Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık > Psikoloji
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Psikoloji Psikoloji hakkındaki tüm bilgileri ve haberleri bu bölümde bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Şubat 2013, 21:44   #151 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Üst İletişim


Üst-iletişim (meta-communication) bir başka iletişimden söz eden her tür iletişimi İfade etmektedir. Üst-iletişim bir iletişim hakkında iletişim iletişimi konu alan iletişimdir.

Üst-iletişim iletişim sürecinde yer alan muhatapların anlam inşasında birbiriyle karşılıklı olarak etkileşiminin bir göstergesi sayılabilir. Kişiler arası iletişim genellikle bir anlam müzakeresi içerir; bu müzakere örneğin iki tarafın bulunduğu bir TV tartışmasında tarafların birbiriyle sürekli etkileştiği anlam inşasında birlikte rol aldıkları bir ilişki müzakeresi niteliğinde olabilir. İletişim bizzat süreç içinde şekillenir.

Çoğu kez pratikte iletişim durumunun bir tür gizil iletişim kontratı sayılabilecek kuralları ve gerekleri enformel niteliklidir; örtüktür (zımni) açık seçik bir tarzda ifade edilmemiştir. İletişim sürecinde tıkanıklıklar veya bozulmalar (dysfonctionnement) ortaya çıktığında örtük olanı açmak açık seçik olarak ifade etmek gerekir.


Bu durumda iletişim kontratı düzeyinde bir iletişim başlar; örneğin rollerin belirlenmesi açıklığa kavuşturulması talepleri ('Siz kim oluyorsunuz?' veya 'Benimle bu şekilde nasıl konuşursunuz?' gibi...) konuya davetler ('Konumuza dönelim') yönlendirmeler veya anlam belirginleştirmeleri ('Daha önce de size söylediğim gibi..' veya 'Bu sözü şu anlamda kullanıyorum') vb. Tüm bunlar iletişimin kendisi hakkında bir iletişim yani üst-iletişimi oluşturur.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:45   #152 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

İzlenim Oluşumu


Kişiler arası ilişkiler büyük ölçüde kişilerin birbirine ilişkin algısına dayanır. Yeni biriyle karşılaştığımızda onu iyi tanımasak dahi onunla ilgili bir dizi veri ya da enformasyona sahip oluruz. Onun neye benzediği nasıl göründüğü nasıl tepkide bulunduğu ve ardından ona yönelik sorularımıza nasıl cevap verdiği ortadaki bir sorun karşısında ne tür tavır takındığı nasıl hareket ettiği gibi konularda hemen enformasyonlar toplarız.

Tüm bunların ardından hatta bunlarla eş zamanlı olarak karşımızdaki kişi hakkında bir fikir oluştururuz. Bu süreç 'izlenim oluşumu' (impression formation) ya da 'izlenim oluşturma' sürecidir. Dolayısıyla izlenim oluşturma kişisel özelliklerini bir bütün halinde örgütleyerek belirli bir kişiyi nitelendirme sürecidir.

Diğerleri hakkındaki algılarımız sosyal yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Onlar hakkındaki fikrimiz ya da izlenimimiz onlarla etkileşimlerimizi anlamayı öngörmeyi ve denetlemeyi sağlarlar. Bu izlenimlere dayanarak on!an birbirinden farklılaştırır ve davranışlarımızı ayarlarız.


Diğerleri hakkındaki izlenimlerimizin bu denli önemli sonuçlar vermesi sosyal psikologları konuyla ilgilenmeye yöneltmiş ve izlenim oluşumunun çeşitli yanlarını aydınlatan farklı model ve açıklamalar ortaya konmuştur.

Bunlar arasında Geştaltçı İzlenim Modeli (Asch) Matematiksel İzlenim Modeli (Asch Anderson vb.) Pozitif İzlenim Eğilimi (Sears vb.) İzlenimde Siireçsel Süreklilik Modeli (Fiske ve Neuberg Pavelchak vb.) Bilişsel Aktiftik ya da Meşguliyet Etkisi (Gilbert Pelham ve Krull vb.) Motivasyonel İzlenim Modeli (Fiske ve Taylor) Durumsal İzlenim Modeli (Berscheid ve ark. Neuberg ve ark. Tetlock Freund Kruglanski Swann vb.) sayılabilir (Kaynak; Vallerand & ark. 1994).





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:45   #153 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

İzlenimde Polyanna İlkesi



Diğerlerine ilişkin yargılarımızda gözlenen pozitiflik yanlılığının açıklanmasına getirilen cevaplardan biridir.

Polyanna ilkesine göre insanlar kendilerinin iyi şeylerle hoş kişilerle birlikte bulunduklarını güzel deneyimler yaşadıklarını düşündüklerinde kendilerini daha iyi hissederler. Olumsuz bazı yaşantılar veya durumlarda bulunmak da (hasta olma komşularıyla anlaşamama vb.) bu eğilimi fazla değiştirmemektedir. Ayrıca olayların çoğu karşılaştırılabilir oldukları tüm olaylara kıyasla daha olumlu görülmektedir. Ancak pozitiflik şeyler ya da objelerin söz konusu olmasına kıyasla kişiler söz konusu olduğunda daha yüksek düzeyde gerçekleşmektedir.





Zevk-Gerçeklik İlkesi / Kavramlar


Freud tarafından önerilen bu iki ilke (pleasure principle- principle of reality) psişik İşleyişi yöneten iki ilkedir. Birinci ilke sınırsız ve engelsiz olarak zevk sağlama ve acıdan kaçınmayı (örneğin bebeğin anne memesini emme durumu) ikincisi ise zevk ilkesine dış gerçekliğe uyum açısından zorunlu bir takım sınırlar getirmeyi öngörmektedir.




Zihniyet



Zihniyet kavramı bir toplumda bireyler arası farklılıklar bir yana bırakıldığında geride kalan istikrarlı psikolojik yapı ve tüm bireylerde ortak olan bir takım inançlar yargılar ve temsiller bütünü olarak tanımlanabilir; zihniyet toplum veya kültürlere özgü bir zihinsel yapıdır. Bu yapı bireysel planda birbiriyle mantık veya inanç bağlarıyla bütünleşmiş entelektüel eğilimler ve fikirler bütünü olarak ortaya çıkmaktadır.

Zihniyet kavramını irdeleyen yazarlara göre (Bouthoul 1966) zihniyet bir toplum veya kültürün üyelerinde ortaktır; bir başka deyişle toplum benzer zihniyete sahip bireyler topluluğudur. Bireyi toplumuna bağlayan en sağlam ve dış etkilere en dirençli bağdır.

Zihniyetlerin bir diğer özelliği son derece istikrarlı ve kalıcı olmalarıdır; zihniyetler kişilerin isteğine bağlı olarak değiştirilemezler. Öte yandan zihniyet sosyal yaşamın içselleştirilmiş yoğun bir özü gibidir insanla dış dünya arasında yer alan bir prizmadır Kant anlamında insan bilgisinin a priori biçimidir. Nihayet zihniyetler ile kişilerin refleksleri temel tepkileri arasında bir bağ vardır; bir toplumda yaşamak onun coşkularını objelere ilişkin çekim duygularını nefretlerini paylaşmak demektir vb.

Zihniyet konusundaki literatür zihniyet kavramının çerçeveleri (kozmoloji moral din teknik sosyal yaşamın kategorileri yani değerler kutsal inançlar hiyerarşiler dostluk ve düşmanlıklar vb.); zihniyetin içeriği ya da bileşenleri; zihniyet tipleri (dogmatik zihniyet-pozitif zihniyet; ilkel zihniyet-modern zihniyet vb.) gibi hususlar üstünde odaklaşmaktadır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 08 Şubat 2013, 21:45   #154 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Zoraki Kabul


Sosyal psikoloji araştırmalarında önemli bir paradigma oluşturan zoraki kabul ya da uyma (forced compliance) bir bireyin çeşitli dış etkenlerin etkisiyle görüş inanç ve tutumlarına zıt davranışta bulunmasıdır. Örneğin Milgram'ın itaat deneyine katılan denekler bu tür bir durumda bulunmaktadırlar. Bunun diğer bazı klasik Örnekleri araştırmacının isteğiyle deneklerin inançlarına aykırı fikirleri savunan bir dilekçeye imza atmaları çekici bir oyuncakla oynamamaları veya kendilerini yiyecek veya içecekten mahrum etmeleridir.

Zoraki uyma paradigması ilk bilişsel çelişki deneylerinin temel paradigmasıdır. Bu tür deneylerde denek inançlarına aykırı bir davranış yapma durumuna sokulmakta ve daha sonra tutum veya motivasyonlarını bu davranışla bağdaşacak şekilde değiştirmektedir. Bu çalışmalarda çelişkiyi giderme (azaltma veya indirgeme) süreci davranış sonrasında yer alır ve çelişkiyi ortadan kaldırma çabası tek bir davranışa dayanmaktadır.

Daha sonraki bazı çalışmalarda deneklerin tutumları veya motivasyonlarıyla çelişen bir yerine iki davranış öngörülmüş ve bu düzenek 'ikili zoraki uyma' olarak nitelendirilmiştir. Örneğin T tutumuna sahip bir denek bu tutumla uyuşan (+) veya uyuşmayan (-) A ve B davranışlarını yapmış olabilir. Bilişsel çelişkinin söz konusu olabilmesi için bunlardan bir tekinin sözgelimi A davranışının deneğin T tutum veya motivasyonuyla çelişkili olması yeterlidir.

Buna ek olarak B davranışını alalım. B için iki ilişki dikkate alınmalıdır B'nin hem A hem de T ile ilişkisi. Nötr ilişkiler dikkate alınmazsa iki davranış aralarında uyuşabilir ve bu durumda her ikisi de T ile çelişkilidirler (A ile B aralarında + ilişkili T ile - ilişkili):

Deneycinin isteği üzerine hoş olmayan bir iş yapmak (A) ve sonra bu işin hoş olduğu yönünde görüş belirtmek (B). Diğer durumda B davranışı A ile çelişkili olup T ile uyuşabilir (T ile B aralarında + ilişkili A ile - ilişkili): A'yı yapmakla birlikte bunun hoş olmadığı yönünde görüş belirtmek (B).

Bu tür deney düzeneklerinde ikili zoraki uyma durumu söz konusudur ve bu deney koşulları bilişsel çelişki teorisinin radikal versiyonlarının revizyonu bakımından önemli sonuçlar vermektedir. Nitekim bu çerçevede yapılan bir çalışmada (Joule 1993) deneklerin çelişkisinin L koşulda daha büyük II. koşulda ise daha az olacağı öngörülmekle birlikte sonuçlar aksi yönde çıkmıştır. Buna göre çelişki oranının saptanmasında I. koşulda A ile T ilişkisinin II. koşulda ise B ile T ilişkisinin dikkate alınmaması gerekmektedir.

Girandola da (1996 1997) Festinger ve Carlsmith'in ünlü araştırmasının repliğini yaparak bu araştırmayı çelişki yaratan iki davranışla tekrarlamış ve tutumlarına aykırı iki davranış yapanların bir davranış yapanlara kıyasla daha az çelişki yaşadıklarını saptamıştır. (Kaynak: Beauvois Joule & Monteil 1993).





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:45   #155 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Öncelik Etkisi


Öncelik etkisi (primacy effeci) ya da bir diğer deyişle ilk izlenim etkisi kavramı izlenim oluşumu alanında yapılan çalışmalarda belirli bir kişiyi betimleyen sıfatlar listesi içersinde en önce sunulanların bu kişiye ilişkin yargılarımızı daha çok etkilediğini; iletişim alanında ise bir dizi mesaj içersinde en önce sunulanların kişilerin algıları ve kanaatleri üzerinde daha ağırlıklı bir rol oynadığını ifade etmektedir.

Araştırmalar etkileşimdeki bireylerin birbirleri hakkında sahip oldukları ilk enformasyonların daha etkili olduğunu göstermektedir. Goffman'ın üzerinde önemle durduğu dış görünüş ya da cephe görüntüsü bilgileri bu enformasyonlar arasında sayılabilir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:45   #156 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Önyargı


Önyargı (prejudice) ya da peşin hüküm belirli bir grubun üyelerine salt bu gruba aidiyetleri dolayısıyla ve toptan gösterilen olumsuz tutumdur. Bu olumsuz tutum her türlü gerçek kanıttan yoksun olarak peşinen üretilmiştir ve bireyden ziyade gruba yöneliktir.

Literatürde önyargıları ele alan pek çok öykü roman veya tiyatro oyunu örneği vardır. Fakat bunlar arasında Franz Kafka'nın Dava ve Şato adlı romanları özel bir yer tutar. Dava'da roman kahramanı K'ya ve dolayısıyla onun şahsında ait olduğu etnik gruba karşı olumsuz önyargılar söz konusudur. Ve roman kahramanı sadece bu nedenle mahkum edilip hapse atılmaktadır.


Şato'da ise özelleştirilmemiş yabancılara yani genel olarak yabancılara karşı Şato sahibinin (köydeki iktidar sahibi) önyargısı temel alınmakta köylüler bu önyargıyı benimsemese de yabancılara karşı ayrımcılık yapmaktadırlar.

Önyargılar sosyal psikologların da uzun zamandan beri ilgisini çekmiştir. Literatürde 1920'li yıllardan bu yana belirli aralıklarla önyargı araştırmaları bulunmaktadır. 1930'lu yıllarda La Pierre'in araştırmalarıyla başlayan bu gelenek 1950'lerden itibaren Adorno ve arkadaşları Pettigrew Rokeach gibi araştırmacılar tarafından sürdürülmüştür.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:45   #157 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Öyküsel Kimlik


Descartes'ın Cogito'sunun etkisiyle sosyal bilimler alanında uzunca bir süre bütünsel bir bilinç ya da bir 'birleşik Ben' paradigması hakim olmuştur. Psikanaliz bu 'yekvücut' ego anlayışını kırarak id-ego-süper ego'dan oluşan üç boyutlu bir Ben anlayışı geliştirmiştir. İnsan psişizminin tekliğini bütünlüğünü kaybettiği bu bölünme daha doğru bir deyişle psişizmin parçalı bir biçimde temsil edilmesi Paul Ricoeur tarafından 'parçalanmış Cogito' olarak adlandırılmıştır.


Ancak Ricoeur insanın varoluşuna bir bütünlük bir birlik vermek ihtiyacında olduğunu bunun da (birliğin) insanın kendisi hakkında oluşturacağı bir hikaye şeklinde gerçekleşebileceğini bir başka deyişle bir anlatı tarzında sağlanabileceğini vurgulamıştır.

Buna 'öyküsel kimlik' (narratif kimlik) demiştir. Öyküsel (ya da anlatısal) kimlik terimi bireyin kendini başkalarına kendi kendine anlattığı kişisel bir hikaye biçiminde sunduğunu ifade etmektedir; terim bireyler kadar kimliklerini büyük anlatılar ya da öyküler (recits) içersinde inşa eden sosyal gruplar için de kullanılmaktadır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:46   #158 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Öz Farkındalık


Öz farkındalık (şelf awareness) kişinin dikkatinin kendisi üzerine toplanması ve benliğin onun bilincinin objesi haline gelme durumudur. Kişinin dikkati diğerleri tarafından görülen yanları (fiziksel görüntü davranış vb.) üstünde odaklandığında genel ya da kamusal öz farkındalık; diğerlerine görünmeyen yanlar üstünde odaklandığı zaman ise özel öz farkındalık söz konusudur.


Öz farkındalık bir bakıma kişinin kendisinin bilincinde olmasını ifade etmesi bakımından benlik-bilincine benzemektedir; ancak öz farkındalık bir tür kendi üstüne odaklaşma hali belirli bir durum içindeki bir bilinçlilik hali iken benlik bilinci kavramı (self-consciousness) daha ziyade bireysel bir dispozisyonu ifade etmektedir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 08 Şubat 2013, 21:46   #159 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Öz Saygı


Bir kişinin kendisini algılamasına ilişkin bir kavram olan öz saygı (self-esteem) kişinin kendisine bir birey olarak yüklediği değeri ifade etmektedir. Öz saygı benliğin duygusal öğesidir. Rosenberg'in klasik tanımına göre her insanın bir kişi olarak değeri hakkındaki duygusudur.

Bu duygu öz saygı araştırmalarının temeli olmuştur zira öz saygı araştırmaları kişilerin kendilerini değerlendirebileceği ve bunu tutumları eylemleri ve sözleri vasıtasıyla ifade edebileceği varsayımına dayanmaktadır. Bir birey kendini değerlendirmeye çalıştığında ya salt kişisel özelliklerini dikkate alır ya da mensup olduğu gruplara referansla değerlendirme yapar. Bireyin kendi kişisel özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi kişisel öz saygıyı; bireyin özdeşleştiği grupların özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi ise kolektif öz saygıyı oluşturur.

Öte yandan öz saygı kişinin içinde bulunduğu durumlardan da etkilenir. Yaşanan olaylar ve alınan enformasyonlar kişinin kendine ilişkin imajlarını değiştirebilir. Bu nedenle dispozisyonel öz saygı ile durumsal ya da bağlamsal öz saygıdan söz edilebilir.

Tarihsel olarak öz saygının kavramsallaştırılmasında iki teorisyen James ve Cooley'in çalışmaları önemli bir yer tut-maktadır (Bolognini ve ark. 1998). James öz saygı (self love) kavramında kişinin başarıları ile özlemleri arasındaki oranı öne çıkarmıştır (öz saygı=başarılar/özlemler). Cooley diğerlerinin kişiye ilişkin görüşlerinin diğerlerinin aynasında yansıyan imajının (looking glass şelf) belirleyici olduğunu vurgulamıştır.


Öz saygı modern Batı toplumlarının bir özelliği olan bireyselci bir insan ideolojisi içinde kök salan bir kimlik boyutudur. Bu toplumlarda bireyler kendilerini özel bir kişi anlayışına dayalı bir sembolik alanda inşa ederler. İçinde yaşadığımız kitle iletişim ve serbest rekabet uygarlığı bireylerin olumlu bir imaja sahip olmalarını temel bir değer haline getirmiştir öylesine ki öz saygının kazanılması sosyalleşmenin başarısının göstergesi olarak görülmeye başlamıştır.

Bu kültür çocukların hareketlerinden sorumlu bir kişi olarak görülmesi gerektiğini vurgulamış ve kendini ifade etme ve gerçekleştirmeyi bir hedef olarak göstermiştir.

Maslow'un ihtiyaçlar piramidinin en üst katında yer alan kendini gerçekleştirme hedefi hümanist düşünce geleneğinden gelmektedir. Başlangıçta çocuğun içinde yaşadığı toplumun inanç ve değerlerini duygu düşünce ve davranış tarzlarını sosyal rolleri ve normlarını içselleştirmiş bir üyesi haline gelmesini ifade eden sosyalleşme günümüzde çocuğun kendini geliştirmesi kişiselleştirmesi ve yüceltmesi hedeflerine doğru kaymıştır.

Öz saygı son çeyrek yüzyılda önemli bir araştırma alanı olmaktan öte geniş bir kitlenin ilgi odağı haline gelmiştir. Bir yanda psikologlar eğitimciler ve ruh sağlığı uzmanları öte yanda gittikçe genişleyen bir halk kitlesi öz saygı terimi altında toplanan olgulara ve sorunlara ilgi duymuştur.

Çeşitli yaşam alanlarındaki performans düşüklükleri depresyonlar İntiharlar ergenlik ve gençlik sapmaları okul başarısızlıkları ve uyumsuzlukları erken hamilelik ve benzeri sorunlar öz saygı düzeyiyle ilişkilendirilerek anlaşılmaya çalışılmıştır.

Günümüzde çeşitli araştırmacılar öz saygının insanların yaşamında önemli bir rol oynadığı onların düşünceleri duyguları ve davranışlarında etkili olduğu konusunda görüş birliği içindedirler. Yapılan araştırmalarda öz saygı düzeyinin kendine güven iç tutarlılık zamanda istikrarlılık kararlı tepkiler gösterme kendini yücelterek sunma gibi değişkenlerle ilişkili olduğu yönünde bulgular elde edilmiştir.

Öz saygının yapısı konusunda bazı yazarlar genel bir duygudan (Coopersmith 1967) söz ederken bazıları (Bracken 1996; Harter 1982; Marsh 1989) çok boyutlu bir yaklaşım sergilemektedirler. Faktör analizi temelinde yapılan çalışmalar (Harter ve Pike 1984) insanın kendini değerlendirmesinin çok boyutlu bir nitelik gösterdiği tezine ağırlık vermektedir.

Kendini değerlendirmenin çocukluktan itibaren gelişim dönemlerine bağlı olarak alanlara göre farklı bir seyir izlemesi de bu tezi desteklemektedir. Öz saygının boyutları sayılabilecek bu temel alanlar arasında okul başarısı atletik yetenek ilişkisel yetenek fiziksel görünüm davranışlar ve bunlara ek olarak yakın dostluklar duygusal ilişkiler ve mesleki başarılar sayılmaktadır.

Fakat farklı alanlar da olsa Öz saygının faktör yapısında özellikle iki faktör öne çıkmaktadır: Kapasite veya yeteneklerin değerlendirilmesi ile kişisel uygunluğun (sosyal kabul açısından) değerlendirilmesi. Bazı yazarlar iki yaklaşım arasında bir çelişki bulunmadığını her ikisinin de insanın kendini değerlendirmesinin bir parçası olduğunu yani kendimiz hakkında bazen genel (global öz saygı) bazen da alanlara göre (özgül öz saygı) bir değerlendirme yaptığımız fikrini savunmaktadırlar. Buradan hareketle iki değerlendirme tipini birbirine göre hiyerarşik bir tarzda konumlayan farklı modeller geliştirilmiştir (Hattie ve Marsh 1996).

Öz saygı düzeyinin ölçülmesi öz saygının kavramsallaştırılmasında temel alınan yaklaşımlara göre farklı yöntem ve ölçeklerle yapılmaktadır. Ancak pratikte çok boyutlu ve çok-skorlu ölçekler daha çok tercih edilmektedir. Bu tür ölçekler Özel bir sorun konusunda yani belirli bir alanda değerlendirme yapılacağında daha uygun düşmektedir.

Örneğin okul başarısı veya fiziksel görünüm konusundaki öz saygı düzeyi araştırılmak istendiğinde çok boyutlu bir ölçeğin sadece bir tek (veya birkaç) alt ölçeğini kullanma imkanı vardır ve bu da önemli bir tasarruf kaynağıdır (Harter 1998).





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 08 Şubat 2013, 21:46   #160 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Öz Saygı İyimserliği


Pyszczynski Greenberg ve Solomon (1987) tarafından ortaya konan bu olgu insanların öz saygı yoluyla tehditle başa çıkmaya çalışmalarını ifade etmektedir. Bu teoriye göre insanlar çeşitli kaygı kaynaklarıyla ve özellikle de ölüm korkusuyla başa çıkmak için yüksek öz saygı düzeyini korumaya çalışmaktadırlar.




Öz Sevgi

XVIII. ve XIX. yüzyıl demokrasi teorilerinin ve liberal felsefenin bir erdem ve ideal olarak önerdiği öz sevgi (amour de soi bîr tür selflove) her bireyi sadece kendisini düşünmeye kendisinden kaygılanmaya sevkeden duygu olarak tanımlanmıştır. Bu duygunun bireyin bir objeyi göreceli değil (görecelilik karşılaştırmaya dayanır) mutlak bir ihtiyaca cevap vermesi halinde sahiplenmeye götüren bir duygu olması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu tanımda Ben kendi üstüne dönen kendi kendine yeterli bir bütünsellik gibi görülmektedir. Her insan kendi kendinin gözlemcisi dıştan hiç bir şeyin rahatsız etmediği bir kendinde mevcudiyet içinde bulunmaktadır.

Demokrasi teorisinde öz sevgiyi (amour de soi) izzet-i nefisle (amour propre) karşılaştıran Rousseau 'sivil durum'da tek tek bireylerin iradesinin genel iradeye göre durumunu 'doğa durumu'nda izzet-i nefsin öz sevgiye göre durumuna benzetmektedir. Ona göre insan öz sevgi güdüsüyle hareket ettiği için özünde iyidir; izzet-i nefis tarafından bastan çıkarıldığı içindir ki toplum tarafından bozulur insanlar birbirini yolsuzluğa iter. İnsanın doğal olarak 'iyi' olmasına karşılık toplumun 'kötü' olması paradoksaldır; bunun kaynağı öz sevginin yapısal olarak değişken olmasındandır; ancak bu değişkenlik sosyal kontratı mümkün kılmaktadır.

Öz sevgi ya da kişinin kendini sevmesi nihai analizde diğerlerinin onu sevgisiyle bir olmaktadır; zira sempati kendi kopyasını çiftini ikizini yaratmaktadır ikizini yaratma seyircisini taklitle eşdeğerlidir burada karşılıklı sevmenin zevkini arama kendi üstüne dönüşümlü (refleksif) sempati ilkesi işlemektedir.





Özdeşleşme


Başlangıçta Freud'un hastalarıyla ilişkilerinden hareketle hipotetik olarak oluşturduğu bu kavram (Identification) bireyin erken yaşlardan itibaren bir başkasını model alarak kendi kişiliğini oluşturma sürecini ifade etmektedir.

Erken yaşlardan itibaren diğerleriyle bazı ortak yanları olduğunu farkeden çocuk ya kendini onlara ya da diğerlerini kendisinin bir parçasına benzeterek özdeşleşme sürecine girmekte ve onlar tarafından aktarılan değerlere göre 'ideal ben'ini oluşturmaktadır. Özdeşleşme çocuğun model olarak aldığı ayrıcalıklı bazı kişilerle (anne-baba öğretmenler otorite figürleri vb.) etkileşime girerek kendi kimliğini inşa etme eğilimidir.

Özdeşleşme kavramı sosyal etki araştırmalarında konformizm ya da uymanın belirli bir tipine işaret etmektedir. Sosyal etkiye maruz kalan bireyin tepkilerini itaat özdeşleşme ve benimseme olarak üç farklı tipe ayıran Kelman (1958) özdeşleşmeyi şu şekilde tanımlamaktadır.

Özdeşleşme durumunda birey grubun görüşlerini değil gruptaki kişilerle ilişkilerini dikkate alır; onun için önemli olan gruptaki beğendiği değer verdiği kişilerle ilişkileridir ve tepkilerinde onları örnek alır; onlarla ilişki kurmak veya ilişkilerini korumak geliştirmek ister (dolayısıyla grubun görüşünü benimsemesi söz konusu değildir; yalnız kaldığında terk edebilir).

Özdeşleşme kavramı daha yakın yıllarda grupların oluşumunu açıklamada kullanılmıştır. Turner ve arkadaşlarının (1982 1988) ortaya attıkları sosyal özdeşleşme modelinde kişiler için önemli olanın 'ben kimim?" sorusu olduğu vurgulanır; bu soruya verilen kategorisel cevaplara göre sosyal özdeşleşme mekanizması işler ve kişiler aralarında bir çekim veya dostluk ilişkisi olmasa da kategori benzerliği temelinde gruplar oluştururlar.




Özel Muamele Stratejisi



Manipülasyon tekniklerinden biri olan bu strateji belirli bir davranışa angaje edilmek (bir şeye katmak bir ürün satmak vb.) istenen kişiye şu veya bu sebepten dolayı özel bir kişi olduğunun söylenmesine dayanmaktadır (Burger 1986).

Örneğin bir mağazaya giren müşteriye n'inci müşteri olduğunun ve onun için X malından aldığı takdirde bir hediye öngörüldüğünün veya o günün özel bir gün olduğunun ve bu nedenle indirim yapıldığının veya bir çekiliş yapılacağının belirtilmesi gibi.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
açıklamaları, kavramlar, psikolojide, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557