Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Tiyatro & Edebiyat & Sanat > Tiyatro & Sanat
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Aralık 2012, 11:56   #1 (permalink)
<b>Hayat'a fransız kadın`♥<b>


คqåтђค - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06 Ağustos 2011
Nerden: ★ Ankara ★
Yaş: 27
(Mesajlar): 12.069
(Konular): 3051
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 1005627
Aldığı Beğeni: 1563
Beğendikleri: 1127
Ruh Halim: Meskul
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Teşekkür Plaketi 
คqåтђค - AİM üzeri Mesaj gönder
tick Tiyatronun Çağdaş İşlevi

Altın çağ"
Bin dokuzyüz altmışlardan sonra Türkiye'de tiyatro "işkolu" hareketli bir dönem yaşadı. "Resmî" tiyatrolar sahne ve gösteri sayılarını önemli çoğaltarak "sanat sevgisini" yurdun en ücra köşelerine ulaştırdılar; büyük şehirlerdeki "özel" tiyatrolar onlarla sayıldı; tiyatro "bilimi" üniversitelerde öğretilir tiyatro "sanatı" gazetelerde dergilerde bayağı tartışılır oldu.


Bu nicel gelişme içinde tiyatrolar-tiyatrocular arasındaki nitel farklılaşmanın belirginleşmesi kaçınılmazdı. "Müşteri" çekecek şan ve şöhrete sahip "yıldızların" çevresinde ucuza (yada bedavaya) toparlanmış "sanat aşığı" heveslilerden oluşan tiyatrolar "ülkemizin kültür ve sanat hayatını" şenlendire dursunlar; toplumsal gelişimi hızlandırmakta görev ve sorumluluk yüklenen yeni tiyatrocu kuşağı giderek etkinlik kazandı.


Yenilerin etkinliğinden rahatsızlık duyanların karşılığı açık ve kesindir: Bir yandan kaba kuvvet işletildi tiyatrolar basıldı tiyatrocular falakaya yatırıldı oyunlar yasaklandı tiyatrolar kapatıldı kapatılmakta; öte yandan "sanatsever zenginlerimiz" eliyle koltuklar satın alındı holding reklamlarıyla tiyatrolar kuruldu Devlet eliyle ucuza salonlar sağlandı "özel" tiyatrolara ödenek tartışması başlatıldı yürütülmekte...

Toplumun alt yapısındaki çelişkilerin üstyapı kurumu tiyatroya böylesine doğrudan yansıması sonucu kavganın keskinleşmesinden (tabir caizse kaçmaktan kovalamaya zaman kalmamasındandır belki) kimilerinin "Türk tiyatrosunun altın çağı" diye nitelemekten pek hoşlandıkları bu dönemde tartışma slogan düzeyinin üstüne pek ender çıkabildi. Babadan oğula ustadan çırağa söylenegelen "tiyatro eğlencedir ama eğlencelerin en faidelisidir" özdeyişine karşı ileri sürülen "tiyatro kitlenin kültür silahlarından biridir" savı kimi zaman "tiyatro ile devrim yapılır" abartmasına dönüştü; siyasal ve ilerici deyimlerinin eş anlamlı kullanılması sonucunda ortaya çıkan siyasal tiyatro "ticarî" tiyatro ayırımı tartışmayı tehlikeli biçimde saptırdı; tiyatronun toplumsal konumu ve işlevi açık seçik tanımlanmadığından "geleneksel tiyatro" "ulusal tiyatro" "halk tiyatrosu" "halk için tiyatro" "epik" "dramatik" gibisinden nice kavram üzerinde birden çok kişinin paylaştığı bir görüşe pek ender varılabildi.

Tiyatronun "sefaleti"

"Altın çağ" artık kapanmıştır. "Çok ödüllü" nice tiyatro perdesini kapattı: süslü salonlar "seks ve karate" sinemalarına dönüştü; "sanatsever zenginler" yardıma koşmadı "tiyatro öldü" havasını tutturdular bir ağızdan. Kimi müflis tiyatrocuların "sefaletlerinden" sorumlu tuttukları televizyonu "ekonomik yönden daha verimli" bulduklarından mı? (Bildiğimiz kadarıyla "sanatsever zenginlerimizin" hiçbiri kırk para kazanmamıştır tiyatrodan) Kimilerinin dediği gibi tiyatro "sanatı"na kimsenin gereksinmesi kalmadı da bu yüzden mi "ticarî" sıfatını bir zamanlar hakaretlerin en büyüğü sayan tiyatrocular şimdi bu sıfata pek bir can-ü gönülden sahip çıkar oldular? "Hür teşebbüs"ün koruyucusu Devlet beceriksiz tüccarlar oldukları için mi şunca oyunu yasakladı yasaklamakta? Tiyatronun "kaatili" sağcı yazarlarla politikacıların dedikleri gibi "tiyatroyu ideolojik bir rüya içine" sokanlar mı?

"Vatandaşı huzurla temaşa zevkine" nasıl eriştireceğiz?

Tiyatrocular böylesi yapmacık gözyaşlarına alışıktırlar. "İlk ve tek burjuva sanatı" sinemanın yaygınlaşmaya başladığı dönemde de teknolojinin sahibi sınıflar tiyatronun ölümüne ağıt yakmaktaydılar; fotoğraf makinesinin icadı da "resim sanatının ölümü" olarak tantanayla duyurulmuştu galerilerin şatoların süslü tutsaklığından kurtuldu duvarların miting alanlarının özgürlüğüne kavuştu. Kitlesel iletişim araçlarına egemen olanların "vatandaşın" yatak odasındaki casusu televizyonun da gücü yetmeyecek tiyatroya mezar kazmaya.

Yetmeyecek ama tiyatrocu önündeki tuzağı doğru çözümlerse; kavram kargaşasını ilke birliğine dönüştürebilirse... Bunun için de (kamuoyunu oluşturan öteki ideolojik aygıtlardan soyutlamaksızın) tiyatroyu toplumsal konumuna oturtmak ve özgün işlevini tanımlamak zorunluluğu var. Tiyatrocunun yeni atılımlar için güç birikimi yaptığı bu dönemde geçmiş pratiğin ve kuramsal tartışmanın eleştirisi de ister istemez tiyatro "sanatını" aşan bir düzeyde başlatılacaktır. İşte "giriş"in "gerekçe"si.


II. "Eğlencelerin en faidelisi"

"Eğlence"
A. Kutsi TECER : "Tiyatronun eğlence olduğu doğrudur ama..."
Muhsin ERTUĞRUL : "Tiyatro eğlence yeri değil büyüklerin mektebidir".
Adnan BENK : "...bu eğlencenin çeşidi vardır. Kimi sahnede tekme atılınca eğlenir kimi de düşündürücü bir söz duyunca".
Bertolt BRECHT : "...tat vermek. Tiyatroya bundan soylu bir işlev bulamadık".

Tiyatro nedir ne değildir tartışması her ülkenin her dönemden tiyatrocusundan tiyatro kuramcısından alıntılarla sonsuza değin sürdürülebilir. Paylaşılamayan ne? Tiyatroyu "eğlence" olarak tanımlayanlarla "mektep" sıfatını yakıştıranlar arasında uzlaşmaz bir çelişki yok kanımızca "Eğlencedir" diyenler bunu küçültücü bir tanım saymadıkları gibi tiyatroya eğlenceler arasında ayrıcalığı olan bir yer arıyorlar; "mektep"çilerin eğlenceyi az çok hor görmelerindeyse tiyatronun "****** yada ********" sayıldığı bir dönemde edinilmiş kompleksleri ve eğlenceyi (zevki) günah sayan musevî -hıristiyan ahlâkının etkileri epey açık. "Eğlencelerin en faidelisi" uzlaştırıcı bir tanım olduğu için "özdeyiş" ölçüsünde yaygınlaşmıştır belki. Uzlaştırmanın ötesinde ilk soruyu da gündeme getiriyor:

Tiyatro nasıl eğlendirir?

"Herşeyden önce şaşırtıcı bir olayı pek sıradan sayma eğiliminde olduğumuzu unutmayalım. (..) Milyonlarca kişi kitap okuyor sinemaya tiyatroya gidiyor. Neden? Oyalamak dinlenmek eğlenmek için demek soruyu pekiştirmekten öteye geçmez. (..) İnsanın bir başkasının hayatına sorunlarına gömülmesi yada bir roman-oyun-filim kişisi ile kendini bir görmesi neden oyalayıcı dinlendirici eğlendirici olsun? (..) Eğer yetersiz bir yaşayıştan daha zengin bir yaşayışa kaçmak istiyoruz dersek yeni bir soru çıkıyor ortaya; Yaşayışımız neden yeterli değil?"

Bu anlaşılmaz eğlenceye Aristoteles'in yargısıyla yaklaşıyoruz: İnsan "Zoon politikon"dur toplumsal hayvandır. Eğlencesi de toplumsal. Tiyatro seyircisi ister (dramatik tiyatroda olduğu gibi) sahnede gördüğüyle özdeşleşerek kendi dışındaki bir gerçekliği "yaşasın"; ister (epik tiyatronun amaçladığı gibi) dışında olduğunun bilinciyle bu gerçekliği "yargılasın" belli ki ayrı bir birey olmakla yetinemiyor. "Bireysel yaşamın kopmuşluğundan kurtulmaya (...) bir doluluğa daha anlamlı bir dünyaya geçmeye çabalıyor" . İşte seyircinin tiyatroda bulduğu eğlence:

Bireyselliğini toplumsallaştırma.

"Faide"
Seyircinin gördüğüyle özdeşleşerek kendi dışındaki bir gerçekliği "yaşama"sına dayanan Aristoteles'ci tiyatronun yüzyıllar boyunca geliştirilmiş bütün biçimleriyle günümüzde de sürdürülmesinden sağlanan "faide" ise gün gibi ortada: Sınıflı toplumun bölünmüş seyircisini güldürerek yada acındırarak birleştirmek; geçici bir saptırmayla seyircinin toplumsallaşma özlemini boşaltmak. Hani Salazar'a "onsuz Portekiz'i güç yönetirdim" dedirten futbolun sınıfsal çıkarları karşıt olanları "takım aşkıyla" omuz omuza 'bağırtan; sınıfsal çıkarları ortak olanları kimi kez birbirine kırdırtan boşalımı gibi. Gazete kuponlarından han-hamam-otomobil bankalardan "servet güneşi" "zengin keşidelerden milyon yağmuru" beklemenin heyecanıyla eşdeğerde bir eğlencenin yalnızca egemen sınıfların yararına işleyen "faide"si.
Eh bu "faide"ye estetik kılıflar da giydirilecektir elbet. Şu eğlence soyludur bu soysuz; tiyatro "güzel"dir bu çirkin... Oysa başlangıçta ne tiyatronun ne başka bir sanatın "güzellik"le uzun boylu ilintisi yoktu. "İnsan topluluğunun yaşama savaşında kullandığı 'büyülü bir araç bir silahtı sanat". Örnek olarak mağara duvarına çizilmiş hayvan resmi avcıya güven avına karşı üstünlük verirdi; avlayacağı hayvanın postuna bürünüp onun gibi sesler çıkarması avına daha kolay yaklaşmasını daha kolay avlamasını sağlardı; av "sahnesinin" topluluk önünde "oynanması" çocukların ilk avcılık eğitimiydi; savaşçının yüzüne sürdüğü boyalar savaş dansları düşmana üstünlük sağlamaya yönelikti... Kısacası ilkel toplum belli başlı iki "faide" beklerdi sanattan tiyatrodan: ("audio -visuel" bir çıraklık eğitimine katkıda bulunarak) Üretim koşullarının yeniden-üretimi ve korunması (ortak bir toteme belli kurallarla tapınmayı ve orta çalışma ritmini -dans- sağlayarak) bireylere topluluk bilinci aşılanması.

İlkel toplumun yerine bir sınıflar ve bireyler toplumunun almasından sonra da sanat bu toplumsal niteliğini yitirmedi. Ama sınıflar sanatı kendi sınıfsal çıkarları doğrultusunda kullanmaya çaba gösterdiler: "Topluluğun korosundan bir korobaşı çıktı kutsal yakarış yöneticilere övgüye dönüştü oymağın totemi soylu sınıfın tanrılarına bölündü" Bireyin topluluk bilinci şimdi olsa olsa üretim araçlarını ellerinde bulunduranların çıkarına işlerdi. Başka bir deyişle: Sanattan beklenen iki "/aide" arasında (üretim koşullarının yeniden-üretimi ile bireylere topluluk bilinci aşılaması arasında) bir daha hiç uzlaşmayacak bir çelişki doğmuştu.


Egemen sınıflar kendi "eğlencelerini oluşturarak o eğlenceden seyirciyi egemen ideoloji çevresinde birleştirme "faide"sini bekleyedursunlar; sömürülen sınıflar da başka yararlar sağlamak adına başka eğlencelere yöneldiler. Çünkü toplumsal birliğin olduğu kadar yabancılaşmanın da anlatım aracıdır tiyatro. Sınıflı seyircinin toplumsallaşma özlemini geçici bir "rehavet" e saptırabildiği kadar seyirciye bölünmüşlüğünün nedenlerini sergileyerek gerçeklerin değiştirilebilir olduğunu anlamanın heyecanını vererek de eğlendirebilir. Yüzyıllar boyunca iki ayrı koldan gelişen "eğlenceler" çelişik "faideler..." Bir yanda soyluların kurup evrensel saydıkları düzenin Apollonsu yüceltilmesi öte yanda özel mülkiyete karşı çıkarak zenginliklerini herkesin paylaşacağı bir dönemi muştulayan Diyonizosu bir başkaldırış ; bir yanda kilisenin misterleri öte yanda pazar yerlerinin "mistero buffo" ları; bir yanda varlıklı sevgilisiyle başgöz olacakken kanserden ölen çağdaş "külkedileri" öte yanda "bilimsel çağın dialektik düşünceyi bir tad kaynağı kılmaya" yönelik tiyatrosu . Sınıflı toplumun bütün aşamalarında sınıfsal çelişkinin savaş alanlarından biri olmuştur "eğlencelerin en faidelisi".


Sanatsal alandaki savaşın en amansızı hiç kuşkusuz kapitalist toplumda süregelmektedir. Çünkü siyasal iktidarı ele geçiren burjuvazi daha önce egemen olmuş sınıflardan hiçbirinin kuramadığı ölçüde etkin bir Devlet Aygıtı geliştirmiş; teknolojik gelişmenin ne yardımıyla düşünsel üretimi bu aygıta doğrudan yada dolaylı bağlı olarak kurumlaştırmıştır: "Maddî üretim araçlarının sahibi olan sınıf aynı zamanda düşünsel üretim araçlarının da sahibidir. (...) Öyle ki egemen düşünceler aslında maddî ilişkilerin bir yansıması başka bir deyişle egemen sınıfın egemenliğinin ifadesinden başka birşey değildir".

Burjuvazi düşünsel dolayısıyla sanatsal egemenliğini nasıl pekiştirdi? Ne tür bir kurumlaştırma ile koruyor? Bu egemenliğin tiyatro üzerindeki dolaylı dolaysız etkileri nelerdir?... Tiyatronun çağdaş işlevini bu soruların karşılığı belirleyecek. Bu amaçla Devlet ve Devletin İdeolojik Aygıtları üstüne kuramsal bir parantez açıyoruz.








Yinede sen ; son sevdigim
uğruna sevgiler aşklar tükettigim.İLLede sen tek bildigim
คqåтђค isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
Çağdaş, tiyatronun, İşlevi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557