Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Mart 2013, 21:58   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker Osmanli Devletİ’nİ Kuran Hanedan

Osmanlı Devleti’ni Kuran Hanedanın Soyu

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu hakkında yapılan çalışmalar romantik milliyetçiliğin tesirleri ile 20. yüzyılın ikinci yarısında büyük bir ivme kazandı. P. Wittek H. A. Gibbons J. Marquadrt F. Köprülü Z. V. Togan H. İnalcık gibi tarihçilerin kaleme aldığı ve kuruluş ile ilgili ileri sürdükleri nazariyeler uzun süre tarihçileri meşgul etti. Bugün dahi Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili öne sürülen yeni görüşler bu nazariyelerden etkilenmiştir. Söz konusu görüşler arasında bilhassa “Osmanlıların menşeinin Kayılara dayandığı” yönündeki nazariye genel kabul görmüş gibidir.

Osmanlı Devleti’ni Kuran Hanedanın Soyu

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu hakkında yapılan çalışmalar romantik milliyetçiliğin tesirleri ile 20. yüzyılın ikinci yarısında büyük bir ivme kazandı. P. Wittek H. A. Gibbons J. Marquadrt F. Köprülü Z. V. Togan H. İnalcık gibi tarihçilerin kaleme aldığı ve kuruluş ile ilgili ileri sürdükleri nazariyeler uzun süre tarihçileri meşgul etti. Bugün dahi Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili öne sürülen yeni görüşler bu nazariyelerden etkilenmiştir. Söz konusu görüşler arasında bilhassa “Osmanlıların menşeinin Kayılara dayandığı” yönündeki nazariye genel kabul görmüş gibidir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili farklı görüşlerin mevcudiyeti ve bu konunun her zaman tarihçileri meşgul etmesi kuruluş dönemi ile ilgili tarihî malzemenin eksikliğinden kaynaklanır. Konu ile ilgili bilgi veren kaynaklar daha sonraki dönemlere aittir ve ilk kaynak Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihi olarak kabul edilen 1299 yılından yaklaşık bir asır sonra kaleme alınmıştır.

Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarından bahseden ve geç devirlere ait kaynaklarda yer alan bilgiler bugün Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili bilgilerimizin kaynağını teşkil eder. Bir asır gibi uzun bir süre sonra kaleme alınan bu eserlerde tarihî hakikatler ile destansı özellikler hayal mahsulü unsurlar gerçek ve sıra dışı olaylar iç içe geçmiştir. Bunları birbirinden ayırmak hayli zordur. Üstelik 15. yüzyılın tarih yazarları 13. yüzyıl gerçeğine romantik bir zaviyeden bakmışlar; ellerindeki kaynaklar arasındaki farklılıkları tutarsızlıkları dağınık bilgileri kendi içinde uyumlu bir “masal”a çevirerek anlatmışlardır.Bu masallar 15. yüzyılın hâkim olan anlayışı ile şekillenmiştir. Bu yüzden ilk dönem kroniklerine ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Ancak kroniklerdeki tarihî hakikatler de göz ardı edilemez.

Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy olarak bilinen Kayı hakkında bugün genel bir kanaat oluşmuştur.İlk dönem kaynaklarında bu konuda kısmî bilgilere tesadüf edilmekte ise de Kayı menşei fikri o dönemin siyasî ve sosyal gelişmeleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Siyasî olaylar nazara alındığında ilk kroniklerin yazıldığı yıllarda Osmanlı ordusunun Ankara Savaşı’nda (1402) Timur karşısında hezimete uğradığı devletin otorite boşluğu yaşadığı ve Osmanlı hakimiyetine giren birçok Türkmen beyliğinin bağımsızlıklarını yeniden elde ettikleri görülür. Osmanlı Devleti’nde yaşanan otorite boşluğu onu yeni siyasî oluşumlara itti. Diğer yandan ise meşruiyetini kanıtlaması için uğraşılar içine girmesine sebep oldu. Oğuz geleneği canlandırılmaya çalışıldı. İlk dönem kroniklerinde “aşiret merkezli bakış açısı” hakim unsur olarak ortaya çıktı. Osmanlıların Oğuz boyundan olduklarına dair söylemleri ve bu doğrultudaki politikaları tâbi Türkmen aşiretlerini ortak bir ülkü etrafında toplamayı amaçlıyordu. Bu sayede Osmanlılar Timur’un hakimiyetini kabul eden beyliklere karşı üstün olduklarını iddia edebilirlerdi. Kayı boyunun Oğuzlar arasındaki itibarını ön plana çıkaran Osmanlılar ahir zamanda saltanatın bu boyda olacağı şeklinde politik söylemler geliştirdiler.

Kroniklerde Osmanlıların etnik menşei hakkında verilen bilgiler farklılıklar arz eder. Söz konusu eserlerin bir kısmında Osmanlıların Oğuzlardan olduğu kaydedilirken boy ismi verilmez. Bir kısım eserlerde ise Kayı boyu ön plana çıkarılır. Ancak bütün eserlerin ittifak ettiği nokta Osmanlıların –boy nazara alınmazsa- Oğuzlardan olduğudur. Osmanlı döneminde Oğuz deyimi geçmişte kalan etnik bir tanımlamadan ibaretti. Oğuz menşei fikrinin kaynağı tarihten çok söylenceye bir başka deyişle efsaneye dayanıyordu. Tıpkı diğer Türkmen aşiretleri gibi Osmanlılar için de Oğuz siyasî meşruiyetin ve asaletin kaynağı idi.

Osmanlıların etnik menşeini Kayılara ve Oğuzlara dayandıran kroniklerde Osman Gazi’nin soy kütüğü verilir. Ekseriyetle Nuh’un oğlu Yafes’in ilk ata olarak yer aldığı bu soy kütüklerinde Oğuz ismi ortaktır. Şecerenin ilk ve son kısımlarında zikredilen atalar çoğunlukla ortak olduğu halde orta dönemde isimler karışmış veya boşluklar meydana gelmiştir. Bu tip şecereler aşiret soy ağaçlarının karakteristik özelliğidir. “Bulanık soy ağaçları aşiretin saldırı ya da dış tehditlere karşı savunma veya köylüler ve göçerlerin kaynakları en iyi bir şekilde kullanmalarını sağlama hususundaki ortak menfaatini paylaşan herkesin bir araya gelmesini olanaklı kılar. Üstelik şecerelerin orta kısımları aşirete katılan yeni üyelerin atalarının da yer alacağı bir zemin / kontenjan oluşturur. Şecereler topluluk arasında bir siyasî sözleşme rolü üstlenir. Böylesine bulanık soy kütükleri erken dönemde aşiretler konfederasyonundan müteşekkil Osmanlı Beyliği’nde aşiretlerin ortak bir ülkü ve menfaat etrafında toplanmalarını sağlamıştır. Nitekim soy ağaçlarında Türkmen aşiretlerinin ortak atası olarak Oğuz Han’ın yer aldığı görülür. Bununla birlikte Osmanlıların ataları arasında zikredilen Bayundur Döger Kayı Çavuldur Salgur Toturga Eymür gibi isimler aynı zamanda Oğuz boylarının adlarıdır. Bu isimlerin Osmanlı Beyliği’ni meydana getiren konfederasyona mensup aşiretler olduğu düşünülebilir. Yazıcızâde’nin Târîh-i Âl-i Selçuk adlı eserinde Türkmen beylerinin meşveret ettikleri hanlığın Kayı boyunun hakkı olduğunu bundan dolayı Osman Bey’i han seçtikleri yazılıdır. Osman’ın muhtelif Türkmen aşiretlerinden müteşekkil konfederasyona bu meşveret sonrası önderi olduğu söylenebilir.

İlk dönem kroniklerinde Osmanlı hanedanının soy kütüğü hakkında verilen bilgiler arasında farklılıklar vardır. Bunlar genellikle birbirinin mütemmimidir. Kroniklerde sunulan şecereler dikkate alındığında bunları üç gruba tasnif etmek mümkündür. Birinci gruptakiler Oğuz geleneğini ikinci gruptakiler İslâmî geleneği yansıtırlar. Üçüncü grubu temsil eden eserlerde ise Osmanlı hanedanının yakın dönem ataları konu edilmiştir. Bununla birlikte Oğuz geleneğini yansıtan kaynakları da iki grupta tasnif etmek mümkündür. Birinci gruptakiler Osmanlıların menşeini Oğuz Han’ın büyük oğlu Gün Han’a dayandırır. İkinci gruptaki şecerelerde ise Oğuz Han’ın küçük oğullarından Gök Alp ismi yer alır.

Osmanlıların Kayı menşeinden bahseden eserlerin ilki Yazıcızâde Ali’nin Selçuknâme adı ile de bilinen Târih-i Âl-i Selçuk isimli eseridir. II. Murad’ın emriyle İbn Bibî’nin el- Evâmirü’l- alâ’iye fî’l-Umûri’l-alâ’iye isimli eserini Türkçe’ye tercüme eden Yazıcızâde Ali bu esere Kayı boyunun üstünlüğünü ifade eden bazı cümleler de eklemiştir. Onun Osmanlı hanedanının meşruiyetini ispatlamak için büyük bir gayret içinde olduğu görülür. Bu dönemde derlendiği bilinen Dede Korkut Destanları da siyasî olaylarından bağımsız ele alınamamış; Kayı motifi bu destanlara da sinmiştir. İslâm öncesi şaman unsurları ile veli-ozan kimliğini bünyesinde barındıran Dede Korkut bir kehanette bulunmuş ve âhir zamanda saltanatın Kayılar’da kalacağının beşâretini vermiştir.Destanlarda bu konuya yer verilmesi doğu ve batı Türklüğü arasında bir köprü görevi gören ozan sayesinde Kayı boyuna bir meşruiyet kaynağı aramak amacıyladır. Bu uğraşılar sayesinde Osmanlılar Anadolu’daki Türkmen beylikleri üzerinde üstünlük iddia edebilmiş ve kendilerini Doğu’daki hanların muâdili gösterebilmişlerdir.

Bununla birlikte Osmanlıların neseplerini Kınık ve Salur gibi Oğuz boylarının en itibarlıları dururken Kayı boyuna isnat etmesi izah edilememektedir. Selçuklu Devleti’ni kuranların Kınık boyuna mensup olduğu hesaba katılırsa Osmanlıların kendilerini Selçuklulardan tefrik etmek istedikleri düşünülebilir. Salur ve Kınık boyuna karşı Kayı’nın üstünlüğünün iddia edilmesi Osmanlıların taze bir güç olarak ortaya çıkmak istemeleri veya konfederasyonu oluşturan aşiretler arasında Kayıların en kesif grubu teşkil etmeleri ile ilgili olmalıdır. Kroniklerde Kayılar’ın elli bin nüfusu aştıkları hakkında verilen abartılı bilgiler dikkate alınırsa Osmanlıların güçlü bir siyasî dayanak aradıkları anlaşılır. Nitekim “Türk hakimiyet anlayışı”nda göz ardı edilen nüfuz ile hakimiyet arasındaki ilişki ile açıklanabilir. İlk dönem tarih eserlerinde Ertuğrul Gazi’nin babası olarak anılan Süleymanşah’ın 50 bin kişilik konar-göçer kütlesi ile Anadolu’ya geldiği kayıtlıdır.

Şair Ahmedî’nin İskendernâme isimli eserinin sonuna eklediği “Dâsitan-ı Tevârih-i Mülûk-ı Âl-i Osman”da Osmanlıların hangi boya mensup olduğuna dair bilgiye tesadüf edilmez. Bununla birlikte Ertuğrul Gazi’nin yanında Gündüz Alp ve Gök Alp gibi Oğuz’dan bir çok kişinin yer aldığı kayıtlıdır. Ahmedî’nin diğer kaynaklarda Osmanlı hanedanının ataları arasında sayılan Gündüz Alp ve Gök Alp’ı Ertuğrul Gazi’nin savaş yoldaşları arasında değerlendirmesi dikkat çeker. Bu açıklamalardan Ertuğrul Gazi Gündüz Alp ve Gök Alp’in idaresinde teşekkül etmiş bir aşiret konfederasyonunun Sultan Alaeddin’in ordusunda yer aldığı anlaşılmaktadır.

Ahmedî’nin eserinde Osmanlı hanedanının Oğuzların hangi boyuna mensup olduğuna dair herhangi bir ifadenin yer almadığı buna mukabil sonraki kaynaklarda Kayı boyunun ön plana çıkarıldığı görülür. Bu gelişme II. Murad dönemine rastlaması Ankara Savaşı’nın açtığı derin yaraların izlerinin yavaş yavaş kapandığı döneme rastlar. Osmanlı Devleti’nde siyasî istikrarın sağlanması ve devletin giderek güçlenmesi Kayı tezinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Üstelik bu dönemde yazılan eserlerde Ahmedî’nin tarihinde izlerine rastlanmayan ve Osmanlıların atası olarak kabul edilen Süleyman Şah ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere tarihî bir kişilik olan Süleyman Şah Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusudur. Kroniklerde Süleyman Şah’a yer verilmesi Osmanlıların Selçuklu Devleti’nin varisi olma iddiasında olmalarına zemin hazırlayan bir etken olarak değerlendirilebilir. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman’ların hemen hepsi Osmanlı Devleti’nin başlangıcını Süleymanşah’ın Anadolu’ya gelişi ile başlatırlar.

Osmanlı hanedanının soy kütüğü hakkında Oğuz ve İslâmî versiyonları birleştiren Şükrullah’ın Behcetü’t-tevârîh isimli eserinde anlattıklarına diğer kaynaklarda tesadüf edilmez. Şükrullah 1449 yılında II. Murad’ın emriyle Karakoyunlu hükümdarı Mirza Cihanşah’a elçi olarak gönderilmiştir. Tebriz’de Cihanşah ile görüşen Şükrullah orada Uygur harfleri ile yazılmış bir Oğuznâme görmüştür. Eserinin ilk tertibinde Cihanşah’ın Karakoyunlular ile Osmanlıların akraba olduklarına dair kendisine bilgi verdiğinden bahseden Şükrullah bu kaynağa dayanarak Osmanlıların nesebini sıralar. Buna göre Osmanlıların soyu Oğuz oğlu Gök Alpa dayanır. Gök Alp oğulları Kızıl Buğa oğlu Kaya Alp oğlu Süleyman Şah oğlu Ertuğrul’a kırk beşinci göbekte erişir. Şükrullah’ın bu açıklamalarda Oğuz ve Selçuklu geleneğini birleştirerek Osmanlılara mal ettiği görülür. Buna paralel olarak Ertuğrul Gazi’nin Selçuk soyu ile birlikte Anadolu’ya geldiğini yazar.

Behcetü’t-tevârîh’in ikinci tertibinin yapıldığı Fatih Sultan Mehmed döneminde Karakoyunlular ile Osmanlıların akraba olduğunu belirten cümleler eserden çıkarılmıştır. Bunun yerine şu ifadelere yer verilir: “Er Tuğrul Oğuz oğullarından biridir. Kızıl Buga oğlu Kaya Alp oğlu Süleymanşah’ın oğludur. Kırk beşinci göbekte Nuh oğlu Yâfes oğlu Kavı Han oğlu Kara Han oğlu Oğuz oğlu Gök Alp ile Nuh’a ulaşan Er Tuğrul Süleymanşah’ın oğlu Osman Beğin de babasıdır.” Osmanlıların Karakoyunlular ile akraba olduğuna dair verilen bilgilerin ikinci tertipte çıkarılmasının sebebi Fâtih’in merkeziyetçi politikası ile yakından ilgilidir. Fatih Osmanlı hanedanına muadil ikinci bir hanedan kabul etmediği için bu ifadeleri hoş karşılamamış ve Şükrullah da bunları çıkarmıştır.

Osmanlıların nesebi hakkında bilgi veren bir diğer kaynak ise Âşıkpaşazâde’dir. Onun Osmanlılar’ın ilk dönemi hakkında Yahşi Fakih’in Menâkıbnâme’sinden faydalandığı bilinmektedir. Tevârîh-i Âl-i Osman isimli eserinde Âşıkpaşazâde Ertuğrul’un atalarını sıralarken Oğuz ve İslâmî geleneği birleştirir. Ertuğrul’un atalarını sıralayan Âşıkpaşazâde Osmanlıların Oğuz’un oğlu Gök Alp soyundan geldiğini ilk atasının ise Nuh’un oğlu Yafes olduğunu yazar.
Bunun yanında Âşıkpaşazâde tarihinde Osman Gazi’nin dedesi Süleymanşah’ın aşiretler konfederasyonundan müteşekkil 50 bin kişilik konar-göçer kütlesi ile Anadolu’ya geldiği kayıtlıdır. Oldukça mübalağalı bir rakam olan bu kütle içinde muhtelif Türkmen boylarının olduğu anlaşılıyor. Süleymanşah bu kalabalık grup yanında Acemleri de (Selçuklular olması muhtemel) komutası altına alarak kafirler ile savaştı. Bir süre bu topraklarda gaza ve akın faaliyetlerinde bulunan Süleymanşah Türkistan’a dönerken Caber Kalesi yakınlarında Fırat Nehri’nde boğuldu. Bu olayın akabinde konfederasyonu teşkil eden gruptan Dögerler Caber yakınlarına yerleşti. Büyük bir kısmı ise muhtelif yerlere dağılarak Şam Türkmeni (Suriye Türkmenleri) Anadolu Türkmen ve Tatarlarını meydana getirdiler. Geriye kalan küçük bir grup ise Süleymanşah’ın oğulları Sengur Tegin Ertuğrul ve Gündoğdu’nun maiyetinde kaldılar. Bu küçük grup Sürmeli Çukuru’na geldiğinde Sungur Tekin ve Gündoğdu Türkistan’a geri döndüler. Ertuğrul kardeşlerinden ayrılarak mahiyetindeki dört yüz çadır ile bir müddet Sürmeli Çukuru’nda kaldı. Daha sonra ise Sultan Alâeddin’in memleketi Anadolu’ya geldi.

Osmanlıların ataları hakkında bilgi veren kaynaklar arasında Karamanî Mehmed Paşa’nın Tevârîhü’s-selâtînü’l-Osmâniye ayrı bir yere sahiptir. Mehmed Paşa’ya göre Osmanlıların atalarından olan ve Ahlat’ta ikamet eden Kayık Alp’ın soyu 21. göbekten Nuh’un oğlu Yafes’in çocuklarından Oğuz Han’a dayanır. Kayık Han Moğolların Bağdat’ı işgali üzerine Selçuklu sultanı ile Anadolu’ya kaçmıştır.

Mehmed Paşa’nın Ertuğrul’un babası hakkında verdiği bilgiler diğer kaynaklardan farklıdır. Buna göre Ertuğrul’un babası Süleymanşah değil Gündüz Alp’tir. Kafirlerle uzun süre mücadele eden Gündüz Alp Kızıl Saray’da ölmüştür.

Osmanlı hanedanının nesebi hakkında en ayrıntılı bilgi Hasan bin Mahmûd Bayatî’nin Câm-ı Cem-Âyin adlı eserinde yer alır. II. Bayezid ile yaptığı saltanat mücadelesinde yenilen Cem Sultan Mısır’a kaçmıştı. Hac ödevini yerine getirmek için gittiği kutsal topraklarda Bayatî ile karşılaşan Cem ondan Osmanlı sülalesinin ataları hakkında Oğuznâme’de yer alan bilgileri derleyerek bir kitap yazmasını istedi. Bayatî bir hafta gibi kısa bir sürede eserini tamamlayarak Cem Sultan’a sundu. Bayatî’ye göre Osmanlıların soyu Nuh’un oğlu Yafes’e dayanır. Şecere’de Oğuz Han oğlu Gün Han Osmanlıların atası olarak zikredilir.

Bayatî’nin eserinde yer alan şecere birçok bakımdan diğerlerinden farklıdır. Osmanlıların ataları arasında saydığı kişilerin hayatları hakkında cüz’î bilgiler verir. Şahıs isimlerinin -bir bakıma- etimolojisi üzerinde durur.

Bayatî’nin tarihinde dikkate değer bir diğer husus Gün Han’ın oğlu Kayı’nın ölümünden sonra hükümdarlığın adı ile anılan boyun elinden çıkmasıdır. Kayı Han’ın ölümü üzerine Turmış Han çok küçük yaşta tahta geçti. Onun küçük yaşta olmasını fırsat bilen akrabaları idareye el koydular. Böylece kağanlık bir başka boyun eline geçti. Çamur Han ve Toğmış Han’ların hayatları ile ilgili verilen bilgiler dikkate alınırsa bu boyun Salurlar olduğu anlaşılır. Kayılar bu boyun hakimiyetini kabul ettiler ve boyun ileri gelenleri idarede görev aldılar. Yine Bayatî’nin verdiği bilgiye bakılırsa H. 250 (M. 864) yılı dolaylarında Salur soyundan Ağa İni’nin tahtan feragati üzerine Kınık boyundan Kerekicü oğlu Tokmurşak oğullarından Lokman Han oldu. Ancak H. 699 (M. 1299) yılında Osmanlıların ikbal yıldızı parlamaya başladı. Selçukoğulları’ndan tahta çıkacak kimse kalmadığı için Anadolu’da saltanat işleri karıştı. Bunun üzerine uç bölgelerindeki gaziler bir araya gelerek Osman Gazi’nin sultan olması yönünde karar aldılar.Bayatî’nin yazdıklarından Osman Gazi’nin Kayılar’ın gasp edilmiş hakimiyet haklarını geri aldığı izlenimi doğar. Bu anlatımda II. Bâyezid dönemine de bir gönderme vardır. Eserini Cem Sultan adına kaleme aldığı düşünülürse Mahmud’un “Osman Bey’in sınır gazileri tarafından sultan olarak seçilmesini saray bürokratlarının ve yeniçerilerinin seçimi olan II. Bayezid’e karşı Cem’in taraftarlarını desteklemek için tarihsel bir paralellik ve destek olarak sunmuş olabilir.”

Osmanlıların nesebi ile ilgili bilgi veren bir diğer kaynak da Mehmed Neşrî’nin Kitâb-ı Cihannümâ adlı eseridir. Çeşitli kaynaklardaki şecereleri birleştiren Neşrî’nin zikrettiği isimler ile Âşıkpaşazâde ve Bayatî’nin eserlerinde geçen isimler arasında büyük benzerlikler vardır. Neşrî düzenlediği şecerenin kaynağını vermez. “Ancak bu bilgilerin kütüb-i tevârihde mezkûr ve menkûl” olduğunu söyler. Onun yazdığı Osmanlı şeceresi ile Bayatî’nin şeceresi arasındaki benzerliklere rağmen Gök Alp ismini zikrederek ikinci grupta yer alır.

Neşrî Osmanlıların ataları hakkında bir başka şecereyi de görmüş olmalıdır. Nitekim Osmanlıların soy kütüğü hakkında bilgi veren farklı bir türün varlığından bizleri haberdar eder. Buna göre Oğuz Han’ın ataları Iys İshak ve İbrahimdir. Köken olarak Nuh’un Sam adlı oğluna dayanır. Neşrî bu tezi kabul etmemesine rağmen Osmanlıların soy kütüğü hakkında bilgi veren ve “tevârîh-i Acem”den etkilenen farklı bir türün olduğu anlaşılıyor.

Şecerelerde Yafes ve Oğuz geleneğini takip bir diğer yazar da Oruç b. Âdil’dir. Oruç bu nesilden Acem ve Mahan’da padişahlar olduğunu ve bunların risâlete ‘amm-ı itikadları” olduğundan bahseder. Yazarın aktardığı bir diğer bilgi ise Ebû Müslim-i Mervî’nin bu nesilden olduğudur. Ona göre Osmanlıların menşei Oğuz Han oğlu Gök Alp’a dayanır.
Osmanlıların nesebi hakkında Oğuz geleneğinin dışında çeşitli görüşler de ileri sürülmüştür. Anonim Tevârih-i Âl-i Osman’lardan birinde İsfahan’ın Hama şehrinden koparak Anadolu’ya gelen ve Türkiye Selçuklu sultanı Alâeddin’in hizmetine giren Hürmüz Ebu Bekir isimli bir şahsın Ertuğrul Beyin babası olduğuna dair kayıtlar vardır. Bunun yanında İran tarihçiliğinde Osman Gazi’nin babasının adının Davut Kıpçak asıllı Davut isminde bir bey olduğu yazılıdır. Alâeddin zamanında bu bey maiyetindeki Türkmen aşireti ile Kefe’den deniz yoluyla Anadolu’ya gelmiş ve uclara yerleşmiş ve Sultanın damadı olmuştur. Alâeddin erkek evlat bırakmadan vefat ettiği için Selçuklu ümerâsının kararıyla sultanın tek varisi kızının kocasını yani Osman Gazi’yi sultan tayin ettikleri yazılıdır.




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
devleti’ni, devletİ’nİ, hanedan, kuran, osmanli


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557