Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık > Psikoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Psikoloji Psikoloji hakkındaki tüm bilgileri ve haberleri bu bölümde bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Ağustos 2011, 04:38   #1 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart Insan Zihni Ve Bilgisayarlar

Tarihin Fısıldadıkları Günümüzde Yankılanıyor
Modern psikolojinin felsefeden koparak bir bilim olarak varlık buluşu 19.yy'a rastlıyor. İnsan zihninin işleyişi hakkında bilgi edinebilmeye yönelik ilk sistemli adım ise "içebakış" yöntemi. Adından da anlaşılabileceği üzere içebakış yönteminde kişi içinden geçtiği psikolojik durumları dillendirmeye yönelik bir eğitim alıyor ve kendi algı duyu hatıra alışkanlık güdü rüya arzu duygu ve amaçlarını diğerleriyle paylaşarak ortak bilimsel bir "bilinç yapısı " tanımının yapılmasına katkıda bulunmuş oluyor.


"İçebakış" yönteminde kişi iç dünyası hakkında derin düşüncelere dalarak kendi his duygu alışkanlık güdü ya da arzularını dille dışa vuruyordu. Adı özellikle de Wilhelm Wundt ile anılan bu yöntemle Wundt insan zihninin yapısını anlamaya çalışıyordu.
Ancak tahmin edebileceğiniz üzere bu yönteme eleştiri fazla gecikmiyor ve 20. yy'ın başlarında Amerikalı psikolog J. B. Watson kişisel deneyimlerle bilimsel bir temel yaratılamayacağını iddia ediyor. Watson'ın bu iddiası psikoloji tarihindeki en önemli okullardan birinin kurulmasına zemin hazırlıyor: "Davranışçılık". İçebakışçıların aksine kişisel his ve düşüncelere prim vermeyen davranışçılar psikoloji biliminin araştırma konusunun yalnızca gözle görülüp sınanabilen "davranış "lardan oluşması gerektiğini savunuyorlar.


Davranışçılık ekolü insan zihnini içinde ne gibi işleyişlerin bulunduğu bilinemeyen kara bir kutuya benzetiyordu. Davranışçılar bu bilinemezliğin üzerine gidilmesinin yanlış olduğunu savunarak dikkat verilmesi gereken asıl konunun uyaran (girdi) - yanıt/ davranış (çıktı) ilişkisi olduğunu ileri sürüyorlardı. Bu yaklaşım gözlemlenebiliyor olması bakımından psikolojiyi pozitif bilimlere daha da yaklaştırıyordu.
Bu ekolden yetişen ünlü psikolog Skinner bilinçli deneyimin var olmadığını ileri sürerek alanda büyük yankı yaratıyor. İnsanları bir uyaran-tepki ilişkisi içinde inceleyen bu dinamikte davranışçılar öğrenmenin de dış uyaranlara karşı geliştirilen bir yanıt repertuarından ibaret olduğunu iddia ediyorlar. Nasıl mı? Örneğinfarelerin labirentin bir ucundan diğerine yürürken attıkları her adım labirentteki bir uyaran belki de duvarlardaki çizik ya da leke parçacıkları ya da herhangi bir çukur tarafından tetikleniyor. Organizmanın -ki bizim örneğimizde bir fare- en ufak bir hareketine bile yön veren çevresel unsurlar oluyor. Fikirlerine büyük bir tutkuyla bağlanan davranışçılar davranışlarımızın koşullanmalardan ibaret olduklarını varsayadururken 1950'lerde " bilişsel devrim " gerçekleşiyor. Zira davranışçıların açıklamaları pek çok konuya aydınlık getirmekte yetersiz kalmaya başlıyor. 20. yy'ın ünlü dilbilimcilerinden Noam Chomsky dilin kimi ifadelerinin tamamen orijinal ve gramatik olduğundan; bir bebeğin dili yeni öğrenirken yalnızca taklitlerle sınırlı kalmayarak belli kurallar çerçevesinde daha önce hiç duymadığı yepyeni cümleler de kurabildiğinden bahsediyor. Bu iddialar davranışçılık ekolünü kökünden sarsmaya yetiyor. Beynimizde doğuştan gelen dilsel yapıların bulunduğu ve dile maruz kaldığımızda bu merkezlerin tetiklendiği iddiası ortaya atılıyor. Dil bir yana bilişçiler farklı noktalara da parmak basmaktan geri kalmıyorlar. Örneğin müzisyenlerin bir müzik aleti çalarken davranışlarının bir düzine uyaran-yanıt eşleşiminden daha karmaşık temellere dayandığına dikkat çekiyorlar.


Müzisyenlerin müzik aletini çalarken davranışlarının davranışçıların önerdiği üzere uyaran-yanıt serisinden ibaret olmadığı örneğine dikkat çeken bilişçiler 1950'lerde "Biliş" devrimini gerçekleştirdiler.
İşte tüm bu eleştiriler yeni bir devri başlatıyor. Davranışçılığın parlak dönemi sona ererek " biliş " dönemi açılıyor.
Bugün insan zihninin özerkliği ve bilgisayar metaforu arasındaki çatışmanın özünde işte bu temel tarihsel süreç yatıyor. Bir yandan insan davranışlarını salt uyaran-tepki ilişkisine dayandıran ve onları çevresel koşullara endeksleyerek içsel ve genetik dinamikleri yok sayan "davranışçılık" ekolü diğer yandaysa duygudeneyim kişisel algı ve daha pek çok üst düzey zihinsel öğelerin de altını çizerek mekaniğe indirgenmiş "davranışçılık" fikrine karşı çıkan "bilişsel" ekol.
Konumuzun özüne tekrar geri dönecek olursak odağımızı insan zihnini bilgisayarlarla eş tutan mühendislik yaklaşımıyla insan zihninin biricikliğine inanan yaklaşımın birbiriyle çelişen iddialarına çevirmemiz gerekiyor. Öyleyse gelin bu iki yaklaşımdan iki örnekle devam edelim.
Bilişsel Devrim ve Bilgisayar Metaforu:
Prof. Dr. Steven Pinker (Harvard Üniversitesi) - Zihin Nasıl Çalışır?
Davranışçılık ekolünün bilişsel bir takım iddialarla zayıflatılmasından sonra ortaya çıkan yeni bir başlık psikoloji dünyasında büyük yankı uyandırıyor: " Dijital Akıl " . Bilgisayarları girdi ve çıktılar üzerinden tanımlayabilmemiz mümkün. Ancak yalnızca girdi ve çıktılara odaklandığımızda asıl ilgi çekici kısmı göz ardı etmiş oluyoruz: Bu girdi ve çıktı arasında kalan işlemleme ve bilgi depolama süreci. Yıllarca pozitif bilim yapmaktan uzaklaşma korkusuyla davranışçıların bulaşmaya korktukları bu gizli alan psikologların ilgisini çekmeye başlıyor. İşte bu yeni dönemde bilgisayarlar bir takım psikologlara yeni bir çalışma modeli sunuyor: Beyni bir makine (donanım) zihniyse bu makineyi işleten program olarak ele almaya başlıyorlar.


Pinker beyni bir makine (donanım) zihniyse bu makineyi işleten program olarak ele alıyor.
Bu yeni modelin en önemli temsilcilerinden Prof. Dr. Pinker'in görüşlerini kendi ağzından dinleyelim:
" Zihin beynin yarattığı bir olgudur; daha açık söylememiz gerekirse beyin bilgiyi işler ve düşünme bir çeşit hesaplamadır. Temellerini Newell Simon ve Minsky'nin attığı bu fikir bugün "Zihinsel Hesap Varsayımı" olarak geçiyor. Bu varsayımda inanç ve arzular semboller halinde varlık bulan bilgilerdir. Sembollerse tıpkı bilgisayarlardaki çipler ya da beynimizdeki sinirler gibi maddenin fiziksel halidir. Dünyadaki her şeyi sembolize edebilirler çünkü duyu organlarımızla aldığımız uyaranlarla tetiklenirler. Eğer ki bir sembolü meydana getiren madde parçacıkları başka bir sembolle doğru bir şekilde eşleşirse inancı meydana getiren bu semboller mantıksal olarak birbirleriyle uyum gösteren yeni bir sembol doğurabilirler. En sonunda ise bu sembolü meydana getiren parçacıklar kasları meydana getiren madde parçacıklarıyla eşleşip davranışa geçit verirler."
Anlaşılması biraz zor gibi görülse de Pinker'in bahsettikleri net bir paradoksa parmak basıyor: " Duygu ya da düşünce " gibi soyut deneyimler nasıl oluyor da " beyin " gibi somut bir maddenin ürünü olabiliyorlar. İşte tam bu noktada da soyut (düşünce/duygu) - somut (davranış/kas gücü)'un birbirlerine nasıl çevrildikleri hakkında yorumlarda bulunuyor. Sinirsel ağları bilgisayar çipleriyle özdeşleştiriyor ve bu fiziksel maddelerin her bir biçiminin bizim arzu ve düşüncelerimizin temsili olduğunu vurguluyor.


" Duygu ya da düşünce " gibi soyut deneyimler nasıl oluyor da " beyin " gibi somut bir maddenin ürünü olabiliyorlar.
Pinker beyni bir bilgi işlemci olarak görüyor. Nasıl ki hiçbir makine tek bir parçadan meydana gelmediyse beynin de tek bir parçadan oluşmadığını farklı amaçlara hizmet eden pek çok modül lerden meydana geldiğini söylüyor. Varsayımında dikkat çektiği üç temel noktaysa şöyle:
1.) Beyin yalnızca bilgiyi duyular yoluyla alıp depolamaktan sorumlu değil. Aynı zamanda bilgiyi çeşitli biçimlerde işliyor da. Örneğin retinaya ters düşen görüntü beyinde tekrar çevrilirken bir takım işlemlerden geçiyor.
2.) Beyin birbirleriyle bir ağ kuran modüllerden yapılmış olup farklı fonksiyonlar yürütüyor. Nasıl ki bir bilgisayarın matematiksel hesaplar için ayrı bir işlem programı varsa beyin de örneğin yüzleri tanıma gibi pek çok farklı görev için farklı modüller barındırıyor.
3.) Beyindeki modüller doğal seçilim yoluyla evriliyorlar.
İnsan Zihninin Kendisine Özgü İşleyişi:
Prof. Dr. John Searle (California Üniversitesi) - Bilgisayarlar İnsan Zihninin Ürünleridir
Profesör John Searle Prof. Dr. Pinker'ın aksine insan zihniyle bilgisayar programları arasındaki en büyük farkın amaca yönelik davranım sırasında belirdiğinden bahsediyor. Bilgisayarlar bilgi girdi ve çıktılarını sorumlu sistemler üzerinden yürütürken insan zihni aldığı bilgiyi kendi inanç sistemlerinin süzgecinden geçirerek işliyor. Bakmakla görmek arasındaki farkın duyu ile algı arasındaki fark olduğuna da dikkat çeken Searle baktıklarımızı algılarken o anki duygusal durumumuzundeneyimlerimizle öğrenegeldiklerimizin ve bunun gibi daha pek çok etmenin de işleme katıldığını vurguluyor.


Prof. Dr. Searle insan zihninin bilgisayar metaforuyla eş tutulmasına karşı çıkıyor.
Bilgisayarlar İnsan Zihninin Ürünleri
Bilgisayar metaforu savunucuları " Yapay Zekâ ve Robotik " alanlarında çalışmalarına devam ederlerken Prof. Searle bu çalışmaların insanların anlaşmak için kullandıkları dille aynı dili konuşan yapay varlıklar yaratma odaklı olduğunu düşünüyor. Bu konudaki adımların ileride insan algısının sınırlarını genişletebileceğine de vurgu yapan Searle ancak bu gelişimin insan beyninde henüz aktive olmamış yetilere işaret edeceğini öngörüyor. Daha açık bir şekilde ifade edecek olursakinsan duyu sistemi taklit edilerek yaratılan bilgisayarlarla algıya dair bulunan bulguların doğal hayatla pek de örtüşmeyeceğini ancak olası potansiyelleri ortaya çıkarabileceğini söylüyor.
Sinir Hücrelerinin Çevresel Koşullarla Yoğrulabilirliği (Nöroplastisite)


Bilgisayar metaforu karşıtlarının üzerinde durduğu diğer bir kavramsa nöroplastisite yani sinir hücrelerinin çevresel koşullarla yoğrulabilirliği. Zihin düşünce gibi bir somutluğun yaratılmasından sorumlu. Nöroplastisite ile bahsedilense çevresel koşullar ve öğrenme yoluyla beynin aldığı bilgiler çerçevesinde kendisini sinirsel olarak tekrar organize etmesi. Beyindeki bu gelişimse kişilerin davranışlarını etkileyip değiştiriyor. Oysa bilgisayarlar için böyle bir etkiden bahsedilemiyor. Programa ne yüklendiyse bilgisayar yalnızca o çerçevede işlem yapıyor.
Bunun yanı sıra insan aklı hayal kurma bilgiye merak ve gelişim arzusu gibi kendisini biricik kılan pek çok özellik gösteriyor. Bu özelliklerin tümü de bilgisayarlarda görülmüyor.
Yukarıda göz attığımız iki örnek bizlere bilgisayar metaforu savunucularıyla karşıtlarının ne gibi fikirler öne sürdükleri konusunda özet bir bilgi veriyor. Ancak burada dikkat çeken önemli bir nokta bulunuyor. Bilgisayar metaforu tabanlı çalışmalar yürüten bilim insanları " bilişsel reform" u gerçekleştiren kuşağın devamı olduklarını savunup bilişsel psikolojinin bu yönde devam etmesi gerektiğini vurguluyorlar. Ancak sizce de insan sistemini mekanikleştirerek duygu deneyim ve zihnin üst düzey yorum mekanizmalarını bir kenara koyan bu dinamik aslında bir şekilde biliş kuşağının yıktığı " Davranışçılık" okulunu anımsatmıyor mu? İşte bu noktada durup tekrar düşünmemiz gerekiyor galiba.





Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bilgisayarlar, insan, ve, zihni


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557