Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık > Psikoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Psikoloji Psikoloji hakkındaki tüm bilgileri ve haberleri bu bölümde bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Ağustos 2011, 04:02   #61 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

İLGİSİZ AİLE
Çocuk istenmeden olabilir.
Eşler arasında önemli sorunlar olabilir.
Aile çocuğu yük gibi görür.
Çocukla ilgili sorumluluklardan ve problemlerden kaçarlar
.

Çocuklar:

İyi yada kötü sevgiyi nerde bulursa oraya yönelirler.
Duyguya muhtaçtırlar.
Kendilerini değersiz hissederler.
İç dünyaları zayıftır.
Güçlü görünmeye çalışırlar.

Sadece biraz sevgi,

Her zaman sizin için bir yük olduğumu düşündüm. Aslında bunun gerçeklik payı de yok değil…

Beklemediğiniz bir anda ve –sanırım- çok yanlış bir zamanda geldim.

Siz kendi sorunlarınızla o kadar meşguldünüz ki, ne beni fark etmeye ne de bana ilgi ve sevgi göstermeye zaman bulabildiniz.

Gidermeye çalıştığınız o kadar çok sorun vardı ki, sürekli birbirinizle tartıştınız, sürekli kavga ederken yanı başınızda yaptıklarınıza bir anlam veremeyen ve sadece bir tutam sevgi için saatlerce gözyaşı döken biri vardı.

Siz benim ağlamalarımı bile dikkate almadınız. Ya açtır, ya susuzdur ya da uykusuzdur dediniz ama hiç “ya sevgisizdir” demek aklınıza gelmedi.

Ben büyüdükçe sanki benden daha da uzaklaşmaya başladınız.

Sorumluluklarımı almaktan kaçtınız, bana ait olan şeyler sizi korkuttu hep. Yaptığım şeylerin sorumluluğunu almaktan kaçtınız. Mesela küçükken her anne babanın ilgilendiği gibi ilgilenmediniz aksine sanki sizin için bir yabancının çocuğuymuşum gibi davrandınız.

Bana ait problemleri çözmekten kaçtınız. Okulda derslerimle ilgili problemlerim olunca, arkadaşlarımla sorun yaşadığımda, hatta sağlık problemlerimde bile benden uzak durdunuz.

Sizin nazarınızda kendimi hep değersiz ve hiçbir işe yaramayan biri gibi hissettim. Halen böyle hissediyorum.

Ve bazen diyorum ki “Hiç mi bir şeyi hak etmiyorum?”

En azından birazcık sevgi…

Evet, şimdiye kadar sizden beklediğim halde alamadığım sevgiyi, şimdi sağda solda kısaca nerde bulursam orda kalıyorum. Biliyorum bazen o sevgiyi ve ilgiyi kötü insanların arasında buluyorum daha doğrusu bulduğumu sanıyorum ama yalancı ilgi de olsa beni çekiyor…

Mesela yeni arkadaş grubumun aslında benim değerlerimle çok fazla örtüşmediğini biliyorum. Mesela cafelerde saatlerce Internet başında oyun oynamak ya da küfürlü konuşmak gibi şeyleri, alkol alan, uyuşturucu kullananlarla arkadaşlık etmek istemem, ama onlar benimle ilgileniyorlar. Beni fark ediyorlar. Bu yüzden onlara uymak zorundaymışım gibi hissediyorum kendimi…

Kalma diyorsunuz ama ben kendimi kalmak zorunda, yapmak zorunda hissediyorum çünkü bana orda sevgi, ilgi, şefkat kısacası değer veriliyor.

Kendimi güçlü göstermekten de bıktım artık…

Gerçekten güçlü olmak isterdim ama olamıyorum.

Dışardan, güçlü, yenilmez insanın içinde aslında yardıma muhtaç ve ilgiye ihtiyaç duyan biri olduğunu kimse bilmiyor.

Bir gün kendi çocuğum olduğunda, sizden alamadığım sevgiyi sonuna kadar vereceğime ve ona, kendisinin bir yük değil de benim için harika bir hediye olduğunu hissettireceğim.





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:02   #62 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

DOĞRU AİLE MODELİ


Çocuğun ayrı bir kişiliği olduğunun farkındadırlar ve ona saygı duyarlar.
Dengeli bir sevgi verirler.
Dengeli bir değer verirler.
Sevgiyi ve değerliliği çocuğa hissettirirler.
Dengeli bir şekilde sorumluluk verirler.

Çocuklar:

Kendine güvenir.
Mutludur.
Başarı için elinden geleni yapar.
İnsan ilişkileri iyidir.
Dengeli bir şekilde risk alır.
Duyguyla mantık dengededir.


Dünyanın en harika insanlarına sevgilerimle,

Sizlere bu mektubu yazmamın nedeni, birer anne baba olarak yapmanız gereken her türlü yardımı ve desteği benden esirgemediğiniz için teşekkür etmek.

Biliyorum, siz yine mütevaziliğinizle, böyle bir şeye gerek yoktu, biz sadece üstümüze düşen görevi yaptık, diyeceksiniz. Aynı zamanda biliyorum ki çok az anne babanın yaptığı gibi bana bedeninizden bir parça verdiğiniz gibi ruhunuzdan ve kalbinizden de bir parça verdiniz. Ebeveyn olmanın sadece doğurmak ve besleyip büyütmek olmadığını, bir çocuğun bedeninin yanı sıra ruhunun da beslenip büyütülmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiniz. Ne yazık ki, çocuklarına bakmak derken, bunu sadece fiziksel ve maddi yönden anlayan anne babaların olduğunu da fark ettim. Bu yüzden ne kadar şanslı bir evlat olduğumu anladım ve size bunun için minnettar olduğumu belirtmek istedim.

İçinizdeki sevgiyi fazlasıyla bana hissettirdiniz, bazen bir öpücükle, bazen sözlerle ya da davranışlarınızla. Benim sizin için ne kadar değerli olduğumu gösterdiniz bana. Eğer öyle olmasaydı, doğum günümde çok istediğim spor ayakkabıları bulmak için dükkan dükkan gezmezdiniz, enerji toplayıp okulda derslere daha iyi konsantre olabilmem için sabahın köründe benim için kalkıp kahvaltı hazırlamazdınız, daha sosyal bir insan olmam için kişisel gelişim seminerlerine katılmam için teşvik etmezdiniz ve birçok şeyi göz ardı ederdiniz…

Ama etmediniz…

Benim kişiliğime saygı duydunuz, beni kendinize ya da başkalarına benzetmeye çalışmadınız. Kimseyle kıyaslamadınız. Beni, ben olduğum için sevdiniz ve değer verdiniz, bana saygı duydunuz.

Hatta aksine her geçen zamanda bana daha fazla destek oldunuz ve yol gösterdiniz.

Ve bana sorumluluğun ne olduğunu öğrettiniz. Bir işin, bir eşyanın, hatta yavru bir kedi vererek bir canlının sorumluluğunu üstlenmeyi öğrettiniz.

Olumsuz bir olayla karşılaşınca, Evet tüm sorumluluk bana ait, bütün sonuçları göze alıyorum, diyebilen o kadar az insan var ki…

Ve siz benim bu gruba sokmak için o kadar çaba sarf ettiniz ki…

Sevginizi, şefkatinizi hiç esirgemediniz. Ve sayenizde şimdi de ben her türlü canlıdan –hatta cansız varlıklardan bile- sevgimi ve şefkatimi esirgemiyorum. Bu benim daha mutlu ve huzurlu olmamı sağlıyor. Hem sevmeyi biliyorum hem de hayır demeyi…

Ve asla pes etmemeyi öğrettiniz… neye mal olursa olsun hedefime ulaşmam için elimden gelenin en iyisini yapmam gerektiğini öğrettiniz. Ne gereksiz hırslara kaptırdınız ne de tembelliğe izin verdiniz. Çünkü siz de böyle örnek oldunuz bana.

Benim daha iyi, daha başarılı, sorumluluk sahibi, kalbi sevgiyle dolu olan aynı zamanda daha akıllı ve hep sonuca yönelik karar veren bir insan olmam için elinizden geleni yaptınız.

Asla pes etmediniz. Ve sizin bu çabalarınız sayesinde daha rahat iletişim kurabiliyorum insanlarla ve kendime daha çok güveniyorum.

Çünkü biliyorum ki ben de sizin gibi ebeveyn olacağım…





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:02   #63 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

Çocuk ve dayak!

Çocuk ve dayak!
Çocuk dayağı asla söylemez

International Hospital Çocuk ve Adolesan Psikiyatristi Prof. Dr. Aysel Eksi, çocuk ve dayakla olan ilişkisi hakkındaki soruları yanıtladı.

Sizce Türkiye'de dayak yemeyen çocuk var mıdır?

Var tabii. Bilinçle ve özenle yetiştirilen çocukların çok büyük bir kısmı dayakla tanışmadan büyür. Ancak dayak konusunu ele alırken şunu hatırlatmak gerekir ki; nadiren ve çok zorunlu durumda çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla onu dayakla terbiye etmek arasında fark vardır. 'Her dayak yiyen çocuk ilerde bundan mutlaka örselenir' diyemeyiz. Ben bir ruh hekimi olarak büyük oğluma bir kez vurduğumu biliyorum. Oğlum 4.5 yaşındaydı ve onu küçük kardeşinin gözüne kalem sokarken gördüm. Dehşet içinde onu omuzlarından tutup sarstığımı ve poposuna vurduğumu hatırlıyorum. O anda, oğlumun yaptığı şeyin çok tehlikeli olduğunu anlatmanın başka yolunu bulamamış olmalıyım, benim de o anda öfkemi boşaltmam gerekiyordu. Daha sonraki yıllarda oğlumla konuşurken 'biz seni hiç dövdük mü sence?' diye sordum. 'Hayır' dedi. Çok zorladığım zaman 'bilmiyorum ama dövdüysen herhalde hak etmişimdir' dedi. Bu çok samimi bir yanıttı. Çok zorunlu olduğum zaman bu yola başvurmuştum, bunun oğlumun ruh sağlığın olumsuz etkilediğini söyleyemem.

Dayakla terbiye olmaz

Peki sizce çocuk dayakla terbiye edilebilir mi?

Çocuk dayakla terbiye edilemez. Terbiye, uzun etkili bir eğitim verme, tutum ve davranış değiştirme biçimidir. Oysa dövülen çocuk için, annesindeki öfkenin dinmesi önemlidir, aynı davranışları sonra yine tekrarlayabilir. Pek çok 'dayak arsızı' denilen çocukların neden dövüldüklerine değil, dayağın sonucuna önem verdikleri görülür. 'Oh ya, acımadı işte' sözüyle döveni açıkça tahrik ettikleri bile görülür. Fiziksel cezalandırma yöntemi diyoruz dayağa, çocukları çok olumsuz etkileyen bir başka cezalandırma biçimi de psikolojik cezalandırmadır. Çocuğa 'seni bırakır giderim', 'annen olmam', 'seni çingenelere veririm', 'annene karşı gelirsen ellerin taş olur' gibi tehditler ya da karanlık bodrumlara kilitlemek gibi cezalandırma yöntemleri de fiziksel cezalandırma gibi hatta belki daha da ağır şekilde çocuklar üzerinde olumsuz etki yaratır.

En büyük sorun disiplin

Sizce okullarda dayağın önlenmesi konusunda başarı sağlanabildi mi?

Hayır, hiçbir yerde bu başarı sağlanamadı. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan araştırmalar var. Bu sadece Türkiye'- nin sorunu değil, İngiltere'- de de tartışılıyor. Ama bir gerçek var ki, öğretmenin çaresiz olduğu durumlarda kalabalık sınıflarda başvurulan bir yöntem. Bu konuda aynı yöntemleri kullanarak 6 ülkede yapılmış bir araştırma, ABD'de bilimsel dergilerden birinde yayınlandı. Araştırma sonuçları şunu gösterdi: Kendisi sık dayak yiyen çocukların bir başkasına şiddet uygulama oranı artıyor. Kendisi sık dayak yiyen çocuklarda endişe oranı yüksek bulundu. Araştırmada ilginç bulunan nokta şuydu; kültürler farklı da olsa, her kültürde dayağın çocuğun kişiliği üzerinde bıraktığı izler aynı bulundu.

Çocukluk döneminde anne- babadan dayak yiyen çocuk yetişkinliğinde dayak atmaya meyilli olur mu? Eğilim artar, olasılık artar. Bilinç altında çoğu kez dayak atanla özdeşleşme söz konusudur. Dayak atanı benimser, özdeşleşir onu örnek alır ilerde de kendisi en ufak bir olayla saldırganlığa geçebilir. Fiziksel şiddet gören çocuğun daha sonra fiziksel şiddet uygulama olasılığı büyük ölçüde artar ama kuşkusuz kural değil...

Bu travma, ilerde ne tür sorunlar doğuruyor?

Dayak yiyen çocuğun en büyük sorunu disiplinsizlik oluyor. Cezanın etkisi azalıyor, bunun sonucunda da disiplin sorunları ortaya çıkabiliyor. Annelerin dövmesi genellikle biraz daha tolere edilebiliyor da babaların şiddeti çocukları daha farklı etkiliyor. Burada kuşkusuz çocuğun yaşı da çok önemli. Özellikle ergenlik döneminde onuru zedelenen ergende, fiziksel şiddet büyük yaralar açabiliyor, kin ve nefrete dönüşebiliyor.

Bir çocuğun şiddete maruz kaldığını siz psikiyatrist olarak nasıl keşfediyorsunuz?

Bunu değerlendirmenin çeşitli yolları vardır. Kuşkusuz çocuğun yaşı çok önemli, küçük çocukların yaptığı resimlerden, oyunlarından onu üzen ve etkileyen olayları anlayabilirsiniz. Örneğin; bebeklerle bir oyun düzeni kurdunuz, evcilik oynuyorsunuz. Bu oyun düzeni içinde bazı bebekler anne ve bazıları da çocuk oldu diyelim. Oyun sırasında bebek her yaramazlık yaptığında anne bebek, hemen çocuğu bebeği dövüyorsa; bu çocuğun evde dayakla sık karşılaşmış olduğunu düşünebilirsiniz. Tecrübeli çocuk psikiyatristleri çocuğun sorunlarını oynadığı oyunlardan öğrenebilir. Çocuk psikologları için de biraz daha büyük çocukların yaptığı resimler önemli ipuçları verebilir. Çocuğun yaptığı resimdeki mor renkler ve siyah karaltılar, çocuktaki dayağın habercisidir. Çocuklar dayak yediklerini genellikle açık açık söylemezler. Cinsel tacizde de benzer bir durum vardır. Çocuklar bunu kendi içlerinde saklar, dile getiremez ama davranışları ile belli edebilirler. Çünkü evdeki şiddet sadece fiziksel şiddetle, yani dayakla sınırlı değil. Psikolojik şiddet de çok önemli.

Çocuk resimlerindeki mor renk dayağın ipucunu veriyor

Çocuklar dayak yediklerini asla açık açık söyleyemezler. Ancak bir psikoloğun çocuğa yaptırdığı resimde dayağın önemli ipuçları vardır. Çocuğun resminde mor renk ve siyah karaltılar varsa; bu onun evde şiddete maruz kaldığını göstermektedir





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:02   #64 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

Zeka Problemleri

Zeka Problemleri


Çocukların zeka ve mental kapasiteleri ,doğumdan itibaren belli bir yaşa kadar devamlı gelişme sürecindedir. Çocuklarda meydana gelen mental motor gelişim geriliğinin bir çok nedeni olduğu gibi en başta gelen nedeni Merkezi Sinir Sistemini etkileyen hastalıklar , travmalar ve doğum komplikasyonlarıdır.

Çocukta belirli bir mental kapasite olsa bile çocuğun büyüme gelişme döneminde yetersiz situmulasyona maruz kalması ve gerekli eğitim ve öğretimin tam olarak verilememesi, çocuğun zihinsel gelişimini sağlayacak ortamın hazırlanamaması , değişik stres etkenlerinin anne babayı ve aileyi etkilemesi , çocuğa ilginin az olması , nedeni ile de suni bir mental motor gelişim geriliği veya var olan kapasitenin gelişmemesi olabilmektedir.

Çocukların zeka problemlerinin farkına varılması önemli olmaktadır. Belli bir hayat aşamasında aile ve toplumun beklentileri de bu mental kapasiteye göre olmalıdır. Zeka probleminin farkına varılması eğer başka nedenler yok ise çocuğun yaşına uygun gelişimine ve sosyal konumuna ulaşamaması veya kendi kendine tam olarak yetememesi ile gözlenebilir.

Zeka Geriliğinin Tanımı ; Genel psikososyal işlevselliğin yaşına uygun beklenen durumun önemli derecede altında olması ile beraber ,insanlar arası iletişim , kendine bakım , ev yaşamı , toplumsal ve kişiler arası becerilerde ,kendi kendini yönetip yönlendirme ,toplumsal ve kişiye sunulan olanaklardan yararlanma becerilerinin bazılarında yetersizlik görülmesidir.


Çocukta zeka problemi olmadığı halde , yaşına uygun zeka kapasitesini ortaya koyamamasının bir nedeni de çocukta olabilecek psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bu psikiyatrik rahatsızlıkar içinde çocukluk çağı depresyonları , uyum güçlükleri , reaktif bağlanma bozukluğu , dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu , özel öğrenme güçlükleri sayılabilir. Bu hastalıklarda çocukta suni olarak mental motor gelişim geriliği görülebilmektedir. Bu durumda neden olan durum ortadan kaldırıldığında zeka kapasitesinin belli bir ölçüde tekrar ortaya çıktığı gözlenmektedir.

Zeka testleri (IQ) ile çocukların zeka düzeyi hesap edilebilir . IQ düzeyi 0-25 arası çok ağır zeka geriliği , 25-40 arası ağır zeka geriliği , 40-55 arası orta zeka geriliği , 55-70 arası ise hafif zeka geriliği olarak belirlenmektedir . Zeka testleri sonucuna göre zamanında yapılacak gerekli eğitim ile çocukların mevcut kapasiteleri artırılabilir. Zeka gerilikleri hafiften şiddetliye göre sıralanabilir. Toplumda görülen zeka gerililikleri içinde ; çok ağır zeka geriliği , toplam zeka geriliğinin ortalama %1 kadarını , ağır zeka geriliği %4 kadarını ,orta derecede zeka geriliği %10 , hafif derecede zeka geriliği ise %85 kadarını oluşturur .Yani toplumda görülen zeka geriliklerinin büyük kısmı hafif derecede zeka geriliği kapsamındadır.

Tedavi: Zeka problemi olan çocukların bu problemlerinin tedavisi mevcut kapasitenin tamamının kullanılmasına yönelik eğitimin verilmesi ,çocuğun kendi kendine bakabilmesi ve yetersiz kaldığı noktalarda gerekli becerilerin eğitim ile sağlanması ve ailelere yönelik gerekli pedagojik danışmanlıktır. Zeka problemi olan çocuklarda ek olarak bazı bedensel hastalıklar eşlik etmektedir . Bu hastalıkların varlığı durumunda ek tedavi yaklaşımları olmalıdır. Özellikle merkezi sinir sistemi hastalıkları konusunda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmalıdır .İlaç tedavisi olarak ise çocuğun semptomlarına yönelik tedavi yaklaşımları mümkün olabilmektedir.

Zeka problemi olan çocukların anne babalarına sosyoekonomik desteğin sağlanması çok önemli bir noktadır. Ailenin bu durumda çocuğun bakım ve eğitimi konusunda çabaları uzun zaman gerektirmektedir. Bu nedenle gerek ekonomik gerek psikososyal açıdan bu ailelerin desteklenmesi çok önemli bir noktadır. Bu çocuklara yönelik zamanında müdahale önemlidir. Bu nedenle mevcut eğitim öğretim sisteminde bu çocuklara daha fazla imkan tanınması önemlidir. Gelişimin çok hızlı olduğu çocukluk çağında gerekli müdahaleler ile çok rahat bir şekilde çocukların eğitim ve öğretimi belli bir seviyeye getirilebilme imkanı varken , en değerli yıllar bazı eksikliklerden dolayı boşa geçmektedir.Bu konuda özeli ekip ve profesyonel yaklaşımlara ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır.Ailenin ve toplumun bilinçlenmesi giderek daha da önem kazanmaktadır.





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:02   #65 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

Madde Bağımlılıkları
Madde bağımlılığı çocuklarda genelde kullanılan maddenin farklılığı ile erişkinlerden ayrılır . Çocuklarda madde kullanımı bazı psikiyatrik durumlara eşlik edebilir bunun ayırıcı tanısının yapılması gerekmektedir. Çocuklardaki madde kullanımı genelde uçucu maddeler ,bağımlılık yapabilecek kimyasal maddeler , alkol olmaktadır.

Madde bağımlılığına erken müdahale olası kötü sonuçları önlemede önem taşımaktadır . Madde kullanımı son zamanlarda artış göstermektedir. Ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir.

Ailesinde madde bağımlılığı olan çocuklarda bu türlü problemler daha fazla olmaktadır. Ayrıca madde bağımlılığını , çocukluk çağı depresyonları , psikososyal stres etkenlerine maruz kalma ,bozuk arkadaş çevresi , anne baba ilgisizliği , okul -aile iletişim peoblemleri ,anne baba madde kullanımı , parçalanmış aileler , depresyonun birlikte olması , aile içi anlaşmazlıklar , ailede madde bağımlılığı , çocuklar için uygun olmayan medyanın yayınları , düşük sosyoekonomik durum , anne veya babadan birinde sabıka durumu , çocuğun herhangi bir suçtan sabıka almış olması , anne babanın herhangi birinde psikiyatrik hastalıklar , dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu gibi durumların eşlik etmesi madde bağımlılığının şiddetini daha da artırır.

Madde bağımlılığının tedavisinde genelde psikoterapi yaklaşını ve kullanılan maddenin çeşidine göre ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Çocuğun psikososyal işlevselliği bozulmadan , madde bağımlılığının bir an önce tedavi edilmesi gerekir.





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:03   #66 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

Posttravmatik Stres Bozukluğu


Genelde kişinin başına gelen veya şahit olduğu hayatı tehdit edici bir olaydan sonra gelişen kaygı belirtielri , olaya bağlı kaçınma davranışları ve korku reaksiyonlarını içerir. Bu herhangi bir ölüm olayı , tabii afet , herhangi bir kaza ve buna benzer kişiyi ve hayatı tehdit edici bir olaydan sonra yıllar içerisinde gelişebilir. Çocuk böyle bir durum karşısında tepkisiz ve çaresiz kalmış olabilir.

Genelde maruz kalınan olay ile ilgili kabuslar , yaşanılan olayın yeri , yıldönümü ve onu hatırlatan şeylerden kaçış ve onunla ilgili korkular , uyku bozuklukları , depresif düşünceler , kaygı belirtileri , o olayın aniden tekrar yaşanıyor gibi olması , kişiyi düşünce olarak da o olayla ilgili rahatsız eden düşünceler şeklinde yakınmalar olur.

Çocuklar genelde oyunlarında ve oyuncaklarında o olayı tekrar tekrar canlandırarak bir tür rahatlama sağlamaya çalışırlar. Yine çocukların resimlerinde , sordukları sorularda o olayla ilgili çok şey olabilir. Genelde uyku bozuklukları ve gece kabuslar gelişir. Anne babadan ayrılmak istememe veya onların başına kötü bir şey geleceği endişesi olabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu olay yaşandıktan sonra yıllar içerisinde gelişebilir . Eğer olayın yaşanmasından hemen sonra şikayetler başlar ve bir ay içinde şikayetler geçer ise bu durumda akut stres bozukluğundan bahsederiz.

Tedavi olarak çocuğun yaşına göre psikoterapi , oyun terapisi , ilaç tedavisi yapılabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu durumu çocuk için gerçekten çok sıkıntılı ve belirgin işlev kaybına yol açan bir durumdur. Çocukta bu durumda depresyon , okul başarısızlıkları , sosyal fobi , içe çekilme , arkadaşlardan uzak kalma , hayata ve geleceği yönelik ümitsizlik görülebilir. Bu durumda olan her çocuğa aile - hekim - okul üçgeni içerisinde belirgin bir psikososyal destek sağlanmalıdır.





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:03   #67 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

Dağınık ev" çocuğun zekasını etkiliyor

Dağınık ev" çocuğun zekasını etkiliyor

Dağınık evin, çocukların zeka gelişimini olumsuz etkilediği belirtildi.

New Scientist dergisinde yayımlanan habere göre, İngiliz ve Amerikalı bilim adamları, 3 ve 4 yaşlarındaki 8000 çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada, evdeki koşulların çocuklara yapılan zeka testlerinin sonuçlarına ne ölçüde etki ettiğini incelediler.

Bilim adamları, dağınık bir evin, çocuğun zeka gelişimi üzerinde az da olsa ölçülebilir olumsuz etki yaptığını tespit ettiler. Bundan önce yapılan araştırmalarda da küçük ve dağınık evlerle gürültülü çevrenin çocuklardaki düşük zeka seviyesiyle bağlantılı olduğu ortaya çıkmış, ancak bu araştırmalarda sosyal ya da ekonomik
statüyle genetik ve çevresel faktörlerin ayrımı tam olarak yapılamamıştı.

Yeni araştırmada, bu faktörleri ayrı ayrı inceleyebilmek için denek olarak tek yumurtalı ve çift yumurtalı ikizler kullanıldı.

Penn-State Üniversitesi'nde görevli araştırma başkanı Stephen Petrill, çocukların zeka seviyesini kelime bilgisi ve gramer testlerinin de bulunduğu çeşitli testlerle ölçtüklerini, test sonuçlarını çocukların yaşadıkları evlerdeki koşullarla karşılaştırdıklarını belirtti.

Yapılan istatistiki değerlendirme sonucunda, evdeki düzenin çocukların zeka gelişimi üzerinde etki yaptığı ortaya çıktı





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:03   #68 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

Kardeş Kavgalarına Karşı Ailenin Tutumu
Kardeş kavgası öğreticidir ..

Çocuklu evlerde yaşanan kardeşler arası çatışma normaldir. Ancak, bu sırada anne babanın tutumu büyük önem taşır.
Çocuklarınız tartışırken nasıl davranmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Bağrış, çağrış, saç saça, baş başa... İçeride gene kıyamet kopuyor. Bütün tembihleriniz, verilen bütün sözler tamamen unutulmuş durumda. Psikologlar bu konuda, "Kardeşler arasında kavga son derece normaldir. Hatta önemlidir. Çünkü çocuklar bu kavgalar sonucunda kendi sınırlarını, haklarını ve taleplerini fark eder, aynı zamanda anlaşma yapmayı da öğrenirler" diyor. Yine de uzun süren kardeş kavgalarında, durumu kontrol altına alabilmeniz için önerilerimizi dinlemenizde fayda var.

Hakem Olmayın...

Çocuklarınız tartışırken aralarında hakem olmayın. Kavgayı kimin başlattığıyla ilgilenmeyin. Bunu öğrenmeye çalışmak çocukların birbirlerini suçlamasına yol açar. Kim başlatırsa başlatsın, sonuçlarına birlikte katlanmaları gerektiğini hatırlatın. Kavga ettiklerinde ise, mümkün olduğunca az karışın. Çocuklar meseleleri kendi aralarında halletmenin yollarını keşfetmelidirler. Sadece yaralanma tehlikesi varsa müdahale edin.

Kıskançlık Büyük Sebep...

Çocuklar arası kavgaların en büyük sebebi, kıskançlıktır. Bazen anne ve babaların yanlış tutumları da bu tür kavgalara neden olabilir: "Niye o yapıyor da, bana izin vermiyorsunuz?" gibi. Bu yüzden birine, diğerinden fazla ayrıcalık tanımayın, istikrarlı olun ve sınır koyun.

Sebep-Sonuç İlişkisi...

Her şeyin eşit olmasına çalışmayın. "Ama Ayşe’ye izin verdin, biz neden oynayamıyoruz?" dediğinde, "Üzgünüm, ancak kardeşinle kavgayı siz devam ettirdiniz. Ayşe kavgaya karışmadı, bu yüzden oynayabilir. Ayrıca, bu sizin kuralları bozmanızın bir sonucu" diyebilirsiniz. Adil olun. Eğer dövüşüyorlarsa, kuralları her ikisi de çiğnemiş demektir.

Kıyaslama Yapmayın...

Kardeşleri birbirlerine karşı asla kışkırtmayın. "Kardeşin senden çok daha uslu" dediğiniz anda hem dik başlılığı hem de rekabeti tetiklemiş olursunuz. Çocuklarınızın doğru şekilde davranmalarını sağlamak amacıyla "Kardeşin ne kadar uslu, sen neden öyle değilsin?" demek, sadece aralarında bir ayrışmaya, rekabete ve belki de düşmanlığa bile yol açar.

Konuşmalarına İzin Verin...

Çocukların isteklerini açık ve net bir şekilde dile getirmelerine yardımcı olun, böylece kavga çıkmasına mani olursunuz: "Can, kardeşine oyuncağını geri ver ve ’Ödünç alabilir miyim?’ diye sor."

Sevginizi Dışa Vurun...

Onlara ilgi gösterin. Çocuklarınızı sık sık kucaklayın, sevin. Şunu da unutmayın, kardeşler birbirini sevseler bile, sık sık kavga edebilirler.

Uzman Görüşü:

Vizyon Psikolojik Danışma Hizmetleri

Temelde kardeş kavgası normaldir. Sadece kavga sınırlarının birbirine fiziksel ve duygusal zarar verecek düzeye gelmemesi gerekir. Özellikle kardeş kavgaları, çocuklara daha az sorumluluk düşen evlerde daha sık görülür.

Ailenin Tutumu...

Sorun çoğunlukla çocuklardan değil, onlara nasıl davranmasını bilemeyen anne-baba tutumlarından kaynaklanabilir. Özellikle kavga edilmemesi için, kardeşlerin kullandıkları eşya, oyuncak, oda gibi ayrımın yapılması, paylaşım noktalarını azalttığından rekabet duygusunu körükler. Bunun yerine birlikteliği ve paylaşımı destekleyen tutum ve davranış, kısa dönemde olmasa bile, orta ve uzun dönemde kardeşler arasındaki ilişkileri pozitif etkileyecektir.

Alanlar Yaratın...

Kardeş kavgasında, çocukların sahip oldukları yetenek ve eğilimlerin iyi tespit edilmesi önemlidir. Aileler, farklı yönlerin çocuklara sağladığı avantajları görebilmelidir. Kardeşlerin farklı hobi ve uğraş alanları olması, hem aynı alana yönelik paylaşım kavgalarını azaltır. Çocukların yaş ve özelliklerine göre sorumluluk dağıtımına özen göstermelisiniz. Çocukların hepsine aynı davranış da kavga nedeni olabilir.





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:03   #69 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

''Hayır'' Kelimesini Dikkatli Kullanın


Çoğu aile her dediğini yaptırmasın düşüncesiyle her şeye hayır demeyi alışkanlık haline getiriyor, ancak bunun önemli sakıncalarının bulunuyor. İstediği hiçbir şey yapılmayan, her isteği geri çevrilen, aşırı tenkit edilen çocuğun daha hırçın ve inatçı bir kişilik yapısı edindiğini belirten Psikiyatr Sabri Yurdakul, "Aşırı baskı dar bir giysiden farksızdır, çocuğu kıpır kıpır yapar, ancak birgün gelir patlar" uyarısında bulundu. Çocukların okul öncesi eğitim kurumlarına gönderilmelerinin olumlu gelişmelerine dikkat çeken Yurdakul, şöyle devam etti: "Anaokullarında çocuklar planlı ve programlı yaşamayı öğreniyor. Ancak, bu kurumlarda verilen eğitimin fayda getirmesi için uygulamanın evde de sürmesi gerekir. Ancak, bu disiplin baskı yoluyla yapılmamalı. Çocukla konuşulmalı, inatlaşmadan doğrular ve yanlışlar anlatılmalı." Zaman zaman ailelerin çocuklarına karşı kırıcı olabildiklerini belirten Yurdakul, bu durumda çocuktan özür dilemekten çekinilmemesi gerektiğini vurguladı. Yurdakul, "Henüz 2 yaşında bile olsa çocuğun da bir kişiliği ve gururu olduğu unutulmamalıdır" dedi.


Bunları yapın

Çocuğun yaptığı güzel davranışların övülmesi, yaratıcılığının geliştirilmesine yardımcı olunması gerektiğini ve başkaları yanında tenkit edilmemesini öneren Yurdakul, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Birlikte kitap okuyun, oyuncak seçimine özen gösterin. Şımartma korkusu olmadan sevginizi verin, yargılamadan dinleyin, yaşamınızı onunla paylaşın. Hatalarınızı itiraf etmekten çekinmeyin, onu sevdiğinizi sık sık söyleyin. Sevmemekle tehdit etmeyin. Sürprizler yapın. Çocuğun kendisine güven duymasını sağlayın. Yaşına uygun harçlık verin, abur cubur yedirmeyin. Uyku saatlerine dikkat edin. Eleştirileriniz daima yapıcı olsun."

Yurdakul, çocuğun cesaretinin kırılmaması "Sen küçüksün yapamazsın" gibi sözlerden uzak durulması gerektiğini belirterek, "Cesareti kırılan çocuk çekingen ve korkak olur" dedi





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 15 Ağustos 2011, 04:03   #70 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart

Çocuklar Okulla İlgili Problem Getirdiğinde Nasıl Tepki Verilmeli


Çocuğun küçük de olsa duygu ve isteklerine kulak asmamak, kaynayan tencereye kapak koymak demektir. Çocuğu susturmak ve onun davranışlarını kısıtlamak ise tencerenin kapağını gitgide lehimlemek olur. Kapağı lehimlenmiş sağlam görünen içi su dolu ateş üzerindeki tencere basınç arttığında nasıl ansızın patlarsa dilekleri, sevinçleri, üzüntüleri, endişeleri içe atılan çocukta da bir gün ansızın patlama olabilir. Bu patlamalar çocuğun zamanla benliğini yitirmesine sebep olur. Çocuklar öğretmenlerinden ya da okuldan yakındıkları zaman yakınmalarının derinleşmesine fırsat vermemeliyiz. Onlara kimi gerçekleri açıklayabiliriz:
* Her öğretmen her çocukla yeteri derecede ilgilenmeyebilir.
* Okul herkesin istediği düzene girmez.
* Biz okul düzenine uymalıyız gibi.

Çocuğunuzun okul yönünden isteklerinden bazıları size uygun gelmiyorsa okul yönetimi ile direk görüşme yolunu seçin, çocuğu okulla aile arasında aracı olarak kullanmayın, onun yanında yakınmamaya çalısın.

İnsanların toplu yasadıkları yerlerde problemlerin olması tabiidir. Önemli olan problemlerin çözümü için o problemi gerekli merciye götürmektir. Okul gibi, insanların her yönüyle eğitilmelerinin hedeflediği kurumlarda problem çözümü daha da önem kazanır. Bir doktora gittiğinizde kendinizi doktora her şeyiyle teslim edersiniz; o sizi muayene eder, sizden tetkikler ister. İlaçlar yazar; siz hiç itiraz etmezsiniz çünkü doktora güvenirsiniz, okula çocuğunu veren veli de her şeyiyle teslim eder. Onu ruhi hayati, düşüncesi, psikolojisiyle öğretmenine teslim eder. Çocuğunuzun okulla ilgili getirdiği problem ne olursa olsun, işin aslini öğrenmeden hemen okulu ya da öğretmeni suçlama yoluna gitmeyiniz. Ona fark ettirmeden hemen okul aranmalı; ilgili öğretmen ya da idareci kimse onunla görüşüp olayın aslı öğrenilmeli.
Eğer çocuğun her getirdiği meseleye oğlum sen mutlaka bir yaramazlık yapmışsındır diyerek olayı araştırmadan peşin hükümle onu suçlarsınız ve okulu da hiç aramaya gerek görmezseniz size karsılaştığı problemi bir getirir, iki getirir, üç getirir; sizin çözüm konusunda yardım etmediğinize kanaat getirirse artık problemlerini size getirmek istemez. Kaldı ki, her gelen meselede kendi çocuğunuzu suçlu göstermeniz için o okulun bütün personelinin ve binasının her şeyiyle mükemmel olması gerekir ki; böyle bir okul şu anda dünya üzerinde mevcut değil.
Veliler;
• Okula olan teveccüh ve itimatları,
• Çocuğuma bir zarar gelir endişesi,
• “En basit şeyleri dahi problem ediyor.” derler düşüncesi gibi, düşüncelerle okula pek
yansıtmıyorlar.

Çocuklarla ilgili problemler okula iletilmezse bunun zararı en basta okula, sonra aileye, sonrada çocuğadır. Çocukların okuldaki tutum ve davranışlarını kendilerinden öğrenmeye çalışmak çok uygun değildir. Çünkü çocuklar genellikle durumlarını her şeyiyle evde söylemezler. Çocuğunuzun okulla ilgili olsa da olmasa da bütün problemlerini okula gidip öğretmeniyle tartışmaktan çekinmeyin. Bu problemlerden bazılarına öğretmen sizden daha tarafsız, objektif bir gözle bakacaktır. Ayrıca sizin probleminiz gibi güçlüklerle karşılasan başka annelerden bahsedeceği için hangilerinin size özgü, hangilerinin genel olduğu hakkında fikir edinirsiniz. Çocuğunuz uslu ve çalışkansa öğretmeniyle aranızdaki ilişkiler de tabii iyi olacaktır. Çocuk yaramaz ve ders durumu iyi değil ise bu ilişkiler gergin ve nazik hale gelebilir. Ebeveyn ve öğretmenler olarak iki tarafta da kendi yaptıklarının doğru olduklarını düşünürler. Anne baba daha baştan şunu kabul etmelidirler ki: ideal bir öğretmen öğrenci konusunda anne baba kadar duyarlı ve bu konuda daha çok çırpınan bir insandır.
Öğretmenle sıkı bir diyaloga, işbirliği içine girilirse birçok şeyi halledecektir. Yeni ders yılının basında öğretmenle görüşür daha önceki yıllarda çocuğun okul hayatının nasıl geçtiğini ve çocuğun iyi ve kötü yönlerini açıkça izaha çalışırsanız en doğrusunu yapmış olursunuz.





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
açıklamalar, Çocuk, detaylı, psikolojisi, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557