Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık > Psikoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Psikoloji Psikoloji hakkındaki tüm bilgileri ve haberleri bu bölümde bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15 Ağustos 2011, 04:40   #1 (permalink)
Üye

Mαʟєficα• - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: « kαтяαп đoʟυ kαʟвiм.
(Mesajlar): 838
(Konular): 116
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 6036
Aldığı Beğeni: 6
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: Ruhsuz
Takım :
Standart Psikanaliz ve kurumlar

Psikanalist Bella Habip
Öncelikle beni buraya davet eden Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikanaliz Biriminin üyelerine teşekkür ederim Buraya bireysel bir girişim olan psikanalizin nasıl topluluk içinde ya da kurumsal yaşamda var edilebileceği üzerine bir şeyler söylemeye geldim Tabii psikanalizin var edilmesi sözcüğünü kullanırken bildiğimiz klasik psikanaliz tedavisinin kurum içinde var edilmesinden söz etmiyorum Böyle bir pratiği olan analistleri biliyorum Benim sözünü etmek istediğim psikanalitik düşünce biçiminden hareketle hastaların sağaltımını hali hazırdaki koşullara uyarlayabilmenin yollarını soruşturmak bir hasta ile bir kurumun karşılaşmasında terapötik olabilecek şeyin altını çizmek ya da travmatik de olabilecek bu söz konusu karşılaşmanın kimi yönlerinin varlığını vurgulamak Tabii bunlardan söz ederken psikanalizin kendisini üzerine inşa ettiği kimi bulgulara ve klinikten kaynağını almış kuramlara gönderme yapacağım Muhakkak biliyorsunuzdur ama yeri gelmişken yeniden söylemek isterim psikanaliz kuramları birer vahiy gibi psikanalistlere hasıl olmazlar Kuramlar psikanalistin klinik çalışmasının üzerinde düşünürken derinliğine düşünürken ve özellikle hastayla birlikte düşünürken ortaya çıkan kimi ön kavrayışlardan türerler Şimdi burada bir psikiyatri kurumu üzerine düşünürken ben hangi pratikten yola çıkacağım size bazı şeyler söyleyebilmek için? Sizinle birlikte çalışmıyorum ayrıca psikiyatri kurumunda çok kısa bir deneyimim oldu o da yurt dışında oldu Dolayısıyla bana hangi konumdan hareketle konuştuğum sorulabilir ve bu soru çok da haklıdır Burada nasıl çalıştığınız ekip çalışmanızın hangi prensiplere dayandığı genel anlamda nasıl bir ruh sağlığı politikasının izlendiği ile ilgili herhangi bir fikrim yok Bildiğim tek şey hastaların hospitalizasyon sürecinde onları oraya getiren psikiyatrik meselenin (ki bu bir psikotik dekompensasyon da olabilir ağır nevrotik bir dekompensasyon olabilir) yatışmasının ve ileriye dönük koruyucu bir iyileşmenin de arzulanmakta oluşudur Bu yatışmayı da salt biyolojik yöntemlerle yapmadığınızı kurum içinde destek ağırlıklı psikoterapi de uyguladığınızı ve hastanın hospitalizasyon sürecinden sonraki süreciyle de ilgilendiğinizi biliyorum Bilmediğim bunları nasıl yaptığınız hangi ilkelere göre örgütlendiğiniz aranızdaki hierarşik düzenin uyguladığınız tedavilerdeki izdüşümü gibi meseleler ki bunları daha somut bir şekilde daha sonraki vaka çalışmasında görebileceğiz
Ben yeniden meseleme dönüyorum ve psikanalizin bir kurum içinde var edilebilmesi konusundan önce bir kurum ne demektir sorusunu açmak istiyorum Kurum kurmak eylemini hatırlatarak kurulan düzene gönderme yapar ve düzen dediğimiz zaman da bu düzenin kurulmasının ardındaki felsefe amaç ve bu amaca yönelik görev ve yetki paylaşımı gündeme gelir Tabii tüm bu örgütlenme akosmik (kosmosun dünyanın yaşanılan dünyanın dışında) bir yapıya sahip değildir en azından akosmik olmaması beklenir Zira bu kurum dışarıyla bağlarını sıkı tuttuğu müddetçe simgesel bir dünyanın yani anlamların olduğu bir dünyanın içinde varolabilir Bu meseleye belki yine vaka çalışmasında değinebiliriz Bir psikiyatri kurumu da dolayısıyla belirli bir felsefeyi dolaylı ya da dolaysız yansıtır Örneğin ruh hastalığının kaynağının bozuk aile ilişkileri olduğunu savunan bir psikiyatrik kurumda çalışmıştım bir zamanlar Orada sistematik olarak ergenleri hospitalizasyon süreci boyunca ailelerinden uzak tutarlardı Buradaki felsefe psikiyatrinin “iyi ya da mükemmel bir aileyle ideal ebeveyn”le yer değiştirmesi biçimindeydi Psikiyatri elindeki olanaklarla hastanın hastalıklı ebeveynlerine ikame olarak tüm güçlü bir konumlanmayla ruhsal zayiatı telafi edebilecekti Ya da örneğin Fransa’daki Esquirol zamanına sıçrayalım yani 1838 yılından önceki psikiyatri kurumuna bakalım orda da deli diye nitelendirilen kişilerin toplandığını ve dış dünyadan yalıtıldığını görüyoruz Bu yalıtmanın ardındaki felsefede “delilik” diye tanımlanan ruhsal durumların toplumun dışına toplu bir biçimde tecrit edilmesiyle toplumun bu delilik diye tanımlanan beladan bir şekilde korunmasıyla ideal bir toplum tasarısının olanaklı olduğu düşüncesi yatar Toplumu bütün bu tuhaflıklardan ayıklarsak ayıklanmış pırıl pırıl “aklı başında” bireylerden oluşmuş bir topluma kavuşuruz türünden bir düşünceyle karşılaşırız Aydınlanma çağının felsefesi de zaten ussal olmayan tüm öteberinin yaşam alanının dışına atılması bilincin aydınlatamayacağı alanın olamayacağı ilkesinden yola çıkmıyor muydu?

Biraz önce kurumlar üzerine hangi pratikten yola çıkarak konuşabileceğim sorusunu ortaya atmıştım Psikanalist olarak birkaç kişi bir araya gelip bir şey kurdukları zaman bir başka deyişle bir topluluk oluştururken aynı zamanda bir de zihniyet oluşturduklarını biliyoruz Bu zihniyet genellikle bilinçdışı bir şekilde işler İşte ben de bir hastayla bir kurumun karşı karşıya gelmelerinde ortaya çıkan bu bilinçdışı anlamlar üzerinden konuşmaya çalışacağım Neden diye soracak olursanız size psikanalizin önemli bulgularından birinin insanları hasta eden şeyin anlamların etrafında olduğunu tespit ettiğini söyleyebilirim Düşünme fonksiyonlarının hasara uğradığı durumlarda anlamların da kayıp gittiğini söyleyebiliriz Eğer hastalarımızın yeniden düşünce fonksiyonlarına kavuşmalarını istiyorsak onlarla yapıp ettiklerimizin anlamlarını da düşünmemiz gerekmez mi?

Burada Freud’un temel bir keşfine gönderme yapacağım. İnsan ilişkilerinde hepinizin bildiğini varsaydığım bir olgu var adı aktarım. Freud bu olguyu şöyle tanımlar psikanaliz tedavisi içinde analizan analistine kendi tarihinde önemli olmuş kişilere karşı beslediği duygu ve duygulanımların birer tıpkı basımını ya da yeniden basımını aktarır Bir başka deyişle analizan analistini bir başka kişi veya kişilerin yerine koyar tabii analizan bunu farkında olmadan yapar bilinçdışı bir akımın hareketiyle güdülenmiştir Ama bu aktarım olgusu salt psikanaliz tedavisi içinde ortaya çıkan bir durum değildir Bu olgu evrensel olup insan ilişkilerindeki çıkmazların bir boyutudur Psikanaliz tedavisinde bu durumun altı çizilir yorumlanır ama herşeyden önce bu aktarımın yaşanmasına izin verilir Aktarım olgusunu biraz daha somutlaştırmak amacıyla size bir örnek vereyim bir genç kadın benimle psikoterapiye başladığı sıralarda şöyle ilginç bir şeyden bahsetmişti bu genç kadın aşık olarak evlenmişti ve evliliğinin hemen başlangıcında kocası yurtdışındaki bir firmada iş bulmuş ve yurt dışına geçici olarak yerleşmişti zira kontratı hatırladığım kadarıyla 6 aylık bir süre içindi Daha sonra bu altı ay 1 seneye dönüştü ve gittikçe bu süre bu genç çiftin arasında üzerinde konuşulması zor neredeyse nevrotik bir meseleye dönüşmüştü. Koca sanki yurt dışına yerleşmiş gibiydi ve kesin dönüşüne dair herhangi bir bilgi vermiyordu Genç kadın bu konu hakkında sorduğu sorulara net yanıt alamıyor ve geçiştirildiğini hissediyordu Kocanın ise eşinin sergilediği duygulara karşı bariz bir inkar tutumu vardı Sonuçta bu kadın eşinden gittikçe uzaklaşıyordu ve ona olabildiğince öfke besliyor ve aldatıldığını düşünüyordu Ve hayattan zevk almamaya iş yerinde öfke patlamaları yaşamaya başlamıştı Bunun üzerine yakın çevresindeki biri ona bir hipnoz tedavisinin ona iyi geleceğini söyler ve onu bir hipnoz uzmanına doğru yönlendirir İlk hipnoz seansında hipnoz uzmanı genç kadına bir ip üzerinde sallanan parlak bir taşa bakmasını ve uykuya girmesini söyler O sırada şöyle bir şey olur Genç kadın bu hipnoz uzmanına bakarken bu kişinin yüzünün birden eşinin yüzüne dönüştüğünü gördüğünü anlatır Tabii bu optik dönüşümün kendi kişisel bir yanılsamasının ürünü olduğunun da farkındadır Hipnoz uzmanı kocasına dönüştüğünde yani ilk seansın akabinde hastam bu uzmanı bırakır ve kendi deyimiyle daha az ürkütücü bir tedavi yolu arayışına girer ve bir müddet sonra da benim kapımı çalar Genç kadın bana bunları anlattığında psikoterapinin üçüncü ayına doğru bir zamana denk geliyordu Ve kadının kocasına olan öfkesi had safhadaydı ve kocasının bütün ikircikli tutumlarını bana bir bir anlattığı bir dönemdeydi Herhalde bir aktarım olgusu bundan daha bariz bir biçimde anlatılamazdı Benim de bu duruma getirdiğim yorum “Hipnoz uzmanı kocanız gibi sizi uyutmaya kalkıştı” dediğimde hışımla bana döndü “artık gözlerimi açık tutmak istiyorum” dedi Tabii bu arada bana doğru yöneltilmiş bu birer bilye tanesine dönüşmüş bir çift göz karşısında belli belirsiz bir irkilme yaşadığımı hatırlıyorum Artık ben de bu aktarım zincirinin bir parçasıydım ve gözler bana dikilmişti ve “sıkıysa beni uyut” der gibiydi

İşte aktarım böyle bir şey bir miras devralıyorsunuz ve bu mirası değerlendirmek sizin elinizde Ama onu değerlendirmek için en başta bu aktarımın nesnesi olan kişinin yani sizin yani sağaltıcının bu devir teslim işleminin baş oyuncusu olduğunu bilmesi lazım Yani devir aldığınız mirasa sahip çıkmaktan söz ediyorum

Neden bunları anlatıyorum Bunları anlatıyorum zira bir hasta bir kuruma başvurduğunda ya da getirildiğinde bir aktarımla gelir Ve bu aktarımı kaldırıldığı servisin tüm personeline dağıtır Aktarımın nesnesi olan bu farklı kişiler uzman hekim hemşire psikolog ve diğer personel bu aktarımı en gerçek en katıksız biçiminde yaşarlar

Kurum üzerine ne tür aktarımlar yapılabilir? Biraz önce de vurguladığım gibi aktarım kişinin kendi tarihini oluşturan kişilerin yeniden sahneye çıkarak bir anlamda söz konusu kişinin hayatını yeniden yönlendirmesidir Hasta kuruma başvurduğunda ya da bir yakını tarafından getirildiğinde bir aktarımı da beraberinde getirir Örneğin yeterince iyi bir anne tarafından beslenmemiş yoksun bırakılmış türünden bir aktarımla hastaneye gelmiş bir hasta hastane süreci içinde bu yoksunluk duygusunu gerçekleştirmeye çalışacaktır ‘Gerçekleştirme’nin altını çiziyorum zira aktarım böyle bir şeydir dış gerçeklik nasıl olursa olsun iç gerçeklikteki bilinçdışı senaryo kendisini sahnelendirmek için dürtüsel bir hareketle kendisini ortaya koyar Burada dürtünün de altını çiziyorum zira tüm bu hareketlerin temelindeki cinsel içerikli yaşam enerjisi bu olup bitenleri biçimlendirir Ve zaten bu yüzden hastalar kendileri ile ilgilenen başta hekimleri olmak üzere tüm personele cinsel içerikli duygular beslerler (ki bu duygular görünüş itibariyle aşk ya da erotik istek gibi cinsel görünüşe sahip olabilir ya da hiç cinsel olmayan başka bir görünüşe de sahip olabilir Çünkü cinsel içerikli duygular cinsel olmayan görünüşlere sahip olabilirler Genellikle de gündelik yaşamda bu böyledir) Bazen bu sağaltıcılara tutkuyla bağlanırlar bazen de onlardan nefret ederler Aktarımlar kimi zaman ebeveyn niteliğini taşır kimi zaman da kardeş ama içerdikleri duygulanımlar çok çeşitlidir ve aşk ve nefret duyguları sadece bu duygulanım yelpazesindeki en kaba hatları betimler
Kurumun üzerine anne nitelikli aktarım en bariz aktarımlardan biridir Dekompansasyon sürecindeki regresyonu yeni doğan bebeğin acizlik durumuna benzetecek olursak hasta bu durumda tıpkı mutlak bağımlı bebeğin annesinden beklediği ilk bakım nitelikli bir tedaviyi beklemektedir Verilen ilaçlar vizit zamanları hasta için sar fedilen sözler hasta tarafından kurum üzerine yapılan aktarımın filtresinden geçecek ve besleyici özellikleri olup olmadığı test edilecektir Burada kurum anne niteliği taşımak zorunda ve hastanın ihtiyaçlarını yüzde yüz karşılamak zorundadır Ama tabii buradaki anne Winnicott’un sözünü ettiği doğum sonrası bebeğinin ihtiyaçlarına yüzde yüz cevap veren “hastalıklı” annedir Bu anne bebeğiyle tam anlamıyla özdeşleşmiş bebeğiyle neredeyse bir olmuştur Psikotik hasta da bir biçimde böyle bir beklentiyle bir psikiyatri kurumuna gelir Bebeğin ilk zamanlarında gerekli olan annenin bu hastalığı yavaş yavaş annenin eşine işine yeniden yatırım yapmasıyla ortadan kalkar

Kurum üzerine yapılan aktarımlardan bir diğeri de baba nitelikli olandır Özellikle obsesif kompulsif nitelikli dekompansasyon sürecinde hastanın suçlu düşünceleri onların realizasyonunu engelleyecek bir babayı çağırmaktadır Hasta sadece beslenmek bakılmak değil ama aynı zamanda onu denetleyecek ona yol gösterecek sınır koyacak ve en önemlisi toplumsal alana yeniden yatırım yapmasını teşvik edecek birinin gereksinimi içindedir Bu baba nitelikli talepler hastanın kuruma füzyon nitelikli bağından sıyrılmasını sağlar Burada baba derken anneyle çocuk arasına giren ensest yasağının sözcüsü olan ve genel anlamda çocuğu toplumsallığa hazırlayan kişiden söz ediyorum Psikiyatri kurumu da bir anlamda hasta için böyle bir nitelik taşıyacaktır

Hastanın bu anne ve baba nitelikli aktarımları tabii bir öykü içinde gizlenecek ve kurum içinde uygun kişiyi arama yoluna girecektir Kimi zaman genç bir asistan veya hemşire kimi zaman uzman hekim farklı aktarımların nesnesi olacaklar ve hastanın tarihini bir anlamda yeniden yazma yoluna gireceklerdir Ama çoğunlukla bu aktarımlar çoğul bir biçimde kurumun çeşitli kişilerine dağılacak ve bu aktarımları toparlayabilmenin en önemli yolu da söz konusu hastayla ilişkisi olan tüm kurum çalışanlarının düzenli olarak hastayı konuşabilecekleri toplantılar düzenlemesi ve bölünen ve parçalanan aktarımları hastanın öznelleşme sürecinde birleştirmesi olacaktır

Tabii kurum içinde hastanın aktarımlarının akıbeti ne olur diye burada sorulabilir? Burada bir parantez açıp hastaların kurum içindeki dört bir tarafa yansıttıkları aktarım ilişkilerinin arkaik niteliğinden söz etmek istiyorum. Bu aktarımlar “gerçek” aktarımlardır dolayımsız doğrudan sert ve erteleme kabul etmeyen mutlak bir şekilde gerçekleşme isteyen aktarım biçimleridir Bunlar ateşten bir top misali kurumdaki bir kişiden bir diğerine dolaşırlar Yani tehlike unsuru da içerirler zira doyurulmadıkları ve geri çevrildikleri durumlarda kurum içinde çatışmayı da hazırlarlar Ama kurum içindeki işbirliği bu aktarımların kapsanmasını sağlayabilir İşbirliğinden kastettiğim kurum içinde farklılıklardan oluşmuş öznelliklerin (her bir kişi biriciktir) optimal biçimde birbirlerine yakınlaşma olanakları Bu mesele de bizi doğrudan kurumların sadece aktarım nesnesi olmalarını değil ama aynı zamanda aktarımı daha önceden kurgulayan hazırlayan imagoları taşıdıkları meselesine götürür Kurumların kendileri başlı başına imago üreten bir yapıya sahiptirler
Psikanalistler özellikle grup psikanalistleri son 25 yılda gruplardaki ve kurumlardaki ruhsal hayatla yakından ilgilenmekteler Tabii bu ilgi en başta Freud’un sosyal içerikli metinlerinde mevcuttu Başta “Totem ve Tabu” olmak üzere “Kitlelerin Psikolojisi” ve “Benliğin Analizi” ve “Uygarlığın Huzursuzluğu” gibi metinlerde Freud toplumsal hayatla bireyin kesiştiği alanlarda çatışmaları inceler Bu birey Totem ve Tabu’da henüz yeni yeni ortaya çıkmaktadır Bu metinde Freud bir ilk insan topluluğu tasarlar ve bu toplulukta acımasız bir kabile şefini anlatır Bu şef kabilenin bütün kadınlarına sahipti ve erkek çocuklarını ona kafa tutacak yaşa geldiklerinde bir bir öldürüyordu Bir gün erkek kardeşler bir araya gelirler ve babayı katlederler Bu cinayetin ardından bir araya gelip bir antlaşmaya varırlar bundan böyle kimse kimsenin kadınına göz koymayacak kimse kimseyi de öldürmeyecekti Zalim kabile şefi tüm bireysellikleri silerken bu ant içmiş kardeşler topluluğu ortak bir yasayla bireyin ortaya çıkışını müjdelerler Kitlelerin Psikolojisi ve Benliğin Analizi’nde ise Freud benlik ideali taşıyan önderlerle olan özdeşleşmelere gönderme yaparak bireydeki özdeşleşme hareketlerini inceler Uygarlığın Huzursuzluğu’nda ise saldırgan ve cinsel nitelikli dürtülerin medeniyet tarafından nasıl bastırıldığını ve nasıl nevrozlu olduğumuzu anlatır Bu metinler grupların ve kurumların psikanalizi üzerine daha sonra yapılan temel çalışmaları hazırlarlar

Biraz önce kurumların imago üreten yapılarından söz ettim İmago derken bilinçdışı imgelerden söz ediyorum Bu imgeler salt birer hayali imge olarak kalmazlar her fırsatta günlük hayata nüfuz edip kendilerini hissettirirler Kurumların da tıpkı grupların olduğu gibi bilinçdışı bir hayatları vardır Her kurumun bir tarihi gelenekleri ve bu geleneklerin kaynaklarını aldıkları geniş bir imgelemi vardır Yeniden Totem ve Tabu’ya dönecek olursam bu metinde Freud bu kurumlaşan ilk topluluğun temelindeki şiddetin altını çizer Kardeşler topluluğu bir araya gelip zalim babayı öldürdükten sonra bir kurum meydana getirirler Önce insest yasağını ortaya koyarlar ve aile ilişkilerini düzenlemeye koyulurlar Ama bu kurulu düzen başlangıçta kardeşler topluluğunun zalim babayı ortadan kaldırmasının zaferi üstüne kurulmuştu Daha sonra bu kardeşler totemik bir ziyafetle bu babayı oturup yediler bir başka deyişle bu kardeşlerin her birinde bu zalim babadan birer parça var yani bu babayı içselleştirdiler Yalnız zalim baba öldü ama onu öldürenlerin zihinlerinde bu baba canlı artık o baba bir imago ve her imago gibi o da hayal dünyasından paylaşılan gerçeklik hayata sıçramaya hazır Bir başka deyişle her hangi bir kurum amaçları ne olursa olsun bu psikiyatri kurumu olsun eğitim kurumu olsun işleyişinde saldırgan nitelikli dürtüleri de içinde barındırır Kurumların bu saldırgan nitelikli hatta bir çok topluluk psikanalistinin de vurguladığı gibi temeldeki şizo-paranoid duygulara karşı savunmak için ortaya çıkmaları bu duyguların ortadan kalktığı anlamına gelmez Kurumlar sadece topluluklardaki hali hazırdaki bu yoğun heyecan yüklü duygulanımları ussallaştırmanın yolunu ararlar Bir anlamda kurumlar ruhsal aygıtımızdaki benlik mercii gibidirler benlik nasıl bilinçdışımızdan gelen talep ve istekleri bir düzene koyup dış dünyaya uyum sağlama çabası gösteriyorsa kurumlar da barındırdıkları kişilerin bir arada olmalarının sonuçlarını kurallarla yönetmeliklerle ve bunları uygulayacak bir hiyerarşik sistemle kontrol altına alırlar Ve tüm bu çaba yoğun duygulanım içerir

Biraz önce hastanın kurum üzerine çoğul nitelikli aktarımından söz etmiştim ve bu aktarımın da parçalar halinde kurumdaki hastayla ilişki içinde olan her bir kişiye çiğ bir şekilde fırlatıldığına değinmiştim Bu aktarımın toparlanabilmesi ve anlamlandırılabilmesi için de bu söz konusu aktarıma muhatap olanların bir araya gelmelerinin elzem olduğuna değinmiştim


Buradan hareketle aynı mekanizmayı kurumun tarafından da ele almak mümkün yani kurumun da bir imgelemi olduğunu kabul edersek onun aynı zamanda bir karşı aktarıma sahip olabileceğini düşünebiliriz Karşı aktarım vulgarize söylemde analistin analizanın geliştirdiği aktarıma karşı geliştirdiği aktarım şeklinde ifade edilir Freud’un başlangıç metinlerinde karşı aktarım tıpkı aktarımla olduğu gibi aşılması gereken nötralize edilmesi gereken zararlı bir olgu şeklinde ifade ediliyordu Daha sonra Ferenczi’yle başlayan ve özellikle anglo-sakson ekolünün de önemli katkılarıyla bu bakış açısı önemli bir şekilde değişti Artık karşı aktarımın hastanın özellikle preverbal nitelikli yaşantılarını sezmemizi onların dillenmesinden önce onlardan haberdar olmamızı sağlayan önemli bir işlevi olduğunu biliyoruz Ama bir de temel bir karşı aktarım olgusu vardır ve analizanın aktarımıyla herhangi bir şekilde bağlantısı yoktur Bu karşı aktarım analistin analizandan bağımsız geliştirdiği kendi tarihini ilgilendiren özellikle psikanalizle kurduğu ilişkiyi yakından ilgilendiren bir niteliktedir Örneğin M.Klein çocuk psikozuyla ilgilenirken profilaksiye çok önem verirdi ve bu yüzden erken analizin önemini sık sık vurgulardı Bu ünlü analistin psikanalizle kurduğu ilişkide psikanalizi bir tür “hümanist” bir proje şeklinde okumamız mümkün yani Klein’ın böyle analizandan bağımsız temel bir karşı aktarımından söz edebiliriz Bunun gibi her psikanalistin de psikanalizle kurduğu ilişkide bir karşı aktarımın varlığından söz etmek mümkün

Böyle bir bakış açısını kurumlar için de söylemek mümkün Konuşmamın başında her kurumun bir felsefesi olabileceğinden söz etmiştim Bu işte hastayı temel olarak etkileyecek hatta onun aktarımını biçimlendirecek bir karşı aktarımdan başka bir şey değildir Bir psikiyatri kurumunun ruhsallıkla ruhsal hastalıkla ilgili tasarımları bir tür üst-benlik şeklinde örgütlenir ve kurumun içindeki grup kültürünü biçimlendirir


Bu tasarımlardan biri sosyal alanla bütünleşmek ve hastayı bir uyuma hazırlamak olabilir O zaman kurum kendi öznel yapısını silmiş olup sosyal alanla füzyon halinde olabilir Bu hasta kişiyi salt toplumsallığın bir uzantısı şeklinde görerek onun özne olarak varolmasını ve gelişmesini engelleyebilir Bir diğer tasarım da sosyal alanın zaten ruh sağlığı açısından bir tehlike teşkil ettiği aile kurumunun yapısının psikoza zemin hazırladığı şeklinde olabilir örneğin O zaman da kurum hastayı kötü ebeveynler ya da yozlaşmış bir toplum imagosuna hapsedip hasta-hekim ilişkisini idealize ederek hastayı yine kendi belirlediği bir imagoya hapsedebilir. Bu imago da tıbbın ideal bir toplumu ideal bir aileyi betimleyecek hatta kurabilecek güce sahip olduğu varsayımına götürür. Hasta yine burada da var olmayabilir


Neden hastanın aktarımını düşünmek neden kurumlarda gezinen imagoları tespit etmek gibi bir çabaya girmek gereklidir diye sorulabilir? Ne işe yarar bunlar? Yaptığımız işlerin anlamları olmazsa yaptığımız işle kendimiz arasında bir düşünceyi bir anlamı koymazsak bu yoğun duygulanım ve heyecan yüklü psikiyatri ortamında imagoların esiri olabilir hastalarla birlikte hasta olabiliriz şeklinde yanıtlayabilirim Düşünce fonksiyonlarımız “yapmak-etmek” türünden salt işlemci bir yapıya sahip olursa tıpkı psikotiklerin muzdarip olduğu “düşünememek” sendromuyla karşı karşıya kalırız Hastanın aktarımını düşünmek onun hastane içinde tedaviye ve genel anlamda hospitalizasyon sürecine olan yatırımı üzerine bize bir çok bilgi verebilir

Hastayla kurulan ilişkinin niteliğinin hastanın tedaviye karşı geliştirdiği işbirliğinin üzerinde çok büyük bir katkısı olduğunu biliyoruz Ayrıca hasta yakınlarının kuruma olan aktarımlarının da bir o derece önemli olduğunu biliyoruz Kısacası tüm bu aktarımlar ki bunlara biraz önce de değindiğim gibi kurumun da kendi karşı aktarımı da dahil olmak üzere bir dizi kurulu bağı yeniden sancılı bir şekilde gündeme getirirler Bu kurulu bağlardan herhangi birini görmezden gelirsek bir de ayrıca bağ kurmanın işlevini görmezsek-ki aktarım da bir bağ kurma girişiminden başka bir şey değildir o zaman bireyin psikoseksüel ve sosyal boyutunu yok edip salt biyolojiyle baş başa kalmaz mıyız?


alıntıdır




Benzer Konular

Bir adim daha atmayin
Tek bir adim da patlayabilir içime dösedigim mayinlarim.
Mαʟєficα• isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
kurumlar, psikanaliz, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557