Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Mart 2013, 20:38   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker ••::Gemiler Yola Çıktımı Mors Efendi::••



Amerikalı ressam ve bilgin Samuel Morse (1791-1872). Morse, telgraf için dünyadaki ilk patent hakkını 1847 yılında Sultan Abdülmecit'ten aldı ve onun tarafından verilen elmas taşlı devlet madalyasını ömrü boyunca yakasında taşıdı.


Abdülmecid ve Telgraf….

Prof. Lawrence Smith, gerçekte İstanbul'a hiç de yabancı biri değildi. Osmanlı topraklarında uzun süredir bilimsel araştırmalar yapan Amerikalı jeolog, bu nedenle Türklerin renkli başkentini de artık neredeyse sokak sokak bilecek kadar İstanbullu olmuştu.

Ancak, kaldığı otel odasında erken kalkıp karşılamaya hazırlandığı o yeni gün, kentte geçirdiği diğer bütün günlerden çok daha farklı ve de anlamlı bir olaya sahne olacaktı. Bunu düşününce, günlerdir bastırmaya çalıştığı heyecanı yeniden depreşti. Kısa sürede giyinip hazırlandı; sonra da masanın üzerine yayılmış durumdaki kabloları ve onlara bağlı durumdaki karmaşık bir cihazı özenle toparlayıp kutularına koydu. Bir çeyrek saat sonra da esrarengiz yüküyle birlikte otelin lobisine inmiş durumdaydı. Lobide, bu egzotik ülkedeki bilimsel araştırmalarında kendisinin sağ kolu olan emektar asistanı Leopold ile buluştu.

Smith, öğleden önce -o dönemde henüz ahşap bir yazlık köşk görünümündeki- Beylerbeyi Sarayı'nda Osmanlı Sultanı Abdülmecit'in huzuruna çıkacaktı ve büyük randevuya topu topu iki saat vardı. Bu buluşma, ona ve binlerce kilometre uzaktaki Amerika Birleşik Devletleri'nde kendisinden olumlu haberler bekleyen dostuna muazzam bir ün ve maddî refah getirebileceği gibi, bütünüyle hüsranla da sonuçlanabilirdi. Ama Smith'in o an için Sultan'ın Beylerbeyi'ndeki bu yazlık evinde olup bitecekler konusunda en küçük bir fikri bile yoktu. Kahvaltısını yapıp asistanıyla birlikte otelden ayrıldı ve bir at arabasıyla randevu adresine doğru yola çıktı.





Bugünkü Beylerbeyi Sarayı... Ancak, ilk telgraf denemesi 1865'te Mimar Sarkis Balyan'a yaptırılan bu binada değil, ondan önce aynı yerde bulunan ahşap sarayda gerçekleştirilmişti.


Köşk'ün girişinde kendisini beklemekte olan protokol görevlileri tarafından hürmetli tavırlarla karşılanan Prof. Smith'e, yanında getirdiği yükler için derhal iki hamal ve bir de İngilizce bilen mihmandar verildi. Amerikalı araştırmacı, Tanzimat döneminin yenilikçi tavrını yansıtan bu nefis binanın bahçesinde asistanıyla sohbet ede ede bir süre yürüdükten sonra, mihmandarın gösterdiği kapıdan büyükçe bir salona alındı. Burası, Köşk'ün denize bakan salonlarından biriydi. Son derece kibar biri olan mihmandar, Sultan'ın tam bir saat sonra orada olacağını, bu süre içinde de hazırlıklarını yapabileceğini bildirerek salondan ayrıldı. Smith'in eşyalarını taşıyan iki hamal, yapacağı çalışmada kendisine yardımcı olmak üzere mihmandar tarafından orada bırakılmıştı.

Yaşlı adam, hiç zaman yitirmeksizin çalışmaya başladı. İlk olarak, Leopold'dan orta büyüklükte bir masa bulmasını istedi. Bu talebi, asistanı tarafından hemen yerine getirildi ve bulunan masa hamallar tarafından tam onun istediği yere konuldu. Smith de çantasından çıkardığı -gövdesinin bir kısmı aaaal, bir kısmı da ahşaptan yapılma- ilginç bir aleti masasının üzerine kurdu. Ardından, başka bir çantadan bir kablo makarası çıkardı. Döner makaradaki kabloyu ucundan tutarak, ana salona bağlı odalardan birine doğru ilerledi, böylelikle kablo da makaradan yere dökülerek onunla birlikte odaya kadar uzandı. Orada ikinci bir masa daha hazırlattı ve üzerine görünüm olarak ana salondaki makineden farklı ikinci bir makine kurdu. Elinde taşıdığı kablonun ucunu ona bağlayarak salona geri döndü ve kablonun bu taraftaki uçlarını da ilk kurduğu ekipmanın uygun bölümlerine bağladı. bir kaç teknik ayarlama daha yaptıktan sonra, gururlu bir ifadeyle mihmandara dönerek "Bu iş tamamdır Leopold" diye seslendi, "Sanırım, artık gösteri vaktinden önce bol kopüklü birer Türk kahvesi içmeyi hakettik!"



Sultan'ın huzurunda




Osmanlı Devleti'nin 31. padişahı Abdülmecit, bilimsel ve teknolojik gelişmelere yönelik güçlü ilgisiyle tanınıyordu.

1 Temmuz 1839'da tahta geçen Sultan Abdülmecit, yönetim felsefesi açısından babası 2. Mahmut ile büyük ölçüde benzeşen bir liderdi. O da selefi gibi, durgunluk içindeki ülkenin tek kurtuluş yolunun, batıdaki en son fennî yenilikleri Devlet-i Âli Osmanî tebâsının hizmetine sunmaktan geçtiğine inanmaktaydı. Nitekim, bu reformist bakış açısıyla da ülaaae pek çok yeni eser kazandıracaktı. 1840'da, "kâime-i mutebere" adıyla Osmanlı ve Türk tarihindeki ilk kâğıt parayı o bastırdı. Bir kısmı borçla yapılmış da olsa, ardı ardına bir çok bilim ve sanat okulunun kuruluşuna, bu arada ülke genelinde bayındırlık hizmetlerinin geliştirilmesine yine bu Sultan öncülük etti. O sıralarda henüz yeni hizmete yeni açılmış olan Galata Köprüsü ve Bezmi Âlem Vakıf Gureba Hastanesi, Sultan'ın halk tarafından da takdir edilen bu ilerleme çabalarının anılan dönem itibarıyla oldukça gösterişli örneklerinden yalnızca ikisiydi.

Zaten Prof. Smith'e de bu randevuyu talep etme cesaretini, Sultan'da gözlemlediği bilim ve teknoloji merakı vermişti. Yıllardır İstanbul'daydı ve Abdülmecit'in devlet yönetimini modernize etmek üzere verdiği mücadeleyi çok yakından izleme olanağı bulmuştu. O yüzden de Sultan'ın, kendisine tanıtılacak olan bu yeni teknolojik buluşu kesinlikle es geçmeyeceğine inanıyordu.
Abdülmecit, randevu saatinden onbeş dakika kadar önce Köşk'e ulaştı; odalardan birindeki kısa bir dinlenmenin ardından, Amerikalı konuğunun yardımcısıyla birlikte kendisini beklediği büyük salona geçti.

Profesör Smith, uluslararası ilişkiler açısından oldukça zor bir zamanda Osmanlı ülkesini ortalamanın üstünde bir başarıyla yöneten genç Sultan ile ilk kez o gün orada tanışıyordu. Çok iyi düzeyde Fransızca bilen Abdülmecit, kendisini -ikisinin de rahatça konuşabildikleri- bu ortak dille selamladı. Ondan, ülkesi ABD ve oradaki siyasal gidişâta ilişkin bir süre bilgi aldı. Smith de ona farklı ulusların bileşkesinden oluşan ülkesinde yönetsel birliği sağlama yönünde çekilen büyük sıkıntılardan söz etti. Onu dikkatle dinleyen Abdülmecit, en sonunda da "Mösyö Smith, bana verilen malûmâta göre, bu ziyaretinizin sebebi ülkemin askerî faaliyetlerinde ve cemiyet hayatında eşi benzeri görülmiş faydalar sağlayacak olan yeni bir fennî icatmış. "Bu icadın teferruatını sizden öğrenmek için buradayım. O hâlde bizleri daha fazla merakta bırakmayınız" diyerek konuya girdi.



"Bir cümle buyurunuz Sultanım"




Samuel Morse'un Sultan'ın huzurunda denenmek üzere gönderdiği telgraf manüplesi ve mesajı kâğıda döken alıcı....


Smith, Sultan'ın bu içten girizgâhı karşısında artık iyice rahatlamıştı. "Size öylesine önemli bir icadı tanıtmaya geldim ki Majesteleri" dedi, "Bu alet elinizde olduktan sonra, savaşlarda birliklerinizle haberleşirken ya da çok uzaklardaki tebânıza emirlerinizi iletirken binlerce kilometrelik mesafeler artık hiç bir surette mesele teşkil etmeyecek."

Ardından da masaya geçti ve cihazının özelliklerini anlatmaya başladı. "Bu cihazın adı 'telegram'dır. Buyurduğunuz emirleri, bir kablonun erişebildiği her noktaya yalnızca saniyeler içinde taşır. Aynı şekilde, karşı taraftan da yine saniyeler içinde cevabını alırsınız."

Sultan, duydukları karşısında iyiden iyiye meraklanmıştı, "Pekiyi, söylediklerinizi burada hemen tecrübe etmek mümkün mü?" diye sordu. "Elbette Majesteleri" dedi Smith, "Cihazın alıcısını karşı odaya yerleştirdim. Asistanım Leopold orada benden gelecek mesajı bekliyor. Dikkat ederseniz odanın kapısı kapalı ve sizin ne dediğinizi duyması da kesinlikle imkânsız. Şimdi lütfen bir cümle buyurunuz."
Bunun üzerine Sultan gözlerini, Köşk'ün pencerelerinden gözüken yük gemilerine dikti. Bir süre kendi kendine alçak sesle mırıldandıktan sonra, "Söyler misiniz, bu icadı yapan zât-ı muhterem kimdir?" diye sordu. Smith, o an ABD'de bu ziyaretin sonucunu merak içinde bekleyen dostunu düşündü ve "Mösyö Morse efendim, Amerikalı âlim ve ressam Mösyö Samuel Morse... Kendisi, benim aracılığımla sizlere en derin hürmetlerini iletmektedir ve onun da gözü kulağı buradan gelecek haberdedir."

"Pekiyi o hâlde" dedi Sultan gülümseyerek, "Onu da yâd etmek suretiyle, şöyle bir kelâm edelim: Yük gemilerimiz yola çıktı mı Morse Efendi?"
Smith, cümleyi duyar duymaz, manüplede sabırsızlık içinde bekleyen parmaklarıyla mesajı yan odadaki alıcıya geçti. Sultan ve yanındaki devlet eşrafı, ilk kez o gün orada gördükleri bu cihazın çıkardığı ritmik tıkırtıları ilgiyle izlemekteydiler. O an için elbette ki hiçbiri bu işin sırrına tam olarak vâkıf değillerdi. Oysa ki Smith'in yapmakta olduğu şey, bir süre önce ezberlediği Morse alfabesi sayesinde her harfi çizgi ve noktalardan oluşan birer simgeye dönüştürmekten ibaretti.

Amerikalı araştırmacı mesajı geçmeyi tamamlayınca salonda derin bir sessizlik oldu; herkes cihazın tecrübesinin ne şekilde olacağını merak içinde beklemeye başladı. Yaklaşık iki dakika sonra, kabloların uzandığı odanın kapısı nihayet açılıyordu. Leopold elinde bir kâğıt ile koşa koşa yanlarına geldi ve belgeyi zarif bir selam eşliğinde Sultan'a uzattı.

Abdülmecit, kâğıda el yazısıyla Fransızca olarak yazılmış "Yük gemilerimiz yola çıktı mı Morse Efendi" cümlesini tekrar tekrar okudu, ardından da aaaif dolu bir kahkaha attı ve yanındakilere dönerek, "Bu harikulâde bir cihaz" dedi, "Bu yeni icadı ülkemiz topraklarında yaygınlaştırırsak, askerî ve idarî gücümüzün ne nispette artacağını tahmin edebiliyor musunuz efendiler?"

Onun bu içten tepkisi karşısında Smith ve Leopold da rahatlamıştı. Sonraki dakikalarda bir kaç deneme daha yapıldı ve hepsi de başarıyla sonuçlandı. Sultan'ın gözü, bu adamları ve karmaşık görünümlü cihazlarını çok tutmuştu.


İlk kabul ve ilk patent

Ertesi gün aynı salonda, Sultan'ın yanısıra aralarında Şeyhülislâm, Sadrazam, Harbiye, Hariciye ve Bahriye nazırlarının da bulunduğu çok daha kalabalık bir devlet eşrafına ikinci bir gösteri daha yapıldı. Bu gösteri de aynen bir önceki günkü gibi alkışlarla sona erecekti.

Sultan, tebrik ve takdirlerinin ardından Profesör Smith'e, "Bu keşfin şu an garp memleketlerindeki kabulu ne vaziyettedir?" diye sordu. Smith ise düşünceli bir ifadeyle, "Bizleri anlayamadılar Majesteleri" diye cevap verdi, "Arkadaşım Samuel Morse, bunun faydalarını anlatmak için çalmadık kapı bırakmadı. Ama ne bir destekleyici makam bulabildik, ne de bir ihtira beratı alabildik. Böylesine faydalı bir cihazın bu şekilde sahipsiz kalması çok acı..."

"Sahipsiz kalmayacak" dedi Sultan, Smith'in bu üzüntülü tavrı üzerine, "Onlar vaziyetin ehemmiyetini anlayamamışlarsa, bu bizim için çok daha güzeldir. Telegram dediğiniz bu cihazın cihandaki ilk patentini size Devlet-i Âli Osmanî adına ben vereceğim. Siz de bizlere bu işin sırrını öğretecek ve memleketimizde telegram kurma faaliyetini bizzat başlatacaksınız."

Smith, heyecandan o günün sonunu zor getirdi. Oteline döndüğünde durumu arkadaşı Samuel Morse'a bildiren ayrıntılı bir mektup yazdı ve hemen ABD'ye yolladı. Ertesi hafta da Sultan'ın mührünü taşıyan bir ihtira beratını Saray'da düzenlenen özel bir törenle bizzat onun elinden almanın kıvancını yaşayacaktı. Abdülmecit hem ona, hem de henüz yüzünü bile görmediği buluş sahibi Morse'a hitaben iki ayrı takdir mektubu ve dünyanın her yerinde geçerli olan bir de resmî patent belgesi hazırlatmıştı. Sultan'ın zarifliği bununla da sınırlı kalmayacak ve Smith'e ABD'deki arkadaşına iletilmek üzere, üzerinde elmas bir taş bulunan, kadife kutu içinde bir de devlet madalyası sunacaktı. Morse bu armağanı bir kaç ay sonra Washington'da teslim aldı ve ömrü boyunca da daima sol yakasında taşıdı.

O tarihe kadar Morse'u ve dünyanın dört bir köşesine yayılmış durumdaki temsilcilerini doğru düzgün dinlemeye tenezzül bile etmeyen kimi devlet adamları, bu olayı duyar duymaz heyecanlanıp konuya balıklama atladılar. Amerikalı bilgine randevular verip, "Meseleyi bir kere daha istişare etmek istediklerini" bildirerek ısrarla makamlarına davet ettiler. Osmanlı Devleti ise bu görüşmeden yalnızca bir kaç yıl sonra patlak veren Kırım Savaşı'nda, cepheyle yönetim merkezi arasında telgrafla haberleşme ayrıcalığına sahip bir avuç devletten biri olma konumuna erişmiş durumdaydı. Çarlık Rusyası'na karşı İngilizlerle ittifak hâlinde yürütülen ve sonuçta zor da olsa kazanılan bu savaşın ardından, yeni buluşun değeri çok daha iyi anlaşılacaktı. Ve "telgrafın telleri" dağları tepeleri denizleri aşıp, zaman içinde bütün dünyaya yayılarak kıtaları birbirine bağladı.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
çıktımı, efendi••, mors, yola, ••gemiler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557