Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Eğitim & Öğretim > Sözlük > Yabancı Dil Sözlüğü
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Yabancı Dil Sözlüğü Yabancı Dil hakkındaki tüm bilgilerin bulunduğu ve paylaşıldığı sözlüktür.

Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Like Tree1Kişi Beğendi
  • 1 Post By Talia.
Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Ağustos 2011, 15:54   #1 (permalink)
VIP ÜYE ~


Talia. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 03 Ağustos 2011
Nerden: Karşıyaka
Yaş: 22
(Mesajlar): 19.912
(Konular): 1820
İlişki Durumu: Var
Burç:
Renkli Para : 133519
Aldığı Beğeni: 89
Beğendikleri: 4
Ruh Halim: Eglenceli
Takım :
ÖdülleriÜye Ödülleri: 2
Oscar Ödülü Teşekkür Plaketi 
Standart İngilizce günlük konuşmalar.

greetings
(selamlaşmalar)
>HELLO

Hello! (Merhaba)
Hi! (Selam)
Hey! (Hey!)
Hi there! (Merhaba)
Hello there! (Merhaba)
Good morning! (Günaydın)
Good afternoon! (Tünaydın)
Good evening! (İyi akşamlar)
Good night! (İyi geceler)

>HOW ARE YOU?

How are you? (Nasılsın?)
How are you doing? (Nasılsın?)
How is it going? (Nasıl gidiyor?)
How are things? (Durumlar nasıl?)
What's new? (Ne haber?)
What's up? (Ne var ne yok?)
What's going on? (Neler yapıyorsun?)
Where have you been? (Nerelerdesin?)
Where have you been hiding yourself? (Nerelerde gizleniyordun?)
Are you doing OK? (İyi misin?)
How are you feeling? (Kendini nasıl hissediyorsun?)
How's the world treating you? (Hayatla aran nasıl?)
How's business? (İşler nasıl?)
What's happening? (Hayatında ne olup bitiyor?)
How's everything (Vaziyet nasıl?)

> I'M FINE

Thanks I am fine (Sağol iyiyim)
Fine (İyiyim)
Great! (Harika)
All right (Fena değil)
I am OK (İyiyim)
Cool! (Bomba gibiyim)
I am cool! (Harikayım)
Could be better (Daha iyi olabilirdi)
Not bad (Fena değil)
So so (Eh şöyle böyle)
Not so great (O kadar da iyi değil)
Not so hot (Pek iyi sayılmaz)
I've been better (Daha iyiydim)
I've running around (Koşturup duruyoruz)
Keeping busy (Uğraşıp duruyoruz)
No complaints (Bir şikayetim yok Allaha şükür)
Same as usual (Her zamanki gibi)
I've seen better days (Daha iyi günlerimiz de oldu)
I'm snowed under (Çok yoğunum)
Not a moment to spare (Boşa harcayacak bir dakikam yok)
No time to breathe (Nefes almaya vaktim yok)
There aren't enough hours in a day (Yirmidört saat yetmiyor)

> GOOD-BYE

Good-bye (Allahaısmarladık)
Good day (İyi günler)
Good evening (İyi akşamlar)
Good night (İyi geceler)
Good-bye until later (Bir dahaki sefere kadar hoşçakal)
See you (Görüşürüz)
See you soon (Yakında görüşürüz)
See you later (Sonra görüşürüz)
I'll see you real soon (Çok yakında görüşürüz)
I'll catch you later (Seninle sonra görüşürüz)
See you tomorrow (Yakın görüşürüz)
See you next time (Bir dahaki sefere görüşürüz)
Let's get in touch (Görüşelim)
It was good to see you (Seni görmek güzeldi)
Don't forget to call (Aramayı unutma)
Let's write (Yazışalım)
I'll be in tocuh (Temas halinde olacağım)




introductions
(tanıştırmalar)
>THIS IS JOHN

This is my friend Jack (Bu arkadaşım John)
I'd like you to meet my friend John (Sizlere arkadaşım John'u tanıştırmak istiyorum)
Mary this is Jack. Jack Mary (Mary bu Jack. Jack bu Mary)
Let me introduce you my friend Michael (Size arkadaşım Michael'ı tanıştırıyım)
Have you met before? (Siz daha önce tanışmışmıydınız?)
Jack do you know Mary? (Jack Mary'yi tanıyor musun?
Do you know eachother? (Birbirinizi tanıyor musunuz?)
Mary shake hands with the president (Mary başkanla el sıkış)
Have you two been introduced? (Sizi tanıştırdılar mı?)
Jack this is the man I was telling you about (Jack bu sana bahsettiğim kişi)
Let me introduce you myself (Size kendimi tanıtıyım)

>NICE TO MEET YOU

Nice to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Good to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Nice meeting you (Sizinle tanışmak çok hoş)
It's a great pleasure to meet you (Sizinle tanışmak büyük zevk)
Glad to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
It's a great pleasure to have finally met you (Sonunda sizinle tanışabilmek büyük zevk)
How nice to meet you (Sizinle tanışmak ne kadar güzel)
How do you do (Memnun oldum)
A pleasure (Sizinle tanışmak bana zevk verdi)
food and drink
(yiyecek-içecek)


> MAY I HELP YOU?

Would you like smoking or nonsmoking? (Sigaralı bölüm mü sigarasız bölüm mü?)
How many in your party? (Kaç kişisiniz?)
Do you have a reservation? (Rezevasyon yapmışmıydınız?)
I'll have a table ready in two minutes (İki dakika içinde masanızı hazırlıyorum)
Would you like to see the menu? (Menüyü görmek istermiydiniz?)
Are you ready to order? (Sipariş için hazırmısınız?)
Let me tell you our specials today (Bugünkü spesiyallerimizi söyleyeyim)
May I take your order please? (Sipariş alabilir miyim?)
What will it be? (Ne alırdınız?)
Can I get you something to drink with that? (Yanında içecek birşey istermiydiniz?)
Would you care for a dessert? (Tatlı istermisiniz?)
Is there anything I can get for you? (Yardımcı olabileceğim birşey var mı?)
Let me show you the dessert tray? (Size tatlı tepsisini göstereyim)
For here or to go? (Burada mı paket mi?)
Here or take away? (Burada mı paket mi?)
Do you want that to go? (Paket mi istiyorsunuz?)
Here you go (Buyurun)
Here is your order (Siparişiniz hazır)
Thank you and come again (Teşekkürler tekrar bekleriz)
Would you like to start with a coctail? (Bir kokteylle başlamak istermiydiniz?)
Would you like coffee? (Kahve ister misiniz?)
Cream or sugar? (Krema şeker?)
I am sorry we are out of that (Kusura bakmayın ondan kalmadı)
Sorry it's all gone (Özür dilerim hepsi bitti)
How would you like that prepared? (Nasıl hazırlamamı istersiniz?)
Do you need any napkins? (Peçete ister misiniz?)
Would you like some salt and pepper? (Biraz tuz ve biber istermiydiniz?)

> MAY I SEE THE MENU?

A table for two please (İki kişilik bir masa lütfen)
I'd like a non-smoking table for four (Sigara içilmeyen bölümden dört kişilik bir masa lüften)
I have a reservation (Rezervasyon yaptırmıştık)
Do you have a non-smoking section? (Sigara içilmeyen bölümünüz var mı?)
Another party will be sitting here? (Buraya bir grup daha gelecek)
Excuse me can you come here for a second? (Afedersiniz bir saniye bakar mısınız?)(
Could I see menu please? (Menüyü görebilir miyim lütfen?)
We haven't decided what to order yet (Henüz ne sipariş edeceğimize karar vermedik)
We need more minutes to decide (Karar vermek için birkaç dakikaya ihtiyacımız var)
We're ready to order (Sipariş verebiliriz)
Can you take our orders please? (Sipariş alabilir misiniz lütfen?)
What are the specials? (Spesiyaliteler neler?)
What would you suggest? (Ne yememizi önerirsiniz?)
What's the soup of the day? (Günün çorbası ne?)
Do you have vegetariam dishes? (Vejeteryan yemekleriniz var mı?)
May I have a burger and fries? ( Hamburger ve patates kızartması alabilir miyim?)
Give me a hot dog with the works (Herşeyi yanında bir sosisli lütfen)
I'll have a burger with everything (Herşeyi yanında bir hamburger)
Can I have a small soda please? (Bir ufak soda alabilir miyim lütfen?)
No ketchup (Ketçap olmasın)
No onions (Soğan koymayın)
Go easy on the onions (Soğanı fazla koymayın)
Take it easy on the ketchup (Ketçapı fazla olmasın)
To go please (Paket olsun lütfen)
For here please (Burada yiyeceğim)
I'll eat it here (Burada yiyeceğim)
I'd like an espresso (Bir espresso istiyorum)
I'd like a mineral water (Bir maden suyu istiyorum)
Just coffee for the moment (Şimdilik bir tane kahve)
Can you get me a glass of water? (Bir bardak su getirebilir misiniz?)
What kind of dressings do you have? (Ne tür soslarınız var?)
I'd like my steak well done (Bifteğimi çok pişmiş istiyorum)
I'd like my steak rare (Biftek az pişmiş olsun)
I'd like my steak medium (Biftek orta pişsin)
Can I get it rare? (Az pişmiş olabilir mi?
Could I have some more bread please? (Biraz daha ekmek alabilir miyim lütfen?)
This meat is too fatty (Bu et çok yağlı)
The meat is too tough (Et çok sert)
This meal isn't fresh (Bu yemek taze değil)
This soup is cold (Bu çorba soğuk)
Could I speak to the manager please? (Yöneticiyle görüşebilir miyim?)
I couldn't eat this. Could you wrap it please? (Bunu yiyemedim. Paket yaparmısınız lüften?)
I'd like to take the rest (Geri kalanını götürmek istiyorum)
Could I have the bill please? (Hesabı alabilir miyim?)
Check please? (Hesap lütfen)
Seperate checks please? (Hesabı ayrı alın)
All together (Hepsini birlikte alın)
Do I pay you or the cashier? (Size mi ödeyeceğiz kasaya mı?)
May I have a receipt please? (Fiş alabilir miyim lütfen?)
There seems to be a mistake (Bir yanlışlık var gibi gözüküyor)
Does this include the tip? (Bunun içinde bahşiş dahil mi?)
Keep the change (Üstü kalsın)
Is there somewhere we could wash our hands? (Ellerimizi yıkayabileceğimiz bir yer var mı acaba?)

> I AM HUNGRY

I'm hungry (Ben açım)
I'm starving (Açlıktan ölüyorum)
I'm so hungry that I could eat a horse (Öyle açım ki bir atı yiyebilirim)
I'm dying of hunger (Açlıktan ölüyorum)
I'm famished (Karnım zil çalıyor)
When do we eat? (Ne zaman yiyoruz?)
What's for supper? (Yemekte neler var?)
What are we having? (Ne yiyoruz?)
Dinner is ready (Akşam yemeği hazır)
It's time to eat (Yemek zamanı)
Shall we say grace? (Dua edelim mi?)
Could you pass me the salt please? (Tuzu uzatabilir misin lütfen?)
Would you care for some cheese? (Biraz peynir ister misin?)
Could I have seconds please? (Biraz daha alabilir miyim?)
making friends
(arkadaşlık kurma)


We're like brothers. (Kardeş gibiyiz.)
He's my closest friend. (O benim en yakın arkadaşım.)
She's my best friend. (O benim en iyi arkadaşım.)
She's like a sister to me. (O benim bacım gibidir.)
We're the closest friend. (En yakın arkadaşlarız.)
We're pretty tight. (Oldukça yakınız.)
He's a dear friendb. (O değerli bir arkadaştır.)
What a character! (Ne tip ama!)
Ahmet is one of a kind. (Ahmet türünün tek örneğidir.)
We're cut from the same cloth. (Aynı hamurdan yoğrulmuşuz.)
We're like two peas in a pod. (Tıpatıp birbirimize benzeriz.)

MAY I JOIN YOU?

May I join you? (Size katılabilir miyim?)
Mind if I join you? (Size katılmamda bir sakınca var mı?)
Care to join us? (Bize katılmak ister misin?)
Is this seat taken? (Bu sandalye boş mu?)
Could I buy you a drink? (Size bir içki alıyım mı?)
What are you drinking? (Ne içersiniz?)
Would you like to dance? (Dans edermisiniz?)
Could I have the next dance? ( Bir sonraki dansı bana lütfeder misiniz?)
What's your sign? (Burcunuz nedir?)
Do you come here often? (Buraya sık sık gelir misiniz?)
Do you have a light? (Ateşiniz var mı?)
Need a lift? (Sizi arabayla bırakayım mı?)
Are you going my way? (Yolumuz aynı mı?)
Going my way? (Yolumuz aynı mı?)
Where have you been all my life? (Şimdiye kadar nerelerdeydiniz?)


shopping
(alışveriş)

> WELCOME MAY I HELP YOU?

May I help you? (Yardımcı olabilir miyim?)
Can I help you find something? (Birşey bulmanıza yardım edebilir miyim?)
Can I show you with something? (Size birşey gösterebilir miyim?)
Are you being helped? (Size bakan var mı?)
Is there anything I can help you with? (Yardımcı olabileceğim bir konu var mı?)
If you need me I'll be around (Bana ihtiyacınız olursa ben civardayım)
If I can help you just let me know (Eğer yardım gerekirse haberim olsun)
What are you interested in? (Ne bakmıştınız?)
Are you looking for something in particular? (Belirli birşey mi arıyorsunuz?)
Do you have something specific in mind? (Aklınızda özel birşey var mı?)
What size do you need? (Kaç beden istiyorsunuz?)
Do you know what size you are? (Bedeninizi biliyor musunuz?)
That's on sale this week? (O bu hafta indirimde)
I've got just your size (Tam sizin bedeninize uygun birşeyimiz var)
Can I suggest this? (Size bunu önerebilir miyim?)
Do you need anything to go with that? (Bununla gidecek birşey ister misiniz?)
That looks nice on you (Üzerinizde güzel durdu)
That looks great on you (Üzerinizde harika durdu)
That's your colour (Tam sizin renginiz)
This is you (Sizi çok açtı)
How would you like to pay for this? (Bunu nasıl ödemek isterdiniz?)
Will that be cash or credit? (Nakit mi kredi kartı mı?)
We don't have that in your size (Bunun size göre olan bedeni yok)
Whe don't have it in that colour (Bu renkte yok)

> WHEN ARE YOU OPEN?

When are you open? (Ne zaman açıksınız?)
When do you open? (Ne zaman açıyorsunuz?)
What are your hours? (Çalışma saatleriniz nelerdir?)
I'm looking for something for my father (Babam için birşey bakıyordum)
It's a gift (Hediye olacak)
I don't know his size (Bedenimi bilmiyorum)
Can you measure me? (Bedenimi ölçebilir misiniz?)
Thank you I'm just looking (Sağolun sadece bakıyorum)
I'm just browsing (Sadece bir göz gezdiriyorum)
I can't make up my mind (Kafamı toparlayamıyorum)
Do you have this shirt in yellow? (Bu tişörtün sarısı var mı?)
Do you have these shoes in suede? (Bu ayakkabının süeti var mı?)
Have you got something less expensive? (Daha uzuz birşeyiniz var mı?)
It it on sale? (Bu indirimde mi?)
Do you have a t-shirt to match this? (Buna uyacak bir tişörtünüz var mı?)
Where is the fitting room? (Elbise değiştirme kabini nerede?)
I'd like to try this on (Bunu denemek istiyorum)
It's too tight (Bu çok dar)
It's too loose (Bu çok geniş)
It's a little bit expensive (Bu biraz pahalı)
It's a little pricey (Bu biraz tuzlu)
Can you hold it for me? (Bunu benim için saklayabilir misiniz?)
Can I get it gift-wrapped? (Hediye paketi yapabilir misiniz?)
Would you please gift-wrap that? (Lütfen hediye paketi yapabilir misiniz?)
How much is it? (Kaç lira?)
How much does it cost? (Fiyatı ne kadar?)



travel
(seyahat)

> PLANE (UÇAK)

Do I have to change planes? (Aktarma yapmam gerekecek mi?)
Is it direct? (Direk uçuş mu?)
How many items of carry-on luggage are permitted? (Yanıma ne kadar el bagajı alabilirim?)
How much luggage can I carry on? (Ne kadar bagaj alabilirim?)
Is there a layover? (İki sefer arasında bekleme var mı?)
How long is the layover? (Bekleme süresi ne kadar?)
There is a one-hour layover in Ankara (Ankara'da aktarma bir saat sürecek)
When does the next flight leave? (Bir sonraki uçuş ne zaman?)
What's the departure time? (Hareket saati ne zaman?)
When does the plane get here? (Uçak buraya ne zaman varır?)
What's the arrvial time? (Varış ne zaman?)
When will I make my connection? (Ne zaman aktarma yapacağım?)
I have to cancel my flight (Uçuşumu iptal etmek zorundayım)
I lost my luggage (Bagajımı kaybettim)
My luggage is missing (Bagajım kayıp)
The flight has been delayed (Uçuş iptal edildi)
The flight has been moved to gate M2 (Uçuş M2 kapısına yönlendirildi)
The flight is overbooked (Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var)
May I see your boarding pass? (Biniş kartınızı görebilir miyim?)

> CUSTOMS (GÜMRÜK)

Are you bringing anything into the country with you? (Yanınızda ülaaae birşey sokuyor musunuz?)
How much currency are you bringing into the country? (Ülaaae ne kadar para getiriyorsunuz?)
Do you have anything to declare? (Gümrüğe tabi birşeyiniz var mı?)
May I see your passport? (Pasaportunuzu görebilir miyim?)
Do you have your visa? (Vizeniz var mı?)
Please place your suitcases on the table (Lütfen çantalarınızı masanın üstüne koyun)
We should examine your purse (Cüzdanınızı incelememiz gerekiyor)
What's the nature of your trip? (Seyahatinizin içeriği nedir?)
What's the purpose of your visit? (Ziyaretinizin amacı nedir?)
How long do you plan on staying? (Ne kadar kalmayı planlıyorsunuz?)

> RAILWAY (DEMİRYOLU)

Is it direct? (Direk mi?)
Is there a layover? (Mola var mı?)
Is there a dining car? (Yemekli vagon var mı?)
Is the train on time? (Tren zamanında hareket edecek mi?)
What's the arrival time? (Varış ne zaman?)
Are there seats available? (Boş yer var mı?)
Stand clear of the doors (Kapılardan uzak durun!)
Please move away from the doors (Lütfen kapıların yanından uzaklaşın)
Please have your tickets ready for the conductor (Lütfen kondüktör gelmeden biletlerinizi hazırlayın)
Is this seat occupied? (Bu koltuk boş mu acaba?)
Can you aaaaa the window please? (Camı aralayabilir misiniz lütfen?)
How many stops are there before we reach the end of the line? (Son durağa kaç durak kaldı?)
When is the next stop? (Bir sonraki durak ne zaman?)

> BUS (OTOBÜS)

Is it direct? (Direk mi?)
Is there a layover? (Mola var mı)
Do we stop for the meals? (Yemek molası verilecek mi?)
Can I check my baggage through? (Bagajımı emanete bırakabilir miyim?)
Can I reserve a seat in advance? (Önceden yer rezervasyonu yapabilir miyim?)
Is the bus on time? (Otobüs zamanında hareket edecek mi?)
Is anyone sitting here? (Burada kimse oturuyor mu?)
What is the fare? (Ücret ne kadar?)
Could I have a transfer please? (Bir transfer bileti alabilir miyim?)
Does this bus go to downtown? (Bu otobüs şehir merkezine gidiyor mu acaba?)
How far does this bus go? (Bu otobüs nereye kadar gidiyor?)
Could you let me know when we get to Aksaray? (Aksaraya geldiğimizde bana haber verebilir misiniz?)
Can you tell me where to get off? (İneceğim yeri bana söyleyebilir misiniz?)
Move to the rear please? (Arkaya ilerleyin lütfen?)

> TAXI (TAKSİ)

Where to? (Nereye?)
Where to buddy? (Nereye abi?)
Where to lady? (Nereye bayan?)
I am not on duty (Şu an çalışmıyorum?)
Mind if I smoke? (Sigara içmemin bir sakıncası var mı?)
It's rush hour. I can't go to the airport now. (Şu an trafik çok kötü. Havaalanına gidemem)
To the airport and please be quick! (Havaalanına gidiyoruz lütfen çok acele edin!)
The train station and make it quick! (Tren istasyonuna çek ve acele et!)
Slow down! (Yavaşla!)
There is no need to hurry (Acele etmemize gerek yok)
Please drive safely (Lütfen aracı emniyetli bir şekilde sür)
Is smoking allowed? (Sigara içiliyor mu?)
I'm allergic to smoke (Sigaraya karşı alerjim var)
Do you have change for twenty? (Yirmi dolar bozuğun var mı?)
Keep the change! (Üstü kalsın)
I want a receipt (Fiş istiyorum)
Watch out! (Dikkat et!)
Look out! (Dikkatli ol!)
We've missed the exit (Çıkışı kaçırdık)
We're lost (Kaybolduk)



accommodation
(konaklama)
>I NEED A ROOM

I need a room please? (Bir oda rica edecektim?)
I need a room with a single bed. (Tek yataklı bir oda istiyorum.)
I need a room with a double bed. (Çift kişilik bir oda istiyorum.)
Do you have any singles? (Tek kişilik odanız var mı?)
Do you have any vacancies? (Boş yeriniz var mı?)
A double please? (Çift kişilik bir oda lütfen?)
A room with a bath please. (Banyolu bir oda lütfen)
Can I reserve a room? (Bir oda ayırabilir miyim?)
Can I book a room? (Bir oda ayırabilir miyim?)
I have a reservation. (Rezervasyon yaptırmıştım.)
Double occupancy please. (İki kişilik bir oda lütfen.)
I need a room with two single beds. (İki ayrı yataklı bir oda istiyorum.)
I need a room with a double bed. (İki kişilik yataklı bir oda istiyorum.)
We will need a crib for the baby. (Bebek için bir karyola istiyoruz.)
Would you like a room with a view of the swimming pool? (Yüzme havuzu manzaralı bir oda istermiydiniz?)
Would you prefer a non-smoking room? (Sigara içilmeyen bir oda ister miydiniz?)
I'd like a room at the front. (Ön tarafa bakan bir oda istiyorum.)
I'd like a room at the rear. (Arka tarafta bir oda istiyorum.)
I'd like a room with a view of the sea. (Deniz manzaralı bir oda istiyorum.)
I'd like a room for the week. (Haftalık bir oda istiyorum.)
I'd like a wake-up call please. (Uyandırma servisi istiyorum.)
Where is the ice-machine? (Buz makinesi nerede?)
Do you have a pool? (Havuzunuz var mı?)
What are the rates? (Ücretler nasıl?)
Is there a restaurant? (Lokanta var mı?)
Are pets allowed? (Evcil hayvanlar kabul ediliyor mu?)
When's the check-out? (Odayı ne zaman boşaltırsınız?)
I need to check out. (Ayrılmak istiyorum.)
I'd like a receipt. (Makbuz rica edebilir miyim?)



education
(eğitim)
>I HAVE TO STUDY

I have to study. (Ders çalışmam lazım.)
I have got a midterm tomorrow. (Yarın ara sınavım var.)
I have got a big test tomorrow. (Yarın büyük bir sınavım var..)
Could you explain that again? (Bunu tekrar açıklayabilir misiniz?)
I still don't understand. (Hala anlamıyorum.)
I don't understand your English. (İngilizce konuşmanızı anlamıyorum.)
When's the final exam? (Genel sınav ne zaman?)
When is the midterm? (Ara sınav ne zaman?)
What will the test cover? (Sınavda neler çıkacak?)
What's on the test? (Testte neler sorulacak?)
Can you tell me what grade I'm getting? (Kaç aldığımı söyleyebilir misiniz?)
What's the grading curve? (Not ortalaması nasıl?)
Can I talk to you about my grade? (Sizinle notum hakkında konuşabilir miyim?)
When will we have to turn our homework? (Ödevimizi ne zaman teslim etmemiz gerekiyor?)
Will there be a quiz? (Yoklama olacak mı?)
What text are required? (Hangi kitaplar gerekiyor?)
How can I help my kid with the homework? (Çocuğuma aaaale ilgili nasıl yardımcı olabilirim?)
She's having a hard time with the homework. (Ödevleri yaparken çok zorlanıyor.)

health
(sağlık)

> HE'S IN TOP FORM

She looks like a million bucks. (Çok sağlıklı görünüyor.)
I feel like a million dollars. (Kendimi çok iyi hissediyorum.)
I'm fresh as daisy. (Kendimi çok zinde hissediyorum.)
He's healthy as a horse. (Sağlık durumu çok iyi)
You are fit as a fiddle. (Turp gibisin.)
She looks tired. (Yorgun gözüyüyor.)
You look like a hell. (Berbat görünüyorsun.)
He's a sight. (Pasaklı görünüyor.)
You look like you've been to hell and back. (Çok paspal görünüyorsun.)
Are you all right.? (İyi misin?)
Do you feel all right? (Kendini iyi hissediyor musun?)
You look flushed. (Heyecanlı görünüyorsun.)
You look pale. (Solgun görünüyorsun.)
You are white as a ghost. (Hayalet gibi görünüyorsun.)
I am allergic to dogs. (Köpeklere alerjim var.)
I am allergic to polen. (Çiçektozlarına alerjim var.)
I have hayfever. (Saman nezlem var.)
My nose is stuffed up. (Burnum tıkalı.)
I can't breathe. (Nefes alamıyorum.)
Bless you. (Çok yaşa)
My eyes are puffy. (Gözlerim şişmiş.)
I am sick. (Hastayım.)
I am sick as a dog. (Çok fena hastayım.)
I feel terrible. (Kendimi çok berbat bir halde hissediyorum.)
I feel sick to my stomach. (Midem bulanıyor.)
I feel nauseous. (Midem bulanıyor.)
I have a headache. (Başım ağrıyor.)
I have a migraine. (Migrenim var.)
I am so dizzy. (Başım çok fena dönüyor.)
I need a nap. (Biraz şekerleme yapmam lazım.)
My head is pounding. (Başım zonkluyor.)
Is it caching? (Bulaşıcı mı?)
Does it hurt when I touch? (Dokunduğumda acıyor mu?)
Have you had this problem before?
How long have you had this problem? (Ne zamandır bu şikayetiniz var?)
I have a pain in my back. (Sırtımda bir ağrı var.)
My ankle is swollen. (Bileğim şiş.)
I am bleeding. (Kan kaybediyorum.)
I feel weak. (Kendimi güçsüz hissediyorum.)
It hurst after I eat. (Yemekten sonra ağrıyor.)
I have been throwing up. (Kusuyorum.)
I lose my dinner. (Kusuyorum.)
I am really sleepy. (Çok uykusuzum.)


money
(para meseleleri)

> I AM IN RED

I'd like to apply for a loan. (Kredi için başvurmak istiyorum.)
I'd like to mortgage my home. (Evimi ipotek ettirmek istiyorum.)
I'd like a variable interest rate mortgage. (Değişken faiz oranlı ipotek istiyorum.)
Do you provide balloon loans. (Balon kredileriniz var mı?)
I'd like to open a savings account. (Tasarruf hesabı açtırmak istiyorum.)
I'd like close out my savings account. (Tasarruf hesabı kapatmak istiyorum.)
I'd like to purchase a certificate of deposit. (Yatırım belgesi almak istiyorum.)
Where is teh automatic teller machine? (Bankamatik nerede?)
Press your PIN number here. (PIN numaranızı buraya girin.)
Enter your personal identification number. (Kişisel kimlik numaranızı girin.)
Tens and twenties please. (Onluk ve yirmilik olsun lütfen.)
I'd like to cash a check. (Bir çek bozdurmak istiyordum.)
I'd like to make a deposit. (Mevduat yaptırmak istiyorum.)
I'd like to transfer money into my savings account. (Tasarruf hesabıma para havale etmek istiyorum.)
I'd like to make withdrawal. (Para çekmek istiyorum.)
What is the interest rate? (Faiz oranları nedir?)
I'd like to buy some foreign currency. (Biraz döviz almak istiyorum.)
Do you have bank by mail? (Posta yoluyla işlem yapabilir miyim?)
Can you give me a new banking card? (Bana yeni bir banka kartı verir misiniz?)
I need some change. (Biraz bozuk paraya ihtiyacım var.)
I need a roll of quarters. (25 centlik bozuk para istiyorum.)
You are overdrawn. (Hesabınızdaki miktardan daha fazla para çekmişsiniz.)


business
(iş meseleleri)

> BAŞVURU FORMLARINDA

Name (İsim)
Phone (Telefon)
Address (Adres)
Preious occupation (Önceki iş)
Income level (Gelir düzeyi)
:-):-):-) (Cinsiyet)
Gender (Cinsiyet)
Religion (Din)
DOB (Doğum tarihi)
Place of birth (Doğum yeri)
SSN (Sosyal güvenlik numarası)
Marital status (Medeni durum)
Account number (Hesap numarası)
Race (Irk)
Ethnic gruop (Etnik grup)
Age (Yaş)
What is the salary (Maaş ne kadar)
Is it part time or aaaa time? (Tam gün mü yoksa yarım gün mü?)
What are the benefits? (Yan ödemeler nasıl?)
What are the hours? (Çalışma saatleri nelerdir?)
What are your qualification? (Ne gibi özellikleriniz var?)
What is your degree in? (Dereceniz nedir?)
May I see your resume? (Özgeçmişinize bakabilir miyim?)
Why did you leave your last job? (Son işinizden niye ayrıldınız?)
I'd like to file a complaint. (Bir şikayette bulunmak istiyorum.)
I know the work from A to Z. (İşle ilgili herşeyi biliyorum.)
It is not in my job description. (Bu benim iş tanımımın içinde yer almıyor.)


on the telephone
(telefonda)

> Hello!

Hello (Alo)
Michael residence (Michael'in evi)
This is John Black. (Ben John Black)
Mary may I help you. (Ben Mary yardımcı olabilir miyim?)
Mary speaking. (Ben Mary)
Who do you want to talk to? (Kiminle konuşmak isterdiniz?)
Who do you want to speak with? (Kiminle konuşmak istiyorsunuz?)
May I tell her who is calling? (Ona kimin aradığını söyleyebilir miyim?)
Whom shall I say is calling? (Kim arıyor diyeyim?)
Let me page her. (Onu çağırayım.)
Just a second I have another call. (Bir saniye hatta başka biri var.)
Hang on a moment. (Bir saniye bekleyin.)
Hung on a second. (Bir saniye bekleyin.)
For whom are you holding? (Kiminle konuşmayı bekliyordunuz?)
Are you being helped? (Size yardım ediliyor mu?)
He is not in would you like to call back? (Şu an burada değil tekrar aramak ister miydiniz?)
He isn't available. Can I take a message? (Burada değil. Not alabilir miyim?)
Could I take a message? (Not alabilir miyim?)
I really have to go now. (Kapatmam lazım)
Can I call you back? (Seni daha sonra arayabilir miyim?)
Can we continue this later? (Konuşmaya daha sonra devam edebilir miyiz?)
What is the area code for New York? (New York'un bölge kodu nedir?)
I can't get through this number. (Bu numaraya bağlanamıyorum.)
This telephone is out of order. (Bu telefon çalışmıyor.)
There is a probelem with the lines. (Hatlarda bir problem var.)
The number is busy. (Numara meşgul)
The number can't be reached at the moment. (Numaraya şu an ulaşılamıyor.)





Daily Expressions
-I think.

-I'm sure.

-I'm sure of it.

-More or less.

-So much the better!

-You seem to be out of sorts.

-Take it easy.


-It is not a question of that.

-Mind your own business.

-It's none of your business.


Sanırım

Eminim

Ondan eminim

Aşağı yukarı

Daha iyi ya! İsabet!

aaaifsiz görünüyorsunuz.

1-Kolay gelsin.
2-Aldırma! Boş ver!

Mesele o değil.

Siz kendi işinize bakın.

Sizin üstünüze vazife değil
sizi alakadar etmez.



-What is the matter?

-What is the matter with you?

-Come along.

-so-and-so

-I'll miss you very much.

-I missed the 9.30 bus.

-so so

-off and on

-It is on the tip of my tongue.

-He feels quite down in his mouth.


Ne var? Ne oldu?

Neyiniz var?

Haydi! çabuk!


falan filan filanca falanca

Sizi çok özleyeceğim.

9.30 otobüsünü kaçırdım.

Aşağı yukarı


Bazan arasıra

Dilimin ucunda

O çok üzgün çok kederli.

-Come along. : Haydi! çabuk!

-That's all for now. : Şimdilik bu kadar.

-break : Mola teneffüs.

-to be over : to finish; bitmek sona ermek.

-The break is over. : Teneffüs mola sona erdi.

-tea break : Çay molası.

-coffee break : Kahve molası.

-Let's have a tea break. : Haydi bir çay molası verelim.

-This has nothing to do with me : Bunun benimle bir alakası yok.

-So much the worse for him! : Yazıklar olsun ona!



-It doesn't make any difference : Hiç fark etmez.

-It doesn't matter : Zararı yok fark etmez.

-It's of no consequences : Önemi yok.

-Get on with it! : Başla! Devam et!

-It's for the best. : Böylesi en hayırlıdır.

-That's the worst of it! : Bu olabileceğin en kötüsüdür.

-So it seems. : Öyle görünüyor.

-It can't be helped. : Elden birşey gelmez.

-It was to be expected. : Beklenirdi.

-You will be 'for it! : Azar işiteceksin!


-In this case

-So called

-As far as I know

-As for me

-Any time

-Time after time

-Now and then

-Occasionally

-Frequently

-Very seldom
Bu durumda

Güya


Bildiğime göre

Bence

Ne zaman olsa ne zaman isterseniz

Zaman zaman

Ara sıra

Fırsat buldukça

İkide bir

Çok nadir




-Once upon a time
-Formerly

-Nowadays

-Recently

-In the last few days

-From now on

-Within a little while

-For a while

-After a while

-Some day Bir zamanlar

Eskiden

Bu günlerde

Son zamanlarda

Son birkaç gün içerisinde

Bundan sonra

Kısa zamanda

Bir müddet

Az sonra

Günün birinde elbet bir gün





Well done!

Bravo!

He is all of a tremble.

I'll go and see about it.

I lost touch with him.

It is on the tip of my tongue.

Mary has put her foot in it again.

Bill never loses his head.

The thief was caught in the act.

He is at a loss.




Aferin!

Bravo!

O tir tir titriyor.

Şuna gidip bir bakayım.

Onunla teması kaybettim.

Dilimin ucunda.

Mary yine pot kırdı.

Bill soğukkanlılığını hiç kaybetmez.

Hırsız suçüstü yakalandı.

O ne yapacağını bilmiyor-ne yapacağını şaşırmış.


Daily Expressions
You were in luck.

It's a pity.

It is too good to be true.

It is good for nothing.

Jack took to his neels.

We had a narrow escape.

Mark is stony broke.

Bill kept me waiting for 20 minutes.

Mary always makes a mountain out of a molehill.

Nobody knows it for sure.

As far as I know.



Talihiniz varmış.

Yazık.

İnanılmayacak kadar iyi.

O hiçbir işe yaramaz.

Jack tabanları yağladı.

Zor kurtulduk.

Mark meteliğe kurşun atıyor meteliksiz.

Bill beni 20 dakika bekletti.

Mary daima olayları büyütür/habbeyi kubbe yapar.

Kimse onu kesin olarak bilmiyor.

Bildiğim kadarıyla.



My work is over. We can go out now.

There is nothing to be done.

What is that to me?

He leads a dog's life.

Did the medicine do you any good?

Are you making fun of me?

What are you hinding it?

I made up my mind to finish this work.

Jack has a great liking for Turkish Kebaps.

Is this your liking?


İşim bitti. Şimdi çıkabiliriz.

Yapılacak bir şey yok.

Bundan bana ne?

Başı dertten hiç kurtulmaz.

İlaç size iyi geldi mi?

Benimle alay mı ediyorsun?

Ne ima etmek istiyorsunuz?

Bu işi bitirmeye karar verdim.

Jack Türk Kebabını çok sever.

Bu zevkinize göre mi?
I can't help crying.


Every other day.

I am in a hurry.

What do you say about it?

I can't believe my ears.

We had a narrow escape.

I was away on holiday last week..

I am sorry you weren't there.

It takes you one hour to go there.

There is no doubt about it.



Ağlamamak elimde değil
ağlamamaktan kendimi alamıyorum.

Her iki günde bir.

Acelem var.

Buna ne dersiniz?

Kulaklarıma inanamıyorum.

Zor kurtulduk.

Geçen hafta tatilde idim.

Orada olmadığınıza üzüldüm.

Oraya gitmen bir saat sürer.

Ona hiç şüphe yok.


Mary will come for certain.

It is the same to me.

Jack likes to talk big.

Now we are quits.

We eke out a living.

Kathy likes to have a finger in every pie.

You'd better take a shortcut.

Bob looked daggers at the man.

You will have to put up with it.

They will not be long in arriving.


Mary muhakkak gelir.

Bana göre hava hoş.

Jack yüksekten atıp tutmasını sever.

Şimdi ödeştik.

Kıt kanaat geçiniyoruz.

Kathy her işe karışmak ister.

Kestirmeden gitseniz daha iyi olur.

Bob adama bir kaşık suda boğacakmış gibi baktı .

Buna katlanman gerekecek.

Gelmekte gecikmeyecekler.


İngilizce Meslekler
actor
actress
archaeologist
soldier
cook
lawyer
gardener
grocer
fisherman
fishmonger
bank offical
barman
barber
scientist
glazier
surgeon
translator
florist
farmer
locksmith
dancer
decorator
sailor
dentist
doctor
chemist
economist
electrican
retired
real estate agent
house wife
football player
baker
photographer
waitress
waiter
newsagent
journalist
graphic designer
customs officer
referee
judge
porter
nurse
sculptor
servant
hostess
businessman
worker
fireman
jocaaa
cameraman
door keeper
captain
butcher aktör
aktrist
arkeolog
asker
aşçı
avukat
bahçıvan
bakkal
balıkçı
balık satan
banka memuru
barmen
berber
bilim adamı
camcı
cerrah
çevirmen
çiçekçi
çiftçi
çilingir
dansçı
dekoratör
denizci
diş hekimi
doktor
eczacı
ekonomist
elektirikçi
emekli
emlakçı
ev hanımı
futbolcu
fırıncı
fotoğrafçı
garson(bayan)
garson(bay)
gazete bayii
gazeteci
grafiker
gümrük görevlisi
hakem
hakim
hamal
hemşire
heykeltıraş
hizmetçi
hostes
iş adamı
işçi
itfaiyeci
joaaa
kameraman
kapıcı
kaptan
kasap cashier
hairdresser
jeweller
librarian
miner
greengrocer
model
carpenter
printer
civil servant
architect
furniture maker
fashion designer
reporter
accountant
inspector
engineer
musician
notary
teacher
priest
pilot
police
politician
postman
programmer
psychologist
guide
advertisar
receptionist
painter
watchseller
watch repairer
artist
industrialist
prosecutor
secretary
trade unionist
insurer
announcer
sportsman
plumber
poet
singer
driver
mechanic
technician
tailor
shop assistant
merchant
veterinary
treasurer
publisher
authorwriter kasiyer
kuaför
kuyumcu
kütüphaneci
madenci
manav
manken
marangoz
madbaacı
memur
mimar
mobilyacı
modacı
muhabir
muhasebeci
müfettiş
mühendis
müzisyen
noter
öğretmen
papaz
pilot
polis
politikacı
postacı
programcı
psikolog
rehper
reklamcı
resepsiyon
ressam
saatçi
saat tamircisi
sanatçı
sanayici
savcı
sekreter
sendikacı
sigortacı
sipiker
sporcu
su tesisatçısı
şair
şarkıcı
şoför
tamirci
teknisyen
terzi
aaagahtar
tüccar
veteriner
veznedar
yayımcı
yazar






ingilizce atasözleri
A
1- Acele işe şeytan karışır.
• More haste more waste
Haste makes waste
More haste less speed
2- Acı patlıcanı kırağı çalmaz
• The worthless ned no protection
3- Aç esner aşık gerinir. (Davranışlar niyeti gösterir.)
• Manners betray feelings.
B
1- Bağış eden endaze tutmaz.
• The generous do not scrutinize.
2- Bahtın borusu öterse kim olsa oynar.
• He dances well to whom the fortune pipes.
3- Bakan göze yasak olmaz.
• A cat may look at a king.
C
1- Can boğazdan gelir.
• Good food is the back bone of life.
2- Can çıkmayınca huy çıkmaz.
• Habit lasts for a life-time.
3- Cahil ile bal yeme yaşdaş ile taş taşı.
• You do well to accompany somebody about your age.
D
1- Dağda sallanmaz ama zelzele onu sallar
• Mountains may be removed with eathquakes.
2- Dağ dağ üstüne olur ev ev üstüne olmaz.
• Two households (families) cannot get on in one house.
3- Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.
• Friends may always meet but mountains never.
5- Damda pekmezin olsun sinek Bağdat'tan gelir..
• The choice and the loveable lack no suitors




Pαndorα Bunu beğendi.



Kuşlar uçuyor..
Talia. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
günlük, ingilizce, konuşmalar, İngilizce


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557