Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu  



"Taklitler, Asıllarını yaşatırmış."
Go Back   Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat > Biyografi > Yazarlar
Ücretsiz Kayıt ol veya Üye Girişi yapın.
Forum Renkli - Türkiye'nin En Renkli Eğlence ve Paylaşım Platformuna Hoşgeldiniz.
Forum Renkli'ye Hoşgeldiniz. Forumumuza ücretsiz KAYIT olarak, forumumuzda bilgi alışverişi yapabilir ve aramıza katılıp samimi dostluklar kurabilirsiniz.

Forumumuzda bizimle birlikte paylaşıma katılmak için buradan üye olabilirsiniz.



veya Facebook üyeliğiniz ile sitemize kayıt olabilirsiniz.
Etiketli Üyeler Listesi

Yeni Konu Aç Cevap Yaz
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Ekim 2011, 22:50   #21 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdurrahman Şeref ( 1853)- (1925)
tarihçi, yazar


1853 yılında İstanbul’da doğdu. İlk tahsilini Eyüp mahalle mektebinde yaptı. Eyüp Rüşdiyesi'nde okudu. 1873’te Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Mahrec-i Aklam adlı okulda tarih öğretmenliği yaptı. Bu görevden sonra Galatasaray Lisesi ve Muallim Mektebi'nde tarih öğretmeni oldu. Daha sonra Mülkiye Mektebi'ne müdür oldu. Burada genel coğrafya, Osmanlı tarihi, İslam tarihi, istatistik ve ahlak dersleri okuttu. Darülfünun'a devletler tarihi hocası oldu. Defter-i Hakani Nezaretine, Ayan Meclisi üyeliğine ve Maarif Nazırlığı'na (Milli Eğitim Bakanlığı) tayin edildi. İki defa Maarif Nazırı oldu. Bu vazifesinin yanında, telif edilen eserleri tetkik komisyonu üyeliği, vak’anüvistlik, Tarih-i Osmani Encümeni Reisliği ve Ayan Heyeti ikinci reisliği gibi vazifeler verildi.

Birinci Dünya Savaşından sonra İttihat ve Terakki hükumeti iktidardan çekildi. Yeni kurulan Müşir İzzet Paşa kabinesinde önce Posta ve Telgraf Nazırı sonra da Devlet Şurası Başkanı oldu. Salih Paşa kabinesinde önce vekaleten sonra da asaleten Maarif Nazılırlığı yaptı. Kuvay-ı Milliye, İstanbul’a gelip Ayan Heyeti kaldırılınca, Abdurrahman Şeref’in ayan üyeliği sona erdi. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi'nin ikinci seçim devresinde, 1923 yılında İstanbul milletvekili oldu. Ankara’ya gitti. Kızılay’a başkan seçildi. Milletvekilliği sırasında hastalandı ve İstanbul’a döndü. Mezarı Edirnekapı’dadır. Devlet adamlığından ziyade tarihçiliğiyle meşhur oldu. Tarih-i Osmani Encümeni ve Türk Tarih Encümeni mecmualarında bir çok makalesi yayınlanmıştır. 1925 yılında öldü.

Son Osmanlı vakanivüsü Abdurrahman Şeref Laç ile karıştırılmamalıdır

ESERLERİ:

Fezleke-i Tarihi Düvel-i İslamiye (İslam Devletleri tarih özeti),
Tarih-i Devlet-i Osmaniye,
Fezleke-i Tarih-i Devlet-i Osmaniye,
Zübdet-ül-Kısas, Tarih-i Asr-ı Hazır (Yaşadığımız asrın tarihi),
Harb-i Hazırın Menşei (Birinci Dünya Harbinin sebeplerine dairdir),
Sultan Abdülhamid-i Sani’ye Dair,
Tarih Muhasebeleri,
Umumi Coğrafya-yı Umrani,
İlm-i Ahlak ve İstatistik,
Lütfi Tarihi’nin sekizinci cildi





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 12 Ekim 2011, 22:51   #22 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdurraim Altanlı ( 1898)- (1976)
şair, yazar
Kırım Türk Edebiyatı
Abdurraim Altanlı Şeyhzade



1898 yılında doğdu. Şiir yazmaya 1922 yılında Kırım'da başladı. Sürgün bölgelerinde de Kırım Türk şiirinin canlanmasında ve genç şairlerin yetişmelerinde oldukça önemli bir rol oynadı. Eserlerinde sosyalizm propagandası yaptı. Şiirlerinde geleneksel şiir ile yeni şiiri birleştirdi.

Şiirleri yanında edebi bir tenkitçi olarak yazdığı edebi ve sosyal makaleleri de vardır. "Üseyin Şamil Toktargazive Asan Çergeyev" isimli makalesi, 1924'de "Yanı Çolpan" dergisinde basılır. 1934-36 senelerinde edebiyat tarihi ile ilgili makaleleri "Bolşevik Yolu" ve "İleri" dergilerinde basılmıştır. Komünist dönemin en verimli şairlerinden biridir. 1976 yılında öldü.


ESERLERİ:

İlk dönemde yazdığı şiirleri, "Sevem Seni Partiyam!" (1962), "Menim İzlerim" (1970), "Kanatlı Kıvançım" (1972), "Şiirler" (1979) isimli şiir kitaplarında neşredilmiştir.

"Yaş Komünist Yırı" isimli eserini "Yoksul" imzasıyla neşreder. 1928'de "Traktör"; 1930'da "Ateşli Satırlar"; 1932'de "Yeniş Yırları" isimli şiir kitapları çıkar. 1935 yılında "Bu Epoha" adlı eserinde şiirlerini, hikayelerini denemelerini toplamıştır.





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 12 Ekim 2011, 22:51   #23 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdül Fettah Rauf
şair
Makedonya Türk Edebiyatı



1910 yılında Üsküp'te doğdu. İyi bir medrese öğrenimi gördü. Öğreniminin sonunda müderrisliğe yükseldi. İki dünya savaşı arasında Makedonya Türklerinin yetiştirebildiği, sayıları çok az olan aydın ve ulemadandır.

İnançlarından taviz vermeye yanaşmadığından, 1945 yılında yeni kurulan Yugoslavya rejiminin gazabına uğradı. Dini liderlikle suçlanıp yargılandı. Hapse atıldığı sırada illegal "Yücel" Teşkilatı da ortaya çıkarılmıştı. "Yücel" Teşkilatı içinde çalıştığına dair herhangi bir bulgu yoktur. Her nasıl olursa olsun, asıl amaç, Makedonya Türkleri arasında liderliğe yükselebilecek saygın kişilerin susturulması, bununla da halkın tamamen sindirilmesiydi. 1956 yılma kadar hapis yattı. Bir yıl da Bosna Hersek'te bulunan Doboy'da "taş kırmaya" gönderildi. Hapiste geçirdiği yıllar sağlığını bozmuş, onu bedenen çöktürmüştü. Hapisten çıkışından sonra da, sadece şekil değiştiren eziyetten yakayı kurtaramadı. Uzun zaman işsiz kaldı. Müezzinlik yapmasına bile izin verilmeyip mağdur edildi. Hayatının son yıllarında, Makedonya Devlet Arşivi'nde işe alındı. 1963 yılında vefat etti.

İki dünya savaşı arasında başlayan şiir çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. Hapishanede geçirdiği yıllarda bile şiiri terk etmedi. Hapisteyken kaleme aldığı seksen bin kadar mısraı, ele geçirilip başına başka dertler açmasın diye, dostları tarafından imha edilip yakılmıştır. Türlü şahısların elinde kalmış üç yüz bin civarında mısrası bulunduğu söylenmektedir.

Dini, milli ve sosyal konulara ağırlık veren Abdül Fettah Rauf'un şiirlerinin büyük bir kısmını, ölümünden hemen sonra, öğrencilerinden Kemal Aruçi Vrapçişte'ye götürmüştür. Kimi örnekleri Üsküp'te yayımlanmakta olan "El Hilal" dergisinde yayınlanmıştır. Şiirleri, şu ana kadar kitap haline getirilememiştir.





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 12 Ekim 2011, 22:52   #24 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdülbaki Gölpınarlı ( 12.01.1900)- (25.08.1982)
yazar
tasavvuf, tarikatlar, divan edebiyatı ve İran edebiyatı araştırmacısı



Asıl adı Mustafa İzzet Baki'dir. 12 Ocak 1900 tarihinde İstanbul'da doğdu. Mevlevi tarikatı üyelerinden gazeteci Ahmed Agâh Efendi'nin oğludur. Babasının ölümü üzerine Gelenbevi İdadisi'nin son sınıfından ayrılmak zorunda kaldı. Bir süre kitapçılık ve ilkokul öğretmenliği yaptı. 1927'de Erkek Muallim Mektebi'ni, 1930'da İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi. Konya, Kayseri, Balıkesir ve Kastamonu liseleri ile İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde metinler şerhi okuttu. Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde İslam-Türk tasavvuf tarihi ve edebiyatı okuturken (1945) Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle tutuklandı. 10 ay hapis yattıktan sonra aklandı. 1949'da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Türkiyat Mecmuası, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası ve Şarkiyat Mecmuası gibi yayın organlarında edebiyat tarihi ve fütüvvetle ilgili çok sayıda makale yayınladı. Türk Ansiklopedisi ile İslam Ansiklopedisi'ne çeşitli maddeler yazdı. 25 Ağustos 1982 tarihinde İstanbul'da öldü.

ESERLERİ:
Melâmilik ve Melâmiler (1931) ve Kaygusuz-Vizeli Alâeddin'den (1933) sonra, 1936'da doktora tezi olarak hazırladığı Yunus Emre, Hayatı, Sanatı, Şiirleri'ni (6. bas. 1986) yayımladı. Onu Yunus Emre ile Âşık Paşa ve Yunus'un Batıniliği (1941) ve Pir Sultan Abdal (1943; P. N. Boratav ile birlikte) izledi. Gölpınarlı, Celaleddin Rumi'nin (Mevlânâ) Mesnevi'sini (1941-46, 6 cilt) Türkçeye çevirdi. Yunus Emre Divanı'nı (1943, 2 cilt) yayıma hazırladı.

Gölpınarlı'nun 1945'te yayımladığı Divan Edebiyatı Beyanındadır'da yer alan edebiyat eleştirisi tartışmalara yol açtı. Kitabın savına göre divan edebiyatı İran edebiyatının kötü bir taklidiydi; toplum sorunlarıyla ilgilenmiyor, insanları uyuşukluk ve tembelliğe iterek hayalcilik ve kadere boyun eğmeye özendiriyordu. Sonraları divan şiirine daha yumuşak bir tutumla yaklaşan Gölpınarlı Fuzuli Divanı (1948), Nedim Divanı (1951) gibi yapıtları yayıma hazırladı.

Gölpınarlı, Mevlânâ Celaleddin (1951), Mevlânâ'dan sonra Mevlevilik (1953), Mevlevi Âdap ve Erkânı (1963) ve Mesnevi Şerhi'nde (1973, 6 cilt) Mevleviliğin dünya görüşünü işleyerek yorumladı. Tasavvuf, tasavvuf edebiyatı, mezhepler ve tarikatlar konusunda da Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Veli (1958), Alevî, Bektaşî Nefesleri (1963), 100 Soruda Türkiye'de Mezhepler ve Tarikatlar (1969), 100 Soruda Tasavvuf (1969), Türk Tasavvuf Şiiri Antolojisi (1972), Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri (1977) gibi geniş kapsamlı çalışmalar yayımladı. Öbür yapıtları arasında Şeyh Galip, Hayatı, Sanatı, Şiirleri (1953), Nailî-i Kadim, Hayatı, Sanatı, Şiirleri (1953) Kaygusuz Abdal-Hayatı-Kul Himmet (1953), Nesimî-Usulî-Ruhî (1953), Divan Şiiri (1954-55, 4 kitap), Oniki İmam (1958), Nasreddin Hoca (1961), Yunus Emre ve Tasavvuf (1961), Yunus Emre, Risâlat al-Nushiyye ve Divan (1965), Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin (1966), Hz. Muhammed ve İslam (1969), Şeyh Galip, Seçmeler (1971), Hurufilik Metinleri Katalogu (1973), Hayyam ve Rubaileri (1973), Müminlerin Emiri Hz. Ali (1978), Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik (1979) sayılabilir. Gölpınarlı'nın ayrıca bir Kuran çevirisi (Kuran-ı Kerim ve Meali, 1955) vardır.





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 12 Ekim 2011, 22:53   #25 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdülhak Hamit Tarhan ( 05.02.1851)- (12.04.1937)
şair, tiyatro yazarı, büyükelçi


5 Şubat 1851’de İstanbul’da doğdu. Babası, dedesi ve soyu ilim aleminde isim yapmış şahsiyetlerdi. Dedesi Abdülhak Molla, İkinci Mahmud ile Abdülmecid Han'ın hekimliğini yapmış, şiir ve tarihle uğraşmıştı. Babası Hayrullah Efendi ise, meşhur bir tarihçi ve diplomattı.

Abdülhak Hamid ilk tahsiline Evliya Hoca, Behaeddin ve Hoca Tahsin Efendi gibi özel hocaların huzurunda başladı. Özellikle Hoca Tahsin Efendi'nin Abdülhak Hamid üzerindeki etkisi büyüktür. Daha sonra Bebek Köşk Kapısındaki mahalle mektebi ile Rumelihisar Rüşdiyesine kısa süre devam etti. Ailesi tarafından Paris’te eğitim yapması uygun görülünce ağabeyi Nasuhi Bey ile 1863 Ağustosunda Paris’e gitti. Orada özel bir koleje başladı. Kısa zamanda Fransızcasını ilerletti. 1,5 sene tahsilden sonra, yanlarına gelen babası ile İstanbul’a döndü. İstanbul’da Fransız mektebine başladı ve Fransızcasını ilerletmek için Babıali’de tercüme odasına girdi. On dört yaşlarındayken, Tahran büyükelçiliğine tayin edilen babasıyla birlikte İran’a gitti, 1,5 sene özel olarak Farsça dersleri aldı. Babasının 1867’de vefatı üzerine İstanbul’a döndü.

İstanbul’a döndükten sonra, önce Maliye mektubi, daha sonra sadaret kaleminde vazife yapan Abdülhak Hamid, buralarda Ebüzziya Tevfik ve Recaizade Mahmud Ekrem'le tanıştı. Sami Paşa’dan Hafız Divanı’nı okudu. Bu arada Tahran hatıralarını anlatan Macera-yı Aşk adlı ilk eserini yazdı ve meşhur Makber mersiyesini yazmasına sebeb olan Fatma Hanım'la evlendi. 1876 senesinde, hariciye mesleğini seçti. Paris Sefareti ikinci katibliğine tayin edildi ve iki buçuk sene vazife yaptı. Bu arada Fransız edebiyatını yakından tanıma fırsatı buldu. Paris dönüşü bir süre açıkta kaldı. 1881’de Poti, 1882’de Golos, bir sene sonra da Bombay başşehbenderliklerine (konsolosluk) tayin edildi. Bombay’da üç sene kaldı. Eşi Fatma Hanım'ın rahatsızlığının artması üzerine, İstanbul’a dönmek için yola çıktı. Fatma Hanım Beyrut’ta vefat etti.
Bombay dönüşünde Londra elçiliği başkatipliğine tayin edildi. Fakat Zeynep isimli manzum piyesi yüzünden, vazifeden alındı. Bir süre boşta gezdikten sonra edebiyatla uğraşmayacağına söz vermesi üzerine, tekrar Londra’daki eski görevine gönderildi. Bu gidişinde İngiliz olan Nelly Hanım ile evlendi. 1895 senesinde Lahey büyükelçiliğine iki sene sonra tekrar Londra elçiliği müsteşarlığına tayin edildi. Hanımının rahatsızlanması üzerine, 1900’de İstanbul’a döndü. 1906’ya kadar İstanbul’da kaldı. 1906’da Brüksel büyükelçiliğine tayin edildi. 1911’de hanımı Nelly’nin ölümü üzerine Belçikalı Lüsyen Lucienne Hanım ile evlendi. Balkan savaşları sırasında kabine tarafından azledilince, İstanbul’a döndü. Maarif Nezareti teklif edildi ise de kabul etmedi. Bir süre açıkta kaldıktan sonra ayan üyeliğinde bulundu. Mütareke yıllarında Viyana’ya gitti. Burada sıkıntılı günler geçirdi. Cumhuriyetin ilanından sonra anavatana döndü. 1928 senesinde İstanbul milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. Kendisine vatana üstün hizmet fonundan maaş bağlandı. Ayrıca belediye de, dayalı döşeli bir apartman dairesi verdi. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu’dadır.

Abdülhak Hamid, Tanzimat sonrası bütün edebi ve siyasi devirleri yaşamış bir şairdir. Tanzimatı, meşrutiyetleri ve cumhuriyeti görmüştür. Bu devirlerdeki Tanzimat, Servet-i Fünun, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıdı. Ayrıca uzun seneler doğuda ve batıda diplomat olarak bulunması her iki edebiyatı tanımasına sebep oldu. Bu sebeple Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirdi. İlk başlarda Tanzimat ekolünün tesirinde kalmış sonra batıyı tanıyınca, klasik edebiyattan ayrılarak batı tekniği ile eser vermiştir. Edebiyatımızın yeni bir çehre kazanmasında Recaizade Ekrem daha çok teorik yönünü işlerken, Hamid yazdıklarıyla bunu uygulamıştır. Eserlerinde batı edebiyatından bilhassa Shakespeare ve Victor Hugo’nun tesirleri açıkça görülür. Şiirlerindeki başlıca konu romantik ve felsefi düşünceler, ölüm duyguları ve insan kaderi hakkındadır. Şiirlerinde pekçok yabancı kelime vardır. Batı yazarlarından etkilenerek yazdığı dramalar Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur. Kendisine son zamanlarda Şair-i azam (en büyük şair) ünvanı verilmiştir.

ESERLERİ

Abdülhak Hamid’in eserleri iki grupta toplanmaktadır:
Şiirleri: Makber, Ölü (1885), Kahpe (1885), Bala’dan Bir Ses (1911), Validem (1913), Yadigar-ı Harb (1913), İlham-ı Vatan (1918), Tayflar Geçidi (1919), Garam (1919), Yabancı Dostlar (1924).
Tiyatroları: Hamid’in tiyatroları mensur ve manzum olmak üzere iki kısımdır. Mensur tiyatroları: Macera-ı Aşk (1873), Sabrü Sebat (1875), İçli Kız (1875), Duhter-i Hindu (1876), Tarık yahut Endülüs’ün Fethi (1879), İbn-i Musa (1880), Finten (1898). Manzum tiyatroları: Nesteren (1878), Tezer (1880), Eşber (1880), Sardanapal (1908), Liberte (1913).

MAKBER’den

Eyvah! Ne yer ne yar kaldı.
Gönlüm dolu ah u zar kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede, gelip ezelden,
Ben gittim, o hak-sar kaldı.
Bir guşede tarumar kaldı.
Baki o enis-i dilden eyvah,
Beyrut’ta bir mezar kaldı.





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 12 Ekim 2011, 22:53   #26 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdülhak Şinasi Hisar ( 1888)- (03.05.1963)
yazar


1888 yılında İstanbul'da doğdu. Münevver ve Hazine-i Evrak gazetelerini çıkarmış olan Mahmud Celaleddin Bey'in oğludur. Galatasaray Lisesi'den mezun oldu. Yüksek tahsilini Paris'te Ecol Libre des Science Politiques'te yaptı.

Küçük yaşta bir Fransız mürebbiyeden Fransızca, Tevfik Fikret'ten de Türkçe dersleri aldı. Çocukluğu Boğaziçi, Büyükada ve Çamlıca gibi İstanbul'un en güzel yerlerinde geçti.

Çevresinin tesiri ve batılı tarzda eğitilmiş olmasının bir neticesi olarak; geçmişe olumsuz bakış açısıyla Paris'e gitti, Jön Türklerin faaliyetlerine katıldı.

Paris'te Fransız yazar ve şairlerle tanıştı. Bazılarının hayranı oldu. İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a döndü (1908). Bir Fransız şirketinde memur olarak çalıştı. Stines Şirketinde Osmanlı Hükumetinin umumi katipliğini yaptı (1913 - 1920).

İstanbul'da çeşitli yerlerde çalıştıktan sonra, Ankara'da Hamdullah Suphi'nin aracılığıyla Balkan Birliği Cemiyeti'nde genel sekreter oldu. Dışişleri Bakanlığı'nda müşavir olarak çalıştı (1931-1945). Barış konferansı için Amerika'ya gitti. Dönüşte İstanbul'a yerleşti. Çeşitli bankaların idare meclis azalığında çalıştı. Hayatında hiç evlenmedi.
3 Mayıs 1963'te vefat etti.

Abdülhak Şinasi Hisar, yazı yazmaya Mütareke yıllarında başladı. Dergah, İleri, Medeniyet, Ağaç, Türk Yurdu, Milliyet ve Dünya gibi dergi ve gazetelerde tenkit ve deneme türünde yazılar yazdı.

Geçmişi Batı'da keşfetti

Önceleri geçmişi tenkid eden Abdülhak Şinasi, Fransa'ya gittikten sonra, geçmiş zamanı övmeye başladı. Mazi şuurunu canlandırmaya çalıştı. "Bir millete yapılabilecek en sinsi ve en şeytani hücum, onun vicdanından mazisini almak, hafızasından mazisini yok etmektir" diyerek mazinin önemini belirtmiştir.

Yazdığı romanlarda da geçmiş zamanın özlemini anlatır. Olaylara değil, zamana, mekana, eşyaya, duygu ve düşüncelere, insanlara ve onların kıyafetlerine çok değer verir. Üslubu şahsi ve orijinaldir. Hiç bir zaman dilde kelime tasviyesine kapılmamış, dilin ahenginden istifade etmesini bilmiş ve şiire kaçan bir dil kullanmıştır.

ESERLERİ:

Fehim Bey ve Biz, Çamlıca'daki Eniştemiz, Ali Nizami Bey'in Alafrangalığı ve Şeyhliği adlı romanları yanında, Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları, Geçmiş Zaman Köşkleri gibi hatıra, deneme, şiir türünden eserler de vermiştir. İstanbul ve Pierre Loti ile Yahya Kemal'e Veda diğer eserlerindendir. Ahmet Haşim'le ilgili olarak; Ahmet Haşim, Şiiri ve Hayatı adlı eseri yazmıştır.





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 12 Ekim 2011, 22:54   #27 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdülhakim Arvasi ( 1865)- (1943)
müderris-akademisyen, mutasavvıf


Son asırda yetişen, zahir ve batın ilimlerinde kamil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir, büyük alim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük veli. Allahü tealanın emir ve yasaklarını insanlara anlatan ve kendilerine Silsile-i aliyye adı verilen büyük alimlerin otuz dördüncüsüdür.

1865 (H. 1281) yılında Van'ın Başkale ilçesinde doğdu. Babası Seyyid Mustafa Efendi'dir.

Babası Seyyid Mustafa Efendi ve bütün dedeleri, zamanlarının alimleriydi İmam-ı Ali Rıza bin Musa Kazım soyundan olup, seyyid oldukları Irak'taki şer'i mahkeme defterlerinde yazılıdır. Arvasi ailesi, altı yüz seneden beri ilim yaymakla ve en üstün insanlık meziyetlerinde nümune olmakla tanınmıştır. Aile, halk arasındaki ayrılıkları gidermekte, milli birliği sağlamakta büyük vazifeler üstlenmiş ve bunları devam ettiregelmişlerdir.

Ilk tahsilini babasının huzurunda gördü. Daha sonra Arvas'a giderek, yüksek tahsilini, büyük alim Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin huzurunda tamamladı. 1300 hicri sene başında ilm-i sarf, nahv, mantık, münazara, vad', beyan, meani, bedi', belagat, kelam, usul-i fıkh, tefsir, tasavvuf, ulum-i hikemiyye yani hikmet-i tabi’iyye (fizik, biyoloji), hikmet-i ilahiyye, riyaziyye (yani matematik, geometri), hey’et (astronomi) gibi zahir ilimlerde icazet (diploma); tasavvufun Nakşibendiyye, Kadiriyye, Küfreviyye, Sühreverdiyye ve Çeştiyye yollarından hilafet aldı. Başkale'de otuz yıl kadar tedris ve irşad ile meşgul oldu. Yani ders okuttu ve insanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlattı.

1914 (H. 1332) yılında Birinci Dünya Harbi çıkıp Ruslar Doğu Anadolu'yu işgal edince, Başkale'den hicret edip, Irak'a, oradan Adana, Eskişehir ve 1919 (H. 1337)da İstanbul'a geldi. Eyyub Sultan'da önce yazılı medreseye, sonra Gümüşsuyu Tepesindeki Mürteza Efendi Dergahına yerleşti ve Kaşgari Hanekahı meşihatına tayin olundu. İslam halifelerinin ve Osmanlı Sultanlarının sonuncusu olan Sultan Vahideddin tarafından Medrese-i mütehassısin denilen Ilahiyat Fakültesinde tasavvuf müderrisi olarak 8 Zilkade 1919 (H. 1337) tarihli ferman ile tayin edildi.

Anadolu'da çarpışan Kuvay-ı Milliyenin galip gelmesi için para, mal ve dua ile yardım edilmesi, eli silah tutanların onlara katılmaları için milleti teşvik ederek çok kimseyi Anadolu'ya gönderdi. Çok yardım yapılmasına sebep oldu. Uzun zaman irşad, vaz ve tedris ile meşgul olup hayatının sonuna doğru İzmir'e gönderildi. Zor şartlar altında Izmir'de kaldığı sırada ihtiyarlığın da verdiği takatsizlikle hastalandı. Ankara'ya getirildi. Ankara'ya geldikten bir kaç gün sonra 27 Kasım 1943 (H. 1362) tarihinde vefat etti.

Ankara'nın kuzeyinde bulunan Bağlum beldesinde defnolundu. Kabri ziyaret edilmektedir.

Çocukları ve torunları

Seyyid Abdülhakim Arvasi'nin üç oğlu ve iki kızı vardır. Kızlarından Şefia Hanım, hicrette Musul'da vefat etti. Enver Medeni de hicret esnasında 1918 (H. 1336)de Eskişehir'de vefat etti. İkinci oğlu Ahmet Neyyir Mekki Üçışık Efendi uzun zaman Üsküdar ve Kadıköy müftülüğü yaptı. Kadıköy müftüsüyken 1967 (H. 1387) yılında İstanbul'da vefat etti.

Üçüncü oğlu Seyyid Münir Üçışık, İstanbul Belediyesinde satış memurluğunda çalıştı. Doğruluğu, çalışkanlığı ve güzel ahlakıyla etrafının sevgisini kazanmıştı. 1979 (H. 1400)da İzmir'de vefat edip Ankara Bağlum'a defnedildi.

İkinci kızı Maide Hanım, eski Van mebusu Seyyid İbrahim'in zevcesiydi. Seyyid Ibrahim Arvas vefat etmiştir. Maide Hanım, Ankara'da damadı Seyyid M. Emin Garbi ve kızı Ümmü Gülsüm hanımefendi ile birlikte yaşadı.

Görünüşü

Seyyid Abdülhakim Arvasi, vücutça gayet mutedil ve kusursuzdu. Buğday tenliydi. Alnı geniş ve açıktı. Kaşları birer hilal gibi olup, kabarık ince ve ölçülüydü. Nur bakışlı gözleri iriceydi. Burnu ahenkli ve normalden büyükçeydi. Yüzü zaifçe olup sakalı sıktı. Bedeni iri yapılı olup, insana mutlak surette hürmet telkin edici bir vakar ve heybeti vardı.

Yaşayışı

Her hali ve hareketi ile İslamiyete uyardı. Çok mütevazi olup; "Ben" dediği işitilmemişti. Çok heybetli ve temkin sahibiydi. Çok misafir severdi. Yardım yapmaktan hoşlanırdı. Ziyaretlere gider, davetlere icabet ederdi.

Seyyid Abdülhakim Arvasi din bilgilerinde ve tasavvufun ince marifetlerinde derin bir derya idi. Üniversite mensupları, fen ve devlet adamları, çözülemez sandıkları güç bilgileri sormaya gelir; sohbetinde, dersinde bir saat kadar oturunca, cevabını alır; sormaya lüzum kalmadan o bilgi ile doymuş olarak geri dönerdi. Teveccühünü, sevgisini kazananlar, sayısız kerametlerini görürdü. Çok mütevazi, pek alçak gönüllüydü.

Ders verdiği camiler

Eyyub Sultan, Fatih, Bayezid, Bakırköy, Kadıköy, Beyoğlu'nda Ağa Camiileri kürsülerinde senelerce ilim neşretmiştir.

Seyyid Abdülhakim Arvasi ayrıca Vefa Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. Sultan Selim Camii yanındaki Süleymaniyye Medresesinde, tasavvuf müderrisi (profesörü) iken Er-Riyad-üt-Tasavvufiyye kitabını yazmıştır.

1943 (H. 1362)te Ankara'da vefat etti. Kabirleri Ankara yakınındaki Bağlum kasabasındadır. 1943 (H. 1362)te Ankara'da vefat etti. Kabirleri Ankara yakınındaki Bağlum kasabasındadır.

ESERLERİ:

Tasavvuf hakkında risale büyüklüğünde çeşitli mektupları vardır.

Mevlid okunmasının ve tespih kullanmanın başlangıç ve meşruiyeti hakkında bir risale, Rabıta-i Şerife Risalesi, Sahabe-i Kiram ve Ecdad-ı Peygamberi risaleleri, İslam Hukuku, Keşkul ve Sefer-i Ahiret isimli eserleri, Arabi, Farisi ve Türkçe şiirleri pek kıymetlidir.

Görüşleri

Abdülhakim Arvasi'nin kıymetli görüşlerinden biri şöyledir: "İnsanı kaplayan sıkıntıların birinci sebebi, Hakk'a karşı şirk ve müşrikliktir. İlim ve fen ilerlediği halde, insanlığın ufuklarını sarmış olan fesad karanlığı hep şirkin, imansızlığın, vahdetsizliğin ve sevişmezliğin neticesidir. Beşeriyet ne kadar uğraşırsa uğraşsın, sevip sevilmedikçe, ızdırap ve felaketten kurtulamaz.Hakk'ı tanımadıkça, Hakk'ı sevmedikçe, Hak tealayı hakim bilip, O’na kulluk etmedikçe, insanlar, birbiri ile sevişemez. Hak'dan ve Hak yolundan başka her ne düşünülse, hepsi ayrılık ve perişanlık yoludur.”





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 12 Ekim 2011, 22:55   #28 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdülkadir İnan ( 1889)
akademisyen, tarihçi, halkbilimci, yazar


Başkurdistan’ın Çıgay köyünde 1889 yılında doğdu.
Rusya’nın Çarlık döneminde Troyitsk’de Resuliye ve Yüksek Öğretmen Okulu’nda öğrenim gördü (1914). Resuliye Okulu Müdürü Abdurrahman Resuli ve Rusya Türkleri’nin ünlü yazarı, Muallim dergisi yayıncısı Hasan Ali Efendi’nin özendirmesi ile Türk folkloru konusunda çalışmaya başladı. Öğretmenlik görevini sürdürmeye başladığı sıralarda bu konuda geniş bir zamana ve imkana da kavuşmuştur (1915-1923).

Rus istilasına karşı Başkurdistan’ın bağımsızlığını korumak amacıyla girişilen mücadeleye etkin bir biçimde katıldı. Bir ara Başkurt Eğitim Bakanlığı Bilim Kurulu üyeliğinde bulundu. Başkurt kadınlarının beşik ninnileri, Ruslarla yapılan mücadeleleri konu edinen destan parçaları gibi folklor malzemelerini toplarken, Zeki Velidî Togan’ın tavsiyesi üzerine çalışmalarını bütün Türk boylarının folklorunu kapsayacak genişliğe ulaştırdı. Türk destanları (özellikle Kırgızlar’ın Manas Destanı) ve Şaman inançları üstüne özgün araştırmalar ortaya koydu. Petrograd (Leningrad) kitaplıklarında çalışırken, pek çok bilimsel kitabı Başkurdistan’a getirdi. Bağımsızlık savaşı sonunda Türkistan’daki komitenin yardımı ile Zeki Velidî Togan ile birlikde Asya’daki Türkler’in yaşadığı bölgeleri dolaştı. İran ve Afganistan’a, oradan da Hindistan’a ve Avrupa’ya geçti (1924).

Paris ve Berlin’deki bilimsel çalışmalarına, Türkiye’ye geldikten sonra asistan olarak girdiği Türkiyat Enstitüsü’nde devam etti. Zeki Velidî Togan ile Yeni Türkistan dergisini (1927) çıkardı.

Halk Bilgisi Haberleri (1928) dergisinin yayınına katıldı. Türkiye Halk Bilgisi Derneği’nin bilimsel komisyonu üyesi iken Erzurum ve Hasankale’de folklor araştırmaları yaptı. Birinci ilmî seyahate ait rapor (1930) bu dönemin ürünüdür. “Yeni Türk” dergisinde ve “Azerbaycan Yurtbilgisi” ile zamanının hemen bütün Türkçü/Milliyetçi dergilerinde pek çok değerli araştırmaları yayınlandı. Çok verimli bir kalemi vardı. Şimdiki Türk Dil Kurumu’nun ilk şekli olan ve hemen hepsi de Atatürk’ün istekleri doğrultusunda kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nde vazifeler aldı. Birincisinin ilk umumî kâtibliğini üstlendi. Ruşen Eşref ve Maarif Vekili Reşid Galib’in daveti üzerine Ankara’ya gitti.

Cemiyette ihtisas katibi olarak görev aldı. İlmi komisyon ve kılavuz kolu çalışmaları üyesiyken pek çok defa Atatürk ile görüştü. Atatürk’ün dil konusunda yaptığı toplantılara ve çalışmalara katıldı.

Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulurken (1935), Atatürk kendisinden fakültede Doğu Türk lehçelerini incelemesini ve bu konuda ders vermesini istedi. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde 1944’e kadar profesörlük yaptı. Türk lehçelerinin özellikleri ve tasnifi Türkolojinin tarihçesi, Orhon ve Yenisey yazıtları, Kırgızcanın genel özellikleri ve Manas Destanı gibi konularda dersler verdi. Bu dersleri de “Türkoloji ders Hülâsaları” adlı kitabında toplayarak yayınladı (1936).

Ayrıca Güneş Dil Teorisi üzerinde de durdu. Bu teorinin temel özelliklerini ve kurallarını açıkladı. Bazı Türkçe ve Islavca kelimeleri bu teoriye göre çözümledi. 1944 yılında, üniversitedeki unvan ve kadrosu kaldırıldı. Tercüman ve okutman olarak 1955’e kadar görevde kaldı.

Bu arada Türk Dil Kurumu’nda başuzman olarak da çalışıyordu. Şaman inançlarının genel özelliklerini belgesel olarak ortaya koydu. Diyanet İşleri Başkanlığı Danışma Kurulu’nda çalıştı. 1964’den sonra Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nde uzman olarak görev aldı.

Sağlığında yalnızca beş eseri yayınlandı. Ölümüne yakın günlerde üç bine yakın makalesinden seçmeler yapılarak yayına hazırlandı ve ilk cildi yayınlandı. Ölümünden sonraki yıllarda da ikinci cildi yayınlandı. Bunlar bin sahifeye yaklaşan hacmi yanında muhtevası ile de Türk milletinin esas ve temel kaynaklarını araştıran, tetkik eden, yorumlayan yazılmamış ve yazılamayacak kadar derin ve tarihî malzemenin yorumları idi. 1 Ekim 1976 tarihinde öldü.

MİSYONU

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında kurulan dil ve tarih kurumlarında, üniversitelerin kuruluş ve teşkilatlanmalarında da çok önemli roller aldı. Atatürk’ün bir akademi gibi çalışan Çankaya toplantılarının en devamlı ilim adamlarından birisi de o idi.

Aynı zamanda büyük bir istiklâl savaşçısı, devlet adamı, Türk dili ve kültürü bilim adamıdır.





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Reklam Alanı
Alt 12 Ekim 2011, 22:56   #29 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdülkadir Karahan ( 1913)
akademisyen


1913 yılında Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde doğdu. İstanbul Üniversitesi, Yüksek Öğretmen Okulu ve Sorbonne Üniversitesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Yüksek İslâm Enstitüsü ve Kahire Ayn Şems Üniversitesi'nde profesör olarak görev yaptı. Özellikle Eski Türk Edebiyatı ve başta hadis olmak üzere İslâmi İlimler alanlarında 40'ın üzerinde eser verdi. Yurtiçi ve yurtdışında yayınlanan çok sayıda ilmi makalesi vardır. Tasvir, Yeni Sabah, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Güneş ve Türkiye gazetelerinde yazılar yazdı. M.E.B., İlesam, Türk Edebiyatı Vakfı, Türkoloji Enstitüsü ve daha birçok kurum tarafından ödül verildi. Dünya Mukayeseli Edebiyat Birliği, Altay İlimleri Daimi Konferansı,İkbal Akademisi'nin yanısıra bir çok milletlerarası ilmi kuruluşun üyesi idi. Evli ve bir kız babası. 2000 yılında İstanbul’da vefat etti.


ESERLERİ:


Güneşin Doğduğu Yurt (1934)- Fuzuli - Muhiti, Hayatı ve Şahsiyeti (1949, 1985, 1995, 1996),- Nabi (1953, 1967,genişletilmiş baskı 1987),- N ef' i (1954, 1967,genişletilmiş baskı 1986),- İslâm-Türk Edebiyatında Kırk Hadis (1954),- Dr. Muhammed İkbal ve Eserlerinden Seçmeler.(1974),-Eski Türk Edebiyatı İncelemeleri (1980),- Müslümanlığın Temel Bilgileri (1981),- Türk Kültürü ve Edebiyatı (1985),- Şirazlı Hafız ve Şiirlerinden Seçmeler (1988),- Les Poetes Classique a L'Epoque de Soliman le Magnifique (1991).





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Alt 12 Ekim 2011, 22:57   #30 (permalink)
ol iz vel

..Shalini # - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 09 Ekim 2011
Nerden: Aliyona
Yaş: 94
(Mesajlar): 1.562
(Konular): 289
Renkli Para : 6859
Aldığı Beğeni: 20
Beğendikleri: 9
Ruh Halim: Bulutlarda
Takım :
Standart

Abdüllatif Benderoğlu ( 1937)
Irak Türkmeneli
gazeteci, şair, yazar



1937 yılında Irak'ın Tuzhurmatu şehrinde doğdu. Bir demircinin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Tuzhurmatu ve Kerkük’te yaptı. Kerkük’teki Irak petrol şirketinin teknisyen okulunda üç yıl okudu. 1956’da siyasi sebeplerden ötürü okuldan atıldı. Okuldan atıldıktan sonra, kimi şirketlerde teknik ressam olarak çalıştı. 1964 yılında siyasi faaliyetlerinden dolayı Irak’tan ayrılmak zorunda kaldı. Önce Lübnan, sonra Yunanistan, daha sonra da Bulgaristan’a gitti. Sofya’da yayınlanan Türkçe gazete ve dergilerde yazdığı şiirlerle hayatını sürdürdü. 1965’te yurduna döndü. 24 ocak 1970’te Irak Türklerine bazı kültürel hakların tanınması üzerine Kerkük ve Kuzey Bölgesi İrşad Müdürlüğü'ne atandı. Üç ay bu görevde kaldıktan sonra, Irak Tanıtma Bakanlığ'ına bağlı Türkmen Kültür Müdürlüğü ve haftalık Yurt gazetesinin genel yayın yönetmeni oldu.

Türklerin yaşadığı bir çok ülkede, bu meyanda Yunanistan, Yugoslavya, Bulgaristan, Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan’da bulundu. Türk kültürüne yaptığı hizmetler dikkate alınarak, Bakü Memmed Emin Resulzade Üniversitesi tarafından 1992’de fahri doktora ile ödüllendirildi.

2000 yılına kadar, Irak'ta Türkçe yayınlanan Yurt gazetesinin redaktörlüğünü yürüttü.





..Shalini # isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı
Yeni Konu Aç Cevap Yaz

Etiketler
başlayan, biyografisi, ile, yazarların


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum Renkli Sosyal Medya
Forumrenkli Facebook Forumrenkli Twitter Forumrenkli RSS
Forum Renkli Desteklediklerimiz

Forum Renkli Yasal Uyarı!

Forum Renkli Türkiye'nin en renkli eğlence ve bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Forum Renkli; Arkadaşlık, Dostluk, Eğlence, Paylaşım, Msn Nickleri, Msn Sözleri, Msn Avatarları, Ödüllü Yarışmalar, Msn Sözleri, Şiirler, Şarkılar, Moda, Sağlık, Tv, Dizi, Film, Komik, Komik Resimler, Komik Videolar, Haberler, Spor Haberleri ve Güncel Bilgi Paylaşımı gibi konuların kullanıcıları tarafından önceden onay almadan anında yayınlayabildikleri bir forumdur.

Copyright© 2011 - 2013, ForumRenkli.com® Tüm Hakları Saklıdır.


Forum Renkli Alexa Forum Renkli Sitemap



vBulletin® Version 3.8.7 ile güçlendirilmiştir.
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd
Inactive Reminders By Realdizayn

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1 ©2011, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557