Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık > Psikoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Psikoloji Psikoloji hakkındaki tüm bilgileri ve haberleri bu bölümde bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02 Şubat 2013, 22:45   #1 (permalink)
B/aşk'a

Başak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 27 Ekim 2012
Nerden: Aydın
(Mesajlar): 546
(Konular): 237
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 193156
Aldığı Beğeni: 169
Beğendikleri: 166
Ruh Halim: Melek Gibi
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart Öfke Düşman Değil Dostumuzdur

Öfke önemli bir işarettir. Öfke incindiğimizi, haklarımızın çiğnendiğini, gereksinimlerimizin ya da ihtiyaçlarımızın anlaşılmadığını ve doğru bir şekilde karşılanmadığını gösteren bir işarettir.
Öfkemiz bize yaşamımızda önemli olan bir sorunu ihmal ettiğimizi ya da kişiler arası ilişkilerimizde inanç, değer, arzu ya da hırslarımızdan çok şey feda ettiğimizin sınyelini vermekte olabilir. Ya da başa çıkabileceğimizden çok fazlasını yaptığımızı ya da verdiğimizi gösteren bir işaret olabilir. Bazen de tam tersine başkalarının bizim yerimize kendi gelişimimiz ya da yeterliliğimiz pahasına çok fazla şey yaptıklarına dair bir uyarı da olabilir. Aslında öfkenin getirdiği acı benliğimizin bütünlüğünü korumaya yönelik bir işlev görür.
Öfke görünürde hem kişinin kendi kendini hem de başkalarının kişiyi onaylamamasına neden olduğundan genelde korunulmaya çalışılan bir şey olarak algılanır. Oysa öfkemizden kaçmak onu yok saymak ya da bastırmak yerine birşeyler yapmamız gerektiğini gösteren bir rehber olarak yaklaşabiliriz.
Öfke haklı ya da haksız anlamlı yada anlamsız, yararlı ya da yararsız değildir. Öfke sadece vardır. İnsanın olduğu her yerde öfkede vardır. Öfke içimizde hissettiğimiz bir şeydir. Ama herzaman bir nedeni vardır. Herkesin her şeyi hissetmeye hakkı olduğu gibi öfkeyi de deneyimlemeye hakkı vardır. Bu nedenle üzerine düşünmeyi ince bir tahlilden geçirmeyi yani ilgi görmeyi hak eder.
Bu nedenle öfke duyduğumuzda amacımız öfkemizden kurtulmak ya da geçerliliğinden kuşku duymak yerine öfkenin nereden beslendiğini açığa kavuşturmak ve ardında kendi adımıza yeni ve farklı bir eylem benimsemek olmalıdır.
Her şeyde olduğu gibi öfke sözkonusu olunca da madalyonun bir ikinci yüzü daha var. Öfke duymak bir sorunun olduğuna işaret eder. Bu tamam. Ancak öfkeyi kontrolsüz bir şekilde açığa vurmak sorunu çözmeyecektir. Tam tersine öfkeyi kontrolsüz bir şekilde açığa vurmak sorunu çözmekten ziyade ilişkideki eski işlemsiz model ve ilişki kalıplarının korunmasına hatta daha da kökleşmesine ve dolayısı ile değişmenin gerçekleşmemesine yol açabilir. Çünkü öfke patlamaları çift arasında duygusal tansiyonu yükseltir. Duygusal tansiyon bir kez yükselişe geçtiğinde taraflar diğer kişiyi değiştirmek adına genellikle hiçbir yararı olmayan hatta zararlı olan davranışların içine düşerler. Bu nedenle de taraflardan her biri kendi benliğini açığa çıkarma ve değiştirme gücünü ve fırsatını elinden kaçırmış olurlar.
Her şeyi açığa vurma, içe atmanın insanı psikolojik tehlikelerden koruyacağı düsturu her zaman doğru değildir. İlişkilerde öfkemizi kontrolsüz bir şekilde dışarıya vurduğumuz zaman kavga etmemize rağmen sonunda haksızlığa boyun eğmeye devam ediyorsak yakınmalarımıza rağmen kendi umutlarımıza değerlerimize ve potansiyelimize ihanet edecek şekilde yaşıyorsak ya da kişinin depresyon, kendine saygı duymama, kendine ihanet etme ve hatta kendinden nefret etme gibi duygular söylemeye başlaması uzun vadede hemen hemen kaçınılmazdır.Sözün kısası öfkelerini etkin olmayan yollarla ifade edenler sonunda öfkelenmeye hiç cesaret edemeyenler kadar acı çekeceklerdir.
Öfkeyi iki şekilde yanlış yönlendiririz. Birincisi kendimizi iyi insan kategorisine yerleştirip orada pozisyon alırız. Kişi bu pozisyonda ne pahasına olursa olsun öfkeden ve çatışmadan kaçmaya çalışır. Ya da öfkesini denetimsiz bir şekilde dışa vurarak etkinolmayan, yapıcı çözüme ulaştırmayan kavga, suçlama ve yakınma pozisyonuna yerleşir.
Bu iki öfke yönetimi görünüşte birbirinden gece ile gündüz kadar ayrı görünseler de her ikisinin sonucunda da ulaşılan nokta aynıdır. Aslında her ikisi de eski mevcut düzeni korumaya kendi hakkımızda açıklığa kavuşmamıza ve sorumluluk almamıza ve ilişkideki denklemin aynı kalmasına hizmet eder. Evlilik ilişkisinde iyi insan, öfkesini saklayan taraf olarak pozisyon alan kişi,yalnızca öfkesini saklamaz. Öfke ile birlikte açık olmasının diğer insanı huzursuzlaştıracağından ya da aralarındaki farkları ortaya çıkaracağından kuşkulanarak düşündükleri ve hissettikleri hakkında açıkça konuşmaktan da kaçınmış olur. Yani kişisel sorumluluk almamış olur. İlişkideki kişilerden biri yada her ikisi bu şekilde hareketettiğinde açık bir benlik tanımlayamama pahasına öfkeyi ilişkideki sağlıksız uyumu korumaya yöneltmiş oluruz. Bu da kişinin kendi benliği hakkındaki açıklığını yitirmesine neden olur. Bu da kişinin kendi düşünceleri duyguları ve istekleri ile bağlantısının silikleşmesine zemin hazırlar. Paradoks bir şekilde kişi bu şekilde iyi davranmaya devam ettikçe içinde bir öfke ve hiddet deposu oluşur.Kişinin yaşamı idare etmek diğerlerinin duygu ve tepkisinin sorumluluğunu yüklenmek şekline dönüştüğünde kişinin kendi gelişimini sürdürmek ve kendi yaşamına nitelik kazandırmak şeklindeki asıl sorumluluğumuzu feda ettiğimizde ilişkiyi sürdürmek benlik sahibi olmaktan daha önemliymiş gibi geldiğinde öfke kaçınılmaz olarak ilişki sistemine hakim olur.
Böylece insanın kendi benliğine saygısızlık ettiği sürekli bir döngü başlar. Kişi pes ettikçe ve idare ettikçe öfkemizde artar. İçimizdekileri baskı altına aldıkça öfkemizi dışarı vurduğumuzda en sonunda bir patlama olur. Kişi patladığında öfkenin gerçekten mantıksız ve yıkıcı olduğu şeklindeki kokuları da haklı çıkarmış olur. Böylece diğer insanlarda o kişiyi öfkeli, dengesiz olarak tanımlar. Asıl sorunda bastırılmış olur. İlişkideki aynı döngü katmerlenerek devam eder.
Öfkemizi verimsiz bir şekilde açığa vurduğumuzda, sonu olmayan ve bizi aşağıya doğru iten bir davranış döngüsüne sıkışıp kalırız. Öfkelenmemize yol açan bir şey olmasına rağmen şikayetlerimizi açıkça dile getirmezsek diğerlerinin sempatilerini kazanmak yerine anlayışsızlıkla karşılaşabiliriz. Bu da öfkemizive haksızlığa uğramışlık duygumuzu artırmaktan başka işe yaramaz. Gerçek sorunlar hala tanımlamadan kalır.
Kısacası öfkelendiğimizi bilmek vebunu başkalarına da doğru bir şekilde duyurmak bir cesaret edimidir. Sorun,öfkelendiğimizde değil statükoyu korumaktan başka işe yaramayan etkisiz bir kavga, yakınma ve suçlama döngüsüne sıkıştığımızda doğar. Bu durumda farkına varmadan kendi zararımıza başkalarını korumaya başlarız.
Diğer taraftan öfkeli kişi tehdit unsuru olarak görülür. Öfkemiz etkisiz ve açık olmayan yersiz ve denetimsiz birşekilde dile getirmemiz ise sonuçta başkalarını rahatlatabilir. Böylece damgalanmaya hazır hale gelir ve diğerlerine, bizi ciddiye almamaları ve söylediklerimizi dinlememeleri için bahane yaratmış oluruz. Hatta diğerlerinin sakin kalmalarına yardım ederiz. Burada öfke patlamaları diğer kişinin oltadan kurtulmasına kendi sorumluluğundan kaçmasına hizmet eder.
Diğer kişinin inançlarını,duygularını, tepkilerini ve davranışlarını değiştirme çabalarımız sonuç vermeyince hemen eski davranış kalıbımıza dönmeye ve yakındığımız sorunları iyice artırmaktan başka bir işe yaramayan önceden tahmin edilebilen kalıplar içinde tepki vermeye başlayabiliriz. Öfkelendiğimizde duygusallığa kapılarak tepkisel davranma tuzağına düşeriz. Bu başka şekilde davranma seçeneklerimiz elimizden alır. Hatta başka seçenekler olduğunu bile düşünemeyiz. Sonuçta tepki öfkemizi içimize atma modelinde olduğu gibi öfke patlamalarımızda ilişkilerimizdeki eski bildik modelleri korumaktan başka işe yaramaz.
Kısacası öfke patlamaları ve öfke içe atma davranış kalıpları birbirinden çok farklı görünseler bile aslında aynı madalyonun iki yüzünü oluştururlar. Birinde, bir şey söylenip bir şeyler olur diğerinde, söylenmeyip bir şey olmadıktan sonra sonuç yine aynıdır. Sonuçta yaşamımızın niteliği ve yönetimi üzerinde herhangi bir denetimimiz olmadığını acı acı sezinleriz. Önümüzdeki gerçek sorunları açığa çıkarıp ele almayı beceremeyişimiz kendimize duyduğumuz saygıya zarar verir. Ve sonuçta hiç birşey değişmez.
Öfkemizi, kendimizi ve ilişkilerimizi açığa kavuşturup güçlendirmede kullanma konusunda çoğumuz ne yapacağımızı bilemeyiz. Şimdiye kadar bize verilen düsturlar hep öfkeden kaçmaya, öfkeyi tamamen reddetmeye, öfkeyi yanlış hedeflere yöneltmeye ya da öfkeyi kendimize çevirmemize yöneliktir.
Öfkelenmek için bir neden olduğunu reddetmeyi, öfkenin gerçek kaynaklarını görmemeyi ya da öfkeyi aynı durumu korumaktan başka işe yaramayan etkisiz şekillerde açığa vermeyi öğreniriz.
Oysa asıl yapmamız gereken öfkemizi önemli ilişkilerimizde yeni bir konumu açıklığa kavuşturma ve pratiğe geçirme amacıyla bir rehber olarak kullanmaya başlamak ve bu konuda olumlu yaşam deneyimleri kazanmak ve biriktirmek için kullanmalıyız.
Öfkemizi en yakın ve en zorlu ilişkilerimizde, tıkanmışlıktan kurtulmak için kullanmayı öğrendiğimizde hayatımızda denetim ve dolayısı ilehuzur sağlamaya başlayacağız. Çünkü yakın ailemizin üyeleri ile aramızdaki sorunların ele alınmayışı diğer ilişkilerimizdeki yangınların daha da körüklenmesine yol açar.
Öfke konusu yaşamımızın tüm yönleriile ilgili olmasına rağmen bu yazıda vurgu aile ilişkileri üzerine yapılmıştır.Çünkü yaşamımızdaki en etkili ve en zorlu ilişkiler aile ilişkileridir.
En büyük öfkelerimizi ve aynı şekilde en büyük sevgilerimizi kız evlat, kız kardeş, sevgili, eş ya da anne rolleri içinde yaşarız.
Bu ilişki içinde yakınlık tıkanmaya yol açabilir. Ve işleri değiştirme çabalarımız aynı durumun kötüleşerek devam etmesinden başka bir şeye yaramaz.
Öfkeyi ilişkilerimizde olumlu birdeğişim ve etkileşim yaratma amacı olarak kullanma yeteneğini geliştirme, zorama çok zor bir süreçtir. İlişkilerin nasıl işlediği konusunda daha kapsamlı bir anlayış ve bilgiye ulaşmamızı gerektirir. Öfkeyi karşımızdaki kişiyi suçlamak yerine ilişki modellerini değiştirmek için bir başlangıç noktası olarak kullanmayı öğrenmemizi gerektir.Bunu başarabilmek öfkemiz konusunda bilinçli bir şekilde çaba sarfetmek durumundayız.
Bunlardan birincisi: öfkemizin gerçek kaynaklarına kilitlenmeyi ve nerede durduğumuzu açıklığa kavuşturmayı öğrenebiliriz. Bu durumda beni öfkelendiren şey ne? Burada asıl sorun ne? Nedüşünüyor ve ne hissediyorum? Ulaşmak istediğim şey ne? Kimler nelerden sorumlu? Değiştirmek istediğim şey ne? Yapacağım ve yapamayacağım şeyler neler?Bu soruları cevapladığımızda verdiğimiz savaşın ne hakkında olduğunu farkederiz.
İkincisi: İletişim becerilerini öğrenmeliyiz.
Üçüncüsü: verimsiz etkileşim maddelerini gözleyip onlara müdahale etmeyi ve değiştirmeyi öğrenebiliriz.
Dördüncüsü: Kendi içimizdeki direnişleri diğerlerinin eskisi gibi ol çağrılarına uygun adımlarla yaklaşmayı öğrenebiliriz.

Güldane KAVGACI





Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata..
Varsın yara içinde kalsın dizlerim, Yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.

Başak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
değil, dostumuzdur, düşman, öfke


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557