Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Tiyatro & Edebiyat & Sanat > Tiyatro & Sanat
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Nisan 2012, 16:02   #1 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart Tiyatro Dersleri

1. DERS = Diyafram ve Ses-Kas Çalışmaları
2. DERS = Artikülasyon, Fonetik ve Vurgu
3. DERS = Ses - Nefes Eğitimi
4. DERS = Vücut Hareketleriyle Anlatım
5. DERS = Ezberleme ve Role Hazırlanmak
6. DERS = Yaratıcı Drama
7. DERS = İşitilebilirlik, Ses Perdesi, Uygulamalar
8. DERS = Konuşma Frekansları
9. DERS = Sahne Korkusunu Yenmek
10. DERS = Etkili Konuşma ve Hazır Cevaplılık (Doğaçlama için)
11. DERS = Etkili Sunuş & Hitabet
12. DERS = Vücut Hareketleriyle Anlatım
13. DERS = Kulis ve Prova Terbiyesi
14. DERS = Dil ve Çene Alıştırmaları

----

Tiyatro Dersleri..1. Ders Diyafram ve Ses-Kas Çalışmaları



En güzel ses, hiç bir zaman zorlama olmadan çıkan sestir. Oyun sırasında kelime ve cümleleri ayrı tonda ve vurguda söylemek büyük bir yanlıştır.

Oyuncular için en doğru soluma diyaframdan solumadır.
Diyaframdan solunum yaparken akciğerlerimizin alt loplarını etkin şekilde kullanmak suretiyle, kaburga kemiklerinin alt hizasından dışarıya itilecek şekilde nefes alabilmeyle çalışılır. Önce çok derin olmak kaydıyla arda arda 3-4 soluma yapın. Göğüs kafesiniz ve omuzlarınız yukarı doğru kalkarsa hatalı nefes almışsınız demektir.
Diyafram nefesini daha iyi anlayabilmek için düz bir zeminde yere sırt üstü uzanın. Hızlı ve kısa aralıklarla sadece ağızdan solumaya başlayın. Yerde nefes alırken dikkat edeceğiniz şey, göğüs kafesinin bittiği yerden karından gözlemlenen bir hareket söz konusu mu?
Bunu anlamak için iki elinizle göğüs kafesinizin üzerine hafifçe bastırın ya da başka bir arkadaşınızdan iki eliyle göğüs kafesinizin üzerine bastırmasını rica edin.
Şimdi aynı solumayı göğsünüzün alt kısmına doğru yapın. Diyaframdan nefes alıyor musunuz dikkat edin. Üzülmeyin diyaframdan nefes alamadıysanız başka bir önerim daha var, çünkü diyafram nefesini öğrenme, bazı insanlar için sanıldığından zordur.
Şimdi sırt üstü düz konumda uzanmış durumdasınız. Nefesinizi tutun, bu halde kamınızı içeri ve dışarı itin. Nefes almadan bunu gerçekleştirebiliyor musunuz? Cevabınız evet ise şimdi karnınızı dışarı itin, nefes verirken kamınızı içeri çekin. Bu yolla diyaframdan solumayı öğrenebilirsiniz. Bunu defalarca tekrarlayın.
Diyaframdan doğru nefes alma şeklinizin otomatikleşmesi gerekmektedir. Bir oyuncu olarak her zaman için bilinçli olarak nefesimizi kontrol etmeliyiz. Alışkanlık kazanıncaya kadar iki hafta bu çalışmaları tekrarlayın. Günde en az kırk dakika çalışın. Çalışmalarda başarılı olabilmek için çalışma öncesinde midenizin 1/3'ünün boş olmasına dikkat ediniz. Diyaframdan nefes alma, yukarıda önerilenler doğrultusunda sürekli ve düzenli yapıldığı sürece alışkanlık haline gelecek, otomatikleşecektir. Zamanla diyaframınızı kullanmayı ve aldığınız nefesi iktisaslı ve uzun sürede kullanmayı öğrenmelisiniz.

Örneğin bir oyunda oynuyorsunuz ve üç sayfalık bir tiradınız var; eğer diyaframınızı iyi kullanabiliyorsanız, takılmadan, zorlanmadan ve tekstin içerisindeki anlatımı yakalayacak şekilde oynayabilirsiniz.

Ama farz edin ki, diyafram kullanmanız zayıf. Gereksiz yerde nefes alıp vereceksiniz ve tekstin altından kalkmanız zorlaşacaktır.

DİYAFRAM NEFESİNDE DİKKAT EDİLECEK ALTIN KURALLAR

1- Nefes alırken derin, sık, çabuk, düzenli, gerilmeden, gürültüsüz alıp vermeyi öğrenmelisiniz.
2- Nefesinizi kesinlikle burnunuzdan alıp, ağzınızdan vereceksiniz.
3- Nefesinizi alış, tutuş ve veriş zamanlamanız 1- 4 -2 formülüne uygun olmalı.
4- Yani nefesinizi 2 saniyede almışsanız 8 saniye içinde tutacak ve 4 saniyede vereceksiniz.
5- Nefes alırken akciğerlerinizi zorlayınız. Nefesi uzun süre alıp tutmayı öğreniniz.
6- Bir anda fazla alınan oksijen baş dönmesine yol açabilir.
7- Amaç ciğerleri büyütmektir. Ama ciğerler bir anda büyümez. İdeal bir diyafram nefesi kısa sürede oluşturulamaz. .Çalıştıkça diyaframınızın geliştiğine tanıklık edeceksiniz.
8- Eğer gırtlağı fazla sıkarak havayı, tutmaya kalkarsanız gırtlak yorulur. Ses bozulmaya başlar.
9- Konuşmaya başladığınızda aldığınız hava bir çırpıda boşalıp bitmemelidir. Aynı havayı en uzun süre kullanmayı öğrenin. Ama bu sırada kasılmamalı ve gırtlağın kapanmasına neden olamamalıyız. Yoksa hırıltıdan başka bir şey çıkaramayız.


Tamam ben kaptım bu işi derseniz eğer tebrikler. Şimdi şu cümleleri tekrarlayabildiğiniz kadar tekrarlayın.

1-Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar bağırmış.
2-Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.
3-Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mısın?
Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.
4-Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar,
nesi için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar? Kârı için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar.
5- Dört deryanın deresini dört dergâhın derbendine devrederlerse,
dört deryadan dört dert, dört dergâhtan dört dev çıkar.








Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Nisan 2012, 16:03   #2 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

2. Ders = Artikülasyon, Fonetik ve Vurgu

BOĞUMLAMA = ARTİKÜLASYON:

Konuşma organlarının boğazdan çıkan sese biçim vermek için topluca çalışmasıdır. Tiyatroda en önemli şey denilenin anlaşılmasıdır. Söylenen sözlerin anlaşılması için temel sesler ünlüler değil ünsüzlerdir. Seslerin agızdan çıkışına dilin konumuna dikkat etmek gerekir.
SÖYLENİŞ (FONETİK):

Sadece söylenişi göz önünde tutar. Diksiyon, güzel bir söylenişin asal kurallarını verir ve söylenişteki ihmali yenmeye çalışır. Fonetikse diksiyonda seslerin meydana gelmesini ve ses organlarının durumlarını inceler.
Genel olarak söyleniş bozuklukları ünlülerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlışlıklardan doğar.
Örnegin: açık E yerine kapalı E - kalın E, kalın A yerine ince A söylemek gibi. Boğumlanma bozukluklarıysa ünsüzlerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlışlıklara denir. Örnegin:gılama, şeleme, leleştirme gibi.
Her ikisi de düzgün söz söylemekte önemli yer tutar.
Boğaz ve burundaki et fazlalıkları, küçük dilin görevini yapamaması, dişlerin seyrek oluşu ve onların üst üste binerek sıralanması, üst dudağın kısa ve yukarı doğru çekik oluşu, çenelerin dışarı doğru çıkıklığı ve içeri doğru çekikliği vb.
Diğer fonetik hatalara şöyle bir göz atalım:
*Atlama: Pek yaygın olan bir söyleniş bozukluğudur.
Örneğin: (kendisi) yerine (kensi), (karşılaşma) yerine (kaşlaşma), (hanımefendi) yerine (hamfendi), (nasılsınız) yerine (nassınız), (Galatasaray) yerine (gassay), (kalk oradan) yerine (kak ordan), (kilitledim) yerine (kitledim) vb.
Harflerin çıkarılışına özen gösterip başlangıçta ağır konuşarak bu bozukluğun önüne geçilebilir.
*Gevşeklik: En sık görülendir. Bir boğumlama tembelliğinden ileri gelir. Bu bozukluğun önüne geçmek için dişler arasına bir kurşun kalemi sıkıştırıp heceleri söylerken onların iyice anlaşılmasına çalışılır. Dişler arasından kalem çekildiği zaman, boğumlanma daha açık olarak anlaşılan bir biçim alıp dil, yanaklar ve dudaklar görevlerini yapmaya başlarlar.
*Gılama: ( R ) ünsüzünün, küçük dilin titremesiyle boğazda meydana gelmesidir. Bu bozukluğu gidermek için ( R) ünsüzünü doğru boğumlandırmaya çalışalım. (R) ünsüzü dilin ucunu damağa kadar kaldırarak verilir. Öyle ki dil şiddetle çıkan havaya dokununca geri çekilir ve bir çeşit titreme yaparak yerine gelir. Böylece dilin ucunu uzun zaman titremeye çaba harcamakla iyi bir sonuç alınabilir.
*Islıklama: ( S ) ünsüzünün şiddetini abartmaktan ileri gelir. Dil üst dişlerin iç tarafina dayanip hava dişlerin arasindan sizarsa bu yanliş ortaya çikar.
*Değiştirme: Bir ünsüzün yerine başka bir ünsüzü söyleme alışkanlığı olup bir çok çeşitleri vardir.
Sert ünsüzlerle olanına sık rastlanır.
(zeleştirme) ( j ) yerine (z) söylemek örnegin: (şarj) yerin (şarz),
(Seleştirme) ( ş ) yerine ( s ) söylemek örn: (paşam) yerine (pasam),
(jeleştirme) ( c ) yerine (j) söylemek. Örn: (kucak) yerine (kujak),
(şeleştirmek): (s) yerine (ş) söylemek. Örn: (sana) yerine (şana)
Diğer ünsüzleri ilgilendiren değişmeler. (leleştirmek) ( R ) yerine (L) söylemek. Örn: (merhem) yerine (melhem), (birader) yerine (bilader) bazen de (n) yerine (L) söylenir (fincan) yerine (filcan)
Yerleştirme: Bazı yerine veya arasına (y) ünsüzünü sıkıştırmaktan ileri gelir. (Müezzin) yerine (meyzin), (iade) yerine (iyade), (gönlüm) yerine (göynüm). Bazı ağızlarda (b) yerine (p), (d) yerine (t) olduğu görülür. Örn: (Kıbrıs) yerine (Kıprıs), (leblebi) yerine (leplepi) vb.
Yutma: Genellikle içinde ünsüzü bulunan kelimelerde sık görülür. Örn: (Ayhan) yerine (ayan), (Mehmet) yerine (memet) vb.
*Söyleniş bozukluları: Ünlüleri ilgilendiren değişmeler. (ince a) yerine (kalın a) söylemek. Örn: (Kemal) yerine (kemal) vb. (e) yerine söylemek. örn: (elektrik) yerine (alektrik)vb. yerine (e) söylemek. Örn: (Azrail) yerine (ezrail)vb. (ince o) yerine (kalın o) söylemek (lokma) yerine (lokma) vb.

PROSODİE (VURGU)

Sözcük vurgusu hecenin şiddetiyle ilgili olduğu gibi birde hecenin süresi yani uzunluğu kısalığı ile ilgili olan (nicelik)i vardır. Sözcüklerde bu iki özellik birbirini karıştırmamalıdır. Nicelik , bir hecenin uzunluğu ve kısalığı ile ilgilidir. Halbuki şiddet ise bir hecenin vurgusuyla ilgilidir.
Dilimizde süresi uzun olan heceler hep yabancı sözcüklerde bulunur. Örn: katil, kase, cahil, ebedi, hazine vb yanlış söylememek için kelimelerin kökenlerini araştırmak gerekir.
Türkçe de (ğ) ünsüzü kendinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak bulunduğu hecenin uzamasına neden olur. Örn: yağmur= yaamur, öğretmen= ööretmen, öğle=ööle , çağdaş= çaadaş. İlk hecelerde (y) nin de gevşeyip kendisinden önceki ünlüyü etkileyip heceyi uzattigi görülür. Örn: böyle=bö-le, şöyle= şö-le, öyle=ö-le, söylemek=sö-lemek vb.
(Ğ) ünsüzünün bir etkisi de şöyledir: yapacağım= yapıca-m (ğ) demin bahsettiğimiz uzatma etkisini yaparken kendisinden sonra gelen ünlünün de düşmesine sebep olur. Bu durum genellikle eylemlerde görülür. Örn: edeceğim= edice-m, oturacağım= oturuca-m vb.
BİR kelimesinden biraz konuşalım. Adet belirttiği zaman yani kendi sayı anlamıyla kullanıldığında (bir) herhangi bir şeyden bahsederken (bi) olarak söylenir. Örn: adam bir gün bir sinemaya gitmiş. Soru: adam ne gün gitmiş? Her hangi bir gün gitmiş. Yada söyle sorabiliriz bu soruyu adam yalnızca bir gün mü bir tek sinemaya gitmiş? Burada (bir) kendi sayı anlamıyla değil (herhangi) anlamıyla kullanıldığı için (bi) olarak söylemek daha doğrudur.
Orada, burada, şurada kelimeleri de (bir)e benzer özel bir söyleniş biçimi taşirlar. Burada = burda, şurada= şurda, orada= orda, olur ve aradaki a harfi düşer.
Kelime sonlarındaki -yor heceleri üzerine birkaç söz: -yor hecesi fazla bastırılmadan yada bastırmayacağı diye yok saymadan söylenmelidir.
Son uyarıda çok sık kullandığımız (değil) kelimesi için. Değil kelimesi söylenirken (e) harfi düşer ve yerini (i) harfi alır. DEĞİL=DİĞİL olur.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 24 Nisan 2012, 16:03   #3 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

DERS 3 = SES VE NEFES EĞİTİMİ


Sesi ısıtır.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, ..........80,....90, ... 98, 99,100
1 den 100 e kadar belirli bir ses tonu ile say

Sesin tizliği...
MAN, MEN, MİN, MON, MUN, MÜN, MIN, MÖN
Mmmmmmmmmmmmaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnn
Ağız kapalı burundan ağızdan ağız kapalı burundan
Man sesi çıkarılırken harfler arasında kesinti olmayacak.

Sesi kuvvetlendirir.
1, 2, 3, 4, 5, 4, 3, 2, 1
1 den 5 kadar sesin şiddetini arttırarak say, aynı şekilde azaltarak geriye doğru say.

Sesi kuvvetlendirir.
HAH, HEH, HİH, HOH, HUH, HÜH, HIH, HÖH
Karından başlayıp ağızdan ses maksimum seviyede çıkacak

Sesi kuvvetlendirir.
PAH, PEH, PİH, POH, PUH, PÜH, PİH, PÖH
Karından başlayıp ağızdan ses maksimum seviyede patlar gibi çıkacak

Çalışmalar 1 yıl her gün yapılacak.
MAN, MEN, .....sürekli yapılacak.
Ses çalışması 11.00 ile 22.00 arası yapılabilir.

Toplum karşısında konuşmadan önce çok sıcak veya soğuk içecekler içilmemeli,
Konuşmadan 15 dk. önce kış aylarında ıhlamur içilebilir.

NEFES KONTROLÜ


Doğru nefes diyafram nefesidir.

Nefes alırken önce karın bölgesi şişmeli, sonra ciğerlerin tamamı,
Nefes verirken önce karın bölgesi inmeli, sonra ciğerlerin tamamı inmeli.

EGZERSİZ
Nefes al -göbek- sonra ciğerleri kullan. Sayı arttıkça zorlama oldukça nefes açılır.
1 den 5 e sayarak nefesi ver.
Sonra 10, 20 ye 30 u zorla 50 de bitir.
Her gün artır.
Her defasında 1 den başla

AĞIZ DUDAK TEMBELLİĞİ

1. U ve İ harflerini söylüyormuş gibi U ağzını büz, İ ağzını ger.
Günde 3 dakika, sabahları yap.
Dudak kaslarını geliştirir.
Dudak kasları kuvvetli olan sesin çıkışına hakim olur.

2. Kurşun kalem çalışması:
Kurşun kalem dik olacak şekilde ağza alınır. Yarım santimetre kadar ağza girecek şekilde dişlerin arasına sıkıştırılır.
Bu şekilde roman sayfasının yarısını heceleyerek vurgulu oku.
Vurgulu oku
P Ç T K R M Z N harflerini abartılı olarak oku.

3. Dil gerilmesi:
Dilini salla, ger: dil önemli konuşma organımızdır.
Boynu arkaya ger ki çenen gelişin.

VURGULAMA
Vurgulamada fikir ön plandadır.

Ne kadar iyi vurgulama yaparak konuşursan karşındaki o kadar iyi anlar.


TONLAMA
Tonlama konuşmaya duygu vermek için yapılır.

Hissettiğini net hisset ve karşı tarafa hissettir.
Tonlama duyguyu çıkarmamızı sağlar.

BEDEN DİLİ

Yaz aylarında yüzün gevşek olur.
Yaz aylarında kendini sürekli gerersen terlersin
İnsan sinirli iken kendini tutar. Kalemi, sağını solunu, masayı,
İnsan kendine destek aradığı için tutma ihtiyacı hisseder.
Bilirsen bedenine hakim olursun.
Bir şeyi elinde tutmak güçsüzlüktür.
Asla ellerini cebine atma-sığınma
Doğal duruş ellerin yanda olmasıdır.

KENDİN GİBİ OL...

Karşındakinin duygusunu anla ve “ben olsaydım” diye kendine sor, sorgula..

Konuşmada % 20 yetenek % 70 tekniktir.
Heyecanını kontrol et, çocuğa heyecanını kontrol etmesini öğret.
İtiraf et. Ne kadar itiraf edersen o kadar rahat edersin.
Ne kadar itiraf edersen o kadar az yaparsın.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 24 Nisan 2012, 16:03   #4 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

DERS 4. = Vücut Hareketleriyle Anlatım

Anlatılanları ayna karşısında yaparsanız daha yararlı olacaktır.

Burada anlattıklarım hayati önem taşımaktadır. Ayna karşısında kendinize not verebilir, inandırıcılığınızı kendiiz ölçebilirsiniz.
Sizin gibi mimiklerini ve vücudunu kullanan birinin gösterisine parayla gitmeye ikna olana kadar tekrarlayın.

GÖZLER:

Gözlerimiz yarı kapalıyken kötülüğü ve küçümsemeyi, gözkapaklarımızı indirdiğimizde saygıyı, utanmayı anlatırız.
Heyecanla gözler bir anda kapanıp açılır, gözkapakları aşağı iner, baş hafif sallanır. Vücut ürperir, titrer, sık soluma yapılır. Gözlerin iri iri açılması şaşkınlık, hiddet, hayret, dehşet belirtisidir.

KAŞLAR:

Kaşlar çatılarak derin düşünceyi, sertliği, sağlam bir iradeyi belirtir. Kaşların başlangıç kısımlarının yukarı doğru kalkıp, uç kısımlarının aşağı doğru inmesi ıstırap anlamıdır.
Öfkede kaşlar çatılır, kaş aralarında derin bir çizgi belirir, burun delikleri açılır, gözlerde şimşek çakar, dudaklar aralanır, alt dişler üst dişlerden önce görünür, sık, sert ve derin soluma yapılır.
Derin sevgide kaşlar kalkar, gözler büyür, ağız hafifçe açılır, dudak kenarları biraz yukarı kıvrılır. Bütün çizgilerde bir tatlı okşayış, bütün yüzde saf bir parlaklık görülür, sakin soluma yapılır.

AĞIZ:

Dudakların yarı açık oluşu hayret ve sevinci, çok açılması şaşkınlığı anlatır.
Dudak kenarlarının aşağı doğru inmesi üzüntüyü, dudakların büzülerek öne doğru uzaması susmayı somurtmayı belirtir.
Alt çenenin biraz öne çıkması gaddarlığı, dişlerin birbirine vurması çılgın bir hiddeti anlatır.

BAŞ:

Başın öne doğru duruşu merak ve gaddarlığı, geriye çekilmesi saygısızlık, korku, yana doğru hafifçe eğilmesi kayıtsızlık, acıma, öne doğru eğilmesi utanç ve korku belirtir. Başı yukarıdan aşağıya sallamak doğrulama, önden arkaya doğru kaldırmak inkar anlamını verir.

KOLLAR:

Kolların herhangi biri 'gel' ve ya 'git' emri vermek üzere öne doğru hızla hareket ettirilir. Yer göstermek üzere gösterilen yere doğru bükülür. Şiddetli hayranlık duygularının belirtilmesinde, kolların ikisi birden yukarı doğru kaldırılır.
Cesaret kırıcı bir durum karşısında ümitsizce yanlara doğru bakılır. Bekleyiş, meydan okuyuşta kollar öne doğru kavuşturulur.

ELLER:

Avuç içi, yüreğin üstüne bastırılarak sevgi ve heyecan anlatılır. Avuç içi göğsün ortasına bastırılırsa inanmak, iman etmek duyguları belirtilir. Avuç içinin dışarı doğru çevrilerek itilmesi tiksinme, iğrenmeyi belirtir. Bu arada başta biraz geriye doğru bükülür. Avuçların birini diğeri üzerinde ovalama neşe ve sevinç belirtisidir.

PARMAKLAR:

El jestlerinde özellikle işaret parmağı çok büyük rol oynar. İşaret parmağı kol ile birlikte öne doğru uzatılırsa işaret veya kovma anlamı verir. İşaret parmağı bükülerek göğse doğru çekilirse yaklaşmayı, çağırmayı, yine işaret parmağı düz olarak ağıza yaklaştırılırsa susturmaya çalışmayı belirtir.
Bütün parmaklar kapatılarak kuvvet ve azim, yumruk gösterilirse tehdit anlatılır.
Parmaklar bükülmüş olarak işaret parmağı baş parmağa sürtülürse, para işareti yapmış olunur.
Eller birleştirilerek parmaklar birbiri içine geçirilirse yalvarma anlamı verilmiş olur.

BACAKLAR:

Bacakların duruşu da çok önemlidir. Bacaklardan birinin diğerinden ayrılmış olarak önde durması kuvvet, ataklık ve şiddetli duyguları belirtir.
Ayakların aynı hizada birbirinden ayrı durması rahatlık, kaygısızlık, meydan okuma veya durgunluk belirtir.
Bacak bacak üstüne otururken bir bacağın sık sık sallanması sabırsızlık, sinirlilik belirtisidir.

VÜCUT:

Vücudun büzülmesi, sırtın kamburlaşması, kolların gövdeye yapıştırılması yılgınlık ve utanma belirtisidir. Bunun aksi hayranlık, zafer anlatır.
İğrenmede vücut geriye doğru, istek merak ve ataklıkta ileri doğru gider. Yana ve geriye doğru uzanarak gururu, saygısızlığı veya fizik yetersizliğini anlatır. Vücudun öne doğru eğilmesi saygı belirtisidir.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Nisan 2012, 16:03   #5 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

DERS 5 = Ezberleme ve Role Hazırlanmak



Ezberleme

Kolayca ezberlemek ve ezberlediğinizde daha kalıcı olması için aşağıdaki yöntemleri adım adım uygulayalabilirsiniz.
Ezbere başlamadan önce ses ve beden egzersizi yapmış olmalısınız. Kendinizi toparlayıp ezbere yoğunlaşamıyorsanız dolaşın, şarkı söyleyin. Kendinizi hazır hissettiğinizde başlayabilirsiniz.

* Mümkün olduğu kadar zihninizin saf ve duru olduğu anlarda ezber yapınız. Bir de zihninizi boş ve lüzumsuz şeylerden arındırdıktan sonra ezbere başlayın. Dolu kap boşalmadan içine bir şey yerleştiremezsiniz.
* Ezberleriniz genellikle sabahın erken saatlerinde saf ve duru zihinle yapmaya çalışın. Eğer akşam uyumadan önce çalışıp ön hazırlık yaparsanız siz uykuda iken hafızanıza kaydedildiğini fark edersiniz.
* Ezber yapacağınız metninizin karşısına geçtiğinizde çevrenizde sizin dikkatiniz dağıtacak türden ses ve görüntü olmamalıdır. Özellikle tam çalışırken telefon çalması tüm dikkatinizi dağıtacaktır. Bu nedenle dikkatinizi dağıtacak her türlü materyali etrafından uzaklaştırın.
* Mümkün oldukça ayakta ezberleyin.
* Ezberlediğiniz bölümlerin yazı hattı temiz olsun. Çünkü gözlerinizle ezberlediğiniz bölümlerin fotoğrafını çekmektesiniz. Hafızanıza aynı hatla kaydettiğinizde hatırlamanız daha da kolay olur.
* Ezber yaptığınız mekân sade ve sessiz olsun. Sade bir mekânda gözlerinizi ve zihninizi meşgul edecek şeyler olmaz ve daha çabuk ezberinize yoğunlaşırsınız. Bir de mümkünse ezberlerinizi hep aynı yerde yapınız. Çünkü yeni şeyler görmek dikkatinizi dağıtır.
* Ezber yaparken mutlaka hafif sesli okuyun. Sesli çalıştığınızda kulaklarınız dan da yardım alırsınız ve daha çabuk ezberlersiniz. Harflerin mahreçlerini ve telaffuzlarını okuyuşunuzun düzgün olmasına dikkat ediniz. Çünkü yanlış ezberlediğinizde düzeltmek çok zor olur. Bunun için de yakınınızdaki uzman tiyatroseverlerden, öğretmenlerden yardım alınız hatta mümkünse onlarla çalışın.
* İmkânınız varsa tirad ya da sahneninizi daha önce iyi bilen birine okutunuz ve onu can kulağıyla dinleyin. Ezberleyeceğiniz bölümün anlamını iyi kavrayın. Böylece ezberlediğiniz bölümlerin neleri anlattığını bilirsiniz. Gerektiğinde duygulanırsınız ve daha kolay ezberlersiniz.
* Ezber yaparken mümkünse sesinizi oyundaki karaktere yakıştıracak yabancılaştırmayla çalışın.
* Birinci paragrafı ezberledikten sonra ezberinizden en az üç defa tekrar edin. İkinci paragrafı ezberleyin ve onu da üç defa tekrar edin. Sonra da her iki paragrafı üç defa tekrar edin. Daha sonra sıradaki bölümleri ezberleyip ezberden üç defa tekrar ediniz. Bu defa, ezberlediğiniz bu paragrafı ya da bölümü tekrar ediniz. Sayfayı veya tiradı bitirinceye kadar aynı metodu uygulayınız. Sonunda da sayfayı ezberden en az on defa tekrar ederek iyice pekiştiriniz. Bu pekiştirmeyi sakın ihmal etmeyin. “Demir tavında dövülür” atasözünü hatırlayın. Ezberlediğiniz yerleri yolda giderken, evde dolaşırken tekrarlayın.

ADNAN TÖNEL


Role Hazırlanmak

Bir role hazırlanırken, ilk hedef oyun yazarıdır. Onu iyice tanımamız gerekir. Onun yaşadığı çağın içinde değerlendirip, ancak günümüzün gerçekleriyle de karşılaştırıp bir senteze ulaşmalıyız. Yapıtın evrensel olduğu nokta, budur. Yazarın oyunu, yazarlığının hangi döneminde yazdığı da önemlidir. Ayrıca, yazara bu oyunu yazdıran dürtüleri anlayabilmek için onun sosyal ve politik kişiliğini de bilmek gerekir. Oyunu defalarca okumalı; araştırmalar için notlar almalıyız. Oyundaki her karekterin ifade ettiği fikir çok önemlidir; onları iyice saptamak gerekir. Oyunun geçtiği dönemi ve ortamı tanımak için araştırma yapmak şarttır. Örneğin, "Danton'un Ölümü"ndeki rolümü (Lucille) gözü kapalı çalışmamak için tarih kitaplarından bütün bir Fransız ihtilalini, sebeplerini ve sonuçlarını okuyup, öğrenmem gerekmişti. Bu her oyun için geçerli. Böylece her oyun, oyuncu için ayrı bir eğitim süreci haline de gelebiliyor.

Zamanı dengeleyebilmek için kendimize mutlaka bir program yapmalıyız. Okuma ve tahlil provalarından sonra hemen halledilmesi gereken ilk kaba çalışma, ezberdir. Bize verilen prova süresini asla ezber için harcamamalı. Ancak, kuru kuruya ezber de sakıncalıdır. Provalar başlayınca her şey çok değişebilir. Bu konuda kısmen esnek olmakta yarar var.


Provalar boyunca, oynayacağımız karekteri bütünlemeye ve yönetmenle yorum birliğine varmaya çalışmalıyız. Çelişkilerin üzerine gitmeli. Bu arada, karşılıklı oynadığım arkadaşlarla ortak bir uyum ve biçim elde etmeye çalışmalı. Arayışlar, yapabildiklerimiz ve yapmamız gerekenlerin denetimi, gece gündüz, provalarda ve sonrasında hata uyurken bile bilinç altı sürer. Bu uğraş, çizdiğimiz program içinde, oyun başlayıncaya kadar sürer.

Ancak, oyun başladıktan sonra her şey bitmez. Kuşkular, korkular, acabalar, seyirciyle birlikte gelen yeni durumların nedenleri, niçinleri hep devam eder. Hiçbir zaman, tam olarak emin olunmaz. İlk gün, oyunun ilk haftası, birinci ayın sonu... Tabii biliyorsunuz, bu arayışın sonu yoktur ve her zaman yapılmamış birşey bulmak mümkün. Ayrıca şunu da hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, her zaman sizden daha iyisini yapan biri mutlaka çıkacaktır
Nedret Güvenç







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Nisan 2012, 16:04   #6 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

DERS 6 = YARATICI DRAMA


- Doğaldır (Yapılandırılmamıştır). Ürün gibi değerlendirilmez, seyircide kendisidir.
- Sahne yoktur (Sunuşsal değildir).
- Metni yoktur (Doğaçlama şeklindedir).
Drama çalışmalarının yapılabilmesi için; bir grup, eğitimden geçmiş bir lider ve çalışma yapmaya uygun bir mekan gereklidir. Grubun yapısı ve katılımcıların özellikleri göz önünde bulundurularak bir esneklik içinde veya liderlerin farklı metodolojik yaklaşımları yanı sıra drama süreci içinde beş tip uygulama yapılır;
1- Isınma
2- Oynama
3- Doğaçlama
4- Oluşumlar
5- Değerlendirme


1- ISINMA
Çeşitli yöntemlerle beş duyuyu kullanma, gözlem yetisinin geliştiği bedensel ve dokunsal alıştırmaların yapıldığı tanıma, etkileşim kurma, güven ve uyum gibi özellikleri katılımcıya kazandıran ve oldukça kesin kurallarla belirlenen, grup liderinin yönlendiriciliğinde yapılan çalışmalardır. Rahatlama ve hareket çalışmaları olarak da adlandırılan ve her ikisini de kapsayan ısınma çalışmaları;
1- Psişik ve bedensel açıdan
2- Psişik ve bedensel açıdan karşısındakini tanıma
3- Karşılıklı iletişim kurma
4- Grup dinamiğini oluşturma
5- Sözlendirme ve etkileşim çalışmaları, öykü, anı, anlatma
6- Diğer bir aşamaya geçme biçiminde süregelir

2-OYNAMA (Pandomim ve rol oynama)
Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun kurma ve bu olayları geliştirme çabalarından oluşur. Yaratıcılık ve hayal gücü boyutları işin içine girer.

3-DOĞAÇLAMA;
Daha az kesin olarak belirlenmiş bir süreç olup saptanan bir konu ya da temadan yola çıkılır ya da saptanan hedefe doğru belli aşamalarla yol alınır. Bireysel ve grupsal yaratıcılığın ön plana çıktığı çalışmalardır.

4-OLUŞUMLAR;
Bir süreç özellikle belirlenmiş bir çıkış noktasından başlar. Sürecin nasıl gelişeceği ve nereye varacağı belirsizdir. (Adıgüzel Ö. 1993)
Yaratıcı drama sürecinde diğer sanat dallarının uğraşları da yer alır. Yazınsal metin, şiir, senaryo yazma, resim yapma, dekor hazırlama, kostüm, maske, kukla tasarımları, çevre tasarımları, ritmik deney (müziği veya ritmi kendileri oluşturabildikleri gibi hazır müziklerden de yararlanılır) alanlarında da drama çalışmaları yapılır. Fotoğraf, film, video ve elektronik dallarda işe koşulabilir.
Drama' nın amaçları üç ana başlık altında toplanabilir;
1- Kişinin kendi bedenine, duygularına, düşüncelerine ve çevresinde olup bitenlere karşı bilinçli olmasıdır.
2- Çağrışımların, duyguların, bilgi ve deneyimlerin özgürleştiği bir ortamın sağlanmasıdır.
3- Drama etkinliği, drama yaşantısının somut olarak duyumsanmasıyla, kişinin evrensel, toplumsal, moral , etik ve soyut kavramları anlamlandırmasıdır.

YARATICI DRAMA ETKİNLİKLERİ
1- HAREKET
Çeşitli hareket yöntemleriyle kendini tanıma başkalarını tanıma, etkileşim kurma, güven duyma, uyum sağlama ve benzeri birçok özellikleri katılımcıya kazandıran bir etkinlik çalışmasıdır.
Durduğu yerde sallanma, yürüme, koşma, zıplama, sıçrama, beş duyuyu kullanma vb hareketlerle liderin rehberliğinde belli kurallara uygun olarak yapılan bir drama etkinliğidir.
Çocuklar doğumdan itibaren doğal olarak hareket ederek yaşantı işle ilgili pek çok şeyi öğrenirler. Kendi vücutlarını tanırlar, organların farklı işlevleri olduğunu fark ederler, ellerini, ayaklarını farklı işlerde kullandıklarını keşfederler. Bunları kontrol altına almayı öğrenip beceri geliştirirler. Zamanla çevrelerini ve yakın çevresindeki insanları tanırlar, onlarla iletişim kurmayı öğrenirler.

2- RAHATLAMA
Bedenin, duygu ve düşüncelerin yumuşaması, sakinleşmesi için yapılan bir drama etkinliğidir. Hareket ve ısınma çalışmalarından sonra liderin rehberliğinde çeşitli rahatlama egzersizleri yapılır. Bu egzersizler genel olarak yerde uzanmış olarak yapılır. Gözler kapatılır. Lider, müzik eşliğinde komutlar verip gruptakilerin hayal gücünü harekete geçirir. Vücuttaki yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesi amaçlanır. Başarıyla yürütülmüş bir rahatlama çalışmasından sonra enerji toplayan ve güç kazanan vücut daha yoğun bir çalışmaya hazırdır.

3- PANDOMİM
Sözsüz ifade olarak bilinen pandomim çocukların çok hoşlandıkları bir drama etkinliğidir.
Yakın çevresindeki olayları veya günlük alışkanlıkların pandomim ile ifadesi yanında bir eşya, bir olay, bir öykü de çocuklarla birlikte uygulanacak pandomim etkinlikleridir. Pandomim sırasında müzik çoğu kez gereklidir. Müzüiğin ritmine göre yürüme, koşma, sıçrama hareketlerinin yanı sıra çeşitli hayvan taklitleri, çiçeklerin açması, rüzgarın esmesi gibi durumlarda müzik ve ritim pandomime canlılık kazandırır.

4- ROL OYNAMA VE DOĞAÇLAMA
Rol oynama,oyundaki karakterlerin özelliklerini, duygularını canlandırmaktır. Doktor hastalarla ilgilenir; oyundaki rolüne göre neşelidir, mutludur, öfkelidir. Öğretmen öğrencisine ders verir, sevecendir, sinirlidir. Yavrularına yem arayan koruyucu bir tavuk, ormandaki hayvanlara hükmeden güçlü bir kral aslan vb.
Yaratıcı Drama' da rol oynama bir film veya oyundaki karakterleri canlandırmak değil, herhangi bir karakteri duygusal ve davranışsal özellikleri ile kendi düşselliği içinde canlandırmaktır.
Bazen resimler gösterilerek bazen çeşitli tanımlamalar yapılarak istedikleri rolü alan çocuklar bunları özgürce canlandırıp konuşurlar.
Rol oynamanın daha gelişmiş biçimi olan doğaçlamada çocuğa sosyal olaylardaki gerçeğe uygun davranışları canlandırması için fırsat verildiği gibi gerçek yaşantıda karşılaşma olasılığı bulunmadığı rolleri de üstlenerek, düşsel durumları oynaması için de olanaklar sağlanır. Doğaçlamanın konusuyla çok yakın bir ilişkisi vardır. Çalışma sırasında diyaloglar doğal olarak çocuklar tarafından oluşturulurlar, doğaçlama dil yeteneği bakımından en üst düzeye ulaşır.
Doğaçlamada bazen ses efektleri de kullanılır. Doğaçlama süreci içinde fikirler toplanır, biçimlenir, problemler çözülür ve fikirlerin ifade edileceği bir form araştırılır. İletişim kurma ihtiyacı grubun fikirlerini diğerleri ile iletişim kurabilecekleri bir yapı içinde organize etmeye yönlendirir. Böylece doğaçlama yoluyla çocuklar doğal yapıyı anlayıp geliştirirler, tutarlı olarak kendilerini ifade ederler. Konuya göre, uygun dili konuşurlar.

5- DRAMATİZASYON

Dramatizasyon öykü içinde sunulan olayların ve durumların oynanmasıdır. Dramatizasyonda öykü çocuklara lider tarafından anlatılır, okunur veya resimler gösterilir. Yaratıcı dramatizasyonda öyküyü çocuklar istedikleri gibi geliştirip sonuçlandırabilirler. Öykünün nasıl gelişeceğine veya nasıl sonuçlanacağına çocuklar birlikte karar verir, böylece kendi yarattıkları yeni bir öykü oluşur.
Dramatizasyon yapılırken her çocuk istediği karakteri kendisi çeker. Burada liderin rolü öyküyü anlatmak veya sunmaktır.
Yaratıcı dramatizasyonda verilen veya oluşturulan öykünün;
- Çocukların yaşına ve gelişimine uygun olmasına,
- Kolay oynanabilmesine,
- Çocukları sıkmayacak sürede olmasına,
- Öğretici, eğitici ve gelişimlerini sağlamasına,
- Hemen hemen her çocuğun katılımına uygun olmasına özen gösterilmelidir.
Öyküler kuklalarla da canlandırılabilir. Yaratıcı drama etkinliklerinde çocuklar kukla oynatırken doğaçlama yaparak konuşurlar. Özellikle çekingen çocuklar kukla oynatırken kuklanın arkasına sığınarak kendi düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmek fırsatını bulurlar. Böylece hem duygusal rahatlama sağlar hem de dil gelişiminde ilerleme kaydederler.

6-YARATICI DANS
Yaratıcı dans çocuğun vücut hareketleriyle müziği yorumlamasıdır. Yaratıcı dansta asla hareket komutu verilmez. Çocuklara uygun müzik dinletilerek içlerinden geldiği gibi özgürce dans etmeleri istenir.
Müziği düşsel güç katılarak; çiçekli bir bahçede uçuşan kelebeklerin dansı, ormanda kuşların ötüşü ve kanat çırpışı, denizde yaşayan çanlıların karnavalı, çoban ve kuzuların dansı vb. gibi konular verilerek, müziğin ritmine uygun olarak dans etmeleri istenir. Dansta vücudun tüm parçaları kullanılabilir. Baş, boyun, omuzlar, kollar, eller, kalça, bacaklar, ayaklar hatta gözler, kaşlar, ağız, dil de dansa katılabilir. Dans çocuğa bedeninin nerede ve nasıl çalıştığı, nasıl hareket ettiği ile ilgili değerli ipuçları verir. Çocuk bu yolla hareketlerinin sınırını (yüksek, orta alçak), yönünü, (ileri, geri, sağa, sola, çapraz) ve hareketlerinin şeklini tanıma fırsatı bulur. Müziğin ritmi, ahengi çocukların değişik hareketler yaratmasına sebep olur. Yaratıcı dans çalışmaları grup halinde yapılabileceği gibi tek tek de yapılabilir, diğer çocuklar müziğin ritmine uygun olarak el çırpabilir, ritim aleti çalabilirler. Müziğin ritmine uygun yürüyüşler, taklit yürüyüşleri, koşular da yaratıcı dans kapsamındadır.
Yaratıcı dansın temelinde iyi bir müzik eğitimi ve eğitimcisi bulunmalıdır. Gelişigüzel hazırlanmış bir müzik programı yarardan çok zarar getirir.

YARATICI DRAMA ATÖLYE (WORKSHOP) ÇALIŞMALARI

Yaratıcı drama çalışmaları yaş ve katılımcıların özellikleri göz önünde bulundurularak yapılır. Tanışma, ısınma, oynama, pandomim ve rol oynama, doğaçlama ve oluşum drama aşamalarıdır. Bunların tamamı veya bir kısmı bir esneklik içinde drama seanslarında uygulanır.
TANIŞMA; İsminin baş harfi "A, C, D" vs. olanlar halka içinde dolaşarak tanışır, selamlaşır, konuşurlar. Üzerindeki elbisede kırmızı, mor, mavi vs. renk olanlar halka içinde dolaşıp tanışırlar. Koç, yengeç, boğa vs. burcunda olanlar anlaşarak tanışırlar. Doğum tarihi (ay olarak) aynı olanlar birbirlerini arayarak bulup tanışırlar. Aynı futbol takımını tutanlar selamlaşıp tanışırlar.
TANIŞMA; Grup halka olur ve oturur. Elinde top olan kişi, topu gruptan birine atarken kendi adını söyler. Adını söylerken herhangi bir özelliğini söyler.
Topu attığı kişide aynı şekilde adını ve herhangi bir özelliğini söyler.

ISINMA AŞAMASINDA YARATICI DRAMA ETKİNLİKLERİ

1-YÜRÜYEREK ISINMA;
Halka olunur, müzik eşliğinde veya tef ritmi ile önce yerinde sayma, sonra yavaştan hızlıya, daha sonra hızlıdan yavaşa yürünür. Liderin verdiği komuta göre; çamurda yürüme, sırtında yük varmış gibi yürüme, sıcak kumda yürüme, bebek gibi emekleme, buz üzerinde yürüme, cam kırıklarının arasında, pisliklerin arasında, ezilmiş domateslerin arasında yürüme.

2-YÜRÜYEREK ISINMA;

Grup değişik ritimle yürümeye başlar. Hızlı, yavaş yürüme, koşma, yavaşlama, yürürken duvara, çevredeki eşyalara değme, duvara yapışık olarak uzanma, gerileme, yere doğru eğilerek gevşeme (Okvuran A. 4.12.95 Drama dersi).

3-SERBEST YÜRÜME ;
-Gülümseyerek yürüme,
-Yürürken "merhaba" deme,
-Tokalaşma,
-Omuz ve kulaklara dokunma,
-Sarılıp bir süre bekleme ve yürüyüşe devam.

4-SERBEST YÜRÜME ;
-Sadece kendiniz için yürüyün,
-Bir kafesteymiş gibi yürüyün,
-Kendinize merhaba değin,
-Birine bakın ama iletişim kurmayın,
-Bir sözcük seçin (çiçek vb.),
-İletişim kurmadan sözcüğünüzü birkaç defa söyleyin,
-Söylediğiniz bir şeyi arayın ve onunla iletişim kurun,
-Randevulaşın,

5-YÜRÜYÜŞ ;
-Yürümeye başlayın,
-Kalabalık bir ana caddedesiniz,
-Uzaktan bir arkadaşınızı görüyorsunuz, ona ulaşmaya çalışın
-Ulaşın ve ikili olarak yürümeye başlayın,
-Başka bir ikili görün, onlara ulaşmaya çalışın, ulaşın ve sohbet edin, dörtlü olarak yürüyün,
-Başka bir dörtlü görüp aynı işlemi sürdürün.

6-HAYVAN YÜRÜYÜŞLERİ ;
Tavşan, fil, ördek, yılan, kanguru vb. seçilen hayvanların yürüyüşleri ile çıkardıkları sesler taklit edilerek, müzik veya tef ritmi eşliğinde yürünür.

7-RİTİM ALETLERİ İLE YÜRÜME ;

-Ortada bulunan ritim aletlerinden birer tane seçilir (Tef, zil, ritim sopaları vs.).
-Ritim aletlerini seçen katılımcılar halka oluşturur,
-Yavaş ritimden başlanarak bir uyum içerisinde hızlanılır, daha sonra ritim yavaşlatılarak yürüyüş temposu da yavaşlatılır.
-Yürüyüş, sekme hareketine, arka arkaya sıralamak, yılan salyangoz hareketlerine ritim eşliğinde dönüştürülür.

8-MÜZİK EŞLİĞİNDE YÜRÜME ;
Müzik başlar, serbest şekilde yürünür. Müziğin uygun yerinde liderin komutuyla "iyi günler, iyi günler" diyerek vücudun uzuvları birleşir.
1- Dizler, 5 - Eller,
2- Parmaklar, 6 - Omuzlar,
3- Kollar, 7 - Kalçalar,
4- Ayaklar, 8 - Dirsekler.

ISINMA AŞAMASINDA OYUNLAR
-MEYVE SEPETİ
Gruptakiler 3-4 gruba ayrılır. Her grup kendisine bir meyve ismi seçer, ebe seçilir. Ebe seçilen, meyve isimlerinden birini söyler (elma, armut, muz). O meyveyi seçen herkes yer değiştirip birbirinin yerine geçmeye çalışır. Ebe bazen de "meyve sepeti" der ve o zaman herkes birbirinin yerini kapmaya çalışır. Açıkta kalan ebe olur.
-ELMA TOPLAMA
Gruptakiler halka olur. Herkes başının üzerinde bir nokta tespit edip uzanabileceği kadar en yüksek noktaya bütün kaslarıyla uzanmaya çalışır. Liderin komuta ile gruptakiler kendilerini aşağı bırakır. Bacaklarının üzerinde esneme, başı serbest bırakma, ritim eşliğinde yavaş yavaş yukarı değin kalkma, kalkarken vücudundaki her kemiği hissedecek kadar ağır ağır hareket etme. İlk aşamada kalkma, liderin ilk verdiği komut eşliğinde yapılırken, ikinci aşamada grup esnedikten sonra hiç komut verilmez. Gruptakiler birbirlerini hissederek kendiliklerinden ritimle kalkarlar.
-SALYANGOZ OYUNU
Grup sıra olur. Herkes eliyle öndekinin belinden tutar. Grup ritimle yürümeye başlar. En arkadaki öndekini yakalamaya çalışır ve koşar. Yakalanan oyundan çıkar. Bazen de grup spiral hale gelmek için ortaya sıkışır, sonra açılır, bu hareket salyangoza benzer.
-HEYKEL OLMA
Grup daire şeklinde yere oturur, gönüllü iki kişi seçilir. Bunlardan bir tanesi gözünü kapatır. Diğeri istediği bir şekilde heykel olur. Gözü kapalı olan heykel olana dokunarak onun nasıl durduğunu anlamaya çalışır. İyice anlayınca onun olduğu şekle kendisi girer. Katılımcılar sırayla farklı duruşlarla oyunu sürdürürler.
Sonra iki kişi, üç kişi heykel olarak değişik pozisyonlarda heykel oluşturulur.
-AYNA ÇALIŞMALARI
Gruptakiler eşleşerek karşı karşıya dururlar. Herkes eşinin gözünün içine bakar ve yaptığı hareketi vücudu ile tekrar eder. Hareketi başlatanlar sıra ile yer değiştirir. Yönetme ve yönetilme ilişkisi gerçekleştirilir.
-KÖR DOLAŞTIRMA
Gruptakiler eşleşir. Sırayla eşlerden biri gözünü kapatır. Diğer eş onu hiçbir zarar vermeden dolaştırır, herhangi bir yere götürür. Hayvanat bahçesi, çiftlik, lunapark vs. orada gördüklerini gözü kapalı olan arkadaşına anlatır. Sonra gözü kapalı olan gözünü açar ve eşi gözünü kapatır, o da onu istediği bir yere götürür, gördüklerini tanıtır ve anlatır.
-KÖR TAVUKLAR
Grup ikiye ayrılır; liderler ve kör tavuklar. Liderlerin her biri bir köşeye gider. Tavuk olanlar gözlerini kapatır. Liderler herhangi bir seste tavukları çağırır. Tavukları istedikleri sese doğru gözleri kapalı yönelirler.
-MAKİNA PARÇASI
Grup halinde oynanır. Bir kişi ortaya gelir. Herhangi bir makineyi seçer ve onun bir parçası olarak hareket eder. Diğer katılımcılar sırayla makinenin diğer parçalarını hareket ve sesle oluştururlar. 3-4 kişilik gruplarla birden fazla makine olma şeklinde oynanır.
-OYUNCAKÇI DÜKKANI
Grup daire şeklinde oturur. Lider "Bir yılbaşı gecesi siz bir oyuncaksınız. Biraz sonra dükkan sahibi gidecek. İstediğiniz bir oyuncak olabilirsiniz ve onun gibi davranacaksınız. Her şey serbest, ses, konuşma, hareket" der. Oyun oynanır.
Oyunun diğer bir şekli; Şimdi oyuncakçı dükkanına gidiyoruz. İstediğiniz bir oyuncağı alabilirsiniz, onunla istediğiniz gibi oynayabilirsiniz.
-MÜZEYE GEZİ
Grup ikiye ayrılır. Katılımcılardan bir kısmı müzedeki resim veya heykel olur. Diğer kısmı müzeyi gezen turistler olur. Turistler istedikleri resim veya heykel ile istedikleri konularda konuşabilirler.
-İP ATLAMA
Gruptakiler dört ya da daha fazla katılımcıyla takım kurarlar. Bazıları ellerindeki ipi sallar diğerleri de ip atlar. Hayali olan bu ipi atlamaktan çok, sallamak konsantrasyon gerektirir.

RAHATLAMA EGZERSİZLERİ

Rahatlama egzersizleri müzik eşliğinde, gözleri kapalı olarak liderin komutuyla yapılır. Grubun hayal gücü rahatlamayı sağlar.
-Vivaldi'nin "Sonbahar" süiti eşliğinde, yere oturan gruba sonbaharda oluşan değişiklikleri düşlemelerini, rüzgarda yaprakların nasıl savrulduğunu sorun, herkesten kendini bir "yaprak" gibi hissetmesini ister.
Lider şu soruları sorar;
1-Yaprak olduğunuzda ne hissettiniz?
2-Ağacınızdan sizi kim koparttı?
3-Yere düşerken neler hissettiniz? ( Ömeroğlu Esra, 1990)
• Lider grupla konuşur. Liderin verdiği direktifler;
• Siz şimdi küçük bir şişe içindesiniz.
• Şişenin içinde çok sıkışık bir durumdasınız.
• Kocaman bir çöldesiniz.
• Bütün vücudunuz ağrıyor.
• Belki de yüz senedir oradasınız.
• Birisi gelse de beni kurtarsa diye düşünüyorsunuz.
• Ve bir çocuk geçiyor.
• Duruyor, şişeği görüyor, eline alıyor, sağına soluna bakıyor, kapağını açıyor.
• Önce şişeden başınız çıkıyor.
• Sonra omuzlarınızı hareket ettiriyorsunuz. Şişeden çıkmaya çalışıyorsunuz.
• Omzunuzun önce biri sonra diğeri çıkıyor.
• Bir kolunuz yukarıya doğru uzanıyor, sonra diğer kolunuz.
• Gövdenizin şişeden çıktığını hissediyorsunuz.
• Vücudunuzu yukarıya doğru çekiyorsunuz. Bacaklarınızı şişeden yukarı çıkarıyorsunuz.
• Şişeden dışarıya çıktınız. Rahatsınız. Önce başınızı sonra omuzlarınızı, gövdenizi, bacaklarınızı, bileklerinizi, ayaklarınızı hareket ettiriyorsunuz, derin bir nefes alıyorsunuz, artık özgürsünüz. İstediğiniz anda gözlerinizi açabilir hoplayıp zıplayabilirsiniz.
• Rodrigo'nun "Conciorto de Aranjuez" isimli eserinin eşliğinde grup yere oturur. Kar tanelerinin nasıl yavaş yavaş aşağıya düştüğünü sorup, müzik eşliğinde lider şu komutları verir.
• Şimdi çok yükseklerdesiniz, yavaş yavaş aşağı düşmeye başladınız.
• Rüzgar sizi bir o yana bir bu yana götürüyor.
• Yer yüzüne, çok yakın bir yere düştünüz.
• Yerleri bembeyaz yaptınız. Artık çocuklar sizinle oynayabilirler. Kardan adam yapabilirsiniz.
-Aynı müzik eşliğinde; lider gruba "Şimdi kum saatinin içindeki kumlarsınız. Komut verince kum saatini çevireceğim, önce ayaklarınız ağırlaşacak, yavaş yavaş aşağı çekiliyorsunuz. En son başınız düşüyor, şimdi tamamen döküldünüz." Diye açıklama yapar. Lider, dökülürken neler hissettiniz diye sorar (Ömeroğlu E., 1990).
-Dalga sesi ve martı bağrışmaları efekti eşliğinde yere uzanan gruba lider açıklamada bulunur. "Yaz gelmiş, deniz kenarında kumda yatıyorsunuz. Dalgaların ve martıların sesini duyuyorsunuz, dalgalar önce ayak parmaklarınıza, ayaklarınıza, bacaklarınıza geliyor. Sonra geri çekiliyor. Tekrar gelip bu sefer kollarınıza çıkıyor. Denizin kenarında olmak ve denizin sesini duymak ne güzel."
Gruba neler hissettikleri sorulur ( Ömeroğlu E. , 1990).
• Şimdi birisi sizi yaktı, etrafa ışık vermeye başladınız. İnsanları karanlıktan kurtardınız.
• Fakat o da ne, yavaş yavaş erimeye başladınız.
• Ben ona kadar sayacağım ve siz de eriyip yere doğru küçüleceksiniz. Bir, iki, üç,..........,on.
• Şimdi çok küçüksünüz, ama küçüldükçe etrafa çok ışık veriyorsunuz.
Daha sonra lider gruba küçülürken neler hissettiklerini sorar (Ömeroğlu E., 1990).
-Lider, gök gürültüsü ve yağmur efekti eşliğinde açıklamalar yapar;
"Çok sıcak bir gün yaz gelmiş, sokaktasınız, çok terlediniz ve susadınız. Ah! Bir yağmur yağsa diyorsunuz. O sırada gök gürüldüyor ve yağmur yağmaya başlıyor ve yağmur damlaları başınıza, boynunuza, omzunuza, kol ve bacaklarınıza oradan da yere süzülüyor.çok ıslandınız yağmurda geçti, rahatladınız. Ama ıslaklığı geçirmeniz lazım, onun için, gözlerinizi açın, kafanızı ve bacaklarınızı sallayın." (Ömeroğlu E. 1990)
-Lider gruba komut verir "Sizi bir gezintiye çıkarmak istiyorum. Güneş ışınlarının bedeninizin içindeki bir gezinti bu. Yere yatın ve rahat olun. Karnınız rahat olsun, karnınıza bir güneş doğuyor ve büyüyor sizi ısıtıyor. Güneş ayaklarınıza iniyor. Sonra tekrar yukarı çıkıyor. Boğazınızda bir yerde düğümleniyor. Onu çıkarmaya çalışın, kollarınıza çıkıyor, ışınlarını saçıyor. Şimdi vücudunuzun istediğiniz bir yerinde güneşi barındırın (Hafif müzik eşliğinde lider devam eder).

Güneş neredeyse o bölge yavaş yavaş canlanıyor. Yavaş hareketlerle müziğe uyarak yatılan yerde dans ediliyor. Bir süre sonra dans bitiyor. Kalkabilirsini, gözlerinizi açabilirsiniz. ( San I. 1993)
-Lider gruptakilerin bedenlerini algılamaları için komut verir.
• Çorabınızın içindeki ayaklarınızı duyumsayın
• Ayaklarınızda çorabınızı duyumsayın
• Ayakkabının içinde ayaklarınızı duyumsayın
• Bacaklarınızda çorabınızı duyumsayın
• Bacaklarınızda pantolon ya da eteğinizi duyumsayın
• Bluzunuzun içinde sırtınızı duyumsayın
• Parmağınızdaki yüzüğü duyumsayın
• Kulaklarınızı duyumsayın
( Sokullu, Sevinç Ders Notları).

YARATICI DRAMADA PANDOMİM VE ROL OYNAMA ÇALIŞMALARI
-EYLEM GERÇEKLEŞTİRME
• Koşma : Yetişmek için koşma, kovalayandan kaçma.
• Durma : Durup bekleme, yürürken durma, durup çevreyi izleme.
• Çökme : Çiçek koparmak için, çökme, sevgilinin önünde diz çökme.
• Düşme : Yürürken kendi kendine tökezleyip düşme, birinin çelmesiyle düşme, olduğu ye- re yığılma.
• Sıçrama : İp atlama, yüksek bir yere ulaşmak için sıçrama, koşarken aniden fark ettiği çiçeğe basmamak için atlama.
• Dururken : Tokat atma, yumruk atma, tekme atma.
• Yakma : Soba ya da şömine yakarken güçlük çekme.
• Aramak : Kaybettiği bir şeyi arama.
• Açmak : Kapıyı hızlı, yavaş açma, sıkışmış bir pencereyi açma, güzel bir havada pencereyi açma, hediye paketi açma, kirli bir havada pencereyi kapama.
-Grup halka olur, gruptan biri ortaya çıkar, bir hareket yapar, gruptakiler o harekete göre ses çıkarırlar.
-Üç–dört kişi ile birliktelik: Grup içinde 3-4 kişilik takımlar kurulur. Takımlar hepsinin katılmasıyla kullanılabilecek bir nesne üzerinde anlaşırlar. Örnek ; bir balıkçı ağını çekmek, bir kayığı taşımak, bozulmuş bir arabayı itmek gibi ( Sokullu, Sevinç Ders Notları).
-Bir parça eklemek : Grup 8-10 oyunculu gruplara ayrılır. Birinci oyuncu kendisinin tasarladığı ama kimsenin bilmediği bir nesnenin bir bölümünü kullanır. Onun seçtiği nesneyi taşıyan diğer oyuncular o nesnenin diğer parçaları olurlar. Nesnenin bütünü oluşunca oyun biter. Örnek ; birinci oyuncu oturur ve bir direksiyon kullanır. İkinci ön camı siler. Üçüncüsü arabanın kapısını açar. Oyuncular bedenleriyle bütünün parçası olmazlar ama, oyun alanındaki büyük nesnenin parçaları olurlar.
-Küçük nesnelerle başa çıkmak: Tek tek oyuncular herhangi bir nesnenin yarattığı sorunlarla başa çıkmaya çalışırlar. Örnek; ağzı sıkı kapanmış bir kavanozu açma, takılmış bir fermuarı düzeltmek, dar bir çizmeyi çıkarmak.
-Bir çevre yaratmak : Her grup onar kişilik takımlara ayrılır. Her takım bir yer adı bulur. İlk oyuncu oyun alanına gider. O bulunan yer içinde bir nesne bulur. Onu kullanır, kendiside bir nesne ekler. Ancak bu nesne ile ilgili olmalıdır. Örnek; birinci oyuncu banyoda lavabo bulur, ikinci oyuncu elini yıkar ve bir havlu bulup asar. Ondan sonraki oyuncu bir kapıyı açar ve yeni bir nesne bulur.
-Oyuncakçı dükkanı : Grup daire olur ve oyuncakçı dükkanındaki oyuncakların neler olduğu konuşulur, lider, gruptakilerden her birinden bir oyuncak olmalarını ister, lider komutlarını verir:
• Gece yarısı oldu
• Oyuncaklar canlandı
• Bebek esneyerek uyandı, robot kollarını yavaş yavaş hareket ettirdi, balerin bebek dans etmeye başladı. Top zıp zıp dans etti. Saat 05.00 oyuncaklar yorgun argın yerlerinde dönüp uykuya daldılar.
Duyumuzla ilgili egzersizler;
GÖRME:
• İçinde kazağınızı bıraktığınız dolaba girin.
• Karanlık dolapta kazağınızı arayın.
• Odanıza kazağınızı aramak için girin
İŞİTME:
• Bir patlamayı işitme,
• Küçük bir çıtırtıyı duyup ne olduğuna karar verme,
• Sokaktan gelen bir müziği dinleme.
KOKU ALMA:
• Dışardan gelip mutfaktaki pastanın kokusunu alma,
• Bir mağazada farklı parfümlerin kokusunu alma,
• Kötü bir koku duyup ne olduğunu
TATMA:
• Çok lezzetli bir çikolata yeme,
• Ekşi bir elmayı ısırma,
• Hiç yemediğiniz yabancı bir yemeği yiyip karar verme.
DOKUNMA:
• Kadifeye dokunma,
• Sıcak bir sobaya dokunma,
• Bir buz parçasına dokunma,
• Sivri çivileri tutma
• -Liderin verdiği durum ve mekanları önce sessiz, sonra sesli canlandırma. Hava alanı, metro, terminal, okul kantini, sergi salonu, anaokulu bahçesi, alış-veriş merkezi.

YARATICI DRAMADA DOĞAÇLAMA ÇALIŞMALARI
-Yazın şehir dışında arkadaşlarınızla piknik yapıyorsunuz. Güzel bir gün, ormanda kır çiçekleri, böğürtlen topluyorsunuz. Sonra bir yerde durup yemeğinizi yiyorsunuz. Yemek bitince, dönmeye hazırlanırken yolu bulamayıp paniğe kapılıyorsunuz. Neredesiniz? Yola devam mı edeceksiniz, geri mi döneceksiniz? Yolunuzu bulmanızı sağlayacak bir işaret arıyorsunuz, birden aranızdan birisi yerde ezilmiş bir kır çiçeği buluyor. Onu görünce gelirken kır çiçeği topladığınızı hatırlıyorsunuz ve yolunuzu buluyorsunuz ( Sokullu, S. Ders Notları)
-Bir grup insan otobüs durağında. Herkesin farklı bir özelliği var. Torununu görmeye giden büyükanne, işe geç kalmış bir memur, okula gitmek için bekleyen bir öğrenci, otobüse binmek için bekleyen bir özürlü... Otobüs biraz gecikti. Neler olur?
-Farklı kanalları aynı akşam izlemek isteyen büyükanne, dede, anne, baba ve çocukların bulunduğu bir ailenin TV karşısındaki tartışmaları.
• Bir lokantaya gittiniz aşağıdaki karakterleri canlandırın:
1. 13 – 15 yaşlarında aç bir delikanlı
2. Mönüde istediklerini bulamayan iştahsız bir orta yaşlı.
3. çok aç ama, yoksul olduğu için istediklerini yiyemeyen yaşlı adam.
-Yankı oyunu: Grup ikiye bölünür, karşılıklı sıralanırlar. Gruplar sırası ile buldukları bir sesi yankı halinde çıkarırlar ve diğer guruba sıra gelir. İlk gurubun ilk oyuncusu bir ses bulur ve bunu yüksek tonda bağırır, ikinci oyuncu tonunu biraz azaltıp tekrar eder. Üçüncü daha da azaltır. Yankı olana kadar devam eder. Her ses çıkaran sıranın arkasına gider. Bir yankı bitince diğer grup başlar.
-Grup halinde "A" harfi ile çıkarılan nidalar, "O"harfi ile çıkarılan nidalar, "E" harfi ile çıkarılan nidalar, "U" harfi ile çıkarılan nidalar,
-Bir mağazada elbise almak istiyorsunuz ve prova yapıyorsunuz:
• Üzerine hiçbir şey bulamayan şişman bir kadın.
• Dansta giymek için güzel bir elbise arayan genç bir kız.
• İş yerine uygun bir elbise arayan genç kız.
-Şiir yazmak: grup dörde ayrılır.
1.Grup: Hayvanların beslenmeleri ile ilgili bir şiir yazın.
2.Grup: Hayvanların üremeleri ile ilgili bir şiir yazın.
3.Grup: Hayvanların göçleri ile ilgili bir şiir yazın.
4.Grup: Hayvanların barınakları ile ilgili bir şiir yazın.
Gruplar şiirlerini okur ve oynarlar.
-Öykü yazmak: Ormana kral seçilmek isteyen hayvanların öyküsü, ısırgan otunun öyküsü, Pasaklı Pakize'nin öyküsü vb. başlıklardan öykü yazma ve oynama.
Bir öykü:
Bir ülke ve bu ülkede yaşayan insanlar, bir kral ve bu kralın kızı.
-Bu kralın kızı yıllar önce dans ederken sakatlanır ve yürüyemez. Tüm tedavilere rağmen olumlu sonuç alınamaz. Kral ülkesinde eğlenceyi ve dansı yasaklar. Ülkedeki insanlar çok mutsuzdur. Çünkü eğlenememektedirler. Sonunda kralın kızını kaçırmaya karar verirler ve kaçırırlar. Onun iyileşmesi ve dans etmesi için her yolu denerler. Kraldan eğlenmenin serbest bırakılması için söz isterler, kız iyileşir.sarayda eğlence düzenlenir ve herkes yeniden eğlenerek mutlu olur.
RESİM YAPMA:
-Çocuklarla dünya hakkında konuşulur.
Bu dünya sizin dünyanız, bu dünyada ne olmak istersiniz? Diye sorulur. Çocuklar konu hakkındaki fikirlerini hareketlerle ifade ederler (at,dere, heykel, ağaç, güneş vb.). Daha sonra bu düşüncelerini büyük boy resim kağıtları üzerine çizerek aktarırlar ve boyarlar.
MASKE YAPMA:
-Çocuklardan istedikleri bir yüzü makas ile kesme veya buruşturma tekniği ile hazırlamaları istenir. Hazırladıkları maskeyi yüzlerine takarak o tipi canlandırırlar.
FOTOĞRAF OLUŞTURMA-FOTOĞRAF ÇEKME:
-Bir aile fotoğrafı çektireceksiniz.
-"Bir turist grubusunuz, bir ülkeyi geziyorsunuz. İlginç pozlar çekebilirsiniz" denir. Bir grup fotoğrafçı, bir grup ilginç pozlar oluşturup fotoğrafları çekilir.
YARIM ÖYKÜ TAMAMLAMA:
-Şimdi hep birlikte bir öykü yazacağız. Ben öykünün başını söyleyeceğim, sonra başka biri ona ekleme yapacak ve yaptığı eklemeyi canlandıracak.
"Bir zamanlar bir kurbağa vardı. Göl kurbağanın önündeydi ..........?............ Başka bir kurbağa geldi........?........... Üçüncü bir kurbağa daha geldi ve ikinci olanı öptü..............?.................
RESİM TAMAMLAMA:
Büyükçe bir resim kağıdı duvara asılır. Bir kişiden bildiği bir ev resmi yapması istenir. Diğer kişiler bu resmi tamamlarlar. İki veya üç tur resim tamamlama devam eder.
Resimden yola çıkılarak öykü oluşturulur. Öyküler grup tarafından oynanır. Tartışılıp değerlendirme yapılır

Alıntı = İSTANBUL GÜZEL SANATLAR MERKEZİ







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Nisan 2012, 16:04   #7 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

DERS 7 = İşitilebilirlik, Ses Perdesi, Uygulamalar


ALIŞTIRMA: İŞİTİLEBİLİRLİK


a) Yüksekten ses firlatiniz: Tek nefeste 20 metre ilerideki insanlara duyurabilecek sekilde : “pa, pe,pi, po; ba, be, bi, bo; da, de, di, do” deyiniz. Tekrar edin.

b) Elinizle duvara dokunun soluk alarak 10’a kadar sayin. Sonra duvari kuvvetle itin, güçlü tonla tekrar sayin. Her iki durumda ses siddeti ayni kalsin.

c) Asagidaki cümleleri bir solukta ses yogunlugunu yitirmeden okuyun. Sesinizin gürlük derecesinin cümle boyunca ayni olmasini saglayin.

- Ben gitmek istemiyorum.
- Makine mühendisi daha yavas sürmenizi istedi.
- Kalp, günde 100.800 defa çarpmakta ve bu devre zarfinda da 130 tonluk bir agirligin 30 cm. yükseklige kaldirilmasina denk düsen bir güç saglamaktadir.


d)Asagidaki ifadelerin ilk bölümlerini yakininizdaki kisiyle konusur gibi, ikinci bölümlerini 100 kisiye konusur gibi kuvvetli bir sesle okuyun.

-Okumak zor degil, yeter ki tadina varalim.
-Çalismak ne güzel huy, devamli çalisarak sikintilarimi yok ediyorum.
-Delik kovanin suyu damla damla, müsrif insanin zamani saniye saniye tükenir.


e) Metni, 1. çok yavas bir sesle 2. küçük bir odada olagan bir sesle; 3. büyük bir salonda, daha kalabalik bir dinleyici karsisinda okuyun

Tembelligin ne oldugunu ve insanlarin basina nasil çoraplar ördügünü düsündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça? Hemen herkes tembelligin kötü oldugunu bilir. Kimse tembel olmayi kabullenmek istemez. Ama acaba kaç kisi gerçekten tembel olup olmadigini arastirmistir? Tembellik ya zihinsel, ya bedensel ya da her ikisi birden yasanir. Insanlarin büyük bir kismi zihinlerini, önemli bir kismi bedenlerini çalistirmazlar. Yine insanlarin çok önemli bir kismi hem bedenlerini hem de zihinlerini çalistirmazlar.


f) Ellerinizle alin ve sakaginizi tutun. “Mmmmmm” deyin. Sesi yükseltin. Titresimleri burnunuzda, alninizda, ensenizde, gögsünüzde ve basinizin tepesinde hissedin.

Ses Perdesi-Bükümlülük

Sesin bükümlü çikisi ses perdesinde degisiklik yapmakla mümkündür. “Do-re-mi-fa-sol-la-si-do2 notalarini düsünün. Her bir notayi farkli bir perdeden çikariyorsunuz. Girtlaginizi küçültüp yukariya yaklastirdikça sesiniz incelir: Tersini yaptikça sesiniz kalinlasir. Pes ve tiz sesler arasinda sesinizle müzik üretirsiniz.
Ses çikisi monoton olmamalidir. Ses yüksek alçak tonda, hizli-yavas arasinda, duraklamali-duraklamasiz, vurgulu-vurgusuz arasinda degiserek çikmalidir. Sesin degisirligini-bükümlülügünü sesin müzikselligi olarak da tanimlayabiliriz. Herkesin kendine özgü bir konusma müzigi vardir.
Sese kolayca bükümlülük verebilmek için ses perdesinde degisim olusturma yetenegimizi gelistirmemiz gerekir. Üç teme ses perdesi üzerinde duralim: Pes, orta ve tiz sesler. Pes kalin, tiz ise ince sestir. Her üç perdede kendi içinde notalanabilir. Ses perdesi bir tür notadir. Notalarin kelimelere uyarlanmasina da “bükümlülük” veya “bogumlama” diyebiliriz. Eger konusmaci sesinde bogum yapamiyorsa bilgisayar makinesinin tek düze çikardigi sese benzer ses çikaracaktir. Sesi bireysellestiren ve herkesi ayri bir konusmaci yapan asil sir sesin kisiye göre farkli bogumlanmasidir.


ALISTIRMA: SES PERDESI

Asagidaki alistirmalarda ses perdesini kolaylikla degistirme çalismalari yapilacak ve gelistirilen yetenek konusma metinlerine uyarlanacaktir.
a)Pes(kalin sesinizle) “do, re, mi ,fa, sol, la, si, do-- do, si, la, sol, fa, mi, re, do” kolaylastirincaya kadar tekrar ediniz. Ayni çalismayi orta ve ince sesinizle tekrar ediniz.
b)Sirasiyla kalin, orta ve ince sesinizle pes pese “do, re, mi” deyin. Ayni çalismayi nota yerine selen ile yapin: “e e, e”, “a, a, a”, “i, i, i”
c)Yakilan bir mumu dudaklarin çok yakininda tutun. (u) sesini siddeti artirarak uzatin. Bogazinizdan çikan ses ile rasgele notalama yapin. Mum isiginda titreme çok az olacaktir.
d) Kendi olagan sesinizle "a" ya da "ah" deyiniz. Sonra seslenmeyi, azar azar degistirerek çikabileceginiz en tiz, inebileceginiz en pes-kalin perdeye kadar sürdürün. Kendinize en uygun, en güçlü tini düzeyini bulmaya çalisin.
e) Asagidaki dörtlügü, önce tekdüze sonra da, sesi, anlama göre dalgalandirarak okuyun.
Burasi Mustur, Yolu Yokustur
Giden gelmiyor, Acep Ne istir.

f) Asagidaki cümleleri, ok isaretiyle gösterildigi gibi, sesin perdesini yükselterek ya da alçaltarak okuyun. Bu arada ses inis çikisindaki degisikliklerin söz içerigiyle uygunluguna dikkat edin.
Gelin buraya. Kaç para ?
O mu saçma. Çarpin ellerinizi.

Ka fakat dikkatle. Aldirabilirsiniz ama çok yoruldum. Heyecanini sevdim
delili budur. Eminim, saniyorum basarabilirim.

d)Cümlelerin gerektirdigi duygulari kullanarak okuyun.
Yoruldum, umutsuzluga kapildim ve çok üzüldüm.
Seni vicdansiz seni ! Bunun hesabini vereceksin.
Aman dikkat ! Çingirakli yilan var !
Bak hele ! Seni burada görecegimi hiç ummuyordum.
Kaybedersem dayanamam gibi geliyor bana.


Hosa Gitme/Tini

En güzel ses hiç bir zorlama görmeden çikan sestir. Ses organlari gerildikçe sesin güzelligi bozulur. Kati, kulak tirmalayan, hiriltili, madensel, tiz, burunsal, hisirtili, bugulu, çok yumusak, gevrek, biçimden yoksun sesler, hosa gitmeyen seslerdir. Gerilmis bir girtlak ve agiz, gerilmis kaslar sesi daha delici, daha yirtici bir hale getirir ve hosa gidicilik özelliklerini yitirir.
Güzel bir tini gelistirmek için tüm ses organlarimizi gevsetecegiz. Gevseme ile birlikte seslendirme çalismalari yapacagiz. Gevseme düzeyimiz arttikça sesimizin tinisi sakin, düzgün ve temiz hale gelecektir.
a) Üst-alt dudak kaslarinizi gevsetin. Çenenizi iyice asagiya birakin. alin ve sakaklarinizi, yanak ve göz kaslarinizi gevsetin. Dilinizi gevsek birakin. Hafifçe soluyun. aldiginiz hava üfler gibi agzinizda damaginiza çarpsin, agzinizdan ve burnunuzdan birlikte çiksin. 10 defa bu sekilde soluyun.
b)Agziniz kapali, girtlaginizi hiç sikmadan burnunuzdan çikan hava ile “Mmmm” deyin. Bunu yaparken sesin titresimini gögsünüzde, basinizda alninizda, burun kemiklerinizde ve burun deliklerinizde, kulaklarinizda, ensenizde ve basinizin tepesinde hissedin. Tüm bu bölgelerinizi ayri ayri gevseterek sesinizin titresimlerinin artmasini saglayin.
c) Alt çene kaslarinizi iyice gevsetip agzinizi alabildigi kadar açarak çenenizi gevsek bir halde sarkitin. Önce yavas, sonra hizini artira artira birkaç kez "bob" deyin. Gevseyin ve solugunuzun, dudaklarinizi itebildigi kadar disariya itmesini saglayin. Yanak kaslarinizi gevsetin, yanaklarinizi sisirin yavastan baslatip hizinizi gitgide artirarak "bob" deyin.
d)"ha, ho, hu" hecelerini, asagidaki dogrultularda, beser kez yineleyin : Girtlakta yüksek ses ile; Gevsemis girtlak sesi ile; Sesi agiz boslugunda çikan havanin agiz bosluguna çarpmasi suretiyle çikararak.
e)"Ah" hecesini, fisilti ile baslayip gitgide tonlayarak yüksek bir ses elde edinceye dek yineleyin; daha sonra, yüksek sesten fisiltiya inin.
f) Para sayiyormusçasina; arizali bir telefonda, karsinizdakine telefon numarasini bildiriyormusçasina, yikilan boksörün basinda sayiyormusçasina ona kadar sayin.
g) "Ben sevinç ve heyecan doluyum!" cümlesini;
Girtlagi zorlayarak fisildayin, Burun sesi ile fisildayin, Gevsemis kaslarla, rahat söyleyin.
Söyleme Hizi
Dinleyicilerin algilama hizinda -dakikada 90-130 kelime arasi-söylenmeli konusma anindaki duygulara, kisilige, yere ve dinleyicinin niteligine göre degisimler göstermelidir. Heyecan, korku, telas, öfke gibi durumlarda konusma hizi artar; sevgi, üzüntü, saygi gibi durumlarda hiz azalir. Düsünce ve heyecanda sükunet varsa orta hizin tercih edilmesi gerekir.

ALISTIRMA: SÖYLEME HIZI

a) Asagidaki paragrafi, önce yavas, küçük bir toplulugun isitebilecegi tonda fakat elinizden geldigince hizli; sonra da, büyük bir topluluga hitap ediyormusçasina ve yavas söyleyin.
Acaba kendilerini çocuklarina duyduklari sefkatte kaybeden annelerin tattiklari mutluluk hissedisinden daha yükseklere tirmanabilenler var midir? Beseri iliskiler çerçevesinde yoktur süphesiz. Ancak insan, sefkati sadece anne-çocuk iliskisiyle sinirlayarak hayati boyunca muhtaç oldugu yüksek huzurdan mahrum olmamalidir. Çünkü 80 yasinda ihtiyarlardan 8 günlük bebeklere kadar bütün insanlar sefkat edilmeye muhtaçtirlar ve Rablerinin engin sefkati altinda karsiliksiz korunurlar.
b) Asagidaki cümleleri, önce, tekdüze bir tonla, sonra, cümlelerin duygu yönlerini dikkate alarak yanlarinda belirtilen hizlarda söyleyin :
- Ne güzel bir gece, degil mi? (yavas)
- Ben bu adami nerede gördügümü bir hatirlayabilsem. (hizli)
- Böyle bir hileye bas vuracak kadar alçalacagin hiç aklima gelmezdi. (hizli)
- Bir daha yüzünü görmek istemiyorum senin. Defol karsimdan. (hizli)
- Bu derece iyi bir insani ömrümde görmedim. (yavas)
- Dikkat et ! Arabaya çarpacaksin ! (hizli)
-Içeri girebilir miyim? (yavas)







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Nisan 2012, 16:04   #8 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

DERS 8. KONUŞMA FREKANSLARI

FREKANS
KONUŞMA FREKANSLARI
1. GÖRSELLER
2. İŞETSELLER
3. DOKUMSAL DUYGUSALLAR


1. GÖRSELLERÖrnek: Fatih Altaylı
 Hızlı konuşurlar
 Hızlı düşündükleri için hızlı konuşma ihtiyacı doğmuştur.
 Anlaşılması zordur.
 Konudan konuya atlarlar
 Cümlenin sonunu yutarlar
 Bir şeyi görünce daha iyi anlarlar
 Tasvirle anlatılabilir.
“Görseller mutlaka hızlı konuşur”
 Daha çabuk gaza gelirler
 Bakmak, görmek kelimelerini farkında olmadan kullanırlar

Güzel ses, burun ve gırtlaktan dengeli çıkan sestir.

DENEME YAZILARI: kişinin benzetme ve örnekleme yönünü geliştirmesi için önemli

2. İŞETSELLER
Örnek: Hulki Cevizoğlu, Kemal Derviş
 Ne hızlı, ne ağır konuşurlar
 Dengeyi iyi bulur
 Diyafram nefesini iyi kullanır.
 Duydunmu, dedi, gibi kelimeleri farkında olmadan kullanırlar.
 Diyaloglara önem verirler
 Duyunca ve görünce gaza gelirler.

3. DOKUMSAL DUYGUSALLAR
Örnek: Hatemi, Teksoy, Türkan Şoray,
 Her olayın duygusuna, önem verir,
 Manaya önem verir
 Çok ağır nefes alırlar.
 Dokunmaya bayılırlar.
 Karşısındaki kişiye dokunabilir.
 Kendi yüzüne, pantolonuna, masaya ... vs dokunabilir.

Karşına bir kişi gelmiş ise sen onun frekansına geç.
Profesyonel iletişimde aynı frekansta
Topluluklar karşısında işitsel olmak zorundayız konuşmak esastır.

ANLATIMDA
 Benzetme
 Örnekleme
 Diyalog kullan
Bunun için benzetme ve örnekleme arşivinin artması gerekir.

Dokunsal duysallar ile görseller çok zor anlaşır.

SORU SORMA TEKNİĞİ
SORULAR
1. Bilgi içermeli
2. Kısa olmalı
3. Anlaşılır olmalı
4. Yumuşak olmalı
5. Duygu olmalı
6. Yarar gözetilmeli
7. Genelleme yapılmamalı

 Bilgili olmayan soru soramaz.
 Soruları tek tek sor.
 Kısa soru cümlesi kur.
 Soru cümlelerinin anlaşılır olmasına dikkat et.
 Dengeli, yumuşak (hariciye tarzı) soru sor.
 Gaza gelmeden sor.
 Karşı tarafı kıracak sorular sorma.
 Soru sormak insanı harekete geçirir.
 Her sorunun cevabı hemen gelmez.
 Soru sorma kalitesini arttır.
 Geneli bil, ayrıntıyı sor.
 Doğru soru hayatını değiştirir.
 Düşün öyle sor.
 Hiç bilmediğin konuda önce araştır. Sonra sor.
 Soru insanı heyecanlandırmalı.
 Konuşma ile insanları germe

İNSANLARI GÜLDÜRMEK
 İnsanlar zıtlıklara güler
 İnsanlar insanlara güler
 İtiraf et: Ben de sizin gibi iken ...
 Kendinle alay et: Huysuz Virjin
 Taklitler ile uğraşma
 Espiri yaparken gülme.
 Ne kadar eğlendirirsen o kadar iyi eğitirsin.

ENERJİ
 Enerjiyi muhafaza etmek.
 Enerji hırsızı:
a. Alenen çalanlar
b. Çaktırmadan çalanlar
c. Çaldığını bile fark etmeyenler.

Enerji çalarken insanlar:
a. Korkutucu insanlar
b. Acındırıcı insanlar
c. Mesafeli insanlar
d. Sorgulayıcı insanlar
Bu tarzlardan 4 de her insanda vardır. Fakat biri öndedir.
 0-10 yaş arasında çocuklara mutlak enerji verilmeli
 İnsanlar enerjilerinin çalındığı yerden kaçarlar
 İnsan yaptığı işte mutlu olmalı ki enerjisi artsın
 Kişi kendini sorgulayıcı olduğu zaman dengeler.
 Tiyatrocular, her organizeyi yapan insanlar sorgulayıcı olurlarsa daha başarılı olurlar.
 Bilgi insanı dengeye ulaştırır.
 Yönetici, öğretmen karşısındakinin enerjisini çalmasın yeter.

Toplum Enerjisini Çalmak : Deprem, bölgesel felaketler.
Ülkelerin Enerjisini Çalmak: Savaşlar, çatışmalar: İsrail-Filistin

Enerjisinin çaldırmama yolu:
Acındırıcı: Acındırmaya devam ederse enerji toplar.
Çocuk kendini acındırırsa dinle

Yansıma-aynalama:
Adam dövmeye geliyor: ”sen bana yumruk atarsan ölürüm ben” deyince duygularına cevap bulur ve vazgeçer.
Karşı taraf sana hangi duygu ile yaklaşıyorsa o duygu ile cevap verin.

Dünyanın tüm tuzaklarının iki temeli vardır.
Yem ve gizlilik.
 Konuşmanın en önemli yeri başıdır.
 Konuşmanın başında minik bir cimle başlayın (manşet)
 Konuşmada yem duygudur.
 Konuşmada kaşındaki toplumun ortak duygusunu bulmak.
 Konuşmanın başında bilinenle başlama



Konuşmada Sıralama
1. Manşet
2. Bilgilendirme
3. İnandırma
4. Eylem

En başta ne satacağını söyleme
Bir insan bir defa aldatılırsa gerçeklerden şüphe etmeye başlar.

1. Manşet
Kısa ve öz olmalı

2.Bilgilendirme (tez)
Hayattan örnek ver

3. İnandırma (antitez)

4. Eylem (sentez)
a. Tek hedef (ağzındaki baklayı çıkar)
b. Çözüm

Örnek:
1. Manşet
Beyazı sever misiniz?
2. Bilgilendirme
Ayşe teyze bir pilav yapar. Bembeyaz,
3. İnandırma
Annemin ise pilavı hiç öyle olmaz. Her zaman biraz sarıdır.
4. Eylem
a. Tek hedef (ağzındaki baklayı çıkar)
Öğrendim ki Ayşe teyze pilav yaparken limon sıkarmış.
b. Çözüm
Eğer pilavın beyaz olmasını istiyorsan pilav suyu kaynarken limon sıkamlısın.

Söyleme Kusurları

Çeşitli seslendirme kusurları nedeniyle söylenenler yeterince anlaşılamaz ve tekrar edilmek zorunda kalınır. Konuşmacı harfleri doğru telaffuz edemeyebilir veya konuşurken bazı heceleri yutabilir. Harflerin hatalı telaffuz edilmesi karşılıklı konuşmalarda pek dikkat çekmese de topluluk karşısında veya mikrofondan yapılan konuşmalarda derhal dikkat çekerler. Bu tür hatalar konuşmacının anlaşılmamasına ya da yanlış anlaşılmasına yol açarlar. Dinleyici ya bütün enerjisini anlamak için kullanacak ya da bıkkınlık göstererek dinlemekten vazgeçecektir. Ayrıca bu tür konuşmacılar dinleyiciler nezdinde güvenlerini yitirecekler, imajlarının kötü olmasına yol açacaklardır. En bilinen seslendirme kusurları aşağıda tek tek açıklanmıştır.

GEVŞEKLİK
Ses organlarının genel tembelliğidir ve en çok karşılaşılan durumdur. Bu genel gevşeklik genel bir konuşma sönüklüğüne yol açar. Gevşekliği gidermek için dişleriniz arasına bir kalem sıkıştırın ve aşağıdaki cümleleri hızla okuyun.

Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar bağırmış. Biz de bize biz derler, sizde bize ne derler?
Pireli peyniri perhizli pireler teperlerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.
Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mısın? Ne ocak kıvılcımlandıncılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.
Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar? Kârı için Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar.
Şu karşıdaki kara kuru kavak, karardın mı, ey kara kuru kavak sarardın mı ey kara kuru kavak!
Sen seni bil, sen seni, bil sen seni, bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.


PELTEKLİK
Bir harfin çıkarılamayarak bir diğeri ile değirilmesidir. Bu durum dilin yeterince eğitilmemesinden, lehçelerin yapısından veya bazı dillerin fazla etkisinde kalmaktan kaynaklanabilir. Türkçe üzerinde tespit edilen pelteklik türleri aşağıda belirtilmiştir.
Zeleştirme: (J) yeri(Z). Örnek: Jale-Zale, Jilet-Zilet,
Seleştirme: Ş yerine S. Örnek: Paşâm-Pas*** şapka-Sapka
Jeleştirme: C yerine J. Örnek: Ancak-Anjak), Kucak -Kujak
Şeleştirme: S yerine Ş. Örnek: Sana söylüyorum-yerine sana şöylüyorum
Leleştirme: (R) yerine (L). Örnek: Birader-Bilader, Berber-Belber, Merhem-Melhem, Terlik-Tellik
İnce â yerine kalın a: Kemâl-Kemal, Lâstik-Lastik
Yukarıdaki örneklerde ilk sırada belirtilen sesler çıkarılamadığından ikinci sesler onların yerine ikame edilmektedir. Bu seslerin çıkarılamaması durumunda bunların üzerinde uygun alıştırmaların sık sık yapılması gerekmektedir. Aşağıdaki kelimeleri eğiticinin özel uyarılüarını dikkate alarak tekrar ediniz. Eğer bu seslerin herhangi biriyle ilgili sorununuz yoksa geçebilirsiniz.
J- Jilet, jandarma, jale, jumbo,
Ş- Paşa, şaka, şakir, şeker
R- Rüya, hücreler, hürrem, harran, sarraf
A- Lale, lastik, lahana, kamil (altı çizilenler ince)
S- Sorgun, hassasiyet, fason


TUTUKLUK
Bir hece üzerinde takılıp kalma, heceyi veya kelimeyi tekrarlama durumudur. Bu sorun en çok düşünce akışındaki duraklamadan kaynaklanır. Normal şartlar altında aşırı stres de tutukluğa yol açabilir. Tutukluğu gidermek için herhangi bir emtni önce yavaşça ve sonra hızlanarak okuyun. Eğitici sizi bireysel olarak takip edecektir.
Tutukluk Örneği: Bu, bu bizim--- şerefimiz--- olacak ---diye -- uzun uzun----- bize bize anlattı.


KEKELEME
Tutukluğun ileri aşaması, söz söylerken birden bire duraklama, çoğunlukla buna katılan yüz buruşturması ve gerilme hareketiyle hecelerin tekrarlanması. Kekemeler soluk aldıkları veya pek geç soluk verdikleri sırada konuşurlar. Kekeleme genellikle çocukluk döneminde oluşan bir konuşma bozukluğudur. Erken yaşta konuşmaya başlayan çocukların konuşma başarılarına çevrenin gösterdiği aşırı ilgi çocuğun duygularını zararlı yönde etkiler. Çok iyi konuşarak dikkat çekmek isteyen çocuğun kendi üzerinde ürettiği baskı bir süre sonra kekeleme rahatsızlığını oluşturur. Kekeleme çocuklukta yaşanan aşırı baskı, şiddet veya aşırı utançlığın etkisiyle de gelişebilir. Maddi bir hastalık olmamakla birlikte kekeleme beyin konuşma merkezinde mesaj akışında oluşan karışıklığın bir sonucudur ve çoğunlukla psikolojik bir sorundur. Kekemeliğin yok edilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmalıdır.
1.Okumayı yeni öğrenir gibi düşük hızda fakat yüksek sesle bol bol okumak
2.Belli cümleleri ezberleyerek tekrar tekrar seslendirmek.
3.Bu metinde yer alan tekerlemelerin ısrarla okunması
Kekeleme örneği: Bi bi bi biraz so so sonra bura dada ooo olacak


ASALAK SESLER
Bazı sesler veya kelimeler asalak olarak kelimelerin arasına takılır ve konuşmayı tahammül edilmez hale getirir. Asalak sesler veya kelimeler konuşmacının fikir netliği ve kendine güveni hakkında şüphe uyandırır. Konuşmanın kalitesini baltalar ve dinleyiciyi sıkar. Bu kapsamda “ııı, eee, aaa, şey, yani, mesela, evet...” gibi ses veya kelimeler konuşma arasında sık sık veya gerekmediği halde kullanıldığında dinleyici rahatsız olur.
Örnekler:
Asalak ses veya kelimelerle:
Bana şey dedi. Bugün yıldönümü olduğu için eee şey yapacaktık. Tören salonunu düzenleyecektik.
Evet sevgili dinleyenler. Bugün yine sizlerle birlikteyiz. Evet bugünkü konumuz çalışmanın fazileti hakkında.
Yani şunu diyorum. Mesela siz zor durumda kaldınız. Yani mesela başınızdan bir felaket geçti.
Düzgün:
Merhaba sevgili dinleyenler. Günün ilk ışıklarıyla birlikte sizi selamlıyorum. Mutlu bir gün yaşamanızı diliyorum. Yine sizlerle birlikte olmak ve sizlerle konuşmak ne güzel.
Çalışmalar:
Aşağıdaki soruları ikili guruplar halinde asalak ses veya kelimeleri kullanmadan cevaplandırınız. Arkadaşınız sizi kontrol edecek ve hata yaptığınızda uyaracaktır. Daha sonra bu çalışma tek tek kürsüde yapılacaktır.
a)Düzgün konuşma yeteneğinin size ne kazandırmasını ümit ediyorsunuz?
b)Bir gününüz nasıl geçer?
c)En çok sevdiğiniz yiyecekleri anlatın.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 24 Nisan 2012, 16:04   #9 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Ders 9: Sahne Korkusu

Toplum Önüne Çıkma Korkusunu Yenme


Toplum karşısında, mikrofon veya kamera karşısında konuşurken yüzleştiğimiz en büyük engel korku ve heyecandır. İlk defa yaptığımız her iş önce heyecan ve korku oluşturur. Korku anında dolaşım sistemi içerisine gerginlikle orantılı olarak aşırı kortizol salgılanır. Bu durum düşünce akışını engeller. Kişi bu anda olumlu duygularını kaybeder. Daha ileri düzeyde elleri ve hatta tüm vücudu titrer. Kalbin çarpması ve kan dolaşımı hızlanır. Davranışların kontrol edilmesi zorlaşır. Bu sorun ileri düzeyde olursa, insan başkalarıyla göz göze gelemez; başı titrer, adeta beyni dış dünyadan kopmuş gibi olur. Korku anında insan kalbinde bir iç endişe akıntısı hisseder. İnsan bir an önce bu durumdan kurtulmak için o ortamdan uzaklaşmak, yapmak istediğini yapmaktan vazgeçmek zorunda kalır. Ayrıca endişe veya korku konuşmacının inandırıcılığı kaybetmesine yol açar.

Bazı insanlarda korku duygusu çok gelişmiştir. Sık sık duyulan bu endişeler gittikçe birbirlerini beslerler ve endişe edebilme yeteneği gelişir: İnsan en küçük bir sorundan bile endişe duymaya başlar. İleri düzeyde korku ve endişe, sinir sistemi için son derece tahrip edicidir.

Tüm başarılı konuşmacılar toplum önüne çıktıklarında mutlaka heyecanlanmışlardır. İstisnasız her insan korku ve endişeyi yenebilir. Ancak bunun için tüm inançlarını yeniden gözden geçirmeli ve bir dizi egzersiz yapılmalıdır. Aşağıda korkunun nedenleri tek tek açıklanmıştır. Bu nedenler varsa bunları yok etmek amacıyla bir sonraki bölümde yine bir dizi alıştırma hazırlanmıştır. Bu alıştırmaların bir kısmını yalnız başınıza gerçekleştirebilirsiniz. Ancak bunları toplum karşısında gerçekleştirirseniz daha hızlı başarırsınız.


KORKUNUN NEDENLERİ

Temel korku nedenleri arasında baskı dolu çocukluğu, sürekli yaşanan stres ve hastalıkları, sosyal olmayan bir iş ortamında uzun süre çalışmayı, başarısızlığa inanmayı, hafızanın zayıf kalmasını, söylenecek bir söz bulunamamasını sayabiliriz.

Baskı Dolu Çocukluk
Çocukluk ve gençlik döneminde aşırı aile otoritesi, baskı, şiddet, dayak gibi olaylar yaşanabilir. Normalin üzerine çıkarak belli bir süreklilikte devam ettiğinde bu durum kişinin psikolojisinde çok köklü bir içe dönüklük ve cesaretsizlik üretir. Baskı ve şiddet ortamında çocuk kendine güvenini kaybeder. Kişiliği bir yandan tepkici, diğer yandan başkalarına bağımlı gelişir. Sürekli aşağılanan çocuğun alt şuurunda başarısızlık imajı yerleşir. Bu imajı normal şarlar altında özel bir gayret göstermeksizin yok etmek mümkün değildir. eğer bir şekilde yerleşmiş olan aşırı heyecanlarınız varsa köklü değişikliklerle bunları yok etmelisiniz.

Sürekli Stres ve Hastalıklar
Ara sıra yaşanan, şiddetli de olsa, stres ve hastalıkların kalıcı bir olumsuz psikolojik etkisi yoktur. Hatta kısa süreli ve geçici olduklarında bunlar insanın yaşama sevincini ve heyecanını artırabilirler.
Ancak stres (ve stres üreten hastalıklar) hafif de olsa uzun süreli yaşanırsa şöyle bir gelişme olur: Kan dolaşım sistemine devamlı kortizol hormonu salgılanır. Bu salgılama vücudu kısa sürede çöplüğe dönüştürür. Stres vücudu germekte ve saldırıya hazır tutmaktadır. Dolaysıyla bu kirlilik uygun yöntemlerle temizlenmediğinde aşırı baskı altında kalan sinir sistemi yorulur. Bu yorgunluğun aralıksız devam etmesi halinde insan ölüme kadar gidebilir. Vücut bu durum karşısında otomatik bir tedbir alır. Beyin ile vücut arasındaki emir-komuta zinciri zayıflatılır. Çünkü kişi öyle bir düşünce alışkanlığına sahiptir ki bu düşünce gerginlik üretmekte ve vücudu tahrip etmektedir. Bu durumda vücudu ölüme gitmekten kurtarmak için beyin bir anlamda vücudu uyuşturur, vücut gevşer ve rahatlar. Ama bu rahatlama aynı zamanda düşünce akışını da iyice tahrip eder. Bu süreçte düşünce akışı bloke olur, hatırlama iyice zayıflar, unutkanlık kendini gösterir, kişi iç sorunlarıyla iyice bunalır.
Tüm bunlar yine kişinin kendine güvenini sarsar, kişiyi insanlardan uzaklaştırır. Böylece korkunun başarısızlık, kendini suçlama, aşağılama gibi bir boyutu ortaya çıkar.
Ancak hastalıkların stres üretmesi insanın düşünce biçiminden kaynaklanır. İnsan eğer hastalığı kendisini olgunlaştıran bir fırsat olarak görürse, vücudu acı çekebilir, ama psikolojisi sağlam olacağından tahrip edici stresi yaşamayabilir.


Antisosyal Bir İş Ortamı
Bazı işler veya iş ortamları vardır ki bunlar yapıları gereği insanları toplumdan uzak tutarlar. Örneğin bilgisayarın sürekli başında oturup iş yapmak durumunda olanlar dış dünyadan büyük ölçüde koparlar. Zihinleri bilgisayar dünyasının kendilerine sunduğu sanal ortama iyice kapılmıştır. Bazı fabrika işleri belli bir tezgahın önüne hapsedebilir. Bu arada geceleri çalışıp gündüzleri uyuyan bekçilerin genellikle konumları da toplumsal olmayan (asosyal) bir yapı taşır. Buna karşın yöneticilik, pazarlamacılık, öğretmenlik ve sunuculuk gibi meslekler kişileri sosyal olmaya zorlar.
İnsanlar kendilerini toplumdan uzaklaştıran işlere hapsettiklerinde beyinleri bu ortama alışır. Değişik insanlarla muhatap olabilme yetenekleri zayıflar. Kavramaları kendi iç referanslarıyla sınırlanır. Topluma açılıp insanlarla konuşmaktan sıkılırlar. Kişilikleri, içine kapanık ve bireysellik ekseninde gelişir. Dolaysıyla toplum önünde söz söylemeleri gerektiğinde büyük bir korku ve heyecan duyarlar. Ancak çeşitli hobiler geliştirerek ek sosyal faaliyetler içerisinde bulunanlar bu kötü gidişi engelleyebilirler.

Başarısızlık İnancı
Yukarıdaki şartların hiç birisi mevcut olmadığı halde insanlar yine de toplum önünde söz söylemekten korkabilirler. Bunun önemli bir nedeni başarısızlık imajının zihinlerine iyice yerleşmesidir. İnsanın her davranışa yüklediği anl*** alt bilincine bir emir olarak gönderilir. Bir işi başarmaya girişen insan her zaman istediği sonucu elde edemeyebilir. Bu herkes için tabiidir. Ama bazı insanlar sonucu elde edemediklerinde hemen başarısız olduklarını düşünürler ve kendilerini suçlarlar. Bu suçlamalar bir çok kez tekrarlanır. Sonuçta insan farkında olmadan kendi alt bilincine “ben başarısızım” hükmünü yerleştirmiş olur. Bu çok sınırlayıcı bir kalıptır. Çünkü insan bir kere bu inancı otomatikleştirdiğinde bu inanç onun hemen her işinde başarısız olmasına yol açar. Neye inanıyorsak beynimiz onu doğrulamak uğurunda amansız gayretler göstermeye devam edecektir.
“Ben başarısızım” inancı alt bilincinde yerleşmiş olan insan “belki bu defa başarabilirim” diyerek harekete geçse de sık sık “ya başaramazsam” endişesini yaşar. Bu endişe dikkatini zayıflatır, zihnini olumsuz sonuçlara yaklaştırır. Bu muhtemel olumsuz sonuçlar dayanma ve direnme azmini azaltır. Kişi kendisini güçsüz hisseder. Bu güçsüzlük ve onun getirdiği tedirginlik kişiyi “vazgeçme” noktasına götürür. Böylece kişi gerçekten de başarısız olur. Toplum karşısında konuşabilme ise cesaret gerektiren bir başarıdır. Başarısızlık inancı cesareti kıracağından kişi toplum karşısında konuşamaz. Başarısızlık ihtimali aklına geldiğinde bile derin bir korku veya endişe yaşar.

Söylenecek Bir Sözün Olmaması
Toplum karşısında söz söylemeyi engelleyen son faktör kişinin söyleyecek bir sözünün olmamasıdır. Pek tabii ki ne söyleyeceğimizi bilmiyorsak konuşmaya başlayınca takılırız. Bunu bir çok defa tecrübe etmişizdir. Dolaysıyla düşüncelerimizden emin olmadığımızda konuşmaya cesaret edemeyiz.
Bir insanın söyleyecek sözünün olmamasının çeşitli nedenleri olabilir ki bu, çok kapsamlı bir sorundur. En temelde bu durum kişinin iyi bir okuyucu olmamasından kaynaklanır. İnsanlar bilgilerinin % 80’ini okuma yoluyla elde ederler. Hiç okumayan insanların bilgileri çok sınırlıdır. Ayrıca bu kişiler bilgilerini birbirleriyle ilişkilendirerek yeni anlamlar ve bakış açıları da üretemezler. Ancak insanlar okuma dışında kişisel tecrübelere sahip olabilirler. Bu tecrübeler üzerinde düşünmüş olabilirler. Bu durumda bilgileri var demektir. Söyleyecek sözü olmayan insan çok az konuyla ilgilenen hatta kendisinin dışında hiç bir şeyle ilgilenmeyen insandır. Çünkü söylenen söz ancak başkalarını ilgilendirdiğinde başkalarına anlatılabilir. Başkalarıyla ilgilenmeyen ve genel sorunlar üzerinde düşünmeyen insanların beyin aktiviteleri zayıftır. Dolaysıyla böyle insanlardan söz söylemeleri istendiğinde ne söyleyecekleri konusunda endişeye kapılırlar. Bu endişe konuşma cesaretlerini kırar.

Hafızanın kontrol Edilememesi
Çok zayıf bir hafıza kişinin özgüvenini yitirmesinin ve konuşmaktan çekinmesinin en önemli nedenlerindendir. Çünkü konuşmacı huzura çıktığında hafızasının kendisine yardımcı olmayacağını ve ne söyleyeceğini unutabileceğini düşündüğünden konuşmaya cesaret edemez. Esasen hafızası çok zayıf olan insanlar belirgin bir hastalığın işaretini verirler. Çoğunlukla hafıza eksikliği bir hastalığın belirtisi değil zihinsel tembelliğin belirtisidir. Zihinsel tembellik konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanır. Konsantrasyon eksikliği ise girginlikten veya stresten kaynaklanır. Dolaysıyla kişi gevşedikçe konsantrasyon yeteneği artar; bu artış hafızanın doğal çalışma ritminin sağlam işlemesine yol açar.
Konuşacağı konu üzerinde yeterince zihinsel ve duygusal olarak yoğunlaşmış bir kişi mutlaka o konu üzerinde söz söyleyebilir. Ancak biz yine de ayrıntılı olmamakla birlikte hafızamızın güçlenmesini ve bize yeterince yardım etmesini sağlayan bazı teknikler üzerinde duracağız. Mükemmel bir hafızaya sahip olmak isteyenler bilmelidirler ki ısrarlı bir çalışma ile kısa sürede arzuladıkları hafızayı geliştirebileceklerini görebilirler.

Korkunun Çözülmesi
Şurası gerçek: Yüzlerce defa binlerce insanın huzurunda konuşmamışsanız her defasında heyecan duyarsınız. Bazen heyecanınız o kadar büyük olur ki sizi zincirlerle kürsüye çıkaramazlar.
Kendinizden emin olun. Korkuyu ve heyecanı çok kolay yeneceksiniz. Eğer bunu gerçekten arzuluyorsanız şimdiden bilin: Toplum önüne çıktığınızda kalbiniz sakin, gözleriniz ışıl ışıl olacak.
Çalışmalarınızı üç ana bölümde oluşturacaksınız. Unutmuyorsunuz. Korkular zihninizde yerleşmiş otomatik programların sonucudur. Ortamı oluştuğunda bu programlar bir plak gibi devreye girmektedir. Plağı bozmaz ve yerine yenisini koymazsanız eskisi çalmaya devam eder. En kötüsü de devamlı çaldığınız plaklar her defasında daha güçlü ve köklü hale gelirler.
Korkularımızı üç temel alanda çalışarak yok edeceğiz. Birinci alan kelimelerle kurulu alandır. Düşüncelerin bir boyutunu kelimeler oluşturur. Korkularımız varsa bunlar kelimelerle örülmüştür. Bu bölümü “Cümle Telkin sistemi”yle çözeceğiz.
Düşüncelerimizin ikinci boyutunu imajlar oluşturur. Kendinizi nasıl canlandırıyorsunuz? Korkudan titreyen bir insan olarak mı? Başı dik, yüzünde tebessüm olan bir cesaret abidesi olarak mı? “İnsan ne düşünüyorsa odur.” sözü doğrudur. Bu ifadeyi değiştirelim. İnsan kendini hayalinde en çok nasıl görüyorsa odur. Kendimiz hakkındaki imaj filmlerini değiştirmemiz gerekiyor. Bu çalışma alanını “İmaj telkin Sistemi” olarak adlandıralım. Korkuyu yenmeye çalışırken üçüncü bir boyutu “davranışı” kullanacağız. Kelime veya imajlardan oluşan tüm düşünceler, tekrar edildiklerinde eyleme dönüşürler. Eylem davranıştır, tutumdur. Beynimizdeki kalıpları asıl pekiştiren sergilediğimiz tutumdur. Çünkü düşünce tutuma dönüştüğünde tüm algılarımız devreye girer. Davranırken yaptıklarınızı duyar, görür ve onlara dokunursunuz. Bu bölümde yapacağımız çalışmaları “Tutum telkin Sistemi” kavramıyla ifade edelim. Şimdi gurur verici büyük kişiliğinizi inşa etmeye hazırsınız. Bizimle gönü birliği içinde çalışmaya devam ettiğinizde heyecan verici bir hızda nasıl da değiştiğinizi göreceksiniz. Başlıyoruz:

Cümle Telkini
Toplum karşısında söz söylemekten korku ve endişe duymanın devamlılığını sağlayan en önemli faktör inanç sistemidir. Aldığımız her bilgi, yaşadığımız her tecrübe inanç sistemimizi etkiler ve yeniden şekillendirir. Bu bölümde bu inançların başlıcalarını aktarıyoruz.
-Ben yeterince yetenekli değilim
-Bu işi başaran insanlar benden çok üstün
-Şimdiye kadar hep başarısız oldum
-Başkaları varken bu işi yapmak bana düşme
z
Bu temel inançlar sizde az veya çok bulunabilir. Herkes için bunlar kesinlikle asılsız inançlardır. Ancak ne yazık ki insanların çoğunluğu bu asılsız inançları edindiklerinden hayatları hep sönük geçmeye mahkum edilmiştir. Dikkat edelim: İnançlar her zaman kendilerini doğrularlar. Neye inanıyorsak, maddi manevi tüm güçler bizi doğrulamak için çalışırlar. Şimdi yukarıdaki inançların neden doğru olmadığını anlatacağız. Lütfen bu açıklamaları tekrar tekrar okuyunuz. Bu açıklamaları ezberleseniz bile fırsat buldukça okumaya devam ediniz. Burada amaçlanan sadece öğrenmeniz değildir. Temel amaç doğru inancın alt bilincinize kilitlenmesinin sağlanmasıdır. Zira inançlarınız kendinize defalarca söylediğiniz sözlerdir. Şimdi doğru sözleri kendinize söyleyerek doğru inançları yerleştirmeniz gerekmektedir. Bu açıklamaları yeterince okur ve anlatılanları fırsat buldukça düşünmeye devam ederseniz bir ay içinde yeni inançlarınız alt şuurunuza kaydolacaktır. Daha hızlı değişmek istiyorsanız, tele-terapi kasetlerinde anlatılan sistemi her gün kullanmalısınız.
Cümle telkin sistemine göre alt şuurumuzu hızla yapılandıracak yeni cümle emirleri vereceğiz. Alt şuurumuzdaki kalıplar zaten bu tür cümle emirlerinden oluşmuştu. Emirlerin güçlü bir şekilde yerleşmesi için belli özelikler taşıması gerekir. Bu özellikleri sıralayalım:

1.Derin Gevşeme: Tüm kas sistemlerinizi gevşetmelisiniz. (Ek ‘ye bakınız.) Seminer ortamında sunucunuz derin gevşemeyi size gösterecektir. Ne kadar derin gevşeyebilirseniz emirleriniz o kadar derin ve kalıcı yerleşir.
2.Cümle Yapısı: Cümle yapısı yeterince basit olmalıdır. Kısa cümleler kurmalısınız. Cümle sadece şimdiki zaman kipinde olmalıdır. Alt şuur geçmiş veya gelecek zaman kipinde söylenen sözleri, geçmiş veya gelecek zaman için dikkate alır. Geçmiş hep geçmiştir ve gelecek de hep gelecektir. Alt şuur olumsuz emirleri anlamaz veya tersinden anlar Sadece olumlu emirleri anlar.
3. Gelişme Sürekliliği: Cümle yapısı gelişmenin sürekliliğini ve tekamülü içermelidir. Her hangi bir olayın tekrarına bağlı olarak daha iyi olma durumu ifade edilmelidir. Buna göre aşağıdaki telkin cümlelerini eleştirelim:
--Ben başarılı olmak isteyen bir insan olarak her gün gelişiyor, mükemmelleşmeye adım adım ve süratle ilerliyorum. (Cümle çok uzun, emir kayboluyor.)
--Sigara içmiyorum. (Zaman kipi doğru, ama cümle olumsuz.)
--Çok ders çalışacağım. (Gelişme bağı yok. Gelecek zaman hatası var. Asırlar geçse de alt şuur emri hep geleceğe atar.)
--Her gün ve her nefeste daha çok gülümsüyorum. (Uzunluk yeterli. Şimdiki zaman doğru kullanılmış. Gelişme her güne ve her nefese bağlanmış. İşte en iyi cümle telkin biçimi budur. “Her sabah daha dinç uyanıyorum.” deyin.
Telkin oluştururken yıkmak istediğiniz olumsuzluklar hakkında zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Eskilerini nasıl kaldıracaksınız?
Öfkeleniyorum--------------------- Öfkelenmiyorum.
Sigara içiyorum--------------------- Sigara içmiyorum.

Çözüm kelimelerin olumsuzlanarak kullanılması değildir. bunun yerine olumlu karşıt anlamlı kelimeleri seçmek zorundasınız.
Öfkelenmemek istiyorsunuz----------------- Daha sakin oluyorum.
Sigara içmemek istiyorsunuz---------------- Sigara içmeyi bırakıyorum.

Bu bölümde önce genel başarımızı engelleyen hatalı inançları yok etmemiz gerekir. Ardından doğru inançların fikir temellerini oluşturacağız. bu fikir temellerinin alt şuurumuza kodlanması için alıştırmalar yapacağız.







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 24 Nisan 2012, 16:05   #10 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart

Ders 10: Etkili Konuşma ve Hazır Cevaplılık (Doğaçlama için)

Hazır-cevaplılık Yeteneği


Hazırcevaplılık, her ortamda, her soruya anında cevap verebilme, söylenecek söz bulamadığınızda bile ortamı ölüm sessizliğinden kurtaracak cümleleri oluşturabilme yeteneğidir.
Etkili bir iletişimci olmak istiyorsunuz. Fikirlerle dopdolusunuz. Konuşmaya kalktığınızda tüm cümleleriniz bir edip veya şairin satırları gibi vecizeye benzemeyebilir. Konuşma sırasında her cümlenin kelimelerinin bile anlam zenginliğinin bir parçası olması sağlanamayabilir. Bu noktada asıl önemli olan duraksamadan konuşmaya devam edebilmektir. Çoğu zaman öyle sorularla karşılaşırsınız ki bir anda ne söyleyeceğinizi şaşırabilirsiniz. Oysa hazırcevaplılık yeteneğini kazandığınızda hiç bir zaman sözün altında kalmazsınız. Beklenmedik çıkışlarınızla insanları şaşırtabilir ve çıkışlarınızla hayran bırakabilirsiniz. Dahası derin bilgiye sahip olmadığınız konularda bile konuşabilmek sayesinde her kesimden veya fikir gurubundan insanla sohbet ortamı kurabilirsiniz.
Çoğu zaman bilgi sahibi olmadığımız konularda söz söylemek zorunda kalabiliriz. İçerik yönünden boş sözler söylesek de “duraksamadan söyleyebilmek” sayesinde tüm tehlikeleri aşabiliriz. Konuşma sırasında söyleyecek söz bulamayarak durakladığımızda tüm imajımızı zedeleriz. Boş da olsa söyleyebileceğimiz
mantıklı sözler bizi utançtan kurtaracaktır.
Unutmamamız gereken bir gerçek var: Konuşmak için insanların huzuruna çıktığımızda insanlar da dinlemek için bizlere yönelirler. O anda hepimiz başarılı konuşmayı arzulamaktayız. Daha da iyisi bizi dinlemekte olanlar da başarılı olmamızı arzulamaktadırlar. Eğer biz utanç verici bir duruma düşersek dinleyenler de bu utançtan nasiplerini almakta ve onlar da utanmaktadırlar. Şu halde konuşacağımız zaman başarılı olmamızı içtenlikle bekleyen insanlara sevgiyle yönelmeli ve başarılı olmalıyız.
En önemli sorunumuz söyleyecek sözden mahrum kalmamız değildir. Pek çok şey biliyoruzdur. Ama “Boşluk doldurma cümlelerini kullanmayı bilmiyorsak” tüm söyleyeceklerimiz bir kaç cümlede bitiverir. Duraklarız, tıkanırız ve artık tüm konuşmamız tahrip olur. Cesaretimizi yitirdiğimizde diğer fikirlerimizi ifade etmeye fırsatımız kalmaz. Aşağıdaki alıştırmalar ayak üstü düşünürken aralıksız hazırcevap verebilecek bir yetenek geliştirmemize yarayacaktır. Lütfen bu çalışmaları istendiği gibi yapınız. Ayrıca bulduğunuz her fırsatı benzer alıştırmalar için kullanınız.

ÖZET
1. Tek bir kelimeden yola çıkarak uzun konuşmalar yapabilmelisiniz.
2. Fikir boşluğu doğduğunda arayı içerik yönünden boş da olsa ilgili sözlerle doldurabilmelisiniz.
3. Şaşırtıcı sorulara, altında kalmayacağınız kısa olmayan cevaplar verebilmelisiniz.

ALIŞTIRMA: HAZIR CEVAPLILIK

1. Aşağıdaki her bir kelimeyi okuyun ve hemen ardından okuduğunuz kelimeyi içerisinde barındıran bir cümle oluşturunuz. Cümlelerinizin 6 kelimeden küçük olmamasına dikkat ediniz.
Örnek: “Kalem” - Kalem olmasaydı binlerce kitabın yazılması mümkün olamayacaktı.
Kuş
Fasulye
Cam
Elma
Tabak
Kelebek
Patlıcan Salatalık
Defter
Telefon
Radyo
Çocuk
Pamuk
Bahar Kırmızı
Hırsızlık
İdam
Burun
Tırnak
Sağlık
Sevgi Bağırmak
Zıplamak
Melek
Cami
Sadakat
Bayrak
Şerefli Dağılmak
Rehber
Makine
Mutluluk
Bağlantı
İçerik
Soyut
2. Simdi söz söyleme süremizi bir dakikaya çıkaracağız. Aşağıda göreceğiniz kelimeler üzerinde birer dakika konuşacaksınız. Duraklama yapmamaya dikkat ediniz. Düşünce akışınız yavaş işliyorsa başlangıçta zaman kazanmak için yavaş bir hızla konuşacaksınız.
Örnek: “Sevgi”- Sevgi üstüne çok şey yazılmıştır. O, insanın kalbinde olan en saygıdeğer duygu. Sevmek ve sevilmek ne güzel. Bir çocuğu sevmek, bir çiçeği sevmek, işi, eşi, aşı sevmek. Hayat sevgi üstüne kurulmuş. Yunus ne güzel söylemiş: “Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü”. Bana göre sevebilen insan olmak büyük olmaktır.
Hepimiz de büyük olmak istemiyor muyuz? O zaman sevgiyi neden ihmal edelim. Sevgi mutluluktur. Mutluluk uğrunda ne günlerimizi aç kalarak feda etmeye hazırızdır. Ne geceler uykusuz bırakır bizi sevgi. Oysa sevgi bir bakıştır. Bir gülüştür. Bir soluyuştur sevgi. Ciğerlerimize her soluyuşta sevgi dolar. Arzularsak tüm hücrelerimizin sevgiyle dolabildiğini görürüz.” Şimdi sıra sizde:
Bayram
Ay
Kalp
Fedakarlık Kahvaltı
Burun
Çiçek
Çocuk Işık
Müzik
Kitap
Başara Mikrofon
Elbise
Kir
Bahar Hayranlık
Merak
Temizlik
Yağmur

3. Aşağıda size çeşitli sorular yöneltilmiştir. Bu sorulara en az 30 kelimeden oluşan cevaplar vermelisiniz. Sorunun cevabı için tek bir kelime yeterli olsa bile cevabınızı mutlaka gerektiği kadar uzatmanız gerekmektedir.
Örnek soru: En çok sevdiğiniz kişi kimdir?
Örnek cevap: Benim Selim isminde bir arkadaşım var. Hayatımda tanıdığım en vefakar, en iyiliksever insan o. Onu gördüğüm zaman mutlu oluyorum. Böyle bir arkadaşı kim sevmez. En çok sevdiğim insanın o olduğunu düşünüyorum.(31 kelime)” Şimdi sıra sizde:
-Güzel konuşma kursuna katılmaktan memnun musunuz?
-Sizce yarın yağmur yağacak mı?
-Kursa giderek başarılı olma yolunu öğrenmemiz mümkün mü?
-En çok hangi özelliğinizden gurur duyuyorsunuz?
-Mecbur kalsanız çocuğunuzu döver miydiniz?
-Hiç kimsenin sizi sevmediğini söylüyorlar. Doğru mu bu?
-Rahmetli Turgut ÖZAL’ı hatırlıyor musunuz?
-Hiç nefret ettiğiniz bir öğretmeniniz oldu mu?
-Bir akşam aç kalmak pahasına elinizdeki parayı bir kitaba verir miydiniz?
-Sabahları erken kalkar mısınız?
-İskender kebabı hangi lokantada yersiniz?
-Niçin tavuk eti yemiyorsunuz?
-İradenizi nasıl kuvvetlendirdiniz?
-Gözleriniz neden bu kadar güzel?
4. Konuşmayı Kaldığı Yerden sürdürebilmelisiniz. Aşağıdaki örnekte iki farklı fikrin arası boş bırakılmıştır. Konuşmacı sizsiniz. önce bir fikir veriyorsunuz ve ardından bu fikri örneklendireceksiniz. Ancak örnek aklınıza gelmiyor. Örneği hatırlayıncaya kadar kaldığınız cümleye paralel, yeni fikirler içermeyen dolgu cümleleri kullanacaksınız. Arada en az beş cümle kullanmaya dikkat ediniz. İlk örnek sizin için hazırlanmıştır:
a) Ben biliyorum insan cevabı çok arzularsa rüyasında bile cevabı bulabilir. (Fikir kesintisi: Örneği hatırlamadınız ve boşluğu dolduruyorsunuz.)

Arzuladığınızda ne olur? Arzunuz bir türlü zihninizden gitmez. Arzu duygudur. Hep gözlerinizin önünde dolaşır. Öyle ki her zaman arzunuzu düşünürsünüz. Rüyanızda bile arzunuz aklınızda dolaşır. Adeta arzu insanın hücrelerine kadar vücuduna işlemiştir. Arzunuzdan kalbiniz titrer. “Ah bir şu cevabı bulabilsem” dersiniz. Yemek yerken arzu kafanızdadır. Yolda yürürken hep o arzuyu düşünürsünüz. Sonunda cevabı rüyanızda görürsünüz...
(Devam)Bunun en ilginç örneğini Elias Howe yaşamıştır. Dikiş makinesini keşfetmek için bıkmadan çalışmış, arzulamış durmuş ve sonunda rüyasında kendisini yakalayan yamyamların mızraklarının ucunu gördüğünde hemen fikir kendisine doğmuştur. Bu rüyadan sonra tezgahının başına geçmiş ve dikiş makinesini tamamlamıştır.
b) Bir yetim çocuğun başını okşasanız ona neler kazandırabileceğinizi biliyor musunuz? (Fikir akışı koptu siz doldurun)
(Devam) Yetim çocuğun kendine duyacağı güven sayesinde çalışma azmi, zekası ve başarısı gelişecektir.
c) Aya ilk kim ayak basmıştı biliyor musunuz? (Fikir akışı koptu siz doldurun)
(Devam) İşte Ay’a ilk ayak basan Neal Armstrong olmuştu.
d) Size dün buraya gelip çok çalışmamız gerektiğini söyleyen kadının adını söylemek istiyorum. (Fikir akışı koptu siz doldurun)
(Devam) O kadının adı Halime Yazgan’dı.
e) Huzurlarınıza hangi konuda söz söylemek için çıktığımı biliyor musunuz? (Fikir akışı koptu siz doldurun)
(Devam) Sizinle “zekanın gelişiminin önemi” konusunda konuşmak için buradayım.
f) Benim kaç yaşında olduğumu merak ediyor musunuz? (Fikir akışı koptu siz doldurun)
(Devam) Belki de tahmin ediyorsunuz; ben tam 31 yaşındayım.

Etkili Konuşmak İçin

1- Erken başlayın
Bir konuşma yapmak zorundaysanız, daha sonra değil, hemen işe başlayın. Hazırlanmak için ne kadar çok zamanınız olursa, kendinizden o kadar emin olursunuz.
2- Dinleyicilerinizi tanıyın
KİME konuşacağınız hakkında bulabildiğiniz kadar bilgi edinin. Dinleyicilerinizin ortak özellikleri nelerdir? Eğitim düzeyleri nasıldır? Bu tür sorulara ne kadar çok yanıt bulabilirseniz, konuşmanızı onların duymak isteyeceklerine o kadar çok odaklayabilirsiniz.
3- Orijinal olmak konusunda endişelenmeyin
Heyecanlı ve kalpten gelen bir konuşma yapar ve söylediklerinize inanırsanız, seçtiğiniz konu hakkında konuşan ilk ya da 15. kişi olmanız fark etmez. Tüm orijinalliğiniz SESİNİZdir.
4- Basit olun
Kısa ve öz bilgi parçacıkları, dinleyicilerin söylenenleri daha kolay algılamalarını sağlar.
5- Onlara bir fırsat sunun
Dinleyicilerinizin sorunlarına çözüm bulun; onların düşünce ve eylem biçimlerini zorlayacak bir iddia öne sürün ya da onlara yeni bir şey öğrenme fırsatı sunun. Konuşmanızı, sunduğunuz fırsatın çevresinde şekillendirin. (“Bugün size işlerinizi sürekli erteleme eğilimini yaşamınızdan sonsuza dek silmeniz için 3 araç sunacağım.”)
6- Bir diyalog yaratın
Yaptığınız işi “bir konuşma yazmak” şeklinde düşünmeyin. Bunu, sizinle dinleyiciniz arasında bir diyalog yaratmak olarak değerlendirin.
7- Dinleyiciyi konuşmanın içine alın
Diyalog hissini yaratmak için dinleyicinizle etkileşimde bulunun. Onlara soru sorun (“Kaçınız bu konuda hemfikir?”); yapacak iş verin (“Bir sonraki gerçeği yazmanızı istiyorum…”).
8- Kendinizi dinleyin
Konuşmanızın kulağa nasıl geldiği, nasıl okunduğundan daha önemlidir. Konuşmanızı göze değil, kulağa hitap edecek biçimde oluşturun.
9- Prova, prova, prova!
Konuşmanızı mümkün olduğunca sık prova edin; sürekli tekrarlayın. Böylece, mükemmel bir sunum yapabilirsiniz.
10- Eğlenin
Konuşmanızı oluşturma sürecinin kolay ve zahmetsiz geçmesine özen gösterin. Süreci eğlenceli kılarsanız, bu durum konuşmanıza da yansır ve süper bir sunum yapmış olursunuz!







Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
artikulasyon, dersler, dersleri, diksiyon, fonetik, oyunculuk, tiyatro, tiyatro dersi, tiyatro dersleri, tiyatro sınavı, tiyatrocu, vurgu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557