Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Kültür - Tarih > Türk Kültürü
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Ekim 2011, 17:49   #1 (permalink)
Üye

FENERBAHÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 10 Ağustos 2011
(Mesajlar): 2.500
(Konular): 404
Burç:
Renkli Para : 403375
Aldığı Beğeni: 178
Beğendikleri: 68
Ruh Halim: none
Takım :
Post TEMİRİS KATUN KAĞAN - TEMİRİS-TOMRİS-(TOMIRIS QUEEN) - Darius ve İskitler üzerine Her

TEMİRİS KATUN KAĞAN - TEMİRİS-TOMRİS-(TOMIRIS QUEEN)

Darius ve İskitler üzerine Herodotus’tan bir anlatım

(...) İskitler, devasa Pers ordusunun karşısında savaş düzenine geçmişlerdir. Savaş için yerler alındığı sırada, İskit süvarilerinin önünden bir tavşan geçmiştir. Ve bunu gören süvariler, Pers ordusunun varlığını unutup, tavşanın peşine düşmüşlerdir. İskit safları karışmış, eğlenceli naralar yükselmeye başlamıştır... Darius, bu kargaşanın nedenini sorduğunda, düşmanlarının tavşan avına çıktıklarını öğrenip şaşırmıştır. Ve O, Darius, yanındaki arkadaşlarına şunları söylemiştir: “Evet arkadaşlar, bu adamlar bizleri gerçekten umursamıyorlar. Şimdi anlıyorum ki Gobryas, onlardan gelen armağanları doğru yorumlamıştır. Artık ben de onların anlamının bu olduğunu görüyorum. Şimdi bize buradan kurtulmamızı sağlayacak akıllıca bir öğüt gerekiyor.




a- Darius ve İskitler üzerine Herodotus’tan bir anlatım

Tarihin babası kabuledilen Halikarnaslı Herodotus (İsa’dan Önce 484- 425), çocukça bir üslüpla yazılmış olan ve gerçeklerle efsanelerin birbirlerine karışmış olduğu hemen farkedilen ve birsürü ayrıntı, iç içe farklı öyküler içeren tarih kitabında, -Roma İmparatorluğu’ndan çok önce- Tarihte en mükemmel merkezi devlet örgütlenmesinin temellerini atmış olan büyük Pers İmparatoru I. Darius’un (Büyük Darius, İ. Ö. 550- 486; yönetimi, İ. Ö. 522- 486), Grek kıyılarına yolladığı gemileri ve hemen ardından İskitler ülkesine yaptığı “cezalandırma” seferini anlatır. Konunun uzmanı tarihçiler tarafından politik bir deha olarak kabuledilen Büyük Darius için derin bir düş kırıklığı ile sonuçlanacak ve belki de politik yaşamının en büyük hatası sayılabilecek olan -yaşamını ve ordusunu zor kurtarabildiği- sözkonusu İskit seferini anlatmaya başlamadan önce Herodotus, İskitler’in kimlikleri, yaşam tarzları, inançları üzerine bilgiler verir.

“Dördüncü Kitap”ta Herodotus, -“Yukarı-Asya” diye kastettiği- kuzeyden gelen İskitler’in Med egemenliğini yıktıklarını anlatır. Yine O, göçebe yaşamı sürdüren İskitler’in, gözleri kör edilmiş kölelerinin sağdıkları kısrak sütlerini, -yayık benzeri- tahta fıçılarda dövdüklerini ve üste çıkan “daha değerli tabakayı” (yağ, kaymak) yediklerini, sağma işlemi sırasında hayvanın döl yatağına kemikten bir kamış sokarak bunu üflediklerini, sözkonusu işlemin sağmayı kolaylaştırdığını, sütü arttırdığını anlatır. Yine O, İskitler’in, kestikleri hayvan kurbanlarının kemiklerini odun yerine kullanıp etleri öyle pişirdiklerinden vs. sözeder. Odun yerine kemik kullanmaktadırlar, çünkü, İskitler’in yaşadıkları geniş otlaklarda ağaç, odun kıtlığı vardır… Bu anlatımdan İskitler’in henüz -sınıflı toplum anlamına gelen- tarım ile, medeniyet ile gerçek anlamıyla tanışmadıklarını, Engels’in tanımlaması ile “orta barbarlık” aşamasındaki eşitlikçi göçebe bir toplum olduklarını rahatça farkedebiliriz. Zaten Heredotus’da onların tarım ile ilgilerinin olmadığını, tam bir göçebe yaşamı sürdürdüklerini açıkça ifade eder.

Herodotus, onların, kendilerini soyların en genci saydıklarını ve kendilerine nasıl efsanevi bir “soy ağacı” ürettiklerini vs. -adlar da vererek- anlatır. Yine O, İskitler’in diğer efsanelerinden, ve yine çevredeki farklı halklardan masalsı bir anlatımla uzun uzun sözeder... Heredotos, “bildiğimiz ırmakların en büyüğü”, diye sözettiği İstros (Tuna Nehri) ve -bir İskit ırmağı olarak sözettiği- bunun daha kuzeydoğusundakiBorysthenes (Dinyeper Nehri) tarafından sulanan zengin yeşil otlaklarla dolu ovaların İskitler’in yaşam alanları olduklarını anlatır... Ayrıca Herodotus, onlar için şunları söyler ve şu soruyu herkese yöneltir: “(...) Şunu söylemek istiyorum: Kendilerine saldıran hiçkimse, onların ellerinden kurtulamaz ve kendileri istemedikleri sürece kimse onları bulup bastıramaz; öyle insanlarki, ne kentleri vardır ne kaleleri, hepsi atlıdır ve ok atarak savaşırlar. Evlerini peşlerinde taşırlar, -zira ekip biçerek değil, hayvancılıkla geçinirler, evleri arabalarıdır- böyle insanlar yenilebilir, ele düşürülebilirlermi?”




Herodotus, “böyle insanlar yenilebilir, ele düşürülebilirlermi?” diye bir soru yöneltirken, aslında sözü O, Büyük Darius’un İskit topraklarına düzenlediği sefere getirmek istemektedir. Çünkü O, bu seferi ahmakça bulmaktadır ve anlatımdan anlaşıldığı kadarıyla da sözkonusu işin akıllıca olduğu söylenemez... Herodotus’un anlatımıyla, Darius İskit seferine çıkmaya karar verdiği zaman, kardeşiHystaspes’in oğlu -akıllı- Artabanos, onu İskitler’in üzerine yürümekten vazgeçirmeye çalışmıştır. İleride Darius’un oğlu -paranoid-Kserkses’i de Grek seferinden vazgeçirmeye çalışacak olan Artabanos, Darius’a, İskitler’in yoksulluk içinde yaşıyan ilkel toplumlar olduklarını, ve bunlar karşısında kazanılacak bir zaferle herhangi birşey elde edemeyeceğini ve bir hiç için herşeyini riske attığını anlatmaya çalışmıştır...

Gerçekten’de, Darius gibi dönemin en zengin ve yüksek medeniyetlerinden birini temsileden bir hükümdarın karşısında, orta barbarlık aşamasındaki yoksul İskitler’in -maddi zenginlik anlamına- kaybedecekleri herhengi birşeyleri yoktur. Ve yine şüphesiz onlar, diğer göçebe barbar topluluklar gibi, ağır doğa koşullarına, her türlü zorluğa, kıtlığa alışık, sonderece hareketli, manevra kabiliyetleri yüksek, ve üyelerinin tümü savaşcı cesur topluluklardır... Aslında, birbirleri ile yakın akraba ve kültür ortaklığı içindeki İskitler, Sarmatlar, Alanlar, farklı göçebe aşiretlerin konfederasyonları, gevşek birlikleridir. Bunlar ağırlıklı olarak Hint-Avrupai diller konuşan aşiretlerden oluştukları kadar, Ural ve Altay dilleri konuşan aşiretlerin de aralarına karışmış oldukları anlaşılmaktadır...

Heredotus’un anlatımından, Darius’un ordusuyla önce batıya doğru yürüdüğünü, İstanbul Boğazı (Bosphorus, Grek mitolojisinde “buzağı geçidi” anlamında) üzerinde bir köprü kurdurtarak buradan karşıya geçtiğini, Trakya’da, Trak aşiretlerinin ülkesinde ilerleyip yeniden kurdurduğu köprü ile Tuna’yı (İstros) geçerek kuzeydoğuya yöneldiğini anlıyoruz... Darius’un ordusunda, Pers egemenliğini kabuletmiş olan Anadolu Grekleri, İonialılar da bulunmaktadır. Bunlardan Koes adlı önder, karşıya geçtikten sonra Tuna üzerindeki köprüyü yıktırmak isteyen Darius’u akıllıca uyarır. Koes, yenilgiyi düşünmediğini ama, çıkılan seferin zorluğu ve hedefler konusundaki belirsizlikler gözönüne alınırsa, yaşanabilecek her ihitimale karşı, zafer kazanamayacakları bir durumda, kolayca geriye dönebilmek için, başında nöbetçilerle köprünün yerinde bırakılmasını ister. Darius tarafından başlangıçta yıkılmak istenen köprünün yerinde kalması kararı, ileride Darius’u ve ordusunu kurtaracaktır...

Darius, İskit savaşçılarını arayadursun, Heredotus, aynı bölgede yaşayan değişik halklar ve hatta Amazonlar hakkında bilgiler verir. O, korkusuz savaşçı kadınlar olan Amazonlar ile İskit erkeklerinin ilişkilerini, diyaloglarını aktarır vs. Sözkonusu anlatımdaki ilginç bilgilerden biri de, herhangi bir düşman öldürmeyen bir Amazon kızın “evlenemeyeceği” üzerinedir. Heredotus, sözkonusu yasayı yerine getiremediği için bakir olarak yaşlanan Amazon kadınlarının varolduklarından sözeder. Ve şüphesiz buradaki “evlilik” sözcüğünden, günümüzdeki gibi bir evliliği değil, erkek ile ilişkiyi anlamak gerekir...



Darius, -bir gözüküp bir kaybolan- gölge İskit süvarilerini ararken, onlar, komşu halkları saflarına çekmek için yoğun bir diplomatik faaliyet yürütmekteydiler. İskitler, -Heredotus’un adlarını tek tek sıralamış olduğu- komşuları diğer halklara, Darius’un sadece kendilerini değil, onları da köleleştirmek istediğini ve bu nedenle birleşmeleri gerektiğini anlatmaktaydılar... Bu arada, İskitler’in en önemli diplomatik çabalarından birini hemen önceden belirtmek gerekirse, başarısız Darius bölgeden çekilme kararı aldığı zaman, kestirme yolları iyi bilen İskit süvarileri, -çoğu yaya olan ve yavaş ilerleyen- Pers ordusu Tuna (İstros) üzerindeki geçide, köprüye varmadan önce oraya varıp, burada nöbet bekleyen İonialılar’dan köprüyü yıkmalarını isteyeceklerdi. Niyetleri, kaçış yolunu kestikleri Darius’u ordusu ile birlikte toptan yoketmekti. Fakat onlar, -iktidarlarını Darius’a borçlu- işbirlikçi İonia kralları tarafından aldatılacaklardı...

Kadınlarını ve çocuklarını önceden arabalarla yollamış olan İskit süvarileri, iki guruba ayrılmışlardı. İran ordusu hangi gurubun peşinden giderse, onların yolları üzerindeki otları biçiyor, kuyuları ve çeşmeleri tıkıyorlardı. Hazırladıkları keşif kolları ile arada onlara ani baskınlar veriyorlardı. Pers ordusunu sürekli kuzeye ve kendileri ile anlaşmamış olan halkların yaşadığı bölgelere doğru çekiyorlardı. Niyetleri, kendileri ile işbirliğini reddetmiş bu toplulukları Pers ordusu ile karşı karşıya getirmek, savaşa mecbur etmekti... İskit savaşçılarının tek şikayetleri, Pers ordusunun kamplarında bulunan ve yük taşımak için kullanılan eşeklerin anırtıları idi. Bu soğuk coğrafya da eşek bulunmadığı için, İskit atları eşek anırtısına alışık değillerdi. Eşekler anırmaya başlayınca, kulakları dikilen İskit atları paniğe kapılıyorlar, süvarilerinin denetimi dışına çıkıyorlardı...

Pers ordusunu kendileri ile anlaşmamış olan toplulukların topraklarına çekip buraların yıkımı ve bu devasa orduyu -ağırlıkları ile birlikte- boşu boşuna peşlerinde dolandırıp yorma taktiğinde başarılı olan İskitler, sonunda Darius’un sabrını tükettiler. Heredotus’un tanıklığına göre Darius, İskit kralı İdanthyrsos’a şöyle bir not yolladı: “Ey garip adam, yapabileceğin başka iki şey varken neden boyuna kaçıyorsun? Eğer kendini bana karşı koyabilecek kadar güçlü sayıyorsan, ona göre davran, kaçmayı bırak, savaşa gir. Yok eğer kendini daha aşağı görüyorsan, gene boyuna yürümekten vazgeç; efendine haraç olarak toprak ve su getir, huzuruna çık.” Pers geleneklerine göre, toprak ve su armağanını kabuletmek veya bunları getirmek, Pers egemenliğini kabul anlamına gelmekteydi...

Tamamen farklı özgür bir yaşam anlayışına ve farklı düşünce yapısına sahip olan İskit kralının yanıtı şu şekilde olacaktı: “(...) Beni ne kimse korkutabilir, ve ne de önünden kaçmaya zorlayabilir. Senden de kaçtığım yok. Şimdiye kadar yapmış olduğum iş, barış zamanında da yapmakta olduğumdan farklı değildir. Neden hemen savaşa girmiyorum, onu da sana açıklayayım: Bizim, hemen savaşla girmemize, yakılıp yıkılmasın diye korumamıza neden olabilecek ne bir kentimiz ve ne de bir dikili ağacımız var. Fakat eğer siz ille de savaşmak istiyorsanız, atalarımızın mezarlarını bulun, onlara el kaldırın, ozaman görürsünüz, mezarlarımız için dövüşüyormuyuz, dövüşmüyormuyuz. Keyfimiz istemediği sürece sizlerle savaşmayacağız. Efendilik konusuna gelince, ben sadece iki efendi tanıyorum. Atam Zeus ve İskitler’in kraliçesi Hestia. Ve bir de haraç olarak istediğin ekmek ve su yerine sana layık olduğun şeyleri göndereceğim. Mademki kendini benim efemdim sayıyorsun, senin bu palavrana cevap olarak, ağla diyorum sana.” (İngiliz kadın arkeolog Tamara Talbot Rice tarafından kaleme alınmış ve önsözü İsveçli profösör T. J. Arne tarafından yazılmış ve yine 1958 yılında Stockholm’de basılmış olan “Skyterna” adılı kitap ta, İskitler üzerine yapılmış bu kapsamlı araştırma da, İskit kıralları sıralaması içinde İdanthyrsos’un adı sekizinci kıral olarak geçmektedir. Aynı kitapta, O’nun, İ. Ö. yaklaşık 516 yılında Darius’a karşı savaşmış olduğu yazılmaktadır.)

Gerçekten de barış zamanında da bir yerde durmayan, sürekli yer değiştiren İskitler’in, Darius’un ordusuna karşı uygulamakta oldukları sürekli yer değiştirme taktiği, özünde geleneksel yaşam tarzlarına uygundu. Ve ayrıca İskit kralı İdanthyrsos’un, efendi olarak tanıdığı iki güç arasında tanrısından sonra kraliçesi Hestia’yı saymış olması, sosyolojik anlamda barbar İskit topluluğunun, halen gerçek anlamıyla ataerkil bir düzene geçmemiş olduğunun göstergesi idi. Kadın egemen geleneklerin bir ölçüde sürmekte olduğu bu tip topluluklar, teknolojik geriliklerine ve yoksulluklarına karşın, medeni toplumlara göre eşitlikçi, özgür ve gerçek anlamıyla dayanışmacı bir yapıya sahip oldukları kadar, onlardan çok daha cesur ve savaşcı bireylere sahip olurlardı.




Yine de sonuçta, İskit konfederasyonunun farklı kökenden ama, aynı kültürü paylaşan halklardan oluştuğu bilinmektedir. Bu farklı dilleri veya lehçeleri konuşan ama aynı tarihi toplumsal katagoriden olan halklar, aynı kültürü, aynı yaşam tarzını paylaştıkları sürece, savaşçılık, cesaret, dayanışma ve diğer birçok insani olumlu değerler ve zaaflar açısından birbirlerine benzemektedirler. Bu nedenle, etnik anlamda kökenleri -aslında- hiç önemli de değildir. Fakat yine de, sözkonusu farklı etnik kökenlerin doğru bilimsel yöntemlerle açığa çıkartılabilmeleri, ve bu farklı etnik kökenlerdeki halkların tarih içinde nasıl ortaklıklar kurabildiklerinin kanıtlanabilmeleri, onların ortak bir kültürü nasıl paylaşabildiklerinin sergilenebilmesi, aralarındaki yakın benzerliklerin açığa çıkartabilmesi, tüm bu dürüts bilimsel çabalar, halkları kanlı trajedilere sürükleyen ahmakça ırkçı düşüncelere, alabildiğine idealize edilerek söylenen “soy” yalanlarına ağır bir darbe olur. Bu tip ciddi bilimsel çalışmalar, çağdaş ırkçı-faşist aldatmaları engelleyebilnek, kolay kazançları yönünde bazı üst sınıfların farklı dilleri konuşan halkları birbirlerine karşı kanlı savaşlarda kullanma çabalarını durdurabilmek, rantiyer üst sınıfların soygunlarını engelleyebilmek açısından önem taşımaktadır... Din sömürüsü gibi bir “ırk” sömürüsünün olduğu da gerçektir, ve çoğu zaman bu tip sahtekarlıklar yanyana veya harmanlanarak kullanılmaktadırlar...

İskit kralının Darius’a yollamış olduğu yanıt mektubun sonundaki, “(...) Ve bir de haraç olarak istediğin ekmek ve su yerine sana layık olduğun şeyleri göndereceğim. Mademki kendini benim efemdim sayıyorsun, senin bu palavrana cevap olarak, ağla diyorum sana.”, cümleleri ile uyumlu biçimde, İskitler, Darius’a, bir kuş, bir fare, bir kurbağa, ve beş tane ok yollamışlardır. Darius ve çevresi bu sembollerin yorumu konusunda değişik fikirler ileri sürmüş olsalar da, akla en uygun yorum, Darius’u iktidara taşımış olan ve yukarıda kısaca anılan darbedeki yedi yoldaşından biri konumunda olan Gobryas’dan gelmiştir. O, İskitler’in bu sembollerle, “Persler, eğer kuş olup uçmazsanız, fare olup yerin altına girmezseniz, ve kurbağa olup bataklığa atlamazsanız, yurdunuza dönemeyeceksiniz; oklarla vurulup öleceksiniz.”, demek istediklerini söylemiştir.

Herodotus’un tanıklığı doğru ise eğer, aldığı ağır yanıt mektubun ve yollanmış olan ürkütücü sembollerin ardından yaşanan bir olay,Darius’u ve 700 bin kişilik Pers ordusunu dehşete düşürmüştür... Yolladıkları sembolik kuş, fare, kurbağa, ve ok armağanlarının ardından İskitler, devasa Pers ordusunun karşısında savaş düzenine geçmişlerdir. Savaş için yerler alındığı sırada, İskit süvarilerinin önünden bir tavşan geçmiştir. Ve bunu gören süvariler, Pers ordusunun varlığını unutup, tavşanın peşine düşmüşlerdir. İskit safları karışmış, eğlenceli naralar yükselmeye başlamıştır... Darius, bu kargaşanın nedenini sorduğunda, düşmanlarının tavşan avına çıktıklarını öğrenip şaşırmıştır. Ve O, Darius, yanındaki arkadaşlarına şunları söylemiştir: “Evet arkadaşlar, bu adamlar bizleri gerçekten umursamıyorlar. Şimdi anlıyorum ki Gobryas, onlardan gelen armağanları doğru yorumlamıştır. Artık ben de onların anlamının bu olduğunu görüyorum. Şimdi bize buradan kurtulmamızı sağlayacak akıllıca bir öğüt gerekiyor.”

Sonuçta Darius, İskitler tarafından yollanmış olan kuş, fare, kurbağa, ve ok armağanlarının anlamlarının, “eğer kuş olup uçmazsanız, fare olup yerin altına girmezseniz, ve kurbağa olup bataklığa atlamazsanız, yurdunuza dönemeyeceksiniz; oklarla vurulup öleceksiniz.”, anlamına geldiğine inanmış, ve -eğer Herodotus’un tanıklığı doğru ise- sözün gerçek anlamıyla ürkmüştür. O, bu coğrafyadan bir an önce kurtulabilmek için, yakın çevresinden akıl istemiştir.

İskit armağanlarını yorumlamış olan Gobryas, İskitler’in ele geçmez olduklarını zaten önceden bildiğini ama, buraya geldikten ve onlar tarafından alaya alındıktan sonra gerçekleri daha iyi anladığını ifade etmiştir. Ve yine O, gece olunca, -yerlerinde oldukları havasını vermek amacıyla- herzaman olduğu gibi tüm ateşleri yakmalarını, yaralı ve yorgun askerlerle birlikte eşekleri ve tüm ağırlıkları geride bırakarak, gecenin karanlığında, sessizce, İstros’a (Tuna’ya) doğru yola düzülmelerini, önermiştir. Gobryas, İskitler oraya kendilerinden önce varıp köprüyü yıkmadan karşıya geçerek, evlerine dönmelerini önermiştir.

Gobryas’ın önerisine uygun biçimde Darius’un devasa ordusu, tüm ağırlıklarını, gerçeklerden habersiz yaralı askerlerini, ve Pers ordusunun halen kampta olduğu havasını veren anırtıları ile eşeklerini ve yanan ateşlerini geride bırakarak gecenin karanlığında sessizce yola çıkmıştır. Geride bıraktıkları askerlerine onlar, İskitler ile savaşmaya gittikleri, dönecekleri, geride kalanların da herhangi bir saldırıya karşı kampı koruyacakları, yalanını söylemişlerdir...

Bu metinde daha önce ifade etmiş olduğum gibi, yine de İskit atlıları Tuna’ya (İstros’a) Darius’un ordusundan önce varmışlar ve İstros (Tuna) üzerindeki köprüyü bekleyen İonia (Anadolu Grekleri) krallarından köprüyü yıkmalarını istemişlerdir. İktidarlarını Darius’a borçlu olan ve Darius tahtından olursa kendi iktidarlarının da yıkılacağını düşünen bu işbirlikçi karakterler, biryandan İskitler ile anlaşmış gibi gözükürlerken, diğer yandan hile ile köprünün varlığını koruyarak Darius’un kaçmasına yardımcı olmuşlardır...

Yukarıda parantez içinde adı geçmiş olan İngiliz kadın arkeolog Tamara talbot Rice’in “İskitler” adlı kapsamlı araştırmalar sonucu yazılmış olan kitabında, tarihi olayları genel anlamda sıralayan tablo içinde, İskit krallığının İ. Ö. 600’lü yıllarda bölge de egemen olduğu, savaşçı Sarmatlar’ın ise İ. Ö. 300’lü yıllarda Don yöresinde ortaya çıktıkları ve İ. Ö. 100’lü yıllarda, yani İsa’dan hemen önce, tüm güney Rusya’yı kontrol altına aldıkları gösterilmektedir. Yine aynı kitapta, İskitler’in, Anadolu’yu hem kuzeydoğu ve hem de kuzeybatı istikametinden baskı altına almış oldukları anlatılmaktadır... Bu da, Darius’un kuzeye, İskitler’e yönelik -başarısız- cezalandırma seferinin nedenlerine açıklık getirmektedir.

İşte, günümüz İran diline yakın irani bir dil konuşan Ossetya halkı, veya daha yaygın adıyla Alan halkı, İskit aşiretler konfederasyonunun benzeri bir toplumsal yapı sergileyen Sarmatlar’ın torunlarıdırlar. Onlar, Sarmat aşiretleri arasındaki Alan halkının halen yaşayan torunlarıdırlar. Darius’un devasa ordusunun karşısında kaygusuzca tavşan avlayan İskit savaşçılarının benzerleri olan bu halkın -eski tarihi kadar- yakın tarihi de, küçük nüfusu ile kıyaslanamayacak başarılarla ve kahramanlıklarla doludur.

Alıntı: Ny sida 0

TEMİRİS KATUN KAĞAN - TEMİRİS-TOMRİS-(TOMIRIS QUEEN)


Bu yazımda sizlere, başı tarihin bulutları içinde, efsanelere kansan kahraman bir kadını, bir Türk kadınım tanıtacağım. Bu büyük kadının, bu kahraman insanın adı, Tomristir.
Yüce Hakan Tomris Hatun, Hz. İsa'nın doğumundan önce, Altıyüzüncü Yılda Türklerinin hükümdarı idi. Bu sıralarda İran'da da Ahamenid sülalesi hakim bulunuyordu. Bu sülale zamanında İran orduları birkaç defa Doğuya doğru saldırarak Türklerle savaşmışlardı.
Tomris'in hükümdarlığı zamanında. İranlıların basında Kirus adında bir hükümdar bulunuyordu. Bu hükümdar önceleri Saka Türkleri ile çarpışarak onları yenmiş ve Batı Türkleri'nin güney kısımlarım ele geçirmişti. Bu savaşlardan on yıl kadar sonra Kirus, Peçeneklere de saldırdı. Harbin sebebi, Kirus'un Tomris'le evlenmek istemesi ve Peçeneklerin kadın başbuğunun bu isteği reddetmesi idi. Tabii bu sebep, o çağlardaki usullere göre çok önemli idi. Çünkü, Tomris, İran hükümdarı ile evlendiği takdirde, hükümdarı bulunduğu ülkeler de, Kirus'un eline ve dolayısıyla İranlılara geçmiş olacaktı. işte, teklifi,. Türklerin kadın Sakam tarafından geri çevrilince, esasen kan dökücü bir insan olan Kirus, çılgına döndü ve kendisiyle evlenmeği kabul etmeyen bu kadın hükümdarın cezasını vermeğe karar verdi. Kirus önce, Tomris'in oğlunun emri altındaki Türk öncü kuvvetiyle karşılaştı ve onları bozguna uğrattı. Tomris'in oğlu düşmana yenilmenin verdiği yasla kendi, kendini öldürdü. Bu savaşı kazanan ve gözleri dönmüş olan Kirus, Türk Hakanı Tomris hatunun da üzerine yürüdü. Türklerle, İranlıları bir kere daha karşı-karşıya getiren bu savaş, pek kanlı oldu. Önce her iki taraf birbirlerine ok atmaya başladılar. Bu oklaşmalar öyle şiddetli oldu ki, iki taraftan yaralanmayan hemen hiç kimse kalmadı. Böylece gayet kanlı bir başlangıçtan sonra, ordular mızrak ve kılıçlarla göğüs göğüse geldiler. Türklerin kadın başbuğu ile İranlıların erkek hükümdarının idare ettiği bu müthiş savaşın sonu çabuk geldi. Her vuruşmada olduğu gibi, bunda da zafer kartalı, kahramanlık, askerlik kabiliyeti ve zekada üstün olan tarafın esiri oldu. Savaşı Türkler kazanmıştı. Yüce Türk Hakanı Tomris Hatun hem milletinin ve yurdunun mukaddes sevgisiyle ve hem de savaşta yenildiği için hayatına kıymış olan sevgili oğlunun, gönlüne saldığı büyük acı ile dövüşmüştü ve başardığı bu kahramanca dövüşle. İran ordusunun büyük kısmım cansız olarak yere sermiş olmakla beraber, Ahamenid sülalesinin azgın hükümdarı Kirus'u da telef etmişti.
Kirus hayatında çok kan akıtmış bir hükümdardı. Bunun için, kahraman Türk kadını Tomris, bu kan akıtıcı adama, dünyaya ibret teşkil edecek bir muamelede bulundu ve Kirus'un kafasını kan dolu bir fıçıya atarak "hayatında kan içmeğe doymamıştın, şimdi, doya, doya iç!" dedi. Bu hadise yüz yıllarca dünya milletlerinin dillerinde söylendi durdu ve bugüne kadar ulaştı.
İşte Tomris hakkında tarihin verdiği mevsuk (kaynak) bilgiler bundan ibarettir. Geri kalan birçok hususlar efsanelerle karışmakta dır.
Bu zaferin kazanılması büyük bir hadisedir. Çünkü Tomris, o sırada sadece Türklerin bir kısminin, yani yalnız Peçeneklerin hükümdarı bulunuyordu ve kumanda ettiği kuvvetler, bu bakımdan mahduttu. Diğer taraftan Ahamenid hükümdarı ise, butu İran'ın hükümdarı idi ve ordusu nispet kabul etmeyecek kadar büyüktü. Üstelik bu hükümdar bir erkek ve karşısındaki ise bir kadındı. Fakat bu kadın. Sadece bir kadın değil, bir Türk kadını idi ve bu kadın, kendisiyle izdivaç ederek, milletinin ve vatanının hürriyetine istiklaline kasteden kan dökücü bir adama karşı yılmadan dövüşmüştü.
Kahraman Tomris, mazimizin göklerin süsleyen şanlı bir yıldızdır. Bu şanlı kadın, bütün Türk kadınlarına örnektir... (*)





Aziz Yıldırım "Ne Şikesi Kardeşim ! Memleket Elden Gidiyor !!!" diyeli 530 Gün Oldu .....

FENERBAHÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
darius, iskitler, kağan, katun, queen, temiris, temiristomristomiris, temİrİs, temİrİstomrİstomiris, ve, İskitler, Üzerine


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557