Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Yaşam & Muhabbet & Eğlence > Sevda Sokağı
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Sevda Sokağı Forumumuzun sevdalıları için olan Sevda Sokağı bölümüdür. Sevda hakkındaki herşeyi bulabilir ve paylaşabilirsiniz.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree792Kişi Beğendi
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Haziran 2013, 20:18   #901 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Oysa ben inancımı kaybetmiştim. İnsanlardan umudu kesmiştim. Aşk diye bir şey yoktu. Mutluluk yalnızca bir kaç saniye süren ve sonra en derine gömülen bir histi. Kendimi herhangi bir yere ya da bir kimseye ait hissetmiyordum. Boşluktaydım. Simsiyah bir yerde asılı kalmış gibiydim. Yalnızca insanların bana söylediklerini yapıyor ve arada söyledikleri komik şeylere gülüyordum. Çünkü gülmek yaşam belirtisidir bence. Hiç gülmeyen bir insan yaşamıyor demektir. Yaşamak için yalnızca nefes almak yetmiyor çünkü. Ve ben bunu bildiğim için arada gülüyordum. Bazen de üzülüyordum. Ama ağlamıyordum. Belki bazı anlar mutsuzluk kelimesi içime işliyordu ama ağlamıyordum. Ben babam gittiğinden beri güçlü yetiştirildim çünkü. “Sen çok güçlü bir kızsın Gizem! Bir insan ya da bir şey seni ağlatmamalı. Sen babanın yokluğuna bile alıştın bir insanın yokluğuna mı alışamayacaksın?” Haklılardı.

Sonra bir gün bir adam çıktı karşıma. Uzun boylu. Esmer. Saçlarında bir kaç beyaz vardı ve ona o kadar yakışıyordu ki kimi zaman gözlerimi alamıyordum. Gözler. Gözleri o kadar güzel bakıyordu ki. Gözlerinde anlatamadığım şeyler vardı. Ve onun da anlatamadığı şeyler. Düşünceler vardı gözlerinde. Gülüşünde ‘inanç’ vardı. Gülüşü benim yitirmiş olduğum tüm inancımı geri kazandırıyordu. O, bana bakıp gülümsedikçe ben insanları sevdim. O gülümsedikçe önce aşkın olduğunu kabul ettim. Ve aşkın “O” insan olduğunu fark ettim. Sonra mutlu oldum. “İliklerime kadar” mutlu oldum. Hiç olmadığım kadar. Özlem duygusunu hissettim. Tüm gün kafamı her çevirdiğimde O’nu gördüğüm yetmezmiş gibi bir de rüyalarımda gördüm. Sarıldığımda huzuru buldum. Öptüğümde uçurumlardan düştüm, düştüm de yine O’na tutundum. Aşık oldum.

Ah be adam. Sen nereden geldin benim hayatıma böyle? Nasıl da her şeyin rengini, tadını değiştirdin.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 11 Haziran 2013, 20:21   #902 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Değiştirmek istiyorsun bazı şeyleri ama; mutsuzluğundan bile emin değilsin aslında.
Kafan öyle karışık ki ani sinir krizlerin haricinde umursamıyorsun bu durumu.
Bir şey yok sanıyorsun.
Sadece sanıyor-muş-sun.
Saçma sapan yerlerde hüzünleniyorsun, olur olmadık zamanlarda mutsuz oluyorsun.
Sevdiğin şehirde, sevdiğin insanların yanında bile o anlık hüzne teslim oluyorsun.
Mesela bazen, durduk yere, sudan sebeplere ağlıyorsun.
(Geçenlerde yine yaptın bunu sen.)
Ellerin titriyor, gözlerin buğulanıyor, durduramıyorsun.
Sevecek bir adamı en çok o zamanlarda istiyorsun aslında.
Hayır, sadece mutsuzluğunu paylaşasın diye değil.
Biraz olsun yükünü hafifletsin, “geçecek” desin ve her şey geçsin diye istiyorsun en çok.
Mutluluğu da istiyorsun o adamla, delicesine istiyorsun hem de.
Ama en çok onun kollarında ölümsüzleşmeyi bekliyorsun.
Bazen çok düşünüyorsun ama; değiştiremiyorsun.
Soruyorsun insanlara.
Sizin taşıyamadığınız yükleriniz olmuyor mu hiç?
Çok dağıtıyorsun konuyu sen.
Dönüp dolaşıp yine yüreğe geliyorsun.
Beklemeyi hâlâ beceremiyorsun.
Yine bir sevdanın içine atmak istiyorsun kendini.
Yine, yeni, yeniden.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 11 Haziran 2013, 20:31   #903 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Birilerini, birşeyleri sevmenin vakti geldi de geçmiyor mu sence de? Sevgisiz geçirilen onca sene, en verimli toprağı nadasa bırakmak gibi gelmiyor mu sana da?
Birşeyleri kaçırdığının farkında olmadığını söyleme bana. Bu duyduğum en aptalca yalan olur çünkü. Yaşlandığında, yüzündeki çizgiler kadar derin ve sonsuz bir yalnızlık istemezsin sen; bilirim. Korkarsın kendine mahkum olmaktan, herkes gibi.
Bir insanı, bir kasabayı, bir şarkıyı ya da senin sevgine muhtaç bir hayvanı sevmeye çalış. Korkma, parayla değil. Çok sevince bitmiyor da. Aksine, sevdikçe çoğalırsın. Bağlanmaktan çekinme. Çınar ağacı gibi, güçlüce sal köklerini sevgiye.
Gözlerini kapat ve dene.
Hiç bir şarkı seni terk edemez, unutma.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 11 Haziran 2013, 20:32   #904 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Gökyüzü yok penceremde, yeryüzü yok ayaklarımın altında ve O’nun yüzü yok rüyalarımda… Böyle bir şey miydi ayrılık yoksa ben mi abartıyorum? Ayrılık anı bir tek benim için mi Dünyanın yok olması demekti? O kadar çok mu sevmiştim O’nu… Milyarlarca soru yazabilirim, yıllarca susup cevapları arayabilir, cevap bulamamaktan delirebilir yokluğu seçebilir, ülkeyi terk edebilir, yaşamadığıma inanıp ölebilirim… Yapmıyorum, yapmayacağım… Ayrılık bu işte sende farklı mı mevsim? Sonbahar, aynı hüzün, aynı boşluk…
Ben olduğum yerde dursam da Dünya hızla dönmeye devam edecek, zaman değişecek, günler geçecek, mevsim değişecek, günler yerini aylara, aylar yıllara bırakırken ben hep aynı noktada duracağım, belki de durmam emin değilim… Hani ayrılık her insana hayatın sonu gibi gelir ya, öyle hissediyorum. Birileri bir şeyler anlatıyor durmadan “Bu da geçecek” “Unutacaksın” diyenler var, unutmak istemiyorum! Hafızamın en zayıf olduğu anlarda bile tepeden tırnağa hatırlamak istiyorum; O’nu, gülüşünü, sıcaklığını, gözlerini, ses tonunu, başımı döndüren kokusunu, kurduğu cümleleri, sevdiği şarkılar, sevdiği her şeyi hatırlamak istiyorum…
Büyük bir ihaneti taşıyacağım yüreğimde; O’ndan sonra gelecek adamlar bilmeyecek dokunduğumda, sarıldığımda, öptüğümde, sevdiğimde hatta seviştiğimde hep O olacak gözlerimi kapattığımda… O’na olan aşkla sarılacağım yabancı insanlara, gözlerimi kapattığımda ne önemi var ki zaten? Kendime ihanet edeceğim; unuttuğuma inandıracağım kendimi, deli gibi hatırlarken hem de…
Zaman geçecek, mevsim değişecek, kış yerini bahara bırakacak, Dünya milyarlarca defa kendi etrafında, güneşin etrafında ve bizim etrafımızda dönecek; bizi yakınlaştırmak için dönecek… Sana döneceğim… Büyük yağmurların, büyük hüzünlerin, büyük yalnızlıkların ardından son bir defa daha sana döneceğim; döndüğümde ya sonsuzluğu bulacağım gözlerinde ya da bir yeni hayal kırıklığı daha…
Dilimin altında bir “Merhaba” ile uğurluyorum seni, “Gitmem gerek” gözleriyle ardımda bırakıyorum bedenini… Bir gün mutlaka döneceğim, Hoşçakal sevgili…





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 11 Haziran 2013, 20:36   #905 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Nasılsın,
Yolunda mı her şey , dikkat ediyorsun değil mi kendine ?

Kalın giyin havalar soğuk, sabah erken kalkacaksın hadi uyu artık, geç kalma,
koşma, düşme, seni sevdiğimi unutma, boş ver üzülmene bile değmez, hadi gel seveyim saçlarını, her şey daha güzel olacak..
Diyemiyorum sana..

Kapına komşu da değil ki kapım; kulak misafiri olsam, hani arada da olsa duysam sesini.
Yemin ederim sarılmak falan da değil niyetim; şöyle uzaktan da olsa görmek,
iyi olduğunu bilmek de yeterli.
Yanlışlıkla bile aramıyorsun ki bir bahanem olsa ' nasılsın ' diye sormaya..
Özlemek böyle bir şey işte,
Yarısı merak, diğer yarısı meraktan ölüm nedeni..

Bu arada şunu da bil;
İlk ' seni seviyorum ' derken dudaklarım titriyordu ama fark etmedin.
İyi de oldu aslında, yalan söylüyorum sanacaktın belki, cesur değilim, içten değil ya da..
ne bileyim, sanacaktın bir şeyler, her neyse ne işte..
Olabildiğince gerçekçi olmaya çalıştım bunu söylerken.
Hep hoşlanmıştım daha önce, beğendiklerim de olmuştu ve hatta..
Çünkü ilk kez sevmiştim..

O zaman söyleyemedim, şimdi bil istedim.
' Seni seviyorum ' derken dudaklarım titriyordu,
' Sahiden bitti mi ' derken sesim.
Bilmeni istediklerimi yazarken parmaklarım titriyor şimdi.
Bir yalvarış değil bu, yalnızca oku ve geç.
Sadece bil istedim..

Ne kadar zaman geçerse geçsin,
hangi öznelere iyi geceler öpücüğü verirse versin tenlerimiz,
Seni hala titreye titreye seviyorum, biliyorsun aslında..
Yine de bil istedim..
Sadece bil ,
İstedim..





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 11 Haziran 2013, 20:37   #906 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Sahilde tek başıma yürüyordum ve o yaklaşık yirmi dakikadır peşimdeydi. Bu uzun ve sessiz takip beni gitgide daha çok huzursuz ediyordu.
Önemsememeye, onu görmezden gelmeye çalıştım ama olmadı. En sonunda dayanamadım ve durdum. Ben durunca o da durdu.
“Bak” dedim, “git! Benden sana hayır gelmez artık” dedim.
Dinlemedi, sessizce ardımdan yürümeye devam etti.
Aslında takip edilmek değil, birisinin benden bir beklentisi olması, onu düşünmemi beklemesi beni rahatsız ediyordu.
Zaten hep böyle olmuyor muydu ki; ben ne kadar kurtulmaya çalışsam da, ne kadar aradığım huzuru yalnızlıkta bulduğumu anlatsam da birileri mutlaka benden bir şeyler istiyor ya da istemeye yelteniyordu.
Durdum ve bir kez daha konuşmaya karar verdim.
“N’olur anla beni. Benim kendime hayrım yok kaldı ki sana nasıl olsun?” dedim. Sadece boş boş bakıyordu bana.
“Bitti, niye anlamıyorsun?” dedim, tepkisizdi. Bu suskunluğu, anlayışsızlığı beni deli ediyordu.
İşte o an tepem attı. Ayağımı yere vurarak bağırdım: “Hoşt! Hoşt! Kışşt! S.ktir!”
Bu ani hareketim karşısında korktu ve kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp kaçtı. Dört metre ha var ha yok, öteye gitti durdu.
Bakıştık. Sonra yeniden peşimden gelmeye devam etti.

Bilseydim eğer bu kadar yvsak bir köpek olduğunu acaba elimdeki kıymalı poğaçanın yarısını verir miydim?
Verirdim, beni ısırmasından tırsmıştım çünkü.
Neyse, baktım olacak gibi değil, ileride de bir poğaçacı var, paraya kıydım iki sade, bi peynirli aldım.
Ama hemen vermedim. Gittim ileride bi bank vardı, oraya oturdum.
Bu da eli mahkum, geldi oturdu karşıma. Elimdeki poğaçalara al da at dercesine bakıyordu. Bir müddet vermedim poğaçaları.
Ben ona bakıyordum, o poğaçalara bakıyordu. En sonunda dayanamadım, kâğıdı açıp poğaçaları önüne koydum.
Eğildi, önce peynirliyi, sonra sadeleri, sonra tekrar peynirliyi kokladı ve hiç birini yemeden bana baktı.
“Aslında biliyor musun, sen de aynı bana benziyorsun” dedim.
“İlk başta bi şekilde, şans eseri bi kıymalı yiyorsun, sonra sanıyorsun ki, kere daha o tadı bulacaksın.
Hatta bu özleme saatlerce, günlerce birilerinin peşinden bıkmadan usanmadan gidiyorsun.
Seni kovuyorlar, kırıyorlar, aşağılıyorlar, yine de ardı sıra gidiyorsun peşlerinden, yılmıyorsun.
Tam buldum diye seviniyorsun ama bi bakıyorsun ki önüne o kıymalı poğaça değil, iki sade, bi peynirli. Onu da tabi beğenmiyorsun” diye de devam ettim.
Hâlâ boş boş bana bakıyordu. Gözyaşlarımı tutamayarak devam ettim.
“Ama bilmiyorsun ki hayatta peynirli ve sade poğaçalar daha çok bulunur. Kıymalı ise nadirdir ve en iyisi de sadece Tarihi Sarıyer Börekçisi’ nde yapılır” diye de ekledim.
“Yapılır” derken zaten dizginleyemediğim gözyaşlarımı hepten koyuverdim ve köpeğin boynuna sarılarak hıçkıra hıçkıra ağladım.





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 11 Haziran 2013, 20:37   #907 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart


Sevgilim
Ben hoşçakalamadım
Sen güle güle gittin mi?
Beni bir vedaya sığdırdın ya, ben umut diye beklerken unut dedin ya hani, inan unutamam seni. Oysa koca bir ömür vardı bizi bekleyen, oysa nerede olursan ol kalbin hep benim için çarpacaktı, ruhun hep benimle olacaktı. İnan kandırmıyorum artık kendimi. Kaderle inatlaşmıyorum. Sen kendine neyi yakıştırdın bilmem ama ben sensizliği çok yakıştırdım kendime. Sen gittikçe, ben güzelleştim. Artık bu kaldırımları soğuk şehrin en zifiri yerindeyim. Ne senin gelmeye yüreğin yeter, ne de benim gel demeye takatim...
Ayrı dünyalara doğru yol alırken, gün olur koparırım kendimi senden. Gün olur özlerim seni, gün olur hayal kurarım, hiç gitmemişsin gibi. Ve birgün olur ki, unuturum seni. Beni unuttuğun gibi. Yine de kimseyi yerine koyamam. Yeniden sevemem. Ne göze alabilirim ne gönlüme...
Şimdi bir hayatın sıradan zamanları gibiyiz seninle. Değmeyiz hatırlanmaya. Ve hep unutmaya az kala çıkarsın yoluma. Öyle yokken, öyle silinmişken hafızamda, söndüğüm yerden tutuşurum. Sonra yine gidersin. Hiç yaşamamış kadar asi olurum, hiç yaşamayacak kadar bitmiş...
Sen bitmeyenlere iyi bak...
Yüreğinden öpüyorum..





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 11 Haziran 2013, 20:40   #908 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Biliyorum,bütün bu yaptıklarımın ve hissettiklerimin yaşamak olmadığını biliyorum…

Bu dünyanın kurallarını hiçbir zaman öğrenemeyeceğimi de biliyorum.

Bütün gece kitap okuyorum ve okuduğum her kitapla,olmayan mutluluğum biraz daha kararıyor.Ve sonra hep kendime soruyorum,“Ben bu kitapları nasıl okuyorum da bu çözümsüz bir tuzak olan aynalar labirentinde,kendimi hep eksik,hep yetersiz,hep anlamsız görüyorum?” diye…

Sanki kendimden ve bütün yakınlarımdan öç almak için okuyorum onca kitabı ve ruhum önce yıkanıyor,sonra coşkulu bir rüzgarla şişiyor,hız alıyor; sonra nasılsa kesiliyor rüzgar ve birden ben hiç yol almadığımı anlıyorum,hiç gelişmediğimi,hiç değişmediğimi,gece boyu karanlık bir denizde hep kendi etrafımda döndüğümü anlıyorum.

Birkaç yakamozun,bir iki oyuncu yıldızın,kim bilir ne zaman batmış batık teknelerin gözümü aldığını,benimle,yeniyetme bir ruhla,bir zaman oyunu,bir hayal oyunu oynadığını hissediyorum…Garip ,ürkütücü bir oyun….

Çünkü kurallarını asla öğrenemediğim bu dünyada kimin özgürlüğünü savunsam ,benim ölmemi istiyor.

İnsanlar birbirlerini yok etmesinler diye aralarına girerken,delirdiğim söyleniyor bana…

Haklı olmalarından korkuyorum,çünkü kavgaları ayırırken gözüme gelen ışıklar bile alay ediyor sanki benimle.

Ben kavgaları ayırırken,manzaralar bile çerçevelerinden dışarı akıyor.

Renkler,çirkin gülüşlerle birbirine karışıyor.Kendi halinde yaşadığını sandığım onca ruh,onca gövde,en tanınmaz halde çıkıyor karşıma.Birikmiş onca şiddet,ayaklarımı kesiyor yerden.


….





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 11 Haziran 2013, 20:42   #909 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Ben bir tek sana inanıyorum sevgili. Ve sen de bu şehirde yaşıyorsun. Bu bana yetiyor. Benim bu şehre sonuna dek inanmam için bundan iyi bir neden yok şu an.

Dünyanın en yalnız, en karamsar, içimizdeki o büyük ve o kapanmaz boşluklarıyla yaşayan iki insanıydık biz tanıştığımızda. Birbirimiz için hem en büyük ödül, hem de en büyük cezaydık.

Kimse bizim içimizi görmüyordu. Görmedikleri için dışarıda kalıyor ve nefret edip çekip gidiyordu. Sonra bize duydukları bu nefreti bir yerde öylesine unutup başkasına gidiyorlardı. Sonra bize duydukları bu nefreti hiç olmadık bir yerde unutulmuş bir şekilde buluyor, onu içimizdeki yaraya saplıyorduk. Hiç haberleri olmuyordu. Bizi hatırladıklarında bizden nefret ettiklerini bile unutmuş oluyorlardı çoğu kez. Bizi boşluklarına çekmek istiyorlardı bu kez. Bize geriye cam kırıklarını bırakıyorlardı. Nefes aldıkça içimize batan cam kırıklarını. Oysa nefes almaya tapıyorduk biz; biz ikimiz dünyanın en karamsar yaşama sevdalısıydık. Ama nefes aldıkça, o en çok sevdiğimiz şeyi tekrarladıkça içimiz paramparça oluyordu.

En çok bu acı hatırlatıyordu bize yaşadığımızı.

Ben bu şehre tapıyorum sevgili. Ve birçokları yıkımdan ve yokoluştan bahsedip bu şehirden kaçmayı düşlerken, şimdi en çok sen benziyorsun bu şehre. Çünkü bugüne dek karşına çıkanlar senin sadece güzelliğini, o dayanılmaz çekiciliğini, o ulaşılması kolay sandıkları büyünü gördüler. Kimse içindeki kanayan yüreğini, o derin, kapanması güç boşluklarını, nefes alırken kalbine, damarlarına batan cam kırıklarını görmedi. İçine giremedikleri için senden nefret edip kaçtılar, sonra nefretlerini olmadık bir yerde unutup bir başkasına gittiler.

Sen bu unutulmuş nefretleri arayıp bulmak için kimbilir kaç kez kaybolmuştun bu şehirde.

Şimdi sen en çok bu şehre benziyorsun sevgili. Bir yanın gökyüzünde çılgınca şarkı söylüyor, bir yanın dünyanın en dokunulmaz fahişesi. Ama her nefes aldığında içine cam kırıkları batıyor. Her nefes aldığında içindeki karanlık biraz daha büyüyor. Biraz daha ulaşılmaz, biraz daha uzak oluyorsun. Çünkü insanlara yaklaştıkça hep daha uzaklara itildin sen. Sarılmak istedikçe onlara, biraz daha boşluğa savruldun.

Ama unutma, sen de benim gibi hiç büyümeyen bir çocuksun. Tapıyorsun yaşamaya, tapıyorsun nefes almaya. Onca acı çekmene rağmen AŞKA AŞIKSIN sen de bu şehir gibi… BENİM GİBİ…





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 11 Haziran 2013, 20:42   #910 (permalink)
Yαn Odαdαn Gelen Melodiler Gibidir Ses Ayαrı


- Ợuαяαnтinє. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2012
Nerden: ♥◊♣♠
(Mesajlar): 15.773
(Konular): 5327
Burç:
Renkli Para : 727928
Aldığı Beğeni: 2553
Beğendikleri: 945
Ruh Halim: Acimasiz
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 5
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi Oscar Ödülü Oscar Ödülü Oscar Ödülü 
Standart

Hadi gir içeri. Ama gözlerindeki o kanayan suçluluk bırak kapıda kalsın. Ona ihtiyacımız yok artık. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu kapıda bırak. Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini bırak kapıda. Yoksa ne kadar istesem de konuşamam seninle. Konuşamam, yalnızca ağlarım.
Ne olur gir içeri. Ama girerken tut elinden sevdanın. Yıllar sonra seni yeniden uzağıma düşüren, seni o geri dönüşü olmayan yollara düşüren, yüreğinden aşkımı, dudaklarından adımı, evinden gölgemi silip götüren, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin, o, hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin sevdanı al yanına ve gir içeri. İlk aşkının yüzünü yanına al. Utanma benden n'olur. Kalbindeki o sızının halinden en çok aşkınla kavrulmuş yüreğim anlar benim...
Kapat kapıyı. Kapat, içeri hayat girmesin. İçeri yalanlar girmesin. İhanetler, ihtiraslar, oyunlar, maskeler girmesin içeri. Çünkü burada yalnızca sevdan oturuyor. Hayatın içinde soluk alamayan, kendine kalbinde bir yer bulamayan sevdan oturuyor bu evde. Bak, bu ev benim yüreğim. Ne zaman kalbinden kovulsam, ne zaman hayatın ortasında öyle hazırlıksız, öyle savunmasız, öyle yapayalnız kalakalsam gelip sığındığım bu dört duvar benim yüreğim. Burası aşkımın mabedi. Burası sensizliğimin kalesi. Burası deliliğim... Burası baştan ayağa sensin, sevgilim.
Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan... Gözlerine baktığımda kendimin değil, bir başka aşkın aksini görmeden önce ölmek isterdim. Ama yapamadım. Nice kaybedişlerden, nice savruluşlardan sonra, artık bu aşkı hayatın pençesinden kurtardık, o dünyevi ihtiraslardan, oyunlardan sıyrıldık ve şimdi artık Tanrı'ya yaklaştık dediğim anda, hayatı, dünyayı ve kaderi yendik dediğim anda, kalbin kalbimin yanında atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken, içinde o annemin rahmi kadar huzurlu kokunu soluyarak nefes aldığım yüreğini bırakıp gidemedim. Çünkü zaten hayattan kopmuştum ve cennetteydim. Aşkınla öylesine sarhoştum ki birgün cennetimden kovulacağıma hiç inanmak istemedim.
Evimin, şu talan olmuş yüreğimin dağınıklığını bağışla. Sensizliğe benimle beraber ağladı bu duvarlar. Rutubetleri ondan, aldırma. Otur şöyle, bir sigara yak. Konuşalım. Sözcüklerle değil, sevdamızla konuşalım. Anlatalım herşeyi. Sonra söz bitsin. Ölüme kadar yalnızca susalım. Anlatalım ki bu sevda kanatlarından kırgınlıklarla bağlı kalmasın bu çirkef hayata. Kurtulsun yüklerinden, bağışlasın hayatı ve sonsuzluğa uçabilsin huzurla.
Biliyorum. Seni böylesi sonsuz bir aşkla severek çok büyük bir günah işledim ben. Hayatın girdaplarında savrulup duran ruhuna o yarım ruhumun ağırlığını yükleyerek çok büyük günah işledim. Ne yaptıysan sevdim seni, ne yaşadıysan sevdim. Aşkın o bulup bulup kaybetme oyunlarından yaptığın zırhın içine sakladığın kalbini ne yaparsan yap yıkılmayarak, vazgeçmeyerek ve hep affederek savunmasız bıraktım. Hiç solmayan bir sevda çiçeği olup bozdum ezberini. Direncini kırdım, kalbine girdim. Seni bir kalbi fethetmenin, ona her an kaybedebilme ihtimaliyle bağlanmanın, bir aşk için çırpınmanın o karanlık hazzından mahrum bıraktım. Affet beni, seni aşkın o dünyevi oyunlarından mahrum bıraktım. Belki de bunun için gözyaşlarıyla kazandığın ve yitirmekten çok korktuğun bir sevgiliyi sever gibi değil, sesini birtürlü susturamadığın vicdanını ya da o kusursuz ve daimi sevgisinden bunaldığın ve bu yüzden incitmekten asla çekinmediğin anneni sever gibi sevdin beni. Ama hiç aşık olmadın. Bu yüzden suçlama kendini. Asıl suçlu, bu hayatta kendine yer bulamayan, nereye gitse ya eksik ya fazla kalan, hayatı bir oyun gibi görmeyi ve kurallarına göre oynamayı hep reddeden benim o isyankar, o yaralı ve yabancı ruhum... Sen değilsin sevgilim.
Hayatında önce bir sığıntı gibi yaşamaya, sonra seni kaybetmeye, ardından seni paylaşmaya, sonunda tam da sana kavuştum sanırken aşkın değil vicdanın olmaya, senin için aklına ne gelirse ona dönüşmeye razı oldum hep, katlandım. Hiç pişman olmadım seni sevmekten. Sana hiç kırılmadım. Hep anladım seni. Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanını, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunun, hayatla uzlaşamamış aşk kırgını, yitik ilk gençliğinin ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle derinleşen yüzündeki çizgilerin aşkına bağışladım.
Sevdim seni sevgili, sevdim... Seni o birtürlü kucaklayamadığım, ama başımı kaldırıp bakmasam bile hep orada, yukarda olduğunu bildiğim gökyüzüne duyduğum hasret gibi... Seni o suyundan hiç içmediğim, toprağına hiç basmadığım, insanlarını hiç tanımadığım, ama herşeyden kaçıp sığınmak istediğim o uzak ülkelerin hayali gibi... Seni aşkın için gözümü hiç kırpmadan arkamda bıraktığım, gözyaşlarını ve o yaralı ömrünü vicdanım gibi hep içimde sakladığım annemin karşılığı bu hayatta mümkün olmayan duaları gibi... Seni o rahmimden kanaya kanaya söküp atmak zorunda kaldığım, ama kalbimde aşkınla besleyerek büyüttüğüm sevdamızın o masum çekirdeğini tarifsiz bir hasretle özler gibi... Seni öylece, seni çırılçıplak, seni kadere isyan eder gibi, seni Tanrı'ya eş koşar gibi... Sevdim seni sevgili, sevdim...
Beni bir kez öldürüp sensizliğe gömdüğün o yıllarda, o yabancısı olduğum hayatın ıssızlığında soluk almadan ömrümü yalnızca Tanrı'dan gözyaşlarıyla dilediğim o mucize için bekletirken... Sonra Tanrı sesimi duyup o mucizeyi, yani seni, yani o hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yeniden bana verdiğinde... Kalbim kalbinde atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken... Mutluluğa dokunarak, mutluluğumun farkında olarak, mutluluktan ağlayarak... Ama bir yanım seni her an yeniden kaybedecek gibi hep tetikte... Sensizliğin o dipsiz uçurumunun kıyılarında korkusuzca dans ederek, seni benden çalan hayatın o acımasız pençesini her an arkamda hissederek... Her gece yüzümü masumiyetinin o benzersiz yurdu olan boynuna gömüp uykuya dalmadan önce bu huzuru bana bağışlayan Tanrı'ya minnetle gülümseyerek... Ve işte tam da o anda ölmeye, sonsuzluğa karışmaya hazır olduğumu ona sessizce fısıldayarak... Sevdim seni sevgili, hep sevdim...
Otur karşıma hadi, bir sigara yak. Konuşalım. Anlat bana sevdanı... İlk aşkının yüzünü anlat... O, hiçkimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin sevdanı anlat bana. Kalbindeki o sızının dilinden en çok aşkınla kavrulmuş bu yüreğim, sevdanın uğruna solup giden şu çocuk ömrüm anlar. Anlat hadi ne olur. Ama sakın bana hayattan söz etme. Sakın bana, hayat böyle bir yer, herşey bitip tükeniyor, her aşk hayata yenik düşüyor, deme... Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanınla değil, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunla, hayatla birtürlü uzlaşamayan o aşk kırgını, yitik ilkgençliğinle ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle gün geçtikçe daha da derinleşen yüzündeki çizgilerle konuş benimle. Hayat dışarda kaldı, bak. Burada yalnızca sevdan oturuyor. Sevdanın dilinden konuş benimle. Ben hayatın dilinden anlayamam. Biz bu sevdayı hayatın içinde yaşamadık. Biz bu sevdayı hayatın diliyle yaşamadık. Biliyorum bu şizofren aşkım hep korkuttu seni. Bu uyumsuz varlığım, gerçekliğin içinde yaşayan ve en az hayat kadar acımasız olan o yanını çok korkuttu. Benimle hayata yabancılaşmaktan korktun. Bu yüzden yalnızca öykülerinde ağladın o uyumsuz varlığıma. Yalnızca öykülerinde eğildin bu sevdanın önünde. Sen beni yalnızca öykülerinde sevdin...
Şimdi ilk aşkımın yüzü diye sarıldığın ve uğruna adımı dudaklarından, kalbimi kalbinden, gölgemi evinin duvarlarından söküp attığın o sevdanın, yaralı yüreğine rağmen hayatın ortasında dimdik ayakta duruyor olması bir tesadüf mü sence? Hayatla yaralanmış iki kırgın yürekten, onun içinde varolmayı reddederek yalnızca aşkı kendine vatan bileni ve bu yüzden çırılçıplak, savunmasız ve güçsüz kalarak yıkılmış olanı değil, hayatın tam da ortasında ona meydan okuyarak yaşayanı, sevgiye duyduğu güvensizliği yaralı yüreğine kalkan yaparak ayakta kalmayı başarmış olanı seçmen bir tesadüf mü? Hayattan kopmuş bir roman kahramanından sıkılıp, hayatın içinde mücadele eden bir gerçeklik kahramanını tercih etmen bir tesadüf mü?
Anlat bana ne olur... Kaybedecek birşeyimiz yok artık. Birazdan şu kapıdan çıkıp gideceksin. Aramıza hayat girecek... Aramıza başka bir sevdayla anlamlanan sayısız anlar, sayısız mekanlar, geri dönüşü olmayan anılar, sözler ve koca bir yaşam girecek. Gittiğin o sonsuzluk yolculuğundan seni bir daha geri çağırmayacağım. Duvarları gözyaşlarımla rutubetlenen bu dört duvar yüreğimde geçireceğim karanlık gecelerde bana o mucizeyi yeniden göndermesi için Tanrı'ya yeniden yalvarmayacağım. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerinin, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunun, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarının ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunun özlemiyle çıldırsam bile, merhametin için yalvarıp sana bir kez daha aynı acımasızlığı yapmayacağım. Kimi geceler başka bir sevdaya sarılıp uyuduğun yatağından ansızın uyanıp doğrulduğunda, o koyu sevdasıyla boşlukta kanayan gözlerimin hayali 'nereye gidiyorsun sevgilim' demeyecek sana... Korkma benden artık. Aşkına rakip değilim. Ömrüne rakip değilim. Seni kadere emanet ettim. Seni ilk aşkının yüzüne emanet ettim. Kırgın değilim ne sana, ne de seni elimden alan bu acımasız hayata... Beni onca kaybedişten ve gözyaşından sonra bu dünyadaki cennetine çağıran, sonra annemin rahmi gibi huzur kokan uykularımızı sonsuza kadar yeniden elimden alan Tanrı'ya bile kırgın değilim ben...
Şimdi git artık sevgilim. Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan... Gözlerindeki o çocuksu suçluluğu giderken denize at. Ona ihtiyacın yok artık. Affet kendini... Beni affet... Affet bu yaralı sevdamı... O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yanına al giderken... Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini alıp git... Şizofren aşkının son mektubu bu sana... Şimdi söz bitti artık.
Konuşamam artık seninle... Konuşamam, yalnızca ağlarım...
Uçurumun dibinde nasıl göründüğümü
Merak ederdim hep.
Yüzümün aynadaki boşluğuna hep bakmak isterdim.
İnançlarımın kırılıp döküldüğü yeri anlamak için
kalabalıklar içindeki yalnızlığıma dokunmak isterdim...
Aşktı adın uçurumda, yanı başımda
aynadaki suretimdi yüzüm,
aykırı kanardı bana.
İnançlarımın çoğu yalanmış
alay ederdi benimle.
Çok geç anladım, kalabalıklar arasındaki
senmişsin dokunamadığım...
Yalnızlığım diye küçümsediğim senin sevginmiş,
Geceleri ansızın uyanıp
İncitip durduğum senin yokluğunmuş...
Onca sevişmeden sonra değişmemişsem,
sihirli bir aydınlıkta,
içimde bir yer sana sonsuz hasret kaldığı içinmiş...
İşte onca yalan geçen hayatımda
buymuş tek gerçekliğim...





"










"
- Ợuαяαnтinє. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
amatör şiirler, anlαtmαk, anlamlı sözler, anlamlı yazılar, anlamlı şiirler, anlamlı şiirler arşivi, anltmk, arşiv, ayrılık, ayrılık mesajları, ayrılık şiirleri, aşk, aşk sözleri, aşk yazıları, aşk şiirleri, aşık şiirleri, beraberlik, bre, dostluk, güzel sözler, güzel sözler arşivi, güzel yazılar, hasret, hasret mesajları, hasret şiirleri, ilişki, istiyorum, kαrışık, krışık, seni, sevgi, sevgi dolu şiirleri, sevgi ve aşk, sevgi şiirleri, sevgiliye, sevgiliye mesajlar, sevgiliye sözler, sevgiliye yazılar, sevgiliye şiir arşivi, sevgiliye şiirler, sevmek, ünlülerin şiirleri, İstiyorum, Özlem, özlem mesajları, özlem sözleri, özlem şiirleri, özlemek, şiir arşivi, şiir arşivleri, Şiirler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557