Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Tiyatro & Edebiyat & Sanat > Tiyatro & Sanat
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree1Kişi Beğendi
  • 1 Post By คqåтђค
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Aralık 2012, 11:56   #1 (permalink)
<b>Hayat'a fransız kadın`♥<b>


คqåтђค - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06 Ağustos 2011
Nerden: ★ Ankara ★
Yaş: 27
(Mesajlar): 12.069
(Konular): 3051
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 1005627
Aldığı Beğeni: 1563
Beğendikleri: 1127
Ruh Halim: Meskul
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Teşekkür Plaketi 
คqåтђค - AİM üzeri Mesaj gönder
tick Tiyatro ve İkinci Yüzü

Her gerçek madalyanın kendisini ikileştiren bir gölgesi vardır; nesneye biçim vermekte olan bir heykeltıraş an olur varlığı rahatını kaçıran bir gölgeyi ortadan kaldırabildiğini sanır işte bu andan sonra da sanat diye bir şey kalmaz.

Bugün artık çözüp kavradığımız hiyerogliflerin bize aktardığı o her büyüleyici kültür gibi gerçek tiyatronun da gölgeleri vardır ve bütün diller ve sanatlar arasında sınırlarını kırabilmiş gölgelere hala sahip kalabilmiş tek alan tiyatrodur.

Bu arada şunu da hemen söyleyebiliriz ki ta başlangıçtan beri bu gölgeler hiç bir sınır tanımamışlardır. Tiyatro üzerindeki değişmez düşüncemiz gölgesiz bir kültür üzerin eki değişmez düşüncemizle birleşir; bu gölgesiz kültürde ne yana çevrilirse çevrilsin hep boşlukla karşılaşır kafamız mekan denen şey ise dolu dopdoludur oysa. Ama devinim içinde olduğu canlı araçlar kullandığı için gerçek tiyatro yaşamın sendeleyip durduğu noktada gölgeler oynatıp sürer gider. Aynı jesti iki kez değil de durmadan yeni jestler yapan oyuncu bir devinim içindedir ve kuşkusuz bir takım biçimleri zorlamaktadır; ama bu biçimlerin arkasında ve onların yıkılmasıyla bu biçimlerin yıkılmasından sonra başlayan şeylere erişiyor o ve onların sürüp gitmesini sağlıyor. Hiç bir şeyde olmayan ama jest ses söz ışık ve bağrışma gibi her türlü anlatım yolunu kullanan tiyatro usun kendini göstermek için bir anlatım yoluna gereksinme duyduğu noktada bulunur tam.


Ve tiyatronun yazılı sözler müzik ışık ve sesler gibi bir dille anlatım bulması kısa bir süre için yitip gittiğini gösterir onun bu anlatım yollarından birinin seçilmesi-onun kolaylıklarına karşı bir eğilim duyulduğunu ortaya kor çünkü; bu yolun sınırlandırılmış olması ise kendisinin kurumasına yozlaşmasına yol açar.


Kültür için olduğu gibi tiyatro için de önemli olan birtakım gölgeleri adlandırıp yönetmektir; kendini bir biçim ve dil içine sokup kalmayan tiyatro gerçi yalancı gölgeleri yıkıp dağıtır ama yörelerinde asıl yaşam temsilinin toplandığı yeni gölgelerin doğmasına yol açar.


Gerçek yaşama dokunmak erişmek için dil zincirini kırmak tiyatro yapmak ya da yeniden tiyatro oynamak demektir; önemli olan da bu eylemin kutsal olarak kalması gerektiğine inanmamaktır. Önemli olan her kesin bunu yapamayacağını bu iş için bir takım ön hazırlıkları olmak gerektiğini bilmektir Kişinin ve kişi güçlerinin o her zamanki sınırlandırılmalarını reddetmeye ve gerçek denen şeyin sınırlarını sonsuzlaştırmaya götürür bu. Tiyatroyla yenilenen yeni bir yaşam anlamına inanmak gerek; burada kişioğlu henüz ortada olmayan ama onu yaratan şeye egemendir. Ve henüz ortada olmayan bu şey yine doğabilir yeter ki basit saptama araçları olarak kalmakla yetinmeyelim biz. Bunun içindir ki yaşam sözcüğünü kullanırken olayların dış görünümüne göre bir yaşamın değil biçimlerin erişemedikleri o bir çeşit kırılgan ince ve oynak odak noktasının söz konusu olduğunu bilmek gerekir. Ve günümüzde hala tamusal ve gerçekten kargışlanacak bir şey varsa o da ateşte yakılan ve yakıldıkları odun yığınları üzerinde bir takım el kol işareti yapan cezalılar gibi davranacak yerde biçimler üzerinde sanatlıca oyalanıp durmaktır.


Tiyatro ve Veba


Olanaksızlığın gerçekten başladığı sahneye aktarılan şiirin gerçek duruma getirilmiş simgeleri besleyip sıcaklaştırdığı andan sonradır ki tiyatro söz konusu olabilir ancak.


Gerçek bir tiyatro oyunu anlamların rahatını bozar baskı altındaki alt bilinci özgürlüğe kavuşturur kişiyi bir çeşit erkekçe başkaldırmaya götürür (bu başkaldırma da erkekçe olduğu zaman tüm değerini bulur ancak) ve bir araya gelmiş topluluklara zor ve kahramanca bir durumu kabul ettirir.


Mysteres d’Eleusis’te yalın biçimini bulmuş ve gerçekten çok iyi verilebilmiş hastalığın o korku salıcı görünüşü her gerçek tiyatronun erişmesi gereken birkaç eski çağlar trajedisinin o karanlık zamanına bir karşılık olmaktadır. Eğer gerçek tiyatro veba gibiyse bu onun bulaşıcı olduğundan değil tıpkı veba gibi bir öldürücülük ortamının açığa vurulması ileri sürülmesidışa doğru itilmesi olduğundandır; öyle bir öldürücülük ortamı ki onunla usun bütün bozuculuğu bütün ayartıcılığı bir birey ya da bütün bir ulus üzerinde toplanır.


Veba gibi kötülüğün bir zamanı kara güçlerin baskın olduğu dönemler vardır; daha derin daha büyük bir güç ortadan kaldırıncaya dek besler bunları. Tiyatroda da veba gibi tuhaf bir çeşit güneş vardır anormal yoğunlukta bir ışık; bu ışıkta güç ile olanaksız birdenbire bizim için normal bir öğe olarak görünüverirler. Tiyatro da veba gibi ölüm ya da iyileşme ile çözülen bir buhrandır. Hem veba yüce bir hastalıktır çünkü tam bir buhrandır o ardından ya ölüm gelir ya da tam bir arlanıp paklanmışlık. Tıpkı bunun gibi tiyatro da bir hastalıktır bir şeyler yıkılmadan erişilmeyen yüce bir dengedir çünkü. Usu erklerini yücelten bir sayıklamaya çağırır; ve sonunda görürüz ki insan açısından tiyatro eylemi de veba eylemi gibi iyilik getiricidir; çünkü bu eylem insanları birbirlerini oldukları gibi görmeye götürmekle maskeleri düşürür yalanları miskinlikleri alçaklıkları ikiyüzlülükleri ortaya vurur; duyuların en açık verilerine dek yayılan o boğucu ölümlülüğü sarsar; ve yığınlara gölgede kalmış güçlerini gizli yeteneklerini göstererek onları alınyazısı karşısında yüce ve kahramanca bir durum almaya çağırır. Ve şimdi söz konusu olan hiç farkına varmadan kayıp giden intihar eden bu dünyada bu yüce tiyatro kavramını kabul ettirebilecek ve hepimize bugün artık inanmadığımız dogmalar yerine geçecek doğal ve büyüleyici şeyi verebilecek bir insan çekirdeğinin bulunup bulunamayacağı sorunudur.

Sahneye Koyuş ve Fizikötesi


Nasıl oluyor da batı tiyatrosu tiyatroyu ikili konuşmalar tiyatrosundan başka bir açıdan göremiyor? İkili konuşma yalnız sahneye özgü bir şey değildir; betikte de olur bu; edebiyat tarihi betiklerinde konuşma dili tarihinin küçük bir dalı olarak düşünülen tiyatroya bir yer ayrılması da bunun bir kanıtıdır. Sahnenin özdeksel ve somut bir yer olduğunu söylüyorum ben kendisini doldurmamızı ve ona somut dilini konuşturmamızı ister bu yer. Duygulara yöneltilmiş ve sözden uzak bu somut dilin önce duyguları doyurması gerektiğini dil için olduğu gibi duygular için de bir şiir olduğunu burada sözünü ettiğim özdeksel ve somut dilin anlattığı düşüncelerin söz dilinden kurtulduğu ölçüde ancak gerçek tiyatro dili olduğunu söyledim. Bu da dil şiirinin yerine mekanda bir şiir koyma olanağını verir bize. Söz dilini fizikötesinde düşünmek dile genellikle anlatamadığı şeyleri anlattırmak demektir: dili alışılmamış yepyeni bir biçimde kullanmak ona yeni sarsma olanakları vermek onu mekanda etkin bir biçimde bölüp dağıtmak vurguları salt ve somut bir biçimde ele almak ve onlardaki o bir şeyi yırtıp gerçekten ortaya koymak olanağını yeniden kendilerine kazandırmak dil ve onu bayağıca yararcı besinsel kaynağına sırt çevirmek kısacası dili bir okuyup üfleme bir büyülü sözler olarak düşünmek demektir. Sahnede anlatımı bu etkin ve şiirli yolda düşünmedeki her şey bizi tiyatronun bugünkü ruhbilim ve insan anlayışından ayrılmaya ve tiyatromuzun bugün hepten kavramını yitirdiği o mistik ve dinsel anlayışını yeniden bulmaya götürür.


Üstün Yapıtlara Yeter Demek


...Tiyatronun değişmesi için uygarlığın değişmesi gerektiğine inananlardan değilim ben; ama en güç ve en yüce anlamda kullanılan tiyatronun birçok şeylerin oluşum ve görünümü üzerinde etki yapma gücünü taşıdığına inanırım. Sahnede iki sevgi gösterisinin iki canlı odağın iki sinirsel manyetizmanın birbirine yaklaşması yaşamda sonrası olmayan bir ahlaksızdaki o iki üst derinin birbirine sürtüşmesi kadar bütün gerçek ve kesindir.


Bir yırtıcılık (Vahşet) tiyatrosundan söz etmem işte bundandır benim. Hepimizdeki bu her şeyi kırıp dökme hastalığı ile yırtıcılık sözünü ilk ağzımdan çıkardığımda bu sözcük herkes için hemen kan anlamını taşıdı. Ama “yırtıcılık tiyatrosu” önce benim için güç ve yırtıcı tiyatro anlamındadır. Temsil alanında da vücutlarımızı karşılıklı yara bere içinde koyarak birbirimize karşı gösterebileceğimiz yırtıcılık söz konusu değildir. Söz konusu olan nesnelerin bize karşı gösterebileceği çok daha korkunç yırtıcılıktır. Özgür değiliz biz. Ve hala gök kubbe başımıza düşüp yıkılabilir günün birinde. Tiyatro da işte her şeyden önce bizlere bunu öğretmek için yaratılmıştır.


Yırtıcılık (Vahşet)Tiyatrosu


…Demek söz konusu olan tiyatroyu sözcüğün tam anlamıyla bir iş bir görev durumuna getirmektir; kanın damarlarda dolaşımı ya da düş imgelerinin beyinde o kaoslu gelişimi kadar sınırlandırılmış belirli bir şey durumuna getirmek; bu ise dikkatin etkili bir biçimde elde tutulması gerçekten eli kolu bağlı bir tutsak durumuna getirilmesiyle sağlanabilir ancak.


Tiyatronun gerçek tiyatro olması demem şu gerçek bir hayal aracı olabilmesi için seyirciye gerçek düş kalıntıları sağlaması gerekir; bu düşe kalıntılarında kişinin cinayet işleme isteği sevgi konusundaki saplantıları yabanlığı gerçekleşmesi olanaksız düşleri yaşam ve nesneler üzerindeki ütopik düşünceleri ve hatta yamyamlığı sanal ve düşsel bir planda değil bir iç planda fışkırıp ortaya çıkar. Başka bir deyimle tiyatro her yola baş vurarak yalnız nesnel ve dıştan betimlenmiş bir dünyanın bütün görünümlerini değil bir iç dünyayı fizikötesi olarak düşünülen insanı bütün yönleriyle yeniden ele alıp ortaya koymaya çalışmalıdır.


Sahne Dili


Söz konusu olan ağızla söylenen sözü ortadan kaldırmak değil sözcüklere aşağı yukarı düşlerde taşıdıkları önemi vermektir.


Sahne-Salon Dili


Sahne ve salon ayrımını kaldırıp yerine bir tek yer koyuyoruz biz; arada hiç bir bölme hiç bir parmaklık olmayacak eylem bu yerin ta kendisinde cereyan edecek. Oyunla seyirci oyuncuyla seyirci arasında doğrudan doğruya bir bağ kurulacak; çünkü eylemin ortasında yer almış olan oyuncu bu eylemle her yandan sarılmış olacak. Bu sarılmışlık da salonun biçiminden ileri gelmektedir.


Çeviri: Tahsin Saraç


Alıntıdır.





KumsαL` Bunu beğendi.




Yinede sen ; son sevdigim
uğruna sevgiler aşklar tükettigim.İLLede sen tek bildigim
คqåтђค isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 05 Aralık 2012, 14:34   #2 (permalink)
Düştüm İbret Aldım
Kalktım Unuttum…”

KumsαL` - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 19 Kasım 2012
Yaş: 23
(Mesajlar): 1.761
(Konular): 562
Renkli Para : 74350
Aldığı Beğeni: 485
Beğendikleri: 818
Ruh Halim: Cap Canli
Standart

teşekkürler





KumsαL` isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
tiyatro, ve, İkinci, yüzü


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557