Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Osmanlı Tarihi
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Mart 2013, 21:36   #1 (permalink)
Fasl-ı Kırmızı

DoLaNTiN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Mart 2013
Nerden: unrealden
(Mesajlar): 3.058
(Konular): 2015
İlişki Durumu: Evli
Burç:
Renkli Para : 315426
Aldığı Beğeni: 166
Beğendikleri: 22
Ruh Halim: Huzurlu
Takım :
frasker O Gitti Devlet Bitti

O gitti devlet bitti


Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesinden sonra yönetim âdeta askerlerden sorulur. O günün güçlü isimlerinden Mahmud Şevket Paşa İstanbul sokaklarında...

Biri Yahudi biri Ermeni 4 mebus patırtıyla girerler Abdülhamid Hanın odasına... Sözü Arnavut alır. Esat Toptani Paşa...
Küstah ve nezaketsiz bir tavırla “Seni” der “seni millet azletti haberin ola!”
Millet mi? Millet Abdülhamid Hana bayılır halbuki sınırlarımız dışında da bir destandır o. Hindistan’da Orta Asya’da Cenubi Afrika’da Java’da Sumatra’da...
Hem azl nasıl kelimedir öyle? Bu terim sadece kovulan memurlar için kullanır Osmanlı’da.
Ulu Hakan Tiranlı Esat’ın niye öfkeli olduğunu bilir Draç Beyi olan kardeşi bazı karanlık işlere karışmış tutuklanıp İstanbul’a yollanmıştır zamanında. Buna rağmen mapushaneden kurtarıp saraya aldırmıştır ama yaranamaz.
Esat Toptani ile de bir şekilde anlaşabilir ama aralarına niye gayrimüslim alırlar? Emmanuel Karasso’nun Aram Efendinin ne işi vardır burada?
Üniformalı olan ikinci şahıs (Gürcü Arif Hikmet Paşa) fetva suretini okumaya başlar: ‘İmam-Müslimin olan Zeyd bazı mesail-i mühimme-i şer’iyyeyi Kütüb-i şeriyyeden tayy ü ihraç ve kütüb-i mezkûreyi men ü hark ü ihrak itse...’
‘Kütüb-i şerr’iyeyi hark ü ihrak... Yani şerî kitapları yırtıp yakmak!
Maazallah... Kimi ne ile suçluyorsun bahaneye bak!
Kitapları bastıran devlettir zaten evet zaman zaman hatalı baskılar olur ve bunları yakarlar. Ama hürmetle külünü bile ortada koymaz öper başlarına koyarlar.
Abdülhamid han kederli kederli “Hasbinallah...” çeker o kadar.

MİNAREYİ ÇALAN KILIFINI...
Zaten uyduruk fetva alakalı makamdan çıkmaz fetvâ emîni Haci Nûrî Efendi Pâdişâh’ın hal’i için bir sebep olmadığını beyân edince Talat Paşa panikler Meclis çatısı altındaki ulemâya baskıya başlar. Nitekim Elmalılı Hamdi Efendi’nin ağzından zikrolunan cümleleri kapar.
Sultan bu oldu bittiye şaşmaz. Beklemektedir anlaşılan.
İstese tedbirini alabilir pekala... Azıcık evveline gidersek Hassa birlikleri ile Hareket Ordusu denilen başıbozuk güruhu (ki içinde Türk’ten ziyade Rum Yahudi Sırp Bulgar vardır) rahatlıkla dağıtabilir. Olmadı muvakkaten saklanabilir sükunet sağlanınca ortaya çıkar.
Lakin Abdülhamid Han kan dökülmesin diye kılı kırk yarar saltanatım yüzünden biri incinecek diye ödü kopar.
Kaldı ki cebinde kabzasını sıkı sıkıya tuttuğu tabancasını çıkarıp bu dört densizin topuklarına sıksa ve “kapattım gitti bundan böyle meclis filan yok” dese ne yapabilirler acaba?
Ama efendim ihtilalci bunlar tahkir ederler alaya alırlar sürgüne yollarlar...
Abdülhamid Hanın umurunda bile değildir canına kast edilse ne yazar?
Amcası Abdülaziz Hana kıyan biraderini tutup kenara koyan bu kadroya hiç güvenmemiştir zaten bir de utanmadan evhamlı diyorlar.
Heyet o kadar kabadır ki Sultanın oğlu Abdürrahim Efendi’nin (pek küçüktür daha) dudakları bükülür içli içli ağlamaya başlar.
Kara haber tez duyulurmuş saray hanımları dizlerini dövmeye başlarlar feryatlar figanlar...
Ve geceyarısı tebliğ gelir: “Selanik’e gönderileceksiniz! Derhal!”
İstanbul nere Selanik nire? Halbuki kızları sözlüdür oğlanların mektebi var.
Abdülhamid Han başkâtibe “koltukta gözüm yok” der “size teminat verebilirim. İstanbul’dan ayrılmasak nasıl olur acaba?” Muhatabı lâubalileşmiştir lütfedip cevap bile vermez sultana. Selanik yuvaları... İttihatçıların ve Yahudilerin en güçlü oldukları yer orasıdır zira...
“Peki” demekten başka ne yapabilir ki? Eşya alacak kadar bile fırsat tanınmaz üzerindekilerle yola çıkarırlar.
Arabalar gecenin serininde kapıya dayanır yollar bomboştur yer yer askerler dolanmaktadırlar...
Sirkeci Garı... İstim tutmuş bir lokomotif. Önlerindeki ve arkalarındaki vagonda silahlı muhafızlar... Suçlu nakli için gözetilen kurallar!
Düdükler buharlar telaşlı koşturmacalar ve nitekim katarlar kıpırdar. Şimendifer nefes nefese Selanik’e koşar... Tamyol ve hiç durmadan! Abdülhamid han buruktur bu yolu kendisi yaptırmıştır bir zamanlar... Hani yerine geçenlerin ehil olduklarına inanabilse gam yemez ama korkulur ki bu maceracılar devletin başına gaile açarlar.

ALLATİNİ PALAS
Selanikte onları İtalyan uyruklu bir un tüccarının (Yahudi Giorgio Allatini’ye) evine kapatırlar. Bizimkiler Alâtini köşkü derler ona. Yıllar var ki metruktur doğramalar per perişan. Köşke gece karanlığında girerler yatsı ezanları okunmaktadır o an... Hava serincedir bina belki de boş olduğundan üşütücüdür hanedan birbirine sokulma ihtiyacı duyar. Isıtma ve aydınlatma sistemi mevcut ise de çalıştırılmaz. Parmak kadar bir mum verirler o da sadece sultanın odasına...
Önlerine karavanadan kalma kurumuş pilav koyarlar. Biraz da yoğurt lokma ıslatacak kadar. Çatal kaşık yoktur bardak yoktur... El yıkamak bile kabil değildir çünkü sular akmaz. Çocuklar açtır elleriyle yer yatarlar. Ulu hakanı örümcekli bir odaya tıkar üzerine kilit vururlar. Garibim yol yorgunudur uzanma ihtiyacı duyar. Gözüne bir köşeye atılmış ot minder ilişir ancak elini vurunca bulut bulut toz kalkar. Kafanı koy ve astım ol ömür boyu tıkan. Sultan kumaşları yırtılmış yayları çıkmış iki koltuk eskisini ağız ağza bitiştirir aralarına kıvrılıp uyumaya çabalar. Çarşaf battaniye arama iyi ki kaput vardır omuzlarında...
Pencereler çakılıdır pancurlar kapalı. Saat kaç sabah mı akşam mı anlaşılmaz.
Aylar sonra merhamete gelirler de çocukların güneş görebilmesi için pancurların aralanmasına müsaade buyururlar.

PADİŞAH ÜZERİNDE TALİM
Yazın kavurucu sıcaklarında bir iki defa balkon izni çıkar ama dakikalarla sınırlandırılarak...
Müfrezenin başında Fethi Okyar vardır. Aile terbiyesi almış bir insandır sultana kibar davranır ancak subaylar içinde patavatsızlar ekseriyettedir hâlâ...
O gün Ulu Hakan balkon iznini kullanmaktadır ki bir silah patlar başının üzerindeki sıva dağılır kumlar üstüne sıçrar mermi düşer aşağıya.
Bakar kovboy edalı bir subay namluya üfürüp sırıtmakta... Tehdidkâr tavırlar kin dolu bakışlar... Sultan sakindir merakla sorar “Bunu neden yaptın?” Mütecaviz cevap bile vermez taflanların ardına sinip kaçar.
Bu adı sanı belli bir topçu yüzbaşısıdır. Onu herkes tanır. Abdülhamid Han bahçıvana seslenir. “Şu mermiyi getirsene bana” Adamcağızın beti benzi atar affını diler ağlamaya başlar. Demek ki bir bildiği var.
Sultan hadiseyi kolağası Rasim’e anlatır Rasim Bey çakıllar arasında mermiyi bulur cebine koyar. Ne sorgu ne sual? Şimdi buna delil karartmak diyorlar.
Abdülhamid Hanın nasıl soğukkanlı olduğunu dost düşman bilir. Yıldız suikastinde paniklemeyen tek isim odur belki. Kollar bacaklar göğe yükselirken zerre kadar telaş yapmaz. Ölümü düğün gören biri için kurşun ne ki? Bugün olmazsa yarın bir gün mutlaka...

SABIR TAŞI OLSA...
Abdülhamid Han sürgünden de tat almasını bilir çocuklarına dolu dolu vakit ayırabilir. Kızcağızlarıyla dertleşir oğlancıkların saçlarını okşar.
Ah birkaç el aleti olsa da tahtalarla uğraşsa... Ne bileyim sehpa dolap yapsa sedef kaksa... Bu fevkalade bir meşgaledir dertlerini unutturur insana.
Yeri gelmişken söyleyelim o kıratta bir marangoz yeryüzünde bulunmaz sedefkarlık hususunda belki Vasıf Usta yarışabilir onunla.
Abdülhamid Han okumaya meraklıdır ancak kitap gazete kesinlikle yasaktır burada.
Bahçıvandan musahibinden duyduğu yarım yamalak haberleri yorumlar memlekette neler olup bittiğini çözmeye çabalar.
Sızan haberlere bakılırsa Yıldız Sarayı yağmalanmıştır. Bırakın perde avize gibi para eden şeyleri kitaplar ve şehir fotoğrafları (ki muazzam bir arşivdir o) kapanın elinde kalmıştır. Cahil ihtilalciler fotoğrafı netsin? Yırtıp kırpıp Beşiktaş sokaklarına atar kitapları yakarlar. Halbuki ne emekler ne paralar verilmiştir onlara. Hadi gel de sıkılma.
Abdülhamid Han şehzadelik yıllarında ticaretle uğraşmış ve hatırı sayılır bir para kazanmıştır. Servetini daha ziyade Filistin ve Musul’daki arazilerin alımına harcar. Eh tapular elinde olduğuna göre ne Yahudiler Filistin’e sulanabilir ne de Britanyalılar petrol kaynaklarına musallat olurlar.
İttihatçılar şuurlu olarak sultanın mülkünü devletleştirir Filistin’i göstere göstere Yahudilere satar Musul’u İngiliz’in önüne koyarlar.
Ulu Hakanın elinde birkaç parça mücevher kalmıştır. İsviçre ve Alman Bankalarında bir miktar nakti vardır. İttihatçılar bunlara da göz koyar.


YA PARANI YA CANINI
Bir sabah Muhafız Kumandanı Fethi Bey gelir hürmetkar tavırlarla bir ihtiyacı olup olmadığını sorar. Sonra sıkılarak girer mevzuya:
- Efendim ordu himmetinize muhtaç.
Abdülhamid Han sorar “Burada elim kolum bağlı ordu için ne yapabilirim ki?”
-Bankalardaki nukût ve tahvilatınızı bağışlamanız isteniyor.
Bu paraları çocuklarının çeyizi ve tahsili için ayırmıştır halbuki. Kaldı ki hisse senedlerinin bir kıymeti yoktur Hicaz Demiryollarını ve Şirketi Hayriyyeyi desteklenmek için alınmıştır zamanında. Teberrudur bir manada...
Hem değerinden satılabilse bile bir bölük donatmaz. Maksat o değil zaten ayaza çıkarmak intikam almak!
Hani çalıp çarpmayacaklarını bilse saniye durmaz.
Gene de hayır demez kestirip atmaz. “Bunlar evlad ve ayalimindir onlara sormasam olmaz.”
Ailesinin verme diyeceğini sanır ama aksine “ver baba” derler “vaziyet vahimleşmeden ver! Şimdi bunlar parayı bahane ederler zulümleri artar!”
Doğru mu doğru zabitler söz arasında limandaki zırhlıdan bahsederler yok köşke yanlışlıkla bir mermi düşseymiş de filan! Çocukların kimyası bozulur beş yaşındaki Abid Efendinin subay görünce dudakları uçuklar. Abdürrahim Efendi ise sinir nöbetleri geçire geçire sarılık olur kızların durduk yerde burunları kanar. Refikası zaten çoktan düşmüştür yatağa...
Nitekim Mahmut Şevket Paşa’dan bir şifre gelir ki zehir zemberek. Hakaretin bini bir para.


ACABALI SORULAR
Abdülhamid Han “milletin evladı da evladım sayılır” der ve servetini orduya bağışlar.
Fethi Bey imzalanan vekaletnameyi cebine koyar. Sonra birden ayaklarına kapanıp ağlamaya başlar “Hakanım benim bu tıynette bir insan olmadığıma inanınız” der “ama...”
Omuzlarından tutup kaldırır şefkatle sırtını sıvazlar. Kimin ne tıynette olduğunu o da bilir pekala.
Doyçe Bank memurları işlerine titizdir vekaletnameyi kusurlu bulurlar. Yanlarına konsolosu da alıp gelir odayı boşalttırırlar. Sultana bu bağışı hür iradesi ile yapıp yapmadığını sorarlar. Müspet cevap verince para dolu çantaları masaya bırakırlar. Subaylar bunları yangından mal kaçırırcasına kucaklar. Peki bu meblağ askere harcanır mı?
O günlerde ortalık toz dumandır... Harcamadılarsa vebali boyunlarına.
Hürriyet! Adalet! Müsavatmış! Laf! Duy da inanma!
Yalnız şu var ki Abdülhamid Han imzayı atarken aldığı sözle nişanlı kızlarının mahpus hayatından kurtulmalarını sağlar. O hengamede nikahlarını kıydırır ve yuvalarına uğurlar.
Evet şimdilik bu kadar.
Bu hamur çok su kaldırır daha...



Abdülhamid Han’ın sıkıntılı günler yaşadığı Alâtini Köşkü.


İrfan Özfatura
08 Şubat 2009 Pazar
Türkiye Gazetesi




DoLaNTiN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bitti, devlet, gitti


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557