Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Tiyatro & Edebiyat & Sanat > Tiyatro & Sanat
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree1Kişi Beğendi
  • 1 Post By คqåтђค
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Aralık 2012, 11:59   #1 (permalink)
<b>Hayat'a fransız kadın`♥<b>


คqåтђค - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06 Ağustos 2011
Nerden: ★ Ankara ★
Yaş: 27
(Mesajlar): 12.069
(Konular): 3051
İlişki Durumu: Yok
Burç:
Renkli Para : 1005627
Aldığı Beğeni: 1563
Beğendikleri: 1127
Ruh Halim: Meskul
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 1
Teşekkür Plaketi 
คqåтђค - AİM üzeri Mesaj gönder
tick Shakespeare Tiyatrosu; Bertolt Brecht

DRAMATURG: Shakespeare'in ilk oyununun yayın alanına çıkmasından birkaç yıl önce Marlowe iambik şiiri (1) oyuna sokarak halka yönelik oyunları bu işten anlayanların kafasında bile soylulaştırdı ve bu oyunlar soğuk Seneca öykünmeleri olan uzlaşmalı yazın yapıtlarının pabucunu dama atacak bir noktaya geldi. Venedik Taciri'nde aynı örgü içinde iki eylemin alabildiğine ustaca bir biçimde üst üste bindirilişi büyük bir yenilikti o zaman için. O devir her şeye karşı saygısız hızlı coşkun çeşit çeşit ilerlemelerle doluydu. İşte o zaman mal niteliğini aldı yapıtlar ama iyelik ilişkileri hâlâ karmakarışıktı. Ne düşünceler ne imgeler ne eylemler ne buluşlar ne de bulgular korunuyordu yasayla; sahne de yaşam gibi sömürülecek bir maden yatağıydı. Büyük nitelikler inceltilmiş olan kaba niteliklerdi; şiirsel dil güzelleştirilmiş olan kaba dildi. Locaların kültürlü seyircisine verilen ödünler neredeydi koltuk seyircisine verilen ödünler nerede? "Kolej" "tavernayı" kontrol ediyordu "taverna" da "koleji".

DRAMATURG: 1601 yılındaki bir oyunun asıl metni birçok seçeneği bu konuda yazarın sayfa kenarına şunları yazdığı pek çok seçeneği kapsıyor: "Bu iki şekilden birini ya da öbürünü size en iyi görünenini seçiniz" ve dahası: "Bu şekil güçlükle anlaşılıyorsa ya da seyirciye uyarlanamıyorsa öbürü ele alınabilir."

DRAMATURG: Daha o zamanlar tiyatroya gidiyordu kadınlar ama kadın rolleri genç erkekler tarafından oynanıyordu. Dekor olmadığından manzaraları betimlemek şaire düşüyordu. Sahne sonsuza dek uzanıyor bazan tüm bir fundalığı kapsıyordu. Üçüncü Richard'da (V. 3) Richard'la Richmond'un çadırlarıyla canlandırılan iki askerî kampta ikisi tarafından da görülen ve duyulan karşılıklı düşlerinde hem birine hem de öbürüne seslenen her ikisiyle de konuşan bir hayalet görünüverir birdenbire. Yabancılaştırma etkileriyle dolu bir tiyatro!

DRAMATURG: Bu tiyatrolarda sigara da içilir. Salonda tütün satılır. Ve sahnede züppeler oyuncunun Macbeth'in ölümünü nasıl oynadığını dalgın dalgın seyrederken bir yandan da pipolarını tüttürürler.

ERKEK OYUNCU: Ama tiyatroyu bunlardan ayırmak oyuna özel bir nitelik vermek için sokaktan yüksek bir yerde oynamak gerekmez mi? -çünkü tiyatronun ne sokakta yeri vardır ne rastlantı sonucu oluşmuştur ne amatörlerin işidir ne de gerçek olaylar tarafından oluşturulmuştur ?

FİLOZOF: Senin burada sayıp döktüklerin bana kalırsa tiyatroyu başka şeylerden yeterince ayırt ediyor: hattâ tiyatroyla sokak arasındaki farkı da özellikle ayırt etme olanağı var. Ne olursa olsun hiçbir şeyi gizlemeyelim! İki gösteri de birbirinden bu derece ayırt edildiğine göre bırakalım tiyatro gösterilerinde de en azından günlük gösterilerin başta gelen işlevlerinden bir şeyler kalsın. Ancak aralarındaki farkların profesyonel hazırlanmış niteliğinin kesinlikle ortaya çıkarılmasıyla bu işlev tüm canlılığıyla korunabilir.

DRAMATURG: Biraz da Shakespeare'in tiyatro topluluklarıyla yapmış olduğu sözleşmeleri inceleyelim -bu sözleşmeler ona iki tiyatronun gelirinin yüzde yedisiyle yüzde on dördüne katılmasını güvenceliyordu- kendi oyunlarında yaptığı kesintileri inceleyelim -dizelerinin dörtte birini hattâ üçte birini çıkartmaya kadar vardırırdı işi- oyuncularına (Hamlet'te) aşırıya kaçmadan doğal bir oyun öğütlerkenki üstelemesini görelim: Elizabeth devri tiyatrosunun dinle ilgisi bulunmayan kutsal şeylere karşı saygısız özentisiz ve sağlıklı niteliğini hiçbir şey daha büyük bir mutlulukla göstermez. Buna bir de oynanışın (ve tabiî provaların da!) güpegündüz açık havada genellikle olayın geçtiği yer konusunda en küçük bir bilgi vermeksizin ve sahnenin çevresinde hatta sahnede oturmuş olan seyircilerin hemen yanıbaşında -bu arada ayakta durmakta ve gidip gelmektedir bir yığın insan- kotarıldığı eklenirse bütünün almış olduğu dünyasal kutsal şeyleri hiçe sayan bir görüntüsü büyüden arınmış doğru bir resmi elde edilecektir.

ERKEK OYUNCU: Yani Bir Yaz Gecesi Rüyası gün ışığında mı oynandı ve gün ışığında mı ortaya çıktı Hamlet'in hayaleti? Ya yanılsama?

DRAMATURG: imgeleme güveniliyordu.

DRAMATURG: Ya Shakespeare'de trajik olan?

FİLOZOF: Derebeylerinin çöküşü trajik açıdan ele alınmıştı. Babaerkil düşüncenin tutsağı olan Lear; aşka sevilmeye yaraşmayan dehşet saçan üçüncü Richard; büyücüler tarafından şaşkına çevrilmiş tutkulu Macbeth; dünyayı ele geçirmeye kalkışan zevk düşkünü Antonius; kıskançlığın öldürdüğü Othello -hepsi yeni bir dünyada etkisi altında kırılıp dağıldıkları yeni bir dünyada varlardır.

ERKEK OYUNCU: Bu açıklama pek çok kimse için bayağılaştıracaktır oyunları.

FİLOZOF: Ama büyük egemen sınıfların çöküşünden daha zengin daha önemli daha ilginç ne olabilir ki ?

DRAMATURG: Olağanüstü derecede canlıdır Shakespeare'in dramları. Sanki basılı yapıt oyuncuların metinlerini yeniden ele alıyor onların doğmaca sözlerini ve provalar boyunca getirmiş oldukları düzeltmeleri göz önünde bulunduruyordu İamb'ların varlığı yalnızca kulağın dikkate alındığını gösteriyor. Hamlet şu nedenden her zaman özellikle ilgimi çekmiştir: Hamlet'in kendisinden birkaç yıl önce oynanmış ve büyük bir başarı kazanmış olan bir oyundan Thomas Kyd adlı birinin oyunundan uyarlanmış olduğunu biliyoruz. Bu oyun Augias'ın ahırlarının bir çeşit temizlenmesini işliyordu. Ailesini düzene koyuyordu oyunun kahramanı Hamlet. Bu işi hiç sıkıntı çekmeksizin kolaylıkla becerecekmiş gibi görünüyordu ve her şey son sahneye göre düşünülmüştü sanki. Oysa Shakespeare'in Globe(2) tiyatrosunda başoyuncu bodur soluğu çabuk kesilen bir adamdı; bunun için de tüm oyun kahramanları; Macbeth'de de Lear'de de aynı şey söz konusuydu; bütün bir dönem boyunca soluğu çabuk kesilen bodur erkeklerdi tümü de. O'nun için ve kuşkusuz onun tarafından derinleştirilmiştir oyun. Olayın akışı düzenlendi bundan böyle hız kazandı. Çok daha ilginçleşti oyun; dördüncü sahneye kadar her şey sanki sahnede uyarlanmış ve yeniden biçimlendirilmiş gibidir sonra bu hık mık eden Hamlet'le önceki oyunun o eşsiz başarısını sağlamış olan bitişteki o çılgın kan banyosu sahnesine erişebilmenin güçlüğüyle karşı karşıya kalmışlardı. Dördüncü perdede her birinin kendine göre bir çözüm getirdiği bir kaç sahne vardır. Belki bunların hepsinden yararlanacaktır oyuncu belki de yalnızca birinden yararlanıp geri kalanlarını yapıttaki yerlerinde bırakacaktır. Tüm çözümlerin bir buluş niteliği vardır.

ERKEK OYUNCU: Belki de günümüzdeki filimlerde olduğu gibi yapılmışlardır?

DRAMATURG: Olabilir. Dahası yazınsal açıdan son derece yetenekli birinin bunları baskıya hazırlamak için saptamış olması gerek.

ERKEK OYUNCU: Senin betimlemene göre Shakespeare'in her gün yeni bir sahne getirdiği düşünülüyor.

DRAMATURG: Tam anlamıyla. Onların deneyler yapmış olduğunu söylemek istiyorum. Aynı çağlarda Galile'nin Floransa'da Bacon'un Londra'da yaptığı deney kadar deney yapıyorlardı en azından. İşte bu nedenle aynı zamanda hem oynayıp hem de deney yapmakta haksız değiller.

ERKEK OYUNCU: Kutsal şeylere saldırı gibi düşünmek demek oluyor bu.

DRAMATURG: Oyunlar günahlara borçludur varlıklarını.

ERKEK OYUNCU: Oyunlar değiştirilirse onları bitmiş gibi düşünmemekle kınayacaklar bizi.

DRAMATURG: Bitmiş yapıtın yanlış oynanışı olarak... hepsi bu.

FİLOZOF: Globe'un deneyleri dünyayı kendi tarzında inceleyen Galile'nin deneyleri gibi yeryuvarlağın kendi kendine değişime uğramasına uygun düşüyordu. Utana sıkıla ilk adımlarını atıyordu burjuvazi. Feodal aile kesinlikle ortadan kalkma yolunda olmasaydı Shakespeare soluğu çabuk kesilen tıknefes başoyuncusu için Hamlet'i ısmarlama olarak yazamayacaktı. Hamlet'in burjuvaca düşüncesi bu yeni tip düşünce Hamlet'in hastalığıdır. Deneyleri dosdoğru yıkıma sürükler.

DRAMATURG: Dolaylı yoldan dosdoğru değil.

FİLOZOF: Tamam dolaylı yoldan. Geçiciliğin sürekliliğinden bir şeyler vardır oyunda geçiciliğin sürekliliğini korumak için geçiciliğin aralıksızlığının ortadan kaldırılmasının gereği açıktır: sana hak veriyorum.

ERKEK OYUNCU: Demek ki olup bitenleri buraya-kadar-daha-ileriye-değil ya da daha-ileriye-değil-ama-buraya-kadar gibi göstermeye çalışmalıyız. Eskiler'de bir yıkımla sona eren sınırsız çılgınlıktan başka bir şey bu tabiî. Bir görecelik vardır burada göz önünde bulundurulmasını istediğin ve güçlülükte hiçbir zaman mutlağın etkisine erişmeyen bir görecelik. Bir adamı göreli olarak tutkulu gösterirsem hiçbir zaman onu tümüyle tutkulu gösterdiğim andaki kadar benimsenmeyecektir.

FİLOZOF: Bununla birlikte yaşamda tutkulu insanlar tümüyle değil göreli olarak tutkuludur yalan mı?

ERKEK OYUNCU: Belki. Ya benim seyirci üzerindeki etkim?

FİLOZOF: Etkin mi her şeyden önce gerçek yaşamın sana sunduklarıyla etki yaratmaya çalışmalısın. Bu senin işin.

ERKEK OYUNCU: Güzel Macbeth: bazan tutkulu bazan değil yalnız Duncan'a göre daha tutkulu. Ya senin Hamlet'in: son derece kararsız ama yine de hızlandırılmış eylemlere alabildiğine yatkın değil mi? Ya Klytaimestra öç almaya susamış. Romeo: belli bir ölçüde aşık!

DRAMATURG: Hemen hemen doğru. Gülünecek bir şey yok. Shakespeare'de Romeo daha Juliette'ini görmeden vurulmuştur ona. Sonra daha da fazla vurulur.

ERKEK OYUNCU: Ah: cinsel hazlar duymak! Bu duyguyu başka Romeo'lar da yaşar yine de Romeo olmaları gerekli değildir onların.

FİLOZOF: Önemli değil bu olay Romeo'nun başına geliyor. Shakespeare'in gösterdiği bu şey büyük bir gerçekçi belirti büyük bir gerçekçi özelliktir.

ERKEK OYUNCU: Ya üçüncü Richard eğer onu ben tümüyle çekici büyüleyici yaratamazsam yarattığı çekicilik nasıl verilebilir?

DRAMATURG: Öldürdüğü adamın dul karısını kendisine boyun eğecek kadar büyülediği sahneyi mi düşünüyorsun? İki çözümüm var. Ya kadın korkuyla zorlanmıştır bu boyun eğişe ya da çirkin biri olarak gösterilmiştir. Ama bu büyük etki hangi biçimde gösterilirse gösterilsin eğer oyunun sonraki gelişmesinde kadının nasıl başarısızlığa uğradığı gösterilemezse bir adım bile ilerlenilmemiş olur. Dolayısıyla göreli bir etki göreli bir büyüleme gücü gösterilmelidir.

FİLOZOF: Daha şimdiden gösteriyorsunuz bu etki gücünü. Ama trompetçilerin hurda elma ağaçlarının da kışın kar sunması gibi. İki şeyi karıştırıyorsunuz birbiriyle: başkalarının sizde bulduğu şeyle gösterdiğiniz şeyi.

DRAMATURG: Dolayısıyla geçmişin güzel oyunlarını reddetmekten başka yapacak bir şey yok?

FİLOZOF: Sanmam.

ERKEK OYUNCU: Ya Kral Lear?

FİLOZOF: Eski bir çağda toplumsal yaşantının bir kroniğini kapsar bu oyun; sizin yapacağınız bu kroniği tamamlamak yalnızca.

DRAMATURG: Pek çok kimse bu oyunların oldukları gibi oynanmasından yana en küçük bir değişikliği de barbarlıkla nitelendiriyorlar.

FİLOZOF: Zaten barbar bir oyun o. Elbette güzelliğini bozmamak için çok dikkatli yaklaşmalısınız oyuna. Seyircilerin Lear'le özdeşleşmemelerine dikkat ederek oyunu yeni kurallara göre oynarsanız yalnızca seyircinin sağduyusunu korumasını sağlayacak birkaç küçük eklemeyle yetinip baştan sona sergileyebilirsiniz oyunu. Bir uşak birinci perdenin dördüncü sahnesindeki gibi hanımının buyruğunu yerine getirmiş olduğu için dövüldüğünde seyircilerin uşaklar da dahil ağızları kulaklarına varacak kertede Lear'in tarafını tutmaları engellenmelidir.

ERKEK OYUNCU: Bunu nasıl engellemeli peki?

DRAMATURG: Uşak dövülebilir; ama yara bere içinde kalacak ve büyük bir acının tüm belirtileriyle sahneden ayaklarını sürükleye sürükleye çıkacak kerte dövülmelidir. O zaman yaratılan hava altüst olacaktır.

ERKEK OYUNCU: O zaman günümüzün yarattığı bir nedenle Lear'e karşı bir tutum takınılacaktır.

DRAMATURG: Eğer bu çizgi sonuna dek izlenirse hayır. Bu kralın uşakları her yerden kovulmuş hiçbir yerde ekmek bulamamış küçük bir insan grubu ve kralı sessiz kınamalarıyla yakından izleyen kişiler olarak gösterilebilir. Salt orada bulunmaları bile bir işkence olmalıdır Lear için çılgın bir öfkeye kapılmak için yeterli nedenler vardır burada. Feodal ilişkilerden basit bir temsil verilmelidir.

ERKEK OYUNCU: Böylece krallığın paylaştırılması da ciddiye alınabilecekti: bir harita yırtılacaktı ilk sahnede. Lear sevgilerini kazanacağını sanarak haritanın parçalarını kızlarına atabilirdi. Bu düşünmeye yöneltebilirdi seyircileri; özellikle Cordelia'ya ayrılmış olan üçüncü parçayı öbür iki kızına yeni parçalar vermek için haritayı yeniden ikiye yırtması seyircileri düşünmeye zorlayacak bir neden olabilirdi.

DRAMATURG: Araya arkası olmayacak bazı şeyler sokulduğundan ortada bir oyun da olmayacaktı.

FİLOZOF: Belki de bir devamı vardır. Oyunu incelemek gerek. Böylesine olağanüstü bölümlerin ortaya çıkmasında yani anlaşmazlıkların kuluçkaya yattığı bu tür kuşevleriyle karşılaşılmasında hiçbir kötülük olmayacaktı. Bu gibi şeylerle dolup taşar eski kronikler. Her ne şekilde olursa olsun tüm tarihsel anlayıştan yoksun seyircilere Ortaçağ oyunları sergilemek olanaksızdır. Buna kalkışmak aptallığın daniskası olurdu. Bana kalırsa büyük bir gerçekçi olan Shakespeare sınavını başarıyla verirdi. Her zaman bir sürü ilkel kaba şey getirirdi sahneye; görüp de bir iki sözcükle not aldığı şeyleri... Bu yapıtlarda yeninin eskiye karşı savaştığı o değerli ayrılıklar yer almaktadır. Biz de yeni zamanın babaları eski zamanın çocuklarıyız uzak geçmişten çok şeyler anlarız; eskiden sınırsız gücü olan ve ortaya çıkması büyük olay yaratan duyguları da hâlâ paylaşabiliriz. Çünkü en sonunda içinde yaşadığımız toplum da alabildiğine karmaşıktır. İnsan marksizmin klâsiklerinin dediği gibi her devirdeki tüm toplumsal ilişkilerin bütünüdür. Elbette bu yapıtlarda ölü yersiz boş birçok şey de yer almaktadır. Tüm bunlar kitaplarda kalabilir çünkü ölmüş bir kimse ancak görünürde ölmüştür ve geçmiş zamanın başka olaylarını açıklamaya yarar. Ama bir an için bu oyunlardaki görünüşte ölü yerleri hareketlendiren çeşitli yaşamlar üzerine dikkatinizi daha çok çekecektim. Bu durum karşısında önemli olan söz konusu eski yapıtları tarihsel bir biçimde oynamaktır yani: bu oyunları çağımızla güçlü bir karşıtlık içine sokmaktır. Çünkü bu olayların görünümleri yalnızca çağımızın fon perdesi üzerinde eskimiş olarak ortaya çıkar bu fon perdesi olmaksızın söz konusu görünümlerin ortaya çıkacağından kuşkudayım.

DRAMATURG: Ya eski başyapıtlar?

FİLOZOF: Klâsik tutumu iplik fabrikasında çalışan yaşlı bir işçi öğretti bana. Yazı masamın üzerinde yemek takımından kalma kitaplarımı açmak için kullandığım çok eski bir bıçağı gördü bu köyden gelen yaşlı işçi. Bu güzel eşyayı çatlaklarla dolu iri eline aldı: gümüş kakmalı küçük tahta sapını sipsivri ucunu hayranlıkla seyretti gözlerini kısarak ve şöyle dedi: "Daha cadılara inandıkları bir dönemde bunu yapmasını biliyorlardı." Bu özenli çalışmadan gurur duyduğunu açıkça görüyordum. "Şimdiki çelikler çok daha iyi" diye sürdürdü konuşmasını "ama ya ele oturuşu!.. Günümüzde çekiç gibi yapıyorlar bıçakları ucuyla sapı arasındaki dengeyi ölçecek adamlar yok artık. Bu da doğal. Eskiden kesinlikle özenle çalışılıp bitirilirdi bir iş. Şimdi aynı işi beş altı günde yapıp bitiriyorlar gelgelelim daha da iyi yapabilirlerdi."

ERKEK OYUNCU: Peki o geçmiş zamanın işçisi bıçağın tüm güzel yanlarını gördü mü?

FİLOZOF: Evet. O altıncı duyu denilen şeye sahipti yani tarih sezgisine.


NOTLAR
(1) Yunan ve Lâtin şiirinde kısa heceden sonra gelen bir uzun heceden oluşan ölçü birimiyle yazılmış şiir. (Çev.)
(2) Globe: Küre dünya anlamına gelmektedir. (Çev.)


"Bertolt Brecht (Messingkauf) Hurda Alımı " Türkçesi: Yaşar İlksavaş Günebakan Yay. 1977




KumsαL` Bunu beğendi.




Yinede sen ; son sevdigim
uğruna sevgiler aşklar tükettigim.İLLede sen tek bildigim
คqåтђค isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 05 Aralık 2012, 14:33   #2 (permalink)
Düştüm İbret Aldım
Kalktım Unuttum…”

KumsαL` - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 19 Kasım 2012
Yaş: 23
(Mesajlar): 1.761
(Konular): 562
Renkli Para : 74350
Aldığı Beğeni: 485
Beğendikleri: 818
Ruh Halim: Cap Canli
Standart

ÇOk güzel bir oyun saol





KumsαL` isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
bertolt, brecht, shakespeare, tiyatrosu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557