Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Biyografi > Star
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Nisan 2012, 21:15   #1 (permalink)
Ee Sonra ?

.SuяLч. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Ağustos 2011
Nerden: Kıbrıs
Yaş: 25
(Mesajlar): 12.985
(Konular): 3475
Renkli Para : 28612
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 13
Ruh Halim: none
Takım :
Standart Hedwig DOHM (1833-1919)

"EY HANIMLAR - DAHA FAZLA GURUR! GURURLU KİŞİ HOŞA GİTMEYEBİLİR, AMA HOR DA GÖRÜLEMEZ."
Her şey şimdi nasılsa, sonsuza dek öyle kalacaktır. Neden mi? İşimiz tıkırında da ondan.
Berlinli fabrikatör kızı Hedwig Schleh böylesine temel ilkelerin vaaz edildiği bir ailede ve dönemde yetişir. "Yaşlı insanların devri" diye algılar bu dönemi çocukluğunda ve daha sonraları da şöyle tanımlar: "Ezberlenmiş bir insanlık. Dünya görüşleri, düşünceleri, yaşam biçimleri kalıplaşmıştı. Her şeyin değişken olduğuna dair doğa yasası sanki geçerli değildi."
O zamanlar her şey belli bir sabit plana göre oluşmaktadır. Hedwig'in annesi her yıl bir çocuk getirir dünyaya. Hedwig on sekiz kardeşin on birincisidir. Misafir odası pazardan pazara misafir geleceği için ısıtılır. Pazartesileri köfte, her perşembe bezelye pişer. Her şey tanı olarak ayarlanmıştır: "Çocuklar hoşlarına gitsin gitmesin önlerine ne konursa yemek zorundaydılar. Böyle terbiye görmüşlerdi."
Aile terbiyesi bir de Hedwig'in sekiz erkek kardeşinin yazları yüzme ve kürek çekmeye gitmeleri demekti. Ailenin kızlarına yasaktır bu tür etkinlik. "Erkek ve kız çocuklar ayrı dünyalarda yaşıyorlardı. Sekiz erkek kardeşim sokağın donmuş su kanallarında paten yapar, kar topu oynar, birbirleriyle kavga ederlerdi. Okulda tembeldiler ve yıkanmayı hiç sevmezlerdi."
Ya Hedwig ve Schleh ailesinin diğer kızları? "Mümkün olduğu kadar sessiz ve terbiyeli bir şekilde oturur, boş zamanlarında zahmetli dantel işinden can sıkıcı çorap yamama işine kadar tüm el işlerini yaparlardı."
Anneleri: "Hayret edilecek bir enerjiye sahip birinci sınıf bir ev kadını. Annemden zorbalığından dolayı korkardım. Zevkle ve vicdan azabı çekmeden dayak atılırdı o vakitler. Dadılar da buna katılıyorlardı. Dayak ve terbiye neredeyse özdeşti."
Peki ya baba? "Babam bize hiç vurmadı, asla. Sessiz, kendi halinde bir beyefendi. Ne bizim ondan haberimiz vardı, ne de onun bizden. Gündüzleri fabrikadaydı. Fabrika Königstadt'ın arkalarında bir yerde; bizse Halleschen Tor yakınlarında oturduğumuzdan öğlenleri eve gelmezdi, ancak akşamları biz çocuklar yattıktan sonra saat sekize doğru eve gelirdi. Pazar günlerinin babasıydı sadece."
Geriye baktığında, bu büyük ve hâlâ oldukça varlıklı aile içinde Hedwig çocukluğunu nasıl görmektedir? "Son derece mutsuz bir çocuktum... On yedi kardeş arasında yapayalnızdım."
On beş yaşında okuldan ayrılmak zorunda kalır ve bundan itibaren de günlerini geçen yüzyılda yaşayan çoğu kız gibi geçirmeye başlar, "Her gün saatlerce dokumak zorunda kaldığım o çirkin halı hâlâ gözlerimin önünde," der gençlik anılarını kaleme aldığında. "Bir örneğe göre işlenen sevimsiz çiçekleri görüyorum. Zemin beyaz yünden. Her düğümü tek tek sayarken durmadan saate bakar, koridordaki saatin sesini dinler ve dışarı çıkabilmek için ansızın birinin içeri girip beni uzaklara, Friedrichstrasse'deki bu evden, bu kasvetli odadan uzaklara götürmesini beklerdim... Ve yazgımın ne olduğunu derin derin düşünmeye başlamıştım. Her şey içinde bulunduğum koşullar gibi mi olmak zorundaydı?.. Neden gizlice, sanki okumak cinayetmiş gibi okumak zorundaydım?.. Neden hiçbir şey öğrenmeme izin verilmiyordu? Erkek kardeşlerimse, bir şeyler öğrenmeye hiç hevesli olmamalarına rağmen buna zorlanıyorlardı..."
Bu tanımlamalar ne kadar birbirine benziyor: Hedwig'den yirmi yaş büyük yazar Fanny Lewald da kendi özyaşam öyküsünde genç kızlığında saatlerce mendil oyalarıyla istemeden uğraştığını yazıyordu. Ve FIedwig'den otuz yaş küçük olan Lily Braun ise gençliğinde masa örtüsü işlemeleriyle başbaşa, "sessizce" oturtuluyordu. Her üç kadının da, her biri kendi tarzında, daha sonraları kız çocuklarının başka şekilde eğitimi için devreye girmelerine şaşmamak gerekir.
18 Mart 1848'de, Berlin kentinde karışıklıklar başlar. "Devrim": bu sözcük genç Hedwig Schleh için "iğrenç bir suç"tur; okulda böyle öğrenmiştir. Anne ve babası onun sokağa çıkmasını, şehre inmesini yasaklar. Daha on beşinde bile olmayan Hedwig dinlemez. Evden kaçar. Yolda şarkı sesleri duyar ve silahsız ama siyah-kırmızı-altın sarısı eşarplı ve meşe yapraklarından üç çelenkli bir grup üniversite öğrencisi görür. Öğrenciler milliyetçi şarkılar
söylemektedir. Çok geçmeden karşı yandan silahlı bir süvari birliği gelir. Onların "Dur!" emrine derhal uymayan talebeler üzerine ateş açılır. Bir delikanlı ölümcül isabet alarak yere, tam Hedwig'in ayaklarının dibine düşer. Genç kız ağlayarak çığlık atar. "Kardeşiniz mi?" diye sorar biri, Hedwig cevap veremez. "Fakat," der daha sonra o sahneyi anlatırken, "o anda orada ölü yatan genç benim kardeşimdi. Bağrını kurşunlara açmış, özgürlük için şehit düşen bir kahraman... Beni en ön sıraya ittiler. Aslında her türlü kalabalıktan korkardım. Burada korku bana çok gülünç gelmişti... Halkın içindeki o soyluluğu gördüğüm ve bir ölünün gözleri içimi titrettiği andan itibaren, o zaman dedikleri gibi demokrat oldum. Sosyal demokrasiden, anımsadığım kadarıyla, henüz söz edilmiyordu. Evet kıpkızıl bir devrimci oldum."
Dohm'un torunu Hedda Korsch'un anımsadığına göre, Hedwig Dohm ileri yaşlarında dahi, bu olayı yaşamının dönüm noktası olarak görmekteydi.
Dışarıdan bakıldığında, Hedwig'in yaşantısında bu hemen fark edilmez. El işleriyle acı çekmeye devam eder, öğretmenlik seminerine katılır, öğrenimini yarıda keser ve 1852'de yazar Ernst Dohm ile evlenir.
Dohm 1849'dan beri mizah dergisi Kladderadatsch'ın redaktörlüğünü yapmaktadır. Hedwig mutlu mudur? Torunu Hedda Korsch, büyükannesinin sık sık bir "özgürlük" duygusundan söz ettiğini, fakat evliliği hakkında az konuştuğunu söyler. Fakat Dohmların evinde o zamanın aydınları buluşmaktadır. Hedwig birçok önemli kişiyle tanışır ve onlardan ilham alır. Bayan Dohm olarak beş çocuk dünyaya getirir.
1902'de çıkan Anti Feministler'de hamile iken neler çektiğini şöyle dile getirir, "Beş hamileliğim sırasında annemin aksine çok çektim. Bir din uğruna canını feda etme düşüncesi beni intiharı düşünmeye kadar götürdü. Sıkıntılı ve işsiz güçsüz dolaştığım sürece çok fenaydı. Bunun üzerine çektiğim acıyı unutmak için İspanyolca şiirleri (o zaman bu dili öğrenmeye çalışıyordum) Almancaya çevirmeye başladım. Günün en dayanılır zamanı işte o saatlerdi. Kendimi ve acımı unutabilmek için çeviri yaparken büyük bir istekle kelimeleri ve uyakları bulmaya çalışıyordum."
İspanyol edebiyatı ile uğraşması Hedwig Dohm'un topluma açılmasında sıçrama tahtası gibi bir şey olur. Çünkü kocasının arkadaşı olan yayımcı Gustav Hempel, ona Tarihsel Gelişimi İçinde İspanyol Edebiyatı adlı kitabın editörlüğünü verir. Yaşamı boyunca gençliğinde sıradan bir eğitim almış olmaktan yakınan Hedwig Dohm, bu ilk bağımsız işiyle kendine güvenini kazanır.
1872'den itibaren asıl istediği konuda, kadın haklarına ilişkin iddialı yazılar yayınlar. Bu andan itibaren tüm kutsal kurumlara karşı saldırıya geçer: Protestan rahipler, felsefeciler ve kadın doktorları.
"Eşkiya karısı Hedwig'in edebiyatta ilgi uyandırmasından bu yana ikinci bir Hedwig böyle maceralı bir parıltıyla toplum önüne çıkmamıştır." Hedwig Dohm, Wistling adında bir eleştirmen tarafından Leipziger Tageblatt gazetesinde sert bir dille böyle eleştirilir ama, onun için daha iyi bir iltifat olamazdı. İlk iddialı yazısından bu yana o sadece "maceracı" değil, "radikal"dir de. Kendisi bunu şöyle görmektedir: "Radikal; köklü demektir ve kötülüğü kökünden halletmek isteyen mücadeleci kadınların en büyük irade ve uğraşıdır."
Hedwig Dohm'un bu andan itibaren "sorunları nasıl hallettiğine" bir örnek: Geçtiğimiz yüzyılın yetmişli yıllarında en "güncel tartışma konusu" kadınların yüksek öğrenim görmesidir. Kaygılı bilim adamlarının ilk derdi, en son araştırmalara göre beyin ağırlıkları erkeklere oranla daha az olan kadınlar için tıp tahsilinin özellikle zararlı olmasıdır.
Hedwig Dohm bu konuyla ilgili olarak şunları söyler: "Bilim çevresindeki erkeklerin, kadının beyni adına istedikleri, kadının bilimsel öğrenim görmesinin engellenmesidir. Kadın beyninin korunması namına, her halükarda başarılı sonuçlar elde edilebilecek, aynı derecede haklı gerekçelere dayalı bir önerim var: "Karısına kötü davranan her erkek, kadının beyin gücünü zayıflatacağından sınır dışı edilsin."
Ve sonra "kadının beden yapısı" üzerine çok ilginç gözlemleri olan Theodor von Bischoff'u diline dolar, "Bay von Bischoff 'erkek kadından daha uzun bacaklı' diye belirtiyor, çok doğru. Bir sonuç çıkarmak isteyen herhalde erkeğin postacılığa kadından daha uygun olduğu sonucuna varır. Fakat kadının bu nedenden dolayı Yunanca ve Latince öğrenme yeteneği olmadığını söylemeye kalkmak mantıklı düşünmekten çok küstahlık olur.
"'Kadının ses perdesi daha dar ve gırtlağı daha küçük' diye öğretiyor bize Bay von Bischoff. Buradaki gerçeği açıklamak gerekirse, yapılan düetlerde erkek tenor, kadın soprano ses verir. Fakat ses perdesi ile oy hakkı arasındaki ilişki bununla açıklanamaz bana göre."
Ayrıca, kadınların tıp öğrenimine karşı çıkan Profesör von Bischoff "kadınlara özgü duygusal zayıflık" tezini ortaya atmıştır. Hedwig Dohm'un ona sorusu şu olur:
"Elinizi vicdanınıza koyun Bay von Bischoff, aşçı kadın çok severek yediğiniz yılan balığını kesmemekte dirense ve sizden duygusal zayıflığı dolayısıyla özür dilese ona ne yapardınız? Onun yerine rahatlıkla balık kesebilecek başka birini almak üzere, bu zayıflığı yüzünden aşçınızı işten çıkarmaz mıydınız?"
Sonra kadınların şu malum sorunu: "âdet görme". Kadınlar her dört haftada bir cinsiyetlerinin diyetini vermek zorunda oldukları için -Profesör Bischoff bunu kibarca başka türlü tanımlıyordu -onlardan erkeklerin meslek hayatına girmeleri beklenemezdi doğal olarak.
"Peki -bu günlerde- kadın işçilerin ve hizmetçilerin çalışması neden korkunç ve onur kırıcı değil?" diyen Hedwig Dohm, bu kadınları çok iyi tanıyan ve sempati duyan von Bischoff'tan bilgi almak ister. Aşçısına ve çamaşırcısına "bu günlerinde" hep izin verdiğini tahmin etmektedir -yoksa izin vermiyor mudur? Her işveren, kadın işçisini bu 3-4 gün boyunca çalıştırmamakta direnip, ücretini de ödemedikçe; devlet tüm dul ve evlenmemiş kadınların bu süre içinde kazanabilecekleri parayı tazmin etmedikçe, konuyu açmamak en iyisidir. Kendi kendine çözümünü bulmaktadır zaten."
Hedwig Dohm'un bu sözleri, zamanının bilginlerinin özgüvenlerini nasıl sarstığına bir örnektir. Burada belirtilen tezleri Hedwig 1874'te Kadının Bilimsel Bağımsızlığı dergisine yazdığı sırada, Zürih'te bir Alman kadın tıp doktorasına hazırlanmaktadır: Franziska Tiburtius, iki yıl sonra Hedwig'in yaşadığı Berlin'de bir kız arkadaşı ile birlikte muayenehanesini açacaktır. Hedwig Dohm 1876'da (Dr. Franziska Tiburtius'un Berlin'e geldiği yıl) Kadın Doğası ve Hakları'nı yayınlar. Bu yazısında kadının seçim hakkının, kadınların tüm politik savaşımının hedefi olduğunu açıklar.
Fikirlerini mükemmel şekilde kaleme alan bu kadın bunları konuşmacı olarak da savunmuş mudur? Hayır. Kadın sorunlarını ne kadar kökünden ele alırsa alsın, bu konularda sadece yazılı olarak fikirlerini açıklamak ister. Açık oturumlardan, toplantılardan, hele büyük insan topluluklarıyla karşılaşmaktan kaçınmaktadır. Büyükannesi "Mimchen" (torunu, Hedwig Dohm'a böyle hitap ederdi) ile bu konuda sık sık konuşan Hedda Korsch'un tahminine göre, "bu yönü ile mutlaka bazı taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştı."
Hedwig Dohm Üzerine Anılar kitabında Hedda Korsch büyükannesinin niçin konuşma yerine yazmayı yeğleyen bir kadın olduğunu açıklamaya çalışır: "İleri sürdüğü tek neden çekingenliği idi. Hedwig Dohm biçimsel yapısında eksiklikler hissediyordu; gürültüye ve insan kalabalığına aşırı duyarlıydı. Bunlar karşısında kendisini yenik hissederdi. Kâğıt üstünde saldırgandı. Sohbet sırasında zaman zaman çok keskin ifadeler kullanırdı, ama saldırılarında hafif ya da ağır bir ironi, kendi kendisiyle alay, belirli bir teslimiyetçilik ve hınzırca bir espri anlayışı hiç eksik olmazdı. Kadın sorunlarını toplumda ön saflarda savunan kurumlara karşı büyük hayranlık duyar, desteklerdi. Fakat kendisi aralarına giremezdi."
Savaşıyordu, fakat herhangi bir "derneğe" ait olmaksızın. Bu, yapısında olmadığı için. Kadın hareketlerinde "eylemsel" etkinliği yoktu. Ama evde etkindir. Dört kızını da birer meslek sahibi olacak şekilde yetiştirir. Ve silahı olan kalemi hiç elinden bırakmaz. 1902 yılında neredeyse yirmi yıllık dul ve yetmişine merdiven dayamış olan Hedwig'in en mükemmel kavga yazılarının derlemesi olan Anti Feministler piyasaya çıkar. Burada şöyle der, "Daha gururlu olun hanımlar! Durmadan aşağılanmanız karşısında nasıl olur da hâlâ başkaldırmazsınız.
"Bugün de mi? Evet, hâlâ bugün de...
"Cinsiyetlerin her yönüyle eşit olduğunu resmen beyan eden sosyalistler bile bu kadın özgürlüğüne sıcak bakmıyorlar... Bebel, kadın özgürlüğünü programına alan ilk kişidir. Marx, Engels, Lassalle için kadın sorunu diye bir şey yoktur. Ey hanımlar - Daha fazla gurur! Gururlu kişi hoşa gitmeyebilir, ama hor da görülemez. Yalnız eğilen boyunlara basar sözde efendinin ayağı. Bugün de büyük bir çoğunluk kadın hareketlerine başka türlü bakıyor ve bir erkek besleyici bulamayan dişi parazitleri toplumun sırtından indirmekten başka işe yaramayacağını düşünmüyor. Kadınların özgürlük bildirgesine karşı olan şakacı birinin slogan önerisi şöyledir: Tüm ülkelerin evde kalmış kızları, birleşin!'
"Devrimler gül suyu ile yapılmaz. Fakat mutlaka kan dökmek de gerekmez. Zaman en iyi devrimcidir. Yalnız onun sağlam adımlarına yavaş yavaş ayak uydurun, ileriye doğru. Zamanlarını yaşayamamaları, yani zamanlarının ancak onlar gittikten sonra gelmesi, hep ilerisini düşünen devrimcilerin yaşadıkları en derin trajedidir."
Hedwig Dohm kadın hareketlerine karşı olan dört erkek tipi belirlemiştir ve bu dört kategori içinde antifeministleri tanımlar:
Her türlü değişime tamamen karşı olan "geri kafalılar".
Sonra, yazarın da yaşamı boyunca tanık olduğu "erkek haklan savunucularımın birinden şöyle söz eder: içkisini henüz bitirmemiş biri, yılbaşı gecesi saat tam 12'de karısı "Yeni Yıl'ın Şerefine" diye bağırdığında onu tersleyerek "Burada gece yarısının ne zaman olacağına ben karar veririm!" der.
Başka biri Hedwig Dohm'a, "günün birinde tavuk kızartmasını neşter ile dilimleyeceğinden korktuğu için" bir kadın doktorla kesinlikle evlenemeyeceğini söyler. Hedwig'in yanıtı: "Ona vejetaryen olmasını salık verdim."
Üçüncü kategori "aktif egoistlerdir. Bunlar kadını iş hayatında rakip olarak gördüklerinden, evdeki huzurlarının da kaçacağından korkanlardır.
Hedwig Dohm, antifeministlerin dördüncü grubuna "centilmen müsveddeleri!" der. Bunlar "ha... demek öyle... anlıyorum" diye konuşan, anlayış dolu, yardımsever bir kavalye kisvesi altında zayıf cins dedikleri kadına hükmeden, sahte "beyefendi"lerdir.
Hedwig Dohm 86 yaşına kadar yaşar. Kadınların yüksek öğrenim ve seçim haklarını elde ettiklerini görmüştür. Yazıları o zamanki kadın hareketlerinde büyük etki yapmış, esprisinden, hırçınlığından ve keskin zekâsından bugüne kadar hiçbir şey kaybetmemiştir.
"Bir zamanlar kadınlar hakkında ne yazdıysam hepsini ruhumun en derinlerinde yaşadım," demiştir Hedwig Dohm bir keresinde, "bizzat yaşanmış gerçekler yadsınamaz."






.SuяLч. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
dohm, hedwig


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557