Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık > Psikoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Psikoloji Psikoloji hakkındaki tüm bilgileri ve haberleri bu bölümde bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Şubat 2013, 21:29   #101 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Manipülasyon


Manipülasyon geniş kitlelerde 'şartlandırma' (Pavlov'un şartlı refleksi anlamında) ile karıştırılan bir kavramdır. Manipülasyon şartlandırmadan farklıdır ve psikolojik teknikler kullanarak hedef kişi ya da kitlede davranış veya kanaat değişikliği yaratmayı içermektedir. Manipülasyon teriminin günlük yaşamda kişiler arası ilişkiler alanında (davranış değişikliği) ve iletişim alanında (kanaat değişikliği) iki farklı kullanımını ayırdetmek mümkündür.

1. Sosyal psikologlar günlük yaşamda diğerlerinden istendik davranışlar elde etmenin iki yolu üzerinde durmaktadırlar. Bunlardan birisi güç öbürü manipülasyondur. Güç kullanımı tanımı gereği güce sahip olmayı içerdiğinden herkes için geçerli değildir. Güce sahip olmayanlar argümantasyon ve cazibe kullanma gibi bazı özel yetenek gerektiren yan yollar dışında ancak manipülasyon yoluyla bunu gerçekleştirmektedirler.

Manipülasyon diğer bir insandan doğrudan yollardan elde edilemeyecek bir şeyi elde etmek için dolaylı teknikler kullanmaktır. Bu teknikler insanların kendiliğinden yapmayacakları bir şeyi tamamen özgür bir şekilde yapmalarını sağlamaktadır. Manipülasyonda serbest seçimde bulunmaya dayalı özgürlük duygusu ve hatta özgürlük illüzyonu büyük önem taşımaktadır. Zira özgürce razı olmak zorlamasız itaat etmek manipülasyonunun temel karakteristiğidir.

Sosyal psikologların üzerinde çalıştıkları manipülasyon teknikleri arasında en tanınmışı 'el alıp kol kapma tekniği' (foot-in-the-door; kapıya ayak koyma tekniği) (Freedman ve Frazer 1966) oltaya takma (law-ball) tekniği (Cialdini ve ark. 1978) yüzüne kapıyı çarpma (door-in-the-face) tekniği (Cialdini ve ark. 1975) ve bunların çeşitli versiyonları (açık ve zımni tarzlar klasik ve yeni tarzlar vb.) sayılabilir.

2. Manipülasyon dar anlamında ve iletişim alanında enformasyon çarpıtmayı ifade etmektedir. Enformasyonun manipülasyonu büyük Ölçüde propagandanın enformasyon olarak enformasyonun da objektif olarak sunulmasına dayanmaktadır.


Umberto Eco İtalyan TV'sine karşı polemiğinde politik enformasyonun manipülasyonu konusunda esprili bir şekilde çeşitli kurallar önermektedir: Emin değilseniz susun (rahatsız edici enformasyonları atmak) uygun olmayan haberi beklenmediği yere koyun (haberi seyircinin dikkat edemeyeceği tarzda vermek) ekonomik veya sosyolojik jargon kullanın (nezle demek yerine coriza sub-fertile demek) bir haberi bütünüyle vermek için gündüz yazılı basının tam olarak vermesini bekleyin hükümet riske girmeden siz de girmeyin (iktidara boyun eğme) ve daima bir bakanın demecini belirtin önemli şeyler eğer yabancı ülkelerde olmuşsa Detaylı bir şekilde gösterin önemli haberleri görüntüsüz söyleyip geçin önemsiz şeylerin görüntülerini gösterin vb.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:30   #102 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Mesaj


Mesaj bir iletişim olayında bir noktadan diğerine (vericiden alıcıya) iletilen enformasyon olarak tanımlanabilir. Mesaj genel olarak bir repertuvardan hareketle ve belirli bir koda göre düzenlenmiş bir işaretler bütünüdür. Verici alıcı kanal kod ve repertuvardan oluşan bir iletişim sisteminin hareketli öğesidir.


Moles mesajları semantik mesajlar (denotatif) ve estetik mesajlar (konotatif) olmak üzere iki gruba ayırmaktadır. Ayrıca mesajların birbirinden anlaşılabilirlik artıktık (redundancy) yani öğelerin yinelenme oranı yenilik ya da orijinallik gibi çeşitli kriterlere göre ayırdedilerek tanımlanabileceğini öne sürmektedir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:30   #103 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Minimax İlkesi


Sosyal ilişkileri bir alışveriş gibi kavramsallaştıran bazı teorisyenlere (Thibaut ve Kelley Homans Foa vb.) göre diğeri hakkındaki duygularımız onunla ilişkiden elde edilen kazançlara bağlıdır. İlişkinin kazancı alınan ödüller (maddî kazanç statü ve prestij korunma ve güven duygusu şefkat ve sevgi vb.) ile ödenen pahalar (maddî bedel zaman enerji psikolojik paha ve stres vb.) arası fark şeklinde ifade edilebilir.


Söz konusu teorisyenlere göre insanlar genel olarak kazançlarını maksimum bedelleri minimum kılmak isterler. Ancak bu minimal strateji bir ilişki iki taraf için de doyum sağlayıcı olacak şekilde sosyal norm ve kurallar tarafından dengelenir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 08 Şubat 2013, 21:30   #104 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Model


Model istatistiksel anlamda bir şeyin ya da bir sürecin maddi veya sözel temsilidir. Bu temsil genelde mantıksal veya matematiksel bir ifadedir. Modelde temsil edilen veri veya değişkenlerin modelin yansıttığı teori veya hipoteze uygun ilişkiler göstermesi beklenir.

Model kavramı gelişimsel anlamda ise çocuk veya yetişkinlerin davranışlarında örnek aldığı bir başka kişiyi ya da referansı ifade etmektedir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:30   #105 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Moral Kariyer



Moral kariyer terimi Goffman tarafından toplum içinde bireyin davranışlarının sürekli olarak diğerleri tarafından yargılandığına işaret etmek için kullanılmıştır. Moral kariyer kavramı insanın sosyal yaşamının moral bir kariyer gibi görülebileceğini ifade etmektedir.






Moral Taciz


İş yaşamı sorunlarına ilişkin literatürde son yıllarda ortaya çıkan moral taciz kavramı (mobbing) çalışanların iş yerinde maruz kaldıkları moral eziyeti ifade etmektedir. Moral taciz boyutları giderek artan önemli bir iş yaşamı sorunu hatta gözlemcilere göre gerçek bir sosyal patoloji niteliği taşıyor; bir epidemi gibi yaygın ve iş yerlerinin günlük sinsi şiddeti olan moral taciz kendine özgü nedenleri semptomları ve biçimleriyle bir 'iş terörü' oluşturuyor.

Bu nedenle moral taciz konusunda son yıllarda birbiri ardısıra kongreler uzman toplantıları düzenleniyor; iş müfettişleri iş hekimleri psikologlar psikoterapistler tarafından inceleniyor; internet siteleri tartışma platformları kuruluyor.

Araştırmalara göre (Batı toplumları söz konusu) çalışanların yaklaşık % 10'luk dilimi moral tacize uğramaktadır. Tacize en çok maruz kalanlar kariyerlerinin ortasındaki kadınlardır. 40 yaşını geçmiş yalnız yaşayan ve işine çok angaje olanlar moral tacizin ideal hedefleri olarak görünmektedir. Fakat iş yerinde kıskanılan parlak başarılı ve güçlü kişiler de moral tacizin hedefi olabilmektedir.

Moral tacizin nedenleri arasında en çok kâr/kazanç yasası anılmaktadır. Zaman içinde işyeri koşullarının değişmesi yüksek verimlilik ve rekabet arayışı özerkliğin artışı gibi hususlar işsizlik bağlamında çalışanlar üstündeki baskıyı artırmaktadır.

Çalışanları koruyucu yasal mevzuatın işten çıkarmaları zorlaştırması karşısında yöneticiler çalışanları baskı ve moral taciz yoluyla uzaklaştırmaya yönelmektedir. İkinci olarak işyerlerindeki kendi kabuklarından memnun olmayan küçük şeflerin sapık (pervers) eğilimleri önemli bir moral taciz kaynağı oluşturmaktadır.

İnsanın iş anlayışı ve işiyle ilişkisindeki değişiklikler de bunda önemli bir rol oynamaktadır. Legeron'a (2001) göre eskiden insanlar ekmeğini geçimini fabrikada kazanıyordu ve 'ağzım kapatıyordu'. Şimdi insanın evliliğinde ailesinde işinde gelişmesi serpilmesi istenmekte; öz saygı yüceltilmekte ve otoriteye iş kontratıyla ilgili itaat ilişkilerine katlanmak zorlaşmaktadır.

Ayrıca geçen yüzyılda iş koşullan şimdikinden çok daha kötü olmakla birlikte çalışanlar arasında bir sınıf dayanışmasının olduğu; tacize eziyete maruz kalanlarda 'diğerleriyle aynı gemide olma duygusu'nun bulunduğu ve sendikaların da kendi rollerini oynadığı ve bütün bunların sonucunda tacizin aynı şekilde algılanmadığına ya da tacize daha kolay tahammül edildiğine işaret edilmektedir (Muller 2002).

Moral taciz kendini farklı biçimlerde göstermektedir: Binlerce ücretli iş hekimine iş müfettişine sendikalara gelerek iş yeri koşullarına dayanamadıklarını söylüyorlar. Belirtilen taciz şekilleri geniş bir yelpaze oluşturuyor: Aşağılanma hakaret iğneleme zam veya izin verilmemesi keyfi olarak çalışma saatlerinin değiştirilmesi yapılan işin beğenilmemesi sürekli hata veya eksik aranması bir kenara itilip bırakılma ilgisizlik dışlanma soyutlanma vb.


Sorunun artan önemi iş yasalarına moral tacize ilişkin özel hükümler konmasına yol açıyor. Yasal mevzuatta moral taciz işyerinde iş koşullarının çalışanların haklarına ve onuruna zarar verecek fiziksel veya zihinsel sağlığını bozacak veya mesleki geleceğini riske sokacak şekilde bozulmasına yol açan uygulamalar olarak nitelendirilmekte ve çeşitli cezalar öngörülmektedir. Üstelik işverenler de iş yerinde olan bitenden sorumlu tutulmakta ve moral taciz olmamasına dikkat etmekle yükümlü sayılmaktadır.







Motivasyon


Motivasyon bireyi belirli bir davranışa angaje olmaya veya yapmaya sevkeden güçler bütünü olarak tanımlanabilir. Bu güçler iç kaynaklı (bilişsel duygusal) veya dış kaynaklı (çevresel) olabilir. Bir işi veya davranışı yapmaktan haz alma; bir işi sonuçlandırmak veya tamamlamaktan kaynaklanan başarı duygusu iç kaynaklı motivasyonlara örnektirler; iş veya davranışa verilen ücret maddi kazanç ve benzeri ödüller iş veya davranışın sonucunda elde edilen kazanç veya avantajlar (statüsünü koruma yükseltme; olası ceza veya kayıplardan kurtulma) dış kaynaklı motivasyonlardır.

Bazı yazarlar içsel faktörleri ihtiyaçlar veya motifler olarak nitelendirmekte dışsal faktörleri ise birey belirli bir yönde davranmaya veya bir şey yapmaya zorlandığında söz konusu etmektedirler.

Motivasyon kavramı oldukça karmaşık bir kavramdır ve her tanım eksik yanlar taşır. Genel olarak bireyi belirti amaçlara doğru yönelten veya belirli davranışları yapmaya doğru güdüleyen bir psikolojik faktör olan motivasyon organizmayı harekete geçiren bir değişikliği ya da gerilimi ifade eder; organizmanın gerili TU bu gerilimi sona erdirecek davranışların yapılmasıyla sona erer. Dolayısıyla motivasyon bireyleri belirli bir yönde davranmaya sevkeden içselleştirilmiş bir olgu (ihtiyaçlar arzular amaçlar) gibi görünmektedir






Motor Öğrenme


Basit edimsel öğrenme belli bir amaca varmak için ne yapılması gerektiğinin öğrenilmesidir. Bazen psikomotor öğrenme de denen motor öğrenmede (motor learning) söz konusu olan ise bir şeyin nasıl daha iyi yapılacağıdır Gündelik hayat motor öğrenme gerektiren faaliyetlerle doludur. Bunlar arasında çatal-kaşıkla yemek yemeyi konuşmayı yazı yazmayı araba kullanmayı topu hedefe atmayı bir müzik aletini çalmayı sayabiliriz. Bütün bu becerilerde bireyin davrananlarını hızlı ve doğru olarak yapabilmesi için alıştırma gereklidir.

Motor öğrenmede de uyarıcılar ayırdetmenin öğrenilmesinde olduğu kadar önemlidir; fakat burada durum biraz farklıdır. Örneğin iyi bir golf oyuncusunun güzel bir vuruş yapabilmek için belirli bir uyarıcı durumuna gereksinimi vardır: bileğinde ve bacaklarında belli bir duygunun olması bakışlarının topun üzerinde yoğunlaşması sopasını kaldırırken omuzlarından ve kollarından dönüt (feedback) uyarıcılarının gelmesi gerekir. Piyanistler ve daktilo yazanlar da "herşeyin yolunda olduğu" duygusunu veren belli bir pozisyona girmedikçe işlerini yapamazlar.

Diğer bir deyişle motor becerilerde çevre bedensel iç uyarıcılar ve yapılacak iş arasında bir eşgüdüm (coordmation) söz konusudur. Ancak motor öğrenmelerde üzerinde daha çok durulan şey devranımın yapılış tarzıdır. Motor öğrenme genellikle davranımın yapılmasındaki hız ve hatasızlıkla ölçülür örneğin daktilo sınavlarında hız değerlendirilirken hatalar da hesaba katılır. Daktilo öğrenen bir kimsenin bu şekilde elde edilen günlük test puanları bir grafikle gösterilecek olursa elde edilen eğrinin tipik bir koşullanma eğrisine benzediği görülür. Yani eğri önceleri hızlı ilerleme olduğu sıralarda hayli diktir; kişi ustalığa yaklaştıkça yatıklaşır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:31   #106 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Motus Etkisi


Motus etkisi enformasyon iletiminde olumsuz haberlerin olumlulara kıyasla daha yavaş iletilmesini ifade etmektedir. Araştırmalara göre insanlar başkalarıyla ilgili kötü haberleri onlara nakletmede isteksiz davranmaktadırlar ve bunun ilgili kişinin düşmanlığını üstüne çekme kaygısından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu kaygının haklılığını gösteren bazı tarihsel olayların bulunduğu bilinmektedir.


Nitekim tarihte pekçok hükümdar veya imparator kendilerine kötü haber getiren elçileri hapse attırmış veya öldürtmüştür. Öte yandan kötü haber verme durumunda olanın empatisinin de onu kötü haber vermekten alıkoyması mümkündür (Gergen 1982).





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:31   #107 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Nesne Algılama


Tüm algılardaki çarpıcı gerçek ilgili sürecin duyusal bilgiyi daima nesneler'e (object) dönüştürmesidir (to convert). Büyük ve kırmızı bir imge (image) ahır olarak görülür. Kolun üzerinden gelen bir dizi basınç duyumu sürünen bir böcek olarak algılanır. Uzaktan gelen sirene benzer ses yaklaşan bir cankurtaran olarak işitilir. Görüldüğü gibi insanlar sadece duyum ve uyarıcı toplulukları değil bilakis devamlı olarak nesne algılarlar.

Nesne algılanması (object perception) kısmen öğrenmeye dayanır. Kişinin nesneleri isimlendirebilmesi ve bunların işlevlerini belirtebilmesi kuşkusuz ki öğrenilir. Ancak öğrenmenin yanı sıra uyarıcıların nesnelere örgütlenmesi şeklindeki temel eğilim (tendency) insanların duyu organları ve sinir sistemlerinin doğuştan gelen (innate) bir özelliğidir. Nesne algılanmasını içeren bu doğal yeteneğe (ability) ilişkin etkenler (factor) örgütleyici eğilimler (organizing tendencies) olarak adlandırılmıştır.

Şekil-Zemin Algısı

insanların nesne algılamalarındaki başlıca örgütleyici eğilim şekil (figüre) ve zeminin (ground) birbirlerinden ayrılmasına ilişkindir. Bu eğilim nesnelerin zemine göre göze çarpmalarına zeminden doğru sivriliyormuş gibi görülmelerine neden olur. Resimler duvarın üzerinde asılıdır kelimeler de sayfanın üzerinde yer alır. Bu örneklerde şekil resim ve kelimeler; zemin ise duvar ve sayfadır. Şekil 1'iin solundaki resme baktığınızda; buradaki siyah alan daha önce gördüğünüz belirli bir cisme benzemese bile siz onu otomatik olarak cisim gibi görürsünüz. Sağdaki resme baktığınızda ise ya birbirine yakın iki yüz veya bir vazo görürsünüz iki cisimden herhangi birinin algılanabileceği bu tür resimlerden farklı algılanabilir şekiller (reversible figures) olarak söz edilir. Buradaki önemli nokta; elinizde olmaksızın bir cisim yani bir zemin üzerinde şekil görüyor olmanızdır.




Şekil 1 Sol: Siyah alan otomatik olarak zemin üzerindeki şekil düzeninde algılanır. Sağ : Bazen şekillerden biri bazen de diğeri zemin haline gelmektedir.

Şekil-zemin ilişkilerinin algılanması görmenin dışındaki diğer duyumlar için de geçerlidir. Bir senfoni dinlenirken melodi veya tema şekil olarak algılanır; akortlar ise zemini oluşturur. "Rock" müziğinde gitarist tekrarlanan akortları zemin olarak kullanır; bir ölçüde değişkenliğe sahip olan şarkı ise bu zemine göre şekildir. Kolun derisinden gelen gıdıklanma duyumu kolun üzerinde sürünen bir böcek olarak algılanır. Bu örnekler şekil-zemin ilişkisi algılama eğiliminin bütün algı türlerine yaygın bir özellik olduğunu göstermektedir.

Gruplama

Nesne algılamadaki bir diğer örgütleyici eğilim uyarıcıların bir örüntüye (pattern) gruplanmasıdır (grouping). Gruplamada ilgili ortamdaki çeşitli ipuçlarından (cue) yararlanılır. Örneğin Şekil 2'nin a kısmını üç çift çizgi olarak görürsünüz. Buradaki ipucu bir çizginin diğerine olan yakınlığı'dır (proximity). Şeklin b kısmında ise biri diğerinin üzerinde iki üçgen görüyor olabilirsiniz. Bu durumda birbirine benzeyen maddeleri (item) kendi içlerinde gruplamaktasınız (similarity). Aksi takdirde c'deki gibi altı köşeli bir yıldız görürdünüz. Benzerliğe göre gruplama şeklin d kısmında da görülmektedir. Çoğu insanlar x'leri ve noktaları kendi içlerinde birbirlerine yakın ve noktaları da x'lerden fazlaca bir aralıkla ayrılmış olarak algılarlar.



Şekil 2 Görmede algısal gruplamaya örnekler

Ancak gruplamada her zaman benzerlik esas alınmaz. Şekil 2'nin e kısmının .altı köşeli bir yıldız olarak görülmesi biri noktalardan diğeri dairelerden meydana gelen iki ayrı şekil olarak görülmesinden daha kolaydır. Bu durumda benzerlik bir diğer kuvvetli gruplama eğilimi olan dengeli ve bakışık (symmetric) şekil oluşturma alışkanlığım (habit) içeren bakışım (symmetry) ile yarışma halindedir. Son olarak gruplama kısmında gösterildiği gibi devamlılık (continuity) temeline göre de olabilir. Bu eğilim kavisli bir çizgiyi kavisli bir yolda düz çizgiyi ise düz bir yolda devam ediyor olarak görmenizi sağlar. Buna göre f kısmında üç şekil görebilirsiniz: düz bir çizgi bir yarım daire ve bir kırıklı çizgi. Düz çizgiyi kesişme noktalarından birinde aniden kavisli bir hal alıyor olarak görmeniz ancak özel bir çabayla mümkün olacaktır.

Tamamlama

Psikologların nesne algılanması konusunda keşfettikleri birkaç örgütleyici süreç daha vardır. Bunlardan biri olan tamamlama (closure) eğilimi insanların görsel dünyalarını uyarımdaki boşlukları doldurarak örgütlemelerine ve böylece de kopuk parçalar yerine bütün bir nesne algılamalarına yol açar. Şekil 2'nin b c ve e kısımlarının algılanmasında böyle bir eğilim söz konusudur. Aynı eğilim Şekil 3'te üstteki ve ortadaki şekillerin sırasıyla daire ve kare olarak algılanmalarına yol açar. Alttaki şekli de yine kopuk çizgiler yerine bir nesne olarak görürüz. Çoğu insanlar bu şekli at üstünde bir adam olarak görürler.



Şekil 3 Algısal tamamlama boşlukları doldurur: Nesne bütünüyle mevcut olmayabilir ama biz yine de onu tamam olarak algılama eğilimi gösteririz.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:33   #108 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Newcomb Paradoksu


İnsan ilişkileri çerçevesinde Palo Alto Ekolü mensuplarından Watzlawick tarafından işlenen Newcomb paradoksu mükemmel bir öngörünün mümkün olup olamayacağı tartışmalarında ortaya çıkan bir paradokstur.

Bu paradoksa göre belirli bir durumun aktörleri (ekonomistler vs) kendilerini az ya da çok bildikleri bir geleceğe göre ayarlamak istediklerinde bu geleceği bir veri olarak alırlar; oysa bu geleceği belirleyen onlardır. Bir başka deyişle aktörler bizzat kendilerinin tasarladıkları kendilerinden dışa yansıttıkları bir geleceği işaret noktası olarak almaktadırlar (Bootstrapping olgusu).

Newcomb problemi şu şekilde özetlenebilir: İki kutu alalım; bunlardan birinde 1000$ var ikincisinde ise ya 1000000$ var ya da hiç bir şey yok. Siz oyuncusunuz ve iki seçeneğiniz var: Bunlardan a1 iki kutuyu birden almak; a2 ise ikinci kutuyu tercih etmek. Senaryoya göre oyunda sizden başka geleceği öngören bir Kâhin (veya Kader) var.

Bildiğiniz kadarıyla bu Kâhin o ana kadar sizin ve başkalarının seçimlerini öngörme konusunda hiç yanılmadı. Bu oyunda Kâhin siz birinci seçeneği (a1) seçerseniz Kâhin bunu öngörecektir ve ikinci kutuyu boş bırakacaktır ve bu durumda sadece 1000$'ınız olacaktır. İkinci seçeneği (a2) seçerseniz Kâhin bunu da öngörmüş olacaktır ve ikinci kutu içine 1000000$ koyacaktır. Siz de bunları biliyorsunuz ve Kahin'in öngörme kapasitesine inancınız tam. Ne yaparsınız?

Burada iki bakış açısı mümkün. Birincisine göre a2'yi seçmek gerekir; zira a1'i seçerseniz Kâhin bunu öngörmüş olacaktır ve ikinci kutuyu boş bırakacaktır; bu durumda garantili 1000000$ (a2'yi seçmek) yerine sadece 1000$'ınız olacaktır.

İkinci bir bakış açısı da makul görünüyor ve bu paradoksun kaynağını oluşturuyor. Buna göre siz tercihinizi yaparken ikinci kutuda bir milyon dolar zaten ya var ya yoktur. Bu durumda iki kutuyu birlikte alırsanız ikinci kutu ister boş ister dolu olsun iki duruma göre de bin dolar daha fazla kazanacaksınız. Eğer iki kutu da doluysa a1'i seçmekle 1001000$; a2'yi seçmekle sadece 1000$ kazanırsınız.


Bu iki argümantasyon tarzı iki farklı zaman kavramına dayanmaktadır. Birinci görüştekilere göre iki olay (sizin tercihiniz ve Kâhin'in parayı koyup koymaması) nedensellik planında birbirinden bağımsızdır aralarında sadece olasılıksal bir ilişki vardır. Bu tersine çevrilebilir bir zaman anlayışı içerir ve burada geçerli değildir. Newcomb problemi aşağıda görüldüğü gibi tutuklular ikilemine benzetilebilir.

Ego açısından bakıldığında oyun şu şekilde görünmektedir:

1. a1 oynadığımda en azından 1000$'ın olur.
2. 1001000$ kazanabilirim ama bu nedensel olarak bana bağlı değil.
3. 1000000$ kazanabilirini ama sadece 1000$'dan vazgeçersem 3'. Veya 1001000$ kazanabilirim ama eğer Kâhin benim 1000$'dan vazgeçeceğimi öngörürse.

Burada Kâhin yerine bir başka oyuncu konması düşünüldüğünde oyun tutuklular ikilemine dönüşür. Bu nedenle problemi analiz eden Lewis iki kutuyu da almak gerektiğini savunur (Dupuy 1992). Bazıları ise Kâhin'in öngörüsüne güvenmek ve bu nedenle de sadece ikinci kutuyu almak gerektiğini öne sürer; ama bu tutuklular ikilemindeki işbirliği seçeneğinden farklı bir şey değildir.

Lewis'e göre bu davranış irrasyoneldir; tutuklular ikileminde de görüldüğü üzere bu davranışın rasyonel bir nitelik taşıması için bizim eylemimizle diğer oyuncunun eylemi arasında sadece olasılıksal değil aynı zamanda nedensel bir bağ olması gerekir. Newcomb probleminde de durum aynıdır.

Dupuy'a göre eğer gelecekten bu ana gelerek yani bir amaca yönelik olarak düşünülürse ikinci kutuyu almak gerekir; ama eğer aksi halde yani eylem zamanında kalırsak iki kutuyu da almak gerekir.

Harvard Üniversitesi'nden filozof Nozick'in "bu paradoksa ilişkin analizlerini temel alan Watzlawick'e göre ise paradoksu dostlarınız veya öğrenciler üzerinde denerseniz iki gruba ayrılacaklardır. Kendi bakış açınızın doğruluğunu tekrarlamak sorunu çözmemektedir.

Watzlawick'e göre sorun bizim gerçekliğimizin bir düzeninin olup olmadığında düğümlenmektedir. Bunun üç mümkün cevabı vardır:

Birinci cevaba göre; bu gerçekliğin hiçbir düzeni yoktur gerçeklik aynı Ölçüde düzen ve kaostur yaşamımız ise psikotik bir kabustur. İkincisine göre; biz varoluşsal eksik bilgi (disinformation) durumumuzu bir düzen yaratarak telafi ederiz; bu düzeni bizim icat ettiğimizi unutur ve 'gerçeklik' olarak niteleriz.

Üçüncüsüne göre; bağımlı olduğumuz ama bizden bağımsız olan bir üst gücün yarattığı bir düzen vardır ve bu üst güçle iletişim kurmak insan için en önemli amaçtır. İnsanların çoğu birinci olasılığı dikkate almazlar. Ama hiç kimse diğer iki şıktan birini veya diğerini belirsiz veya bilinçdışı bir şekilde de olsa dikkate almaktan kaçınamaz.

Newcomb paradoksu bu hususla ilgilidir: Ya III. şıkkın tanımladığı gibi gerçekliğin kesinlikle ve kaçınılmaz bir şekilde düzenlendiğine inanırsınız ve sadece ikinci kutuyu alırsınız; veya önceden belirlenmeyi kabul etmeyip II. şıkkı benimsersiniz 'a posteriori nedensellik' (gelecek olayların anı ve geçmişi belirlemesi) olmadığını düşünürsünüz ve iki kutuyu birden alırsınız. Sorun bir bakıma özgür irade ve determinizm sorunsalına göndermektedir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 08 Şubat 2013, 21:33   #109 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

NLP


Nöro-lengüistik programlama ya da kısa ifadesiyle NLP bir iletişim ve kişisel değişim tekniğidir. Teorik temellerini davranış terapileri iletişim teorileri ve Milton Erikson'un hipnoz anlayışında bulan NLP'nin bazı görüşleri son yıllarda popüler bir hale gelmiştir.

Örneğin bireylerin iletişim tarzlarının farklı olduğu bazılarının görsel bazılarının işitsel diğer bazılarının da kinestezik olduğu şeklindeki görüşler.





Nominalizm


Sosyal psikoloji vokabülerinde nominalizm sağduyu psikolojisi çerçevesinde insanların şeyleri adlandırmayı onları anlama veya onlara hakim olmakla eşdeğer görmeleri eğilimini ifade etmektedir.





Norm


Norm bireyin yetenekleri davranışları ve görüşleri konusunda referans aldığı standarttır. Sosyal normlar grup içinde model veya kural olarak dikkate alınması istenen şeylerdir.

Sosyal normlar örtük (implicit) olabildikleri gibi açık seçik bir şekilde vazedilmiş de olabilirler. Grup üyeleri grup normlarına uyma yönünde bir eğilim gösterirler; bu eğilim belirsizliği gidermeye yönelik bir enformatif etkiden veya ödül-ceza mekanizmalarına bağlı bir normatif etkiden (grup baskısı) kaynaklanabilir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:33   #110 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Ortak Bilgi


David K. Lewis (1969 1983) tarafından Convention adlı kitabında ortaya atılan ortak bilgi (common knowledge) kavramı oyun teorisini takip eden dil tartışmalarının odak noktasında yer alan kavramlardandır. Bu kavram daha sonra oyun teorisyeni Aumann tarafından matematikleştirilmiş ve Dupuy tarafından metodolojik bireycilik ve rasyonellik paradigması tartışmalarında kullanılmıştır.

Lewis Convention'da şu analizi yapar. Kullandığımız dilin (İngilizce Türkçe) uzlaşmasal olduğunu söyleriz. Bunu gösteren ile gösterilen arasındaki bağın keyfi olduğu şeklinde de ifade edebiliriz. Ancak bu görüş şöyle bir engelle karşı karşıyadır. Dil açık seçik (explicii) bir anlaşmadan bir sosyal kontrattan kaynaklanamaz çünkü bunların kendisi dilin önceden var olmasını gerektirir.

Bu durumda örtük (implicit) bir anlaşmadan ifade edilmemiş bir uzlaşmadan söz edilebilir. Lewis dili içine nüfuz edilmez kolektif bilinçaltı özerk sembolik bir yapı gibi gören yapısalcıların aksine anlaşılabilir rasyonel kılmaya çalışmaktadır ve bir bakıma ekonomistler gibi rasyonellik paradigmasını temellendirmek istemektedir. Bir halkın belirli bir dili uzlaşma sayesinde kullandığının temellendirilmesi bu rasyonelliği kısmen kanıtlamış olacaktır.

Bunun için hareket noktası olarak Schelling'in The Strategy of Coflict (1960) adlı eserinde ele aldığı oyunda işbirliği ya da eşgüdüm (coordination) kavramım alır. Çatışmaya dayalı oyunlardan farklı bir tür oluşturan bu oyun tipi basitliği nedeniyle matematikçilerin ilgisini çekmemiş de olsa formel basitliğinin arkasında son derece büyük bir bilişsel karmaşıklık taşımaktadır.

Bu oyun tipi oyuncuların çıkarlarının uyuştuğu ve dolayısıyla birbiriyle eşgüdümü ahengi sağlamalarının yeterli olacağı bir oyun tipidir; örneğin iki oyuncu varsa her ikisinin de a veya b oynamalarının gerektiği diğer durumlarda kazanç ve kayıplarının sıfır olduğu bir oyun tipidir.

Bu durum büyük bir mağazada birbirini kaybeden ve bulmaya çalışan eşlerin durumuyla somutlaştırılabilir. Eşlerden her biri apaçık bir buluşma noktası düşünür ama bu türden pek çok nokta vardır. Burada sorun (kadın açısından baktığımızda) diğerinin (kocanın) basitçe ne yapacağını öngörmek değildir.

Zira onun (kadının) davranışı kocanın da kendisini örtün (kadının) yerine koyarak ne düşüneceğini kestirmeye yani bizzat kocası hakkında öngördüğü davranış şekline bağlıdır. Burada her ikisi için de aynı şey yani diğerinin yerine kendini koymak söz konusudur. Böylece iki kişi arasında yansımalı bir düşünce oluşmakta ve bu ortak bilgiye götürmektedir.

Bu şekilde akıl yürütme sınırsız bir zincir halinde uzaması ve teorik boşluk içermesine rağmen pratikte eşlerin bilişsel performansları sayesinde çözülmektedir. Her biri diğeriyle eşgüdüm sağlamaya çalışmakta çünkü diğerinin de onunla eşgüdüm aradığını bilmektedir. Burada yansımalı düşünce istikrarı getirmektedir. Eşlerden her biri küçük işaretler ip uçları arayarak diğerinin onun ne düşündüğünü kestirmeye çalışmaktadır.

Lewis bu örtük anlaşma sezgisel uzlaşma fikrini ele alarak işler. Ona göre örtük uzlaşma eşgüdüm sorununun çözümüdür. Uzlaşmanın doğası ortak bilgi olmasıdır. Daha açıkçası bir uzlaşma belirli bir P popülasyonunda altı koşul içeren bir inanç veya davranış düzenliliğidir (R; regularity).

1) Herkes R'ye uyar
2) Her kişi diğerlerinin R'ye uyduğunu bilir

3) Bunun böyle olması her bir kişiye kendisinin de R'ye uyması için nihai ve kesin bir sebep sağlar
4) Herkes R'ye (daha zayıf bir uyma yerine ve özellikle de biri hariç hepsinin uyması yerine) genel bir konformitenin olmasını tercih eder
5) R son iki koşulu yerine getiren mümkün tek düzenlilik değildir en azından bir seçenek düzenlilik R' daha vardır (bu koşul R'nin uzlaşmasal olduğunun göstergesidir)
6) Birinci ve beşinci koşullarda ortaya çıkan olgusal durumlar ortak bilgidir.

Dupuy buna örnek olarak bir ülkede tüm sürücülerin yolun sağından gitme yönündeki uzlaşmalarını veya bir telefon konuşması kesildiğinde yeniden arayanın ilk arayan olmasını vermektedir. Ortak bilginin devreye girdiği altıncı koşulun rolü istikrarı sağlamaktır.

Her bir kişinin diğerlerinin uzlaşmaya uymak zorunda olduklarına kendilerini ikna etmek için izledikleri akıl yürütmeye ilişkin simülasyonu onu şüpheye sürüklemek yerine kendi inancında pekiştirmektedir. Görüldüğü üzere kolektif objenin bilgisi ona istikrar sağlamaktadır (Kaynak; Dupuy 1992).





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
açıklamaları, kavramlar, psikolojide, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557