Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Aralık 2012, 15:33   #1 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Osmanlı Maliyesinin İflası, İttihad ve Terakkinin Sebep Olduğu Kayıplar

OSMANLI MALİYESİ'NİN İFLASI,

İTTİHAD VE TERAKKİ'NİN SEBEP OLDUĞU KAYIPLAR




Osmanlı İmparatorluğu’nu Birinci Cihan Savaşı (1914-1918) batırdı. Daha doğrusu Türkiye, ancak 1922 sonbaharında noktalanacak savaşlar dönemine 1911′de girdi.


Bu dönemde hangi devletlerle savaştığımızın listesi bile bugünkü nesil için şaşırtıcıdır: İtalya, Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, İngiltere, Fransa, Romanya, Rusya, Ermenistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Güney Afrika… Listenin eksikliği için sayın okuyucularımdan özür diliyorum.

Cihan Harbi’nden, Türkiye 1918′de ordusu, maliyesi, insanı, köyü ve şehri mahvolmuş durumda çıktı.

Hiç bir devlet, iflasın eşiğine gelmeksizin, dış destek de olmadan uzun yıllar üç kıt’a üzerinde savaş sürdüremez. Osmanlı (Balkan ve Cihan Harblerinde) bunu yapmak istedi. Başaramadı. İmparatorluğunu kaybetti.

Türkiye İmparatorluğunda 1914′de 40,000,000 altın sikke tedavülde idi. (Gümüş sikkelerin değerini de altına çevirerek bu meblağa kattım.) Banknot (kağıt para) emisyonu azdı. Ülkede Türk altını gibi serbestce tedavül eden yabancı altınlar (İngiliz, Avusturya, Fransız, Hollanda, Alman, Rus) yukarıdaki meblağın dışındadır.

1913′de Balkanlar’ı, 1914′te Mısır ve Sudan’ı, 1911′de Libya’yı kaybeden İmparatorluğun nüfusu 1915′de 29 milyon kadardı. Bu yılın savaş harcamaları 83,000,000 lira idi. 1 TL, henüz 1 altın veya yakın değerde idi.

1908′den önce nazari olarak 1 Osmanlı altını = 1 Osmanlı lirası idi. Gerçekte 1 altın alabilmek için 1 liralık banknotun üzerine bir kaç kuruş daha ödemek gerekiyordu. 1914 savaşına kadar altın ve banknot farkı büyüdü. Savaş içinde ise 1 altın alabilmek için İstanbul’da 3, Anadolu’da 4, İmparatorluğun Arap vilayetlerinde 5 Türk banknotu ödemek icap ediyordu. Bu oran gittikce açıldı. Cumhuriyet ilanında (1923) 1 altın = 7 TL idi ve TL 1923′te hala dolara yakın değerde idi: 1 TL = 0.80 dolar. Dehşetli bir devalüasyon olduğu açıktır. Zira 1914′de 1 TL = 3.70 dolar = 18.45 mark = 17 İsviçre Frankı idi. Savaş içinde (1914-18 ) bile 1 Türk lirası banknot alabilmek için mesela 1917′de milletler arası borsalarda 4 Amerikan dolarına yakın ödemek gerekiyordu. Ve bu parite, 1908 öncesi Osmanlı lirasının değerine nispetle, Türk parası aleyhine bir yıkım sayılıyordu. Mandelstam 1917′de yayınlanan eserlerinde 1 Türk lirasının 4 dolara eşit hale gelmek üzere bulunduğunu böyle değerlendirmiştir. (Le Sort de l’Empire Ottoman, page 157-158)

11 Haziran 1916 tarihli Paris’in Temps gazetesi, savaşta olduğu Osmanlı Devleti aleyhine şu haberi yayınladı: “Türkiye’nin Haleb, Şam, Beyrut eyaletleri ile Lübnan ve Kudüs sancaklarında (illerinde) 1 İngiliz lirası (sterlin) = 137 Türk kuruşuna (1.37 TL) fırladı. Osmanlı hükümeti ise hala 1 sterlin = 1 TL paritesinde direniyor. Fakat 37 kuruşluk karaborsa farkını ortadan kaldırmaktan aciz durumdadır. Osmanlı ekonomisinin iflasa gittiği açıktır…”

1914-18′de Osmanlı, 11 cephede vuruştu: Çanakkale, Galiçya, Dobruca, Makedonya, Kafkasya, İran, Irak, Filistin, Hicaz, Yemen, Libya. Haritaya bakınız… Başınız döner. Şerefli bir savunmadır. Babalarımız, atalarının nice asırlık gayretleriyle kurdukları İmparatorluğu savunuyorlardı. İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya başta Dünya’nın en güçlü devletlerine karşı…

Altın gittikce eridi. Banknot emisyonu 1917 Ağustosunda 80 milyon lirayı buldu. 3 yıl içinde tam 40 milyon altın piyasadan çekilip gizlendi. Böylesine bir mali denge veya dengesizlik içinde savaş bütcesinin 83 milyon altın olarak tespitini ilk okuduğumuz zaman gözlerim yaşarmıştı, rikkât ve heyecan vericidir.

Giden keşke sadece para olsaydı. Ama İmparatorluk ekonomisinin iflasına paralel olarak Türk toplumu ve ailesi mahvoldu. Kıtlık dönemini açlık dönemi takip etti. İstanbul ve Beyrut gibi İmparatorluğumuzun en müreffeh, sokak kedilerinin ve köpeklerinin bile karnı tok, sırtı pek gezdikleri şehirlerinde, açlıktan düşüp ölenler belediye temizlik işcilerince caddelerden toplandı.

Yolsuzluk ve rüşvet her müesseseyi kapladı. Harb zenginleri denen sınıf türedi. Büyük sosyal dalgalanma oldu. Türk ahlâkı derin yaralar aldı. 1918′de bu hale gelen, üstelik orduları mütareke şartları mucibince silah teslim edip terhis edilen Türk, bir de Kurtuluş Savaşı’nı göze almak durumunda kaldı. TBMM karariyle halkın varlığının % 40′ına savaş giderleri için el kondu.

1922 sonunda biten savaşlar dizisinden gene de sağlam karakterli bir millet çıktıysa, bu Türk’un asırlar boyu aldığı dînî ve milli terbiyenin sonucudur. Bir de savaşın, bir çok tarihcinin dikkat ettiği gibi, milli bütünleşmeye yardımcı olması, fedakarlık ve kahramanlık duygularını yüceltmesi dolayısıyladır.

… İttihad ve Terakki’nin zirvede oyun oynayıp Sultan İkinci Abdülhamid’i tahttan indirmesi, bize Anadolu’dan sonra (biz Batı Türkleri’nin) ikinci anavatanımız, daha doğru ifadeyle anavatanımızın batı kanadı olan Rumeli’ni kaybettirdi. Enver gibi küçük rütbeli çok genç bir kurmay subayın Almanya’nın savaşı bir buçuk, haydi bilemediniz iki yılda kazanacağı palavrasına inanması, bizi Cihan Savaşı’na soktu. Herhalde 1940′lı yıllarda İngiltere ve Fransa gibi kendi irademizle İmparatorluğumuzu tasfiye etmek şansını bize kaybettirdi. Bir milyon Türk öldü. Hem batı, hem doğu kültürüne sahip şekilde yetiştirilmiş son Türk neslinin genç adamları, bugün haritalarda isimlerini zor bulabileceğimiz yerlerde can verdi.

Bu kadar kötü olanı, tarihimiz boyunca düşman ayağı basmamış ülkelerimiz ve beldelerimiz çiğnendi. Yakılıp yıkıldı. İflas etmiş bir maliye ve ekonomi, yetersiz yönetici kadrolar, daha yoksul bir Türkiye oluşturdu…






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 07 Aralık 2012, 15:33   #2 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

OSMANLI TİCARET ve EKONOMİ POLİTİKASI


Yılmaz Öztuna’nın ‘Osmanlı Ticaret Politikası’ başlıklı makalesinden :

Osmanlı Türkiyesi’nin ticaret prensiplerini ben anlatmayacağım. Bir Avrupalı kalemden nakledeceğim.


Orgeneral Kont Marsigli, Bologna şehrinde bir İtalyan soylusudur. Almanya İmparatorluğu hizmetinde bir askerdir. 18 yaşından başlıyarak Alman ordusunda Türkler’le savaşmış, 1683′de Viyana’yı kurtaran, 1686′da Budapeşte’yi Osmanlı’dan alan orduda bulunmuştur. Uzun müddet İstanbul’da yaşamış, iyi Türkce öğrenmiştir. Türkceyi yalnız konuşmamakta, aynı zamanda okuyabilmektedir. Antika meraklısı gerçek bir aydındır. Pek çok Avrupa dili bilmektedir. Binlerce Türkce yazma kitap ve san’at eseri toplamıştır. Mesela Budin’in (Budapeşte) düşmesinde, şehrin Türk konaklarına girerek, yağma ve yangını elinden geldiği kadar önlemeye, Türk san’at eserlerini -kendi hesabına- kurtarmaya çalışmıştır.

Kont Marsigli, öyle bir dönem yaşamıştır ki, Osmanlı Cihan Devleti’nın son yıllarıdır.. Ve cihan devleti durumundan düşüşün ilk safhasıdır. Topladığı Türkce yazma kitapları, Papa’nın koleksiyonuna bağışlamıştır. Emekli olunca, Osmanlı askeri düzeni üzerine son derece önemli büyük bir kitap kaleme almıştır: Etat Militaire de l’Empire Ottoman (Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Durumu), 2 cild, Lahey 1732. Burada Kont Orgeneral, Osmanlı Askeri başarısını geniş ölçüde Türk İmparatorluğunun ekonomik politikasına bağlamıştır. Aşağıdaki satırlar, bu birinci derecede gözlemcinin kitabının 57-61. sayfalarından özetlenmiştir :

“Gerek Türkler, gerek Türk İmparatorluğunda yaşayan diğer milletler ticaret alanında çok faaldir. Bilgili, mahir, dirayetli tacirlerdir. Bab-ı Ali’nin (Osmanlı İmparatorluk hükümeti) değişmez politikasi, ticaretle uğraşanlara her türlü kolaylığı göstermektedir. Osmanlı prensibi, ticaret malları mümkün olabildiği kadar girip çıksın ilkesidir. Zira mal ne kadar gelip giderse, devletin geliri o derece arttığı gibi, halk da aynı ölçüde kazanmaktadır. Bab-ı Ali, ağır ticaret vergilerinden daima kaçınmıştır. Ağır verginin hem malın dolaşımını engellediği, hem kaçakçılık doğurduğu, hem de devletin gelirini ve halkın kazancını azalttığı fikrindedir…

Bab-ı Ali, kaçak mala hazine adına el koyar. Hiç bir tacir, vergisini ödemediği, beyan etmediği malı ülkeye sokup çıkarmaya cesaret edemez. Zira ticaret lisansı elinden alınır. Çok defa bütün varlığına el konur.

Türk İmparatorluğundaki halkların hangi sebeple Avrupa’dan daha iyi şartlarda yaşadığı beni düşündürmüştür. Bunun sebebi, ticaret aktivitesidir. Toprak büyüklüğü ve verimliliği bence ikinci derecededir. Zaten İmparatorluğun bir çok ülkesi, hiç de verimli yerler değildir, dağ ve çöldür.

Önceleri Türkler’i yakından tanımazdım. Zira biz Avrupalılar, Beyoğlu’nda Avrupa kolonisi içinde vakit geçirir, Osmanlı’yı tanıdığımız iddiasıyla memleketimize döneriz. Osmanlı ailesinin içine girmek gerekir. Dışarıdan bakınca, temiz giyinen, fakat giyimlerinde Avrupa’daki süslerin hiçbiri görünmeyen, gösterişi sevmeyen, ağırbaşlı, kanaatkâr, dindar bir Müslüman toplumu görünür. Bu, sokaktaki Türk’tür. Evlerinde de masrafları az ve bize göre fazla çeşidli değildir. Ama Türkiye’de çok kalıp aile mahremiyetine girilince, her Türk’ün kendine göre varlığı ve tasarrufu olduğu anlaşılır. Sokakta dilenen yoktur. Yoksulu vardır, fakat yardım görmeyen yoksulu yoktur.

Ticarete, sanayiden öncelik tanınmıştır. İmparatorluklarını üç kıt’anın birleşdiği yerde kurmaları, Türkler’e çok imkân sağlamış, bu imkânı akıllıca kullanmışlardır. Dış ülkelere o kadar çok ve çeşitli ham ve mamûl (imal edilmiş) madde satarlar ki, belli başlı hiç bir madde ithaline ihtiyaç duyulmaksızın, sadece hoşlarına giden malları satın alırlar. Türk zengin tabakası Venedik’in cam eşyasına, kristaline, kağıdına, biblolarına, boy aynalarına bayılır. Bu ithal malları ile konaklarını süslerler. Osmanlı’nın Fransa’dan ithal ettikleri ise, orta tabaka içindir. Almanya’dan madeni eşya alırlar. Çok süslü Venedik düka ve Hollanda flori altınlarına düşkündürler. Bunları biriktirir, kadınlarına hediye ederler. Türkler’in böyle garip zevkleri vardır.

Ordu ve donanmaları için hiç bir ham ve mamul maddeye ve silaha ihtiyacları yoktur. Kendileri imal ederler. Yiyecek madde ithali bahis konusu bile değildir. Onun için çok mal satar, az mal alırlar. Üstelik uzak Asya ülkelerinden satın aldıkları malları biriktirir, bir kaç misli kârla Avrupa’ya satarlar ki artık bu düpedüz soygundur!…

Hiç bir Avrupa devleti yoktur ki, Osmanlı ile -savaş gibi sebeplerle- ticaretini kesdiği takdirde sıkıntıya düşmesin. Birçok Avrupa devleti bazı maddeleri kesin şekilde Osmanlı’dan almaya mecburdur. Türk İmparatorluğunun ham madde kaynakları tükenir gibi değildir. Türk kerestesi gelmezse Avrupa’da birçok tersane durur. Türk tarım ürünleri ve hayvanı, bir çok Avrupa ülkesini besler. Türk kumaş, iplik, bakır ve deri sanayii üstündür. Avrupa, bunları da satın alır. Gerek ateşli, gerek Türk silahları, Avrupa’da çok makbûldûr. Bab-ı Ali arada, ateşli ve kesici silahların dış satışını engelleyen fermanlar yayınlar. Bu, sadece mallarının değerini yükseltmek içindir! Nitekim bazı Avrupa devletlerine, olağanüstü ticaret ayrıcalıkları tanır, diğerlerine tanımaz. Avrupalılar’ı birbirine düşürür.

Bu sebeple Avrupa’nın Osmanlı’ya sattığı mal, ondan satın aldıkları için yetmez. Avrupa, Amerikan madenlerinden sağladığı altın ve gümüşü de Osmanlı’ya kaptırır.

Bu düzeni Türkler, 1683′den sonra eskisi kadar işletemiyorlar. Zira Avrupa gemileri iyice Hind Okyanusu’na girmiştir. Ama kara ticaret yolları gene Türkler’in elindedir. Gene ticaret, Osmanlı’nın lehine sürüp gidiyor.

Bazı mamüllerde Türk işciliği ile rekabet bile mümkün olmamıştır. Bir çok silah, halı, çok ileri teknikle yapılmış solmaz boya, lüks kumaş, işlenmiş deri ve kürk bunlardandır… Türk kuyumcularının mücevherleri Avrupa sosyetesinde çok aranır.

Bab-ı Ali, Avrupa’dan büyük paralar çektiğinin idrakı içindedir. Ticaret politikasını bu idrak içinde düzenlemiştir. Formaliteleri asgariye indirmiştir. Bizdeki içinden çıkılmaz kırtasiyecilik yoktur. Avrupa tacirlerine her türlü kolaylığı sağlamıştır. Bir Avrupa taciri, Osmanlı toprağının neresinde olursa olsun, kendi ülkesinden daha fazla güvence içindedir. Hiç kimsenin tüccarın malına ve kazancına göz dikmesi bahis konusu değildir. Doğrusu bu ortamı sağlamak, Osmanlı Devleti’ne şeref kazandırmıştır.

Bab-ı Ali, Avrupa’dan ithal ettiklerine düşük bir gümrük vergisi uygular. İthal ettiklerini, İmparatorluğun hangi ülkesinin ve beldesinin ne kadarına ihtiyacı varsa, mahirane şekilde ve derhal dağıtır. Bunu Osmanlı tacirleri yapar. Avrupalı, malını ancak Osmanlı limanına kadar getirebilir. Malını Osmanlı ülkesi içine sevk edemez, dağıtımını yapamaz, yasaktır. Keza, Osmanlı malını Osmanlı limanlarından peşin para ile almaya mecburdur…

Avrupalı tüccar, Osmanlı ülkesinin içine girip doğrudan doğruya müstahsilden veya sanayiciden mal satın alamaz. Bu malları yerinden satın alıp limanlara sevk eden Osmanlı tacirleri, çok kazanırlar. Kendi mallarını kendi gemileriyle Avrupa limanlarına götüren Türk armatörleri de çoktur. Mesela, Venedik’te büyük bir Türk işhanı mevcuddur.

Bab-ı Ali, kendi tebeası olmak şartiyle, tüccarının Müslüman, Hıristiyan, Yahudi olmasını tefrik etmez. Hepsi aynı statüye tabidir. Hıristiyan tebeasının zengin olmasından hiç çekinmez. Şüphesiz bu husus da Osmanlı yönetimine şeref kazandırır.

Osmanlı ile en akıllı ticareti yapan Avrupalılar, üstün tüccar ve denizci olan İngilizlerdir. Osmanlı’dan koyun, keçi, deve yünü, ham ipek, ibrişim, ipekli kumaş, silah ve benzeri şeyler alırlar. Pek çok maddeyi de takas yoluyla değiş-tokuş ederler… Türkiye’den yün gelmezse, İngiltere’de tekstil fabrikaları işleyemez. Büyük sıkıntı olur. İngiliz gemileri yılda iki defa Osmanlı limanlarına filolar halinde gelip yün yükleyip giderler. İngiltere’de işci, çok düşük ücretle çalışan sefil bir tabakadır… Fransa ise, en nüfuslu Avrupa ülkesidir. Besin maddeleri başta, Osmanlı’dan yaptığı ithalata bağımlıdır.”

Kont Marsigli’den yaptığım alıntıları burada kesiyorum. Almanya İmparatorluk orgeneralinin aslında Türk düşmanı olduğu, fakat Osmanlı düzenine hayranlığını ifade etmekten, Avrupa’nın ibret ve tedbir almasını istediği için, çekinmediği görülür.






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 07 Aralık 2012, 15:34   #3 (permalink)
★½★

aLLien - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2012
Nerden: Antalya-Ankara
Yaş: 30
(Mesajlar): 2.184
(Konular): 1569
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 49000
Aldığı Beğeni: 382
Beğendikleri: 1020
Ruh Halim: Kaygili
Takım :
aLLien - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

1841 TARİHLİ BİR BELGEYE GÖRE OSMANLI DEVLETİ'NDE
MEVCUT OLAN ASKERİ BİRLİKLER VE BUNLARA YAPILAN
HARCAMALARIN TÜRÜ VE MİKTARLARI




Osmanlı Devleti kurulduğu yıldan çöküşüne kadar geçen sürede tüm dönemler itibariyle önemli bir askeri kuvveti barındırma gereği duymuştur. Devletin ilk yıllarında geniş bir coğrafyaya yayılabilmek daha sonra ise ele geçirilen topraklan savunabilmek ya da genel olarak asayişi sağlamak ancak kalabalık bir ordu sayesinde mümkün olabiliyordu. Devlet geniş bir coğrafyaya sahip olmanın bazı imkanlarından faydalamrken aym zamanda buralarda savunma hizmetlerini düzenli olarak yerine getirmek için ağır bir masraf yüküne de katlanmak zorunda kalıyordu. Devletin ilk yıllarında tımar sisteminin başarıyla uygulanması bu yükün hafifletilmesini sağladığından çok büyük sıkıntılarla karşılaşılmamıştı. Gerçekten de tımar teşkilatı bir taraftan savaşa hazır donanımlı bir ordunun her an hazır bulundurulmasını sağlamakta diğer taraftan da İmparatorluğun geniş sınırları içerisinde köylere kadar yayılan önemli bir güvenlik ağı oluşturmaktaydı (Ergenç 1983:74). Ancak on altıncı yüzyılın sonlarından itibaren başta silah teknolojisindeki gelişmeler olmak üzere bir dizi faktör tımarlı sipahi teşkilatının öneminin azalmasına ve buna bağlı olarak böyle köklü bir düzenin etkinliğini kaybetmesine yol açmış; bu da daha fazla profesyonel asker ihtiyacı doğurarak askeri harcamaların büyük meblağlara ulaşmasına neden olmuştur.

Osmanlılar askeri birlikleri bir ülkenin gücünü ve hayatiyetini devam ettirmesinin esas dayanağı olarak görmekteydiler. Onlara göre ber-mukteza-yı akıl ve hikmet her devletin esas kavım ve devamı sunuf-ı askeriyeye ve idare-i askeriye ise varidat-ı maliyeye menut idi (MM 47 1261/1845). Dolayısıyla güçlü bir orduya sahip olmak her şeyden önce güçlü bir maliyeyle mümkün olabilirdi. Osmanlı yönetiminin uzun yıllar bu dengeyi sürdürmekte başarılı olduğu düşünülebilir ancak özellikle on dokuzuncu yüzyıldan itibaren artan askeri harcamaları finanse etmek sorun olmaya başlamıştı. Devletin reform çabalarınınbu iki alanda yoğunlaşması konuya verilen önemi ortaya koymaktadır. Gerçekten özellikle on dokuzuncu yüzyılda hem askeri hem de mali konuların düzene sokulmasına yönelik çabaların bir hayli artmış olması bu alanlarda sağlanacak başarıların doğrudan devletin bekasıyla ilgili olduğu inancına dayanmaktaydı.

Osmanlı Devleti'nde askeri harcamaların seyri askerlerin toplam sayısı sımf (muvazzaf yedek vs.) itibariyle dağılımları ve diğer bazı faktörlere göre (seferlerin sıklığı ve süresi gibi) farklı olabiliyordu. Bununla birlikte bu masraf kalemi tüm dönemlerde büyüklüğünü korumuş ve bütçenin en önemli gider kalemlerinden birisini oluşturmuştur. İşte bu çalışmada 1841 yılı itibariyle ülkede bulunan askerlerin sayılan ve onlara ait giderlerin cins ve miktarlarına ait bir belgeden hareketle askerlerin sayı ve harcamalarının genel bir fotoğrafı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Yararlandığımız temel kaynak Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Meclis-i Vâlâ iradeleri kataloğundaki 782 numaralı belgedir. Bu belgede gösterilen harcamalar yıl ortasında gerçekleştirilen ve önceki yıllarda yapılan harcamaların seyrinden hareketle belirlenmiştir.

İstanbul'da Bulunan Askeri Birlikler ve Harcamaları
Osmanlı ordusunun önemli sayılabilecek bir kısmı başkentte bulunmaktaydı. İncelediğimiz yıla ait verilere göre bunların toplam miktarı kırk bin civarındadır. Tablo l'de detayıyla gösterildiği gibi askerlerin yaklaşık yansı hassa muntazama ve topçu birliklerinden diğer yansı da redif alaylanndan müteşekkildir. Askerlerin büyük kısmı süvari piyade ve topçu birliklerine aittir. Bunlann haricinde Hassa birlikleri içerisinde sayılan 184 olan doktor cenah v.s. bulunmaktadır. Aynca muntazama sımfı içerisinde 362 kişi subay ümera ve Dâr-ı Şûra-yı Askeriye memuru 431 nefer bölükan ve 132 kişi de Babıâli ve Bâb-ı Seraskeri müzikacısı olarak görev yapmaktadır.



Tablo-1 İstanbul'daki Askerlerin Birliklerine Göre Miktarlan

Süvari Piyade Topçu Diğer Toplam
Asakir-i Hassa 2.408 5.127 1.438 2.148 11.122
Asakir-i Muntazama 262 3.229 - 1.388 4.879
Asakir-i Redif 818 18.604 - - 19.422
Topçuyan-ı muntazama - - - - 4.473




İstanbul'da görevli olan birliklerin yıllık masraflannın toplamı 69.285.826 guruşa ulaşmaktadır. Dolayısıyla her ay altı milyon guruşa yaklaşan bir tutar sadece başkentteki askerler için sarf edilmektedir. Toplam harcamalar içerisinde en ağırlıklı kalemlerin maaş ve tayinat giderleri olduğu dikkati çekmektedir. Gerçekten de söz konusu iki kalemin toplam içerisindeki payı %83 civanndadır. Elbise ve benzeri levazımat giderlerinin payı ise %17 dolay lanndadır.

Taşrada Bulunan Askeri Birlikler ve Harcamaları
Taşradaki askerler Anadolu ve Rumeli ile bazı adalarda yerleşmiş olup üç ana sınıftan ibaretti. Bunlardan birincisi muvazzaf ve redif olarak görev yapan er ve subaylardan oluşmaktaydı. Aşağıdaki tabloda bu sınıfta yer alan askerlerin sayılan ve hangi bölgede bulunduklan gösterilmiştir.



Bulunduğu Yer Sayısı
  • Halep 4.226
  • Musul ?
  • Dicle 1.116
  • Güzelhisar 628
  • Konya 992
  • Akka Sayda v.s. 5.341
  • Ankara 380
  • Erzurum 2.237
  • Kars 543
  • Erzincan 404
  • Trablusgarp 3.872
  • Şam 7.260
  • Beyrut 1.161
  • Berat 953
  • Işkodra 866
  • Ohri 1.318
  • Elbasan 430
  • Manastır 787
  • Bosna 1.956
  • Edirne 11.621
  • Belgrad 857
  • Yanya 4.345
  • Vidin 586
  • Midilli 139
  • Kıbrıs 1.462
  • Girit 7.409




TOPLAM 63.093


Taşrada bulunan bu grup askerlerin 11.123'ü redif birliklerden müteşekkil olup Edirne ve Girit adasında yerleştirilmiştir. Kalanlann tamamı muntazama birliklerinden ibaretti. Birliklerin önemli bir kısmının maaş ve tayinatlan mahallerindeki hasılattan karşılamrken elbiseleri İstanbul'dan gönderilmekteydi1. Erzurum Kars ve Erzincan'daki askerlerin tüm masrafları bulunduklan yerlerden rüyet olunmakta Girit ve Trablusgarp'daki askerlerin bazı erzak ve ekmek tayinatlan için gerekli olan buğday ve arpa ile tüm elbiseleri merkezden gönderilmekte kalan tayinatlan ise mahallinden karşılanmaktadır. Şam Beyrut Akka ve Dicle'de bulunan birliklerin ise sade yağ ve bazı erzak tayinatlan ile elbiseleri başkentten gönderilirken kalan tayinat malzemeleri bölgelerinden temin edilmektedir. Taşrada bulunan redif ve muntazama askerlerinin toplam giderleri 88.357.237 guruşa ulaşmaktaydı. Bunun 24.795.900 guruşu (toplamın %28'i) maaşlara 42.660.000 guruşu (toplamın %48'i) tayinata 17.225.000 guruşu (toplamın %20'si) elbise giderlerine ve 3.676.237 guruşu (toplamın %4'ü)da mühimmat ve dikimhane masraflanna gitmektedir.
Taşrada bulunan ikinci grup askerler muvazzaf ve redif Hassa birliklerinden oluşuyordu. Toplam sayılan 3.017 olan bu grubun 1.128'i süvarilerden kalan 1.889'u ise topçu ve piyadelerden ibaretti. Taşradaki Hassa birlikleri Kudüs Kütahya Şam Diyarbakır Trablusgarp ve İzmir tarafında bulunmaktaydı. Bazı bölgelerde askerlerin maaş ve tayinatlan mahallinden sağlanırken elbiseleri merkezden gönderilmekteydi. Bazı yerlerde ise sade yağ ve diğer bazı tayinat malzemeleriyle elbiseler İstanbul'dan karşılamrken kalan tayinatla maaşlar bulunduklan bölgeden temin edilip verilmektedir.
TaşradakiHassa askerlerinin toplam harcamaları 5.872.822 guruştu. Bunun 1.612.766'sı maaşlara 3.200.000'i tayinata 966.394'ü elbiselere ve kalan 293.452'si ise çanta matara ve benzeri malzemelere harcanmaktadır.
Taşrada bulunan birliklerin üçüncü grubunu topçular oluşturmaktaydı. Bunlar da iki sımfa ayrılıyordu. İlki topçuyan-ı muntazama er ve subayları olup 4.595 kişiden oluşuyordu. Bulundukları yerler ve sayılar ise şöyleydi: Şam: 101 Tarsus: 99 Berriyet'ül-Şam: 693 Girit: 203 Trablusgarp: 218 Bahr-i Sefid boğazı: 2.644 Sanburun ve Akka: 100 Manastır: 46 İşkodra: 264 Bosna: 179 Parege?: 48. Muntazama topçularının masraf toplamı 5.893.648 guruş idi. Bunun yaklaşık %36'sı maaşlara %45'i tayinata %17'si elbiselere kalan % 2'si de at takımları çanta ve matara gibi malzemelere harcanmaktaydı. Diğer birliklerde olduğu gibi burada da bazen askerlerin maaş ve tayinatlan mahalleri hasılatından elbiseler ise merkezden karşılanmaktayken bazen de tayinat için gerekli bazı malzemeler ile elbiseler merkezden gönderilip kalan tayinat ile maaşlar bölgelerinden sağlanmaktadır. Bazen de maaşlar direkt İstanbul'dan yollanmaktaydı. İkinci grup ise kılâ-ı hâkâniyede bulunan yerli topçulardan oluşuyordu. Sayılan 12.875 olan bu topçulann maaşlan 2.442.000 tayinatlan ise 883.298 guruş tutuyordu. Bu askerlerin kendine has elbiseleri bulunmuyordu. Subaylanmn bazılannın tayinat ve maaşlan tamamen mahallinde verilmekteydi.
Yukanda belirtilen bölgelerdeki (taşradaki) askerlerin toplamı seksen bini aşmaktaydı. Yapılan hesaplamalara göre bunlara yapılan yıllık masraf 103.448.905 guruştan ibarettir. Bu miktann yaklaşık 23 milyon guruşu İstanbul'dan gönderilmekte kalan 80 milyonu ise mahallerinde olan emvalden karşılanmaktadır.
Toplam Harcamalar
Daha önce belirtildiği gibi Osmanlı Devleti'nde askeri harcamalar tüm dönemlerde bütçenin önemli bir harcama kalemini oluşturmuştur. On dokuzuncu asırda olduğu gibi klasik dönem olarak adlandınlan İmparatorluğun ilk üç yüz yılında da askeri birliklerin miktan oldukça kalabalıktı. Dolayısıyla onlara harcanan paralar da büyük meblağlara ulaşmaktaydı. Örneğin 1528 tarihinde sadece düzenli kuvvetlerin sayısının 87.000 olduğu bunun 50.000'inin maaşlı askerlerden oluştuğu kaydedilmektedir. Söz konusu askerler için harcanan para 265 milyon akçeydi. Bu meblağ 537 milyon akçeye ulaşan tüm bütçe gelirlerinin yaklaşık yansım oluşturmaktaydı (İnalcık-Quataert 1994:90). Böylesine büyük meblağlara ulaşan askeri harcamalann değişik faktörlere bağlı olarak zamanla değiştiğini düşünmek mümkün olsa bile genel bütçe içerisinde her zaman ağırlığım koruduğunu farklı dönemler için yapılan çalışmalar ortaya koymaktadır. Devlet yöneticileri dahil olmak üzere merkezi ordu için yapılan harcamalann on yedinci ve on sekizinci yüzyıllara ait bazı bütçelerdeki payımn %45-70 arasında değişen miktarlara ulaştığı belirtilmektedir (Tabakoğlu 1994:181-182).
İncelediğimiz yıla ait toplam sayılara baktığımızda ise İstanbul ve taşrada bulunan askerlerin toplam miktannın 123.479 olduğu bunun yaklaşık 92 bininin muntazama kalan 30 bininin ise redif birliklerden oluştuğu görülmektedir.






aLLien isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
iflası, ittihad, kayıplar, maliyesinin, olduğu, osmanlı, sebep, terakkinin, ve, İflası, İttihad


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557