Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Mart 2013, 19:53   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Osmanlı Kale Mimarisi

Osmanlı Kale Mimarisinin Ana Hatları


Türk ve Osmanlı mimarlık terminolojisinde, belli bir alana savunma amacıyla yapılmış, üzerinde mazgallar ve kuleler bulunan, kalın ve yüksek duvarlardan oluşmuş yapılara, büyüklüklerine bakılmaksızın, genel anlamda kale denilmektedir. Ancak kale, Osmanlı mimarlığında çok genel bir kavramdır ve bu tarihi yapı türünün ayrıntılarına girildiğinde, kendi içinde çeşitli tiplere ayrıldığı görülmektedir:





1. İçinde belli sayıda asker bulundurulan, karakol ya da küçük bir garnizon görevi için yapılmış ve stratejik noktalara yerleştirilmiş kaleler ile palankalar.
2. Sınır boylarına ya da ülkenin ana yol arterleri üzerine belirli aralıklarla yerleştirilen; savunma, konaklama amaçlı ribat tipi kaleler.
3. Bir feodalin ya da yöneticinin kendisine ait bir bölgede, hakim bir noktaya yaptırdığı, konut veya sarayını da içine yerleştirdiği şato tipi kaleler.
4. Bir toplu yerleşme bölgesinin ya da şehrin yakınında yer alan ve o bölgeye bir saldırı olduğunda halkın sığındığı geleneksel türdeki kaleler.
5. Büyük bir şehrin konut, ticaret, askeri garnizon ve yönetim bölümlerini birkaç aşamada çevreleyen geniş kapsamlı şehir tipi kaleler.
Savaş ve savunma teknolojisindeki gelişmeler, zaman içinde kale yapılarının fonksiyonlarını yitirmesine sebep olmuştur. Ancak Osmanlıların bu aşamaya gelinceye kadar, Anadolu'dan başlamak üzere, yayıldıkları geniş coğrafya üzerinde ve uzun bir zaman dilimi içinde çok sayıda kale inşa ettikleri bilinmektedir. Ayrıca gittikleri yeni ülkelerde daha önce var olan pek çok savunma yapısını da onararak ve güçlendirerek kullanmışlardır. Ulaştıkları bölgelerin farklı yapı malzemesi, inşaat tekniği, plan tasarımı ve dekorasyon anlayışları dikkate alındığında; zaman içinde savunma yapıları konusunda ne kadar zengin bir mimari deneyim ve birikime ulaştıkları kolayca anlaşılır.

Bu aşamada bildirimin ayrıntılarına geçmeden önce; Osmanlı savunma yapılarıyla doğrudan ilgili olduğu için, Osmanlı mimarisinin bütününe yönelik klişeleşmiş bazı görüşleri birkaç noktada yeniden değerlendirerek dikkatinize sunmak istiyorum. Yapacağım değerlendirmeler genel anlamda Osmanlı mimarlığı, özel anlamda ise Osmanlı savunma yapılarının devletin yönetim mekanizması içindeki farklı ve ayrıcalıklı yeri konusunda olacaktır.
Bilindiği gibi Türk sanat tarihinde Osmanlı dönemi dini yapıları ve özellikle camiler, ulaştıkları teknik ve estetik düzey nedeniyle, imparatorluk mimarlığının bir numaralı sanat ve prestij yapıları olarak kabul edilmişlerdir. Bu kabul, başta teknik ve estetik yetkinlik olmak üzere, pek çok açıdan doğru sayılabilir. Ancak sanatsal olgunluk ve ait oldukları İslam kimlikli toplumdaki dinsel işlevleri bir yana bırakıldığında, bu tür yapıların merkez eksenli Osmanlı devletinin idari, mali ve siyasi kurumları tarafından doğrudan oluşturulduğu, ya da bu kurumların ürünü olduğu pek söylenemez. Bir başka deyişle Osmanlı ülkesinde cami inşası, devletin tekelinde bulunan resmi bir görev, idarenin bizzat üstlenerek finanse ettiği asli bir faaliyet türü değildir. Daha açık bir tanımlamayla Osmanlılarda yalnızca camiler değil, benzeri dini yapılar ile diğer sosyal, ticari ve sağlık yapılarının tamamı, merkezi devlet yönetiminin etkinlik alanı dışındadır. Bu yapılar çeşitli bireyler tarafından oluşturulan bağımsız vakıf kurumları vasıtasıyla inşa edilmiş ve yaşatılmaları sağlanmıştır. Devlet yönetiminin idari ve mali bünyesine dahil edilerek gerçek anlamda inşa, onarım ve yaşatılmaları öngörülen binalar ise ülkenin geniş coğrafyasına yayılmış olan çok sayıdaki savunma yapıları, köprüler, suyolları ve karayollarıdır. Osmanlı mimarisiyle ilgili yapılacak çalışmalarda öncelikle bu tarihsel gerçekliğin göz ardı edilmemesi gerekmektedir.
Üzerinde durulması ve mutlaka düzeltilmesi gereken bir başka önemli nokta ise; geniş Osmanlı topraklarındaki savunma yapılarından, zaman bağlı olarak, yalnızca sınırlardaki kalelerin inşa, bakım ve onarımlarına önem verildiği, iç bölgelerdeki Osmanlı ve Osmanlı öncesi savunma yapılarının işlevsiz kalmaları nedeniyle, bu tür bir işleme tabi tutulmalarına gerek kalmadığı kanışıdır. Oysa çeşitli tarihi kaynaklar ve özellikle devletin mali harcamalarını gösteren Osmanlı arşiv belgeleri bu durumun tam tersini ortaya koymaktadır. Başta, Osmanlı kaleleriyle ilgili çok önemli bilgiler aktaran Evliya Çelebi olmak üzere; değişik tarihi kaynaklarda Osmanlı toprakları üzerinde binlerce savunma yapısından söz edilmekte, bunların sürekli ve düzenli olarak bakımlarının yapıldığı, içlerine yönetici, asker, görevli, erzak ve mühimmat konulduğu belirtilmektedir.
Osmanlı devlet arşivlerindeki 6000'i aşkın "Tamirat Defterleri", "İnşaat Defterleri", "Keşif Defterleri", "Malzeme-i İnşaiye Defterleri", "Mesarif-i İnşaiye Defterleri", "İşçi Ücret Defterleri" ve "Müteferrik Defterler"de bu bilgiler bütün ayrıntılarıyla teyid edilmektedir. Üstelik devletin yönetim yapısı içinde etkin bir işlev üstlenmiş olan bu tür yapıların fonksiyonu, sanıldığı gibi gelişen savaş ve silah teknolojisine bağlı olarak belli bir zaman içinde sona erdirilmemiş, 19. Yüzyılın ortalarına hatta daha yakın tarihlere kadar devam etmiştir.
Çoğunluğu Osmanlı öncesi, Osmanlı ya da Osmanlılara karşı koymak için yapılan ve sayıları binlerle ifade edilen bu kaleler, Osmanlılar tarafından dış tehlikelerden başka özellikle iç güvenlik amacıyla, devletin mevcut nizamını korumak üzere kullanılmışlardır. Çok çeşitli ırk, din, mezhep ve sosyal kimliği bünyesinde toplamış olan Osmanlı İmparatorluğunun, hiç kuşkusuz başka türlü birlik ve klasik devlet nizamını 600 yıl boyunca sürdürmesi olanağı yoktu.
Bilindiği gibi Osmanlı devletinin egemen olduğu topraklara dahil olan bugünkü Orta Avrupa, Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu günümüzde bile, dünya siyasal literatüründe "Tarihin Bataklığı" olarak adlandırılmaktadır. Son siyasal olaylar bu tarihi gerçeği bir kez daha bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Adı geçen bölgelerde yaşayan ve birbirileriyle sürekli çatışma halinde bulunan pek çok inanç ve etnisite grubunu yüzyıllarca belli bir devlet nizamı içinde ve sürekli barış ortamında tutabilmek, hiç kuşkusuz, dirayetli bir yönetim yapısına işaret etmektedir. Osmanlı devletinin başarılı yönetim formülünün içinde, bölgelere göre garnizon ya da caydırıcı inzibati merkezler olarak işlevlendirilen kale yapılarının da önemli bir payı olsa gerektir.

Çeşitli dönemlerde ve değişik siyasi topluluklar tarafından inşa edilerek Osmanlılara intikal eden ve sayıları binlere ulaşan bu yapıların çoğuna, Osmanlı kullanımı sırasında çeşitli onarım ve ekler yapılmış ya da yeniden elden geçirilmişlerdir. Bu değişimler sırasında özgün mimari karakterlerinin yanısıra, belli ölçülerde Osmanlı savunma mimarisinin üslup özelliklerini de bünyelerine katmışlardır. Haklarında ayrıntılı araştırmalar yapılmamış olmasına rağmen, bu mimari mirasın Osmanlılara savunma yapıları konusunda zengin bir yapı kültürünün birikimlerini aktardığı açıktır.

Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulan Osmanlı döneminde, Anadolu'da savunma ve askeri yapıların inşa edilmesi konusunda, Selçuklu döneminden farklı bazı teknik ve yöntemlerin izlendiği gözlenmektedir. Selçuklu döneminde Anadolu'da, daha önce Roma ve Bizanslıların yaptığı gibi, şehirleri birkaç kademede surlarla çevirerek savunma prensibi egemendi. Osmanlılar ise tümüyle olmasa bile, bu prensibi büyük ölçüde terk ederek doğrudan şehrin kendisini savunmak yerine belli bir alanı askeri ve coğrafi açıdan kontrol edebilen noktalara kale ve benzeri askeri garnizon kurmayı tercih etmişlerdir. Şehirlerin savunulmasında ise dış sur (dış kal'a) tamamen önemini yitirmiş, onun yerini bir tür askeri garnizon görevi yapan iç kale (ahmedek) almıştır.
Osmanlı Türklerinin askeri açıdan stratejik buldukları noktalara inşa ettikleri kale tipinin önemli ve en erken tarihli örneği; İstanbul'un fethinden 60 yıl önce 1394 yılında Sultan Yıldırım Bayezid'in İstanbul Boğazı'nın Asya kıyısına inşa ettirdiği Anadolu Hisarı'dır. (Resim 5) Karadeniz ve Akdeniz'in birbirine bağlandığı kanalı kontrol etmek amacıyla ve geleceğe yönelik bir stratejik görüşle yapılan Anadolu Hisarı, ortada 25 m. Yükseklikte dört katlı bir kule ve onu çevreleyen köşeleri kuleli beşgen bir sur sisteminden oluşmaktadır. Fatih Sultan Mehmet 1452 yılında, İstanbul'un alınması öncesinde Anadolu Hisarı'nın etrafına 65 x 80 m. ölçülerinde ve 2 m. Kalınlığında, üzerinde üç kule bulunan bir sur ilave etmiştir.

Osmanlı mimarisinde kale yapımı konusunda Fatih Sultan Mehmed'in kullandığı tekniğin ve inşa ettirdiği eserlerin özel bir yeri vardır. Bu ünlü hükümdann İstanbul'un fethine karar vermesinin ardından, 1452 yılında İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında ve Anadolu Hisarı'nın tam karşısında yaptırdığı Rumeli Hisan bu konuda verilebilecek en güzel örnektir. İstanbul Boğazı'nın en dar noktasında ve karşı yakadaki Anadolu Hisan'yla beraber, Karadeniz-Akdeniz arasındaki kanalı tümüyle kontrol edebilen bu kalenin yapımı inanılmaz bir hızla 130 günde tamamlanmıştır. Çağının en gelişmiş ve en ağır toplarıyla donatılan bu iki kalenin, İstanbul'un alınmasında önemli rol oynadıktan bilinmektedir. Rumeli Hisan; eğimli bir arazide üç büyük kule, onüç burç ve bunlan birbirine bağlayan surlardan oluşmuş bir yapılar topluluğudur. Fatih Sultan Mehmet bu üç kuleyi, geleneğe uyarak, üç vezirine inşa ettirmiş ve onlann adını vermiştir.
Osmanlı Türklerinin İstanbul'un alınmasından çok önce Küçük Asya topraklanndan Avrupa'ya geçtikleri ve Balkanlar'ı siyasal sınırlan içine kattıkları bilinmektedir. Türkler bu geçişleri sırasında Çanakkale Boğazı'nı kullanmışlardır. Çanakkale Boğazı iki kıtayı birbirinden ayıran ve bir iç deniz olma özelliği taşıyan Marmara Denizi'nin, daralarak 1200 metrelik bir kanala dönüştüğü ikinci noktadır. Bir başka deyişle İstanbul Boğazı Karadeniz'e, Çanakkale Boğazı ise Ege Denizi'ne ve Akdeniz'e açılan doğal bir geçiş noktası özelliği taşımaktadır. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un alınışından dokuz yıl sonra, 1462'de, bu stratejik bölgeyi kontrol altında tutabilmek için Çanakkale Boğazı'nın iki yanına iki kale yaptırmıştır. Avrupa kıyısındaki Kilitbahir Kalesi'nin iç kale bölümü üçlü bir yonca yaprağı şeklinde planlanmıştır. 30 m. Yükseklikteki iç kaleyi 500 m. Uzunlukta bir dış sur kuşatmaktadır. Çanakkale Boğazı'nın Küçük Asya yakasında bulunan Kale-i Sultaniye ise, 29 x 40 m. ölçülerinde, dikdörtgen planlı ve 22 m. Yüksekliğinde bir yapı olup, dört köşesinde yanm daire planlı birer kule bulunmaktadır.
Çanakkale Boğazı'nda TrForumuz.Biz Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı kalelerden başka, yine herbiri bir yakada olmak üzere, Sultan IV. Mehmed döneminde 1659'da Kale-i Hakaniye ve Seddülbahir (Seddü '1-Bahir) adlı iki kale daha yapılmıştır. Türk askeri tarihinde denizden yapılan çıkartma harekatlanna karşı çok önemli bir kara savunma bölgesi olan Çanakkale Boğazı kaleleri ve çevresi I. Dünya Savaşı'nda da korkunç çarpışmalara sahne olmuş ve stratejik önemini 20. Yüzyıla kadar sürdürmüştür.

Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı savunma yapıları grubuna giren, ancak daha önce belirtilen kalelerden biçim ve kullanım olarak çok farklı özellikler gösteren iki örnek daha vardır. Fatih İstanbul'u 1453'de fethettikten sonra, uzun zamandır bakımsız kalan şehrin imarına yönelmiş, bu arada Bizans dönemine ait ünlü İstanbul Surları'nın içinde, oldukça değişik fonksiyonlar üstlenen iki tane iç kale yaptırmıştır. Bunlardan birincisi şehrin kara surları yönünde, Altın Kapı'nın yer aldığı bölümün iç tarafına inşa ettirdiği Yedikule Hisarı'dır. Bazı Osmanlı hükümdarları tarafından zaman zaman hapishane olarak da kullanılan bu iç kaleyi gerçekte Fatih Sultan Mehmed, devletin hazinesini koymak için 1458'de yaptırmış ve 17. Yüzyılın başına kadar bu fonksiyonuna uygun biçimde kullanılmıştır. Yedikule Hisarı, yedi adet kule ve bunları birbirine bağlayan yüksek duvarlarla çevrili çokgen planlı bir yapıdır. Kulelerden bazıları Bizans dönemine aittir. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul surlarının içine iç kale biçiminde inşa ettirdiği ikinci savunma yapısı Sur-u Hakanî'dir. Sur-u Hakanî, şehir surlarının İstanbul Boğazı yönündeki bölümünün iç yüzünde, muhteşem bir manzaraya karşı yine Fatih tarafından inşa edilen ünlü Topkapı Sarayı'nı şehirden ayıran bir savunma yapısıdır. 1478 yılında tamamlanan 1400 m. Uzunluğunda ve üzerinde 28 kule bulunan bu sur Osmanlı hükümdar sarayının güvenliğini sağlamak için inşa edilmiştir. Bilindiği gibi 1468-1855 yılları arasında Osmanlı hanedanının oturduğu Topkapı Sarayı, Fatih'in inşa ettirdiği bir iç kalenin (Sur-u Hakanî) duvarları arasında gelişen büyük bir saray kompleksi (699.000 m2) olarak dünya siyasetinde etkin bir rol oynamıştır.



Oldukça geç tarihli olmasına rağmen, Topkapı Sarayı ile gerek savunma sistemi ve gerek saray planı açısından büyük benzerlikler gösteren bir yapı da Doğu Anadolu'da, İran sınırı yakınında bulunan İshak Paşa Sarayı'dır. 1784 yılına tarihlenen bu yapılar topluluğu, günümüze gelmeyen bir dış sur sisteminin ortasında, oldukça yüksek bir tepeye, saray fonksiyonlu bir iç kale olarak inşa edilmiştir. Üç yönü uçurum olan yapı, güçlü bir savunma anlayışına göre yapılmıştır.

Sonuç olarak 16. Yüzyılın başlarından itibaren yapılan fetihlerle Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları çok genişlediği için, Anadolu'daki şehirlerin çoğu ülkenin iç kısımlarında kalmış ve bu bölgelere yeni kaleler yapılmamış, onun yerine iç güvenlikle ilgili olarak eski kalelerin onarımlarıyla yetinilmiştir. (Resim 8) Ancak ülaaae katılan bölgelerin büyük bölümünün Avrupa yönünde olması dolayısıyla; bugünkü Macaristan, Romanya, Yugoslavya, Avusturya, Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan topraklarında 16. Ve 17. Yüzyıllarda Osmanlıların pek çok kale ve savunma yapısı inşa ettiği bilinmektedir.Ne var ki bu yapılardan birçoğunun zaman içinde yıkılmış, değiştirilmiş ve orijinal kimliklerini yitirmiş olmaları nedeniyle, Türk kale ve askeri mimarisinin gelişimi içinde değerlendirilmelerine imkan bulunmamaktadır.

Anadolu Türk mimarisinin tarihi gelişim süreci, diğer yapı tiplerinde olduğu gibi askeri mimari alanında da İç Asya ile başlamaktadır. Bir başka deyişle 6. Yüzyılda ilk örneklerine İç Asya'da rastladığımız Türk tipi kale inşa etme geleneği yüzyıllar boyunca ve çeşitli coğrafyalar üzerinde orijinal örnekler vermiştir. Ancak belli bir zamandan beri tarihi kalelerin fonksiyonlannı yitirmeleri sebebiyle orijinal özellikleri sahip Osmanlı kalelerinin sayısı giderek azalmaktadır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
kale, mimarisi, osmanlı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557