Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Mart 2013, 20:48   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Karamanoğlu İbrahim Beyin Sevgendnâmesi

Karaman hükümdarı Nasirüddin Mehmed Beyin (1398-1423) Antalya'yı muhasara ettiği sırada, bir top güllesinin isabeti ile 1423 yılında ölmesi üzerine Karaman tahtına oğlu Tacüddin (Sarimüddin) İbrahim Bey geçmiştir. Osmanlıların yardımı ile amcası Ali Bey' i Niğde'ye çekilmeye mecbur eden İbrahim Bey, daha sonra Osmanlılarla dostluğunu bozmuş ve Sırp Despotu aracılığı ile Macarlarla Osmanlılar aleyhine ittifak tesis ederek, 1433'de Beyşehir'i ele geçirmiştir. Avrupa'da Macarları mağlup eden Osmanlılar, Karaman üzerine yürüyerek Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Said-ili ile Konya ve Karaman'ın İçel'den gayri yerlerini zapt etmişlerdir. İbrahim Bey durumun tehlikesini anlayınca, memleketin en büyük alimlerinden Mevlânâ Hamza'yı elçi olarak gönderip, sulh istemiş; aldığı yerleri iade etmek ve ahdi bozmamak şartıyla sulh yapılmıştır. Buna rağmen Osmanlı hükümdarı II. Murad, bir tedbir olmak üzere,daha sonra Kayseri'yi zapteden İbrahim Bey'e karşı Dulkadir-oğlu Nasirüddin Mehmed Bey ile anlaşmış ve İbrahim Bey' in mukavemeti üzerine Osmanlı-Dulkadir kuvvetleri Kayseri'yi alarak, kardeşi İsa Bey'i İbrahim Bey'in üzerine göndermişlerdir. İsa Bey, Karaman memleketine yaptığı akınlardan birisinde ölmüştür. Osmanlılar bu işte muvaffak olamamalarına rağmen, İbrahim Bey Memlûkların da müdahale edeceklerini anlayarak, 1437'de Osmanlılar ile anlaşmıştır.

İbrahim Bey, bu anlaşma ile bir müddet Osmanlılar'a karşı hiçbir harekette bulunmamıştır. Fakat 1442 yılında Mezid Bey'in Erdel'de, Hermanştad'da şehit düşmesi ile Osmanlılar aleyhine yapılan haçlı ittifakına Karaman-oğlu İbrahim Bey de girmiş ve Osmanlıların Dulkadirliler ile anlaşarak ele geçirdikleri eski Karaman topraklarını yeniden geri alabilmek maksadıyla, Bizans imparatoru vasıtasıyla, Macar Kralına müracaat ederek, haçlıları Osmanlılarla harbe teşvik etmiştir.

Söz konusu gelişmeler sonrasında İbrahim Bey, ahdini bozarak, Osmanlı ülkesi üzerine kuvvet göndermiş ve gönderdiği kuvvetler, Ankara ve Kütahya taraflarını tahrip etmişlerdir. II. Murad, süratle hareket ederek, bunların geri çekilmesini sağlamış fakat haçlılara karşı koymak için tekrar Avrupa'ya dönünce, Karaman askeri, bir defa daha Osmanlı topraklarına hücum etmiştir. İbrahim Beyin bu son hareketi, aleyhinde bir cereyanın uyanmasına sebep olmuştur.

Bir taraftan Rumeli'deki Haçlı ittifakı, diğer taraftan da Anadolu'daki Karamanoğlu ile aynı anda uğraşmaktan bunalan Sultan Murad, İslam alimlerine müracaat ederek, Karamanoğlu İbrahim Bey hakkında fetva istemiştir. Şafiî mezhebi imamlarından İbn Haceri Askalanî, Hanefî mezhebi alimlerinden Sa'düddin-i Deyrî ile Abdüsselam-ı Bağdadî ve Malikî ve Hambelî alimlerinden Bedrüddin-i Tenisî ile Bedrüddin-i Bağdadî, Sultan Murad'a, İbrahim Bey hakkında istediği fetvayı vermişlerdir. Almış olduğu fetvalarla Karaman oğlundan intikam almaya karar veren Sultan Murad, 15 Temmuz 1444'de haçlılar ile Segedin muahedesini imzalamış ve bütün hıncı ile Karaman üzerine yürüyerek, İbrahim Bey' in yaptığının kat kat acısını çıkarmıştır. Çok zor durumda kalan İbrahim Bey, zevcesini ve veziri Server Ağa' yi ve müftüsü Sarı Yakub'u (bir rivayete göre de Mevlana'nın torunlarından Ulu Arif Çelebi ile kendi eşini) sulh akdi için göndermiş ve 'Sevgend-nâme' (ahid-nâme ) vermeye mecbur kalarak, Sultan Murad'ın ağır şartlarını kabul etmiştir.


Ahidnâme

Kelime anlamı olarak çeşitli ilimlerde farklı anlamlarda kullanılan ahid kelimesi, mastar olarak bir şeyin yerine getirilmesini emretmek, talimat, söz vermek anlamlarına geldiği gibi, isim olarak, emir, talimat, taahhüt, antlaşma, yükümlülük, itimat veren söz anlamlarına da gelmektedir. Ahidde hem yemin, hem de kesin söz verme anlamları vardır ki, yemin ahdin dinî ve kutsal yönünü, söz verme ise ahlâkî yönünü oluşturur. Bunun dışında, ittifak hükümleri içeren ve iki taraf arasında imzalanan resmî vesikaya da ahid adı verilmiştir.
Ahidnâme ise vasiyet etmek, ısmarlamak, yemin edip söz vermek, aman vermek ve zimmetine almak anlamlarına gelen Arapça ahd ile Farsça nâme kelimelerinden oluşan, birleşik bir isimdir. İki devlet arasında barış ve güvenliğe, siyasî, ticarî vb. işlere dair imzalanan sözleşmeler ile devletin çeşitli konular için siyasî olarak düzenlediği resmî belgeler için kullanılmıştır. Ayrıca, hükümdarın emriyle bazı devlet, zümre ve şahıslara özel haklar tanımak üzere düzenlenen belgeler de aynı isimle anılmışlardır.

Osmanlı Devletinde ahidnâme, karşılıklı anlaşma sonucu varılan şartları veya istenilen imtiyazları içermesine karşılık, tarafların birlikte imzaladıkları bir belge değildir. Fakat, bir barış antlaşması söz konusu olduğunda, tarafların delegelerince ayrı ayrı imzalanan ve tespit edilmiş şartları ihtiva eden temessüklere göre maddeleri belirlenmiş olan metnin başında Osmanlı padişahının tuğrasının yer aldığı bir belgedir.


Osmanlı diplomatiği bakımdan ahidnâme; padişaha ait ferman ve beratlarda olduğu gibi, Allah'ın adı ile Hz. Peygamber ve dört halifenin adlarının zikredilip, Allah'ın yardımı, Peygamberin şefaatinin istendiği davet rüknüyle başlar ve bunun altında padişahın tuğrası yer alır. Bazı ahidnâmelerde padişahın sıfatlarının sayıldığı ve unvan adı verilen bölüme geçilmeden önce beratları ha¬tırlatan " nişân-ı şerîf-i âlişân-ı sultânı..." veya benzeri bir başlangıç da yer almıştır. Bunun anlamı verilen kişi ya da tarafa birtakım haklar tanıyan ahidnâmelerin bir çeşit berat olarak kabul edildikleridir. Ancak, diğer beratlardan farklı olarak, ahidnâmelerde mutlaka unvan vardır.

Unvandan sonra karşı tarafın elkâbı ve dua gelir. Giriş, takdim, sunuş, önsöz vb. anlamlarla ifade edebileceğimiz dibacede ahidnâmenin veriliş sebebi ile şartları açıklanır. Bu kısmın içeriği verilen ahidnâmenin çeşidine göre değişkenlik gösterir. Yeni tahta geçen bir hükümdarın selefi zamanındaki bir barışı yenileme ahidnâmesi ile bir savaş sonrasında verilen barış ahidnâmesi (musâlaha) veya ticarî imtiyazları içeren ahidnâmelerin her biri farklıdır. Fakat ahidnâmenin çeşidi ne olursa olsun, dibacenin sonunda ahidnâme şartlarına sadık kalınacağına dair söz yer almıştır. XV. ve XVI. Yüzyıl ahidnâmelerinde bu konu daha kuvvetli bir şekilde ifade edilmiştir.

Karamanoğlu II. ibrahim Beyin Osmanlı Sultanı II. Murad'a Vermiş Olduğu Ahidnâme




Ahidnâme, Sevgendnâme veya Musâlaha gibi isimler ile anılan belgenin tespit edilebilmiş iki nüshası olup, bunlardan birisi; Paris Milli Kütüphanesinde, Türkçe ilave kitaplar arasında 660 numarada kayıtlı olan 55-56 yapraklı bir mecmuanın içerisindedir. Bu nüsha, İsmail Hakkı Uzunçarşılı tarafından 1937 yılında "Karamanoğulları Devri Vesikalarından İbrahim Beyin Karaman İmareti Vakfiyesi" isimli makale içerisinde yayınlanmıştır. İkinci nüsha ise Konya İzzet Koyunoğlu Müzesinde, 13998 numarada kayıtlı bir mecmuanın içerisinde yer almaktadır. Konya'daki bu nüsha daha önce M.Mesud Koman tarafından görülmüş ve Konya Halkevinin yayın organı olan Konya dergisinde yayınlanmıştır.


Ahidnâme İle İlgili Değerlendirmeler

İ.Hakkı Uzunçarşılı'nın, "Sevgendnâme (Ahdnâme)" başlığı ile yayınlamış olduğu Paris nüshası ile elimizde bulunan Konya nüshası, hem üslup hem de içerik bakımından oldukça farklıdır Fakat ileride tekrar üzerinde durulacağı üzere her iki metin de muahede şartları açısından çok büyük benzerlik gösterir. Hatta birkaç kelime farkla birbirinin aynıdır demek daha doğru olacaktır.

Sevgendnâme'nin giriş kısmı oldukça kısa tutulmuştur. Metin, besmele ile başlamakta ve " ben şahadet ederim şahit olarak o (Allah) yeter ve anlaşma yaptığınız zaman ahdine bağlanınız, vefa gösteriniz onu teyit ettikten sonra imana bağlanınız Allah sizi size kefil kılmıştır " şeklinde Türkçeye aktarılabilecek olan Arapça bir ibareden sonra, " ben kim İbrahim Begüm merhum Mehmed oğlu -el- Karamanı " diye devam etmektedir ki bu ifade, devletler açısından bir eşitlik, denklik vurgusu olarak algılanmaktadır. Devamında İbrahim Bey, elini tanrı kelamı (Kur'an-ı kerîm) üzerine koyup, yine Arapça olarak; " talep eden, galip olan, idrâk eden, daima diri ve ayakta olan, uyumayan, asla ölmeyen, doğmayan ve doğurmayan" Allah adına üç defa "vallahi ve billahi ve tallahi" diyerek dürüstçe and içtiğini, hile yapmadığını söylemekte ve Hz. Mu-hammed'e selam ve salavat getirmektedir. Giriş, bununla tamamlanmakta ve ahidnâmenin şartlarına geçilmektedir.


Ahid-nâmenin Konya nüshası ise Osmanlı padişahına atfen övgüler içeren bir beyit ile başlamaktadır:





"Lâ-zâletü'n-nasru ve'l-fethu ve'z- zaferu min tırâzi livâ'ihi
Ve'l-'aczu ve'z-züllu ve'l-kahru min levâzimi a'dâ'ihi"


Sancağının yükselmesinden zafer, fetih ve inayet eksik olmasın
Düşmanlarından da acz zillet ve kahr eksik olmasın

Bu beyit dışında 46 satırdan oluşan ahid-nâmenin; 1-7. satırları Farsça sözcüklerden oluşan bir giriş niteliğinde olup, burada da yine Osmanlı padişahına bağlılık ve hizmetkârlığı ifade eden iltifatlı sözler vardır. Girişteki Farsça ifadeler, Türkçeye şu şekilde aktarılabilir:

Size bağlılığımız ve ihmal etmediğimiz hizmetkârlığımızla, devletinize samimiyet ve ihlâs üzere bağlı olduğumuzda şüphe ve tereddüt yoktur, (satır 1-3)

Sabah-akşam (gece-gündüz) gizli ve açık olarak ebed-müddet devletinize duamız devam etmektedir, (satır 4)

Haşmeti, başı ve sonu bulunmayan cenâb-ı Allanın dergâhına bu duamızı gönderiyoruz ve bu dualarımızın yerine ulaşmasını ve kabul buyrulmasım diliyoruz, (satır 5)

Hz. Muhammed'in ve ailesi fertlerinin yüzü suyu hürmetine kabul buyurulmasını samimi olarak diliyoruz, (satır 6)

Bu samimi dileklerimiz ve kulluğumuzdaki sadâkat cihanının fâtihine arz olunur ki... (satır 7)

Bu girişi takiben 8-27. satırlarda; muahedenin hangi ortamda, hangi halet-i ruhiye içerisinde ve nasıl gerçekleştiği anlatılmaktadır: Karamanoğlu II. İbrahim Bey; daha önce sultanın, nihayetsiz lütûflar ve hiçbir gayeye dayanmayan şefkatler ile kendisine merhamet edip, pek çok övgülerle dolu olan ve barışın yenilenmesini isteyen bir inâyet-nâme gönderdiğini (satır 8-11), kendisinin de hemen sultana bağlılık yönünde irade gösterip, işittik ve kabul ettik diyerek, mu'ahede yapmak üzere çevresinin ve kabilelerin büyüğü bir beği kendini temsilen gönderdiğini ama bir sebepten dolayı barış görüşmesinin ertelendiğini ve muahedenin gerçekleşmediğini (satır 11-14), fakat sultanın "yine bir ademiniz gelsin muahede edelim" diye emrettiğini belirttikten sonra sultanın bu yüce isteği üzerine derhal iki değerli adamını cihan padişahının dergahına gönderdiğini söylemektedir (satır 14-18). Bu heyet vardıklarında görevlerinin hizmetlerini ve davet edilişlerinin şartlarını padişaha takdim edecekler ve padişahın üzengisine yüz sürüp, öpüp bunu da kendileri için bir ganimet, inayet bileceklerdir, bütün bunlardan umulan padişahın rızasını kazanmak ve huzura kabul edilmektir (satır 18-21), şayet bu ümit gerçekleşirse Hakkın sayesinde devletin duacısı olan bu iki kişi kalp huzuru ve can refahına kavuşup, azametli devletin (devlet-i kâhıriye) devamı için duayla meşgul olacaklardır (satır 22-24), bütün bunlardan başka bu hususta yani İbrahim Beyin samimiyetiyle ilgili söz etmek ve bağlılığına dair ifadeleri kullanmak gönderilen kişilerin kabiliyetine terk edilmiştir (satır 25), İbrahim Beyin gönderdiği elçiler, padişahın huzuruna ka¬bul edildiklerinde; bu söylenenlerle yetinmeyip, İbrahim Beyin sultana bağlılığını ve devletine duacı olduğunu dillerinin döndüğü oranda padişah hazretlerine ileteceklerdir. Bütün bunları dinlemek de padişahın kemâl-i keremlerine bağlıdır, (satır 25-27)
Bundan sonra; 27-46. satırlarda oldukça açık bir Türkçe ile ahid-nâmenin şartları, bir başka deyişle İbrahim Beyin barışı sağlayabilmek ve varlığını devam ettirebilmek için Osmanlı padişahına vermiş olduğu sözler yer almaktadır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
beyin, ibrahim, karamanoğlu, sevgendnâmesi, İbrahim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557