Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Biyografi > Star
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Nisan 2012, 20:37   #1 (permalink)
Ee Sonra ?

.SuяLч. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: Kıbrıs
Yaş: 25
(Mesajlar): 12.985
(Konular): 3475
Renkli Para : 28612
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 13
Ruh Halim: none
Takım :
Standart Florance NIGHTINGALE

YARDIM ETMEK İSTEYEN KİŞİ DUYGUSAL BİR HAYALPEREST OLMAMALI"
Hayallere kapılıp gitmeyen bir genç kız var mıdır? Ama bu hal, Flo'da son zamanlarda endişe verici hal almıştır. Flo, yani 17 yaşındaki İngiliz kızı Florence Nightingale, saatlerce odasına çekilir, yatağına uzanır ve rüyalara dalar. Bu sırada onunla konuşmak istendiğinde somurtur, morali bozulur, sinirlenir. Flo'dan bir yaş büyük olan Parthe'ten örnek alması gerekirdi; ablası, anne ve baba Nightingale'lerin kızlarına sundukları imkânları değerlendirmesini iyi bilmektedir: El işleri ve resim dersleri, piyano, balolar, av partileri, İsviçre, İtalya ve Fransa'ya seyahatler. Her şeyi ile birinci sınıf bir eğitim. Kısa zaman sonra ilk talipler mutlaka ortaya çıkacaktır ve Flo ile Parthe'in iyi birer kısmet bulacakları beklenebilir. Nihayet bir kadının hayatındaki en önemli konu bu değil midir?
Flo evde öğrenmesi gereken şeylere "Boşuna zaman kaybı," der. Tatilde nereye gidilmeli, seyahat yapılmalı mı yapılmamalı mı, hangi yeni halı alınmalı, aşçı kadın işten çıkarılmalı mı, yoksa aşçıdan önce arabacıya mı yol vermeli, gibi sonu gelmeyen uzun konuşmalar canını sıkar. En iyisi ileride gerçekleştireceği kahramanlıkları düşlemektir. Düşünce ve duygularını kimseye anlatamaz. O da yazar; eline geçen her şeyin üzerine yazar. Eski kurutma kâğıtları, takvim yaprakları, mektup zarfları ve dosyalar. Bunlara "Özel Notlarım" der. Ne düş kurduğunu da, ne yazdığını da kimse bilmemelidir.
7 Şubat 1837'de yazdığı bir cümle yaşamı boyunca en önemli rolü oynayacaktır: "Tanrı benimle konuştu ve beni hizmetine çağırdı." Gerçekten bir "ses" duymuştur. Yaklaşık 40 yıl sonra 1847'de yazdığı notlarında bu "sesi" tüm yaşamında dört kez duyduğunu doğrular.
Flo kendisini bir göreve "çağrılmış" hissetmektedir. Fakat hangi göreve? Bunu anlayana kadar sekiz uzun yıl geçer. Genç Florence Nightingale için ıstıraplı yıllar. "Günlük yaşantım zor değil ama sıkıcıydı," diye anlatacaktır bu dönemi daha sonra. Babası, kahvaltıdan sonra kütüphanede Times"m sayfalarını çevirip okurken, kızlarının da yanında olmasından hoşlanırdı: "Bir kitap ya da gazeteden birbiriyle ilgisi olmayan küçük bölümler dinlemek zorunda kalmak! Tabii Parthe'ye bu sabah okumaları rahatsızlık vermezdi. O sessiz bir şekilde resim yapmaya devam ederdi, ama benim arkasına saklanacağım böyle bir uğraşım olmadığından çok sıkıcı gelirdi bana!"
Özel not defterine o zamanlar şöyle yazar: "Bu dünyadaki görevim ne? Son 14 gün içinde ne yaptım? Babama bir kitap ve iki bölüm, anneme ise iki kitap okudum. Yedi gam ezberledim. Birçok mektup yazdım. Babamla birlikte at gezintisine çıktım. Sekiz ziyaret yapıp onlarla oturdum. Hepsi bu." Gene o yıllarda şöyle der: "Yapacak bir şeyleri olmadığı için, benim gibi deliren bir sürü insan görüyorum. Aslında çok mutlu olabilecek insanlar."
Flo'nun anne ve babası ise kızları için en iyi şeyi yaptıklarından emindirler. Ne de olsa bu arada Florence'i isteyen biri de ortaya çıkmıştır: Yorkshire'da büyük bir mülkün varisi Richard Monckton Milnes. Richard, Florence'i elde etmeye çalışırken, genç kızın kafasında tamamen başka düşünceler vardır. Yavaş yavaş kendisine yapılan "çağrı'nın" hastaların bakımına yönelik olduğu kesinlik kazanmaktadır.
Ancak, iyi bir aileye mensup genç bir İngiliz kızının hastanelerde "sürtmesi", "uygun ve caiz" değildir. İyi bir çevreden genç bir hanım olarak şefkatli ve cömert olunabilir, bu tamam. Islahanelerde, hastanelerde, hapishanelerde yoksullara sıcak çorba ve para dağıtılır.
Böylece durumları kendisinden iyi durumda olmayanların kaderlerine ortak olunduğu yeterince kanıtlanmış olur. Ama Flo'nun kafasına koyduğu şey nedir? Hasta bakımını mı öğrenmek ister? Birincisi, bu konuda öğrenilecek hiçbir şey yoktur. Kadın olmak yeter sadece. O zaman hastalara da bakılabilir. Bu kadının doğasında vardır. İkincisi, iyi bir aile kızı böyle bir çevreye girdiğinde öyle korkunç şeyler olabilir ki...
Florence yıllar sonra yazdığı bir mektupta, "Doktorlarla hastabakıcılar arasında olduğu söylenen şeyler yüzünden annem çok korkmuştu. Terbiyesizlikler duyabilirmişim. Oysa çocuk odasında konuğum olan, annemin özellikle iyi Protestan arkadaşlarının kızlarından daha terbiyesizce şeyler işitiyordum," der. Nigthingale'lerin korkusunu anlayabilmek için, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında hastanelerdeki durumun ne olduğunu bilmek gerek. Hastalar "karga delikleri" denen kenar mahallelerden geliyorlardı. Çoğunluğu koleraya yakalanmıştı. Revirlere kaçak olarak konyak ve sert
İçkiler sokuluyor, hastabakıcılar da en az hastalar kadar içiyordu. Hastalar pislik içinde hastaneye geliyor ve pis kalıyorlardı. Revirler de çok ender temizleniyordu. Hastabakıcılık çoğunlukla "düşmüş" kızlar tarafından yapılan oldukça "pis bir meslek"ti. Çoğu yarım gün hastabakıcılık, yarım gün fahişelik yapıyordu.
Florence Nightingale'in fikirlerine kimsenin kulak asmayışına, arzularını gerçekleştirebilmesi için daha yıllar gerekmesine şaşmamak gerek.
Şimdilik yalnız bir seçeneği vardır. Kamu sağlığı ve hastaneler hakkında malzeme toplar ve böylece en azından kuramsal olarak bu sahada bir uzman olur. Evde ise bu dik kafalı kız sorun yaratmaktadır. Richard'ın evlenme teklifini reddeder. Hayata daha yüksekten bakan kız kardeşiyle her gün kavga eder, "Sevgili Parthe'yi kızdırmadan ağzımı açamıyorum hiç. Söylediğim, yaptığım her şey onu üzüyor." Aynı şekilde annesiyle de şiddetli kavgaları olur. Bu kavgaları şöyle yazar: "Onu bu kadar hayal kırıklığına uğratmak deli ediyor beni... Onun mutluluğunu böylesine bozmakla, cinayet işlemiş olmuyor muyum?"
Ancak 30 yaşlarının başlarında Florence Nightingale baba evinden ayrılır. 185Tde ailesi hakkında yazdıklarında yepyeni bir ifade kullanır: "Onlardan anlayış ve yardım bekleyemem. Bazı şeyleri zorla almam lazım. Almak zorundayım, çünkü istediklerim verilmiyor bana."
Suçluluk duygusu taşıyan kız evlat, bağımsız, istediğini elde eden genç bir kadına dönüşmektedir. Ren Nehri kıyısındaki Kaiserswerth Hemşirelik Enstitüsü'nde 1851 yılında birkaç ay geçirir. Hemşirelerin hastalara özveriyle bakmalarına hayret eder. Fakat, sağlık şartlarını "tüyler ürpertici" bulur. Hasta bakımının temelden ıslah edilme gereğine olan inancı daha da güçlenir. "En sonunda yaşamanın ve yaşamı sevmenin ne demek olduğunu anlıyorum," diye itirafta bulunur anne ve babasına yazdığı bir mektupta. "Hayaller'^ ihtiyacı yoktur artık. 1852 yılının özel notlarında, "Kendi kaderimi kendim belirleyeceğim," der.
Özveri ve kendini adamak - evet, ama bu da tek başına yetmez. Her meslek gibi hastabakıcılığı da doğru dürüst öğrenmek gereklidir. Ve hastanelerin dış görünümü mutlaka değiştirilmelidir. Florence Nightingale Londra'ya geri döndüğünde bu fikirleri ile büyük ilgi toplar. Yepyeni bir hemşire tipi yetiştirilmelidir. Nasıl olacaktır bu?
"Dini cemiyet falan kurmak istemiyorum, aksine iyi para ödenen bir meslek dalı kurmak istiyorum. Ahlaken, ruhen, bedensel olarak hemşirelik mesleği için gerekli koşullara sahip, hangi sınıf ve mezhepten olursa olsun her kadına en iyi eğitimi vermek ilkem olmuştur daima... Hastalara yardım etmek isteyen kişi duygusal bir hayalperest değil, aksine zor işleri seven, sadık biri olmalıdır." Ve bu bağlamda önyargıların duvarına toslar durur. Onyıllar boyunca.
Mart 1854: İngiltere ve Fransa Rusya'ya savaş ilan eder. Eylül ayında müttefik birlikler Kırım'a çıkar. Times'ta savaş haberleri, İngiliz askeri hastanelerindeki korkunç durumları anlatan yazılar çıkar. Yaralı erkekler pis battaniyelere sarılmış yerlerde yatmaktadır. Mutfak yoktur, onlara içmeleri için bir şeyler verilecek kap veya fincanları da yoktur. Yeterli doktor olmadığı için tedavileri yapılamaz. Hatta sargı malzemesi bile yoktur.
Ordudaki sağlık işlerinden de sorumlu olan işbaşındaki Savaş Bakanı Sidney Herbert, "Niçin şefkatli hemşirelerimiz yok? Bu konuda Fransızlar bizden çok üstünler," şeklindeki şikâyet ve sorular üzerine, derhal harekete geçer:
"Sayın Miss Nightingale,
Gazetelerde Üsküdar'daki askeri hastanemizde hastabakıcılara büyük ihtiyacımız olduğunu okumuşsunuzdur. Oraya gitmek isteyen hanımlardan sayısız teklifler alıyorum, fakat bunlar bir askeri hastanenin ne olduğunu bilmeyen, orada olmakla görevlerini yapacak tabiatta olmayan kadınlar. Ciddi durumlarda ya işten kaçacaklar ya da tümüyle faydasız kalacaklardır. Daha da kötüsü ayak bağı olacaklardır.
İngiltere'de böyle bir işi örgütleyip denetleyebilecek tek bir kişi tanımıyorum. Hastabakıcıların seçimi ve görevlendirilmeleri hiç de kolay olmayacaktır. Bir sürü hevesli ve duygusal hanım askeri hastanelere salınsa, belki de orada birkaç gün sonra işlerine engel olunan, otoriteleri bozulan kişiler tarafından kapı önüne koyulacaklardır. O halde benim basit sorum şu olacak: Böyle bir girişimi yönetme çağrısına kulağınızı tıkar mıydınız:
Sidney Herbert'in bu yazısı ile Florence'in devlete yardım teklif ettiği mektup birbiriyle çakışır. Böyle bir görev için Florence Nightingale uygun kadınları seçerken "hasta bakımını" doğru dürüst bir meslek haline getirmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlar. Çünkü kendisine başvuruda bulunanlar ya Londra'daki hastanelerden tanıdığı "şişman ve ayyaş" kadınlar, ya da vücutlarından çok hastaların ruhlarıyla ilgilenmek isteyen herhangi bir mezhebe mensup hemşire ve rahibelerdir. "Mükemmel, kendini adamış kadınlar," der Florence Nightingale, "ama hastaneden çok göklere yaraşırlar. Hastalar arasında elsiz melekler gibi havada gezinip duruyorlar."
Florence Nightingale'in küçük ekibiyle Üsküdar ve Balaklava'daki (Kırım) İngiliz hastanelerinde karşılaştığı durum Times gazetesi haberlerinden tahmin edileceğinden daha kötüdür. Örneğin 4ü kadın, biri mutfak, diğeri daracık bir hücre olan 6 odaya sığdırılmıştır. Hastaların ve yaralıların kaldıkları yerlerdeki pislik ve bakımsızlığın tarifi mümkün değildir.
F. Nightingale'e sık sık "Bu canavarları şımartmayın!" denir. Temiz yatak çarşafı ve hastalara özel diyet yemeği "görülmemiş bir lüks" olarak kabul edilmektedir. Genç bir kızdan beklenmeyecek bir azimle bu "iyi aile kızı" temizlik ve hasta bakımı konusundaki fikirlerini kabul ettirir. Başarı: En basit temizlik önlemlerinin alınmasıyla birlikte ölüm oranı düşer.
Birkaç ay gibi kısa bir zamanda Florence Nightingale ve hastabakıcıları, kışlaları insana yakışır yerler haline dönüştürür ya da yeni askeri hastaneler açarlar. Askerler "Bayan Nightingale'leri"ne taparlar. O "Tanrı'nın bir hediyesidir, "tatlı gülümsemesiyle bir melektir ve gecenin geç saatlerine kadar hasta ve yaralılar arasında görev yapan "Lambalı Hanunefendi"dir.
1855'te kendisi de o ünlü "Kırım Ateşi"ne yakalanıp hastalandığında, "Yaralılar duvara dönüp ağlıyorlardı. Tüm umutlarını ona bağlamışlardı," diye yazar çavuşlardan biri eve yolladığı mektupta.
Hastalığı atlatır. 1856'da son hasta da taburcu edilir. Bayan Nightingale görevini tamamlamıştır. Artık vatanına geri dönebilecektir.
Bu arada İngiltere'de bir efsane yayılmaktadır. İngiliz ordusundan sağ olarak eve dönen askerler, "Tanrısal" Nightingale'in öyküsünü anlatmaktadır. Adına sayısız şarkılar bestelenmiştir. Gemilere adı verilmiş, portreleri satılmış ve Madam Tussaud'nun ünlü mumyalar müzesinde yerini almıştır bile... Kendi kişiliği üzerine kopartılan bu kadar patırtıdan fazlasıyla rahatsız olur. Fakat onu
gururlandıran ve mutlu eden bir şey vardır: Artık hastabakıcılar ilgi ve saygı görmenin tadını çıkarmaktadırlar. Bu mesleğe kendine özgü bir imaj kazandırmıştır.
Kendisi için toplanan "Nightingale Fonu" ile ilk Hastabakıcı Eğitim Okulu'nu kurar. Müracaat eden kadınlar en katı kurallara göre seçilirler. Her gün ders görürler ve yardımcı hastabakıcı olarak pratik çalışmalar da yapmak zorundadırlar. Ayrıca her biri için "ahlak" raporu tutulur. Çünkü hastabakıcılar bir daha asla sarhoş, bilgisiz ve ahlaksız damgası yememelidir.
Florence Nightingale daha sonraki yıllarda İngiliz ordusu hakkında istatistiki bilgiler yayınlar. Yeni sivil ve askeri hastanelerin gerekli sağlık koşullarına uygun bir şekilde inşası söz konusu olduğunda, o gönüllü danışman haline gelmiştir. İstekleri genellikle savaş bakanlığını rahatsız eder. Deneyimleri hakkında birçok kitap yazar. En tanınmışı; Hasta Bakımı Üzerine Düşünceler, aile için pratik bir el kitabı olur.
Bu kitapta önerdikleri o kadar doğal şeylerdir ki: "Temiz hava, günışığı, temizlik ve ölçülü beslenme." Fakat onun devrinde bunlar beklenmedik yeniliklerdir. Florence Nightingale genç kızların kendi vücutları hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaları gereğini söylemek cesaretini bile gösterir. Bu tür cümleler kafaları karıştırır! Ya Florence'in ailesi bir zamanların beğenilmeyen kızlarının birdenbire üne kavuşmasına ne tepki göstermiştir?
Florence bir kız arkadaşına yazdığı mektupta tipik bir sahneden söz eder: Annesi ve kız kardeşi divana uzanmış "İkisinin de tüm uğraşı birbirlerine çiçeklerin düzenlemesinde kendilerini yormamalarını rica etmek. Bana, sen çok eğlenceli bir hayat sürüyorsun, dediler... Tamamen sağlıklı iki insan bütün gün divana uzanmış, kendilerini ve başkalarını, kendisi aşırı yorgunluktan ölen biri için özverilerinin kurbanı olduklarına inandırmaya çalışıyorlar!"
Belki de Florence'ın kendi toplumundaki kadınlar hakkında edindiği bu tür deneyimler, onun yaşadığı dönemde kadın hareketlerine neden kuşkuyla baktığını açıklar. Örneğin, erkeklerle eşit koşullarda doktorluk eğitimi görme isteminde bulunan kadınları desteklemez. Ona göre şu anda yararlanabileceklerinden daha fazla imkânlara sahiptirler. Kadınların seçme ve seçilme hakkı konusunu da boş bulur. "Ben kendi seçim hakkımı hiç kaybetmedim," olur bu konudaki tek yorumu.
Yaşamının son yıllarında, Florence Nightingale, (90 yaşına gelmiştir) evini bir daha terk edemez. Kör olur. Ölümünden üç yıl önce İngiliz Kralı'ndan Britanya İmparatorluğu ve İnsanlık Yüksek Hizmet madalyası alan ilk kadın odur. Öldüğünde yalnız Amerika'da binin üzerinde Nightingale Okulu vardır. Hemşireliği saygın bir meslek yapma amacına ulaşmıştır; "İyi kazanç getiren bir meslek haline getirmek" düşüncesi ise bugüne dek hâlâ gerçekleşememiştir.






.SuяLч. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
florance, nightingale


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557