Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Forum Renkli Cafe > Serbest Kürsü
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Serbest Kürsü Teke Tek, Arena ve Tartışmaların Seviyeli Bir Ortam içerisinde yapıldığı bölüm..

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Aralık 2013, 17:45   #1 (permalink)
Üye

sonerr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 07 Aralık 2013
(Mesajlar): 4
(Konular): 3
Renkli Para : 10
Aldığı Beğeni: 0
Beğendikleri: 0
Ruh Halim: none
Standart deccal nerede nezaman nasıl çıkacak armegeddon yaşanıyormu

YERYÜZÜNDE BİLİNÇ DEĞİŞİYOR
· Ortadoğu’da, Afrika’da ve uzak doğu’da Müslüman halklar kendi ülkelerinde kötü yönetimleri deviriyorlar. Batı yanlısı, sömürgeci haksızlığı yol edinmiş kısacası dünyacı ve inançsız yönetimleri devirmektedirler. Halkın direnişlerini silah gücüyle bastıranlar saltanatları için savaşmaktadırlar. Esad gibi yönetimleri silahla bırakmayanlar mutlaka yıkılacaktırlar.
· Gelirleri kendilerine akıtan baskıcı ve zorba yönetimler yıkılıyor. Hukuksuzluğu yol edinmiş yönetimlerin hepsi aynı anlayışa sahip idiler.Bunlar gücü ve silahı ellerinde tuttukları için değişim kolay olmayacak, zaman alacak ve sancılı olacak.
· Ortadoğu’da halk hareketlerini bastıran küresel güçler kaybedecekler.
· Batı Türkiye’ye haçlı zihniyetiyle bakıyordu. İslam düşmanlığı üzerinden ayrımcılıklarını sürdürüyordu.
· Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, kendisinin ilk "aziz ilan etme" töreninde, 1480 yılında İtalya'nın güneyinde Osmanlı'ya karşı savaşan 800 Hristiyan'ı aziz ilan etti. İşte bozguncuların anlayışı Vatikan destekliydi. Kendilerini inanan zanneden bozguncular yıllarca Barışa ve kardeşliğe zarar verdiler.
· Afganistan’da Irak’ta Amerikan siyaseti iflasa uğradı. Savaş ile başarı sağlanamayacağı artık anlaşıldı.
· El kaideyi yaratan Amerikalılar terör olaylarının arttığı imajını vererek kendilerine Avrupa desteği sağlıyorlar. El kaide üzerinden islamı kötüleyen anlayış ne kadar uzun ömürlü olabilir ki. Yalanlarla Avrupa halkına medya ile bu düşünceyi empoze ediyorlar. Birtakım terör eylemleri uyarıları yaparak Avrupa’yı da tedirgin ediyorlar. Küresel Ergenekoncular aslında oyunlarını güzel oynuyorlar. Ama insanlar artık hakkı görmeye başladı. Bundan sonra kirli egemenliklerini sürdüremeyecekler.
· İnananlar ile inanmayanların ayrıştığı kilit ülke Suriye olmuştur. Rusya İsrail ve batı birlikteliği Suriyedeki değişimi durdursa da şiddet ve güç ile halkların özgürlük taleplerini yıkamayacaktır.
· Türkiye’de başlayan ayrışma zamanla kutuplaşmaya dönüştü. Bu kutuplaşma Arap baharıyla başladı ve yayılarak küreselleşti. Küresel kutuplaşma inananlarla inançsızlar arasında gerçekleşmektedir. Kutuplaşmanın kökeni tercihlerde yatmaktadır.
· Ortadoğu’daki gelişmeler uluslararası politikanın bir numaralı gündem maddesi. Mısır, Libya, Irak, Suriye ve Filistin’de yaşanan baş döndürücü hızdaki gelişmeler pek çok ülkeyi hazırlıksız yakaladı. Bu gelişmelerin ne yöne gittiği üzerinde ise netleşmiş bir algı yok. Ortadoğu’daki pek çok soruna şu ya da bu şekilde müdahil olan Batılı ülkeler kadar Rusya da gelişmeleri yakından izliyor. Eski yöntemlerle Ortadoğu’nun sorunları çözülemez duruma geldi.
· Türkiye yeni gelişen dış politika anlayışında hakikaten vizyonel bir tavır sergiledi. Bu güne kadar edilgen bir yapı içinde hareket eden Türkiye gerek İslam coğrafyasında gerek dünya coğrafyasında kendisi açısından kıymet ifade eden bütün adımları bilinçli olarak atıyor.
· Ortadoğu coğrafyası başta Filistin problemi ve Afrika yaşananlar olmak üzere insanlık adına tüm sorunları çözmek Türkiye’nin ilgi alanı oldu. Dünyada yaşananlar Türkiye’yi ilgilendirmektedir. İnsanlığın tüm problemleri ve sorunları çözüm aşkı Türkiye’yi kutsal bir ülke konumuna getirmektedir. Çünkü insanlığa faydalı işler tanrı tarafından beğenilir. Türkiye’nin bu çabasında menfaat hesapları yok. Hizmet etme, faydalı olma ve hoş bir seda amacı var. Tanrının gönlünü alma ve kardeşliğin güzelliğini görme vardır.
· Papa Francis, '20. Yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapılmıştır' diyerek skandal sözlere imza attı. Papa böylece 1915 olaylarını ilk kez soykırım olarak tanımlamış oldu. Türkiye ve İslam aleyhindeki sözleri taraflı bakışa sahip olduğunu ve barışçıl bir yapısı olmadığını gösterdi. Aldığı eğitimlerde yapmacık davranış dilini iyi kullandığını iyi bir rolcü olduğunu göstermiştir.
· ABD'nin New York eyaletinde metro istasyonlarına yine İslam karşıtı ilanlar veriliyordu. Yişne aynısı oldu. Amerikan Özgürlük Savunma Girişimi adlı grubun önderlerinden Pamela Geller, Ali İmran Suresi'nin 151. ayetini yanlış ve eksik yorumlayan bir afişi, provokatif bir resimle birlikte New York'taki metro istasyonlarına astırdı. İlanda, 11 Eylül saldırıları sonrası yanmakta olan İkiz Kuleler fotoğrafının yanında, "Yakında, biz, kâfirlerin kalbine korku salacağız." mealindeki ayete yer veriliyor. Ayet İngilizce'ye tercüme edilirken 'korku' (Ru'b) ifadesinin karşılığı olarak 'terör' kelimesi kullanıldı. Yeni bir provokasyon olarak değerlendirilen ilan tepki topladı.
· Türkiye’yi karalama kampanyası yine ABD’de tam hız sürüyor. Tüm dünyada kadınlara yönelik şiddetin ön planda olduğu bu günlerde Washington Post tarafından yayımlanan bir makalede kadınların İstanbul sokaklarında “sürekli taciz edildiği” öne sürüldü.
· Amerika ve diğer ülkeler, tüm dikkatini Ortaasya’ya yoğunlaştıracak. Orta asya büyük ekonomik güç olarak ortaya çıkacak. Demokrasiye, adalete ve eşitliğe önem verenler kalkınacaklar. Kalkındığını görenler kendini güvende hissedecekler ve insanlık adına olumlu bir rol oynayacaklar. Bu arada eski düzenin vesayetçileri orta sınıfın gelişmesini istemeyeceğinden mücadele edeceklerdir. Tatmin edici bir sosyal sistem uygulamayı başaramayan ülkelerde tehlikeli süreçler yaşanacak. Her kesimin hassasiyetlerini önemseyen ve herkese kucak açan daha doğrusu insanların sorunlarını önemseyen ve hizmet eden yönetimler başarıya ulaşacaktır. Bu da küresel esenliği getirecektir. Küresel rejim yıkılırken patronlar şiddeti isteyecekler ve dünya kısa süreliğine kötüye gidecek. Ama kimse tanrıyı unutmasın. O dilediğini yapacaktır ve o mazlumların yanındadır.
· Değişim bir anda ve bir günde olmaz. Dünya günleriyle zaman alır. En belirgin değişimi en az 33 yılda görülebilir. Yeryüzünde 99 yılda net bir tablo ortaya çıkar.
· Gücünü silah donanımından ve askeri gücünden alanlar güçlü egemenleriz sanmasınlar. Asıl güçlü insanlığa hizmet edendir. İnsan haklarını, adaleti, kardeşliği sağlayanlar güçlüdür. Güçlü; demokrasiyi, eşitliği ve özgürlüğü sağlayandır. Halifelik güçlü kılar. 1940’larda dünyanın jandarmasıyım diyen Amerika bir bakıma halifelik rolü oynamıştı. Ama zamanla gerçekler ortaya çıktı. Silah gücüyle dünya düzeni kurmaya çalıştı ve işte sonuç ‘karanlık çağ’
· Amerika yanlısı zihniyet söyle diyor: Çinliler Amerika’nın örneğin silah gücünden hala çok uzakta. Gelir konusunda da şu anda Romanya ile aynı seviyedeler. Yani gerçek Çin gücünün ortaya çıkabilmesi ve Amerikan gücüyle ölçüşebilmesi için çok fazla zamana ihtiyaç var.” İste İsrail ve Amerikan yanlısı zihniyet güçlü olanın egemen olacağını söylüyor. Zaten yıllarca uyguladıkları siyaset te buydu. ‘Sömürmek için savaş ve öldür.’ ‘Başkalarının silah üstünlüğüne izin verme.’ ‘Sen güçlüsün ve her şeyi yönetirsin ve dilediğin ülkeyi dilediğin duruma getirirsin.’ Anlayışlarına sahiptiler.
· Amerika, Türkiye’yi silah ve askeri güç açısından kendine tehdit bile görmüyor. Çünkü Türkiye silahlanmadı. Kitle imha silahları bile yok. Patriot füzelerini dahi NATO’dan tedarik etti. Büyük bir insan sayısı da yok. Sıradan güçsüz bir ülke olarak görülüyor.
· Türkiye insanlık adına yapıcı ve barışçıl bir politika çiziyor. Evrensel değerlere sahip çıkarak ve hakkı savunarak küresel ortamda değer bulduğu için Türkiye’yi tehdit olarak görmektedirler. Bu nedenle Türkiye’nin yanında gözüküyorlar. Çünkü insanlara hak yolda olduklarını anlatamayacaklardır. İnsanlara açıklayacak bir şeyleri olmayanlar Türkiye’nin insanlık adına çalışmalarını yenemeyecektir.
· Amerikan yanlısı anlayış şeytanın taraftarlığını temsil etmektedir. Savaş, sömürü, öldürme, gasp, gibi tüm yolları makul gören anlayış İsrail anlayışı olmuş. ‘Dünya ve egemenlik için her şey mübahtır.’ anlayışını taşıyanların birlikteliği İslam düşmanlığına dönüşmüş.
· ABD, dünyadaki egemenliğini kaybedecek. Her ne kadar. Amerikan yanlıları Amerika yıkılmaz ve asla kaybetmez dese de Amerikalı yöneticiler tedirgin ve endişelidir. Ekonomilerinin çöktüğünü görüyorlar ve ipleri biraz daha ellerinde nasıl tutabileceklerini sorguluyorlar.
· Amerika çöktüğünde iblis dünya egemenliğini kaybedecek ve kötülüğün taraftarları olan büyük bir üzüntüye ve ümitsizliğe düşecekler. Artık insanlığı kim koruyacak diyecekler. Halbuki insanlığa onlar zarar veriyordu. İnananların egemenliğinde korkanlar kendi kara geçmişlerini doğru yol sanırlar.
· Mısır, Arap dünyası içinde en büyük Hristiyan azınlığa sahip. “Yeni papanın doğudaki Hristiyanların sorunlarıyla da ilgilenmesini umanlar eski savaş yıllarını ve baskıcı güçlerini özlüyorlar. Yeni Papadan çok şey bekleniyor. Yine kirli hedefler, büyük beklentiler içindeler. Hristiyanlığı yaymak, Ortadoğu’da değişim sürecini durdurmak, haçlı zihniyeti hevesinde olanların kirli beklentileri var.
· Libya’nın Bingazi kentinde bir Kıpti kiliseye saldırı düzenlendi. Hristiyanlara karşı halkın artık tepki göstermesi yüzyılların baskısı sonucudur. Libya’da tutuklu bulunan Mısırlı misyonerin şüpheli ölümünün ardından Kahire’deki Libya Büyükelçiliği önünde toplanan bir grup Kıpti’nin binaya girmeye çalışması olayların fitilini ateşledi. Öfkeli göstericiler binayı taş yağmuruna tuttu, Libya bayrağını yaktı. Bu tip olaylar Ortadoğu ve Afrikada fazlaca görülecektir. Çünkü menfaat dininin mensupları gerçekte hristiyan değildir.
· Yahudi anlayışı hristiyanlıgı yayma anlayışıyla birleşmiş mazlum halklara zulme dönüşmüştür. Şeytanın her dönemde dini kullanarak uyguladığı yöntem 300 yıllık bir çabanın ardından amacına ulaşmıştır. Sonunda öldürülen halklar , eziğlen ve sömürülen büyük kitleler oluşmuştur.
· ABD’de şiddet, polis şiddeti, işkence, taciz, adam öldürme, silahlanma hat safhadadır. Çünkü yıllardır inançsızlığı aşıladılar. Tanrı karşıtlığı anlayışıyla oluşturdukları kültürün sonucudur tüm bu yaşananlar. Dinsizliğin insanlığa ne kadar zarar verdiğini herkes görmektedir. Dinsizlik şeytanın dinidir. Ve dinsizler kendilerini tanrının İsrail halkı olarak nitelerlerdi.
· Euro Bölgesi dağılıyor. Avrupa’nın doğusu çok geriledi. Avrupa bozuk anlayışıyla kendi içine çekildi. Gerileme dönemindeki Avrupa karanlık çöküşe doğru gitmektedir. Sadece batıldan vazgeçip hakka yönelirse kurtulur. Tanrının vaadi küresel esenlik olmasaydı bozuk inanışlı karanlık ortaçağ Avrupa’sına geri döneceklerdi. Ancak tanrı İnançsızları yeryüzünden komple silecek.
· Görünüşe bakılırsa Avrupa Amerikalılar için artık önemli bir bölge değil. Jeopolitik ve diplomatik alanda Avrupa artık etkili bir aktör olmayacak. Üstelik mali konuda bütünlüğü tehdit altında. Euro Bölgesi’nin dağılırken Fransa, İtalya, İspanya, İngiltere ve Hollanda Afrika egemenliğini kaybediyor.
· Rusya yandaşı balkan ülkeleri sefalet içindeler. Moldova, Ukrayna, Romanya, Yunanistan, Bulgaristan gibi Kominizm Rusyası etkisindeki ülkeler güçlerini tek tek yitirdiler. Ekonomileri geriledi. Yokluk ve kriz bu ülkeleri kötü vurdu. Rusya ekonomik açıdan iyi görünse de bölgesel egemenliğini yitirdi. Rusya, Suriye gibi sömürgesini kaybetmeme savaşı vermektedir.
· 2012’nin İngiltere, Fransa ve Rusya seçimleri eski düzeni korudu. 2013’de Ortadoğuda bölgenin güçlü ülkelerinin seçimleri bölgeye damga vuracaktır. İsrail, İran ve Ürdün’de ki seçimler bölgede önemli dengeler oluşturacaktır. Bölgesel dengelerde stratejik seçimler geleceği şekillendirecektir.
· İnanan insanlar fişleniyor ve sürekli izleniyorlar. ABD ve İsrail Ortadoğu’da inananlar ne yapıyorlar diye çeşitli merkezleri izliyorlar. Gökten insansız hava araçlarıyla ve uydularla gözlemektedirler.
TÜRKİYE
· Dünya her yüz yılda bir değişime uğrarken bu yüzyılda keskin ve köklü bir değişimi en belirgin haliyle yaşıyor. Küresel anlayış sanki bir U dönüşü yaptı. Büyük bir bilinç değişimi bir uyanış gerçekleşti. Bilinene gerçeklerin aslında tam bir yalan olduğu ortaya çıktı. Suçlananların suçsuz olduğu anlaşılırken yönetenlerin zalim olduğu anlaşıldı.
· Yükselen dünya ve yeni düzende söz sahibi olamayan ülkelerin tasfiye olacağı, dahası, olmaya başladığı biliniyor. Geride kalan yüz yıl içerisinde "hasta adam" olarak ölüme terk edilen Türkiye, yoğun bakımdan çıkıp ayağa kalkmayı ve dünyayı şaşırtmayı başardı.Kartlar yeniden karılıp dağıtılırken, Türkiye bu kez oyunu dışarıdan seyretmiyor. Çünkü elindeki kartları cesaretle açmayı, oyuna dâhil olup, "ben de varım" demeyi başardı. Küresel ekonomide dengeler değişiyor, tefecilerin kiliseleri bile haczettiği Avrupada tehlike çanları çalmaya başladı. Nüfusu giderek yaşlanan Avrupa, artık Türkiye için de cazibesini kaybetti. Dahası, güçlenen Türkiye artık geleceğini Avrupa’da görmüyor."Neler oluyor ve neler olacak?" sorusuna, çarpıcı cevaplar bulacaksınızdır.
· Türkiye’ye ve türk yöneticilere dünyadan büyük ilgi gösteriliyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hollanda'yı ziyaret edecek olması ülkede geniş yankı buldu. Hollanda basını Erdoğan'ı konuşuyor. İsveç'e devlet ziyaretinde bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, Kral Carl XVI. Gustaf tarafından İsveç'in yabancı devlet ve hükümet başkanlarına verilen en üst düzey nişanı olan ''Serafim Nişanı'' verildi.
· Türkiye, tüm ülkelerle Stratejik Ortaklık Belgesi imzalıyor. Her ülke ile ortak ilgi alanları tespit ediliyor. İşbirliğinin geliştirilmesinin ele alınarak süregelen köklü ilişkilerin iyileştirilerek daha da derinleştirilmesi öngörülüyor.
· Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrup Birliği üye ülkelerinin elçilerine verdiği yemekte konuştu. AB üyesi ülkelerinin liderlerini eleştirdi.Erdoğan'dan AB'ye: Irkçılıkla önümüz kesiliyor
· Türkiye Avrupa Birliği hedefinden hiç uzaklaşmadı. Sürekli çalıştı. Uzaklaşmasını isteyenler veya bekleyenler oldu. Avrupa’nın bile tam uygulayamadığı fasıllar Türkiye’nin önüne konuldu. Türkiye kararlı adım atmaya devam etmesine rağmen engeller çıkartıldı. Türkiye AB’ye sürekli barış elini uzattı. Ancak dünyayı sömüren küresel vesayet o barış elini kibirle ve kinle reddetti. Türkiye’nin AB’ye girmesini engelleyenler Türk-İslam düşmanlığı yapan anlayıştır. Avrupa’ya egemen olan bu Hristiyan-yahudi kardeşliği insanlığa zarar vermiştir. İşte Tanrının vaat ettiği İsrail krallığını kurma halinde olan anlayış Türkiye düşmanlığı yapmaktadır. Aslında bu anlayış insanlığa, barışa ve kardeşliğe düşmandır. En açık örneği Avrupa birliğine girmesini reddeden, kardeşliği istemeyen dünyayı amaçlayan ve kötü niyetteki hedeflerine dini bulaştıran yeryüzünün nimetlerini paylaşmak istemeyen yoksulu ve mazlumu ezen zalim anlayıştakilerdir.
· Türkiye'nin Afrika açılımı, "Büyük acılar yaşayan bu coğrafya bundan böyle sömürgecilik, açlık, yoksulluk değil; kalkınma, paylaşma ve kültürel zenginlik kıtası olacaktır" anlayışı üzerine inşa ediliyor.
· Türkiye’ye gelen ABD dışişleri bakanı Kerry, Erdoğan’ın Siyonizm ile antiseminizmi bir tutan fikrine katılmadığını söyledi. Rabbin kralının bu tür açıklamaları, BM’yi ve yapısını eleştirmesi, NATO’nun kime hizmet ettiğini haykırması küresel bozguncuların hiç hoşuna gitmiyor. Erdoğan’nın sözlerine şaşıyorlar. Öfkeleniyorlar. Şu çatlak sesi birisi sustursun diyorlar.
· Erdoğan, 10 yıl boyunca demokrasiyle güvenlik arasındaki hassas çizgiyi büyük bir dikkatle korudu.
· Fransa ve İspanya'da PKK terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlar tamamen aldatmacadır. Teröre en büyük desteği verenler bu zaman kadar teröristleri bırakın teslim etmeyi baş tacı ettiler. İltica yasasıyla Türkiye düşmanlığı yapan herkese kucak açtılar. Göstermelik ve yapmacık operasyonlar basit bir taktikten öteye gidememiştir.Terör örgütüne karşı ilgili anlaşmalar olmasına rağmen binlerce terörist ve dava olduğunu söyleyen Avrupa’dan netice alınamadı. Türkiye her zaman oyalandı, kullanıldı ve aldatıldı.
· Dini özgürlüklerde Türkiye belirgin çıkış yaşadı ve bu raporlara yansıdı.ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu (USCIRF) ‘2013 Yıllık Raporu' açıklandı. Geçtiğimiz yıl ilk kez ‘özel kaygı uyandıran ülkeler' arasına giren Türkiye 2013 raporunda bu kategoriye dahil edilmedi.
· Irak'ta yaşayan Türkmenler ve Kürtler Türkiye uğruna can vermeye hazırlar. Ortadoğu’nun tamamında bir Türkiye sevgisi var. Bu sevginin temelinde Osmanlı Osmanlının temelinde insanlığın korunmasını sağlayan inananlar vardır. Avrupa’da Türkiye’ye sempati doğmuştur. Irkçı güçlere karşı artık Avrupalı inananlardan da tepkiler başlamıştır. Bu zaman kadar ideolojik yapı altında ezilen doğrucu ve dürüst insanlar muhalif ve mazlum olarak yaşamıştır. Artık sesini yükselten Türkiye sempatisini dile getiren bir Avrupa muhalifi ve inanan odaklı yaklaşım ortaya çıkmıştır. Avrupa meclislerinde ve TV proğramlarında Türkiye tartışılıyor. İnsanlar yıllarca aldatıldıkları ve kabullerini tekrar sorguluyorlar. Gerçekler açığa çıktıkça Türkiye’nin doğru bir zeminde insani hakları ve değerleri koruduğunu görecekler.
· Avrupa’da ırkçı ve ideolojik yaklaşım ile ortadoğu’daki ideolojik yaklaşım aynıdır. Avrupa’da Hristiyan temelli ümmetçi yaklaşım nasıl tam bir ayrımcılık ve düşmanlık içeriyorsa Ortadoğuda İslamcı ümmetçi anlayış ta ayrımcılık ve düşmanlık içermektedir. Ümetçiliği, ırkçılığı, ideolojik tabanlı zihniyeti ortaya çıkaranlar vesayetçilerden başka olmamıştır. Kurumları ve yönetimleri ele geçiren kötü niyetli inlar
· Hem Irak’ın birliğini koruyan, Suriye’de insanlığı savunan, Libya’da doğru yerde duran, Ortadoğu’da barışı isteyen, Avrupa’ya birleşelim kardeş olalım diye el uzatan bir Türkiye vardır.
· Avrupa’ya birliğe alması için çabalayan ve onlara krizin reçetesini sunan ve kurtuluşları için çabalayan bir Türkiye vardır. Zaten Avrupa’nın kurtuluşu sadece Türkiye ile olacaktır. Türkiye Avrupaya refahı, demokrasiyi, insan haklarını, barışı ve esenliği getirecek tek ülkedir. Ancak ideolojik yaklaşımdaki batı anlayışı Türkiye’yi düşman, tehdit ve cani olarak görmektedir. Son iki yüz yılda kim zalim kim mazlum tüm insanlar görmüştür. Gerçekler ve gerçeklerin ardındaki temel hedefler artık ortaya çıkmıştır. Ülkelerin siyasetinde ne yaptıkları ve neyi amaçladıkları ortadadır. İnsanlığı düşünmeyen şeytan’ın taraftarında olmuştur.
· Yunanistan'ın kıta sahanlığına ilişkin Birleşmiş Milletler'e yaptığı bildirim dış güçlerin bir nevi kışkırtmasıdır. 1918’ lerde oyuna getirilen Yunanistan tekrar bu oyuna gelmemelidir. Yunanistan'ın iddialarının uluslararası hukukta bir dayanağı bulunmamaktadır.
· Hem Demokrat hem Cumhuriyetçi partilerden yoğun ilgi, ABD'deki Türkler'in son dönemdeki dikkat çekici çalışmalarının sonucu olarak görülüyor. Washington'da düzenlenen 3. Türki Amerikan Kongresi, ABD Kongre üyeleri, Türkiye ve Türki cumhuriyetlerinin büyükelçi ve milletvekilleriyle iş adamlarının dahil olduğu geniş katılıma sahne oldu. İlişkilerde tarihin en hızlı dönemi ve her zamankinden güçlü mesajı verildi. Türkiye ve ABD ilişkileri tarihindeki yoğun dönemini yaşıyor. Ama ilişkilerin çok iyi gitmediği konular var. Suriye, Irak, İran ve İsrail gibi. Bunlar önümüzdeki 12-15 ay içinde daha da sorunlu hale gelecektir. Türkiye'nin bölgede birçok konuda liderlik rolü yürütmektedir. Türkiye'nin bölgesinde yumuşak güçtür. Türk dizi ve filmlerinin Arap dünyasına yönelik etkileri hızla artmaktadır. Türk ticaretinin kat ettiği mesafeler çok büyüktür.
· California milletvekili Dana Rohrabacher, "ABD'de, önceden Türk toplumunun hiç sesi çıkmıyordu, bir şeylerden mi utanıyorlardı bilmiyorum ama şimdi ortaya çıkıp fikirlerini, kim olduklarını söylüyorlar, seslerini duymamızı sağlıyorlar, onların kendilerini göstermelerinden memnunuz, aktif olmanızdan mutluyuz" dedi. Türklerin ABD’de lobi faaliyetlerinde oldukça başaralı çalışmaları başladı. 1915 olaylarına ilişkin Ermeni tasarıları destekleyen zihniyet gerçekte Türk düşmanlığı yapmaktaydı.
· İngiliz Devlet Haber kanalı BBC'nin Türkçe servisi ve sosyal paylaşım sitesi twitter hesabı Reyhanlı patlamalarından sonra şimdi de Taksim Gezi Parkı olaylarıyla ilgili provokatif haberlere imza atıyor. BBC'nin dışında Alman DW ve Amerika'nın Sesi'nin siteleri de provakatif haberlerle doldu taştı.Twitter hesabından sadece Gezi Parkı tweetleri atan BBC Türkçe'nin haber sitesinde de sadece bu haberlere yer vermesi kafalarda soru işaretleri yarattı.
· İngiliz makamlarınca yapılan uyarıda Türkiye’ de terörizm tehdidinin "yüksek" olduğu ve El Kaide ve diğer örgütlerin Türkiye'de özellikle Batılı kurumları hedeflediği belirtildi. Türkiye’den bulunmanın risklerinden bahseden ingiltere kargaşa ve kaosun olabileceği uyarılarında bulunuyor.
· Dünya’nın Osmanlıya muhalif medyaları Türkiye hakkında sayısız olumsuz propağanda yapmaktadırlar. Medyada çıkan haberlerin hepsini yazamıyorum ama şu gerçek ki şeytanın destekçisi gibi Tanrı karşıtı gibi gösterilen Türkiye sürekli eleştirilmekte ve haksız ve yalan suçlamalara maruz kalmaktadır.
· Türkiye'de temaslarda bulunan Arap gazeteciler heyeti, köklü bir değişim sürecinden geçen Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da "Yeni Türkiye"nin belirleyici bir güç olarak öne çıktığı görüşünde birleşti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Yeni Türkiye'de" oynadığı rolü "temizlik" kelimesiyle özetleyen Buışriyn, "Erdoğan'ın temizleme hareketinin ordudan başlayarak devletin en uç noktalarına kadar ulaştığını" kaydetti. Beşir Atalay'ın "Biz bu ülkede sessiz devrim gerçekleştirdik" sözünü aktaran Buışriyn şöyle devam etti:"Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kimliği konusunda karmaşık fikri ve ideolojik tartışmalar yaşandı. Sonunda muhafazakar kesim ile diğer kanat arasında partinin "Demokratik Muhafazakar" olarak tarif edilmesi konusunda uzlaşıya varıldı."
· "Türkiye, Arap dünyasıyla kendi dilinde ilişki kurma isteğini, AA'nın Arapça yayınlara başlamasıyla gösterdi" diyen Harmi, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün AA'nın 100. yıl vizyonu ve planlarına ilişkin açıklamalarına yazısında geniş yer verdi.
· Türkiye içeride Çözüm Süreci ile ilgili mücadelesini sürdürürken dışarıda Suriye'den gelecek tehlikelerin önünü almaya çalışıyor. Akçakale'de patlayan bombalar, Reyhanlı'daki katliam henüz tazeliğini koruyor. Daha eskilere gidildiğinde Türkiye darbe ve çetelerle henüz mücadelesini tamamlamış değil. Türkiye, bölgedeki Arap Baharı ve stratejik konumu nedeniyle de öne çıkan ve bölgesel liderliğe aday olan bir ülke. Türkiye'nin liderlik iddiasının Ortadoğu'yu kapsaması ülkeyi muhalif güçlerin, terör örgütlerinin, uluslar arası ittifakların hedefi haline getiriyor.
· Türkiye, Ortadoğu'da yeni oyun peşinde olan dış güçlerin ve içerideki işbirlikçilerinin yoğun mesai yaptığı günlerde ANA uçağına topluca binerek kararlılık gösterdiği ve "Korkmuyoruz" mesajı verdiği iddia ediliyor.
· Artık beyin göçü Türkiye’ye olacak. Avrupa’ya göç tersine döndü, gurbetçilerimiz geri geliyor. ABD'den ve dünyadan araştırmacılar Türkiye'ye geri dönmeye başladı.
· Endonezya'da bayrak mitingi yapıldı. Türk bayrağına benzeyen bayrağın resmen kullanılması için toplandılar.
· Türkiye de Reyhanlı saldırısından hemen sonra İsrail-Rusya yakınlaşması Netenyahu- putin görüşmesi dikkat çekti.
KÜRESEL KRİZ
· Avro Bölgesi'nde işsizlik 2012 kasım ayında tarihinin en yüksek düzeyine tırmandı ve Avro bölgesinde işsizlik rekor kırdı.
· İngiltere batıyor. İngiliz sömürgeciliği ve İngiliz egemenliği yıkılmaktadır. İngiltere’de AB referandumu yapıldı. İngiltere Avrupa birliğinden ayrılmak istiyor, çünkü çareyi ayrılmakta görüyor. Yıkılan bir düzenin farkında. Ancak ayrılsa da ayrılmasa da İngiltere çöküşe mecburdur.
· İspanya’nın içerisinde bulunduğu ekonomik kriz ülkenin en zengin bölgelerinden biri olan Katalonya’da ayrılıkçı akımların etkinliğini arttırdı. Zenginler fakirlere bakmak ve yardım etmek istemiyorlar. Halbuki zenginleri zengin eden onlardı. Sırtlarından geçiniyorlardı. Dünyada bu tür örnekleri çok görmekteyiz. Varlıklı olanlar saltanatlarını kaybetmemek için bunca yıldır kullandıkları insanlara sahip çıkmadılar. Hala zengin kesime yaltaklık eden ve hak ile mücadele eden alt kesim insanlar var. Bunlar gerçekleri göremeyen anlamsız hizmet eden bir takım yığınlardır.
· 11 Eylül’deki Katalonya Günü’nde de bağımsızlık yanlıları geniş katılımlı bir gösteri düzenlemişti. Bağımsızlık isteyenler güçlü zenginler, ‘Tüm İspanya halkına bakacak değiliz.’ diye ayrılmak istiyorlar. Bu örnekte olduğu gibi Avrupa çok çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmış durumdadır.
· Ekonomi ve siyaset dünyasının önde gelen isimleri Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu’nda bozuk düzenin küresel çöküşüne karşı çözüm yolları arıyorlar. 2013’de zirvenin sloganı ‘dirençli dinamizm’. Bu slogan aslında dünya liderlerine sürekli değişen bu şartlar altında cesur kararlar almaları için bir çağrı. Bu özellikle Avrupalı liderlerin kulaklarını tıkamaması gereken bir çağrı olsa da ipin ucu kaçmış bir kere. Bu liderler küresel vesayete hizmet ettiği sürece hiçbir başarı elde edemeyeceklerdir. Egemenlerin çıkarları yerine insanlığın çıkarları yönünde adım atsalar dı kurtulurlardı. Ancak onlarda kardeşlik ve merhamet bilinci yoktur. Zaten yıllarca bu zihniyet savaş siyaseti yaptı ve sömürgecilikte aşırıya gitti. Çözüm yolu açık demokrasiye sahip çıkmak ve insanlığı korumaktır. Bataktan çıkışın tek yolu barış ve adalettir. Yok eski anlayışları devam ederse yıkılışları hızlanacaktır.
· Avrupa imajına ve Euro’ya duyulan güvende kayıp yaşandı. Euro senetlerini arttırma girişimleri kaybın bir göstergesiydi.
· Türkiye, Mısır, Hindistan, Pakistan’ın da bulunduğu yeni dalga ekonomilerinin 2020 yılında Batı'yı geri bırakacağı kaçınılmazdır.
· Yunan-Türk İş Konseyi Başkanı Dimitris Papanicolaou, Yunanistan'da derinleşen ekonomik krizin etkisiyle fabrikaların kapılarına birer birer kilit vurulduğunu belirterek, ''Kapanan fabrikaları keşke gelip çalıştırsanız'' dedi.
· Uluslararası Para Fonu (IMF), Güney Kıbrıs'ın kurtarma paketine 1 milyar avro büyüklüğünde bir katkı sağlayacağını açıkladı.
· Eğer gerçekten birlik olunamazsa, en güçlü Avrupa ülkesi mesela Almanya bile yalnız kalabilir. Daha etkin ve birbirine daha kenetlenmiş bir Avrupa oluşturmak için çok güçlü bir siyasi çaba sergileseler de İslam düşmanlığı yaparak kazanan vesayet yıkılmadıkça kurtulamayacaklardır. Düşmanlıktan vazgeçen ve barışa yönelen yönetimler kazanacaktır. Osmanlı zamanında Osmanlıya destek veren eski yönetimler tekrar şahlanışa geçecektir. İlerlemek ve gündemdeki sorunları çözmek için siyaseten ortak bir niyet oluşacak ki bu niyet eski düzenin sahipçileriyle mücadele edecektir. Avrupa ruhunun geri döneceğini bekleyen zihniyet sadece yanılmaktadır. Artık eskinin karanlık günlerine geri dönmek imkansızdır. Bu beklentide olanlar yeni düzene ne kadar direnseler de asla muvaffak olamayacaklardır.
· Romanya’da 700 kişi kamudan çıkartıldı. Krizin etkisiyle devletlerde de işten çıkartmalar gözlenmiştir.
· Rusya Kıbrıs Rum kesimine parasal ve mali destek verdi. Herkes kendi bahçesine sahip çıkmaktadır. Para kredi desteği veren Rusya egemenliğinin kaybetmemek için yandaşı tüm hükümetlere destek vermektedir. Türkiye’nin AB’ye girmesini engelleyen K.Rum kesimi Fransa gibi ülkeler Türkiye karşıtlığı yapmaktadırlar. Bu ülkeler de Rusya ve ABD gibi ülkelerden destek almaktadırlar.
· IMF Başkanı Lagarde, dünya ekonomisinde toparlanma hızının çok zayıf olduğunu kaydetti , Euro ekonomisinin gelişip gelişmeyeceğini henüz net bir şekilde söyleyemeyeceklerini dile getirdi.
· Fransa'da bütçe açığını düşürmek için mücadele eden sosyalist hükümet, memur maaşlarına 2013 yılında da zam yapılmayacağını açıkladı.
· Kıbrıs Rum Kesimi’nde sokaklar her ne kadar dolu gibi görünse de mağazalar sinek avlıyor. Pazarlar ülkenin mali durumunu da net bir şekilde yansıtıyor. Bu yüzden de Kıbrıslı Rumların yeni başkanlarından tek beklentisi Avrupa Birliği ile bir kurtarma planı üzerinde anlaşmaya varabilmesi.
· Kötü merkezler bir bir yıkılıyor.
· Küresel kriz altında ezilen Bulgaristan’da elektrik fiyatlarının artışına tepki gösteren halkın tepkisine dayanamayan hükümet istifa etme kararı aldı.
· Belki 100 yıl önce Amerika fırsatlar ülkesiydi, ancak en azından çeyrek yüzyıldır böyle değil. ABD, sanayi ülkelerinin çoğundan daha az fırsat eşitliğine sahiptir.
· Türkiye'nin önünü tıkayan AB'nin Türkiye'nin ayağına kapanıp 'Bize Katılın' teklifinde bulunması pek de uzak ihtimal değil. Ancak önce Avrupa’nın Ergenekoncuları güçlerini kaybetmelidir.
· Avrupa Birliği'nce Türkiye'ye sağlanan mali destek, bazı AB çevrelerinde tepki yaratmayı sürdürüyor. İngiliz Express gazetesi, Brüksel'in, İstanbul-Ankara hızlı tren projesi için 100 milyon sterlin tutarında bir hibe vermeyi kararlaştırmasını sert dille eleştirerek "Türkiye'ye bu dev nakit rüşveti vermek deliliktir" iddiasında bulundu.
· Avrupa'nın yeni hasta adamı Fransa". Bu çarpıcı gözlem, Fransa'nın en önemli ticari ortağı Almanya'dan geldi. Fransa'yı "Avrupa'nın en büyük sorunu" olarak gördüklerini Fransa'nın içinde bulunduğu ekonomik krizin Almanya'yı Yunanistan'dan "çok daha fazla kaygılandırdığını" belirten Alman ekonomist Ursula Weidenfeld, Fransa'daki işsizlik oranının, ekonomik gerilemenin, Fransız siyasilerin sorunların üstesinden gelme kapasitesinin ve alınacak olası önlemlerin ne derece uygulanacağının Almanya'yı derinlemesine endişelendirdiğini ifade etti.
· Portekizin Lizbon kentinde ekonomik krizin etkisiyle hükümetin kemer sıkma politikaları büyük gösterilerle protesto edildi.
· AB’ye Güney Kıbrıs’ı alanlar, batan G. Kıbrıs’a 10 milyar euroluk kurtarma paketi hazırladılar. Bir zamanlar inananların ülkesi Osmanlıyı yıkmaya çalışırken kullanılan halklar ve ülkeler tek tek batıyor. Yunanistan’dan sonra Kıbrıs kaos ortamına düşmüştür.
· Güney Kıbrıs’ta parlamento, Euro Bölgesi’nin kurtarma paketine alternatif olarak hazırlanan önerileri tartışmaya hazırlanırken, ada sokaklarına ise tam bir kaos ortamı hakim. Öte yandan Güney Kıbrıs’ta bankaların 7 gündür kapalı olması iç piyasada büyük sıkıntılara neden oluyor.
AMERİKA
· ABD’de bir filimin galasında silahlı bir kişi insanlara rast gele ateş ederek öldürmüştü. Yine bir okul baskınında silahlı bir kişi 27 çocuğu öldürmüştü. ABD basını bireysel silahsızlanmayı gündeme aldı. Hükümet çalışma yapmaya başladı. ABD’de silah lobisi köşeye sıkıştı. Gün döndü 200 yıl önceki silahlanma yarışı bugün iflas etti. Dün Silah üretmeyi, satmayı ve kullanmayı kabul edenler bugün bu kararlarının yanlış olduğunu görmeye başladı. Yeryüzündeki silahlanmanın sonucu düşünüldüğünde tam bir insanlık katliamını görürsünüz.
· İngiltere’de eşcinsel evliliklere imkan tanıyan tartışmalı yasa tasarısı dün parlamentonun alt kanadında yapılan ilk oylamada çoğunluğun onayını aldı. Fransa’dan sonra İngiltere de de eşcinseller muradına ermiş oldu. Böylece eski çağlarda sapıklığı savunan kavimler günümüzde yine türemiş oldu. O kavimler helak olmuşlardı. Bu kavimlerin de onlardan hiçbir farkı yoktu.
· ABD’deki kanlı ilkokul baskınından sonra silah satışları zirve yaptı.
· ABD’de eşcinsel evliliğe ve Lezbiyenlere seçilme hakkı verilmesine izin verilmiştir.
· Pentagon, siber operasyonları ve insansız hava araçlı saldırıları uzaktan idare edenleri de ödüllendirecek. Pentagon "Seçkin Savaş Madalyası" verecek
· Son zamanlarda ekonomik kriz altında ezilen ABD kendisine rakip ve tehdit olarak gördüğü Çin’i suçlayıcı ve kışkırtıcı tavırlarda bulunmaktadır. Çin’i hedef göstererek üstünlük iddiasında olan ABD Çin’e baskı kurmaya çalışmaktadır. Asılsız iddialarla Çin’i suçlayıcı tavırlarda bulunmaktadırlar. Hukuki bir dayanak olmadan suçlayan ve daha gerçekçi hareket etmesi gerekirken saldırgan bir tavır sergileyen ABD belli ki vesayetin yönlendirmesiyle hareket etmektedir. ABD birtakım kuruntularla ve gelecek kaygısıyla hareket etmektedir. ABD Çin’i hedef almakla kaybolan küresel egemenliğini geri kazanmak istiyor. Nitekim daha önceki haftalarda ABD’nin geleceği için hazırlanmış raporda ABD’nin küresel egemenliğini kaybedeceğini Çin’nin çok güçleneceğini ve birtakım senaryolar ortaya atılmıştı. ABD’nin çöküşü ve yıkılışı hakkında bilgiler sunan uzmanlar ABD’nin egemenlerini korkutmuştur. Bu nedenle ABD gelecek kaygısıyla değişik ve bozuk tavırlarda bulunmaktadır. Bu arada Türkiye küçük ve güçsüz göründüğünden tehdit ve tehlike olarak görülmüyor. Türkiye küçümsenirken Çin, Rusya, İran gibi ülkeler tehdit görünümündeler.
· ABD’nin Türkiye elçisi Ricardione ülkeyi içten karıştıracak ve muhaliflere yön verecek söylemler sergilemektedir.
· Çin ve ABD arasında siber savaş, ticaret savaşı ve soğuk savaşlar esiyor. ABD gücünü kaybederken güçlü olanları tehdit olarak görmekte ve düşmanlık beslemeye başlamaktadır. Washington yönetimi, Çin’in Amerika’yı hedef alan siber casusluk faaliyetleri nedeniyle bu ülkeye ekonomik yaptırımlar getirme hazırlığında olduğunu belirtti. Çin Dışişleri Bakanlığı ise Amerikan yönetimine oldukça tepkili: “Çeşitli amaçlarla spekülayonlar yapmak isteyen ABD’nin asıl hedefi Çin’i kendisine rakip görmektedir. Yeni dünyanın süper gücü olarak tahmin ettikleri Çin’i yavaşlatmak ve geriletmek hedefindedir. ABD, Çin’e asılsız suçlamalarda bulunmakta sorumsuzca davranmakta ve profesyonelce hareket etmemektedir. ABD sorunun çözülmesine yardımcı olmazken sorunu büyütmeyi hedefliyor. Çin, de siber saldırıların kurbanı. Çin’in uğradığı siber saldırıların ana kaynağı Amerika Birleşik Devletleri. Hem saldırı yapıp hem de suçlama niyetinin ardında kirli bir düşüncenin olduğu gerçektir.
· Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan toplu katliamlar silah yasasını değiştirmeye yetmedi. Barack Obama yönetiminin silah yasalarını sertleştirme planları Senato’dan geri döndü. Amerika’da rekor seviyelere ulaşan silah satışları ve göç Barack Obama’nın ikinci başkanlık döneminde çözüm getirme vaadinde bulunduğu konuların başında geliyor. Kongre’nin üst kanadında çoğunluğu ellerinde tutan Demokratların yasa tasarısını geçirememeleri, ülkedeki silah lobisinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı:
· Boston saldırısı planlı bir ABD-Rusya istihbaratı çalışmasıdır. ABD’de silah karşıtlığına karşı düdüklü tencere ile yapılmış bombalama eyleminde bir de çeçenler hedef gösterilerek Rusya desteğini aldılar ve bir taşta iki kuş hesapladılar.
AVRUPA
· Avrupa ülkelerinde PKK'ya karşı düzenlenen operasyonlar sadece göstermeliktir. İmralı sürecine öfkelenen Avrupalı karanlık güçler besledikleri bu kirli geçmişten kurtulamayacaklar.
· NATO: ‘Mali ve Afrika’ya müdahale etmeyeceğiz.’ dedi. Çünkü Suriye’ye müdahale etmemişti.
· Suriye’de Rusya egemenliği, Libya’da Fransa egemenliği, Afrika’da Avrupa egemenliği, Irak’ta savaş sonrası oluşan İngiliz ve Amerikan egemenliği yıkılmaktadır. Avrupa’nın doğu ve kuzey doğu ülkeleri Rusya ve Fransa egemenliğinden kurtuluyor.
· Uydurma bahanelerle Türkiye’yi oyalayan ve kullanan Avrupa ülkeleri kriterleri bahane ederken kendileri insanlık kriterlerinin gerisinde olduğunu fark edememişlerdir.
· Kenya’da tursitlere yönelik saldırılar artıyor. Kenya’da geçtiğimiz aylarda da bu tarz saldırılar yaşanmıştı. Afrika’nın genelinde hayatlarını zindan eden Avrupalılara karşı bir öfke bulunmaktadır. Afrika’nın her yerinde Fransa, İtalya, İngiltere, İspanya kısaca Avrupa ve Amerikan vatandaşlarına baskılar ve şiddetler artacaktır.
· İngiliz Express gazetesi’nin Türkiye’yi küçümseyici sözleri bilinçaltındaki önyargılı tavrı tamamen karşıtlıktan kaynaklıdır. Türkiye'nin AB'ye katılmasına izin vermemek için birçok sağlam neden bulunduğunu öne süren gazete, Türkiye için "Fazla büyük, fazla yoksul ve fazla Müslüman" ifadelerini de kullandı. Express, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı "argümanları" sıralarken de "Türkiye'nin nüfusu AB'nin nüfusunun yüzde 15'ine eşit olmasına rağmen ürettiği gelir, Avrupa'nın GSYH'sının sadece yüzde 2'sini oluşturuyor" diye yazdı. Express, "AB'nin demokratik reformlarda yeterli ilerlemeyi sağlayamadığı gerekçesiyle sürekli Türkiye'yi eleştirdiğini" de yazdı.
· Avrupa Birliği'ne girmek isteyen Türkiye, giremediği takdirde de bunun dünyanın sonu olmadığını ve bir mecburiyeti de olmadığını bilmektedir. AB kendi kurtuluşu için Türkiye’yi birliğe almalıdır. Japonya, Avrupa Birliği'nin üyesi değil ama hiçbir batı Avrupa ülkesinden de geri değildir. Asıl olan Türkiye’nin yapıcı bir tavırla kardeşliğe el uzatmasıdır. Ötekileştiren, eleştiren ve düşman gören bir tavırla hareket eden Avrupa kaynakların yönetimini kaptırmaktan korkmaktadır. Halbuki Türkiye tüm insanlığı hiçbir ayrım gözetmeksizin insanların çıkarını gözetmektedir. Zaten Avrupa birliğine girmek istemesi ve birbirimizi düşman olarak görmeyelim tavrı barışçıl oluşu rahmani bir tavırdı. Ancak Avrupa’ya egemen olmuş din ayrımcılığı üzerinden Avrupa’yı sömüren vesayetçiler Türkiye ile kardeşliği reddetmektedirler. Türkiye birliği ekonomik çıkarları için değil düşmanlığı ortadan kaldırmak için istemektedir. Demokratik standartları artırmak için istemektedir. Türkiye hasta birlik olan AB’yi kurtaracak tek ülkedir. Türkiye’yi düşman olarak gören anlayış şeytanın taraftarlarıdır. Zaten yıllardır Türkiye düşmanlığı yapıp, terörü besleyenler, orta sınıf halklara zulüm uygulayanlar bu yeryüzünün hazinelerini sömürenlerdir. Sömürgeciliklerini sürdürmek için küresel terörü sağlayanlar ve silah üretif satanlar , husumet oluşturanlar da yine onlardır.
· Zeydan, yaptığı açıklamada Türkiye'nin kendileri için çok değerli olduğunu, İslam kardeşliği, ortak tarih ve 500 yıllık ortak geçmişi olduğunu söyledi. Zeydan, Türkiye'nin Libya devrimini baştan beri desteklediğini ve Libya halkının her zaman yanında yer aldığını söyledi. Türkiye ile görüşmelerde ticaretin yanı sıra güvenlik, Akdeniz'in güvenliği, Afrika'ya adımları beraber atma konusunu ele alındı. Türk şirketleri ve bankaları ile daha fazla çalışılabileceği konuşuldu. Devrimin Türk şirketlerine verdiği zararın çözülmesi konusu ele alındı. Afrika’ya yatırımlarda işbirliği çağrısı yapılmıştır.
· Türkiye çok iyi bir sınav verdi. Türkiye 650 milyonluk bir devlet yardımıyla ve bunun yanında Türkiye halkı’nın da yardımıyla çok iyi bir sınav verdi.
· Terörle mücadelede Türkiye'nin elini güçlendirecek Göktürk-1 uydusu için Ankara-Paris-Tel Aviv hattında soğuk savaş yaşanıyor. İsrail, uydunun kendi topraklarını görmemesi için Fransa nezdinde lobi faaliyetlerini artırırken, Türk bürokratlar da geri adım atmıyor.Uydunun kendi topraklarını görmemesi için lobi yapan İsrail, Fransa üzerindeki baskısını artırdı. Göktürk-1'in görüntü almasını sağlayan elektro optik kamera sistemlerindeki bazı kritik parçaları Fransız Thales firmasına satan İsrail, bunun karşılığında uydunun kendi topraklarının üzerine geldiğinde 'kör' olmasını şart koştu.
· Rusya ile Hindistan arasında dev silah anlaşması yapıldı. Rusya dünyanın iki numaralı silah tedarikçisidir. Rusya silah üzerinden karnını doyurmaktadır. Gog’un soyundan gelmektedirler. Ortadoğu’nun silahlanmasında, PKK’nın silahlanmasında Suriye’ye destek vermede hep Rusya görülmektedir. Küresel bozguncular kategorisinde ilk sıralarda Rusya yer almaktadır.
· Mısır muhalefeti anayasa referandumu sonucunu tanımıyor.
· Gazze'ye uygulanan ambargoyla birlikte, Refah sınır kapısının Mısır'daki Mübarek rejimi tarafından kapatılmasının ardından Filistinliler tünellere yönelmişti. Gazze ve Mısır arasındaki 14 kilometrelik sınırda, binin üzerinde tünel bulunduğu tahmin ediliyor. Bu tünellerden, başta temel gıda maddeleri ve ilaç olmak üzere, canlı hayvandan otomobile kadar Gazze halkının ihtiyacı olan birçok malzeme geçiriliyor. Böylece İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargoya karşı halk, bir nebze de olsa ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Gazze'ye 2006 yılından itibaren uygulanan ambargonun halen yürürlükte olmasından dolayı halk, bugün de tünelleri kullanmayı zaruriyet olarak görüyor. Gazze'nin can damarları olan tüneller, bazen İsrail bombaları ile bazen de Mısır güvenlik güçlerinin operasyonlarıyla imha ediliyor. Gazze'yi Mısır üzerinden dünyaya bağlayan Refah Sınır Kapısı'ndan Gazzelilerin yasal olarak geçişinde son dönemlerde bir sorun bulunmuyor. Ancak kapıdaki prosedürlerin fazlalığı, uzun süreli bekleyişler ve kapıdaki imkanların yetersizliğinden dolayı Gazzeliler, tünelleri hala tercih etmek zorunda kalıyor. Tüm yaşamsal ihtiyaçları ve teknolojiden faydalanmayı kısıtlayan bu tutum Mısır Firavunlarının Musa’nın halkına yaptığı baskıcı tutuma benzemektedir. Gazze’yi açık hava hapishanesine dönüştürenler bu utanç tablosundan dolayı hiç kendilerini sorgulamıyorlar. Filistin halkına baskı uygulayanlar, ambargo koyanlar, aç bırakanlar terörü yaratan zalim güçlerdir. Bu karanlık güçler İsrail’in ilk kuruluşuna öncü olanlardır. Filistin topraklarına sahip olup halkını yok etmek isteyenlerin anlayışı ne dinle ne de insani bir durumla örtüşür. Zalimane bu tutumla dünyayı amaçlayan bu İsrail zihniyeti aslında Tanrıya kafa tutan şeytanın yönlendirmesidir. Savaş ile değil Barış ile kardeşlik, adalet ile tanrının bahsettiği İsrail krallığı kurulacaktır. Tüm insanların hakkı gözetildikçe, insanların refahı ve korunması sağlandıkça tanrının dini hüküm sürmüş olacaktır.
· İsrail’in 1967’de Batı Şeria, Gazze ve Doğu Küdüs’ü işgal etmesinden bu yana onbinlerce Filistinli tutuklanırken, şimdiye kadar 2000’i aşkın Filistinli tutuklunun hapishanelerde öldüğü tahmin ediliyor. İnsan hakları savunucuları kötü muamele nedeniyle gönderilen yüzlerce şikayet mektubuna rağmen hiçbir adli soruşturmanın açılmaması dikkat çekiyor.
· Obama, ''İran'ın nükleer silah geliştirmesine yaklaştığını bunu önlemek için gücü dahilinde her şeyi yapmaya hazır olduğunu belirtti. İran’ın diplomatik yolları kullanmadığını söyleyen Amerika ısrarla kendisi savaş siyaseti yapmaktadır
· Yemen’de bulunan askeri tesis, insansız hava araçları için kullanılıyor.
· Osmanlı'dan sonra Türkiye, Güney Afrika'ya ilişkilerin üst düzeye çıkardı.1919'dan sonra bu sürecin bittiğin söyledi. 1990’lı yıllarda Türkiye Türk okulları ile Afrika'ya döndü. Bugün yeni bir süreç başladı. Afrika kardeşliği tekrar yeşerdi.
· Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 12. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ de Kahire’de oldu. Zirvede Suriye’deki iç savaş ve Fransa’nın Mali’ye askeri müdahalesi gibi İslam dünyasını ilgilendiren birçok konu ele alındı. Artık İslam işbirliği teşkilatı çok güçlü olarak aktif hale gelecektir. Birlik olacaklar ve beraberce güçlü bir ses çıkaracaklardır. İnsanlığı sahiplenmeyenlere karşı insan hakları savunulacaktır.
· ABD basınına konuşan Ürdün Kralı 2'nci Abdullah, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında ağır eleştirilerde bulundu. Türk, Mısırlı ve Suriyeli liderleri eleştirdi. Erdoğan'ın demokrasiyi bir 'otobüs yolculuğu' olarak gören otoriter bir lider olduğunu iddia eden Ürdün Kralı, Başbakan'ın "Demokrasi bir araçtır, bir otobüstür, durağa varılınca, o otobüsten inilir" şeklindeki sözlerine atıfta bulundu. Halka ve insanlığa hizmet eden liderler sırası gelince koltukları yeni demokrasi liderlerine bırakmalı sözünü belli ki kral anlayamamış.Kral Abdullah, Başbakan Erdoğan'ı ayrıca, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye göre "daha kafası çalışanı ve daha itidallisi" olarak niteledi."Mısır ve Türkiye'de oluşan bir Müslüman Kardeşler hilali görüyorum" diyen Ürdün Kralı, "Arap Baharı gelişim sürecindeki yeni bir hilal ortaya çıkardı" ifadesini kulllandı. Kral Abdullah, ayrıca Mursi, Türk modelinin aksine, yani Erdoğan gibi bu işi 6-7 yılda yapacağına bir gecede yapmak istedi."Türkiye'ye gelen Ürdün Kralı 2'nci Abdullah'ın, Anıtkabir ziyaretindeki ağlamıştı. Daha çok eski hukuksuzların düzeninin yıkılışına ağlamıştı. Çünkü kendileri de eski düzenin bir ürünüydü. Zamanında İstanbul'da yetişen, Osmanlı İmparatorluğu'nda önemli görevler üstlenen ve bu topraklarda yaşamını sürdüren Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın dedesi Kral 1. Abdullah, İngilizlerin 'krallık' vaadine karşı Osmanlı'ya isyan ettiği ortaya çıktı. Kral 1. Abdullah'ın Osmanlı'ya karşı İngilizlerle yaptığı işbirliğinden bahsediyor. Hatta ölmeden önce Osmanlıya ihanetini itiraf etmiştir.
· Obama, İkinci kez seçilmesi kendisine cesur hareket etme imkanı versede o eski güçlü genç Müslüman sosyalist rolünü artık oynayamayacak. Çünkü hak er geç yalanı v e batılı ortaya çıkartacaktır.
· Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi'nin (NSA), Avrupa Birliğini, kendi müttefiklerini, ve diğer ülkeleri dinlemiştir. Kendilerine aykırı hareket edenleri fişlemek ve kendi sistemine uymayanları bertaraf etmek içindir.
SURİYE
· Şam'ın zorla ele geçirilmesi gibi pek çok olay yaşandı. Fransızların 1915 Sykes-Picot Anlaşmasıyla kendilerine verilen Suriye ve Lübnan'ı geri almak için bölgeye ulaşmaları, grip salgınının İtilaf güçlerinin ilerleyişleri üzerinde olumsuz etkisi ve Türklerin nasıl tekrar bir araya gelerek karşılarındaki İtilaf devletlerinin Suriye'nin kuzeyindeki ilerlemesini başarılı şekilde durdurdukları biliniyor. Suriye'de savaş ve siyasetin kızıştığı bu günlerde, geçmişte bu ülke için nasıl mücadele verildiği, ülkenin nasıl biçimlendiği ve Osmanlı İmparatorluğu sona ererken buraya nasıl hükmedildiği konusunda önemli bilgiler tarihte vardır.
· Esad taraftarları inanan İslamcı mazlum halka şiddet uyguluyor. Esad’a secde edeceksiniz diye halka baskı uyguladı. Camileri bombaladı. Çocukları öldürdüler. Kadınlara tecavüz ettiler. Halkın şehirlerini terk etmesi için Pazar yerlerini, ekmek kuyruklarını bombaladılar. Esad karşıtı şehirleri tepeden bombaladılar. İnançlı şehirleri yerle bir ettiler. Esad tahtını bırakmayan ve yönetimi zorla sahiplenmek isteyen dünyacı ve menfaatçi şeytanın kölesi olmuştur. İçine düştüğü bu hırstan dolayı öldürmekten hiç çekinmemektedir. Oysa ki yönetimler halka hizmet etmek için gelmeli ve halkın seçimiyle yönetmeliydi. Ancak Esad’ın durumu resmen şeytani ve sahip olma mücadelesidir. Tüm mülkler, uluslar Allah’ın dır. Halkın istemediği ve insanlara (halka) hizmet etmeyen yönetimlerden gitmelidir. Esad şeytan’a uydu, ülkeyi sahiplendi ve saltanatı için kanlar akıttı.
· Esad’ın şeytani inadından sonra beş yüz bin insan öldürüldü ve iki milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Esad’a destek verenler bu günaha ortak oldu. Küresel güçler kendi varlıklarını insanoğlundan gizleyemeyecekler.
· Beşar Esad rejimi inanan halklara karşı Scud füzesi kullanıyor. Fosfor bombalarıyla katliam amaçlıyor. Mazlum inananlara karşı en ağır silahları kullanmaktadır. Kimyasal silah kullanmıştır.
· Suriye’de hükümetle muhalifler arasındaki tutsak takasında anlaşmaya varılmasıyla 48 İran vatandaşı serbest bırakıldı. Esad küresel ortamda şirin gözükmeye hak için mücadele ettiği imajı vermeye çalışıyor.
· İsrail esad gidince Müslüman kardeşler gibi bir yönetimin gelmesinden çekindiğinden Esad’a güçlü destek verdi.
· Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yaptığı gizli bir toplantıda kendisinin ölmesi halinde generallerinden Türkiye’yi vurmalarını istedi.
· Türkiye’nin Suriye karşısındaki uyarılarını Amerikan gazeteleri ‘Türkiye Amerikayı savaşa ve oyuna çekmeye çalışıyor.’ gibi haber yaptılar.
· Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği'nin Suriye Özel Temsilcisi El-Ahdar el-İbrahimi, Cenevre'de ABD ve Rus dışişleri bakan yardımcıları ile görüşse de Suriye’ye destek veren Rusya, İran, Çin ve ABD gibi ülkeler geri adım atmak istemiyorlar. Çünkü yeni düzen ve yeni anlayış mevcut olan kötü düzene karşıdır. Eski düzenin sahipleri kendileri olduklarından yeni düzene izin vermiyorlar.
· Sadece ABD'nin değil, uluslararası toplumun bütününün Suriye konusunda duyarsız kaldığını ve neredeyse Suriye'deki insani sorunun başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelerin üzerine kaldı.Başka konularda daha önce aktif tutum alan ülkelerin Suriye konusunda aynı tutumu alamamıştır. Her ülke artık hesabına geleni yapmaktadır. Hesabına gelen yerine insani tutum sergileselerdi daha doğru yolda olurlardı.
· Türkiye’den yardım gören halklar Türkiye'ye yaptıkları dolayısıyla bir asır teşekkür etsek az olur' diyor
· Hamas ile El Fetih arasında yürütülen müzakerelere ilişkin daha pozitif, daha güzel neticeler görülecek ve kardeşlik yeniden sağlanacak. Her ülkede her kıtada husumetli olanlar barışmaya başlayacak. Bu barış rüzgarı bozgunculuktan kazanan zalimleri tedirgin edecek ve barışı sert bir dillerle ve şiddetle engellemeye çalışacaklardır.
· Türkiye'nin Irak politikası, Pakistan'daki gelişmeler ile Filistinli Hamas ve El Fetih grupları arasında uzlaşı sağlanması için yürütülen görüşmeler olaganüstü sonuçlar vermektedir. Barış ve birlik havaları bu ülkelerde oluşmaya başlamıştır.Recep Tayyip Erdoğan'ın Hamas lideri Halid Meşal ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile söz konusu müzakerelere ilişkin görüşme yaptı, Türkiye bu meselenin bir an önce çözülmesi için çaba sarfetti.
· Suriye ve İsrail istihbaratı birlikte reyhanlı saldırısını gerçekleştirdi. Kendilerine dost olarak yandaşları DHKP-C’yi buldular. Ayrıca Hatay’ın demoğrafik yapısı, Anavatana katılması, Suriyenin kendi haritasında Hatayı göstermesi gibi, üç milletin bu bölgede bulunması Hatay’ın Reyhanlı ilçesi boş yere hedef seçilmemiştir.
· Türkiye, doğru atılan her adımın yanında oldu. Bu konuda bir ayrım gözetmedi. Gazze savaşında Hamas ile temaslarını sürdürdü, ateşkesin sağlanması için çalıştı. Birleşmiş Milletlerde Filistin'in üye olmayan gözlemci devlet statüsünü kazandığı süreçte Türkiye başarılı oldu.
· ''İsrail'in şimdiye kadar istismar ettiği şey, Filistinliler arasındaki ayrılıktı. Ortadoğu'da kalıcı barışın temeli, Filistinlilerin birlik ve beraberliğinin tesisi ile İsrail'in BM kararları çerçevesinde bir barışa zorlanmasıdır, yönlendirilmesidir.
· 'Pakistan ile Türkiye çok yakın dostlardır. Pakistan'da bir yaprak kımıldasa bizim gönlümüzde fırtına kopar. Onun için Pakistan'ın huzurunun, istikrarının demokratik süreç içinde refahının sağlanması için beraber olduk, beraber çalıştık. Son bir hafta içerisinde, Pakistan'da yaşananları da yakından kaygıyla takip ediyoruz, taraflarla görüşmeler yapıyoruz. Sükunetle bu meselenin çözülmesine büyük önem veriyoruz'' diye konuştu.
· Irak'ın bütünüyle ekonomik işbirliğine girmek isteyen Türkiye Irak’ın bütünlüğünün korunması ve kardeşlik duygusuna sahip olmasını istemektedir.
· Kuzey Irak bölgesi, Türkiye'nin ortadoğu’ya açılan bir kapısıdır. Bu bölgeye de tam bir ekonomik işbirliği sürecine girilmiştir. Kuzey Irak'ta ekonomik, kültür, enerji işbirliği arttırılmaktadır. Kimsenin bundan rahatsızlık duymasını gerektirecek bir durum değildir. Onlarca ülke, Kuzey Irak'ta benzer projeler için çalışmalar yapıyor. Başkaları için normal olan hususun, Türkiye için anormal gibi gösterilmesi iyi niyetten yoksundur. Irak savaşında Türkiye’nin desteği olmadığından Türkiye’nin ticaret yapması bile çok görülüyor. Kuzey Irak ile geliştirilen ilişkiler, enerji konusundaki işbirliği karanlık güçlerin hoşuna gitmiyor.
· Hidrokarbon Yasası'nın bir an önce çıkarılıp Irak'ın bütün kaynaklarının Irak'ın bütünü için kullanılmasının önünü açmaktır. Irak büyük bir hazine üzerinde oturuyor ama içerideki siyasi ihtilaflar sebebiyle bu en etkili şekilde değerlendirilmiyor.
· Lübnanlı rehinelerle ilgili meselede, Türkiye'nin Lübnan'daki imajını bozmak isteyen, Türkiye'ye karşı provokasyon yapmak isteyen çevreler var.
· Suriyelileri sadece bombardımanlar değil, uluslararası toplumun sessizliği de öldürüyor"
· ABD ve Rusya Suriye’de diyalog için hemfikir. Bu söylemler mevcut katliam ve kaos durumundan memnun olduklarını göstermiştir. Kendilerine aykırı, inanan İslami halkın yönetime gelmesini istememektedirler. Esed yönetimine destek vermekle insanlığın karşısında olmuşlardır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Berlin’de bir araya geldiği Amerikalı mevkidaşı John Kerry’den, Suriyeli muhalifleri barış görüşmelerine katılmaya ikna etmelerini istedi. Hem Esad’a ve savaşa destek verip hem de barış görüşmeleri saçmalığı ile insanlığı oyalayanlar gerçek niyetlerini gizleseler de onların amacı açıkça bellidir. Bölgede egemenliklerinin kaybolmamasını isteyenler küresel saltanatlarının sarsılmasından korkmaktadırlar.
· Suriye halkına desteklerinin sonuna kadar süreceğini belirten Erdoğan, "Er veya geç zalim, diktatör, otokratik rejimin bir numaralı sahibi olan Esed ve yandaşları gidicidir" diye konuştu. Rabbin kralı böyle konuştukça gizliden iş çeviren ülkelere yön veren karanlık güçler öfkelenmektedir. Çünkü halka gerçekleri söyleyen bir insan büyük destekle batılı devirecektir. Türkiye’de de böyle olmuştur. Devleti yöneten ve ülkeyi sömüren karanlık güçlere karşı verilen mücadelede halka gerçekler anlatılmış ve böylece destek görmüştür. Suriye sorunu biri bile tıkanmıştır. BM dünya barışını sağlamak için kurulmadı mı? Bu kulübün neresi birleşmiş milletler. BM'nin insanlığı ve barışı temsil edecek bir reforma ihtiyacı vardır. Medeniyetler İttifakı Enstitüsü tarafından hazırlanan ve Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar ittifakla ilgili yaptığı konuşmaların yer aldığı "Küresel Barış Vizyonu" isimli kitap İngilizce, Türkçe ve Arapça olarak basılarak 5. Medeniyetler İttifakı Forumu’nda dağıtıldı. Kısa süre içinde tüm dilleri de tükenen kitaptan katılımcılar alabilmek için başvuru sırası oluşturdu.
· Esad’ın Suriye'deki Fırat Barajı'nı patlatabileceği ifade etti. Barajın patlatılması ile 8 saat içinde iki ilin tamamının sular altında kalır ve Bu bir çılgınlık olur, kimyasal silahtan daha tehlikeli olur. Şehirlerin sular altında kalacağı böyle bir saldırıdan 4 milyon insan etkilenir" dedi.
· Suriye sınırını ihlal eden Suriye helekopteri Türk jetleri tarafından vuruldu. Bu olayın zamanlaması mükemmel bir tanrısal karardır. BM’de Suriye görüşmeleri devam ettiği sırada özellikle Rusya’nın baskısıyla çözümün engellendiği bir dönemde gerçekleşmektedir. Tanrı ne zaman ne yapacağını ve kimlere ne tepki vereceğini bilmektedir.
· Suriye hükümeti, Arap Birliği'nin Doha'daki zirvesinde, Suriye'ye ait koltuğun muhaliflere teslim edilmesine tepki gösterdi
· Esed yönetiminin halka yönelik kimyasal silah kullandı. Kimyasal silah kullanmak kırmızı çizgilerimizdir diyen Amerika ve Rusya yine hiçbir şey yapmadılar. Esad yönetimine dur diyemediler. Nedir bu Esad tutkunluğu anlaşılamadı. Esad giderse kimyasal silahların İslamcılara geçmesinden korkmaktadırlar. Peki Esad neyci. Esad İslam karşıtı ise Amerika ve batı yanlısı bir yönetimiydi. Bundan dolayı mı Suriye için bir şey yapılmadı. Batı bile Esad’ı koruyamayacak duruma düştü.
· Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack, dünya ülkelerinin Suriye’de kimyasal silah kullanılmasına izin vermeyeceğini söyledi.Ürdün Kralı 2. Abdullah ile Beyaz Saray’da görüşen Obama, Birleşmiş Milletler nezdinde iddiaları araştıracaklarını vurguladı. Obama, Suriye’de kimyasal silah kullanıldığının ispatlanması gerektiğini kaydetti. Amerika Birleşik Devletleri istihbarat servisleri daha önce Suriye’de sarin gazı kullanıldığına dair izler bulunduğu sonucuna varmıştı. İngiltere Başbakanı David Cameron da Suriye’de yaşanan iç savaşa müdahale etmeyeceğini açıkladı. Uluslararası camia kimyasal silah tartışması yaparken, Suriye’deki şiddet devam etti. Ülkede üç yıldır devam eden iç savaşta 100 bin kişiyi aşkın insan yaşamını yitirdi. Yüzbinlerce kişi de evlerini terk etti.
· Obama, Suriyedeki onca zulümü gördüğü halde çıkarları için kafa karıştırıcı şeyler söylüyor. ‘‘Suriye’de kimyasal silah kullanılmıştır. Ancak bunların nasıl kullanıldığını, ne zaman ve nerede kullanıldığını ve kimler tarafından kullanıldığını henüz bilmiyoruz. Bu oyunun yönünü değiştiren bir durum çünkü sivillere yönelik daha yıkıcı saldırı ve kimyasal silahların kullanılması gerçekleşirse mutlaka mudahale gerekir dedi. Kimyasal silahların islamcı kişilerin eline düşmesinden korkuluyor.denildi. Aslında Obama ve Batı İslamcı kişiler derken Suriye muhalifinin eline geçmemesi gerektiğini vurguluyor. Obama, Esad rejimimi muhalifler mi kullandı gibi bir söylemde bulunuyor. Sadece ABD değil bunun uluslar arası kamuoyu tarafından da kanıtlanması gerektiğini sözlerine ekledi. Ardından bir yalan bulamıyorlar ve Esad’ın kullandığı açıkça delillerle dünya kamuoyuna gösteriliyor. Bunun üzerine yine sorunları çözücü bir önlem almıyorlar. Çünkü Suriye’de batının egemenliği yıkılıyor. Suriyede Rusya, İngiltere, ABD ve İsrail’in küresel egemenliklerinin bittiğinin kanıtı yaşanıyor.
· Suriye’nin başkenti Şam’ın kuzeybatısında bulunan El-Cemraya’daki askeri tesislere İsrail tarafından düzenlenen hava saldırılarının yankıları sürüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon saldırıların tüm bölgenin güvenliğini tehdit ettiğini dile getirerek tarafları sükunete davet etti. İsrail baktı ki Suriye elden gidiyor bari mudahale edelim de kozu kendimize çevirelim dedi. İsrail Esad yanlısı Suriye’nin egemenliğinin muhaliflere geçmesini istamemektedir. Zaten bu saldırıları Esad’ın isteği üzerine yapmıştır. Batılı istihbarat kaynakları İsrail’in Hizbullah örgütüne gönderilen İran füzelerini vurduğunu öne sürdü. Ama gerçek hiç de öyle değildi. Suriyeli muhalifleri İslamcı terör olarak gören İsrail birtakım bahanelerle Suriye muhalifini hedef almaktadır. Ortadoğudaki özgürlük arayışı öncelikle İsrailin hoşuna gitmiyor. Bu nedenle en küçük fırsatta inanan halkları silahla yok etme fırsatı arıyor.
· Suriye-İsrail sınırında Suriye’ye ait silah mühimmat deposu İsrail askeri uçakları tarafından vurulmuştur. Esad, kontrol edemediği bu mühimmad deposunu muhaliflerin eline geçmesini istememiş ve israil’den yardım istemiş ve vurmasını talep etmiştir. Bir de Esad bu durumu kullanarak İsrail karşıtı söylemlerde bulunarak kafa karıştırmaktadır.
· Esad rejiminin yıkılışı Rusya’nın akdenizdeki egemenliğinin yıkılışı olacak. Rusya gelecekte asıl Kafkaslarda kaybedecek.
PAKİSTAN
· Pakistan Başbakanı Pervez Eşref hakkında tutuklama kararı çıkarılması, siyaset arenasında güç savaşının yaşandığı ülkede tansiyonu yükseltti. Pakistan Anayasa Mahkemesi'nin görevine son verdiği Başbakan Raja Pervez Eşref tutuklanarak cezaevine gönderildi.
· Pakistan, komplocuların sürekli sahne aldığı ülke oldu. Pakistan üzerinde çok oyunlar oynandı. ABD’nin isteğine tam bağlılık gösteren Pakistan ordusu halka sürekli zulmetmekte halkın yönetimini sürekli bastırmaktadır. Pakistan’da suikastler ve düşürülen hükümetler hep görüldü. Cuntacılar bir türlü kendi hükümetlerini kuramadılar. Halkın seçtikleri cuntacıların işine gelmiyordu. Pakistan’da yönetim boşlukları yaşandı. Yine son zamanlarda aradan geçen sekiz ay gibi hükümetsiz bir dönem yaşanmıştı. Ardından Pervez Müşerref halk tarafından seçildi. Anayasa Mahkemesi, Başbakan Eşref ve aralarında bakanların da bulunduğu 16 çalışma arkadaşı için tutuklama kararı çıkardı. Onu da atanmışlıkla gelen ve askeri yönetimin kuklası anayasa mahkemesi tutuklatmıştır. Pakistan’da eski baskıcı yönetimler artık kaybedecektir. Pakistan baharını kaçınılmaz bir hal aldı.
· Milyonlar İslamabad’a’ sloganıyla muhalif gösterileri başlatan Kadri’nin arkasında Pakistan ordusunun hatta kimi batılı ülkelerin bile olduğu iddia ediliyor.
· Pakistan’ın kökleşmiş yolsuzluk sorununun çözülememesi ülkeye bozguncuların egemen olması nedeniyledir. Pakistan halkı bozgunculardan çok çekmiştir. Artık halk yaşamaya, özgürlüğe, insan gibi hakları olmasına ihtiyaç duymaktadır. Ülkedeki baskıcı devlet ve devlete yerleşmiş karanlık güçler halkı insan yerine bile koymuyordu. Mazlum halk hem sömürülüyor hem de büyümeyen ve üretmeyen ülkede iş bulamıyordu. Ülkenin gelirleri birileri tarafından sömürülüyor ve bozuk düzende halkın üzerinden geçinmiyorlardı. İnsan odaklı bir yönetim yoktu. Çıkar odaklı yönetimde dileyen dilediği gibi at koşturuyordu. Halkın egemen olduğu bir otorite ve adalet gücü yoktu.
· Pakistanlı Şiilerin ülkedeki en büyük bombalı saldırılardan birine yaklaşık 100 kurban verdi. Ülkedeki Şiiler güvenliklerinin sağlanmasını istiyor ve hükümeti bu konuda eleştiriyor. Pakistan üzerinde yine oyunlar oynanıyor. Şii-sünni çatışması çıkarmak isteyenler ülkedeki kaos ortamından beslenenlerdir. Pakistan’da tüm ayrılıklar giderilerek barış yapılacak ve böylece karanlık güçlerin eli iyice zayıflayıp bitecektir. Kardeşliğe adım atmakta Türkiye örneğini görmeliler.
· Pakistan’da bir gencin Hz. Muhammed’e hakaret ettiği iddiası ile başlayan olaylar Hristiyan azınlığı ayağa kaldırdı.Cumartesi günü Lahor kentinin Joseph Colony adlı Hristiyan mahallesinde 100’e yakın evin ateşe verilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Hristiyanlar can güvenliklerinin sağlanması için Pencap eyaleti genelinde protesto gösterileri düzenledi.Papa 16. Benedikt’in Lübnan ziyareti, Ortadoğu’daki Hristiyan azınlığın kaderini sorguladığı bir dönemde yapılıyor. Hristiyan toplum, Arap Baharı ile birlikte bölgede yükselen kökten dinci hareketin kendilerini vatanlarından etmesinden korkuyor
· Butto suikastını araştıran savcı öldürüldü, Pakistan’ın eski Devlet Başkanı Pervez Müşerref’in yargılandığı davanın savcılarından Chaudhry Zülfikar Ali’nin uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybettiği belirtildi.
İRAN
· Dış politikada ilkesel davrandıklarını belirten Davutoğlu, Tahran Anlaşması’na bağlı olarak BM Güvenlik Konseyi'nde kararlı bir şekilde İran'ın yanında durdukları gibi bu gün de ezilen Suriye halkının yanında aynı kararlılıkla duracaklarını belirtti.
· İran gizli düşmanlık eden etkili ve aktif istihbarata sahip ülkedir. Hala Türkiye’yi batı yanlısı ve kafir bir ülke olarak görmektedir. İran Türkiye hükümetini İslamcı olarak bağdaştırmazken bölgesel çıkarlarını ön plana çıkartarak doğruluk ve adiliyetlik çizgisinden çıkmıştır.
· Uluslararası Atom Enerjisi Ajansıyla (UAEA) İran arasında sürdürülen görüşmelerden bir kez daha sonuç alınamadı. Çünkü (UAEA) batı etkisinde İslam düşmanlığıyla ideolojik yaklaşımla hareket etmektedir. Önyargılı ve birilerinin çıkarlarına hizmet eden bir yapıya dönüşmüştür. Adil oluşunu ve uluslar arası meşruiyetini yitiren (UAEA) pek çok nükleer silaha sahip olan ülke olmasına rağmen İran’ı hedef seçmesi gerçek niyetlerin ve kurumun kimlerin yönettiğinin göstergesidir. Küreselleşmiş kurumlar insanlığın korunmasını sağlamalıdır. İnsanlığa düşman olan ayrımcılık çıkartan bir nevi gizli terör yaratan bu karanlık çeteler dünyaya artık yön veremeyeceklerdir. Bu gizli güçler küresel arenada yaptıklarını meşru ve doğru olduğunu ispatlamak için yeryüzü insanlarını ikna etme çabasında oldular. Bir taraftan zulüm ederken bir taraftan insanlara yön vermeye çalıştılar. Uydurma sebeplerle, gerçek delillere dayanmayan, birtakım suçlamalarla hareket eden bu kurum ideolojik bir çatı oluşturmuştur. Suçlamayla hareket ediyor ve çamur atıp insanlar içinde bir yönlendirici fikir oluşturuyor. Küresel vesayetçiler savaş siyaseti güderken insan öldürerek kazanç sağlamayı yol edinmişler. Bu anlayış tüm dünya halkına zarar vermektedir. Görünmeyen bu gizli terörün ardında beslenen küçük bir halk kitlesi de vardır. Hakkı görenler doğru yola gelirken inançsızlar insanlığa terörde ısrar edeceklerdir.
· İran, askeri tatbikat sırasında yabancı bir insansız hava aracını (İHA) düşürdüklerini açıkladı.
· Savaş isteyenler bilerek İran ile çözüm müzakerelerini tıkadılar.
· Muhammed Hatemi döneminde İran’a gittiğini dile getiren Şeyh Yusuf el-Kardavi, Hizbullah'ı desteklediği için hata ettiğini itiraf etti. Şeyh Yusuf el-Kardavi, Humeyni'nin İran projesinin de bir islam projesi olmadığını savundu. Hizbullah hareketinin dinle en ufak bağlantısı yoktur. Küresel güçlere hizmet eden taşeron bir guruptur. Allah ve Allah’ın halkı karşısında şeytan taraftarı bir guruptur.
IRAK
· İran-ırak savaşına el ovuşturan Amerika ve Rusya silah satışlarıyla savaştan memnunlardı. Amerika Irak’a 19uncu vilayetin olan Kuveyte gir. dedi. Arkandayım ve destekliyorum dedi. Ve Amerika Irak’ı sırtından vurdu. Ve körfez savaşı başladı.
· Erdoğan'ın açıklamalarına kızıp, Türkiye'nin Bağdat büyükelçisinin sınır dışı edilmesini isteyen Maliki hükümeti yeni bir hamle daha yaptı. Irak, Erdoğan'ı mezhepçilik yaptığı gerekçesiyle BM'ye şikayet etti
· Erbil-Bağdat geriliminin temelindeki petrol denkleminin temel nedeni Irak’ta ABD'nin pozisyonu ve patronsu tavırlarıdır. Türkiye'ye yansımalarını olumsuzluğu bundandır.
· ABD, K. Irak'ta. Exxon'nuyla, Chevron'uyla orada. Şunu söyleyelim, Bağdat-Kürt anlaşmazlığına bakıldığında en önemli aşama Exxon'un girmesidir. Exxon girdiği andan itibaren bütün dengeler değişti.
· Exxon'un aldığı bloklar çok önemli rezervler taşıyan bloklardır. ExxonGüney'deki kontratlarını bırakıp, Kuzey'e girmeye razı oldu. Dolayısıyla ABD 'Kuzey Irak'ta ne düşünüyor?' sorusunun cevabı burada. Bugün birçok ABD şirketinin Kuzey Irak'ta olduğu bir durumda ABD Kuzey Irak petrollerini onaylamıyor şeklinde bir düşünce doğru değil. ABD buradaysa tabii ki Türk şirketleri de rezervleri dünya için çok önemli olan petrol sahalarından yararlanmak durumundadır
· Irak Başbakan’ı Maliki, Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Irak'ı üçe bölme planını yerine getirmeye çalışıyor. Maliki'nin sürekli kriz yaratmaya çalışıyor.
· Irak Başbakanı Nuri el-Maliki ülkedeki gösterileri değerlendirdi. Maliki, 'Bölgede arkasında mezhepçiliğin bulunduğu bir dalgaya maruz kalıyoruz'' derken bir taraftanda mezhepçiliği tetikleyen söylemlerde bulunmaktadır. Maliki, ulusal birlik ve istikrarı bozmak için mezhepçiliği desteklemektedir.
· Irak’ı karıştırmak için sürekli bomba patlatanlara karşı halk barış ve kardeşlik için çok sayıda insan gösteriler yapmıştır. Irak’ta kaos ortamını isteyenler Amerikan güçleri geldiğinde onlara destek veren inançsız halktır.
· "Eskiden bir diktatörümüz vardı. Şimdi yüzlerce var." diyen Cuburi, Irak'ta Saddam sonrası hiçbir şeyin daha iyi hale gelmediğini ifade ediyor. Amerikalıları ve Iraklı politikacıları suçlayan Cuburi, şöyle devam etti: "Saddam döneminde güvenlik vardı. Yolsuzluk bu kadar büyük boyutta değildi. Can güvenliğimiz vardı. Elektrik ve gaz ihtiyaçlarımızı daha kolay karşılıyorduk. Şimdi her gün ölümler oluyor, soygunlar ve mezhepsel çatışmalar yaşanıyor."
· Irak’ta düzenlenen bombalı saldırılar çok arttı. Her gün ölü sayısı artıyor. Ülke daha karışık ve karmaşık hale geldi. Irak’ta intihar saldırıları bitmek bilmiyor.. Bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen saldırılarda insanlar ölüyor. Irak’ı istikrarsızlaştıranlar ve bir kaosta bırakanlar Tanrıya hesap verecektir.
· Bölünmüş Irakı meydana getirenler mevcut kaostan memnundular. Irak’da, Türkmeni, Arabı, Kürdü gibi ırksal, ayrıca mezhepsel farklılıkların uç seviyede olduğu bir Irak var ve bütün hayatı Türkiye'ye angaje olmuş durumdadır. Türkiye, Irakta barışı tesis ediyor. Osmanlı’dan nasıl en son kopan Musul ve Kerkük ise Türkiye’ye ilk yakınlaşan ve sıcak ilişkiler kurulan bölge de Musul ve Kerkük olmuştur. Savaşla toprak kazanma derdi çoktan bitmiştir. Hak ve adalet ile insanlığa hizmet etme ve hükmetme dönemi başlamıştır. Savaşların karanlık ve pis kokusu gitmekte barışın büyülü esintisi bölgeye ve insanlığa yayılmaktadır. Aynı tevrat’ta denildiği gibi. Ahir zamandaki İsrail krallığı Dicle ve Fırat arasından dünyanın uçlarına yayılacaktır.
· Şu anda Irak'ın kendi içinde bütünlüğü yok. Maliki'yi tek başına bir diktatör. Irak halkı Maliki gibi düşünmüyor.
· Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ı işgali Saddam Hüseyin’in heykelinin devrilme görüntüleriyle hafızalara kazındı. ‘Yönetimin elinde kitle imha silahları var’ iddiasıyla bu topraklara giren güçler, aradıklarını bulamadı. İşgalin üzerinden 10 yıl geçti. Ülkede açılan yara o kadar derin oldu ki bugüne kadar sarılamadı. Bu sürede 2 milyondan fazla sivil hayatını kaybetti. Amerika işgali Iraka zulümden başka bir şey getirmedi. Maliki yönetiminin desteğinde hala ırak petrolü için mücadele eden Amerikalı şirketler var. Maliki Amerikanın başbakanı ve petrol patronlarına hizmet ediyor.Savaş, özgürlük için mi yoksa işgal için mi yapılmıştı? Bir Iraklıya göre cevap ortada: “Çocuklarımı büyüttüm ve mürvetlerini gördüm. Üniversiteye gönderdim. Sonra da onların öldüğünü gördüm. Bana şimdinin 10 yıl öncesinden daha iyi mi kötü mü olduğunu soruyorsunuz. 10 yıl önce çocuklarım vardı. Hayat daha güzeldi. Tehlikeler ve ölümler yoktu. Petrolümüzü kimse çıkarmıyordu ve iç çatışmalar yaşanmıyordu. Cevap çok açık sanırım.”Amerikan askerleri işgalden dokuz yıl sonra 2011’in aralık ayında ülkeyi terk etti. Ancak şiddet olayları son bulmadı. Sadece bir ayda 217 sivil yaşamını yitirdi. Ayda ortalama 350 insan ölüyor. Her yerde bombalar patlıyor. Kimler kimlerle mücadele ediyor belli değil. Belli olan bir şey varki patronlar Irakta istikrar olmasın istiyor. Çünkü kaos ortamı onlara kazandırıyor.Ülkede yönetim değişikliği olsa da ekonomik sorunların üstesinden gelinemedi. Zengin petrol kaynaklarına rağmen yatırımlar yetersiz ve gelir dağılımı da her geçen gün artıyor. İşsizlik yüzde 18’lere kadar çıktı. 15-29 yaş arası gençlerde ise bu oran yüzde 57. Ülkede yetersiz beslenme oranı 2007 yılına göre geriledi; ancak yaklaşık iki milyon kişi açlık sınırında yaşıyor. Avrupa’da sığınma talep eden Iraklıların sayısı ise 2011 yılında 23 bini geçti. Son olarak ülke cinsiyet eşitliğinde dünyada 120. sırada yer alıyor. Iraklılar bugün yönetim yapısının ülkeyi siyasi ve ekonomik krizden çıkaracak yapıda olmadığını düşünüyor: “Siz bunu yıldönümü olarak değerlendirebilirsiniz ancak ben öyle düşünmüyorum. Burada güvensizlik, siyasi kriz ve bozulan ekonomi var. İnsanlar hala zor koşullarda yaşıyor. Onlar bugünün iyi mi yoksa kötü mü olduğunu hissedemiyor.”
· ''Başbakan Erdoğan'ın başlattığı açılım sürecini destekliyoruz'' diyen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi hükümet sözcüsü Sefin Dizai, ''Politikamızı yıllardır açık bir şekilde dile getiriyoruz. Diyalogla, demokratik kanallarla sorunun çözülmesini istiyor ve destekliyoruz. Bu konuda elimizden gelen yardımı yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz'' şeklinde konuştu. Barzani ile ayrıca, Irak iç politikasındaki gelişmeler ve bu gelişmelerin Türkiye'yle ilişkileri nasıl etkileyebileceği de masaya yatırılacak. Irak'ta, Türkiye ile son dönemde gergin ilişkiler yaşayan Irak'ın Şii kökenli Başbakanı Nuri El Maliki'nin yerel seçimleri erteleme kararının ardından, iç siyaset yeniden hareketlendi. Maliki yönetimi ile Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi arasında, özellikle Kuzey Irak'taki petrol ve doğal gaz rezervlerinin çıkarılması ve kullanılması konusunda adeta bir soğuk savaş yaşanıyor.
· Irak'ta şiddet bitmiyor. Her gün bir ayrı kentte bombalar patlıyor. Cuma günleri daha bir vahşetler görüyoruz. Tevratta yazdığı gibi Irakta taş üstünde taş kalmadı. Ancak Mehdi oraya barış getirecek.
· Allah’ın laneti Irak’ı kaosta bırakanların üzerine olsun. Her Cuma günü ırakın çeşitli şehirlerinde bombalı saldırılarda 100lerce insan ölüyor. Maliki’de kalkmış saldırıların arkasında el-kaide var diyor. Mezhep savaşını isteyen Amerikalılar her türlü bombayı tedarik ediyor. Şiilerin sunilerin kentleri bilerek bombalattırılıyor.
· Irak'ta son bir haftadır Sünni bölgelerine art arda yapılan baskınların ardından halk, Cuma namazı çıkışında sokaklara döküldü. Başbakan Nuri el-Maliki'yi protesto eden göstericiler operasyonların durmasını istedi.Irak'ta binlerce kişi Sünnilerin yaşadığı bölgelere yapılan baskınları protesto etmek için gösteri düzenledi. "Talepleri Yakma Cuması" adı verilen gösterilerde Başbakan Nuri el-Maliki hükumeti protesto edildi.
· Irak'ta son dönemde artan şiddet olaylarıyla mücadele için kararlı tedbirler alınmaması durumunda ülkenin "bilinmez bir yöne doğru" sürükleneceğini belirtti.
İSRAİL
· İsrail’in endişesi Mısır ve Hamas değil küresel Cihattır. Arap baharıyla başlayan özgürlük barış ve adalet anlayışı küreselleşirse küresel cihat gerçekleşmiş olacağından İsrail ve İsrail anlayışındaki tüm ülkeler bu durumdan çok korkmaktadır.
· El Fetih ile Hamas’ın birlikteliği İsrail’i çıldırtıyor.
· İsrail düşmanca tavrı bırakıp Hizbullah ve Hamas ile diyalog kurmalıdır. Amerikan politikaları Yahudi lobileri adı altındaki sömürücü ve bozguncu anlayış tarafından belirlenmemelidir. Yahudi yerleşimcilerin kontrolü yüksek kira ve rant için Yahudi lobisinin elinde olduğu ve kirli planlarından vazgeçmeleri gerektiği bildirilmelidir.
· İsrail, bölgede yapayalnız bir devlet olarak kalacak ve mücadele edeceğinden dolayı ayakta kalması imkansız olacak. İsrail politikalarıyla Amerika’yı da olumsuz etkileyecek. İsrail, İran’a düşmanlık ederken bölgedeki değişime savaş açmak istiyor. İsrail kendi sonunu hazırlıyor.
· Türkler Kudüs’ü hala kendilerinin sanıyor.
· İsrail, Lübnan-Suriye sınırında el kaide üyelerine saldırı yapıyoruz diye savaş uçaklarıyla sınır bombalaması Esad rejimine destek olarak algılanmalıdır. İsrail Esad’a destek vermektedir. İsrail Mısır ve Lübnan üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.
· Şimon Peres nükleer güç haline gelecek bir İran’ın hem İsrail’in varlığı, hem de dünya barışı için büyük bir tehdit oluşturacağını savundu. İran’ın dini liderlerini ‘etraflarına korku salan diktatörlere’ benzeten Peres, ‘ayetullahların Pers tarihini lekeleyerek kendi halkına zulmettiğini’ söyledi. Peres ayrıca, Suriye’deki katliamlardan İran’ı sorumlu tuttu. Hükümet kurma çalışmaları için Netanyahu’yu görevlediren Peres’in parlamento açılışında İran’a yüklenmesi, İsrail’in İran nükleer programına yeni dönemde daha sert tepki göstereceği şeklinde yorumlandı.
· Filistin ve İsrail arasında sıkça gerginlikler yaşanmaktadır. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da İsrail’i sorumlu davranmaya ve ortamı yatıştırmak için adımlar atmaya çağırdı. Abbas, “Eğer insanlar hala mahkum olmasaydı, gösteriler de olmazdı. Eğer yerleşimciler kitleler halinde köylere gelip ürünleri ateşe vermeye ve insanları öldürmeye son verirse o zaman kimse onlara saldırmaz.” dedi. İsrail’e atılan basit havan topu ve küçük füze saldırılarının asıl nedeni İsrail’dir. İnsanlara bölge halkına zarar vermesi, Filistin’i açık hava hapishanesine çevirmesi, baskı uygulaması, çocukları öldürmesi nedeniyle birtakım gurupların tepkisi oluşmaktadır. Filistin halkını suçlamak yerine son elli yılda izlenilen katı siyaset ve kirli Siyonizm amacı gerçek suçluyu ve savaş isteyicileri ortaya koymaktadır. İsrail yönetimi savaş isteyen kötü amaçlı kışkırtıcı bir yönetimdir.
· İşgalci olup ta İsrail’in güvenliği anlayışı ne kadar doğrudur. Zarar verenin güvenliğini sağlamak anlayışı ve tüm dünyada meşru kılma anlayışı çok saçmadır. Kimin savaş kimin barış istediğine bakarsanız İsrail hep savaş siyaseti uygulamıştır. Ve barışı sürekli baltalamıştır. İnsanlığa ve insanların geleceğine zarar veren bir anlayışın güvenliği olamaz. Bu anlayış yıkılması gerekir. Barış içinde tüm insanların yaşayabileceği adil bir dünya kurmak zorundayız. Yıllarca yönlendirme ve yönetme siyaseti yapanlar kirli çıkarlarına hizmet ettiler. Hukuksuzlar, kurdukları kötü planlarla meşru bir zemine oturup aldatarak destek bulmuştu. Ancak onların egemenlikleri yüz yıla bile erişemedi.
· İsrail'in Gazze'ye düzenlediği "Bulut Sütunu" operasyonu dünya gündeminin ilk sırasına yerleşti. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 22 Ocak 2013'te yapılacak erken seçim öncesinde Filistin sorunuyla ilgili söylemini giderek sertleştirmesi ve ardından Gazze'ye yönelik operasyonu başlatması, İsrail iç siyasetini ve önceki seçim süreçlerini izleyenler için sürpriz olmadı. Çok klasik bir İsrail-Gazze olayı" ama tansiyonun ABD seçimlerinin ertesinde yükselmesi dikkati çekicidir. İsrail'de, seçim dönemleri sırasında Filistinlilere gösterilen sertliğin, seçmen desteğini artırdığı yönünde genel bir kanı hakim. "Yine seçimler yaklaşıyor. İsrail'deki mevcut yönetim maalesef Filistinlilerin kanından beslenerek bunu oya dönüştürdü. Netanyahu seçime giderken, güçlü, kararlı ve güvenliği sağlayabilen bir hükümet görüntüsü çizmek istedi. Ne zaman İsrail'de bir güvenlik meselesi ön plana çıksa sağ partiler bundan oy kazanmıştır.
· Uluslararası topluma, Gazze operasyonunun, "saldırgan Filistinli grupların bir süredir devam eden ve üstelik İsrailli sivilleri hedef alan terör eylemlerine karşı nefsi müdafaa içeren bir eylem olduğuna ikna etmeye çalıştı. İsgalci ve saldırgan olan İsrail’di. Küresel egemenler yıllarca yaptıkları zulümlerden dolayı İslam ülkelerinin kendilerini korumalarına ve tepki göstermelerine saldırgan, sivilleri öldüren olarak nitelemesi çok saçmaydı. Tam tersi ki terör uygulayan ve Ortadoğu’yu savaş alanına çeviren küresel güçler küresel bir terör oluşturmuşlardı. Terörün kaynağı kendilerininkine terör değil savunma yapanlara terör olarak niteliyordu. Yeryüzünde öyle tezatlı bir anlayış vardı ki insanlık terörü uygulayanlar insancıl ve barışçı; savaşa ve saldırıya uğrayan mazlum halklar savaşçı ve terör olarak niteleniyordu. Küresel bilincin böylesi bir sapkınlığa düşmesinde önemli rol oynayan ve yol göstericiler mutlaka olmuştur. Bunlar yıllarca plan yapmışlar ve zamanla palanlarını uygulayıp yönetmişlerdi. Bunlar insani odaklı merkezi bir kudretin egemen olmamasından kaynaklı hukuksuzluğu yol edinenlerin egemen olduğu bir dönemin etkisiyle hükmedebilmişlerdir.
· Obama Netanyahu'dan "sivil kayıplardan kaçınmak için her türlü çabayı göstermesini istemesinde sana destek veriyorum ama İslami ülkelere de hassasiyetlerinizi önemsiyorum kandırmacasını uygulamaktadır. Bu saldırılar daha ne kadar makul gösterilebilir ki. Uluslar arası toplum daha ne kadar aldatılabilir. Elbette yalan ve kirli amaçlar bir gün ortaya çıkacaktı. Bu arada İngiltere ve Kanada'dan da, olayların başlamasından Hamas'ın sorumlu olduğu yönünde açıklamalar geldi. Zaten İsrail-ABD-Kanada-İngiltere kardeşliği hep vardı. İslam düşmanlığında birlik yapanlar aslında insanlık düşmanlığında birlik yapmaktaydılar.
· ABD ile İsrail askeri anlaşma yaptı. Askeri anlaşmanın amacı "İsrail'in hava üstünlünü kesin kılmaktır. İsrail Savunma Bakanı Yalon ise silah satışının ABD yönetiminin İsrail'i destekleme konusundaki kararlılığının göstergesi olarak yorumladı.
· İsrail Başbakanı Netanyahu, Erdoğan'ın sözlerini, "Benzerlerinin dünyadan silindiğini düşündüğümüz karanlık ve hakaretamiz bir ifade" olarak nitelendirdi.
İsrail Başbakanı, "Türkiye Başbakanı'nın Siyonizm'le Nazizm arasında yaptığı kıyaslamayı kınıyorum" dedi. Siyonizm bozgunculuk içermiştir. Yehova’ ya inandığını söyleyen ve kendilerini tanrının İsrail halkı olarak niteleyenler aslında şeytanın adımlarına uymuş dünyacı menfaatçilerdir. Her peygamber döneminde kendilerini inanan ve tanrının halkı olarak niteleyenler en sonunda tanrının gazabına uğramıştır. Çünkü onlar saplantılı amaçlarına ulaşmak için insanlığa zarar vermişlerdir. Bununla da kalmayıp bozgunculukta ısrar etmişlerdir. İşte dünya yine böyle bir peygamber döneminden geçmektedir. Muhammed’i, Musa’yı İsa’yı öldürmek isteyen Yahudilerle günümüz Yahudileri aynıdır. Hiçbir şey değişmedi. Onlar da yönetirken kendilerini inanan ve tanrının halkı olarak nitelerlerdi. Tanrının emirlerine ve amaçlarına hizmet ettiklerini sanırlardı. Gerçekte insanlara zarar veren insanlığı bozan, öldüren kötü sistemin devamına hizmet veren yapılarıyla hukuksuz ve günahkardılar.

· İsrail'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Siyonizm"i "insanlık suçu" olarak niteleyen sözlerine küresel bozguncuların kızgınlığı sürüyor.
· Jerusalem Post gazetesinin köşe yazarlarından Michael Freund, "Türkiye'ye bir ders verme zamanı geldi" iddiasında bulundu ve Batı'yı bu amaçla elindeki kartları kullanmaya çağırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanhayu'nun eski danışmanlarından Michael Freund, Jerusalem Post'taki sütununda Başbakan Erdoğan'a ağır eleştirileri yöneltti.Erdoğan'ın son yıllarda da çeşitli defalar "İsrail devletine zehir saçtığını" öne süren Freund, bu çerçevede Erdoğan'ın İsrail için kullandığı "terörist devlet" ifadesi ve Davos panelinde yaşananları "örnek" gösterdi. Erdoğan'ın sözlerinin "diplomatik iddiaları olan bölgesel bir devletten" çok bir "semt kabadayısı" yakıştırması yaptı. Freund "ABD ve AB ülkelerinin Erdoğan'ın davranışını değiştirmesini sağlamak için başvurabileceği çeşitli siyasi, ekonomik ve diplomatik kartlar var. Ancak böyle bir şey olacak diye nefeslerinizi tutmayın. Erdoğan'ın geçen haftaki patlamasına gösterilen ilgisizlik bir gösterge olacaksa eğer, İsrail ve destekçileri çok endişeli olmalı" diye yazdı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'in Ankara'da sarf ettiği "aynı görüşte değiliz" yönündeki eleştirileri çok yetersiz bulan yazar, Siyonizmi "Yahudi halkın ulusal kurtuluş harekatı" olarak niteledi.
· ABD'de İsrail'e yakınlığı ile bilinen AFDI ( American Freedom Defense İnitiative) Radikal İslama ve Şeriata karşı mücadele kampanyasında çirkin bir olaya imza atarak Başbakan Erdoğan'ın fotoğraflarını kullandı. AFDI'nın hazırladığı afişlerle otobüsler giydirildi. Erdoğan'lı afişlerle donatılan otobüsler ABD sokaklarında dolaşmaya başladı. Erdoğan'ın posterinde, ünlü Siirt Mitingi'nde Ziya Gökalp'in şiirden altıntı yaptığı "Camiler kışla, Minareler süngü, Kubbeler miğfer, Müminler askerimizdir.." sözlerinden sonra, "Onun cihadı bu, ya sizinki?" cümlesi yer alıyor. Kampanya afişlerinde bazı Filistinli militanların, El Kaide Lideri Usame Bin Ladin'in, ABD'de Fort Hood Askeri Üssü'nde 13 kişiyi öldürmek suçlamasıyla yargılanan Nidal Malik Hasan'ın ve Başbakan Erdoğan'ın fotoğrafları yer aldı.
· ABD Başkanı Barack Obama, Ortadoğu turu kapsamında geldiği İsrail’deki son gününde Siyonizmin fikir babası Theodor Herzl ile 1995’te suikaste kurban giden eski İsrail başbakanı İzhak Rabin’in mezarların ziyaret etti. Belki bu T. Erdoğan’ın Siyonizm söylemlerinin ardından yapılmış bir davranıştı. Obama’nın bir diğer ziyareti ise soykırım müzesi Yad Vashem’e oldu. Amerikan Başkanı’nın daha sonra ise Bethlehem’deki tarihi Doğuş Kilisesi’ni ziyaret etmesinin ardından da Ürdün’e uçarak, Kral Abdullah ile görüştü. ABD Başkanı Barack Obama’nın İsrail ziyareti sırasında gündemin baş sırasını beklendiği İran’ın nükleer programı oluşturdu. İsrail’in İran’a yönelik askeri seçeneği bir kez daha ön plana çıkarması İran’ın tepkisini çekti.
· ABD Başkanı, "İsrailliler yerleşim inşaatlarının barış sürecine zarar verdiğini görmeli" dedi.Obama, barış sürecinin geleceği için tarihi önem taşıyabileceği düşünülen konuşmasında, "İki halk için iki ayrı devlet kurulmalı" dedi. Obama’nın bu söylemleri sadece alışılmış avutmadan ve aldatmadan başka değildir. bir şeyler yapılması gerek deyip te hiçbir şey yapmayanlar hatta çözüm sürecine engel olanlar yine onlardır. Bu tür siyaseti artık tüm insanlar bilmektedir. Bu oyunla sadece kendilerini kandırmaktadırlar. Obama söylediğinin tersini yapan deccaldir. Bunu defalarca teyit etmiştir.
· İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'te Yad Vashem Müzesindeki Yahudi soykırımı kurbanlarını anma töreninin açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası toplumun İran 'ın nükleer programına son vermesi için harcadığı çabaları takdir ettiklerini ancak İsrail'in, en iyi dostları da olsa hiçbir durumda kaderini başka ülkelerin ellerine bırakamayacağını ifade etti.
· Amerika bölgesel sorunlarda elini taşına altına sokuyor denebilir. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Kerry, Türk mevkidaşıyla yaptığı toplantıda daha çok ‘ne yapmak istediğini anlatan’ bir pozisyondaydı. Özellikle ‘Ortadoğu Barış Süreci’nde Türkiye’nin de aktif olarak rol almasını beklediklerini’ söyledi. Obama’nın ‘Ortadoğu’da barışı sağlayan lider’ olarak tarihe geçme isteği Kerry’nin son ziyaretinde daha belirgin hale geldi.
Amerikan tarafının kafasında çerçevesi çizilmiş bir yol haritası var. Türkiye ise bu konuda başarı sağlanabilmesi için İsrail tarafının yerleşimcilerden tutun da Mescid-i Aksa’ya yönelik tutumuna kadar bir dizi iyileşmenin şart olduğunu hatırlattı.

· İsrail, Mavi Marmara olayı nedeniyle Türkiye’den özür diledi, 2010’daki saldırıda hayatını kaybedenlere tazminat ödemeyi kabul etti. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama’nın ziyareti sırasında İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı bizzat arayarak açık özrünü iletti. Netanyahu, "Değişen gerçekler, bölgedeki ülkelerle ilişkilerimizi yeniden ele almamızı gerektirdi. Suriye krizinin sürekli kötüleşmesi en önemli kaygımız." ifadelerine yer verdi. Suriye'de gelişmiş silahların farklı unsurların eline geçmeye başladığını belirten İsrail başbakanı, "En çok korktuğumuz da kimyasal silahların terör gruplarının eline geçmesidir." dedi.Yani Netenyahu açıkça biz Esad’ı destekliyoruz ancak Esad’ın silahları İnanan halk olan muhaliflerin eline geçerse bizden olan Esad halkına karşı kullanılır diye korku yaşamaktadır.
· ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, yaptığı yazılı açıklamada, ''Türkiye ile İsrail arasındaki uzlaşı, bölgede barış ve istikrar hedefinin geliştirilmesine katkı sağlayacak çok önemli bir gelişme. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bunu mümkün kılmak için gereken liderliği göstermelerinden dolayı büyük bir takdiri hak ediyor'' ifadelerini kullandı. Kerry, açıklamasında şunları kaydetti:''Bu akşam İsrail Başbakanı Netanyahu ile de konuştuğum gibi, bu, İsrail'e bölgede karşılaştığı birçok zorlukla başa çıkmasında yardım edecek. Anlaşmanın ve ilişkilerde tam normalizasyonun süratli biçimde hayata geçirilmesini arzuluyoruz, böylece Türkiye ve İsrail, ortak çıkarlarını ilerletmek için birlikte çalışabilirler.''
· Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, Türkiye ve İsrail’den ilişkilerin normalleşme sürecinin devam etmesini istedi. Kerry ayrıca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’ye gitme planının barış sürecine yardımcı olmayacağını söyledi.
· İsrailli bir yetkili "İsrail'i böyle bir özrü dile getirmeye zorlayan şey Suriye'deki gelişmeler oldu çünkü İsrail, Suriye'deki kimyasal silahların Hizbullah ya da El Kaide bağlantılı grupların ele geçmesinden endişe ediyor." diyor.Adı verilmeyen bir Türk yetkili de özrün İsrail ile Türkiye arasında doğal gaz boru hattı inşa edilmesinin önünü açtığını söylüyor.İsrail özür dilemiştir çünkü ABD öyle istemiştir. İsrail özür dilemiştir çünkü İsrail'in çıkarları onu gerektirmiştir. Eğer bu işin tebrik edilecek bir yanı varsa, tebrik edilecek kişi olayın mimarı Başkan Obama'dır.
· Ancak İsrail'in özrünün gecikmesi, zamanlaması, gerçekleşme biçimi ve koşullarının kendilerinde ciddi kaygılar uyandırdığını belirten Loğoğlu, ''Bu gelişme, bölgede yeni çatışmaların mı habercisidir yoksa barış ve istikrara hizmet edecek bir ortamın mı müjdecisidir?'' dedi.
· İsrail tarihinde ilk defa özür dilemiştir. Ve ilk defa geri adım atmıştır. Şimarık tavrıyla zalimane davranarak bölgede kimseyi tanımayarak hareket etmekteydi. Buraların efendisi benim diye gezer dilediğini öldürür dilediği amacına kirli planlarla ulaşırdı. Araplarla ve islamla uğraşırken bölgeden kazanmayı yol edinmişti. İlk defa Türkiye İsraile dur demiştir. Ve İsrail ilk defa kendisinden daha güçlü ve sağlam bir ülke ile karşı karşıya gelmiştir. Aslında İsrail kendi yaptıkları kötülükleri ve zalimlikleri doğru sanan bir ülkeydi. Ancak barış için çalışan ve daha doğru yolda olan ve insanlık için daha akıllı adımlar atan tanrı yolunu tutmuş doğrucu bir ülkeyle karşılaşmıştı. İsrail şeytani kutupta, Türkiye rahmani kutupta hareket etmektedir. Ve İsrail böyle devam ettikçe zamanla bölgedeki hakimiyetini tamamen kaybedecektir.
· Tarih boyunca güçlü olanların zayıfı yenemediğini gördük. Özellikle peygamberler döneminde hak yolda olan peygamberler ve insanlar tanrı tarafından kurtarılırken kavimlerin helak olmasını gördük. Bu günümüz de bunlara örnek olacaktır. İsrail ve destekçileri ne kadar güçlü olsalar da tanrı hak yolda olan Türkiye’ye destek verecek ve zalim kavimleri ortadan kaldıracaktır.
RUSYA
· Rusya Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov, Türkiye'nin Suriye sınırına yerleştirilecek Patriot füzeleri ile ilgili gelişmeleri yakından takip ettiklerini söylerken biz varız imajıyla hareket etmektedir. Tehditvari söylemler, bahçeme kimse karışamaz tavrı çağın değiştiğini kavrayamayan Rusya yönetimine çok şey kaybettirecektir.
· Rusya, Suriye’ye verdiği destekle insanlık sınavından kalmıştır. Türkiye’yi ve uluslar arası kamuoyunu tehdit eder tavrıyla batılın içine saplanmıştır.
· Rusya birtakım uyarılarda bulunuyor. ABD ve AB ile görüşüyor. Tehditkar söylemlerde bulunuyor. Tatbikatlar yapıyor. Gemi gönderip gözdağı veriyor. Suriye’de Esad’ı aklayıcı söylemlerde bulunuyor. Suriye sorununu Suriye halkı çözecektir diye sürece destek verip aldatmaca sözlerde bulunuyor ve zaman kazanıyor. Eski egemenliğini tutmaya çalışıyor. Rusya tarih boyunca kendi çıkarları için çevresine ve insanlığa zarar veren ülke olmuştur. Kapitalizm çökerken menfaat anlayışında olanlar komikçe ortaya çıkmaktadır.
· Rusya’nın etkisi altındaki Türk İslam ülkelerine Rusya’nın kültürü empoze edildi. Kırgız, kazak Türkleri inançlarından kopartılmıştı. Rusya televizyonu izlerler Rus ürünleri alırlardı. Kendi dinlerinden haberleri yoktu.’Müslümanız Elhamdülillah.’ diyorlar bunu da inandık sayıyorlardı.
· Gazprom dünya çapında büyüklüğe sahip olan Rusya'nın en stratejik şirketi. Almanya ile ortak oldukları çok sayıda projeler var. İki ülke Türkiye'de "barış süreci"nin devam etmesini istemiyor. Gerekçesini Ertem şöyle anlatıyor "İstemiyorlar çünkü Barış Süreci tamamlandığı zaman yalnızca Türkiye hızlı büyümeyecek, Hazar'dan tutun Türkiye'nin güneyine kadar olan bütün enerji hatlarının askeri, siyasi ve güvenliği sağlanacak" diyor.
FRANSA
· Fransa 3 PKK’lı kadının öldürülmesinde zanlıyı yine bir PKK’lı göstermiştir. Öldürülenlerden birinin şoförü üç infazı gerçekleştiren diye Fransa gözleri kendi üzerinden savuşturmuştur.
· Fransa öldürülen üç PKK’lı kadınlardan birinin şoförü cinayeti işlemiş olabilir diye şüpheliyi PKK’nın içinden göstererek gözleri üzerinden uzaklaştırmayı şimdilik başarmıştır. Fransa adaleti ve yönetimi ne kadar güvenilirdir bu bir muammadır. Ayrıca terör olayları neden tam da barış söylemlerinde gerçekleşmiştir. Patron Fransa yıllarca PKKJ’^ya verdiği en büyük destekle bilinmektedir. Şimdi benden izinsiz siz kendi kendinize barış yapamazsınız diye PKK yöneticilerinin en üst seviyesindeki üç ismi bir anda infaz ettiler. Fransız siyaseti Türk ve İslam düşmanlığı üzerine kuruludur. Osmanlının Afrika’dan egemenliği kalkınca Fransa bölgeye zorbalıkla hükmetmiştir. İtalya’dan da zamanla destek almıştır.
· Afrika baharı da yaşanıyor. Ama Afrika baharının sesinin çıkmasını engellediler. Fransa bahçesi Mali’ye sahip çıkıyor. Silahla mali halkını bastırıyor. Bir de bu halkı terörist guruplar olarak niteliyor. Tam tersi Fransız devleti Afrikadaki baskıcı varlığından dolayı terörist bir yönetimdir.
· Mali hükümetinin askeri yardım çağrısına Fransa hızlı ve olumlu yanıt geldi. Fransa sömürgesi için Mali’deki iç savaşa katıldı.
· Fransa mali sömürgesini kaybetmemek için isyancı dedikleri halka karşı hükümetle beraber olup havadan saldırılar düzenlemiştir.
· Mali’deki inanan mazlum halka isyancı demeleri ve tecavüzcü isyancılar yakıştırmaları kötülemek için yapılan uydurma haberlerdir. Mali hükümeti batı yanlısı ve sömürgecidir. Halkı ezen ve sömüren dış güçlere çalışan yapıya sahiptir. Zaten Mali hükümeti patronu Fransa’dan yardım istemiştir. Rusya’nın Suriye’ye verdiği destek ile Fransa’nın Mali’ye verdiği destek aynıdır. Fransa’nın çağrısı üzerine Fransız sömürgesindeki Afrika ülkeleri de isyancılara karşı mücadele etmek için Mali’ye asker sevkıyatı sürüyor.
· FRANSA Afrika’da kaybolan egemenliğini korumaya çalışıyor. Mali ve Somali’ye silahlı müdahaleler ediyor. Afrika sömürgesini kaybetmek istemeyen hatta arttırmak isteyen Fransa mevcut hükümetlere destek vererek muhaliflere terörist yakıştırması yaparak uçaklarla ağır silahlarla sindiriyor.
· Mali’de, Fransız güçlerinin askeri müdahalesi Mali halkını bastırmaktır. El Kaide destekli olan terörist gruplar olarak niteledikleri halklar yıllarca hükümet tarafından baskı gören sivil halklardır. Esad rejimine muhaliflerin bir benzeri olan Mali halkı eski düzenden yılmış durumdadır. Cunta destekli Mali hükümeti yıllarca aldığı Fransız desteğini sürdürmek için Fransa’dan yardım istemişti. Mali’nin yer altı kaynaklarını sömüren Fransız şirketler Fransa hükümetinden Mali’deki muhalif halka saldırıda bulunmasını istemişti. Bölgede bulunan muhalif halklar Fransız uçakları tarafından bombalanıyor.
· Fransız komando birliği, 2009 yılında Somali’de kaçırılan bir istihbaratçıyı kurtarmak için Polo Merir şehrindeki bir eve operasyon düzenledi. Fransız hava birlikleri, savaş gemisinden kalkan helikopterlerle başkent Mogadişu’nun 120 kilometre güneyindeki şehre ulaştı. Burada rehinenin tutulduğu eve girmeye çalışan birlikler sert direnişle karşılaşınca geri dönmek zorunda kaldı. Çatışmada aynı aileden üç sivil hayatını kaybetti, bir Fransız askeri öldü, bir asker de yaralanarak esir düştü.
· Şu gerçek ki Afrika’da yıllarca zulme uğrayan halklar artık Fransa’ya başkaldırmaktadır. Fransa sömürgelerini kaybettiği gibi yıkılışını da durduramayacaktır. Fransız yandaşı hükümetler ve cunta destekli yönetimler tek tek devrilecekler. Ve kıta sert çatışmalara sahne olacaktır. İnsanlar tanrının emriyle özgürlüklerini kendileri kazanacaktır. Tüm bu Kıtasal ve bölgesel mücadeleler sonunda özgürlük, eşitlik ve adalet arayan insanlar Türkiye çatısında birleşeceklerdir. Gün gelecek Rabbin kralı onlara iyi bir düzen kuracaktır.
· Fransa bölgede hakimiyetini arttırmak istiyor. Ama Türkiye gibi sert kayaya çarpıyor. Afrika halkı uyandı ve artık insanca yaşamak istiyor.
· Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande sahte vaatlerde bulunarak seçim kampanyası yürüttü. O’nu oryaya getirenler halkı iyi aldattı.. Fransa’nın Mali, siyaseti ve İslam karşıtlığı gerçekleri açıkça ortaya çıkarmaktadır. Afrika’da İslam halklarına karşı organize ve birlik olmayı örgütleyen Fransa bunca zaman faydalandığı inançsız ve bozuk sistemin yıkılışından kaygılanmaktadır.
· Hollande’nin Mali için sözünü ettiği sınır isyancıları gerçekte o bölgenin halkıdır. Mali halkı 9 aydır ülkenin kuzeyini kontrolünde bulunduruyor. Hollande’de ülkenin kuzeyini hükümetin yönetimi altında bulunan bölgeden ayırıyor. Çünkü başka seçeneği yoktur. Zaten Fransa sınır koyduğu yerde kendi şirketlerinin güvenliğini almış durumdadır. Fransa yandaşı mali yönetimi, mali halkını daha fazla sömüremeyecektir.
· Yıllarca baskı ve şiddet altındaki halklar özgürlükleri için başkent Bamako etrafındaki kentlere ilerleyince Mali yönetiminin talebi üzerine Fransa, askeri müdahale kararı almıştı.
· Fransa Başbakanı Hollande ‘‘Bana teröristleri yakalayınca ne yapacağımızı soruyorsunuz? Yok edeceğiz. Diyor. Yok etme derdinde olan bir anlayış asla başarılı olamaz. Öncelikle onlar terörist değil. Asıl terörist mali yönetimidir. Fransa’da sömüren azınlıktaki teröristlere destek vermektedir. Zaten Fransa Afrika’da terör estirmişti. Çıkarları için halkları bastıran insanlık için terör olan Fransa yönetimi silahla ve şiddetle dirense de asla muvaffak olamayacaktır. Tanrı Fransa’ya öfkelidir. 200 yıldır yaptıklarından ve yola gelmemelerinden ve insanları öldürmelerinden dolayı azabı hak ettiler. Onlar çoktan cezayı hak ettiler ama tanrı’nın engin merhameti yola gelmelerini bekledi.
· Fransa’nın Mali’de başlattığı savaşın nedeni açıktır ve sonuçları karışıktır. Fransa’nın Mali’deki müdahalesi yeni sömürgecilik (neo-kolonyalizm) tipinde bir harekata dönüşmüştür. Afrikalı güçlere lojistik silah ve askeri destek veren Fransa, taraftarlarıyla da olsa yıkılışını durduramayacaktır. Tüm Afrika’da şirketlerini koruyamayacaktır. Halkları idare edemeyecektir. Özgürlük ve uyanışı şiddetle de olsa durduramayacaktır. Çünkü bu öyle büyük kitlesel bir uyanış ki Fransa buna asla güç yetiremeyecektir. Sürekli mevcut şirketlerin güvenliği için nokta operasyonları yapsa, güvenlik çizgileri koysa ve sürekli halktan öldürse de bunu başaramayacaktır.
· Fransa’nın mali saldırısına Belçika destekledi. Asker desteği veren Belçika sömürü ortaklarından biriydi.
· Mali'yi işgal eden Batı ülkelerinin hedefinde pek çok ülke daha var. Halkların özgürlük ve eşitlik arayışları tüm yeryüzünü sarmış vaziyettedir. 2013'te darbeye maruz kalacak ülkeler içinde Suriye ile birlikte Müslüman Afrika'nın tamamı yer alıyor.
· Darbe yapan halkların çoğunun inananlar, öncelikle müslüman rejime sahip olanlardır. Sonra da yeryüzündeki tüm inananlardır. Bu halkları El Kaide örgütü ile bağdaştıranlar kendi kurdukları paronayayı kendileri inanmış olsa da bütünleyemeyeceklerdir.
· Fransa'nın Mali'deki çirkin emellerine, Fransız sömürgesi olan çoğu İslâm ülkeleri yönetimleri de destek veriyor. Fransa mandalığını savunan ECOWAS üyeleri Nijerya, Gana, Nijer, Senegal, Burkina Faso ve Togo gibi ülke yönetimleri artık bir bir devriliyor.
· Fransa yüzyıllar önce Afrika’da varlığını baskı ve şiddet ile kurmuştu. Şimdi de yıkılışını şiddet ile engellemeye çalışmaktadır. Fransa Savunma Bakanı Le Drian, askerlerinin bir kısmı halen Mali’de bulunan Fransa’nın büyük garnizon kenti Vannes’ı ziyaret etti. Askerler önünde yaptığı konuşmada Mali’deki birliklerin en kısa sürede evlerine döneceğini söyleyerek hem halkını hem de askeri birlikleri aldatma siyaseti uygulamaktadır.
· ‘‘Görevimiz Mali Ordusu’nun katkılarıyla teröristleri, cihatçıları bu topraklardan söküp atmak. Afrika kuvvetleri bu görevi en kısa zamanda bizden devralmalı. Fransa olarak biz, Mali ordusunu öbür Avrupa ülkeleriyle birlikte her türlü göreve hazırlamak durumundayız.’‘diyerek inananlara karşı inançsızları organize etmeye başladılar. Afrika’da, Avrupa sömürüsüne destek veren halklar ve yönetimler bir bir devrilecek. Şeytanın egemenliği bölgede gücünü yitirecektir. Fransa yanlısı olan sömürgeye destek veren ve bundan kazanan yönetimler kaybedecektir. Afrika’da birlik oluşturmaya çalışan Fransa, Afrika güçlerini organize ederek silah desteğiyle insanların insanca yaşama bağımsızlığını bastırmak niyetindedir. Hem kardeşi kardeşe kırdırıyor hem de bölgede hukuksuzluğun devam etmesini istiyor. Avrupa ülkelerini de Afrika için birliğe çağıran ve destek isteyen Fransa karanlık egemenliğin yıkılışını durduramayacaktır.
· Fransa’nın mali saldırısına ABD Fransa uçaklarına yakıt ikmalleriyle destek vereceğini açıkladı. Sömürgeci ve gaspçıların toplandığı, dünya için koşturanların ülkesi olan ABD’den de böyle bir destek beklenirdi.
· İnananların tepkileri tüm Afrika’da hissediliyor.” 7 kişilik Fransız bir ailenin Kamerun’da silahlı kişiler tarafından kaçırılmasının ardından açıklama yapan Fransa Savunma Bakanı Jean-Yves Le Drian, turistlerin radikal İslamcı Boko Haram örgütü tarafından kaçırılmış olabileceğini duyurdu. Fransa Afrika’yı şiddetle ele geçirmişti. Halklar da uzun süren zulümden sonra tek çare şiddet ile bağımsızlıklarını kazanmak istiyorlar.
· Türkiye’nin AB’ye girmesini ilk Fransa engelledi.'Ekonomik ve Parasal Politikalar' bahane edildi. Yine Fransa tarafından bloke edilen 22. 'Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu' faslı bahane edildi. Üçüncü fasıl ise, Rumlarca bloke edilen 26. fasıl olan 'Eğitim ve Kültür'. Çeşitli bahanelerle Fransa önderliğinde, beraberliğe karşı çıkılmıştır. Oysa ki nice geri planda ekonomisi güçsüz ülkeler birliğe alınmıştı. Tamamen maksatlı ayrımcı bir tablo çizilmişti. Kendilerince Yahudi tabanlı bir hristiyan birliği kurmuşlar. Yeryüzünü bu birliktelikle sömürdükleri için insanlığa zarar vermeye devam ediyorlar. Din ve etnik ayrımcılıkla varlıklarını sürdürmek isteyenler barış ve birlik çabalarına sırf menfaatlerinden dolayı karşı durmaktadırlar.
· Fransa’nın Mali saldırısını durdurması için Cezayir’de bir doğalgaz tesisinde Mali halkına destekleri için seslerini duyurmaya çalışanları Fransa sömürgesi Cezayir yönetimi şiddetle ve vahşetle sonuçlandırmıştı. Yıllarca silahlı baskı altında ezilmiş olan Müslüman halklara destek için doğalgaz tesisinde tüm dünyaya barışçıl mesaj vermek isteyenlere yönelik Cezayir ordusunun düzenlediği kurtarma operasyonu kurtarmadan çok şiddetle bastırma operasyonu oldu. 60 rehinenin öldüğü olayda suçlu Cezayir ve Fransa’dır. Fransa’nın mali operasyonuna karşı yapılan eylemde Fransa’nın Maliden çekilmesi istenmişti.
· Fransa, Mali halkını öldüremeyeceğini anlayınca Mali’nin başkenti Bamako’yu korumaya aldı. Böylece bir sınır çizerek taraftarlarını kolladı. Mali halkına baskı kuran diktatör yönetim halka hiçbir fayda sağlamamış ve hatta zulmetmiştir. Terörist devlet yapılanması cunta ve silah destekliydi. Mali yönetimi hukuksuzluğu yol edinmişti, şimdi halklar artık bu düzenden kurtulmak istemektedir.
· Afrika kıtasında Fransız yanlılarıyla Fransız karşıtları çarpışıyor. Düşmanlığı yayan ve 1789 ile kardeşliği bozan Fransa din düşmanlığı yapmıştı. Kötü sistemin altında ezilen mazlum halklar şimdi başkaldırmıştır. Aslında bölgede ayağa kalkan demokrasi, özgürlük, eşitlik, vicdan ve doğruluktur. İnsani değerlerin sahiplenilmesiyle tanrının dini tekrar harekete geçmiştir. Fransız egemenliğinin yıkılışına şahit olmaktayız.
· Bozguncuların egemenliğinde kötülük yükseliş yapmış ve insanlık çok alt seviyelere inmiştir. Şimdi bozguncuların egemenliği yıkılmaktadır.
KIBRIS
· Etnik ayrımcılık yapan ideolojik yaklaşımlı Kıbrıslı Rumlar Türk ordusunun ne zaman çekileceğini, yapılan kıyım nedeni ile özür dilenip dilenmeyeceğini soruyorlar. Türkiye’yi saldırgan ve barbar olarak niteleyenler Kıbrıs’ta özgürce yaşayamıyor diyen Kıbrıs Rum kesimi bayan bir milletvekiline Ahmet Davutoğlu cevap verdi. Kıbrıs'taki insan hakları konusunda acaba Rumların mı yoksa Türklerin mi daha çok insan hakkı ihlal ediliyor? Rumlar mı istedikleri yere rahatlıkla gidebiliyorlar, Türkler mi gidebiliyorlar? Bugün Kıbrıs Türkleri bize verilen sözlere rağmen resmi futbol maçı bile oynayamıyor. Ticaret yapamıyor. İnsanoğlunun en temel unsurlarından istifade edemiyor. Kıbrıs Rumları ise AB'nin kendilerine tanıdığı ayrıcalıklı tavır dolayısı ile her türlü imkâna sahipler. Bizim oradaki ordu mevcudiyetimizden bahsediyorsunuz. Biz oraya bir gün sabah uyanıp hadi Kıbrıs'a gidelim diye Türk ordusu gitmedi. Sampson diye aynı Beşar Esad zihniyetli bir adam, o günkü meşru Kıbrıs yönetimi devirdiği için uluslar arası haklarımızı kullanmak için gittik. O gün gidilmemiş olsaydı oradaki Türkleri Bosna'daki Boşnaklar gibi katledip, sürecekti, Rumlara da en büyük zulmü yapacaktı. Biz haklarımızı kullanarak oraya gittik. Uluslar arası hak ihlali yapmadık." dedi. 2004 yılında, Kıbrıs Barış Planı'nın kabul edilmesi halinde, Türkiye'nin Yunanistan ile sembolik bir birliğinin olacağını aktaran Davutoğlu, "Geri kalan tüm askerlerimiz çekilmiş olacaktı. Bu plana Kıbrıs Türkleri mi Rumları mı kaşı çıktı? 2004'te kararı siz verdiniz sayın bayan. Verdiğiniz karar ile orada güvence oluşturduğumuz askeri mevcudiyetimizin kalması zorunluluk haline geldi. Başka bir karar vermiş olsaydınız, adanın birleşmesi yönünde karar verseydiniz, o zaman sizin partiniz buna yakın bir tutum sergiliyordu, bugün bu konuşmayı yapma ihtiyacı hissetmeyecektik. Keşke öyle olsaydı. Keşke siz burada bugün tanımadığımız bir ülkenin milletvekili olarak değil, birleşmiş barış içinde yaşayan bir Kıbrıs'ın milletvekili olarak buraya gelmiş olsaydınız. Böyle olmadıysa bunun sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti değildir." şeklinde konuştu.
AVRUPA
· Askeri tarih uzmanı İngiliz yazar John D.Grainger'in İngiltere'de yeni yayınlanan "The Battle For Syria, 1918-1920" adlı kitabında 1915'lerde Ermenilere yapılan uygulamanın soykırım olmadığı savunuldu.
· Almanya’da aşırı sağcı Neonazi terör örgütü Almanya’da güçlü derin devlet yapılanmasına sahipti. Türk ve İslam düşmanlığına sahip ırkçı ve ayrımcı yapısıyla Almanya’da büyük bir yer altı yapılanmasına sahip olduğu gerçektir. Yıllarca Alman halkını aldatan, uyutan ve oyalayan anlayışın temelinde Alman devletindeki bu derin yapılanması vardır. Gündemi yöneten ve haçlı zihniyetini taşıyan bu anlayış Alman halkını kullanmış ve aldatmıştır. Kendi egemenliklerini sürdürürken demokrasiyi, eşitliği ve insan haklarını kendi hesaplarına iyi kullanmışlardır.
· Emperyalist Fransa'nın, dünyanın gözü önünde adım adım işgale başladığı Mali'de sıcak çatışmalara girmiştir. Mali'de bin bir türlü hesap peşinde koşan, karanlık emellerini bölgede hayata geçirmeyi planlayan Fransa, 6 gün süren hava bombardımanından sonuç alamayınca karadan da operasyon başlattı.
· Birleşmiş Milletler, Fransa'nın Mali'yi işgaline oy birliği ile destek verirken uluslararası yardım kuruluşları da, sivillerin durumu ile ilgili endişelerini dile getirdi. Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin yetkililerinden gür bir ses ve tepki çıkmaması, BM ve İslam ülkelerinin sessiz kalması taşkınlık yapan Fransa’yı şımartmaktadır.
· Fransız zırhlı araçlarını ve mühimmatını Mali'ye ulaştırılması konusunda, İngiltere, Danimarka ve Belçika'nın C17 ve C130 tipi nakliye uçakları destek veriyor. İspanya'nın, Mali'deki Fransız işgaline bir nakliye uçağıyla destek vereceği bildirildi. ABD ise uçaklara havadan benzin ikmali ve istihbarat konusunda Fransız ordusuna destek vererek Fransa’nın yanında olduklarını gösteriyorlar. Belli ki haçlı zihniyeti yine şiddette birliktelik sergiliyorlar. Onlar bu güçlenen özgürlük adalet ve demokrasi atağını asla engelleyemezler.
· Afrika Birliği dönem başkanı olan Benin'in Devlet Başkanı Thomas Boni Yayi, Fransa’nın çıkardığı iyi işten memnun olduğunu belirtti. Fransız yanlısı ve sömürgeci zihniyetiyle İslam düşmanlığı yapan Boni Yavi hakkın ve halkın yanında değildir. Mali'de işgalci Fransız ordusunun halkı silahla bastırması’nı doğru bulmak inançsız anlayışın bir ürünüdür.
· Mali Saldırısıyla Afrika’da egemenliğini halkı bastırarak sürdürmeye çalışan Fransa Tanrıya karşı koyamayacaktır. Ege sarsıntıları, İtalya’da ki yanardağın harekete geçmesi ve yakında Fransa topraklarının bir kısmı sular altında kalması kaçınılmaz olacaktır. Tanrının hareketlerini takip eden olayları ve geleceği fark edecektir.
· Yani Fransa, tarihinde onlarca örneği olan, acımasız, gizli, bir o kadar da kirli senaryosunu modernize ederek ama emperyalist duyguların daha da sistemleştirdiği yeni oyununu Mali'de yine sahneye koyuyor. Bu kez BM'yi, batılı ülkeleri, yerli aktörleri de katarak bunu yapıyor. Tabi bunun temel sebebi Mali'nin altın, petrol, gaz, uranyum zenginliği. Çünkü batı sömürgeciliğin mimarları, kapitalizmin eski ve yeni formlarıyla Afrika kıtasına yeniden dönmeye karar verdi. Çünkü iflas ettiler. Afrika hâla çok zengin kaynaklara sahip.
· Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Mali'de tek taraflı müdahalelere karşı olduklarını da belirterek, yürütülen çalışmaların BM çatısı altında olması gerektiğini belirtti. Irak'taki gelişmelerin Türkiye'nin endişe kaynağı olduğunu da belirtti.
· Afrika baharı Mali ile başladı. Bu halk mücadeleleri artarak devam edecektir. Çünkü sömürge çağı bitmiştir. Ezilen mazlum halklar başkaldırıya bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine yaşam hakkını istemeye devam edecekler.
· Mali’ye hava saldırıları sivil halkları da hedef alıyor ve Afganistan’da olduğu gibi savaşın gereksiz yıkımlarını doğurabilir.
· Mali’de El Kaide örgütüne yakın silahlı grupların varlığını ve eylemlerini gerekçe göstererek askeri müdahale kararını alan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande bozguncu dedelerinin yoluna devam etmektedir. Hollande, çatışmaların yaşandığı Orta Afrika Cumhuriyeti’nin askeri yardım talebine, Fransa’nın artık Afrika ülkelerinin iç işlerine müdahalede bulunmayacağını, bu tür girişimlerin tarihte kaldığını belirterek olumsuz cevap vermişti. Halbu ki tam tersi çıktı. Eskiden olduğu gibi Fransa, şiddetle kurduğu egemenliğini yine şiddetle kaybetmek istemiyor.
· Nüfusunun yüzde 90’ı Müslüman olan Mali zengin uranyum ve altın kaynakları nedeniyle Fransa’nın gözdesi durumundadır. Fransız şirketlerinin baronluğu ne insan canı ne de insan hakkı dinliyor. Sadece çıkarlarını düşünen bir takım baronlar.
· Cezayirde rehine krizi, Somali’de Fransız istihbaratçısının ömldürülmesi Fransa’nın bölgeye baskısını arttıracaktır. Fransa zaten Afrika üzerinde egemenliğini arttırmak için fırsat kolluyordu.
· Irak'ta yönetim karşıtı Sünni ve Şiiler ortak Cuma namazı kıldı. Namazın ardından binlerce kişi, ''Zulme Hayır'' adı altında gösteri düzenledi. Irak’tan barış mesajları birlik istekleri yükseliyor. Yıllarca parçalanmışlık ve düşmanlık insan ölümlerinden başka bir şey getirmedi.
· Başkent Bağdat'ın batısındaki Ramadi, Felluce kentleri, kuzeydeki Samarra ve Bağdat'ın doğusundaki Şii çoğunluğa sahip Sadr semtinde Sünniler ve Şiiler ortak cuma namazı kıldı. Cuma hutbelerinde, halkın haklı talepleri karşılanıncaya kadar eylem ve gösterilere devam edileceği belirtildi.
· Ramadi, Felluce, Samarra ve Musul şehrinde kılınan cuma namazında okunan hutbelerde, eylem ve gösterilerin mezhepçilikten uzak olduğu, belirli bir kesimin taleplerinden ibaret olmadığı, Irak'ta tüm mazlumların haklarının talep edildiği belirtildi. Hutbelerde, eylem ve gösterilere ülkenin kuzeyi ve güneyindeki Şii aşiretlerden de katılımın olduğu dile getirildi. Tekbirlerin getirildiği gösterilerde, ''İslam'ın ve Irak'ın emrindeyiz'', ''Irak'ın birlik ve bütünlüğüne evet'', ''İran dışarı, Irak özgür kalacaktır'', ''Mezhepçiliğe hayır'' sloganları atıldı. Gösterilerde, Mısır'ın devrik lideri Hüsnü Mübarek'e atfen, ''Mübarek göstericilere, 'sokak çocukları', Maliki de gösterilere, 'kokuşmuş' dedi. İkisi de bir madalyonun iki ayrı yüzü'', ''Mezhepçiliğe hayır'', ''Maliki, beklemeden istifa et'', ''Halk, hükümetin istifasını istiyor'', ''Ey Maliki, Musul halkı tehdidinden korkmaz'' ifadelerinin yazılı olduğu afiş ve dövizler taşındı.
· 3 yıl önce patlak veren ekonomik krizin üstesinden bir türlü gelemeyen Avrupa Birliği’ne Avrupalıların güveni düşmeye devam ediyor. Son anketlere göre en büyük 6 üye ülkede birliğe olan güven tarihinin en düşük seviyesine gerilerken krizi yakından hisseden İspanyollar en umutsuz halk olarak öne çıkıyor.
GENEL DÜNYA
· Avrupa birliğinden Mısır’a 5 milyar avroluk yardıma Avrupa parlamentosundan engel çıktı. Halifeliğe doğru giden İslamcı bir yönetime bu yardımı yapmak doğru değildir diyenler ayrımcı hallerini yine göstermişlerdir. Daha önce kendi hükümetlerine yardım ediyorlardı. Halkı baskılıyorlar ve mevcut hükümetlere destek veriyorlardı.
· Mısır’da devrimin ikinci yılında sokaklar karıştı. Değişimin ve özgürlüğün karşısında olanlarla taraftarları çatışmalar yaşamaktadır. Mısır’da 100 kişiyi geçkin insan öldü. Mısır’da olaylarda ölümler sürekli artıyor.
· G. Kıbrıs battı. Euro merkez bankasından bor aldılar. Lefkoşa'nın Hürriyet meydanında Türk bayrağı açan 30-35 yaşlarındaki kimliği belirsiz bir kişi, bankaların açılmasını bekleyen Rumların saldırısına uğradı.
· Hindistan başkenti Yeni Delhi’de cinsel tecavüz faillerinin daha ağır şekilde cezalandırılmasını isteyen binlerce gösterici, hükümetin sükunet çağırılarına boyun eğmiyor. Polis göstericileri cop, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla dağıtmaya çalıştı, ancak şu ana kadar başarılı olamadı. Tanrının yasalarına bağlı kalmamak sosyal suçları tavan yaptırmıştı. Delhi’de tecavüze tepki gösterileri krize dönüşmüştür. İnsanlar yasaların insanları tam korumasını istemektedir. Yasa tanımamazlık insanları çok zor durumda bırakıyordu. Cezaların caydırıcılığının olmaması suçlara teşvik etmiştir.
· Yıllardır Allah'ın varlığını inkar eden açıklamaları ile ateistler arasında öne çıkan ünlü Fizikçi Stephen Hawking 70. yaşına girdiği şu günlerde herkesi şaşırtan bir açıklama yaptı. Hawking, "evrenin oluşumu bilimsel bir gerçekliğe dayanır ve bu Tanrı'nın olmadığı anlamına gelmez" dedi. Yıllarca bilimselliği tanrının ve dinin dışında tutmaya çalışan ve insanların kafasını inanç konusunda karıştırmak için kullanılan Hawking bugün mü gerçeği anlamıştır. Ve tanrı gerçeğini ilk kez kabul etti.
· Güney Kore’nin başkenti Seul’de savaş karşıtı bir grup Amerikan elçiliği önünde toplanarak Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ortak askeri tatbikatını protesto etti. Askeri tatbikat Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki gerilimi had safhaya taşıdı.Kuzey Kore’ye karşı bu tutum özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin yeni yaptırım kararı almaları küresel bozgunculara hizmet etmemeleri ve boyun eğmemeleri nedeniyledir.
· Çin ve Japonya arasındaki gerginlikler artıyor. Irkçı tabanlı halklar birbirlerine tepki gösteriyorlar. Çin’de bazı Japon asıllı dükkanlar ateşe verildi. Halbuki Çin ve Japon öz kardeştir. Bu gözlerinin çekikliğinden de anlaşılmaktadır.
· Çinde ekonomik büyümenin iç tüketimle çeşitlendirilmesi, yolsuzluk ve şekilcilikle mücadele, gelirler ve bölgeler arası dengesizlik ile iç bölgelerin kalkınması yönünde çalışmalar yapması bekleniyor:
· “Çin, ülke içinde ve uluslararası arenada zor bir durumdadır. Uluslararası arenada ise Diaoyu Adaları anlaşmazlığı, Kuzey Kore meselesi ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanan baskı sorunlarının en kısa zamanda çözülmesi gerekiyor.
· Sudan’dan 2011’de bağımsızlığını kazanan Güney Sudan’da güvenlik bir türlü sağlanamadı. Jongley eyaletinde bulunan BM görevlileri, kimliği belirsiz kişilerin saldırısına uğradı. 32 Kişilik gruptan, 5 BM görevlisi ve 7 sivil öldü. Çatışmada 9 sivil de yaralandı. Ölen BM görevlilerinin Hindistan ve Güney Sudanlı olduğu açıklandı. Ordu, geçen ay Fransız petrol devi Total’in Jongley eyaletinde yapacağı arama çalışması öncesi bölgede operasyon başlatmıştı. David Yau Yau liderliğindeki gerillalar ile ordu arasında çıkan çatışmalarda 150 kişi öldü. Ancak gerilla lideri yakalanamadı.Güney Sudan ordusu, aşiretler arasında çatışmaları önlemek için yaptığı silahsızlanma çalışmalarında ise insan hakları ihlalleri yapmakla suçlanıyor.
· Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Seleka koalisyonunun başkent Bangui’nin kontrolünü ele geçirmesi üzerine Cumhurbaşkanı Francois Bozize Kamerun’a sığındı. Yönetimi ele geçiren halk başbakanın ve hükümetin görevinin başında olduğunu belirterek, Seleka lideri Michel Djotodia’yı yeni Cumhurbaşkanı olarak ilan etti.Ancak yeni yönetim uluslararası toplum tarafından tanınmadı. BM ve Afrika Birliği darbe olarak niteledi ve kınadı. ABD, Fransa ve Çad çogunlukta ki muhalif halkı isyancı olarak niteledi ve Ocak ayında varılan anlaşmaya bağlı kalmaları çağrısında bulundu. Darbeye sert tepki gösteren Fransa Orta Afrika’ya asker sevkiyatına başladı. Şu bir gerçek ki Afrika sömürgecileri etkinliğini kaybetmektedirler. Yıllardır ezilen halklar artık baş kaldırmaktadırlar. Bunlara isyancı teröristler yakıştırması yapanlar asıl terörün ta kendisidirler.
· Doğu Türkistan adıyla da anılan Çin'in batısındaki Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşanan şiddet olaylarında 21 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Öldürülen güvenlik görevlilerinin büyük bölümünün Uygur Türkü olduğunu iddia eden yerel yönetim, saldırıyı düzenleyenlerin etnik kimliği hakkında ise açıklama yapmaktan kaçındı. Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 2009 yılında, Uygur Türkleri ile Han Çinlileri arasında çıkan olaylarda 200'den fazla kişi hayatını kaybetmişti.Uygur Türkleri, bölgeyi tamamen Çin'in egemenliğine sokmaya çalışan yerel yönetimi, Han Çinlilerinin yanında yer almakla suçluyor. Zengin uranyum, altın, toryum ve kömür yataklarına sahip Doğu Türkistan aynı zamanda, Çin'in batısının su deposu konumunda.1970'lerde bölgenin başkenti Urumçi başta olmak üzere Kaşgar gibi Doğu Türkistan'ın önemli merkezlerinde nüfusun yüzde 95'ini Uygur Türkleri oluşturuyordu. Pekin yönetiminin katı asimilasyon politikaları yüzünden bu oran 2012 yılında yüzde 50'lere kadar gerilemiş durumda.
· Meksika'nın batısındaki Michoacan eyaletinde uyuşturucu karteli üyeleri ile halk tarafından kurulan toplum polisleri arasında çıkan çatışmalarda 14 kişinin öldüğü bildirildi.
· Afrika'nın Siare Lone ülkesi çok ciddi misyonerlik çalışmaları yapıldığı yerdir. Siare Lone'nin Dünya'nın en zengin elmas yatakları ve verimli topraklara sahip olmasına rağmen İngilizlerin sömürgeci politikaları yüzünden halkın fakir ve aç kaldığı bilinmektedir.
· Hindistanda halk tecavüzlere karşı sokakta. Tecavüz vakalarının çok yaşanması ve yasaların yetersizliği halkın tepkisini getirmiştir. Yasasızlık ve bilinçsizlik kötü ortamları beslemektedir.
· Eşcinsel evlilikler artık Fransa’da normal. Hemcinsin ile beraberliğe Fransa yasa ile izin verildi. Geçmişte sapıtmış kavimlerin benzerini günümüz Amerika ve avrupasında görmekteyiz.
· "ABD Başkanı Obama, 24 Nisan 2013 tarihinde yaptığı açıklamayla, Türkler ile Ermeniler arasında ortak tarihlerinin acılı bölümüne ilişkin ihtilafta, maalesef bu sene de Ermeni görüşlerini yansıtan tek yanlı bir yaklaşım sergilemiştir.Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamayı her bakımdan sorunlu buluyor ve esefle karşılıyoruz. Tartışmalı tarihi olayları iç siyaset dinamiklerinin etkisiyle tek taraflı bilgi ve seçici bir adalet duygusuyla yorumlayan bu tür açıklamalar Türk-Amerikan ilişkilerine zarar verdikleri gibi, Türkler ile Ermenilerin adil hafızaya ulaşmalarını da zorlaştırmaktadır. Denildi. ABD gibi önemli bir müttefikimizden beklentimiz, sorunu daha da derinleştirmek değil, çözüme yönelik yapıcı katkılar sunmak ve konunun tarafsız ve bilimsel şekilde araştırılmasından kaçınan Ermeni tarafını daha gerçekçi ve uzlaşmacı olmaya cesaretlendirmektir.I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan acıların ortak olduğu ve döneme ilişkin hatıraların Türk halkı bakımından, en az Ermeniler için olduğu kadar hassasiyet taşıdığı bilinmelidir. Tarihin doğru anlaşılmasını engellemeye çalışan önyargılı müdahalelere rağmen Türkiye, konuya özgüvenle ve açık fikirlilikle bakmakta, gerçeğin tüm yönleriyle araştırılmasını istemektedir."
· Kıbrıs Rum kesimi İflas eden bir ülke olarak "başarılı bir başkanlık dönemi geçirdik ve küçük bir ülke olmamıza rağmen Avrupa’yı başarılı bir şekilde yönettik" şeklindeki konuşması Avrupa parlamentosu üyelerini çileden çıkarırken, kendisini "gururlu bir komünist" olarak tanımlaması da bardağı taşıran son damla oldu.
· Avrupa cazibesini yitirdi. Artan yabancı ve İslam düşmanlığı insanları bozdu. Hayatı olumsuz etkileyen ekonomik kriz Avrupa’yı çok zor durumda bırakmıştır.
· Kuzey Kore’nin nükleer silah deneme kararı Güney Kore’de protesto edildi. Pyongyang yönetimi geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletlerin yaptırımına misilleme olarak böyle bir deneme yapacağını açıklamıştı.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kuzey Kore’nin testlerden vazgeçmesini aksi takdirde önlemler alınacağını açıkladı. Bu gelişmelerden rahatsız olan Güney Kore de komşusundan yolunu değiştirmesini istedi. Bu arada ABD, G. Kore ile birlikte tatbikat yapmaya karar verdi. Bölgede sular biraz ısınıyor.
· Japonya, başkent Tokyo'daki bazı önemli yerlere Kuzey Kore'nin olası bir balistik füze denemesine karşı patriot füzeleri yerleştirdi. Kuzey Kore tehditler savurmaya devam ediyor. Bu arada Küba, Venezuella gibi ülkelerde mevcut sisteme karşı cepheleşmeler görülebilir.
· Hindistan’ın Haydarabad kentinde düzenlenen bombalı saldırıların ardından olayı Müslüman Keşmir’le bağdaştırmaya çalışanlar saldırının asıl amacına ulaştırıldı. Karanlık güçler böyle bir saldırıyı istemişlerdi.
· Mali yönetimine ait yetkililer Tevhid ve Cihat Hareketi’nin bölgeyi kontrol altına almaya çalıştığını kaydederken, ağır silahların kullanıldığı çatışmalar, Gao’nun ara sokaklarına taşındı.
· Tüm Avrupa’da islamcıları terörist olarak tanıttılar. Hem islam ülkelerine saldırdılar hem kendilerine bombalı saldırılar gerçekleştirip islamcı fotoğraflarla düşmanlık doğurdular. Varlıklarını meşrulaştırdılar.
· Ortadoğu’dan ve Afrika’dan Avrupa’ya kaçak yollardan gelmeye çalışan göçmenlerin gemi ve tekneleri kasten batırılıyor. İnsanlar bilerek öldürülüyor.
· Bangladeş'te Cemaat-i İslami Partisi lideri Delver Hüseyin Saidi'nin idama mahkum edilmesini protesto eden göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda 82 kişi öldü. Saidi hakkında Bangladeş Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin, bağımsızlık savaşında katliama destek verdiği ve Hinduları Müslüman olmaya zorladığı gerekçesiyle idam kararı vermesinin ardından, düzenlenen protestolarda tansiyonun yükseldiği ve idamı destekleyenlerle karara karşı çıkanlar arasında artan çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 82'ye yükseldiği belirtildi. Ana muhalefet Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) idam kararını, ''Bangladeş tarihinin en vahşi katliamı'' olarak nitelendirdi. BNP Başkan Yardımcısı Mirza Fahr'ul İslam Alamgir, ''Saidi'ye idam cezası verilmesinin hemen ardından hükümet, polisi ve hükümet partisi olan Avami Lig destekçilerini halkı öldürmeye gönderdi. Bugün yapılanlar, faşist hükümetlerin yaptıklarından daha beterdir. Bu katliam, Bangladeş tarihinin en vahşi katliamı olarak tarihe geçecek. Halk, bugün korku altında'' dedi. Her yerde olduğu gibi Bangladeş de değişim sinyali vermektedir. Bangladeş baharı böylece başlamış oldu. Geçmişte baskıyla ve kültürü zorla empoze ederek hiristiyanlığı yayanlar bugün eşitlik ve özgürlük çabasına olan halkları tehdit olarak görüp susturmak istemektedirler. Tarih boyunca hemen hemen tüm uluslarda buna benzer taraflı yargılamalar, yargısız infazlar ve idamlar görülmüştür. Bozguncuların döneminde hakka ve mantığa uygun olan değil kendilerine boyun egen korunurdu. Hukuksuzların kendi düzenini bozacak her unsur tehdit düşmandı.
· İslam dinine hakaret’ cezalarının ağırlaştırılmasını talep eden bir milyona yakın Bangladeşli başkent Dakka’daki Şaplah Meydanı’nda toplandı. Gösteriyi düzenleyen Hifazet-i İslam hareketi, İslam karşıtlarının yargılanmasının yanı sıra sundukları 13 maddelik taleplerinin uygulamaya geçmesini istiyor. Bangladeş‘te pazar günü düzenlenen gösteride en az 20 kişi yaşamını yitirdi, 100’den fazla kişi de yaralandı.‘
· Amerika’da sürekli islam düşmanlığı gündemde tutuluyor. Mesela yayınlanan birV vdeoda semah dönen Mevlevi dervişler ve karlarla kaplı bir ormanda koşan siyah çarşaflı kadınlar yer alıyor. Klibin sonunda bu kadınların birer zombi olduğu anlaşılıyor.
· "Mısır'da Müslüman ve Hristiyan kartı oynanmak isteniyor. Bununla birlikte Libya'da Cezayir'de ve Tunus'ta ki, buralar Berberi hattı olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Sudan'da, Arabistan'da ve Yemen'de mezhepsel kartlar oynanmaya çalışılıyor.
· Rusya'nın etkin gazetelerinden Kommersant, BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ile ilgili ulaştığı strateji belgesini yayınladı. Belgeye göre, Rusya uluslar arası alanda etkinliğini artırmak ve ekonomik büyümeyi hızlandırmak için BRICS yapısını kullanacak. Endonezya ya da Türkiye'nin dahil edileceği BRICS, uluslar arası sorun çözücü ve güvenlik sağlayıcı güce kavuşacağını ve böylece gücünü arttıracağını varsaymıştır.
· Azerbaycan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, cephe hattının Fuzuli bölgesinde, Ermeni ordusunun ateşkes ihlali yapması sonucunda Ali Abilov (19) isimli askerin hayatını kaybettiği bildirildi. Azerbaycan basını askerin, keskin nişancı silahı ile başından vurulduğunu duyurdu.
· Myanmar’ın orta kesimlerindeki Meikhtila kasabasında Müslüman ve Budist gruplar arasında çıkan çatışmada en az 10 kişi hayatını kaybetti. Şiddet olaylarının ardından Meikhtila’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çatışmada en az 20 kişinin de yaralandığı belirtildi. Başkent Yangon’un yaklaşık 500 kilometre kuzeyindeki Meikhtila’da Müslüman bir kuyumcu ile Budist müşterileri arasında çıkan tartışmanın büyümesi çatışmanın fitilini ateşledi.Yüzlerce kişi arasında yaşanan sokak çatışmalarında, aralarında üç caminin de olduğu çok sayıda bina da hasar gördü. Myanmar polisi bölgedeki güvenlik önlemlerini artırdı.
· Myanmar’ın Mandalay bölgesinde Müslümanlara karşı meydana gelen şiddet olaylarını güvenlik güçlerinin izlemekle yetindiği ortaya çıktı. Müslümanlara ait iş yerlerine polislerin gözü önünde yapılan saldırı ile evlerin ateşe verilmesi kameralara yansıdı.
· Dünyanın her yerinde din, ırk, toprak savaşları var. Bölgesel ve yerel mücadeleler var. Dünya tam bir kargaşada ve kaostadır. Bütün bu düşmanlıkları ne bitirebilir. İnsanlık nasıl huzur bulabilir. Kimse kimseyi ne zaman tehdit görmez. Dünya tüm insanlara yetecekken bu kargaşa ve savaş nedendir. Neden mi İblisten. Dünya hırsı ve haksız kazancı yol edinmeden. Tanrının barışına yanaşmamadan. Tanrının yasalarını bırakmaktandır.
· Bu değişim sürecinde dünyanın hassas ve kritik yerlerinde lokal savaşlar çıkacaktır. Aynı birinci dünya savaşında savaş merkezleri oluştuğu gibi. Japonya, k.kore, Karabağ, Afrikada bazı kritik bölgelerde, balkanlarda ve kafkaslarda en hassas ülkelerde sorunlar görülecektir.
· “Avrupa’da sosyal patlama riski artıyor!”. Bu uyarı, Uluslararası Çalışma Örgütü’nden geldi. Örgüt son raporunda yüksek işsizlik oranlarının Avrupa Birliği ülkelerinde özellikle gençlerin öfkesini yaygınlaştırarak sosyal huzursuzluk yaratabileceği uyarısında bulunuyor. kriz yüzünden 26 milyon kişi işinden oldusosyal huzursuzluk ihtimali büyüdü. "bunalımlı bir kuşak yetişiyor".intihar vakaları artıyor.
· Yunanistan, ispanya ve kıbrısta gençlerin yarıdan fazlası işssiz.
· Lavrov, “Türkiye’nin Suriye ile olan uzun sınırı ve yaşadığı güvenlik ile ilgili kaygılarını anlıyoruz. Ancak taraflar askeri çözüm arayışlarına girerse bunun başka sonuçlar doğuracağını düşünüyoruz. Suriye’ye askeri müdahale olursa katliamlar sürer. El kaide unsurları bölgeye iyice yerleşir” diye konuştu. Rus bakan, Batılı ülkelerin tutumunu da eleştirdi ve Suriye muhalefetinin toplantılara katılmasına izin verilmesinin, meşruiyet kazandırılmasının, silahlandırılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu.
Esad rejiminin sınırımızda yaptığı operasyonların doğurduğu riskler var, rejimin çökmesi sonrasında doğacak riskler var. Ancak Sayın LAvrov’un çabalarına ve Cenevre’deki kararlara rağmen diplomatik süreç işlemedi. Belli ki Lavrov Suriye halkını el kaide olarak görüyor. Onlara göre islamı yaşayan her toplum terör. Bu anlayıştakilerin egemenliği artık yıkılacaktır. Rusya birden çöküş yaşayacaktır. İnsanların öldürülmesini normal gören küresel güçler sadece kendi destekçilerini ve sömürgelerini korumaktadırlar.

· Amerika Birleşik Devletleri’nde Kongre’nin üst kanadı Senato, aylardır tartışılan silah yasasının sıkılıştırılması yönündeki tasarıyı görüştü. Boston’daki kanlı saldırıların hemen sonrasına denk gelen oylamada, silah edinmek isteyenler için ‘özgeçmiş kontrolü’ öngören yasa değişikliği reddedildi. Başkan Barack Obama, ülkedeki güçlü silah lobileri için bir zafer anlamı taşıyan bu netice karşısında sert tepki gösterdi: ‘Bugün olan şey, tehlikeli suçluların özgeçmiş kontrolü yapılmaksızın silah satın almasına imkan sağlayan boşluğun olduğu gibi muhafaza edilmesinden ibaret. Bu çocuklarımızı daha güvenli hale getirmedi. Nihayetinde bugün Washington için oldukça utanç verici bir gündü.’Boston saldırısı Silah lobisinin bir tepkisiydi. Düdüklü tencereyle gerçekleştirilen bomba ile basit malzemelerle de bomba yapılabilir mesajını vererek hem de senatodan geçirilmesine tepki olarak koydukları bir sert duruş sergilediler. Bu silah tüccarları dünya haramilerinin başıydı.
· Ürdün´ün başkenti Amman'da da hükumet karşıtı gösteriler vardı. Ülkedeki işsizlik ve ekonomik krizden şikayet eden göstericiler yeni kurulan hükumeti protesto etti. Göstericiler yeni dönemde hükumetten reform çalışmaları yapmasını istiyor.
· Afganistan gelecek yıl yapılacak Devlet Başkanlığı seçimine hazırlanıyor. Karzai'nin, yeniden aday olamayacağı seçimler, ülke için kritik öneme sahip..100 bin NATO askerinin görev yaptığı Afganistan'da, birliklerin ülkeden çekilmesinden sonra, Afgan güçleri, ülke güvenliğini tek başına sağlamak zorunda kalacak. Yeni Devlet Başkanı da bu süreci yönetecek..Bu ortamda, Türkiye'nin öncülüğünde başlatılan, Afganistan'da güvenlik ve istikrarı amaçlayan "İstanbul Süreci" toplantısı Kazakistan'da yapıldı. Toplantı için Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Almatı'daydı..
· Dünyanın en kalabalık iki ülkesi Hindistan ile Çin arasında sınır gerginliği yaşanıyor. Hindistan, Çin'in sınır ihlali yaptığını iddia ediyor. İki ülke, 1962 yılında, benzer bir anlaşmazlık sonrası savaşmış, binlerce Hint ve Çin askeri ölmüştü.62 Savaşı'nın ardından, zaman zaman sınır anlaşmazlığı yaşayan Hindistan ve Çin, sorunu diplomatik yollarla çözüyor.
· Pek çok ülke sınır sürtüşmelerine, hava sahası ihlallerinden dolayı kavgalara sürükleniyorlar. Uluslardaki bu savaş mantığı ne zaman bitecek. İnsanlardaki saldırganlık ne zaman eriyecek.
· Polonya'nın başkenti Varşova'da düzenlenen bağımsızlık günü yürüyüşü şiddet olaylarına sahne oldu. Aşırı sağcı grup, solcuların kontrolündeki bir işgal evine saldırdı. Polisin müdahalesi sonrası çok sayıda gösterici gözaltına alındı. Görüldüğü gibi inananlarla inanmayanların mücadelesi her yerde sürmektedir. Kimi ülkelerde bu mücadele mezhep savaşı halinde, kimi bölgelerde din savaşı (Müslümanlık-hristiyanlık), kimi bölgelerde etnik ayrımcılıkla ama sonuç itibariyle iktidar-muhalefet ilişkisiyle bu mücadele küresel olarak sürmektedir. İnananlar ile inanmayanların mücadelesi her toplumda vardır. Evrensel değerlere sahiplenen millet vesayetin baskısını mutlaka kıracaktır.
  • Demokratikleşme, barış ve bereket birlikte hareket eden üç kardeştir. Barışı inşa etmek zor oluyor ama yıkmak çok kolay. Sürekli barışın hizmetkarlığını yapanlar Tanrı gözünde değer bulur. Bu nedenle Anadolu’nun öncülüğünde Ortadoğu sürekli yükselmeye devam edecektir.





Forumrenkli.com Türkiye'nin En Renkli Forumu !
sonerr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 07 Aralık 2013, 17:48   #2 (permalink)
BaNuŞ ReiS
Misafir Üye
BaNuŞ ReiS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
(Mesajlar): n/a
(Konular):
Renkli Para :
Aldığı Beğeni:
Beğendikleri:
Ruh Halim:
Standart

saol emeğine sağlık gardaşda ha bi özet geçeydin ..dua ederdik




  Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
armegeddon, çıkacak, deccal, nasıl, nerede, nezaman, yaşanıyormu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557