Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Biyografi > Star
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Nisan 2012, 20:37   #1 (permalink)
Ee Sonra ?

.SuяLч. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: Kıbrıs
Yaş: 25
(Mesajlar): 12.985
(Konular): 3475
Renkli Para : 28612
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 13
Ruh Halim: none
Takım :
Standart Louise Otto-PETERS (1819-1895)

"KADIN VATANDAŞLARI ÖZGÜRLÜK İMPARATORLUĞUNA ÇAĞIRIYORUM."
Bir varmış bir yokmuş... Gerçekten, Louise Otto'nun çocukluğu bir masal gibi anlatılabilir. Bir zamanlar küçük bir kız varmış. Bu kız dört kız kardeşin en küçüğü imiş. Saksonya krallığında Meissen kentinde etrafı sarmaşıklarla çevrili Biedermeier tarzı bir evde büyümüş bu şımarık yavrucak. Hukukçu olan babası, Louise Otto'nun da daha sonraları anlattığı gibi "hemen hemen masallardaki gibi" bir yaşam sunar ailesine.
Meissen'deki 14 odalı büyük ev dışında, Otto ailesinin üzüm bağları içinde bir de yazlık evleri vardır. Anne sabahın erken saatlerinden itibaren evin idaresiyle uğraşır. Gerçekten yeterince yapılacak iş vardır evde: Sabun evde yapılır. İç yağından mumlar dökülür. Ekmek ve pasta pişirilir. Bütün giysiler elde dikilir. Ve en önemli ödev, kilerin dolu tutulmasıdır.
Louise Otto şöyle anlatır: "Büyük mahzenler Ren havzasının en nadide şarap fıçılarıyla doluydu. Bunların yanında o çağlarda itibarını yitirmiş Meissen porselenlerinin en mükemmel örnekleri... Ayrıca başka bir kilerin raflarında içi elmalarla dolu kaplar dizi dizi, bunların altında patates, domuz ve sığır eti dolu çok büyük iki salamura fıçısı. Bu etler daha sonra yerde özel tütsü tandırlarında odun dumanıyla, yemeklerde sucuklarla birlikte ikinci bir pişirime tabi tutulurdu.
Zemin kattaki tonozların içinde kışın pişirmede kullanmak için her boyda tıka basa dolu tereyağ tencereleri. Salatalık ve sebze dolu fıçılar, testiler, bütün dolaplar meyve konserveleriyle dolu, tepeleme meyve pestilleri, delikli kaplara inci gibi dizilmiş yumurtalar ve sonra mevsimine göre en küçüğünden en büyüğüne kadar ev aletleri, kanatlı hayvan etleri, vs..."
Bütün bunların üstüne pasta ve hamur işlerinin hazırlanmasının eklendiği de düşünülürse, insan kendini gerçekten çalışmadan bolluk içinde yaşanan efsanevi bir ülkede hissediyor. Otto ailesi için sıradan olan -ve Louise'in geleceğini etkileyen- gerçek, tüm bolluğa rağmen karnı doymayan bir sürü insanın varlığıdır. Hukukçu baba, özellikle kızlarına okumaları için çeşitli gazeteler getirir ve "Okuyun bu gazeteleri ki günümüzde olup bitenlerden söz edildiğinde alık alık bakıp utanmak zorunda kalmayasınız!" derdi.
Fasulye ayıklarken, mantar temizlerken, bez dikerken ve çorap örerken, okunur ve tartışılır. Schiller'in özgürlüğü konu edinen dramları, yabancı egemenliğine karşı isyan eden Yunanistan ve Fransa'daki karışıklıklar bu sohbetlerin odak noktasını oluşturur. Louise ve kız kardeşleri, kendilerini özellikle küçük kızları çevrelerinde olup bitenler konusunda aydınlatmak için görevli sayan genç öğretmenlerden iyi bir okul eğitimi de alırlar.
Louise Otto çocukluğunu işte böyle tanımlar. Bu küçük kız, büyük bir tutkuyla Schiller'in oyunlarından küçük sahneler ezberler. Bazen annesinin kadın toplantılarında büyük üçgen bir şala sarılı halde Orleans'lı Bakire'den tiratlar geçer. Gizli gizli şiir yazar.
Babasının annesini kucaklayarak, kızlarıyla Saksonya'da kadınların vesayet altından kurtarılmasını kutladığı sahne genç Louise'in belleğinde kalmıştır hep. Louise'e o zamana kadar kadının politik, ahlaki ve ekonomik temsilcisinin, servetinin yöneticisinin ve aynı zamanda vasisinin erkek olduğu anlatılmıştır. Fakat o andan itibaren kadın yeni bir yasa sayesinde mülkiyet hukuku açısından erkek ile eşit kılınmıştır. Annesinin, "çok şükür," dediğini duyar Louise, "bu kızlar için de iyi olur."
O an Louise yasa değişikliğinin kendisi için ne denli önemli olacağının farkında değildir. Daha baba evinin himayesinde yaşamaktadır. Ama bir yönden diğer burjuva ailelerinin kızlarından çok daha ileridedir. Ebeveynleri onu kendisine karşı sorumluluk duygusu ve açık bir dünya görüşü ile yetiştirmişlerdir.
1831'de Louise'in büyük ablası ölür. 1835'te anne ve babasını kaybeder. Zamanının ifadesiyle "sinsi verem hastalığı" masal dünyasının güzelliğini yıkar. Louise'in iki kız kardeşi ile bundan sonraki yaşamlarında yaptığı şeyler çevresindeki herkes tarafından "kahramanlık" olarak nitelendirilir. Servetlerinin idaresini bizzat ele alırlar. Yaz aylarında bağlarındaki kır evinde oturup birlikte ev ve bahçe işleriyle uğraşırlar. Hatta birinin yardıma ihtiyacı olduğunda birbirlerine seslenebilmeleri için bir megafon bile temin ederler. Aslında Louise "şanssızlıktan şans çıkarmıştır."
Annesiyle babasının erken ölümü ona yıllarca tek başına yaşama olanağı verir. 17 yaşındadır, heyecanlı, hayalleri geniş ve düşüncelidir. Kendisini belli bir yöne zorlayabilecek kimse yoktur. Önceleri el yordamıyla,
sonra giderek daha emin bir biçimde, kendi düşüncelerini geliştirir. Evlilik ve ev işleri kadının tek görevi olamaz. Kamu işleri salt erkeklere özgü değildir. Kadınlar da katılmalıdır buna. Bu tür düşünceler geçer kafasından. 1843'te ilk kez bu konuya ilişkin düşüncelerini dile getirir.
Scichsische Valerlandsblaller (Saksonya Anavatan Gazetesi'nde "Kadınların devleti ilgilendiren işlere katılma hakkı var mı?" sorusu tartışılmaktadır. Louise Otto söz ister ve yazar: "Kadınların devlete ilişkin işlere katılmaları bir hak değil, görevdir."
Kadınları yurttaşlığa eğitmek, toplumsal-siyasal yaşama sokmak; Louise Otto artık yaşamı boyunca bu amaçlar için çalışacaktır. İki kız kardeşi evlenirler. Biri kocasıyla birlikte Erzgebirge'ye gider ve Louise'i de uzunca bir ziyaret için davet eder. O ise şimdiye dek böylesine "büyük yolculuk" yapmamıştır. Her şey onun için bir serüvendir. Posta arabasında yolculuk, yabancı dağ manzaraları ve "peri sarayları" ile ilk karşılaşması... Bol ışıklı pencereleriyle çok katlı binaların önünden geçerken böyle düşünür genç kadın.
"Bunlar dokuma fabrikaları" diye öğretilir ona. Fabrikalar, kazandıkları geçimlerine bile yetmeyen erkek ve kadın işçiler ve bunun yanı sıra lüks içinde yaşayan fabrikatörler.
Louise Otto'nun sanayi işçisiyle tanışması, gözlerini açar. İzlenim ve deneyimlerini Saray ve Fabrika adlı romanında anlatır. Kitap 1847'de piyasaya çıkar çıkmaz yasaklanır. "Oldukça tehlikeli bir demokrat" hanım iş başında görünüyor! Hiç de gözü yılmayan biri. Kitabını toplatan bakana kısa ve öz, "Ekselans, ben ilke olarak sansüre karşıyım," karşılığını verir. 1848'de Alman Mart Devrimi sırasında Louise Otto bir adım daha ileri gider.
Saksonya'da uzmanlardan ve meslek dallarının demokratik yolla seçilmiş temsilcilerinden oluşan bir "İşçi Komisyonu" kurulmuştur. El sanatları hakkında yeni bir nizamnamenin temel esaslarını koyacaktır. Louise Otto kesinlikle şöyle düşünmüş olabilir: Bu yetkili beylerden hiçbirinin aklına savunmasız işçi kadınları kabul etmek gelmeyecektir. Her zaman olduğu gibi sadece erkeklerin sorunları tartışılacaktır.
Bu nedenle -Bir Alman Kızının Hitabı- diye adlandırdığı çağrıyı yazar: "Beyler, yalnız erkeklerin işini düşünür, kadınları da birlikte örgütlemezseniz çalışma hayatını yeterince düzenleyebileceğinizi sanmayın. Kadınları düşünmeyi herkes unutsa da, ben hiç unutmayacağım!" Hitabı tüm Alman gazetelerinde politik bir eylem olarak yer alır.
1849: Devrim başarısızlığa uğramış, karşı-devrim üstün gelmiştir. 1848'de, kadın olarak imkân buldukça eylemin içinde yer alan Louise Otto, kendine yeni bir görev arar. "Kadın vatandaşları özgürlük imparatorluğuna çağırıyorum" sloganı ile kendi Kadın Gazetesi'ni kurar. Bu, zararsız görünmektedir. Ama gazete sahibi niçin izleyen yıllarda evinin aranması, pasaport verilmemesi, poliste ifadesinin alınması gibi muameleye maruz kalır? Niçin 1850'de bu haftalık gazetenin yayını durdurulur? Niçin o zamandan itibaren Saksonya'da kadınların süreli yayınların yazı işlerinde çalışması yasaklanır?
Louise Otto kendi gazetesini 1850-1852 arası Thüringen'de yayınlar. Sonraları orada da kadınların gazetelerde yazmaları yasaklanır. İşin gerçeğiyse, Reformasyon döneminden beri kadınlar için gazetelerin ve dergilerin yayınlanıyor olmasıdır. Fakat bu gazeteler öncelikle hoş vakit geçirmeye yöneliktir ve okurlarına aile içindeki görevlerinin üstesinden nasıl gelebileceklerini öğretir.
48 Devrimi sırasında politik kadın dergileri çıkar. Örneğin Köln'de Mathilde Franziska Anneke, Louise Otto'nun Meissen'de çıkardığı haftalık dergiyi aynı başlıkla çıkarır. Louise Otto'nun Kadın Gazetesi hepsinden daha uzun süre dayanır. Kendisi birkaçı imzasız olarak sayısız makale yayınlar.
Tipik "kadın konulan" yanında '48'li idealistlerle birlikte dayanışma bildirgesini de yayınlar. Siyasi tutukluların durumu ve kurbanlara yapılan muamelelere karşı protestolar hakkındaki haberler, gazetesini olağanüstü "şüpheli" kılar. Bunun üzerine Louise Otto bir hileye başvurarak çalışır: Edebiyat ve sanat içerikli makalelerin daha çok kadınlar tarafından okunduğunu bilmektedir. Bu tür yazıların okunması toplum tarafından onaylanmaktadır.
Bu nedenle tüm bu konuların arasına politik fikirlerini serpiştirir. Bu yolla ne kadar başarılı olduğunun kanıtı, 1850'de hayretler içinde kalmış bir okuyucunun mektubudur.
Karoline Muffler adında bir kadın, bu gazeteyi okuduklarından beri kız arkadaşlarının "tamamen altüst" olduklarını yazar, "Nasıl oluyor da kadınlar bile soylu ve güçlülerden artık korkmuyorlar? Nasıl oluyor bu? Kadınlar gazete okudukları için. Ve Kadın Gazeteleri diyorum. Ev annelerine yakışır mı bu? Çocuk yapma işi ne olacak, ev ne olacak? Krala karşı saygı ve sadakat ne olacak? Şimdi yazıma son vermek zorundayım, çünkü mutfakta domuz pirzolasının cızırdamasını duyuyorum! Kimbilir sizin mutfağınızda durum nasıldır? Herhalde pişen fazla bir şey yoktur!"
Tahminen Louise Otto'nun evinde de bazen bir et "cızırdamış" olmalı. Çünkü onun şiddetli savaşımı iyi yemeğe ve huzurlu yuvaya karşı değildir. Kendi başına evliliğe de. 1856 yılına kadar politik tutuklu olarak hapiste yatan yazar ve özgürlük savaşçısı August Peters ile 1849'dan beri nişanlıdır. Louise Otto yıllar boyu nişanlısını yalnız kısa hapishane ziyaretlerinde görebilir. Ona elini bile uzatamaz. Çünkü birbirinden oldukça uzaktaki parmaklıklar teması engellemektedir.
1858'de Louise Otto sevdiği adamla evlenebilir. Kocası Leipzig'de demokratik Orta Almanya Halk Gazetesini kurar. Bu gazetede Louise Otto, kocasının ölümünden bir yıl sonrasına, 1865'e kadar edebiyat bölümünü yönetir.
1865'te Leipzig'de "kadın sorunları ve halkın eğitimi" üzerine konferanslar vermek isteyen Bay Korn adında biri çıkar ortaya. Louise Otto'nun kız arkadaşı (ilk kadın meslek okulunda öğretmenlik yapan ve orada Clara Zetkin'e de ders veren) Auguste Schmidt, bu Bay Korn'u "garip bir adam, muhakkak çok iyi niyetli, ama plansız ve amaçsız fanteziler peşinde yolunu şaşırmış," diye tanımlar.
Korn'un fikirlerinden biri Kadın Eğitim Derneği kurmaktır. Bütün bunların nasıl olacağı konusundaki düşünceleri oldukça karışıktır. Fakat bu garip bir şeyi harekete geçirir. Uzun süre Amerika'da yaşayıp kadın hareketleriyle ilişki kuran bu adam, Louise Otto-Peters ile Auguste Schmidt'i 18 Ekim 1865'te Leipzig'de bir "kadın konferansı" tertiplemeye yöneltir. O zamana dek Almanya'da böyle bir şey yapılmamıştır.
Auguste Schmidt şunları yazar: "Louise Otto ilk kez çok farklı kişilerin bir araya getirildiği büyük bir toplantının başkanlığını yapacaktı. Bu görevden ürktü." Oysa anlaşılan, topluluk önünde konuşmaktan korkması nedensizdir. Auguste Schmidt şöyle devam eder: "Parlamenter kurallar konusundaki bilgisini öylesine ortaya koydu ki, olayı alaya almak ve görüşmeleri bozguna uğratmak için kasıtlı olarak oraya gelmiş olanların hepsi dillerini yuttular."
Louise Otto tarafından hazırlanan program kabul edilir:
Madde 1: Birinci Alman Kadınlar Konferansı kararı gereğince: Yeni toplumun tümünün esası olması gereken çalışma, kadının da onuru ve görevidir. Kadının da çalışma hakkını elde etmesini ve çalışmasının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasını gerekli buluyoruz.
Madde 2: Kadının çalışmasının; kadına karşı çeşitli yönlerden beslenen önyargının kelepçelerinden kurtulmasını inkâr edilemez bir ihtiyaç olarak görüyoruz. Bu bakımdan kadın eğitim dernekleri ve basının teşvikinin yanı sıra, kadınlara tavsiye edilecek üretim ortaklıklarının kurulması yanında, kızlar için endüstri sergilerinin açılmasına, kız yurtlan kurulmasına, nihai amaca ulaşmak için de yüksek bilimsel eğitimin uygun olacağına inanıyoruz.
Madde 3: Gerekli maddi olanaklar sağlanır sağlanmaz bu maddelerin gerçekleşmesi için kapsamlı bir savaşım vermek, Alman Kadınlar Birliği'nin amacıdır.
Arkasından bu programa uygun tutanaklar 19 kadın tarafından imzalanır. Louise Otto'nun isteği üzerine erkekler üyeliğe alınmamıştır. "Biz kadınlar ancak kendi gücümüzle kendimize yardım etmeyi öğrendiğimiz zaman bağımsız olabilir ve daha sonraki yıllarda erkeklerle eşit olarak çalışabiliriz," diyordu. Louise Otto (30 yıl sonra) ölümüne kadar Auguste Schmidt ile birlikte Almanya'nın ilk Kadın Derneği'nin başkanı olarak kalır. Derneğin yayın organının adı Yeni Yollardır.
Her yıl Almanya'nın başka bir kentinde derneğin genel kongresi düzenlenir ve her kentte "Meslek Edinme Hakkı"nı talep eden kadın eğitim dernekleri kurulur. (Louise Otto tarafından 1866'da yayınlanan yazının başlığı da aynıdır.) Almanya'daki burjuva kadın hareketlerinde, Louise Otto çığır açan bir kadındır. Halefleri ona "Alman Kadın Hareketlerinin Tarla Kuşu" demişlerdir.
İtiraf etmek gerekir ki, bugün bu fazlasıyla şiirsel geliyor bize. Kendisiyse herhalde bu adı duymaktan memnun olurdu. Çünkü tarla kuşlarının ötüşü, kayın ağaçlarının yeşili gibi sembolleriyle ilkbahar, Louise Otto için gelecek anlamına gelirdi. "Ben daha iyi bir geleceğe inanıyorum ve ilkbahar bugün gelmezse bir gün mutlaka gelir."
Bunları 23 yaşındayken yazmış ve 76 yaşında ölümüne kadar o inanca bağlı kalmıştır.






.SuяLч. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
louise, ottopeters


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557