Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sağlık
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Sağlık Sağlık hakkındaki tüm bilgileri ve habeleri bu bölümde bulabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21 Şubat 2013, 21:15   #21 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

ASTIM TEDAVİSİNDE HEDEFLER NELERDİR?

Egzersiz dahil normal günlük yaşantıyı sağlamak.
Normal akciğer fonksiyon testlerini sağlamak
Kronik (müzmin) çikayetleri önlemek
Astım ataklarını önlemek
Hastaneye başvurma sıklığını en aza indirmek.
Yan etkisi en az ya da hiç olmayan ilaçları seçmek.

BU HEDEFLERİ GERÇEKLEŞTİREBİLMEK İÇİN

Hastanın bilgilendirilmesi ve eğitimi
Tedavinin ve hastalığın takibi, hastaya en uygun takip yöntemleri belirlenmesi
Astımı tetikleyici faktörlerin giderilmesi ve gerekiyorsa profilaktik aşılar
İlaç tedavisi

TEDAVİ HEDEFLERİNDE BAŞARILI OLABİLMEK İÇİN

Gerçekçi ve kişiye özel hedefler
Hastanın "elde edilebilecek" tedavi düzeyi konusunda bilgilendirilmesi ve motivasyonu
Hastaya yazılı tedavi planı sunulması
Hastaya uygulamalı olarak inhalasyon cihazı kullanımının öğretilmesi

ASTIMI ALEVLENDİREN NEDENLER

Hastalığı alevlendiren, astım ataklarını tetikleyen etkenlerden kaçınmak tedavinin en önemli unsurudur. Bu etkenler:
Allerjenler: Ev tozu akarları, polenler, mantar sporları, havyan allerjenleri,. . .
Ev içi ve ev dışı hava kirliliği
Sigara dumanı
İnfeksiyonlar
Mesleki maruziyetler
İlaçlar (özellikle aspirin)
Gıdalar ve gıda katkı maddeleri
Ağır egzersizler
Meteorolojik değişiklikler

ASTIM TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLAR

Şikayet gideren ilaçlar (kısa ve uzun etkili bronş genişleticiler).
Bu ilaçlar daralmış olan havayollarını genişletir, hastanın rahat solunum yapmasını sağlarlar.
Etkileri hemen başlar, yaklaşık 4 saat süre sonra sona erer. Bu ilaçlar geçici bir rahatlık sağlarlar.

Astım tedavisinde yardımcı ilaçlardır.

Ayrıca, ihtiyaç duyulan kısa etkili bronş genişletici ilaç miktarı astımın seyri hakkında bilgi verir. Yani bronş genişletici ilaç kullanımının artması, astımın kötüleşmekte olduğunun bir göstergesidir.

2. Tedavi eden ilaçlar (antiinflamatuvarlar)

Astım tedavisinin OLMAZSA OLMAZ ilaçlarıdır. Havayollarında astıma bağlı oluşan inflamatuvar (yangısal) değişiklikleri tedavi ederler. Dolayısıyla astım şikayetlerini kalıcı olarak ortadan kaldırırlar.

Bu grup ilaçların etkisi bronş genişleticiler gibi hemen başlamaz. Bu nedenle doktorun belirlediği program dahilinde sabırla kullanılmalı, etkisi yok gerekçesiyle ilaçlar kesilmemelidir.

Kullanılacak ilaç ve dozu astımın şiddetine göre seçilir. Belli bir programla kullanılır, hastalık bulguları düzeldikçe doz azaltılır. Hastalık şiddetlenirse doz artırılır ve kullanılan ilaç türleri değiştirilir.

Bu tedavi şekli, "basamak tedavisi" olarak adlandırılır.

ASTIM İLAÇLARI

Hastanın;
Yaşına
Efor kapasitesine
Fiziksel beceri sınırlarına ve
Maddi durumuna

uygun olmalıdır...





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 17:54   #22 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Astım tanısı, hastanın tıbbi hikayesinin (şikayetlerinin seyri) değerlendirilmesi, muayene bulgularının yorumlanması, bazı laboratuvar tetkiklerinin ve solunum fonksiyon testlerinin uygulanması ile konur.

Şikayetlerin değerlendirilmesi

Öksürük: Öksürük bazen astımın tek belirtisi olabilir. Astımda öksürük genellikle kuru (balgamsız), ataklar halinde tekrarlayan ve enfeksiyon tedavilerine dirençlidir. Sıklıkla gece sabaha karşı ya da efor sonrasında ortaya çıkar. Bazen aşırı gülme, üzüntü gibi duygusal durumlarla, iyi ve kötü kokular gibi tahriş edici etkenlerle de öksürük ve diğer astım belirtileri ortaya çıkabilir.

Hırıltılı solunum ve hışıltı (vizing): Astımda diğer bir önemli şikayettir. Hasta nefes alır ama aynı kolaylıkla nefesini veremez. Daralmış havayollarından geçen hava hırıltıya ya da ıslık benzeri bir ses (vizing) neden olur. Ancak her hırıltı ve hışıltı astım olarak yorumlanmamalıdır. Solunum yolu enfeksiyonlarında da benzer bulgular olabilir, ama astımda bu bulgular inatçı ve tekrarlayıcıdır.

Nefes Darlığı: Bronş kaslarının kasılması ve bronş içi salgıların artması ile hava yolları daralmış olduğundan hasta nefes alıp vermekte zorlanır. Özellikle nefes vermek uzamış ve zorlaşmıştır.

Muayene bulgularının yorumlanması

Astım ataklar halinde seyreden bir hastalıktır. Şikayetler yokken muayene bulguları tamamen normal olabilir. Şikayetlerin aktif olduğu dönemlerde doktorun değerlendirebileceği muayene bulguları ortaya çıkar. Ayrıca, atopik egzama (dermatit)ve rinit (nezle) gibi astımla birlikte olabilen hastalıklara ait muayene bulguları da olabilir.

Laboratuar tetkikleri ve solunum fonksiyon testleri

Astım hastalığının tanısını doğrudan koyabilecek BİR KAN TETKİKİ YOKTUR. Ancak bazı kan tetkikleri astımla karışabilen diğer hastalıkların ayırt edilebilmesi için yapılmalıdır.
Astım tanısında asıl değerli olan solunum fonksiyon testleridir. Bu testler spirometre denilen bir cihazla ya da daha basit fakat yine de değerli veriler sağlayan PEFmetre ile uygulanır.
Allerji testlerinin astım tanısında doğrudan değeri olmamakla birlikte, astımın nedeni belirlemek ve tedaviyi yönlendirmek açısından yapılması gereklidir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 17:55   #23 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Allerjik hastalıklar kalıtsal yani genetik kökeni olan hastalıklardır. Bilinen hiçbir tedavi allerjik genetik yapıyı ortadan kaldıramaz. Ancak, immunoterapi allerjik şikayetleri başlatan en önemli etken olan allerjenlere karşı duyarlılığı büyük oranda azaltabilir.

Aşı tedavisi bilgi ve tecrübe gerektirir. Tedavinin EMNİYETLİ ve BAŞARILI olması için, allerji testlerinin uygulanması, aşı kararının verilmesi, planlanması ve sürdürülmesi mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler, yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

İmmunoterapi nedir ?

Allerjik rinit ve arı allerjisi olanlarda (bazen durumu uygun olan hafif astımlı hastalarda), hastanın duyarlı olduğu allerjenlerin gittikçe artan dozlarda enjekte edilmesidir. Amaç, hastanın allerjik olduğu maddelere karşı duyarlılığını azaltmak ve allerjik şikayetleri önlemektir.

İmmunoterapi kimlere uygulanır ?

İlaç tedavilerinden yeterli oranda fayda görmeyen, şikayetleri yılboyu devam eden, ilaçları çeşitli nedenlerle kullanamayan ya da ilaca bağlı yan etkilerin gözlendiği ve aşı uygulanmasına engel bir başka sağlık sorunu olmayan hastalara uygulanır.

İmmunoterapi nasıl etki eder ?

İmmunoterapide kullanılan aşılar hastanın bağışıklık sistemine, duyarlı olduğu allerjenlere karşı "allerjik yanıt vermemelerini" öğretir.

İmmunoterapinin yan etkileri var mıdır ?

Enjeksiyonlardan hemen sonra bazen allerjik reaksiyonlar görülebilir. En sık gözlenen enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişlik oluşmasıdır.

Çok daha nadir olarak ta vücutta kızarıklık ve şişlik, nefes darlığı, öksürük gibi bulguların ortaya çıktığı şiddetli reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar genellikle enjeksiyonu takiben 20-30 dakika içinde geliştiğinden, hastaların aşıdan sonra uygulama yapılan yerde en az 30 dakika beklemesi gereklidir. Bu reaksiyonlar ivedi olarak tedavi edilir ve ortadan kaldırılır.

İmmunoterapinin bilinen başka bir yan etkisi yoktur.

Gebelikte immunoterapi uygulanır mı?

Gebelik sırasında yeni bir immunoterapi programına başlanmaz.
İmmunoterapi enjeksiyonları devam ederken hamilelik gelişen hastalarda ise, sorunsuz süren bir immunoterapi programına doz artırımı yapmadan devam edilebilir. İmmunoterapiye bağlı bebekte anormallik gelişmesi diye bir durum sözkonusu değildir.
ANCAK, bu konuda çoğu merkezin genel yaklaşımı (gelişebilecek bir sistemik reaksiyon ve onun tedavisinde kullanılması gereken ilaçlar vs gibi durumlar gözönüne alınarak) gebelikte immunoterapinin kesilmesi gibi emniyetli bir yolun seçilmesidir.

İmmünoterapide hastaların uyması gereken kurallar nelerdir?

Aşıların faydalı etkileri en erken 6 -12 ay içinde ortaya çıkmaya başlar. Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine de devam etmeleri gereklidir.
Hastalar enjeksiyon için geldiğinde; bir önceki enjeksiyon sonrasındaki saatlerde sorun olup olmadığını, halen herhangi bir şikayetleri olup olmadığını doktorlarına ifade etmelidirler.
Enjeksiyondan sonraki ilk saatlerde aşırı fiziksel aktivite ve sıcak banyo yapılmamalıdır.
Herhangi bir nedenle başka bir hekim tarafından başlanmış olan "allerji dışı" ilaçlar hekime bildirilmelidir.
Enjeksiyondan sonra en az 30 dakika süre ile enjeksiyon yapılan merkezden ayrılmamalıdır.

Enjeksiyonlar nerede uygulanmalıdır?

İmmunoterapi enjeksiyonları mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler, yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları kontrolünde ve reaksiyon geliştiğinde acil tedavilerin uygulanabileceği merkezlerde, deneyimli sağlık personelince yapılmalıdır. Aşılar kesinlikle evde ya da iş yerinde yapılmamalıdır. Bu çok hatalı bir davranıştır.

Aşıların içinde ne var?

Aşıların içinde, hastanın allerjik olduğu allerjenler (polenler veya ev tozu akarları gibi) vardır.
Bu durum ancak deri testleriyle tespit edilebilir !
Aşılar özel tekniklerle ve steril şartlarda hazırlanmaktadır.
Günümüzde genellikle Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı ve ruhsatlandırılmış aşılar kullanılmaktadır.

İmmünoterapi ile birlikte ilaç tedavisine devam edilecek mi?

İmmunoterapiye başlar başlamaz allerjik şikayetlerin kaybolmasını beklemek doğru değildir. Çünkü bu tedavinin faydalı etkileri en erken 6 ay-1 yıl içinde ortaya çıkmaya başlar.

Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine devam etmeleri gereklidir.
Aşı tedavisine başlandı diye ilaçları birden kesmek, allerji şikayetlerinin şiddetlenmesine neden olacaktır.
Allerji ilaçlarına ne kadar süreyle ve hangi dozlarda devam edileceği size bildirilecektir.

İmmunoterapiden ne oranda fayda göreceğim tedavi öncesinden belli midir ?

Bu değişik faktörlerin bir arada bulunmasına bağlıdır. Deneyimli bir Allerji Uzmanı, tedaviye başlamadan önce bu faktörleri ayrıntılı olarak değerlendirir ve daha sonra aşı kararını verir.

Allerji testi ile allerjik olduğu tespit edilen herkese aşı başlamak modern allerji bilimine uygun değildir. Ancak ne yazık ki deneyimsiz ellerde bu tür uygulamalar sıklıkla gerçekleşmektedir.

İmmunoterapinin etkili olup olmadığı nasıl değerlendirilir ?

Aşı tedavisinin faydalı olup olmadığına, belli aralıklarla hastanın allerjik şikayetleri derecelendirilerek, aşı öncesi dereceler ile karşılaştırılmasıyla karar verilir. Bunun dışında bilinen daha faydalı bir yöntem yoktur.

Belli aralıklarda allerji deri testleri veya kan tetkiklerinin tekrar yapılması SADECE arı allerjisi için yapılan immunoterapilerde faydalıdır.

İmmunoterapi ne kadar süreyle uygulanır ?

Aşılar ortalama 4 yıl süreyle uygulanır. Bu her hasta için standart değildir. Gerekirse daha uzun süreler uygulanabilir. Bunun herhangi bir zararı yoktur.
ANCAK, bir hasta ortalama 18 ay süreyle aşılardan hiç fayda görmemiş ise, o tedaviye devam edilmesi uygun değildir.

İmmunoterapi enjeksiyonları hangi aralıklarla yapılır ?

Tedavinin başlangıcında haftada bir kez uygulanır. Belli bir doza gelindiğinde (idame dozu) bu süre uzar, onbeşgünde bir, ayda bir gibi aralıklara sırasıyla geçilir.

SIKLIKLA SORULAN DİĞER BAZI SORULAR VE CEVAPLARI:

İmmunoterapi hakkında bazı hastaların ve hekimlerin yanlış düşünce ve bilgileri vardır. Sık karşılaştığımız bu "endişeli" sorulara birkaç örnek vermek gerekirse:

Aşıların için de kortizon var mı?
Hayır.
Aşılar alışkanlık (!) yapar mı ?
Hayır.
Aşılar kilo aldırır mı ?
Hayır.
Aşılar başka hastalıklara neden olur mu ?
Hayır.
Aşılar akciğerlerimi "bozar" mı?
Hayır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 22 Şubat 2013, 17:56   #24 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Atopik dermatit nedir?

Atopik dermatit, derinin inflmasyonu (yangısı) anlamına gelir. Genellike atopik egzama ya da allerjik egzama olarak adlandırılır. Atopik kelimesi, hastaların önemli bir kısmında allerji öyküsü olması nedeniyle kullanılmaktadır. Atopik dermatitli hastalarda allerjik rinit ya da astım gibi diğer allerjik bir hastalık ta bulunabilir. Ayrıca bu hastalarda, allerjik rinit veya astım ortaya çıkma riski normal populasyona göre daha yüksektir.

Atopik dermatit kimlerde ortaya çıkar?

Atopik dermatit çocuklarda yaklaşık %15 ,erişkin hastalarda %3 oranında görülen bir hastalıktır. Atopik dermatit hastalarının çoğunda şikayetler 5 yaşından önce ortaya çıkmaktadır. Hasaların yaklaşık 2/3 ünde çocuk büyüdükçe (ergenlik dönemine doğru) şikayetler kendiliğinden kaybolmaktadır. Ancak hangi hastalarda bu durumun gerçekleşebileceğini önceden tahmin ya da tespit edebilmek mümkün değildir.

Atopik dermatitin nedeni nedir?

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik yani ırsi faktörler rol oynar. Anne ya da babasından birinde atopik dermatit çocuklarda ortaya çıkma riski daha yüksektir (%60). Son yıllarda diğer allerjik hastalıklarda olduğu gibi atopik dermatit görülme sıklığı da artmıştır. İklim değişiklikleri, hava kirliliği, allerjenler, diyetle ilişkili faktörler, enfeksiyonlar ve hayatın ilk yıllarında maruz kalınan diğer faktörler allerjik hastalıkların artışı ile ilişkilidir.

Atopik dermatit belirti ve bulguları nelerdir?

Deri kurudur. Deride belli bölgeler kızarık, kaşıntılı ve yangılıdır. Belirtiler genellikle dirsek çukuru, diz arkası, el bileğinin iç kısmı, ayak üzeri, kulak kenarları, boyun ve göz çevresinde görülür. Ancak atopik dermatitin etkilediği vücut bölgeleri yaşa göre değişebilmektedir.

Etkilenen deri bölgeleri KAŞINTILIDIR. Kaşınan bölgelerde deri zamanla kalınlaşır ve üzerinde pulcuklar oluşur.
Bazen kaşıntılı deri bölgeleri üzerinde kabarcıklar ve iltihablanmalar (enfeksiyon) görülebilir.
Atopik dermatit şikayetleri zaman zaman şiddetlenebilir, bazen de kendiliğinden gerileyebilir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 17:56   #25 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Atopik dermatit tedavisinde 3 temel prensip vardır:

İlaçlar tedavisi hekimler tarafından reçete edilmekte ve ilaçların kullanım şekilleri genellikle tarif edilmektedir.

Ancak, en az ilaç tedavileri kadar, hatta daha da önemli olan "hastalığı şiddetlendiren faktörlerin kontrolü" ve "cilt bakımı" konusu ise genellikle eksik kalmaktadır.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 17:56   #26 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Çocukluk çağında tüm alerjik hastalıkların başarı ile tedavi edilebilmesi için hekim çocuk ve aileyi bir bütün olarak görmelidir. Her ne kadar geleneksel sağlık problemlerin yönetiminde hekim hastayı bir kitle gibi görüp “sadece hasta olan organına bakıp oradaki sorunla ilgilense” ve hatta anne-babalar “çocuğunun sorunun her ne olursa olsun bir an önce gidermek” fikrine sahip olsa da bu yanlış bir yaklaşımdır.

Çünki sorunu ile uğraşılan varlık “biyopsikososyal (=çocuk =biyolojik+ruhsal+sosyal bütün)” yapıda gelişen ve değişen bir bütündür. Sağlığı hem sorunu olan organı, hem o organın etkilediği tüm vücudu, hem hastalıktan etkilenen henüz olgunlaşmamış ruhu hem de organik hastalık ve ruhunun yaşadığı dengesizlik nedeniyle arkadaş, okul çevresi vs de oluşan sorunların tümüyle ilgilidir. Sağlığına tekrar kavuşması ve toplumun dinamiğine hazırlanması için tümünün global olarak düzeltilmesi gerekir.

Bu global değerlendirmede hekim aile ile birlikte çocuğun tüm biyolojik, ruhsal ve sosyal yönlerini kapsayacak şeklide işbirliği oluşturmalı ve gerekli kararlar onun yerine verilmeldir. Maalesef böyle bir yaklaşımın olmayışı yüksek sıklıktaki çocukluk çağı alerjik hastalıklarının tedavisinde akla hayale gelmedik yanlışlıklar, eksiklikler ve bunlardan doğan çok yönlü zararlara yol açmaktadır.

Çocukluk çağında sık görülen bir hastalık grubu olarak alerjik hastalıklar bir çok hekimin ilgisini çekmektedir. Hatta hayati tehlike oluşturmaması nedeniyle konu hakkında gerekli deneyime sahip olmayan meslektaşlarımızın da kazanç açısından iştahını kabartmaktadır. Bu alerjik hastalığın bulgusunun görüldüğü organa göre tıp disiplinlerinin ilgilenmesiyle olmaktadır. Örneğin bahar alerjisi olan bir çocuk burun şikayetleri nedeni ile KBB uzmanlarına, bebeklik egzeması olan çocuk cilt doktorlarına (dermatolog) ve hatta astımı olan çocuklar ise erişkin göğüs hekimlerine başvurmakta ve daha da vahimi bu meslektaşlarımız da bu çocukları izlemektedir. Ancak alerjik hastalık çocuğunun bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan ve tüm vücüdu ilgilendiren bir hastalık olduğu için ve değişik zamanlarda değişik bulgualr çıkabileceği için bir süre sonra bu çocuk astım, kronik dermatit olarak gelmektedir. Bir başka konu ise bu tıp disiplinlerinin çocuk deneyimi olmadığı için alerjik bulguları taklid eden bir başka hastalık alerjik hastalık olarak yıllarca takip edilmektedir. VE çocuk yıllar sonra görünen yada görünmeyen ağır komplikasyonlarla gelmektedir. Aile ise sosyo-entellektüel düzeyine göre bu tabloyu şöyle tanımlamaktadır: “Ben çocuğumu her şikayetinde doktora götürdüm. Doktorların söylediği her şeyi yaptım. Suçlu kim ? Neden böyle oldu….”. Ancak bir başka yönden bakılacak olursa çocuk sağlığı deneyimi olmayan disiplinlerin izleminde erişkin hastalarla aynı ortamda bulunan bir çocuk “hastalıktan etkilenen bir ruhu unutulduğu” için bir çok psikolojik reflekse sahip olmaktadır.

Bu nedenle çocukluk çağı alerjik hastalıklarının tedavisi çocuğun biyopsikososyal yapısı doğrultusunda, aile ile birlikte ve çocuk alerji uzmanı denetiminde olacak şeklide yeniden şekillendirilmedilidir.

Konulan teşhis doğrultusunda hastalık ailenin anlayabileceği bir dille anlatılmalıdır. Bu anlatımda hastalığın kronik olduğu vurgulanmalı, ağırlığı, olası komplikasyonları ve izleminin ne şeklide yapılacağı hakkında bilgi verilmelidir. Tedavi içeriği hakkında bilgi ve en önemlisi ilacı kullanma yöntemi, cihazların (aero-spacer, nebulizer, ölçülü doz inhalerler…) kullanımı, bakımı vs konusunda eğitim verilmelidir.

Çocuğun hastalığı ve onun tedavisi yanında yukarıda anlatıldığı gibi çocuk bir biyopsikososyal varlık olarak, aile ise bu biyopsikososyal varlığın kökeni olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle ilaçlarını kullanımı, semptomlarının olmaması, bizden memnun olması yanında onların yaşam kalitelerinin ne düzeyde olduğu saptanmalı ve gerekirse iyileştirilmelidir. Çünki yaşam kalitesinde artış sağlamayan bir alerjik hastalık yönetimi çocuk için yalnızca organizmasına biyolojik olarak müdahele etmek ama ruhunu öldürmek olur. Aile için ise organı sağlam ama davranışsal açıdan hala hastalığı devam eden bir çocuğa sahip olma demektir.

Çocuğun hastalığı, ilaçları, izlemi ve ilerisi konusunda zaman zaman aile eğitim toplantıları yapılmalıdır. Bu toplantılarda en az çocuk alerji uzmanı, hemşiresi, psikologu olmalıdır. Çocuk için de bu hastalık konusunda yalnız olmadığını göstermek, aynı hastalığı yaşayan arkadaşlarını bulabilmek vs için buluşma günleri, oyun ve oyuncak paylaşım günleri, tatil kampları düzenlenmelidir.

Sonuç olarak alerjik hastalıklar çocukluk çağında sıktır. Yaşamlarını tehdit etmese de iyi tedavi edilmedikleri takdirde organik ve ruhsal komplikasyonlara yol açmaktadır. Bu nedenle hasta çocuklar ve aileler bir para kaynağı olarak görülmemelidir. Bu çocukların yönetimi hekim-aile çemberinde çocuğun en yüksek sağlık ve yaşam kalitesi şartlarına kavuşmasıne yönelik planlanmalıdır. Çünki onlar her şeyimiz ve geleceğimiz.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 17:56   #27 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Allerji nedir?

Alerji vucudumuzun bağışıklık sisteminin çevremizde bulunan ve zararlı olmayan bazı maddelere karşı, (ki bunlara alerjen denir) aşırı şeklide ve anormal bir reaksiyon vermesidir.

Bağışıklık sistemimiz çevremizde bulunan ve vücudumuza burun, nefes yolları, barsaklar ve deriden giren yabancı ve zararlı maddelere karşı yaşamı devam ettirmek için engelleyici reaksiyonlar verir. Bu reaksiyonla bağışıklık sistemi hücreleri zararlı maddeleri ortadan kaldırır yada girmelerini engeller. Alerjide ise bağışıklık sistemi bundan bir miktar farklı bir yolla ve vücut için zararlı olmayan maddelere karşı ancak vücut için zararlı olan aşırı bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon alerjinin görüldüğü organda kronik bir yangı şeklinde devam eder ve bazen geriye dönüşümsüz değişikliklere yol açabilir.

Her ne kadar alerji denilince akla deride kaşıntı, burun akıntısı ve hapşırma gelse de alerjenin etkilediği organa göre bir çok farklı alerjik hastalık vardır. Bunların başında alerjik bronş astımı, alerjik burun ve göz nezlesi (saman nezlesi, bahar nezlesi ve tıbbi adıyla alerjik rinokonjoktivit), besin alerjisi, ilaç alerjisi, deri alerjisi (bebeklik egzeması, egzema ve tıbbi adıyla atopik dermatit), hayvan alerjisi,böcek alerjisi ve çalışılan ortamdaki maddelere karşı olan mesleki alerjiler gelmektedir. Buna neden olan çevrede bulunan alerjen genelde ev içi alerjenler ve ev dışı alerjen olarak ikiye ayrılır. Bu ayırımın nedeni alerjen tipine göre alerjik hastalığın tipinin ve bulgularının değişmesidir. Örneğin en sık ev içi alerjen olan ev tozunda bulunan ve akar denilen böcekçiklerdir. Akarlar tüm yıl, dört mevsim boyunca alerjiye neden olurlar. Buna karşın ev dışı alerjenlere en iyi örnek ot, ağaç ve çiçeklerin polenleri olup daha çok bahar mevsimlerinde alerjiye neden olur. Tabi ki besin, ilaç ve böcek gibi bu sınıflamaya tam girmeyen alerjenlerle de karşılaşma değişik zamanlarda ve ortamlarda olabilir.

Çocuklar Neden Alerjik Hastalığa Sahip olur ?

Alerjik hastalığın çıkmasının temel nedeni alerjene karşı verilen reaksiyonda anne babadan gelen kalıtsal bir alerjik yatkınlığın olmasıdır. Bu yatkınlığın olması nedeniyle bebeklik döneminde itibaren çevredeki alerjenlere karşı vücut duyarlı ve reaktif hale gelmekte ve daha sonra yineleyen karşılaşmalar nedeniyle alerjik hastalık gelişimini tamamlamaktadır. Ayrıca tabiki hastalığın gelişmesi ve doğasını tamamlaması için çevrede yeterli alerjen konsantrasyonu bulunmalıdır. Bu nedenle alerjik hastalıklara genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen kronik hastalıklardır. Bu nedenle insandan insana bulaşmazlar ve taşınmazlar. Ailesel yatkınlık için en önemli gösterge alerjik hastalığa sahip olan anne babanın çocuklarında alerjik hastalığın normal toplumdaki çocuklara göre daha yüksek sıklıkta görülmesidir. Örneğin genel olarak bir toplumdaki alerjik hastalık sıklığı ve riski toplam olarak (alerjik astım, saman nezlesi….) ortalama % 20 olarak gözlenirken, alerjik hastalığa sahip olan çocuğun riski % 45’ e, eğer hem anne hem de baba alerjik hastalığa sahip iken bu risk % 70’ e çıkmaktadır. Ayrıca bilinmesi gerekir ki bir kişi ev tozu akarına karşı alerjik iken diğer bir kişinin niçin sadece polene karşı alerjik olduğunun nedeni de genetik yatkınlıktır.

Alerjik Hastalık Çocukda Ne zaman Başlar ?

Genetik yatkınlık ve çevredeki alerjenin bir araya gelmesi ile önce vücutta bebeklik döneminden itibaren bir duyarlılaşma oluşur. Bu duyarlılık sonucu bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılamaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor kan dolaşımı ile vücudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır. Eğer alerjen vücuda bir daha ulaşırsa hemen onu tanır ve çok şiddetli bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon esnasında bağışıklık sisteminden salgılanan binlerce madde alerjenin etki yarattığı organda anormal şiddette bir alerjik yangı oluşturur ve hastalığın bulgularının çıkmasına neden olur. Bu eğer alerjik yangı burunda ise hapşırma, burun akıntısı, burun kaşıntısı, gözlerde yanma sulanma ile karakterli olan saman nezlesine, akciğerde bronşlarda ise hırıltılı nefes alıp verme, nefes darlığı ve koyu balgam çıkarma ile ortaya çıkan alerjik bronş astımına, deride ise kaşıntı, kızarıklık ve kuruluğa neden olan alerjik egzemaya, barsakda ise karın ağrısı, ishal, kusma ve barsaklar dışında bir çok bulguya neden olan besin alerjisine vs neden olur . Alerjiye neden olan bağışıklık sistemimizin çevremizdeki alerjenlere olan anormal ve şiddetli reaksiyonu olduğu ve bağışıklık sistemi hücreleri vücudumuzda kan dolaşımı olan her yerde olduğu için alerji bulguları yalnızca o organda değil bir çok ayrı organda görülebilir. Örneğin sadece migren tipi baş ağrıları, göğüs ağrıları, hareketesiz yaşama isteği, inatçı öksürük, sık sık ve uzun süreli nezle olma, çocuklarda büyüme de gerilik gibi bulgular da alerji nedenli olabilir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 17:57   #28 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Çocuk ve Alerjik Rinit

Bahar aylarının başlaması ile nezlesi veya grip hali geçmeyen çocuklar anne ve babalarını oldukça endişenlendirir. Hatta bazısı bu üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları yanında baş ağrısı, iltihaplı burun akıntıları ve geceleri olan öksürükleri ile sinüzit teşhisi alır ve antibiyotik vs tedaviler alırlar. Bunları tekrarlayan nezle yakınmaları ve teşhisleri izler. Verilen ilaçlarda antialerjikler olduğu için fayda görürler. Ancak bu yakınmaları tekrarlar durur. Ancak anne baba çocuklarının öksürükleri başta olmak üzere yakınmalarından oldukça üzgün ve bir şey yapamamaktan dolayı da suçluluk duygusu içindedir.

Hatta bu arada çocuğun alerjik şikayetleri nedeniyle derslerinde yaşadığı verimsizlik ve başarısızlık gözden bile kaçabilir. Aslında tüm bu yakınların nedeni tıbbi tanımda “alerjik rinit” dediğimiz ve halk arasında saman nezlesi, bahar nezlesi, alerjik nezle vs olan üst solunum yolu alerjisidir. Ancak bu yakınmalara neden olan başka etkenler de tabi ki vardır. Ancak ekseriyet ve ön planda alerjidir. Yalnız unutmamak gerekir ki anne babaların gördükleri ve yaşadıkları yakınmalar yanında gerçekte alerjik rinit hastalığı sadece hapşırma, burun akınıtsı ve gözlerde yanma gibi şikayet ve bulgularla sınırlı değildir. Bu çocukların % 70-80 oranında beraberinde göz alerjisi de vardır. Bu nedenle bu çocuklarda “alerjik göz nezlesi” de vardır ve bazen çok ciddi sorunlara neden olabilir. Biz çocuk alerji uzmanı olan doktorlar bu hastalığa alerjik burun ve göz nezlesi anlamına gelen “alerjik rino-konjoktivit” deriz. Ancak bunda da daha önemlisi alerjik riniti olan bu çocuklarda alerjik astım gelişme riskinin normale 4-8 kat artmış olmasıdır. Yani alerjik riniti olan çocuklara aynı zamanda da alerjik astım adaydırlar ve bu açıdan incelenmeli ve izlenmelidirler. Bu konuya biraz ileride daha detaylı olarak değinilecektir.

Alerjik rinit nedir ?

Alerjik rinit, ortamda (çevrede) bulunan bir alerjenin nefes alma sırasında buruna alınıp, burnun iç yüzüne yapışması sonucunda bu alerjene karşı hassasiyeti (duyarlılığı) olan çocuğun burnunda mikrobik olmayan bir iltihap sonucu ortaya çıkan şikayetler ve bulgulardır. Yani bir tür mikrobik olmayan kronik (= müzmin) nezle halidir. Bu nedenle ana bulgular burunda kaşıntı, sulanma, hapşırma, aksırma, damakta kaşınma, öksürük ve boğaz ağrısı, boğazı temizleme isteğidir. En sık buruna yapışabilen alerjenler bahar aylarında ortaya çıkan polenlerdir. Bu nedenle alerjik rinit en sık bahar aylarında görülür.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 22 Şubat 2013, 17:57   #29 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Alerjik Rinit Niçin Bahar Aylarında Görülür ?

Aslında alerjik hastalıklar her mevsimde görülebilir. Örneğin alerjik astımın en sık nedeni evde halı, klim ve benzeri tüylü eşyalarda üreyen akarların (mite) çıkartılarıdır ve bunlar ev tozuna karışarak solunan havaya katılıp nefes alınca bronşlara gider. Akar alerjisi en sık kış ayında görülür ve alerjik astım nedenidir. Bu konuda bu web sitesinin “Alerjen nedir ?” bölümünde gerekli bilgiler verilmiştir. Ancak alerjik rinit nedeni olan alerjenler en sık oranda polenlerdir. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi polenler bahar aylarında ot, çicek ve ağaçların çiçeklerinin açması ile atmosfere yayılırlar. Yani hastalar bu mevsimde alerjik oldukları madde ile karşılaşırlar. İkincisi ise neden polenlerin sıklıkla burun ve göz bulgularına neden olduğudur. Bunun da nedeni polenler büyük çapa sahip yapıda olmalarıdır. Burnumuzun en önemli görevi havayı süzmek, ısıtmak ve nemlendirmektir. Bu nedenle polenler burundan geçerken süzülürler ve böylelikle burun duvarlarına yapışırlar. Bu yapışma sonucu orada bir alerjik iltihap gelişir ve bu mikrobik olmayan iltihap hastalık bulgularına neden olur.

Polen nedir ?

Polenler ot, ağaç ve çiçeklerin üremelerinde görevli olan çapları ortalama 5-40 mikron arasında değişen erkek gametlerdir. Bilindiği gibi bu erkek gametlerin bitkilerin dişi organına ulaşması gerekir. Bu ya rüzgarla hava yoluyla olur yada böcek ve sinekler aracılığı ile olur. Bu nedenle polenlere ait klinik bulgular bu bitkilerin çiçeklerini açtığı üreme mevsimi olan bahar aylarında olur. Rüzgarla etrafa yayılan polenler alerjiden sorumludur ve daha hafif olanlardır. Bunlar sadece bitkinin bulunduğu yerde değil kilometrelerce uzağa bile rüzgarla polen gönderebilir. Böceklerler aktarılan polenler ise daha ağırdır ve havada asılı bulunmadıkları için pek alerjiye neden olmazlar. Örneğin çayır, çimen ve ağaç polenleri rüzgarla taşınan ve havada dolanan polenler olduğu için alerjik nezleye (saman nezlesi) neden oldukları halde, ev içi ve dışında bulunan süs bitki ve çiçeklerinin poleni daha ağır bir yapıya sahip olu böceklerle taşınırlar ve alerjiye pek neden olmazlar. Ot, ağaç ve diğer polene sahip olan bitkilerin dağılımı ve çiçek açma zamanları yetiştikleri toprak ve mevsimsel özelliklere göre değişir. Her yerde aynı bitki yetişmez. Bu nedenle alerjik olan polen tipi o yöredeki bitki örtüsü (flora) ile ilgilidir. Örneğin sıklıkla Amerika’da olan amerikan nezle otu bizim ülkemizde alerjik etken olarak rastlanmaz. Ancak özellikle Akdeniz bölgesinde sık bulunan zeytin sık bir saman nezlesi etkeni iken bu Afrika ve benzeri ülkelerde bir alerji etkeni olarak saptanamaz. Ayrıca bahar mevsiminin başlangıç zamanı, havanın yağmurlu olması vb nedenler de havada bulunacak olan polenin çıkma zamanı ve yoğunluğunu etkileyecektir. Bu da klinik bulguların çıkma zamanı ve şiddetinin değişmesine neden olacaktır. Polenler büyük partikül yapısına sahip oldukları için sıklıkla nefes alırken burunda tutuldujları için alerjik saman nezlesine neden olurlar. Partikül çapı daha küçük olanlar yada ağızdan soluma ile bronşlara ulaşanlar ise daha az oranda alerjik astıma yol açarlar.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 22 Şubat 2013, 17:57   #30 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Polene benzer alerjik rinit yapan başka alerjen var mıdır ?

Küf mantarları da polene benzer bahar aylarında alerjik rinit hatta astıma neden olurlar. Bunlar ev içi ve ev dışı allerjen olma özelliğine sahiptirler. Bunlar sıklıkla ev içinde organik eşyaların, yemeklerin, ev dışında ise bitki ve hayvanların üzerinde yaşayan mikroplardır. Yenilen mantarlarla herhangi bir ilgileri yoktur. Küf mantarları nemli, organik besin artığı bulunan ortamlarda ürerler. Buradan da havaya bol m,ktarda üremelerini devam ettiren mantar sporlarını bırakırlar. Bunlar polenlerden çok daha küçük 3-5 mikron çapındaki hücrelerdir. Havaya kolayca karışır ve taşınırlar. Üredikleri yerde sarı, yeşil vs renk oluştururlar. Üremeleri ve etrafa spor bırakmaları yıl boyu olabilse de en sık havaların ısındığı ve orta şiddette rüzgarın olduğu bahar ve yaz aylarında üremeleri en üst düzeyde olur. Kışın düşük dereceli ısıda ve hele karlı ortamda üreyemez ve alerjiye neden olan sporlarını bırakamazlar. Yani üremelri ve etrafa spor yayabilmeleri hava sıcaklığı, nemi ve diğer iklim koşulları ile ilgilidir. Bu nedenle polen alerjisi ile karışabilen alerjik bulgulara neden olabilirler. Çok küçük yapıya sahip oldukları için hem alerjik nezle hem de alerjik astıma neden olurlar.

Çocuklarda allerjik rinit şikayet ve bulguları nelerdir?

Alerjik rinit hapşırma/aksırma, burun tıkanıklığı, burunda su gibi akıntı, burunda ve yumuşak damakta kaşıntı şikayetlerine yola açar. Bu bulgular sıklıkla yukarıda bahsedilen nedenlerle bahar aylarında olur. Bu nedenle “bahar alerjisi, bahar nezlesi, saman nezlesi ..” gibi isimler de halk arasında verilmiştir. Ayrıca yine yukarıda bahsedildiği gibi gözlerde yanma, sulanma, kızarma ve kaşıntı belirgindir. Hem göz hem de burun yakınmasının olması tam bir “nezle” tablosuna yol açar Bazen bu bulgular sıradan nezle, grip gibi algılanabilir. Hatta çoğu nezle ilacının içerisinde antialerjik madde olduğu için, bu ilaçların kullanımı ile yakınmalar geçer ve yanlış algılamanın devam etmesine yol açar. Bu ise doktora başvuru ve alerji tedavisinin gecikmesine neden olur. Ancak bu sıradan nezle gibi ortalam bir haftada geçen bir tablo değildir. Hastalar ellerinde sürekli yanlarında burnu silmek için mendil taşımak zorunda kalır. Burun tıkanıklıklarının devam etmesi nedeniyle gece uyku düzeni bozulur. Gündüz olan sık hapşırma, burun kaşıntısı ve gözlerde yanma, sulanma ciddi konsantrasyon bozukluklarına yol açar. Çocuk ise okul başarısı, erişkinise iş başarısı düşer. Sürekli burun kaşıma nedeniyle “alerji selamı” denen burnu önden arkaya ovalam hareketi çok tipik olarak görülür. Bu hareket uzun süre yapılması sonucu burun kemerinde yatay bir çizgi olur. Ayrıca burun tıkanıklığı nedeniyle göz alt kapaklarında sürekli bir morluk vardır. Burunda olan sürekli alerjik reaksiyon ve burun akıntısı özellikle geceleri olan geniz akıntısı ve gece öksürüklerine neden olur. Gündüz ise sürekli genizi temizleme sesi çıkarılır. Alerjik rinit ortalama % 20 oranında yıl boyu görülür. Bunun en sık etkeni ev tozu akarlarıdır. Ayrıca yıl boyu alerjik rinite havyan, mantar ve bizim ülkemizde çok sık görülmeyen hamam böceği allerjenleri de yol açabilir. Ancak ev tozu akarlarının neden olduğu yıl boyu süren alerjik rinitte burun tıkanıklığı daha ön planda olan yakınmadır. Ancak kronik burun iltihabı ve sinüzitte sıklıkla görülür. Sürekli hapşırma, aksırma, burun kaşıntısı ve göz yakınmaları da vardır. Ancak bu yakınmaların şiddeti polenlere bağlı bahar alerjisine göre daha azdır. Burun tıkanıklığının şiddeti ise daha fazladır.

Her halükarda özellikle bahar aylarında sık nezle-grip hali olan, yineleyen sinüziti olan, gözlerinde yanma-sulanma-kızarma olan çocuklarda mutlaka alerjik rinit düşünülmeli ve gerekli araştırmalar yapılmalıdır.

Alerjik rinit sadece burun yakınmalarına mı neden olur ?

Alerjik rinit sadece burunda kaşınma, aksırma vb yakınmalarla giden basit bir hastalık değildir. Çünki burnumuz hava yollarımız ve bronşlarımızın başlangıcıdır ve tek bir hava yolumuz vardır. Tabiki burnumuzun mukozası dediğimiz iç yüzeyinin tüm özellikleri aynı yol üzerinde olan ve burundaki hava yolumuzun devamını oluşturan bronşlarımızda da aynıdır. Yani nefes aldığımız hava yolumuz burun ucundan bronşlarımızın sonuna kadar “tek bir hat” tır. Tek bir hatta bir bölge de olan olayın bu hattın devamlılığındakidiğer bir bölgeyi ilgilendirmemesi düşünülemez. Bu nedenle burunda olan alerjinin bronşları ilgilendirmemesi beklenemez. Bu nedenle alerjik rinitli hastalarda bronş alerjisi yani alerjik astım sıklığı ve riski çok daha yüksektir. Buna tıb dilinde komorbidite (birlikte olma özelliği) denmektedir. Bunu rakamlarla açıklamak gerekirse şöyle ifade edilebilir: Normal toplumda alerjik astım sıklığı ortalama % 5 kabul edilirse, alerjik rinitlilierdeki alerjik astım sıklığı (2-8 kat yüksek) ortalama % 25 dir. Ayrıca alerjik astımlı hastaların daha önceki yaşlarında % 70 oranında alerjik rinit geçirme yada halen yaşama öyküsü vardır. Bu nedenle özellikle çocuklar ve genç erişkinler başat olmak üzere alerjik rinitli hastalar alerjik astım açısından da değerlendirilmelidir. Ayrıca alerjik rinit kronik (müzmin, süregen) sinüzitin en sık saptanan nedenidir. Özellikle kronik mikrobik olmayan orta kulak iltihabının da en sık nedenlerinden birisi alerjik rinittir. Alerjik neden olduğu başka rahatsızlıklar da vardır. Bunların başlıcaları başağrısı, burun kanaması, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları, performans düşüklüğü, yaşam kalitesinde bozulma vb dir. Bu ise çocuğun ders başarısında düşme, huysuzluk, ruhsal bozuklukların çıkmasına neden olacaktır.

Alerjik rinit teşhisi ve sorumlu alerjen teşhisi nasıl konur ?

Allerjk rinit teşhisi koymak oldukça kolaydır. Yukarıda bahsedilen oldukça tipik bulgulardan sonra alerjik bir zemin var mı araştırmak için kan testleri yapılabilir. Burundan alınan bir sürüntü ile allerji hücrelerinin varlığı araştırılır. Ancak asıl allerji tanısını ve allerjenin tipini belirlemek için allerji deri testi yapılır. Bu kesin sonucu verir. Tabiki bu arada alerjik rinitteki gibi burun tıkanıklığı, akıntı ve hapşırma gibi bulgulara yol açan diğer hastalıklar ekarte edilmelidir. Bu işlemler bir çocuk alerji uzmanı tarafından kısa sürede ve kolayca yapılabilir.


Allerjik rinit tedavisi nasil yapılır?

Alerjik rinit tedavisinde temel yöntem tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi alerjenden korunmaktır. Polen alerjisinde bu pek olay değildir ve tam olarak gerçekleştirilemez. Polenden korunmak için alınacak önlemler; ot ve ağacınyoğun olduğu piknik ve açıka alanlarda mümkün olduğu kadar az bulunmak, mümkünse yüksek yerlerde yaşamak, saat 8 ila 14 arasında dış ortamda bulunmamaya çalışmak, polen mevsiminde mümkünse kapı ve pencereleri kapalı tutmak, klima ile bulunan mekan ve ulaşım araçlarını havalandırmaktır. Ancak bu önlemler tam uygulansa bile etkinliği oldukça düşüktür. Ev tozu akarından korunmak için nemli ortamdan uzak durmak, en azından yatak odasında halı, klim ve benzeri toz tutucu eşyaları kaldırmak, ıslak zemin temizliği yapmak, temizlik yapılırken o ortamda bulunmamak, akar allerjeni geçirmeyen yatak, yorgan ve yastık kılıfı kullanmak başlıca önlemlerdir.

Çevresel allerjenden korunma önlemleri tek başına yeterli değildir. Bu nedenle ilaç tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Her hasta için ilaç tedavisi farklıdır ve alerjisinin ağırlığına göre bu değişmektedir. Bu tedavi programı profosyonellik gerektiren bir yönetimdir ve alerji uzmanları tarafından planlanmalıdır. Bu tedavide burundaki ve gözdeki kaşıntı, hapşırma ve akıntıyı giderecek anti-histaminik denilen antialerjik ilaçlar en sık kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçlar ağızdan kullanılabileceği gibi, direk buruna ve göze sıkılan damlalar halinde de kullanılabilir. Ancak burun tıkanıklığını gidermek ve daha ciddi alerjik rinit bulgularına hakim olmak için buruna sıkılan kortizonlu spreyler doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bu ilaçlar hasta için uygun doz ve formulasyonda kullanıldığında yan etkileri olmayan oldukça güvenilir ilaçlardır. Ayrıca hastanın ön plandaki yakınmasına göre burundaki tıkanıklığı gideren, akıntıyı azaltan, gözdeki kızarıklığı azaltan vs ilaçlar da kulanılabilir. Ancak yakınmaların uzun sürdüğü, sık ve uzun süreli ilaç kullanmak gerektiği durumlarda hele alerjik rinitle birlikte alerjik astım bulguları da varsa allerji uzmanı kontrolünde alerji aşısı yapılması oldukça etkili bir tedavi yöntemidir.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
alerjik, allerjik, bilgiler, hakkında, hastalıklar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557