Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık > Psikoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Psikoloji Psikoloji hakkındaki tüm bilgileri ve haberleri bu bölümde bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree3Kişi Beğendi
  • 2 Post By Đeѕtinα.
  • 1 Post By Elim Sende
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25 Eylül 2012, 02:55   #1 (permalink)
Zamansız..


Đeѕtinα. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 11 Ağustos 2011
Nerden: *Şeker Kutusu ~
(Mesajlar): 7.875
(Konular): 1160
Renkli Para : 437176
Aldığı Beğeni: 1051
Beğendikleri: 1249
Ruh Halim: none
Standart Kişilik nedir?

Günlük yaşantımızda, bireylerin hoşumuza giden ya da gitmeyen özelliklerine bağlı olarak kişilikleri hakkında yargılarda bulunuruz. "Ahmet, kişilikli bir insan*dır."gibi. Bu yargıları, o insanların davranışlarına bakarak söyleriz.
Psikologlar, kişilik konusunda çok farklı tanımlamalar yapmışlardır. Örneğin, psikolog Alport, çeşitli kaynaklardan yararlanarak kişiliğin 50 ayrı tanı*mını derlemiştir. Örneğin kişilik;

•
Watson' a göre bir bireyin alışkanlıkları toplamı,
• Mark May'e göre insanın toplumda oynadığı çeşitli roller ve bu rollerin baş*kaları üzerinde bıraktığı etkiler,
• Alport'a göre ise bireyin çevresine, kendisine özgü bir biçimde uymasını sağ*layan güçlerin toplamıdır.
Bu da kişiliğin çok geniş ve karmaşık olduğunun en açık göstergesidir. Fakat, bu tanımlamaların hemen hepsinde sözü geçen temel özellikler vardır. Bunlar biri*cik olma, diğer bireylerden ayırt edici olma, sürekli olma, tutarlı olma ve yapılan*mış olmadır.
Biricik olma, bireyin kendine özgü davranış özelliklerinin tümüdür. Diğerle*rinden ayırt edici olma, bireyi diğer insanlardan ayıran davranış özellikleridir. Bu özelliklerinden sürekli ve tutarlı olanlar, kişiliği ilgilendirirler.
Zaman içinde çok çabuk değişen ve tutarsız olan davranışlar bu gruba girmez. Yapılanmış olma, kişiliğin çok sayıda ve birbiri ile bağıntılı birimlerden oluştuğunu kabul etmedir. Bu açıklamalara dayanarak kişiliği şu şekilde tanımlayabiliriz:

Kişilik, bireyin iç ve dış çevresi ile kurduğu, kendine özgü, diğer bireylerden ayırt edici, sürekli, tutarlı ve yapılanmış ilişkiler bütünüdür.

Dilek'in sinirli olması, Emre'nin verdiği sözü yerine getirmesi birer kişilik özelliğidir.
Kişilik, yaşam süreci içinde yavaş yavaş oluşur ve birdenbire değişmez.Çeşitli özellikler, yaşam içinde bireyde bir davranış bütünlüğü oluştururlar. Bu bütünü meydana getiren çeşitli birimler vardır. Bunlar; mizaç (huy) ve karakterdir.

MİZAÇ

Mizaç (huy), bireyin fizyolojik ve duygusal özelliklerinin davranışlara yansıyarak sürekli hale gelmesidir.
İç ve dış uyarıcılar, bireyde belli bir duygu düzeyi oluştururlar. Aynı uyarıcı karşısında bazı insanlar çok çabuk sinirlenirken bazıları sabırla sonucu beklerler. Bunun gibi, güler yüzlü - asık yüzlü, iyimser - karamsar olmak birer mizaç özelliğidir. O halde mizacın en açık göstergesi bireyin iç ve dış uyarıcılara yaptığı tepkilerin sürekli hale gelmesidir.
Mizacın nasıl oluştuğu konusunda psikologlar arasında tam bir anlaşma sağlanamamıştır. Fakat, genellikle
mizacın, doğuştan gelen genetik özelliklere, organik yapıya bağlı olarak oluştuğu kabul edilir. Bu nedenle değişmesi çok zordur.İç salgı bezlerinin çalışması bireyin bazı davranışlarını belirler. Örneğin, tiroit bezinin az ya da çok çalışması bireyin hareketli ya da durgun olmasına neden olur.
Mizaç, kişilikten bağımsız bir birim değildir. O, kişiliği oluşturan birimlerden ayrılmaz bir parçadır. Bu yüzden çoğu zaman mizaç ve kişilik kavramları birbirine karışmaktadır.

KARAKTER

Karakter, çoğu zaman kişilikle eş anlamlı olarak kullanılan bir kavramdır. Fakat karakter, kişiliğin bir parçasıdır ve onun bir yönünü ifade eder. Bu yön de toplumsal ve ahlaki yöndür.
Toplum içinde insanlar, davranışlarına bağlı olarak iyi karakterli ya da kötü karakterli olarak değerlendirilirler. Davranışları toplum için istenen yönde ve ahlak kurallarına uygun olanlar, iyi karakterli olarak adlandırılır. Davranışları, toplum için istenmeyen yönde ve ahlak kurallarına uygun olmayanlar ise kötü karakterli olarak adlandırılırlar.
Psikolojide ise karakter, kişiliğimizin ve davranışlarımızın toplum içindeki değerlere uygunluğu olarak ifade edilir. Bu yönüyle
karakter, toplum tarafından kazandırılan ve toplumca olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilen davranışların sürekli hale gelmesidir. Dürüstlük, yalancılık, hırsızlık, misafirperverlik gibi özellikler karakterdir ve kişiliğin bir yönüdür.
Karakterin nasıl oluştuğu konusunda da psikologlar arasında bir görüş birliği sağlanamamıştır. Fakat, genellikle karakterin, ilk yaşlardan itibaren toplumsal yaşantılar sonucunda birtakım değerlerin benimsenmesi ile oluştuğu kabul edilir. Çevreden kazanılan ve eğitimle şekillenen davranış özellikleri karakteri oluşturur.
Karakter ve mizaç, kişiliği meydana getiren iki temel birimdir. Karakter toplumdan, mizaç ise doğuştan kazanılır. Tek başına ne karakter ne de mizaç, kişiliği oluşturmaz.Kişilik, bu iki birimin bir arada işlemesi ile oluşan uyumlu bir bütündür.

KİŞİLİK GELİŞİMİ VE ÖRGÜTLENMESİNİN ÇEŞİTLİ KURAMLARA GÖRE AÇIKLANMASI


Kişilik, çok geniş ve karmaşık bir olgudur. Bu yüzden henüz tam olarak açıklanamamıştır. Buna karşın bu alanda sürekli olarak araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar sonucunda kişiliğin oluşumunu ve gelişimini açıklamaya çalışan birçok kuram geliştirilmiştir. Bu kuramlardan bazıları şunlardır:

TEMEL EĞİLİM KURAMLARI
Temel eğilim, insanın davranışlarının, sebat, hız, uyumluluk, duygusallık vb. özelliklere yatkın olma durumudur. Bu kuramı savunanlara göre,bireyin doğuştan getirdiği fiziksel yapısı ile kişiliği arasında sıkı bir bağlantı vardır. Kalıtım ile doğuştan getirilen eğilim ve özellikler birbirini tamamlar.
Bazı araştırmacılar bu görüşe dayanarak beden yapılarına göre kişilik tipleri belirlemişlerdir. Örneğin,
Sheldon (Şeldon), beden özelliklerine göre bireyleri endomorfi, mezomorfı ve ektomorfi olmak üzere üç tipe ayırmıştır.
Endomorfı, genellikle şişman ve kısa beden yapısı içinde rahatı, zevki, yemeyi ve sosyal kişileri seven insan tipidir.
Mezomorfi, genellikle kemik ve kasları gelişmiş beden yapısı içinde hareketlilik, enerjik olma ve atılganlık özelliği gösteren insan tipidir.
Ektomorfi, genellikle narin ince, uzun beden yapısı içinde utangaç, içe dönük, sakin, duygusal insan tipidir.
Ayrıca Hipokrat, Kretschmer gibi bazı araştırmacılar da beden yapısı ile kişilik arasında bağ kurmaya çalışan bunun gibi kuramlar ortaya koymuşlardır.
Günümüzde, fiziksel yapı ile kişilik yapısı arasında bağ kurma kabul görmemektedir.

PSİKODİNAMİK KURAMLAR
Psikodinamik kuramın kurucusu olanSigmund Freud'a göre, kişilik, üç ana sistemden oluşmuştur. Bunlar id (alt benlik), ego (benlik) ve süper ego (üst benlik)'dur. Freud'a göre her sistemin kendine özgü işlevleri vardır. Fakat, bu sistem*ler, etkileşimde bulunarak davranışı şekillendirirler.

İD:
Kişiliğin en ilkel kalıtımsal dürtü ve arzularını içerir. Bu bölüm, temel biyo*lojik dürtülerden oluşur. Freud'a göre idi oluşturan iki temel dürtü vardır. Bunlar; cinsellik ve saldırganlık dürtüleridir. İd, davranışımızı yönlendiren psikolojik enerji kaynağıdır. Zevk ilkesine göre çalışır.İd, arzularının hemen yerine getirilmesini ister. Dış koşullardan bağımsız olarak acıdan kaçınmaya ve haz elde etmeye çalışır.

EGO:
Kişiliğin psikolojik yanıdır. İdin isteklerini denetim altında tutmaya çalışan kişilik birimidir. Ego, gerçeklik ilkesine uygun olarak hareket eder.İdden gelen isteklerin uygun olanlarını yerine getirir, uygun olmayanları ise bekletir.Bu yönü ile ego, id ile süper ego arasında aracı görevi görür. Ego, kişiliğimizin yönetici kısmıdır. Bunu yaparken mantıklı ve gerçekçi davranır. Aynı zamanda akılcı ve pratiktir.

SÜPER EGO: Kişiliğin toplumsal değer*lerle ilgili yanını ifade eder. İnsanların davranışlarını, toplumdaki değerlere göre yorumlar. Kısaca, bireyin vicdanıdır.İd*den gelen ve egodan geçen isteklerin toplumsal değerlere uygunluğunu araştırır.Uygunsa yapılmasına izin verir; değilse bilinçaltına atılmasını sağlar.

İd, ego ve süper ego kavramları, bir arada işleyen, iç içe olan kişilik birimleridir. Bunlan, kesin hatları ile birbirinden ayırmak zordur.

Freud'a göre id, arzu ve istekleri; ego, mantığı; süper ego ise vicdanı temsil eder. Kişiliğin oluşmasını sağlayan, bu birimlerden hangisinin baskın oldu*ğudur.Örneğin, süper egosu baskın olan ki*şi, utangaç, duygularını açığa vuramayan, bütün davranışlarında toplumsal değerleri ön plana çıkaran bir kişilik oluşturur.
İdi baskın olan kişi, sadece kendini düşünen, zevkine düşkün, katı yürekli bir kişilik oluşturur.
Egosu baskın olan kişi, kendisini ve çevresindekileri düşünen ve buna göre davranan bir kişilik oluşturur. Ego ve süper ego, ide bağlı olarak gelişir. Bazen birbiri ile çelişen bu üç birim, genellikle birlikte çalışarak bütünleşmiş bir davranış oluştururlar.
İdden gelen ve ego tarafından benimsenmeyen arzu ve istekler bilinçaltına atılır. Bilinçaltındaki bu arzu ve istekler sürekli olarak davranışlarımızı etkiler. Freud'un "Psişik Determinizm" ilkesine göre bütün davranışlarımızın farkında olmadığımız bilinçaltından kaynaklanan nedenleri vardır. Bilinçaltının davranışlarımızı şekillendirmesi, kişiliğimize de yön verir.
Freud'a göre kişilik, çeşitli aşamalardan geçerek oluşur. Bu aşamalar, doğumla başlar ve kişiliğin yerleşmesi ile sona erer. Bunlar Oral, Anal, Fallik, Latent ve Genital aşamalardır.
Jung, Adler, Horney, Fromm gibi psikodinamik kuramı savunan psikologlar, bu görüşlerinden dolayı Freud'dan ayrılırlar. Bunlar, Freud'un, kişiliğin içgüdüsel ve biyolojik yönlerini aşırı vurguladığını savunurlar. Bunun yanında, kişiliğin oluşmasında toplumsal çevrenin etkisini görmezden geldiğini söylerler.

ÖĞRENME KURAMLARI
Bu kuramını savunanlar, davranışçı yaklaşım içindeki psikologlardır. Bunlara göre kişilik, yaşanmış deneyimlerden ve öğrenilmiş davranışlardan oluşur. Bütün davranış özelliklerimiz bu şekilde oluşmuştur. Örneğin, bir kişi utangaç davranıyorsa bunun nedenini onun geçmiş yaşantılarında aramak gerekir.
Öğrenme kuramını savunanlara göre kişilik, pekiştirilen davranışlar sonucunda oluşmuştur. Toplum içinde insan davranışları, ödüllendirme ya da cezalandırma yolu ile pekiştirilir. Pekişen davranış sürekli hale gelerek kişilik özelliği olur. Örneğin, bir toplumda doğru sözlülük ödüllendirilir, yalancılık cezalandırılırsa o toplumda doğru sözlülük pekişir. Bunun sonucunda o toplumun bireylerinde doğru sözlülük daha yaygın olarak gerçekleşir.
Bu kuramı savunan
Skinner'e göre kişilik, koşullanma yolu ile öğrenme sonucunda oluşur.Korkularımız, zevklerimiz, insanlarla ilişkimiz, iyi ve kötü alışkanlıklarımız bu yolla kazanılmıştır.
Albert Bandura,
koşullanmaya ek olarak kişiliğin oluşmasında, başkalarının davranışlarını gözleyerek öğrenmenin önemini vurgular. Ona göre taklit, bireyin kişiliğinin oluşmasında çok etkilidir. Bandura'ya göre, bireyin içinde yaşadığı toplumsal çevre ve örnek aldığı insanlar kişiliğin oluşmasında önemli bir faktördür.
Julian Rotter, kişiliği, "beklenti - değer" kuramı ile açıklar. Birey, bir davranışı, sonucu için yapar. Eğer bu sonuç birey için bir değer taşıyorsa o davranış sürekli hale gelir. Eğer bu sonucun birey için bir değeri yoksa bu davranış tekrarlanmaz. Rotter'e göre kişilik, tekrarlanan davranışlar sonucunda oluşur.
Öğrenme kuramları karaktere önem verip mizacı dışlamışlardır. Bu nedenle kişilik ile ilgili görüşleri tek yönlü kalmaktadır.

HÜMANİSTİK VE VAROLUŞÇU KURAMLAR
Hümanistik kuramlar, kişiyi ve kişiliği iyimser bir tavırla ele alır. Doğuştan her insanın iyi olduğu ilkesi görüşlerinin temelini oluşturur.Bu kuramı savunan psiko*loglar, kişiliği oluşturan etmen olarak bireyin kendisini ön plana çıkarırlar. Bunlara göre kişilik, bireyin kendini yönlendirmesi ve benlik bilinci sonucunda oluşur.
Hümanistik kuramının önde gelen savunucusu Carl Rogers'tir. Rogers, kişiliğin oluşmasında "benlik bilinci"ne önem verir. Bir kimsenin benlik bilinci, o bireyin kendini nasıl gördüğü yani kendisi ile ilgili düşünceleri ve kanaatleridir. Her insan, olumlu ve gelişmiş bir benlik geliştirmeye çalışır.
Rogers'e göre olumlu bir benlik bilinci geliştirebilmemiz için, "koşulsuz sevgi" ortamında yetişmemiz gerekir. Koşulsuz sevgi; birey ne yaparsa yapsın, onun sevgi ve saygıya layık olduğunu kabul etmektir. Koşulsuz sevgi ortamında büyüyen insanların benlik bilinçleri güçlü ve olumlu olur.
Maslow bu konuda
"kendini gerçekleştirme" kavramı üzerinde durur. Kendini gerçekleştirme, bireyin, beklentilerini gerçekleştirmek için tüm potansiyelini kullanabilmesidir. Kendini gerçekleştiren kişi, içinde yaşadığı topluma uyumlu, kendine güveni olan, dürüst, çevresinde olanları olduğu gibi kabul eden, kendine ve yaşama gülebilen kişidir.
Görüldüğü gibi hiçbir kuram tek başına tam olarak kişiliği açıklayamamıştır, incelediğimiz dört kuramın da bazı eksiklikleri vardır. Ama bunları tamamıyla yanlış olarak kabul etmek doğru değildir. Günümüzde kişiliği tüm yönleri ile açıklayan bir kuram geliştirmek çok zordur. Bunun nedeni kişiliğin çok geniş ve karmaşık bir olgu olmasıdır.

KİŞİLİĞİ OLUŞTURAN ETMENLER
Kişilik, bir insanı diğer insanlardan ayıran davranışların oluşturduğu bütündür. Bu bütünü oluşturan etmenler çok çeşitlidir. Kişiliğin oluşmasını en fazla etkileyen başlıca etmenler; kalıtım, fizyolojik etmenler, bilinçaltı etmenler, sosyal ve kültürel çevredir.

KALITIM
İnsanlar arasında, doğumdan kısa bir süre sonra, duygu ve davranış düzeyinde farklar görülür. Bu farklar birey davranışlarında, kalıtımın etkili olduğunu gösterir. Kişiliğimizin bir yönü olan mizacın kalıtımla doğuştan kazanıldığı kabul edilmektedir. Özdeş ikizler üzerinde yapılan deneyler bu görüşü desteklemektedir. Amerikalı Psikolog W. Herman,hayatlarının bir bölümünde ayrı yetişmiş olan ikizler üzerinde deneyler yapmıştır. Bu deneyler sonucunda ayrı yetişen özdeş ikizlerin birbirine benzediğini tespit etmiştir. Fakat, bu bilgilerin bilimsel olarak kanıtlanması çok zordur.

FİZYOLOJİK ETMENLER
Kişiliği etkileyen diğer bir faktör de organizmanın yapısı ve işleyişi ile ilgili fizyolojik etmenlerdir.Bu etmenlerin başında; iç salgı bezleri, hormonlar, otonom sinir sistemi gelir. İç salgı bezlerinin salgıladığı hormonların azlığı ya da çokluğu organizmanın işleyişini bozar. Bu durum organizma ile birlikte kişiliği de etkiler.
Boğazda bulunan tiroit bezi, tiroksin adı verilen bir hormon üretir. Tiroksin hormonu, organizmanın işleyişini etkiler. Tiroksin hormonu fazla salgılandığı zaman bireyde heyecan, gerginlik ve uykusuzluğa neden olur.Tiroksin üretiminde azalma olursa bireyde yorgunluk ve tembellik oluşur. Bu iki durum da kişiliği etkiler.

BİLİNÇALTI ETMENLER
Her insanın kendine özgü arzuları, duygu ve düşünceleri, inançları vardır. Bunların bir kısmı mantıklı ve toplumsal değerlere uygun olmadığı için bilinçaltına atılır. İşte bilinçaltındaki bu arzular, duygu ve düşünceler, inançlar davranışlarımızı ve kişilik gelişimimizi olumsuz etkiler. Çocukken anne ve babası tarafından devamlı suçlanan bir çocuğun bilinçaltına suçluluk duygusu yerleşir. Suçluluk duygusu çocuğun kişiliğini etkiler. Karşılaştığı bütün problemli durumlarda kendini suçlu hisseder.

SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKENLER
Bireyin kişilik özelliklerinin çoğu, içinde yaşadığı sosyal ve kültürel çevrenin eseridir. Bu özellikler toplum içinde yaşayarak öğrenilir. Birey, toplum içindeki ahlak kurallarını, örf ve adetleri, inançları öğrenerek bunlara uygun davranır. Bunlar, bireyde davranış kalıplan oluştururlar. Davranış kalıpları, yerleşik hale gelince kişiliği oluşturur.
Bireyin toplum içindeki değerleri öğrenmesi, benimsemesi ve bunlara uygun davranması çok uzun bir süreçtir. Bu sürece sosyalleşme adı verilir. Sosyalleşme ailede başlar. Birey aile içinde hangi davranışları yapıp hangilerini yapmayacağını öğrenir. Daha sonra okul, arkadaş grupları ve mesleği sosyalleşmesini devam ettirir.
Bireyin tavırları, duygu, düşünce ve kanaatleri; anne ya da babanın ölümü, ciddi bir kaza ve göç gibi bireysel yaşantılar da kişiliğin gelişimini etkiler.
Bu etmenlerin hiçbiri, tek başına kişiliği oluşturmaz.
Kişilik; biyolojik, fizyolojik ve sosyal etmenlerin bireyi uzun süre etkilemesi sonucu oluşur.
Kişiliğimiz, bir engellenme ve çatışma ile karşılaştığımızda ne tür davranış gös*tereceğimizi etkiler. Çatışma ve engellenme ile karşılaşan birey, kişiliğine uygun savunma mekanizması geliştirir. Örneğin, haksız yere azar işiten iki insandan biri bunu bastırdığı halde diğeri duvarları tekmeleyerek tepkisini belirtir. Bu durum, kişilik ile savunma mekanizmaları arasında güçlü bir bağ olduğunu gösterir.

KİŞİLİĞİN ÖLÇÜLMESİ

Kişilik, davranışlarımızın çoğunu kapsayan karmaşık bir olgudur. Aynı zamanda kişiliği oluşturan etmenler de pek çoktur. Bu iki özellik, kişiliğin ölçülmesini zorlaştırmaktadır.
Doğumla başlayan ve çok uzun bir zaman diliminde oluşan kişiliği ölçen çeşitli araçlar geliştirilmiştir. Bu araçlar pozitif bilimlerdeki ölçme tekniklerinden güvenirlilik ve geçerliliklerinin düşük olması bakımından ayrılır. Fakat bu araçlar, kişilik hakkında, sınırlı ve genel bir bilgi vermektedir.
Kişilik gibi çok karmaşık bir olguyu tam anlamıyla ölçebilen herhangi bir araç, bugüne kadar geliştirilememiştir.

KİŞİLİK TESTLERİ NASIL HAZIRLANIR
Kişilik testlerinin hazırlanmasındaki amaç; hangi kişilerde, hangi kişilik özelliğinin farklılık gösterdiğini belirlemektir. Bunun için, kişilik testi hazırlanırken öncelikle hangi özelliklerin araştırılacağı belirlenir. Hazırlanan test çok sayıda insana uygulanarak testlerin normları oluşturulur. Bu normların geçerliliği ve güvenirliği için tekrar araştırmalar yapılır. Bu araştırmalar sonucunda istenen özellikleri ölçebilen araçlar, test şekline getirilir.

KİŞİLİK TESTLERİNİN ÇEŞİTLERİ

GÖRÜŞME
Görüşme, bireyin kişiliğini tanımaya yönelik karşılıklı konuşmadır. Bu yöntemde, kişiliği belirlenecek birey ile psikolog arasında çeşitli konuşmalar yapılır. Görüşmenin sıradan konuşmadan farkı, bireyi tanımaya yönelik bir amacının olmasıdır.
Görüşmenin amacına ulaşabilmesi için görüşmecinin uzman, aynı zamanda önceden hazırlıklı olması gerekir. Bu aşamada görüşmeci, nasıl bir yol izleyeceğini ve hangi soruları soracağını önceden belirler.

DERECELENDİRME ÖLÇEKLERİ
Gözlem ya da görüşme sonucu elde edilen izlenimler derecelendirme yolu ile kaydedilir.Derecelendirme; bireyde, hangi özelliğin hangi oranda bulunduğunu belirlemeyi amaçlayan ölçek şeklidir. Derecelendirme öznel bir teknik olduğu için uzman olmayan kişilerce uygulandığında yanlış ve olumsuz sonuçlar verebilir. Bu da bireylerin kişiliği ve davranışları hakkında bazı olumsuz tutum ve ön yargılara neden olur.
Derecelendirmede, bireylerin davranış özelliklerinin oranı belirlenir. Bir insanın kendine güveninin çok iyi, iyi, orta, kötü gibi derecelerle belirlenmesi buna örnektir.
Derecelendirmenin başarılı olabilmesi için;
• Derecelendirmeyi yapan kişinin uzman olması,
• Derecelendirmeyi yapan kişinin, derecelenen bireyi iyi tanıması,
• Derecelendirmeye konu olan tek bir özelliğe bakarak kişilik değerlendirmesi yapılmaması,
• Derecelendirmeyi yapan kişinin ölçeği anlaması ve nesnel olması gerekir.

YAZILI TESTLER
Bu testler, temelde bireyin belli durumlardaki tepkilerini ve hislerini bildirdiği bir ankettir. Bu amaçla, kişiliği değerlendirecek olan bireylere çeşitli sorular sorulur. Cevaplar, puanlanarak değerlendirilir. Yazılı testler kişiliğin bir özelliğini ölçmek için hazırlanabildiği gibi birçok özelliği ölçmek için de hazırlanabilir.
Minesota çok yönlü kişilik envanteri
(MMPI) ve Kaliforniya psikolojik envanteri (CPI),günümüzde en çok kullanılan yazılı testlere örnektir.
Yazılı testler, bireyin soruları anlama ve dürüstçe cevap verme istekliliğine olan güvene dayanır. Örneğin, işe girmek için kendisine yazılı test uygulanan bir birey, kendisini iyi göstermek için çoğu zaman sorulara dürüst cevaplar vermeyebilir. Bu da yazılı testlerin güvenilirliğini olumsuz yönde etkiler.

PROJEKTİF TESTLER
Projektif test, bireye istediği gibi cevap verebileceği belirsiz bir uyarıcı sunar. Birey uyarıcı açık olmadığı için kendi kişilik özelliklerini buna yansıtır. Projektif testler, bireye belirsiz bir uyarıcı vererek onun duygularını, düşüncelerini, fikirlerini, cevaplarında yansıtmayı sağlayan testlerdir. Projektif testlerin temel özellikleri şunlardır:
• Dolaylı bir ölçme aracıdır. Birey, verdiği cevapları nasıl değerlendirildiğini bilmez.
• Projektif testlerde cevap özgürlüğü vardır. Birey, kendisine sunulan uyarıcıları, kendine göre değerlendirir ve cevaplar.
• Projektif testlerde uyarıcılar tam olarak belirlenmemiştir. Bireyin bu uyarıcıları kendisinin değerlendirip duygu ve düşüncelerini yansıtacağı düşünülür.
• Projektif testler kişiliği tüm yönleri ile ve bütün olarak değerlendirmeye yönelir.
• Projektif testlerde uyarıcıların belirsiz olması, cevapların değerlendirilmesini, güvenilirliğini ve nesnelliğini zorlaştırır.
Projektif testler uyarıcının çeşidine, testin işlevine ve değerlendirme biçimine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Bunların başlıcaları Rorschach (Roşa) ve TAT öykü tamamlama testleridir.

RORSCHACH TESTİ
Test İsviçreli psikiyatrist Herman Rorschach tarafından geliştirilmiştir. Bu test, oldukça karışık mürekkep lekeleriyle yapılmış 10 karttan oluşur. Mürekkep lekelerinden bazıları renkli, bazıları siyah - beyazdır. Deneğe, belli bir sürede bütün kartlara tek tek bakması ve bunu yorumlaması söylenir. Bu yolla bireyin kendi düşüncelerini yansıtacağı kabul edilir.

TEMATİK ALGI TESTİ
Bu
Test Amerikalı Henry Murray tarafından geliştirilmiştir. Deneğe farklı an*lamlar içerebilen 20 resim gösterilir. Bireyin bunlarla ilgili hikaye anlatması istenir. Bu yolla deneğin kendi kişilik özelliklerini hikayeye yansıtacağı kabul edilir.

KİŞİLİK TESTLERİNİN GENEL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ VE ELEŞTİRİSİ
Kişiliği ölçmek için birçok araç geliştirilmiştir. Ama, kişiliği tüm yönleri ile ölçen eksiksiz bir kişilik testi henüz geliştirilememiştir.
Bu yüzden günümüzde kullanılan ölçme araçlan ile kişiliği tam olarak belirlemek doğru bir hareket değildir. Bu testler, kişilik hakkında ip uçları verebilir ama kesin karara varılması için yeterli değildir.
Görüşme ve dereceleme teknikleri hemen herkes tarafından kullanılabilen, kişiliği her yönü ile bize tanıtan araçlardır. Fakat, iki teknikte sadece genel ölçümler yapılabildiği için güvenilir ve geçerli değildir. Yazılı testlerde birey, kendisi ile ilgili sorulara uygun seçeneği işaretleyerek cevap verir. Kişinin kendi kendini değerlendirmesine dayalı bir teknik olduğu için özneldir. Diğer tekniklere göre daha güvenilir olan projektif testler ise daha çok bireyi rahatsız eden durumları ortaya çıkarmada kullanılır.
Bu nedenlerden dolayı, ister yazılı ister projektif olsun tüm testler, birey hakkında her zaman doğru sonuçlar vermeyebilir. Bu sonuçlar üzerinde yapılan değerlendirmeler, bireyin yanlış yönlendirilmesine neden olur. Bu yüzden bireylerin değerlendirilmesinde kişilik testlerinin başka yöntemlerle destelenmesi gerekir.




Innominate ve Elim Sende Bunu beğendiler.
Đeѕtinα. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 29 Eylül 2012, 02:45   #2 (permalink)
Elim Sende
Misafir Üye
Elim Sende - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
(Mesajlar): n/a
(Konular):
Renkli Para :
Aldığı Beğeni:
Beğendikleri:
Ruh Halim:
Standart

Uzun bir anlatım ama bilgilenmek için faydalı, teşekkürler




Đeѕtinα. Bunu beğendi.
  Alıntı
Reklam Alanı
Alt 29 Eylül 2012, 02:59   #3 (permalink)
Zamansız..


Đeѕtinα. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 11 Ağustos 2011
Nerden: *Şeker Kutusu ~
(Mesajlar): 7.875
(Konular): 1160
Renkli Para : 437176
Aldığı Beğeni: 1051
Beğendikleri: 1249
Ruh Halim: none
Standart

Alıntı:
Elim Sende Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Uzun bir anlatım ama bilgilenmek için faydalı, teşekkürler
Rica ederim. =)




Đeѕtinα. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
insanın kaç kişiliği vardır, kac cesit insan karekterleri vardir, kaç çeşit karakter vardır, karakter ile kişilik arassındaki fark, karakter ile kişilik arasında ki fark, karakter ile kişilik arasındaki fark, karakter kişilik farkı, karakter ve kişil, karakter ve kişilik, karakter ve kişilik arasındaki fark, karakter ve kişilik arasındakı farklar, karekter ile kişiligin farkları, karekter ve kişilik, kişi ve karakter fark, kişilik, kişilik ile karakter arasındaki fark, kişilik karakter arasındaki fark, kişilik karakter ve huya örnek ver, kişilik karakterleri, kişilik nedir karakter nedir, kişilik ve birey arasındaki farklar, kişilik ve karakter, kişilik ve karakter arasındaki fark, kişilik ve karakter arasındaki fark nedir, kişilik ve karakter arasındaki farklar, kişilik ve karakter nedir, nedir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557