Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Aralık 2012, 16:33   #1 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Osmanli Toprak Mülkiyeti Anlayışı

Bu çalışma kuruluşunun yedi yüzüncü yılında ülkemizde olduğu gibi dünyanın birçok yerinde de ilgi odağı olmaya devam eden Osmanlı Devlet geleneğininçok geniş ve bir o kadar da farklı kültürlerin meskun olduğu bölgelerde oluşturduğu mülkiyet anlayışıylabu anlayışın ortaya çıkardığı sosyal yapıya ilişkin meseleler üzerinde duracaktır.

İktisat tarihi üzerine yapılan bir takım çalışmalarda görülen anakronizmin tuzağına düşmemek içinbu sistemi meydana getiren temel ilkeler ve bunların ilişki halinde olduğu tarihsel dönemleo döneme ait Osmanlı devlet telakkisinin bir arada düşünülmesi zarureti vardır. Burjuva değerler sisteminin oluşturduğu bir yapının ürünü olan mevcut iktisat teorisininbazı konularda bizi yanıltması her zaman için mümkün olabilir . Mevcut paradigma içinde şu veya bu anlama gelen bazı kavramlarınfarklı bir iktisadî paradigma içinde çok daha değişik anlamlara geldiğini biliyoruz. Mesela A yapısı içinde a anlamına gelen bir kavramB yapısı içinde daha farklı bir anlam ve içerik kazanmış olabiliyor. Bu sebepleilgili dönemde emek ve sermaye kavramlarının hem tekilhem de ilişki halinde oldukları bütünle olan münasebet ve fonksiyonları bağlamındakonumlarının açıklıkla belirlenmesi gerekir. Biliyoruz kisözü edilen kavramlar sadece birer olgu değildinamik olarak devam eden bir süreçtesürekli halde oluşan dinamik yapılardır. Bu nedenle emeksermayemülkiyet ve sair ekonomik kavramlarbirbirleriyle olan ilişkileri ve bu ilişkilerin ortaya çıkardığı bütünlük içinde açıklanmalıdır .

Bu sebeplerden ötürü bizim yapacağımız çalışmaesas itibarıyla sistemin yapısal durumundan hareket ederekmeselelerin çözümlenmesini amaçlamıştır. Yapısal durumun beslendiği kaynaklar ise tarihsel süreçfizikî çevre ve mevcut yapıyı etkileyen dünya görüşünün beslendiği ilkelerdir.

Toplum ve devletlerin tarihleri detıpkı diğer canlı varlıklarda olduğu gibimekanik değil organik niteliklidevamlılık arz eden yapılar oldukları içingeçmişlerinden hiçbir şekilde soyutlanamazlar. Bu sebeple Osmanlı devlet ve toplum geleneğinin geçmişten tevarüs ettiği değerler sistemini dikkate almak durumundayız. Bu kaynaklar Türk ve İslâm devletlerinden devralınan bir takım değerlerlekurumsal yapılardır. Bunların ete kemiğe bürünme şekilleri geçen zaman içinde farklı tezahürlere bürünmüş olsalar bileesasta sürekli bir daimîlik olduğunu ileri sürebiliriz. Tanpınar’ın deyimiyle; “devam ederek değişmek ya da değişerek devam etmek” şeklinde formüle edebileceğimiz bu durumHacı Bayram’ın dizelerinde çok daha anlamlı bir şekilde ifade edilmiştir.

“Nâgehan bir şara vardım
Ol şarı yapılır buldum
Ben dahi yapılır oldum
Taş ile toprağ arasında. ”


Bu mısralarAnadolu’ya gelen dağınık Türkmen guruplarının bir millet haline gelme süreçlerini çok veciz bir şekilde ifade ediyor. Hacı Bayram bu sözleriyle muhtemelenmanevî bir binanın yapılışını anlatmak istiyordu. Millet de zaten maddî bir varlığa mana veren manevî bir bağlantı sisteminin adıdır . Bu manevî binabu yapısal bütünlük; iktisadî yapıyı olduğu kadar sosyal yapıyıdevlet nizamını olduğu kadar hukuk sistemini ve sair ne varsa hepsini birdenşekillendiren ve anlamlı kılan bir âhenk oluşturmuştur. Parçalar ancak bu yapı içinde anlamlı ve fonksiyonel hale gelebilmişlerdir. Farklı bir yapısal bütünlük içinde abes kaçan bir ayrıntıbu yapı içinde bilakisvazgeçilmez bir güzellik ve zenginlik olarak pekala yapının bütünlüğünü sağlayabilir.

Bu sebeple öncelikli olarak bu yapının kaynakları ve onu oluşturan unsurlar üzerinde durulacaktır. Bilindiği üzere Türk İslâm devletlerinin bir devamı niteliğinde olan Osmanlı Devleti ve ona ait kurumlar öncelikli olarak bu iki kaynaktan beslenmişlerdir. Bizans kurumlarından bir takım uygulamalar alınmış olsa bile esas tesir Türk ve İslâm kaynaklıdır.

Usûle ait bu kısa girişten sonraşimdi de asıl meselemizeOsmanlı Devletinde mülkiyet anlayışının sosyal tabaklaşma üzerindeki etkilerine gelebiliriz. Ancak hemen belirtmek gerekir kisözü edilen dönemde mülkiyet ve servetin temel kaynağı topraktır. Bu sebeple ilgili döneme ait mülkiyet telakkisi ve onun sosyal tabakalaşma üzerindeki etkisinden bahsedilirkentoprak mülkiyeti ve onun bölüştürülme biçimi üzerinde durulacaktır. Bu arada üzerinde durulması gereken bir başka husus dasistemi doğrudan veya dolaylı biçimde etkileyen uygarlık veya kültürel bütünlüklerdir. Bundan dolayı öncelikli olarak sistemin kökenleri üzerinde durulacak ve ancak ondan sonradır kiOsmanlı toplumsal yapısının mahiyeti ve bu yapının sosyal tabakalaşma üzerindeki etkilerine değinilecektir.


Sistemin Dayandığı Temeller



Hiçbir sistem sadece a priori veya soyut olarak tasarlanmış belli aksiyomlarlabunların harfiyyen uygulanması sonucu oluşmuştur iddiasına dayandırılarak açıklanamaz. Elbette kadim’den o güne devam edegelen bir takım genel ilkelerleo ilkeleri hayata geçiren öncü kadronun belirleyici etkisi olacaktır. Bunun tabiî karşılanması gerekir. Ne var kiyaşanılan dönemin tarihsel şartlarını hesaba katmadanmeseleyi sadece belli ilkelerleo ilkeleri uygulamaya koyan kimselerin maharetlerine irca etmek debir anlamda kolaycılığa kaçmak anlamına gelebilir. Sözü edilen faktörlerin etkisizaman ve mekana göre derece olarak farklılık gösterebilse dahibu derece farklılıklarının genel geçer gerçeklikler olarak algılanması suretiyle bütün zamanlara uyarlanması hiçbir şekilde kabul edilemez. Zaten sosyal bilimlerin hiçbir sahasında dört köşe ‘model’ çözümlemelerle neticeye varılamaz .
Bize göresistemin öncüllerini İslâm geleneği ve eski devir Türk devlet tecrübesi yanında devrin kendine özgü zaruretleri ve yeni gelinen coğrafyadaki eski uygulamalar ve en nihayet bunların tümünü birden şekillendiren klasik dönem yönetici kadroları belirlemiş olmalıdır .

1)İslâm Geleneği

Türkler İslâm medeniyeti dairesine girerek İslâmî Türk devletleri kurulduktan sonradiğer sosyal müesseseleri gibi hukukî müesseseleri de büyük bir değişmeye uğramıştı. Türk devletleri İslâmiyet’in o zamana kadar oldukça işlenmiş ve tekemmül etmiş hukukî esaslarıyla birliktekurumlarını da almış ve tatbik etmeye başlamışlardı .

Nitekim mîri arazi sisteminin temellerinifetihten sonra Irak arazisinin statüsü konusunda yapılan tartışmalar neticesi varılan nihaî kararda bulabiliriz. Ashâbın bir kısmıbu arazinin savaşa katılan gâziler arasında paylaştırılması gereğini savunurkenHz. Ömer’in de içinde bulunduğu bir gurup sahâbibu arazinin ümmete ait müşterek bir mal olduğunu ve dolayısıyla beytülmâle bırakılması gerektiğini ileri sürmüş ve bu minval üzere karara varılmıştır .

Osmanlı devlet ricalinin de daha kuruluştan itibarenİslâm fıkhına yakından aşina olan ulema ve fakihlerin görüşlerine azamî derecede riayet ederek bunlara devlet idaresinde önemli mevkiler verdiklerini biliyoruz . Ebussuûd Efendi’nin fetvası daHz. Ömer’in uygulamasını referans almış ve ganimet sayılan fethedilmiş arazilergâziler arasında mülk olarak taksim edilmek yerineİslâm cemaatinin(devletin) elinde alıkonulmuştur .

İkta sisteminin temellerini de İslâm uygulamasında görmek mümkündür . Hz. Peygamber tarafından bazı kişilere iktalar verildiğini biliyoruz. Ancak Hz. Ömer ikta edilen bu toprakların sahipleri tarafından üst üste üç yıl ekilmemesi halindeellerinden alınması hükmünü getirmiştir . Nitekim Osmanlı uygulamasında da aynı tatbikatı görüyoruz. Orada da toprağını üç yıl üst üste ekmeyen kimsenin toprağı elinden alınırdı .


2)Türk Devlet Geleneği Ve Tarihi Zaruretler

Osmanlı Devleti’ne ait ekonomik ve sosyal nizamın teşekkülünde etkili olan amillerden birini dehiç şüphesiz eski Türk devlet geleneğinden tevarüs edilen tarihi tecrübe ilezaman içinde karşı karşıya kalınan siyasî ve sosyal zaruretler olarak değerlendirmek icap eder.

Öncelikle tarihi tecrübe ifadesini biraz açmak gerekir. Bilindiği gibi eski dönem Türk devlet geleneğinde mülkün Hâkanın şahsî malı olması sebebiyleHâkanın vefatıyla birlikte topraklar oğullar arasında paylaştırılıyordu. Oğuz-Han’ın ülkesini oğulları arasında paylaştırdığına dair bizzat bu destanda geçen ifadelerle diğer Türk devletlerindeki benzeri uygulamalar damahiyet olarak aynı özellikleri haizdir . Bunun neticesi olarakTürkler arasında sürekli olarak dahilî kargaşa ve iç harpler vuku bulmuş ve kurulan devletler uzun ömürlü olamamıştır.

Muhtemelen tarihten gelen bu vb. tecrübelerin de etkisiyle Osmanlı Devleti daha kuruluşundan itibarenmerkezî bir devlet olma özelliğini sıkı sıkıya koruma eğilimi göstermiştir. Daha Orhan Gazi zamanından itibarentımar ve zeâmet sisteminin Çandarlı Kara Halil Paşa tarafından ihdas olunduğunu görüyoruz . Kuruluştan itibaren tımar sistemi üzerinde bu derece hassasiyetle durulmasının altında yatan en önemli sebepihtimaldir ki“soy aristokrasisine” dayalı eski Türk sosyal tabakalaşmasınınmerkezkaç eğilimleri daima bünyesinde barındırıyor olmasından kaynaklanmış olmalıdır. Devlet ricali hem merkezî devlet otoritesinin idamesini sağlama almakhem de sosyal adaleti azamî ölçüde güvenceye almak amacıylazaten İslâm geleneğiyle de hiçbir şekilde çatışmayan bu yapınınkorunmasına azamî ölçüde hassasiyet göstermişlerdir.
Fatih’e kadar devlet idaresi ve toprak mülkiyetinin önemli ölçüde sadece Türklerden oluşan aristokrat bir zümrenin tekelinde olduğunu öne süren görüşler olsa dahi bunun tarihi realite ile tam olarak örtüştüğü ileri sürülemez. Nitekim Timur hadisesinden sonramerkezî devlet otoritesinin tekrar kurulabilmesitımar sisteminin varlığı ve ona bağlı olaraksoy aristokrasisinin kısmen de olsa kırılmış olmasına bağlanmaktadır . Arşiv belgelerine dayalı titiz bir çalışma dabu görüşü doğrular mahiyettedir .
Nizâmülmülk’ün Siyasetnâme isimli eserinde de iktahas ve sipahi gibi kavramların Büyük Selçuklular dönemine kadar götürüldüğünü görüyoruz . Ünlü vezir bu eserinde sipahi ve vergi memurlarının çok zengin olmamalarıözel bir kale yaptırmamalarıkötü düşüncelere kapılmamalarıhalka iyi ve doğru muamele yapmaları ve vilayetleri onarmaları için ‘iki senede bir değiştirilmeleri gerektiğini’ ifade ediyor . Bu son ifadesipahi ve tımar sahibi kimselerinsadece bir memur olduğunu ve bir yerde iki seneden fazla kalmalarının sakıncalı olabileceğini ihsas ediyor .

Daha kuruluşundan itibaren bütün Osmanlı hükümdarlarının merkezkaç eğilimlere karşı takındıkları hassas tavırlarla bilhassa Fatih’le birlikte bu tür eğilimleri tasfiye etme sürecinin tümüyle neticeye bağlanmış olmasıhiç şüphesiz tımar sisteminin oturmuş olmasıyla açıklanabilir . Bununla birlikte gerek Fatih öncesindegerekse O’nu izleyen dönemlerdebirtakım merkezkaç eğilimlerin olduğu da bilinen bir vakıadır. Bu bağlamda Ankara savaşında Timur ordusu tarafına geçen eski Anadolu askerlerinin tavırlarıylaCelalî isyanları şeklinde tezahür eden kalkışmaların altında yatan hakikî sebebindevlete karşı bir halk hareketi değilçevredeki feodal beylerin eskiden kalma imtiyazlarını devam ettirme çabası şeklinde değerlendirilmesi daha makul bir açıklama tarzı olarak görülebilir . Tımar sistemi fetihler vasıtasıyla Bizans ve Balkanlara ait feodal yapıyı ortadan kaldırmış ve böylece hıristiyan serfler toptan azat edilerek Osmanlı devletinin zimmî köylüleri statüsüne yükselmişlerdir. Osmanlıların Balkanlarda süratle yayılmalarının en önemli sebebi budur .
Bununla birlikteİslâmiyet öncesi döneme ait birçok kalıntı dagayet tabiî olarak Türkler arasında yaşamıştır. Bunlar bazen İslâmî bir cila altında hiçbir değişime uğramazkenbazen de eski şekillerini korumakla birlikte yeni bir mahiyet kazanmaya başlamışlardır . Nitekim Osman TuranBahaeddin Ögel’in çalışmalarına istinadenikta sisteminin İslâmlık öncesi Türk topluluklarında da aynen vâki olduğunu ileri sürmektedir . Eski Türk devlet telakkisinde mülkün hükümdara ait olduğu düşünülürseTuran’ın görüşlerine katılmak pekala mümkün olabilir.


3) Akdeniz Uygarlıkları
Osmanlı toprak sistemine benzer yapılaraAkdeniz kültür çevresinde de rastlandığına dair görüşler olduğu biliniyor. Bilhassa İnalcık bu meseleyle ilgili tarihî örnekler veriyor. “Mîrî tapulu arazi sitemiimparatorluklar siyasetinin bulduğu ve korumaya çalıştığı ana imparatorluk rejimi olarakeski çağlardan beri Akdeniz ve Orta Doğu tarihine yön vermiş bir temel sistemdir” . İnalcık bu görüşlerini ileri sürerkenOsmanlı Devleti’nin bu sistemi Bizans’tan tevarüs ettiğini iddia etmemekle birliktebenzer yapıların Bizans ve Selçuklular’da da bulunduğunadaha doğrusu Osmanlılara takaddüm ettiğine vurgu yapıyor. Onun bu bağlamda ileri sürdüğü görüşlerbir anlamdabu tür yapılanmaların imparatorlukların genel karakteristiği olarak teşekkül ettiğini vurgulamaktır .
Konuyla ilgili müstakil denilebilecek bir çalışma yapan Köprülü isemîrî arazi uygulamasının esasta Türk-İslâm menşeli olduğunu ortaya koyuyor . Ünlü medeniyet tarihçisi MiquelTürkçe’ye de kazandırılan o muhteşem eserindeBizans tesiri iddialarını oldukça abartılı bularak; Osmanlıların hem de muktedir oldukları haldeniçin Slav ve Bizans kadastro sistemini kullanmadıkları sorusunu sorarak bu tür iddiaların gerçekleri yansıtmadığını ortaya koyuyor . Bununla birlikte Osmanlı devlet adamlarının Bizans’tan hiçbir şey almadıkları da ileri sürülemez. Elbette sistemin genel ilkeleriyle çelişmeyecek ve hatta bu ilkelerin icrasını kolaylaştıracak bir takım uygulamaların alınmış olmasını tabiî karşılamak gerekir.





Abdulkadir İlgen






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
anlayışı, mülkiyeti, osmanli, toprak


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557