Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Mart 2013, 19:48   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Güneşin Doğarken Batışı

17.yüzyılın başları...

Devşirme ve dönme ekibi, Osmanlı Devleti’nde en güçlü çağını yaşamaktadır...

Türkler için Paşa, Vezir, Vezir-i Azam olmak artık tesadüflere bağlıdır. Devşirme ve dönmelerin devleti yönetme geleneği iyice yerleşmiş; Türklerin yetki sahibi olması adeta imkansız hale gelmiştir...

Devlet, töre bilmez, Türk’ü tanımaz, sözde Müslüman vezirler eliyle yönetilmektedir...

Osmanlı hanedanı soy olarak bozulmaya yüz tutmuştur; Padişahlar yabancı kadınlardan bir türlü vazgeçmemektedir.

Deliler, çılgınlar devletin başına “Padişah” olarak geçmeye başlamıştır...

Yeniçeri iyice soysuzlaşmış; iki de bir kelle istemektedir...

Din adamları, asli görevlerinin dışındaki işlere karışır olmuştur...

Saray’da rüşvet artmış, eğlenceler, değersiz zevkler için devlet hazinesi ve halk soyulmaktadır...

İşte bu sırada, halkın ve yazarların daha sonra “Genç Osman” dedikleri, bahtsız bir Osmanoğlu, amcası Sultan Birinci Mustafa’nın delilik belirtileri göstermesi sonucu, 1617 yılında Sultan İkinci Osman olarak devletin başına geçer...

Henüz 14 yaşındadır...

Çocukluğunun doğal sonucu olarak, ilk üç yılı yanlışlar yaparak, yapılan yanlışları seyrederek geçirir...

1621 yılında Sultan Genç Osman 18 yaşında ve delikanlılık çağındadır...

Artık yanlışları görmektedir...

Görmenin de ötesinde, Saray ve devlet hayatındaki bozuklukları düzeltme heyecanıyla doludur. İçinde yaşadığı bozuk düzeni değiştirmek için, doğruları araştırır ve üzerinde düşünmeye başlar... Ne var ki, çok gençtir... Çevresinde bulunan ihanet ve fitne çemberinin farkında değildir. Gerçekleştirmeyi düşündüğü ise, yepyeni bir devlet düzenidir. Ve bu düzende, ne devşirme yeniçeri vardır, ne de Harem entrikası...

Sultan Osman’ın şu düşünceleri ne kadar korkunçtur!

“Soysuz Yeniçeriyi yok edip, yerine Anadolu Türk’ünü doldurmak...

Dönme ve devşirmelerin kökünü kurutmak...

Fitne kaynağı yabancı kadınlarla dolu Haremi ortadan kaldırıp, Saray’a Türk’ten başka kadın sokmamak...

Devlet merkezini Türklüğün bağrına; Anadolu’ya taşımak...

Din adamlarını devlet işlerine karıştırmamak...

Saray geleneklerini, kıyafetleri, eskiyen kanunları değiştirmek...!”

Bu düşüncelerin her biri, o devirde ortalığı velveleye verecek güçtedir...

Nitekim verdi de!

Belki daha tedbirli hareket edebilseydi; sözgelimi, dedesi Fatih’in Türkleri uzun süre devlet üst yönetiminden tasfiye eden sistemi yerleştirmesi mümkün olsa idi, sessiz sedasız başarması belki mümkün olabilirdi.

Ama Genç Osman, sıfatı gibi “Gençtir” ve sesli düşünür...

Gerçi niyetini, kendince saklamaya çalışır ve “Hacca gideceğini” söyler! Fakat buna kimseyi inandıramaz. Devşirme vezirler ve fitne ile pişmiş; “leb demeden leblebiyi anlayan” Yeniçeri soysuzu, Genç Osman’ın amacını hemen kavrayıverir.

Yeniçeriler, “Sultan’ın amacının Hacca gitmek olmadığını, Anadolu’dan getireceği Türk askeriyle, kendilerini kesin olarak tasfiye edeceğini”, kuşkuya yer kalmayacak biçimde anlarlar.

Ve o aşağılık Yençeri’nin isyanı başlar!

Sultana haber göndererek bu fikirden vazgeçmesini isterler.

Genç Osman korkusuzca verdiği cevapta:

“Bildiklerinden kalmasınlar, ben Hacca gideceğim” der.

Ne tuhaftır ki, bu soysuz Yeniçeri, kendi köküyle buluşmak isteyen bir Osmanlı Sultanı’nı Anadolu’dan esirgemektedir.

Esirgemektedir, çünkü; bu sefer bir Osmanlı Sultanı, Anadolu’ya ordusuz ve “eli kılıçsız” olarak gitmek istemektedir...

Esirgemektedir çünkü; bu defa bir Osmanlı Sultanı açıkça:

“Anadolu Türk’ünü bağrıma basacağım” demektedir...

Bu olacak şey değildir!

Yeniçerinin aklı şaşmıştır...

Yeniçeri bilir ki, Sultanlar: Fatih’in babası 2.Murat dışında, şunca zamandır Anadolu’ya ordularının başında gitmiştir. Ve yine bilirler ki, Anadolu’ya, ya sefer açılır, ya da, sefer için Anadolu’dan geçilir... Çoğu zaman da, devşirme-dönme Paşalar buyruğundaki ordular, celali-eşkıya takibi diye, Anadolu’ya dalar ve bu Genç Osman denilen Sultanın bağrına basmak istediği Türkleri, kırıp geçirir!

Oysa Genç Osman, bir geleneği yıkma peşindedir ve elini kolunu sallayarak “Ben Hacca gidiyorum” diye, Anadolu’ya geçip, Türklerle buluşmak istemektedir...

Kimseyi inandıramaz!

Nice Türk katliamına katılmış ve duymuş olan Yeniçeri kocaları, felaketin büyüklüğünü anlarlar...

Yeniçerilerin akıldaneleri, Genç Osman’ın boyunlarına geçirmek istediği ilmeğin düğümünü, hazırlanmadan çözmeğe kararlıdırlar...

Ve bu sorunun çözümünün, kendileri için bir ölüm-kalım meselesi olduğunun da, iyice farkındadırlar.

“Din gücü”nü yanlarına almak isterler...

Alırlar da!

Nitekim, Genç Osman’ın kayınpederi Şeyhülislam Es’at Efendi, “Padişahlara hac gerekmez. Yerlerinde oturup yöneticilik yapmalılar” biçimindeki görüşünü damadına iletir.

Fakat, Genç Osman ısrarlıdır...

Başlayan isyanın nedeninin “Hacca gitmek” fikrinden çıktığını anlatmak için Saray’a gelen başka bir ulema heyetine karşı Genç Osman çok serttir :

-“Bu fitne erbabını siz tahrik etmişe benzersüz gibi... Evvel sizi kırarum, ba’dehu anları! Ol taifenin tedarükü görülmüştür!”

Son zamanlarda, Yeniçeri ile elbirliği eden, mal-mülk peşinde koşan, eski asil tavrı bozulan İlmiye sınıfının temsilcilerine, Genç Osman demek istiyor ki: “Bu eşkiyayı kışkırtmak ve fitneyi ayağa kaldırmak sizin başınızın altından çıkıyor. Onlara yapacağımı, önce size yaparım!”

Ulema, Padişahtan gittikçe uzaklaşmaktadır...

Ulema kendince haklı olarak kırılmıştır ve Genç Osman’ın yanında değildir!

Yeniçerileri koruyan “gün görmüş” devşirmeler, şimdilik, Padişahı doğrudan hedef almadan, biraz sert bir “fetva” ile yanındaki birkaç kişiyi görevden aldırıp, bir-ikisinin kellesini koparttırıp; güç gösterisinde bulunarak, Genç Osman’a “aba altından sopa göstermek” isterler.

Aslında, Genç Osman’ın düşüncesini, destekleyen yanında birkaç kişi vardır. Desteklemekten de öte, O’na bu fikri aşılayan Ömer Efendi isimli bir Türk, Genç Osman’a hocalık yapmaktadır! İşte Yeniçeri, en başta, aydın ve çağını aşmış olan bu Hoca Efendi’yi hedef alır... Ve hiç vakit kaybetmeden, bu yaşlı devşirmeler, Şeyhülislam Es’at Efendi’den şöyle bir fetva çıkartırlar:

“Sual : Padişah-ı cihanbanı azdurup Bey-ül-mal-i müslimüni telef ittürüp buna fitne ve fetarete sebeb olan kişilere şer’an ne lazım gelür?

El cevab : Katl lazım gelür.”

Fetva diyor ki: “Padişahın aklına girerek, yeniçerileri yok ettirme fikrini verenlerin öldürülmesi şer’an caizdir!”

Bu fetvayı bir ulema heyeti Genç Osman’a takdim eder...

Genç Osman bu fetvayı okuyunca öyle bir tepki gösterir ki, onun bu tepkisi, daha sonra, değil Osmanlı mülkünde; bütün dünyada şaşkınlık yaratır.

Bu farklı Osmanoğlu’nun tepkisi şöyle olur :

Genç Osman, ulemanın elinden aldığı fetvayı okuduktan sonra paramparça eder ve ulemanın yüzüne fırlatır!

Gösterdiği bu tepki, çok değişiktir ve böyle bir tepki hiç yaşanmamıştır...

Bir Osmanlı Sultanı’nın böyle bir hareketini, tarihler yazmamıştır!

Böyle bir olay, o zamana kadar Osmanlı tarihinde görülmüş şey değildir. Ve ondan sonra da görülmemiştir... Gerçi, çoğu fetvalar Osmanlı kanunlarıyla çatışmamıştır amma, Padişah’ın düşüncelerine aykırı çıkan fetvalara karşı da, hiçbir Padişah böyle bir tepki göstermemiştir.

Bu olay, Genç Osman ile ulema arasında zaten esen soğuk yelleri, buz kesen bir havaya dönüştürür...

Ayrıca, Genç Osman bir büyük hata daha yapmış; “Ulema”nın “Arpalıklarını” kesmiştir... Ve artık “Ulema” iyice küskündür...

Üstelik bu sıralarda Padişah’ın “dinsiz” olduğu dedikodusu da ortalığa yayılıverir...

Ve artık isyan, bizzat Padişah’ın şahsına yönelmiştir!

Genç Osman, her konuşmasıyla, kendi sonuna biraz daha yaklaşmaktadır...

Bu karışıklık devam ederken, Genç Osman, Ulemayı sarayına davet edip, Yeniçeri’nin başlattığı isyanın nedenini iyice öğrenmek ister...

Huzurundaki din adamları şöyle der:

-“Kul taifesi (Yeniçeriler) Padişahun Anadolu semtine geçtüğüne razu değüllerdür ve birkaç kişilerün mansıpta olduğun istemezler; Hace Efendi ile Dar-üs-Saade ağasınun neyf olduğun isterler!”

Yeniçeriler, Padişah’ı bu Hac seferine teşvik eden devlet adamlarının görevlerinden alınmasını ve iki kişinin de kellesini istemektedirler...

Genç Padişah, isyanın şahsına yöneldiğini bildiği halde, Hac düşüncesinden vazgeçmiş görünmekle beraber, Yeniçerinin her istediğini yerine getirmeyeceğini ifade etmek için:

-“Hac’dan vazgeçebilirim... Ama, devlet adamlarının değil kellelerini vermek, onları görevlerinden dahi almam!” der.

Genç Osman, bu sözleri söylerken, neye güveniyordu?

Yanında Yeniçeri yoktu... Ulema yoktu... Devşirme-Dönme ekibi yoktu...

Kısacası “Devlet” yoktu!

Güvendiği Türkmenler ise, çok uzaklarda... Anadolu bozkırlarındaydı!

Ve Genç Osman çok geçmeden, tedbirsizliğin ve tecrübesizliğin kurbanı olacaktı...

Yeniçeriler fazla beklemediler... Hiç vakit kaybetmeden Saray’a saldırdılar...

Padişahları, Halifeleri olan İkinci Sultan Osman Han’ın yakalayıp Orta Camiinin avlusuna getirdiler. Sonra da çırılçıplak soyup bir at arabasına bindirerek, çok çirkin hakaretlerle Yedikule zindanına götürdüler. Zindanda gerçekten çok çirkin tecavüzlerde bulundular. Daha sonra da boğazına ip takarak boğdular...

Yeniçeri kanı bozuğunu bu aşağılık eyleme teşvik eden pek çok devşirme yönetici ve saraylı vardı. İsyancıları yönlendiren ise, Akıl hastası 1.Sultan Mustafa’nın Türk soylu olmayan anası, Haseki Sultan’dı! Ama bu isyanın “komutanı” olan ve Genç Osman’ı öldürten biri vardı... Şüphesiz O da devşirmeydi.

O şerefsiz adam, isyan sırasında Vezir-i Azam olan Boşnak devşirmesi Kara Davut Paşa’dan başkası değildi!

Bu aşağılık devşirme için Öztuna’nın ifadesi şöyledir: “Davud Paşa, kapdan-ı deryalık ve 4.vezirlik yapmış bir Boşnak devşirmeydi. Türkiye tarihinin en lekeli simalarından biridir...”

Genç Osman’ın öldürülmesine Anadolu tepkisiz kalmadı...

Türkler, biraz da Türk kökenli İlmiye sınıfının pişmanlığını ifade eden teşvikiyle, kıpırdanır oldu ama, İstanbul onların da defterini çarçabuk dürüverdi!

İstanbul’un göbeğinde de hayret verici olaylar oldu...

Bu büyük Osmanoğlu’nun devşirme çocuklarınca öldürülmesini içine sindiremeyen adsız bir kahraman Sultanahmet Camii’nde Vezir-i Azam’ın dağıttığı parayı bölüşürken kavga eden aaaaen kişilik sipahi subaylarının arasına elinde bıçağıyla daldı:

-“Kanı benüm Osman Hanumu neyledünüz?” narasını atarak, önüne gelen sipahiyi bıçakladı. Bir anda 9 kişiyi birden yere indirdi. Bir kişiyle baş edemeyen sipahiler, gelen takviye kuvvet ile sayıları 151 olunca o korkusuz yiğide saldırdılar ve yine bir saatlik uğraştan sonra o adsız kahramanı öldürdüler.

Genç Osman olayı, Türklüğün bağrında yüzyıllardır dinmeyen bir gönül sızısıdır!

*

Başarsaydı...

Genç Osman’ın getirmek istedikleri yenilikler gerçekten hayret verici...

18 yaşındaki bu kendini aşmış Osmanoğlu’nu alkışlamamak elde değil... Ne tuhaftır ki, Genç Osman’ın bu düşünceleri, günümüzde, bırakınız halkımızı, kimi aydınlarımızca da bilinmemektedir... Cumhuriyet’in okul kitaplarında bu konuya çok geniş yer verilmesi, herhalde çok yararlı olurdu.

Atatürk, Osmanlı Padişahlarından ve devlet adamlarından, bazılarını takdir ederdi. Söz gelimi şu sözü ne güzeldir:

“Bir gün ressamlar kahraman simasını unuturlarsa Yavuz’a baksınlar”

Ama konumuzla ilgili olarak Atatürk’ün, Alemdar Mustafa Paşa için söylediği bir söz vardır:

”Alemdar cahil olmasaydı, ben tarihe başka bir görevle gelirdim...”

Ben inanıyorum ki, o büyük Atatürk, yeri gelseydi, Genç Osman için de şunu rahatça söyleyebilirdi:

“Eğer Genç Osman tedbirli olup, vakitsiz konuşmasaydı ve başarsaydı; ben tarihe başka bir görevle gelirdim...”

Düşünebiliyor musunuz? Genç Osman, sanki çağını yorumluyor... Ve tedbirler almak istiyor: Anadolu’nun bağrına çekilip, özgün Türk varlığının dinamizmiyle, devlet gemisinin yelkenlerini şişirmeyi düşünüyordu...

Avrupalılar’ın 168 yıl sonra Fransız ihtilali ile görebildikleri “millet gerçeğini”, O, 1621 yılında dünya gündemine sokmaya çalışıyordu... O sanki, “Türk Aydınlanması”nı sağlamak istiyordu...

Eğer başarsaydı, Osmanlı Devleti, çağın ilerisinde bir zihniyetin temsilcisi olabilirdi.

Modern bilimlerin disiplinlerini kuran öncüler, Avrupa’dan değil, belki de Osmanlı’dan çıkardı... Kim bilir?

Ama olmadı...

Ve tarih “hükmünü icra” etti!

Gönül bu ya... Yine Osmanlı tarihinde “acaba?” larla dolu gönül dünyama konuk olan, bir diğer bahtsız Osmanoğlu daha var: Fatih’in oğlu Cem Sultan!

Sultan olmadığı halde, Türk halkının kendisine “Sultan” sıfatını layık görerek yücelttiği Cem Sultan’ın, 2.Beyazıt ile kavgaya tutuştuğu dönemlerde, kardeşi Beyazıt’a bir teklifi vardı :

“Anadolu’da ben Sultan olayım, sen de Avrupa yakasında Sultan ol!...”

Acaba bu teklifi 2.Beyazıt kabul etseydi, Cem Sultan, devletini Anadolu’da yoğunlaştırabilir miydi? Devletin ve milletin Anadolu’da kuracağı devlet ile yaratıcı Türk zekasını ve çalışkanlığını; müsbet bilim ve tekniğe yönlendirecek bir zihniyet değişimini gerçekleştirebilir miydi? Bir şekilde, Anadolu Türk halkında sermaye terakümünükapital formasyonunu, yani teşebbüs gücünü sağlayabilir miydi?

2.Beyazıt ve daha sonra tarih sahnesine gelecek olan Yavuz ve Kanuni, Avrupa yakasında Papa, Venedik ve diğerleriyle uğraşacağına göre, Anadolu; sakin düşünme imkanı bulabilir ve yukarıda ifade ettiklerimizi başarabilir miydi?

Bilemiyoruz...

Ve üzüntü vericidir ki, tarih; “acaba”lara, itibar etmiyor; bildiğini işliyor!


Mevlüt Uluğtekin Yılmaz




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
batışı, doğarken, güneşin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557