Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Tiyatro & Edebiyat & Sanat > Tiyatro & Sanat
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree1Kişi Beğendi
  • 1 Post By คqåтђค
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Aralık 2012, 11:59   #1 (permalink)
<b>Hayat'a fransız kadın`♥<b>


คqåтђค - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06 Ağustos 2011
Nerden: ★ Ankara ★
Yaş: 27
(Mesajlar): 12.069
(Konular): 3051
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 1005627
Aldığı Beğeni: 1563
Beğendikleri: 1127
Ruh Halim: Meskul
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Teşekkür Plaketi 
คqåтђค - AİM üzeri Mesaj gönder
tick Tiyatronun Gerekliliği

"Sanatın işlenmesi duyarlığımızın eğitilmesidir ve bizler sanatsal bir hava içinde yetiştirilmediğimiz takdirde bomboş bir ruhsal yaşamın ve tadsız bir dünyanın şiddetine ve suçuna itiliriz. Yaratma isteği olmayan yerde ölüm güdüsü oluşur ve bu da sonsuz bir yıkıcılığa götürür bizi."
Herbert Read


1.

Psikiyatri ruh ve sinir hastalıkları ile kişideki uyumsuzlukları önleme tanımlama ve sağaltma ile uğraşan bir uzmanlık dalıysa tiyatro da sanatsal yoldan aynı şeyleri yapan bir sanat dalıdır. Tiyatro yirmibeş yüzyıldan beri süregelen ama çoğu kez farkedilmeyen iyileştirici ve birleştirici gücüyle yaşamının birçok evresinde sorunlar tehlikeler isteriler ve karmaşalar ortasında insanın sığındığı kendilerini tanıdığı varoluş nedenlerini anladığı ve özvarlıklarını koruduğu bir sanat olmuştur.

Tiyatro kaynağında ritüller yoluyla insanlara moral kazandırmış onun doğa karşısında kendi benliğini ortaya koymasını sağlamıştır. İnsanoğlu çevresindeki her şeyde kendi özünden değişik bir öz olduğuna inanıyordu; bu öz bir anima yani bir ruhtu. İnsan ölünce ruhu gövdesinden ayrılırdı ama yok olmazdı gidip bir ağaca bir kayaya ya da suya girerdi. Ruhun içine girdiği o şey bir içerik kazanır ve fetiş olurdu. Üstelik bir fetiş'teki ruhun gücü insanın ruhundaki güçten daha üstündü; çünkü öldürülemezdi ve istediği anda başka bir varlığa geçebilirdi. Fetiş 'teki ruhları kendinden yana çekecek olan ruh kalıbı ise maske 'ydi. Böylece maske de bir fetiş oluyor ve insan ruhunu güçlendiriyordu. Binlerce yıl önceki insanoğlu ruhun ölümsüzlüğü yanısıra onun acı çekebileceğine yaralanabileceğine de inanıyordu. İnsan kalıbından daha sağlam bir kalıba girdiği anda ruhun acı çekme olasılığı daha azalırdı. Bazı varlıklar acı çekmemeleri istenen ruhlar için insandan daha sağlam kalıplardı. O varlıklar yaşadıkça ruhlar da rahata ererdi. Seçilen varlık türü böylece totem oluveriyordu. Seçilen varlık türü totem oldu mu ona dokunmak onu incitmek en büyük günah ve suçtu: o varlık artık bir tabu idi. Öldürülmesi kesinlikle yasak olduğu gibi beslenmesi üretilmesi o tupluluğun mutlulu-ğu için zorunluydu. Totem 'in yaşaması ve üremesi için taklit yoluyla büyü yapmak gerekiyordu. Ama öldürülemediği için totem olan varlığın ne kafası ne de derisi kullanılabilirdi. İnsanoğlu onun da kolayını buldu ve çeşitli maskeler ve giysiler yaparak büyüye yöneldi.


Tiyatronun başlangıcında ilk büyük kuramcı Aristoteles (İ.Ö. 384-322) dram sanatı üzerine yazdığı Poetika 'da (çeviren İsmail Tunalı Atatürk Üniv. Yay. Erzurum 1961) ve oyunculuk sanatı ve konuşma tekniği üzerine yazdığı Retorika 'da (İngilizce T.A. Moxon J.M.Dent & Sons Ltd. London 1955; çevirisi Mehmet H. Doğan Yapı Kredi Yayınları Istanbul 1995) tiyatronun iyileştirici arındırıcı özelliğinden sözeden ilk düşünürdür. Ona göre dram sanatı "acıma ve korku" duygu-larıyla kişiyi entelektüel bir arınmaya götürür; Aristoteles bunu da bir tıp terimi olan ve "tedavi" anlamına gelen katarsis ile açıklar. Daha önce Platon'un Devlet adını verdiği yapıtının X. bölümünde "Şiir (drama) heyecanı besler ve sular öldürülmesi gereken bir heyecanı çoğaltır (…) ve bu heyecan yüzünden insanın faaliyeti durur " demesine karşılık olmak üzere Aristoteles katarsis kavramını öne sürmüştür. Düşünüre göre katarsis insan yaşamı için gerekli olan bir arınmadır. Bu arınma da korku ve acıma duygularıyla gelişir. Bu iki duygu Aristoteles'in düşünce sisteminde ayrılmaz bir çift olarak yer alır: "(…) acıma layık olmadığı halde acıya düşmüş bir kimse karşısında bir benzerlik bulmamızdan doğar " (Poetika XIII2). Bu iki duyguyu bu yolda tanımlamanın daha geniş açıklaması Aristoteles tarafından Retorika 'nın V. bölümünde yapılmıştır: "(…) gelecekte olabilecek acı veren bir kötülük ya da duygusal yıkımı gösteren bir hayali sahnenin insanda uyandırdığı acı ve huzursuzluk (…)" Aristoteles aynı yerde bu savını şöyle sürdürür: "(…) genel olarak bize korku veren şey başka-larının alın yazısın4ı tehdit ettiği anda bizi bir acıma duygusu içine sokar ." Böylece düşünür acıma ve korku duygularının birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirtmiş olur. Bu açıklamalar Retorika 'da daha belirgin bir biçimde karşımıza çıkar: "Acıma layık olmadığı halde herhangi bir kimsenin bir yıkıma ve acınacak duruma düşmesiyle hissedilir; bu öyle bir kötülüktür ki o anda böyle bir durumun kendi başımıza ya da tanıdıklarımızın yakınlarımızın başına gelebileceğini de düşünürüz " (II 8). Aristoteles acıma duygusunun korkuya döhüşmesini şöyle tanımlar: "Gördüğümüz sahne kendi-mize çok yakın hatta kendimizinmiş gibiyse o zaman acıma korku duygusuna dönüşür (…)."


Aristoteles okulunun Sorunlar (Select Fragments çeviren Sir David Ross cilt XII Oxford Calerendon Press 1952) adlı bir yapıtı vardır. Bu yapıtın 30. Sorun'u katarsis 'i şöyle tanımlar: "Melankolide bulunan sıcak ve soğuk hava duygulara bağlıdır. Melankolide soğuk havanın olması insan ruhundaki umutuzluk ve korku [dehşet] ile ortaya çıkar. Bu durum bir denge ile sağlanır o da ısıyı [gövdenin ısısını] yükseltmekle elde edilir ." Düşünürün Politika (İngilizceye çeviren John Burnet Cambridge University Press 1903) adlı yapıtında katarsis 'e biraz olsun ışık tutan bir yer vardır o da müzik konusundadır: "Dolmuş olan duygulardan insanı kurtarmak ve onu rahatlat-mak (…)" katarsis ile anlatılmaktadır. Nitekim tiyatrodaki bu estetik "tedavi"nin yani katarsis 'in tıbbi alanda kullanılması da antikte başlamıştır. Bergama'daki Asklepieion o dönemdeki Epidavros ve Kos kentlerindeki gibi ünlü bir ruhsal terapi merkeziydi. Burada hastalar tiyatro müzik ve telkınler yoluyla iyileştirilmeye çalışılıyordu. 3500 kişilik Asklepieion tiyatrosu her gün terapiye yardımcı olacak oyunlar çıkarıyordu. Burada dinsel törenler ile terapi bir arada yürütülüyordu. Tiyatro da antik Yunanistan'da rahiplerin oynadığı dinsel bir kurum olarak görevini yapıyordu. Buradaki psikiyatri yöntemlerini çeşitli yazıtlardan özellikle de İ.S. II.yy. ortalarında onüç yıl burada yaşayan hatip Aelius Aristeides'in yazılarından anlaşılmaktadır (bkz. Ekrem Akurgal Ancient Civilizations and Ruins of Turkey Türk Tarih Kurumu Ankara 1970). Aristeides'in yaşadığı dönemde Bergama Asklepieion'u en yüksek dönemindeydi. Satiros ve Galenos gibi ünlenmiş doktorlar burada hem tedavi yöntemlerini uyguluyorlar hem de öğrenci yetiştiriyorlardı. Genel olarak bu doktorların uyguladıkları psikoterapik yöntemler bugün için bile geçerli sayılabilir. Bu yöntemlerden biri su ve çamur banyoları ve masajdı ayrıca bitkisel ilaçlar ve yağlar kullanılıyordu. Çok yemek ve içmekten vazgeçmeleri için hastalara 'kutsal su' yu içmeleri telkin ediliyordu. Hastaların tarımla uğraşmaları sağlandığı gibi soğuk havada çıplak ayakla koşturuluyorlardı. Hasta uyuduğu sırada telkın yoluyla onların düşlerine müdahale etme başka bir psikoterapi uygulmasıydı. Bunun için özel uyku odaları vardı. En önemli psikoterapi uygulaması tiyatro ile gerçekleştiriliyordu. Bugünkü gurup terapisine benzeyen bir uygulama hastaların sahne üzerinde müzik eşliğinde bir ritüele katılır gibi kendilerini ifade etmeleri ile sağlanıyordu. Tiyatro bugünkü psikodrama'larda olduğu gibi hastaların birbirleriyle iletişim kurdukları bir alandı. Ama yine tıpkı bugünkü gibi hastaların önce kendileriyle iletişim kurmaları gerekiyordu. Tiyatrodaki terapi daha sonraki bir basamaktı. Hastalar Tanrı Asklepios' un onları mutlaka iyileştireceğine inandıklarından burası kutsal bir yer sayılıyordu.


Yüzyılımızda kendimizi içimizdeki 'kara güçler'den arındırmak için oyunculukta belli ölçüde bir transa girmemiz gerektiğini belirten Antonin Artaud (1896-1948) bir çeşit psikoterapi önermiştir. O aralıklarla ruh sağlığı hastanesinde yatmış olan kendi beynini kavuran bir dehaydı. Artaud sürekli olarak kendi kendini gözlemlemiş olan bir sanatçıydı. 1938'de çeşitli yazılarını topladığı Tiyatro ve Benzeri (Le Théâtre et son Double Gallimard Paris 1938) adlı kitabında 'İşkence Tiyatrosu' ile tiyatroda tinsel anlamda şiddetin ruh sağlığı için önemli olduğunu savunmuştur. Ona göre tiyatronun temel amacı yaşamı "sonsuz ve evrensel görünüşü içinde vermek ve bu yaşamdan içlerinde kendimizi bulmaktan hoşlanacağımız görüntüler çıkarmak "tı. Artaud baş harfleri J.P. olan dostuna yazdığı 14 Kasım 1932 tarihli mektubunda 'İşkence Tiyatrosu' nu "yaşama olan iştiha kozmik şiddet ve vazgeçilemeyecek bir gereksinim; başka deyişle içimizdeki karanlığı silip süpürecek bir kasırga" olarak betimlemiştir (a.g.y.102). Artaud kişisel sorunları ele alan bir tiyatro öneriyordu. Bunun için de efsane ve büyüye geri dönmek gerekiyordu. İnsan ruhunun en derin çatışmalarını gösterecek olan bu tiyatroya tinsel acıyı çektirecek 'İşkence Tiyatrosu' adını verdi. Bu tiyatro yalnızca nesnel ve görünen dünyayı değil ama bütün olanaklarıyla "iç dünyayı yani insanın metafizik görünüşünü " vermesi gerekiyordu.


Artaud'ya bağlı olarak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra psikodrama' ya çok yaklaşan tiyatroda gelişen bir başka yönelişe 'Happening'e değinebiliriz. 'Happening'in psikodrama'dan farkı ressam Jean-Jacques Lebel'in dediği gibi "içe doğuşları beyin yıkanmadan ortaya çıkarmasıdır ." Bu da bir çeşit modern insanın ritüelidir. Spon-tanlık doğaçlama ve seyircinin doğrudan katılmasıyla ortaya çıkan 'happening' de (oluş'da) konu değil durum ya da durumlar vardır. Bir durum verilir ve bu durum üstüne çeşitli kimseler doğaçlamalarını hiçbir denetim olmadan geliştirirler. İnsanlar hemcinsleriyle nesnelerle ya da bir imgeyle karşı karşıya bırakılır. Bireyler kendi ruh durumları içinde bunlara tepki gösterirler. 'Happening'de sahne ile seyirci iluzyon ile gerçek arasında hiçbir sınır yoktur. Bu oyunda seyirci sonucu belli olmayan bir duruma imgeye kendi ruhsal koşulları içinde katılır. Böylece seyirci yalnızca seyreden olmaktan çıkar verilen imgenin ya da durumun bir parçası oluverir. Böylece katılımcı 1. tanımadığı yepyeni bir çevreye götürülmüş olur 2. bir serüvene itilir 3. insanların gerçek yaşamda bulundukları çevre ve kendi konumları birden komik görünmeye başlar ve grotesk bir görünüş alır. Sanatın her dalında görülen 'happening' insanların kendi ruhsal engellerini aşmalarına da aracı olur. Burada asıl önemli olan 'happening'in ritüelistik öğesidir.


Tiyatronun hiç kuşkusuz insan karakterini geliştirmede onu ruhsal yönden sağlıklı bir duruma getirmede büyük katkısı vardır. Tiyatro hem uyarıcı hem eğiticidir. Tiyatro çalışmaları insanın hem kendiyle hem de başkalarıyla iletişim kurmasını sağlar. Bu da psikolojik sapmalara karşı en sağlam mendireklerden biridir. Tiyatronun hem bireye hem de o bireyin toplum içindeki yaşamına büyük katkıları vardır: 1. dayanışma hazzını öğretir ve sorumluluk duygusunu pekiştirir; 2. topluluk içinde yaşama anlayışını geliştirir; 3. toplum içinde kendi benliğinin ortaya çıkmasını gerçekleştirir; 4. topluluk içinde konuşmasını öğretir; 5. düşünmeyi ve düşünceyi eyleme sokma becerisini sağlar; 6. cinsel kompleksleri tutarsızlıkları ve ölçüsüzlükleri önler normale çevirir; 7. yaşamı gözlemlemeyi düşünmeyi ve yorumlamayı keskinleştirir; 8. fiziğini ve hareketlerini denetimli duruma getirir; 9. fantazi dünyayısını geliştirir dolayısıyla yaratma kapasitesini arttırır; 10. bireyin estetik duygusunu olgunlaştırır.


Bütün bunlar tiyatronun insanı büyüteç altında göstermesinden kaynaklanır. Sık sık insanların savunma mekanizmalarında gedikler açarak onlara kendileri ve başkaları üzerinde düşünmelerini ve daha duyarlı olmalarını ima eder. İnsanın erdemi aklı renklendiren onu katılıktan haksızlıktan kayıtsızlıktan ve kuruluktan kurtaran duygu dediğimiz insancıl yanıdır. Ama duygular aynı zamanda insanın tuzağıdır da. İnsanı insan yapan duygu zaman zaman onu kemiren saptıran ruhsal yıkımlara götüren bir şeydir de. İşte tiyatro herşeyden önce zayıf ve kusurla yanlarıyla bile güzel ve yaratıcı olabilen insanın özvarlığıyla ilgilendiği için gereklidir.


2.

Dram sanatı (tiyatro sinema televizyon) katılanları psikolojik açıdan etkilemek için sınırsız sayıda kod kullanır; bu kodlar imgeleri oluşturur. Oyuncunun jestleri fiziksel hareketleri sesi konuşması tonlamaları makyajı ve giysisi kullandığı eşyalar takılar bunların biçimleri renkleri; sahne tasarımının (dekor giysi ışıklama aksesuvar vb.) biçimi renkleri atmosferi; sahnenin çeşitli mekânları bunların tümü seyircide belli etkiler uyandırmak içindir. Bir dramatik gösteride bu tür işiksel-görsel imgeler her saniye karşımıza çıkar; sahnede olsun beyaz perdede ya da televizyon ekranında olsun bu saniyelik imgelerde çok sayıda konu yani bilgi birimleri bulunur. Bunların bazısı seyirci tarafından bilerek alınır bir bölümü de seyircinin bilinçaltınca algılanır. Böylece bu imge birimlerinin bir kısmı seyircinin bilinçaltı tepkisini sağlarken başka bir kısmı da farkedilmediği için etkisiz kalır. Bu algılananlar her insanda kendi karakterine o günkü ruh durumuna içinde yaşadığı koşullara o insanın komplekslerine ya da duygu atmosferine göre farklı olabilir. Ama yönetmenin işi birbirinden farklı yüzlerce seyirciye bir noktada buluşacakları kolektif imgelerye yönelmektir. Seyircinin dikkatini sahnenin algılanacak önemli imgelerine çekmek için elden gelen her şey yapılır. Bu karakterler guruplandırılarak yapılabilir - Juliet yukarda balkondadır; dikkati oraya odaklandırmak için orayı bir lokal ışıkla belirlemek gerekir. Ancak sahnenin oynanışı seyircinin dikkatini belli bir noktaya çekme açısından başarılı da olsa o anki saniyelik zaman içinde seyirciye iletilmek istenen görsel imge birçok değişik göstergeyi kapsar; bunlar bilgi ve anlam birimlerini taşıyan (semiyologların 'belirtiler' dedikleri) işaretlerdir. Bu işaretlerin her biri gösterinin anlamına katkıda bulunurlar. Bir açıdan psikiyatrist'in hastasına yönelişi gibidir bu. O da doktor olarak süreli bir tedavide kodlamaları iyi ve doğru yapmak zorundadır.

İnsanları en iyi biçimde etkilemek için birbirinden farklı binlerce gösterge anlam üretmek üzere uyumlu bir biçimde bir araya getirilir. Bu anlam üreticilerin yanlış akordu oynanan oyunu amacından saptırdığı gibi seyirciyi de etkilemez. Bir tragedya kahkahalara sebep olabilir - yapıt bir parodiye bürleske ya da melodrama dönüşebilir. Yücelikle gülünçlük arasında kıl payı fark vardır; bu klişe bir sözdür ama doğrudur. Bu ikisini ayıran 'kıl payı' gösterinin başından itibaren 'anahtar' anlam üreticilerin saptanmasıyla ortaya çıkar. İşte bunun için de bütün bunları düzenleyecek yönetmenin de bir psikiyatrist titizliği içinde çalışması gerekir. Çünkü yönetmenin önündeki yol da psikiyatrist'inki gibi sisli ve karanlıktır. Yüründükçe sisli karanlığın içine girildikçe ilerdeki yol görünür. Ancak görünen yere ulaşınca ilerde yine karanlık bir sis olabilir. Tiyatro da insanla ve onun ruhu ve ilişkileri ile uğraştığı sürece bu böyle olacaktır. Kesin olan bilgi teknik ve çalışma yöntemleri (ki bunlar da değişkendir) dışında yaratıcılığın kapılarını açan fantazi dünyası uzay boşluğu kadar sınırsızdır. Bunun için yönetmenin seyircisine göre onun kolektif komplekslerine göre kolektif imgelerini seçmesi ve kodlamaları buna uygun yapması gerekir.


3.

Bizler şu anda ileri bilimsel uzay çağının ilk aşamalarını yaşamaktayız.. Bu ileri bilimsel çağa teknolojik gelişme egemendir… Ve yaşamımız her gün biraz daha artan bir hızla teknik adamlar ve istatistikçiler tarafından yönetilmektedir. Böyle bir dünyada insanlar yaratıcı bir dünyaya katılma şanslarını her gün biraz daha yitirmektedirler; çünkü her şey daha önceden hazırlanıp önümüze konmaktadır ve biz çoğu zaman bu mekanizmayı anlamakta güçlük çekiyoruz. Makineler giderek yaratıcı ustaların yerini alıyor istatistikçiler ise düşüncenin… Kendi başımıza düşünemez duruma geliyoruz. Bilgisayarlar tarafından doğrulanmadıkça kendi çözümümüzü kabul ettiremez olduk. Özgün yaratıcılığın yerini sentetik yaratıcılık aldı. Artık evlerimizde müzik yapmıyo-ruz bunu bizim için yapan elektronik aletlerimiz var. Yüksek sesle konuşamıyoruz tartışamıyoruz iletişim kuramiyoruz çünkü televizyonun donuk c******* dünyayı anlamıya çalışıyoruz. Sanat olaylarına daha az katılır olduk. Ve giderek başka insanlara onların yaptıklarına katılma sevincimizi daha doğrusu yaşama sevincimizi yitiriyoruz. Sonuçta bir arada yaşamanın birlikte üretmenin sevincini yoketmeye başladığımız-dan yaratıcı varlık olma durumundaki amaçlarımızı da unutuyoruz. Giderek yaşamı seyredenler olmaktayız. Ve böylece kendi özdeğerlerimize de yabancılaşıyoruz.

Tiyatronun amacı bu yozlaşmayı engellemek hiç olmazsa geciktirmektir. Nükleer savaş tehlikesinden çevre kirliliğinden hatta bazı toplumlardaki açlık sorunundan bir gün kurtulabiliriz. Ancak dikkatli olmadığımız takdirde boşlukta kalmış insanların çoğalmasıyla başka deyişle «ölüm içgüdüsü» nün çoğalmasıyla yokolmaktan kurtulamayız. Sanatın sınırsız toprakları üzerinde tiyatro yarının dünyasını kurtarmak adına Estetik Dünya'yı yaratmak zorundadır. Tiyatro asla ölmediği için değil sürekli yeniden doğduğu için ölümsüzdür. Gelecekte bizim küllerimiz üzerinde efsanevi kuş zümrüdüanka gibi yeni bir dünya daha mutlu bir dünya yaratmada tiyatro da bu önemli görevini sürdürecektir.

Prof. Dr. Özdemir Nutku




KumsαL` Bunu beğendi.




Yinede sen ; son sevdigim
uğruna sevgiler aşklar tükettigim.İLLede sen tek bildigim
คqåтђค isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 05 Aralık 2012, 14:33   #2 (permalink)
Düştüm İbret Aldım
Kalktım Unuttum…”

KumsαL` - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 19 Kasım 2012
Yaş: 23
(Mesajlar): 1.761
(Konular): 562
Renkli Para : 74350
Aldığı Beğeni: 485
Beğendikleri: 818
Ruh Halim: Cap Canli
Standart

teşekkürler





KumsαL` isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
gerekliliği, tiyatronun


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557