Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Mart 2013, 20:33   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Osmanlıda Sosyal Yardım

Osmanlı Toplumunda Sosyal Yardım



Osmanlı devleti özelinde baktığımızda, tehvin-i ihtiyacat (ihtiyaçların giderilmesi), temin-i refah (refahın sağlanması) ve saadet-i ahali (ahalinin mutluluğunun sağlanması) Osmanlı'nın gündemine oturmuşsa eğer, Osmanlı devletinin sosyal devlet niteliği kazanmaya başladığını söyleyebiliriz. Sosyal devletin niteliğinin kapsamının ne kadar geniş olduğu, ne ölçüde bu gündemin hayata geçirilebildiği konusu öncelikle mali imkânlara, teşkilat yapısına bağlıdır. Söz konusu hizmetleri imparatorluğun her köşesine kadar götürebilme kapasitesi imkânlar doğrultusundadır ve çok açıktır ki Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılın sonunda mali açıdan veya iktisadi teşkilat ve idari yapısı, kadro yapısı itibariyle bu gündemleri gerçekleştirmekten hayli uzak durumdaydı. Ancak yine de halkın refahı, mutluluğunun sağlanması devletin gündemine girmiş bulunduğundan, Osmanlı devletinin modern bir sosyal devlet niteliği kazanmaya başladığını söylemenin doğru olduğunu düşünüyorum.

Avrupa'ya bakıldığında, Fransa, İngiltere ve özellikle 19. yüzyılın son çeyreğinde Almanya'da toplumlar her şeyden önce sanayi toplumlarıdır ve sanayinin, işçi sınıfının, ücretli kesimin, işçi hareketlerinin, sosyalist partilerin 19. yüzyılın ortalarından itibaren geliştiği ülkelerdir. 19. yüzyıl Avrupa'sında sosyal sorun aslolarak işçi sorunudur. Almanya'da bu konular daha çok iş kazalarıyla, emeklilikle, çalışma koşullarıyla ilgili sigortalar kapsamında gündeme gelmiş durumdadır. Keza Fransa'da 19. yüzyılın sonlarında solidarizm olgusu büyük oranda işçi hareketlerinin sonucunda bir uzlaşma arayışı olarak gündeme gelmiştir. Osmanlı toplumu ise bir sanayi toplumu olmaktan son derece uzaktır; büyük oranda bir tarımsal toplum durumundadır. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğu'nda sosyal politikaların niteliğini belirleyen tarihsel çerçeve, aslında böyle bir tarımsal rejimdir. Ancak 19. yüzyılda Osmanlı devletinin dünya ekonomisinin bir parçası olması itibariyle, ve en önemlisi, nüfus hareketlerinin çok fazla yoğunlaşmış olması nedeniyle, imparatorlukta yaşanan sosyal sorunların devletin müdahalesini gerektirecek bir nitelik kazandığını söylemek mümkündür; yani Osmanlı toplumu tarımsal bir toplum olmakla birlikte, devletin müdahalesini gerektiren bir sosyal durum söz konusudur.

1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi'nde Osmanlı topraklarının Balkanlar'da ve Doğu Anadolu'daki önemli bir kısmı kaybedilmiş ve çok büyük göç hareketleri başlamıştır. Balkanlar'dan İstanbul üzerinden Anadolu'ya doğru yaşanan bu göçlerden dolayı, İstanbul'da büyük bir mülteci akını söz konusudur. Bu dönemde, mültecileri bir yere yerleştirmek, eğitim-sağlık gibi ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak, istihdamlarını sağlamak gibi, devletin müdahalesinin gerekli olduğu bir sosyal sorunun Osmanlı'da oluşmaya başladığını görüyoruz. Genel olarak, Osmanlı İmparatorluğu'nun da toplumla ilgili, ahalinin sorunlarıyla ilgili meselelere müdahalesini gerekli kılan bir tarihsel ortamdan bahsetmemiz mümkün.

19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda "yoksullar" veya "yoksulluk" dediğimizde kimlerin anlaşıldığı, sosyal politikaların gündeminde olan kesimlerin kimler olduğu, yani Osmanlı devletinin sosyal politikalarının hangi toplum kesimlerine yönelmiş bulunduğu önemli bir sorudur. Günümüzde sosyal devlet dendiğinde, Sosyal Sigortalar Kurumu, Emekli Sandığı gibi kurumlar sosyal devlet konusunun merkezinde yer alır. Osmanlı devletinde de aslında 19. yüzyılın başlarından itibaren askeri kesimlere, ulema kesimine yönelik ciddi bir emeklilik sisteminin yavaş yavaş yerleşmeye başladığını söylemek mümkündür. Tekaüd Sandığı meselesi günümüzdeki biçimin hayli geç almış olmakla birlikte, bir şekilde II. Mahmud döneminden ve hatta daha öncesinden itibaren gündemdedir.

İkinci olarak, iane (yardım) konusu üzerinde durmak gerekir. Bir felaket durumunda Osmanlı devletinde merkezden felaketzedelere yönelik ciddi bir yardım kampanyası yürütüldüğü, bütçeden bunun için pay ayrıldığı görülür.

Bir diğer konu, muhtacin-i zürra, yani zirai muhtaçlar konusudur. Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal üretimle meşgul olduğundan, örneğin sel, kıtlık gibi durumlarda köylüye, üreticilere tohumluk yardımı, hatta daha ciddi felaketlerin olduğu durumlarda yemeklik buğday yardımı önemli bir gündemdir. Birincisi, köylünün üretimi için gerekli tohumluk sağlanamadığında, bir sene sonra ciddi bir açlık sorunuyla karşı karşıya kalmak ihtimali yüksektir; bu durum şehirlere doğru göç tehlikesini beraberinde getirir. Yani aslında hem tarımsal üretimin devamını sağlamak, dolayısıyla imparatorluğun vergi gelirlerini sürekli kılabilmek, hem de kentlere doğru nüfus hareketini kontrol altına alabilmek ve kısmen engelleyebilmek için tarımsal kesime yönelik devlet bütçesinden bir fon ayrılmış durumdadır.

Osmanlı İmparatorluğu'nda vakıflar konusunda ise Türkiye'de önemli bir yanlış bilgi söz konusudur. 16-17. ve 18. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nda vakıflarla ilgili az sayıda olmakla birlikte istatistiki açıdan kapsamlı çalışmalar yapılmış bulunmaktadır. Vakıfların Osmanlı İmparatorluğu'nda harcamalarının hangi kalemlerde dağıldığı konusundaki çalışmalardan çıkan sonuç şudur: vakıf gelirlerinin % 10-15 mertebesindeki az bir kısmı yoksullara harcanmıştır. Örneğin Ömer Lütfü Barkan'ın 16. yüzyıl muhasebe defterlerinde imaretlerin masraf kalemlerine yönelik incelemeleri, aslında imaretlerde pişen pilavların, etlerin o imaretlerin bağlı bulunduğu külliyelerdeki görevli ve talebelere gittiğini, bunun çok az bir kısmının aslında yoksullara iletildiğini göstermektedir.

Vakıf gelirleriyle desteklenmiş büyük külliyeler ve imaretlerin varlığından hareketle klasik dönem Osmanlı İmparatorluğu'nun bir sosyal devlet olduğunu söylemek akademik-bilimsel açıdan pek doğru değildir. Osmanlı İmparatorluğu modern anlamda bir sosyal devlet olmaya ancak 19. yüzyılda başlamıştır. Merkezi devletin sosyal politikalar oluşturarak bir sosyal devlet niteliği kazanması için öncelikle modern anlamda bir sosyal sorundan söz etmek gerekir. Sosyal sorun, Osmanlı topraklarında daha çok İstanbul'un nüfusu, tarımın ticarileşmesi, nüfus hareketlerinin artması, merkezi devletin yönetim aygıtının taşraya uzanması ve idari reformların gerçekleşmeye başlaması ile ilgilidir.

Bu konudan söz etmek bizi kaçınılmaz olarak, Osmanlı padişahları arasında en hayırsever, en çok hayrat yapan padişahlardan biri olan Abdülhamid'e ve dönemine getirir. Abdülhamid'in iktidarı döneminde Osmanlı devletinde yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine yönelik politikalarda ve dolayısıyla harcamalarda ciddi bir gelişme söz konusudur. Bu dönemde, aslında sosyal yardım uygulamaları kurumsal bir yapı arz etmekten çok, büyük oranda Abdülhamid'in kişisel hayratı şekline bürünmüş durumdadır. Ancak diğer yandan Abdülhamid'in hayratının mali kapsamının genişliği, bunu kişisel bir konu olarak ele almayı engeller. Bu girişimler padişahın kişisel hayratı biçiminde olmuş olsa bile, sonuç itibariyle devletin, hükümetin temsilcisinin yoksullar lehine yaptığı harcamalar söz konusudur. Ben bunu "Osmanlı refah sisteminin monarşik bir görünüm kazanmış olması" olarak isimlendirmeyi tercih ediyorum. Hükümetin refah politikaları söz konusu olmakla birlikte, padişah eksenli hükümler bize daha çok Osmanlı siyasetinin niteliğiyle ilgili fikir verir. Sosyal politika ve sosyal yardım, padişahın otokratik ve monarşik iktidarının meşrulaştırılmasının bir aracına dönüşmüş durumdadır; ama bu, bir sosyal politikanın söz konusu olmadığını söylememizi gerektirmez.

19. yüzyılın son çeyreğinde, yine Abdülhamid döneminde sosyal hizmet kurumlarının da devreye girmeye başladığı görülür. Bu kurumların örneklerinden biri olan Darülaceze'nin oluşturulmasında, gösteriş ve şan yaratmak arzusu da söz konusudur; bu ve benzeri kurumlarla sadece Osmanlı kamuoyuna değil Avrupa kamuoyuna da bir gösteri yapılır. Dolayısıyla Darülaceze, Osmanlı padişahını, yoksul ahalinin ihtiyaçlarını ve mutluluğunu düşünen bir padişah olarak kurgulanmasını olanaklı kılar. Ondokuzuncu yüzyıl sonunda İstanbul nüfusunun bir milyon kişiye yaklaştığı ve bunlar içinde yoksulların sayısının da azımsanmayacak miktarda olduğunu düşünürsek, 500 kişilik bir yoksullar evinin aslında sembolik olduğunu kabul etmek gerekir.

Bir başka kurum olan Hamidiye Etfal Hastanesi, kurulduğunda gerek teçhizat, gerek binalar, gerek tasarım itibariyle Avrupa'nın en modern çocuk hastanelerindendir. 1890'ların sonunda çocuk hastaneleri gibi uzmanlık hastaneleri dünyada yeni yeni ortaya çıkmış durumdayken, bu hastanede konusunun uzmanı doktorlar görev alır. Bu da yine Osmanlı İmparatorluğu'nda Abdülhamid rejiminin son derece modern ve teknolojinin, bilimin en son gelişmelerini halkın hizmetine sunan bir rejim olduğu, bir yandan da aslında padişahın halkın ihtiyaçları için her türlü fedakârlığı yapmaya hazır bir padişah olduğu imajını beslemek üzere gündeme gelen bir uygulamadır. Burada altı çizilmesi gereken, Osmanlı yöneticilerinin, özellikle de Abdülhamid'in kendi iktidarını meşrulaştırmak için sosyal politika alanında bir şeyler yapma zorunluluğu duymuş olmasıdır.

Sosyal devlet veya daha genel olarak sosyal politikalar, modern bir devletin, modern bir yönetimin ahaliyle girdiği ilişkiler ve onlara sunmak zorunda olduğu bir hizmetle ilişkilidir; dolayısıyla bir meşruiyet kaynağıdır. Sosyal devletin kanımca gerek 20. yüzyılda gerek 19. yüzyılın son çeyreğinde asıl önemli boyutu budur; vatandaşla yönetim arasındaki ilişki değişmeye başlamış, vatandaşlar devletten güvenlik, sağlık, sosyal yardım, eğitim hizmetleri bekler duruma gelmiştir.

Dönemin bu kapsamda anılması gereken bir diğer etkinliği, toplu sünnet törenleridir. Örneğin 1899 yılında İstanbul'da şehzadelerden birinin sünnet töreni yapılır ve ardından, bir hafta içinde on iki bin yoksul çocuk padişah tarafından sünnet ettirilir. Çeşitli dönemlerde toplu sünnet hizmetleri bir norm halini almış ve bu normun karşılanması bir yükümlülük haline gelmiş durumdadır.

1890'lı yıllarda, "gureba" hastaneleri Anadolu'nun 15-20 vilayetine yayılmış durumdadır. Bu devlet hastanelerinde verilen hizmetin kalitesi, niteliği, kapsamı mutlaka sınırlıdır, ama bu kurumların devletin bir şekilde taşrada da sağlık hizmetleri geliştirmeye başladığının göstergesi olduğunu söylemek gerekir. Aslında Abdülhamid'in kendi iktidarına yönelik gündeminin dışında, daha genel bir düzlemde modern devlet için, "millet"in, imparatorluk nüfusunun üretken kapasitesi, yani bireylerin sağlıklı olması, çocuk ve bebek ölümlerinin az olması son derece önemlidir. Zira modern bir toplum oluşturabilmek için tek tek bireylerin sağlığı, hatta mutluluğu, eğitilmesi, üretken kapasitesinin artırılması büyük önem taşır. Osmanlı'da aslında bu tür politikalar mali imkânlar çerçevesinde Tanzimat döneminde, hatta daha evvelden gündeme girmeye başlamış ve yüzyılın son çeyreğinde daha da hızlanmış durumdadır. Sonuç itibariyle ordunun güçlü olması, vergi gelirlerinin düzenliliği gibi konular nüfusun sağlıklı olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sosyal politikalar konusunun, modern sosyal devlet olgusunun genel bir süreç olarak ele alınması doğru olacaktır. Sosyal bir devleti, sosyal politikaları gerekli kılan en önemli olgu, güçlü bir devlet, toplum ve ekonomiye duyulan ihtiyaçtır.

II. Meşrutiyet dönemine gelindiğinde ise, Abdülhamid'in kişiliği etrafında oluşmuş olan "sosyal yardım, padişahın ihsanları" şeklindeki uygulamalara son verildiği görülür. Bu boşluğu bu yıllarda büyük oranda fukaraperver cemiyetleri doldurur. Dönemin önemli kurumlarından bir başkası, sosyal yardım, yoksullara yardım konularında çok ciddi faaliyetler sürdüren Hilal-i Ahmer Cemiyeti'dir (Kızılay). Donanma Cemiyeti de keza bu dönemin çok güçlü bir cemiyetidir.

II. Meşrutiyet döneminde, bugünkü terimlerle ifade edecek olursak, "sivil toplum" diyebileceğimiz bir alan, bir sosyal yardım faaliyeti alanı ve bunun kurumları son derece genişlemiştir. Sosyal yardım, bu dönemde, bir bakıma padişahın hayratı, ihsanı niteliğini kaybetmeye başlamış ve gönüllü cemiyetler, yardım cemiyetleri alanına doğru kaymıştır.

Meşrutiyetin ilanından kısa bir süre sonra, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı ile birlikte olağanüstü koşulların olduğu bir dönem başlar. Dolayısıyla Hilal-i Ahmer Cemiyeti veya Donanma Cemiyeti gibi cemiyetlerin faaliyetleri doğal olarak savaşla ilgili sorunlar etrafında odaklanır. Yardım kampanyaları daha çok orduya, askerlere ilkyardım veya İstanbul'daki göçmenlere yönelik faaliyetler şeklindedir.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
osmanlıda, sosyal, yardım


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557