül sultanlari, tasavvuf ehli âlimler ile dervisler yeniden toplanmayi tesvik ediyorlar ve istikbâlde kurulacak yeni bir Türk devleti müjdeliyorlardi.

Ertugrul Gazi asireti ile beraber gelip Sögüt ve Domaniç'e yerlesti. Bu yillarda bölgede bulunan Germiyan'in babasi Alisir ve Çavdar adli bir tatar, el altinda tuttuklari kuvvetlerle halki tedirgin edip; pazar ve hayvanlarini talan ederek geri dönerlerdi. Ertugrul Gazi buraya yerlesince, bunlara mâni oldu. Bizans kale ve sehirlerinin hâkimi olan hiristiyan tekfurlarla da iyi anlasti. Adaleti, halka olan iyi muamele ve yardimlari o kadar çoktu ki, hiristiyan tebea bile onu yürekten sevip sayiyordu. Bu sevgi ve baglilik o kadar fazla idi ki, Sogüt'te bulunan hiristiyan zimmîter, Ertugrul Gazi vefat edince, çiftliginin yarisi ile bir bagi onun ruhu için vakfedip kadi emrine vermislerdi.

Sögüt'e yerlesmesinden bir kaç sene sonra Karacahisar tekfuru, bölgedeki müslüman ahâliyi rahatsiz etmeye basladi. Ertugrul Gazi de sultan Alâeddîn'i savasa tesvik etti. Sultan Alâeddîn'le beraber Karacahisar kalesini kusattilar. Uzun süre yapilan siddetli savaslardan sonra tekfur baris istediyse de kabul edilmedi. Bu sirada Mogollarin Eregli'yi alma haberi geldi. Sultan kaleyi fethetme isini Ertugrul Gâzi'ye birakarak Mogollari karsilamaya gitti. Bir müddet daha devam eden muhasaradan sonra Ertugrul Gazi kaleyi fethetti. Tekfuru yakaladi. Elde edilen ganimetin beste birini Sultan'a gönderip kalanini gazilere dagitti.

Selçuklu sultâni Alâeddîn Keykubâd'in vefatina kadar etrafin fethi ve islâmiyet'in yayilmasi için bütün gayreti ile çalisti. Sultan'in vefatindan sonra, Sögüt uç bölgesinde Bizans'la mücâdeleye devam etti. 1281 yilinda 92 veya 96 yasinda vefat ederek yine Sögüt'e defnedildi (Bkz. Osman Gazi).

Ertugrul Gazi, çevresinde bulunan beyliklerin ve devletlerin durumlarini ve siyâsî sartlari gayet iyi degerlendirirdi. Komsulari ile dâima iyi geçinerek asiret ve tebeasini güçlü bir durumda, huzur ve rahat içinde yasatti. Çiplaklari giydirip donatir, dul kadinlara, fakirlere, düskünlere dâima yardim ederdi.

Ertugrul Gâzi'nin görevi bu kadardi. Geldi... Yarim asir adalet ve huzur içinde yasattigi bölge halki yaninda, hiristiyanlara da Islâmiyet'i sevdirip gitti. Bundan sonra dogudan gelen Horasan erenleri Alp ve Abokul gibi adlarla anilan mürsidler, bu ve bunun gibi Türk oymaklarina yegâne gayenin cihâd ve i'lâ-yi kelimetullah (Allahü teâlânin ism-i serifini yüceltmek, Islâm'i yaymak) oldugunu asiladilar. Sonra bu gayenin gerçeklestirilmesi için lüzumlu olan bilgi ve tecrübeyi verip, yol gösterip teskilâtlandirarak sevk ve idare ettiler. Harblerle aldiklari Bizans topraklarini tamamen Türk-islâm topragi hâline getirmek için muazzam bir fâaliyete giristiler. Bu faaliyetler; harcanan büyük enerji, dehâ, islâm'in adaleti ve en önemlisi erenlerin duasi bereketiyle kisa zamanda müsbet neticeler verdi. Dervis gaziler, bir memleket ve sehri fetheder etmez bâzilari derhâl oraya yerlesip, kalan kisim daha ileri yürüdü. Arkadan dâima taze kuvvet yetistirildigi için, bu yürüyüsün ardi arkasi kesilmedi. Fethedilen sehir ve beldelerde; camiler, medreseler, tekkeler, hastaneler, kervansaraylar, imaretler, çesmeler, yollar ve köprüler... yapildi, islâmî tedris, egitim ve ögretim basladi, içtimaî yardim müaesseseleri faaliyete geçirildi. Elde edilen topraklarda asayis, sulh ve sükün te'min edildi.

Ertugrul Gazi'den sonra Osman Gazi ile yeserip sonrakilerle büyüyen, denizleri, diyarlari, ülkeleri, iklimleri, kit'alari muhtesem dallari arasina bütün insanlik, Asr-i seadetten sonra bir daha görüp hayal edemedigi bir sekilde, tam alti asir yasadi.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:37   #19 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
EVRENUZ BEY
Osmanlilarin Meshur Kumandanlarindan. Ondördüncü asir baslarinda Karasi diyarinda dünyaya gelmistir. Ailenin reisi olan Isa Bey ile oglu Evrenuz Bey Karasi Beyligi ümerasindan iken bu Beyligin Orhan Gazi tarafindan feth edilmesi üzerine Osmanlilarin hizmetine geçmislerdi.

Sehzade Süleyman Pasa'nin maiyetine verilen Evrenuz Bey onunla birlikte Kümeliye ilk ayak basan yigitler arasinda yer alip Ipsala, Malkara, Dimetoka vesair kalelerin alinmasinda son derece mühim rol oynadi. Babasi Isa Bey ise bu akinlarin birinde sehid düstü. Sehzade Süleyman Pasanin vefati üzerine Kümelide meydana gelen gerileme esnasinda Evrenuz Bey ile Haci îlbey'inin üstün gayretleri neticesinde vahim bir durum meydana gelmedi. Ayni zamanda karsi akina geçen bu kumandanlar Kesan ile Ipsala'yi zaptederek Kümeliye geçmis olan Murad Hüdâvendigar Gazi'nin iltifatina mazhar oldular. Sultan, Evrenuz Beyi Edirne üzerine yürüyen Ordunun sol koluna tayin etti ve Makedonya' daki Sirp Kuvvetlerinin üzerine gönderdi. Evrenuz Bey' i daha sonra Serez'de Akinci Kumandani olarak görüyoruz. Burasini kendisine karargâh yapan genç Kumandan Makedonyaya yaptigi akinlarla mühim kale ve Sehirleri feth ediyordu 1385 yilinda vezir Çandarli Halil Pasa ile Makedonyanin ele geçirilmesi harekâtina katildi. Bu harekâtin tamamlanmasindan sonra Hacca giden Evrenuz Gazi,dönüsünde Kosova Savasina katilmis ve Sultan Murad onun tecrübelerinden çok faydalanmisti.

Kosova Savasindan sonra Sultan Yildirim Bayezid Han zamaninda da Haci Evrenuz Beyin fetih faaliyeti devam etti. Vadine ile Çitroz kasabalarini el egeçirdikten sonra, 1390 yilindan itibaren alti yil Arnavutluk üzerine amansiz akin hareketlerinde bulundu. Nigbolu muharebesinde ve Eflak Seferinde büyük kahramanliklar gösterdi. Evrenuz Bey Sultan Yildirim Bayezid'in ölümü ile ortaya çikan karisik devrede, önce Emir Süleyman tarafini tuttu ise de onun ölümünü müteakip bu gailelere karismamak için geri çekildi. Kendisi Kümelide iken Musa Çelebi'nin onu ve diger beyleri Emir Süleyman tarafini tutmakla suçlamasi ve tazyik etmesi neticesinde el altindan Mehmed Çelebi'ye haber göndererek Kümelide uygulayacagi siyaset hakkinda bilgi verdiler. Neticede Çelebi Mehmed bu gazi Beylerin de yardimi ile Osmanli Birligini yeniden kurmaya muvaffak oldu.

Haci Evrenuz gazi 100 yasini geçmis oldugu halde 1417 Kasiminda vefat ederek Vardar Yenice'sindeki Türbesine defn edildi. Evrenuz Beyin buradaki türbesinden baska Cami, Medrese ve Imareti ile diger sehirlerde hayir eserleri mevcuttur. Evrenuz ailesi Kümelide "Evladi Fatihan" teskilatinin basinda olarak 19. Yüzyil ortalarina kadar gelmislerdir.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 06 Ağustos 2011, 18:38   #20 (permalink)
Üye

CuяśєĐ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Ağustos 2011
Nerden: Ankara.
(Mesajlar): 1.113
(Konular): 215
Renkli Para : 784
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Cok Dertli
Takım :
KOCA RAGIB MEHMED PASA

Onsekizinci yüzyil Osmanli edip, yazar, diplomat ve devlet adamlarindan. 1699'da Istanbul'da dogdu. Babasi Defterhâne kâtiplerinden Sevki Mustafa Efendi'dir. Ailesi tarafindan tahsil ve terbiyesine ihtimam (özen) gösterilerek, iyi bir egitim ve ögretim gördü. Keskin zekâsi ve mahir kabiliyeti dikkat çekerek, Defterhâne kalemine alindi. Bilgi ve kabiliyeti sayesinde kendini yetistiren Râgib Mehmed Efendi, kisa zamanda söhret kazandi. Iran'da yeni feth edilen topraklarin tahririni yapmak için, 1724' de Revan Valisi Arifi Pasa'nin mektupçuluguna tayin edildi. 1724'den 1733 tarihine kadar, Tebriz Seraskeri Köprülüzâde Abdullah Pasa'nin maiyetinde Orduyu Hümayun Riyaseti, Tebriz Defter Emâneti vekilligi, Revan Defterdarligi, Hemedân Riyaset vekâleti, Bagdat Defterdarligi, Iran-Safevi Sahi Nadir ile yapilan müza kerelerde Osmanli temsilcisi gibi vazifelerde bulundu. Bir çok idari hizmetleri yaninda yazarlik, ilim, edebiyat çalismalari yapti. Osmanli-Iran münasebetlerinin anlatan "Tahkik ve Tevfîk" adli eseri o devir tarihi için önemlidir. 1733'de Istanbul'a çagrilarak maliye Tezkireciligine tayin edildi. 1736'da önce Erzurum Serasker' nin maiyetinde Ordu Defterdari ve Reisül-Küttâbligi vekilligine sonra da,Iran mes'elesinin iç yüzünü bildiginden Nadir Sâh'in Istanbul'a gönderdigi elçilerle yapilan müzakerelere katilarak, Cizye Muhasebeciligi ile de vazifelendirildi. 1737'de Sadrâzam Mektupçulugu'na tayin edildi. Avusturya, Rusya temsilcileri ile görüsme yapan heyette vazife aldi. 1739'da Belgrad Seferi ve Andlasmasi'nda hizmetleri oldu. Dogu ve Bati devletleri ile yapilan müzakerelerde göstermis oldugu muvaf fakiyyet üzerine 1741'de Reîsü'l-Küttâb tayin edildi. Bugünkü Disisleri Bakanligi mahiyyetinde olan Reîsü'l- Küttablik'da üç yil baskanlik yapan Koca Râgip Pasa, 1744'de vezirlik payesiyle Misir valiligi'ne getirildi. Misir Valiligi ardindan I748'de Kubbe vezirligi ve Nisancilik ile Istanbul'a çagrilip, Aydin Muhassilligi verildi. 11 Aralik 1756'da Vezir-i âzam tayin edilinceye kadar; Sayda, Rakka ve Halep valiliklerinde de bulundu.

Koca Râgib Mehmed Pasa, Osmanli sultanlarindan Üçüncü Osman Hân (1754-1757) ve Üçüncü Mustafa Hân (1757-1773) devirlerinde alti yil Vezir-i âzamlik yapti. Sultan Mustafa Hân'in kizkardesi Sâliha Sultan ile 1758'de evlenen Pasa, Osmanli Sarayi'na damad oldu. Vezir-i âzamliginda Sakarya Izmit Kanali projesi, harb gemileri ve Lâleli Camii insaasi, yeni top dökümü ve orduda islâhatlar yapildi. Maliyeyi islâh etti. Bu devirde Avrupa siyasi hadiseler ile çalkalanirken, Osmanli Devleti'ni bunlardan uzak tuttu. Fransa ile Isveç'in müttefiki Prusya'nin Avusturya ve Rusya'ya karsi ittifak teklifi, Osmanli Devleti'nin durumu dikkâte alinarak oyalandi. Avrupa devletleri arasinda (1756-1763) tarihleri arasinda devam eden Yedi Sene Harbi'nde Osmanli Devleti'ni savasin disinda tuttu. Vefatindan sonra Osmanli Devleti Rusya dahil diger Avrupa devletleriyle harb içine girdi.

8 Nisan 1763'de vefat eden Koca Râgib Mehmed Pasa'nin kabri, Istanbul Koska'da yaptirdigi kütüphanesinin bahçesindeki türbededir. Koca Râgib Mehmed Pasa; idâri ve devlet islerinde (sabirla, agir hareket ederek) çok dikkatli idi. Ileri görüslü olup, islerini dedikodusuz yapip, herkesi idare ederdi. Dünya siyâsetinin çok karisik bir devrinde vazife yapmasina ragmen, uzun zaman vezir-i âzamlik vazifesinde kalmasi, kendini padisahlara, devlet adamlarina ve ahâliye sevdirmesi yaninda idareciligine baglanir. Devrinde kâmil olarak taninip, olgun zeki, ilim, fazilet ve siyaset sahibi idi. Iyi bir tahsil gördügünden ilmi çok olup, sairligi ve edibligi de vardi. Siirlerinin toplandigi "Divân", diplomasi, siyasi ve sosyal mevzuulari ihtiva eden "Münseat' ' ve "Tahkik ve Tevfîk" Arapça " Sefinetü'r-Râgib" ile Arapça. Farsça ve Türkçe üç dilde birçok manzum ve nesir yazilarini ihtiva eden "Mecmua", adli eserleri vardir.




CuяśєĐ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
kişiler, osmanlıda, önemli


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557